![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
1 NİSAN’DA KALDIĞI YERDEN TEKEL DİRENİŞİ İÇİN ANKARA’YA
Tekel İşçilerinin onurlu direnişi 1 Nisan itibarıyla yeni bir seyir defteri yazmaya devam edecektir. Sendika ağalarının Ankara direnişini satması, sahiplenmemesi ve işçilerin de yılgınlığının etkisiyle yarım kalan Ankara Direnişi 1 Nisan’da yeni bir defter, beyaz bir sayfa açarak kızıllaşmaya doğru ilerleyecektir yeniden. Yine yine yeniden diyebilmek için; Tekel Direnişinin kaldığı yerden devamı için Ankara yolları yine mücadelenin ara sıcaklarından olacaktır. Ankara Direnişinin sonlandırılması sonrası bulundukları tüm alanlarda mücadeleyi bir biçimiyle sürdüren Tekel İşçilerinin kazanım elde etmeden, geçici olarak ağızlarına bir parmak bal çalınması, kazanım gibi sunulan Danıştay kararı ile nefeslenen mücadelenin yeni bir boyut, çığır açacağı kesindir. Dört bir yandan Ankara’ya akacak kanal kanal işçi sınıfının bu kez daha sert bir biçimde karşılanması hiçte olasılık dışı değildir. Zira Ankara’ya ayak bastırıldıkları ilk mücadele deneyiminden işçi sınıfı, komünistler dersler çıkardıkları gibi; düzenin efendileri ve onların kolluk güçleri de çıkarttılar. Bu kez, Ankara’ya hiç almamak, doğrudan geri döndürmek ya da basit bir mitingle geçiştirme sonrası uyutmak taktiği izleyebileceğini öngörmek lazımdır. Diğer yandan Anadolu işçi sınıfının değişik bölüklerinin de ciddi direniş, mücadeleleri sürerken ve her birisine ilham kaynağı olan Tekel direnişinin çizgisinden ilerlemeleri ve geleneksel bir mücadele hattı oluşturulmasına düzenin izin vermeyeceğinin, ellerinden geldikçe bunu kırmaya çalışacaklarının bilinmesi ve ona göre hazırlanılması zorunluluktur. Zira Anadolu’da, dünya da işçi sınıfının mücadele hattı, mücadele çizgisi gittikçe daha da sert, keskin ve mücadeleci bir raya oturmaktadır. Bu anlamda her yeni direniş ya da sınıf atılımının düzen cephesinde aynı keskinlik, sertlikte karşılık bulması olanaklıdır. Tekel işçileri ve direnişçi çevreler ile komünist devrimciler, devrimci demokratlar, ilerici-aydın çevrelerin bu gerçeği bilmeleri gereklidir. Bu anlamda destek, dayanışma ile direnişi büyütme ile yönetmenin oldukça kritik safhasına erildiğinin bilince çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. 1 Nisan’da tüm sınıf güçlerinin Tekel İşçilerinin güvencesiz, sigortasız, sendikasız, örgütsüz yaşam ile insanlık dışı koşullarda çalışmaya karşı başlatmış oldukları yaklaşık olarak 6 aylık mücadelenin bütün olarak düzenin yasa, yönetmelik ve insanlık dışı pratiğine karşı mücadele olduğu bilinciyle hareket edilmesi zorunludur. Tekel işçilerinin direniş ve mücadelesinin sadece kendilerini ilgilendirmediği, sınıfın önüne konulan 4/C ya da benzeri kölelik, esnek çalışma ve kapitalizmin tüm kirli çarklarına karşı bir mücadele olduğunun kavranılması ve 12 Eylül ile 24 Ocak Kararlarına isyan içeriği taşıdığı bilinmeli ve ona göre davranılmalıdır. 1 Nisan’da sınıfın tüm bölüklerinin Tekel İşçilerinin Ankara’daki yeni bir kızıl sayfa açması ile ilgili yeni bir ekole imza atmasını sağlamak lazımdır. Tekel Direnişinin Ankara ayağının kaldığı yerden devamı ve kalıcı hak kazanımlarının mücadelecisi, bekçisi ve geliştiricisi olması gereği açıktır. 1 Nisan’da sadece yürekleriyle değil, fiilen de Ankara’da Tekel Direnişinin yanında olmalıdır işçi sınıfı, devrimciler, komünistler. Düzenin Ankara’ya sokmama olasılığına karşı da gerekli tüm önlemler, direniş ve mücadele çizgileri belirlenerek 1 Nisan Tekel direnişinin yeni bir kızıl sayfası haline getirilmelidir. 1 Nisan Tekel buluşması ile 1 Mayıs Enternasyonal devrimci işçi sınıfının buluşmasının kızıl kanalları açılmalıdır. Tekel Direnişinin nasıl Enternasyonal bir dayanışmayı sağladığı ve ülke genelinde birçok mücadeleye ışık tuttuğu düşünüldüğünde yukarıda ifade edilenler ışığında gerekli mücadele deneyimlerinin de yardımıyla mücadele hattının çizilmesi gereği açıktır. 1 Nisan, 1 Mayısın başlangıcı ve kızıl bir yeni sayfa olmalıdır. Bunun ilk ve tek güvencesi başından beridir mücadelenin içinde yer alan, destek ve dayanışma sınırlarını aşan komünist devrimciler, devrimci demokratlar ve ilericilerdir. 1 Nisan’da Ankara sokaklarının yeni rengi olacak kızıla doğru mücadele etmelidir. Melih Gökçek faşistinin ulaşım vs gibi birçok konuda faşizan saldırılarının da paçavraya çevrileceği kızıl 1 Nisanlardan 1 Mayıslara. Düzenin her türden saldırılarına karşı Tek-El, Tek yumruk ve de tek barikat olmanın zamanıdır. 1 Nisan’da işçi sınıfının düzene, burjuvaziye, sömürgeci faşist diktatörlüğe karşı kızıl şakasının yapılmasının zamanıdır. 22.03.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (03-23-2010), WeLa_SuRI (03-30-2010) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Esenyurt'ta miting hazırlığı
Esenyurt belediye direnişçileri pazar günü kitlesel bir eylem düzenliyor İşten atılanlarla sayıları 68'i bulan Esenyurt Belediye direnişçileri bu pazar günü kitlesel bir eyleme hazırlanıyor. 28 Mart pazar günü miting gibi organize edilecek eyleme, sendika tarafından tüm emek dostları çağrılıyor. Eylem 13:00'te Esenyurt Belediyesi önünde başlatılacak.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | WeLa_SuRI (03-30-2010) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
İSKİ işçileri Büyükşehir önünde
Direnişlerinin 9. günündeki İSKİ işçileri, Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaparak "İşimizi istiyoruz" dedi Direnişlerinin 9. günündeki İSKİ işçileri, bugün Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı. İşten atıldıktan sonra kendilerine açıklama yapacak hiçbir muhatap bulamadıklarını belirten işçiler, seslerini duyurmak için bugünkü eylemlerini belediye binası önünde yaptılar. ![]() İSKİ binası önünden yürüyerek Büyükşehir Belediyesine yürüyen işçiler “Direne direne kazanacağız, Babalar işsiz çocuklar aç, İşimiz aşımız ekmek için kavgamız, Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganlarını attılar. İşçiler yürüyüş sırasında “İşimizi geri istiyoruz, İşçiyiz haklıyız kazanacağız” yazılı sloganların olduğu pankartları taşıdılar. İşçileri belediye önüne sağlı sollu konumlandırılmış bir çevik kuvvet ordusu karşıladı. Büyükşehir binası önüne gelen işçiler, burada basın açıklamalarını gerçekleştirdiler. Açıklamalarında 12 Mart itibarıyla sözleşmelerinin feshedildiğini açıklayan işçiler, yeni personel alımına gidileceğini, oysa kendilerinin tanıdıklar aracılığıyla değil, alınteriyle işlerinde varolduklarını belirttiler. Açıklamanın devamında “Taşeronların yıllardır hasbelkader ve geçici çözümlerle sömürdü emeğimizi. Şimdi ise İSKİ çatısı altında bu işler için açılan kadrolarda hak ettiğimiz şekilde önceliğin bize verilerek işlerimize iademizi istiyoruz” denildi. İşçiler mücadalelelerini sadece hukuk sürecine dayandırmayacaklarını, sokaklarda da eylemlerini çeşitlendirerek sürdüreceklerini belirttiler. ![]() Açıklamadan sonra da kısa süreli yapılan oturma eylemi sırasında direniş yürüten işçiler söz alarak çalışma şartlarını teşhir ettiler, işe iade taleplerini yinelediler. Açıklamada ayrıca yarın da 14:00'te Taksim Tramvay durağından başlayarak Galatasaray'a kadar sürdürülecek yürüyüş eylemi de duyuruldu. İşçiler açıklamadan sonra yine yürüyerek direniş alanına döndüler. Dönüş sırasında Aksaray yeraltı çarşısı kullanıldı. İzleyicilerin meraklı bakışları arasında direniş yerine dönen işçiler burada oturma eylemlerine devam ettiler. "Ücretsiz izin" aldatmacası Şu ana kadar İSKİ'de 2.300'e yakın işçi atıldı. Ancak İSKİ önündeki eyleme 200'e yakın işçi katılıyor. İşçiler bunda dağınıklık kadar, son atılanlara “Sizi ücretsiz izne çıkardık” sözünün söylenmesinin de etkili olduğunu belirtiyorlar. Bir seçim yatırımı nedeniyle atıldıklarını belirten işçiler, belediyenin hazırlıksız ve ani bir şekilde işten atmalar sonucunda İSKİ'ye asıl parayı kazandıran sayaç okuma işlerinin bile doğru dürüst yapılamadığını, yeni işe alımların da yapılmadığını, bu nedenle geçici de olsa taşeronlarla çalışabileceğini belirtiyorlar. Ancak işçiler, belediyenin bu karışıklığın düzelmesiyle yeniden seçim yatırımı anlamına gelen işe alımlar yapacağını, bundan sonra da işten atmaların gerçekleştirileceğini belirtiyorlar. Öte yandan belediye bünyesinde taşeronlara yaptırılan elektrik ve doğalgaz işletmelerinde de benzeri şartlar var. Eyleme İGDAŞ'tan destek amaçlı katılan taşeron işçiler de esnek ücret ve beraberindeki kötü çalışma şartlarının kendilerinde de mevcut olduğunu, yeni taşeronlarla çalışma şartlarının daha da çekilmez olduğunu ve yeni bir işten atma dalgasını kendilerinin de beklediklerini belirttiler.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
1 Nisan’da TEKEL işçisiyle tek yumruk Ankara’ya!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Kardeşler! TEKEL işçileri soğuk kış günlerinde devletin bombasına ve gazına karşı koyarak direniş çadırlarını kurduklarında asalak takımı,bu direnişin saman alevi gibi söneceğini umuyordu. Ancak TEKEL işçileri yılmadılar, boyun eğmediler. Büyük bir kararlılıkla direnmekte ısrar gösterdiler ve tüm ülkeyi direnişleriyle sarstılar. Sarsılan ücretli kölelik düzeniydi. Bu düzenin varlık koşullarıydı. Yani on yıllar boyunca işçi ve emekçilerin zihinlerinde oluşturulmuş güvensizlikler, inançsızlıklar, korkulardı. “Mücadeleyle sonuç alınmaz”, “işçilerden birlik olmaz”, “devlete kafa tutulmaz” vb. düşüncelerdi. TEKEL işçileri direnişleriyle hem faşist baskı ve teröre, hem de bu korku ve güvensizliklere meydan okudular. Hepimizi sarsıp yol gösterdiler. Umutları yeşertip, zincirleri kırdılar. İşçi sınıfının mücadelesine yeni yollar açtılar. Böyle olduğu için direniş sermaye sınıfı ve uşakları için büyük bir korku kaynağı oldu. Çünkü bundan sonra TEKEL Direnişi'nin kazanması işçi sınıfının kazanması anlamına gelirdi. İşte bunun için sermaye ve uşakları elbirliğiyle direnişi bitirmek için seferber oldular. TEKEL işçilerinin bedeller ödeyerek yarattıkları direniş mevzisini düşürmek için tuzaklar kurdular. TEKEL işçileri birçok tuzağı boşa çıkardılar. Ancak bir yere kadar. Çünkü hem karşılarındaki düşman bilinçli ve örgütlü hem de sendika ağalarınca içeriden ihanete uğradılar. Çadırlar böylelikle sökülüp direniş mevzisi dağıtıldı. Kardeşler! Ancak direniş mevzisini düşürenler direnişin ateşini söndüremediler. TEKEL işçileri ülkenin dört bir yanına dağıldılar, ancak mücadelelerini sürdürmekte kararlılar. Bu nedenle TEKEL işçilerinin olduğu illerde mücadele devam ediyor. TEKEL işçileri mücadelelerini işçi ve emekçilere anlatıyor, alanlarda mücadeleyi örgütlemek için çalışıyorlar. TEKEL işçileri bununla da kalmayacaklar, bir kez daha ülkenin dört bir yanından çıkarak Ankara’ya yürüyecekler. 1 Nisan günü yeniden direniş alanında saf tutacaklar. Böylelikle direniş ateşinin sönmediğini dosta-düşmana gösterecekler. 1 Nisan’da TEKEL işçisiyle tek yumruk Ankara’ya! Ama bunun için aşmaları gereken ciddi engeller var önlerinde. Çünkü sendika bürokratları 1 Nisan eylemini göstermelik bir hale sokmak için daha baştan sınırlar koydu. Eyleme katılım bin işçiden ibaret olacak ve sadece bir geceliğine kalınacak. Sonra da TEKEL işçileri yeniden evlerinin yolunu tutacak. Böylece direnişin ateşini söndürmeye bir adım daha yaklaşılacak. Kardeşler! Bir kez daha, sendika bürokratların bu hesaplarını boşa çıkarmalı, koydukları sınırları aşmalıyız. Eğer direnişin ateşini söndürmek istemiyorsak, aksine amacımız onu büyütmekse harekete geçmeliyiz. Bu, 1 Nisan’da bin değil binlerce TEKEL işçisiyle Ankara yoluna düşmek demektir. Aynı zamanda binlerce işçi ve emekçi olarak TEKEL işçilerinin yanında saf tutmak demektir. Eğer böylelikle 1 Nisan’ın önüne konulan sınırları aşarsak sadece direnişin ateşinin sönmediğini göstermekle kalmayız. Bununla birlikte bu ateşi büyütürüz ve sermaye düzenini geriletecek bir genel grev-genel direnişin yolunu açarız. Çünkü 1 Nisan’ın arkasından işçi sınıfının uluslararası birlik-mücadele-dayanışma günü 1 Mayıs var. Hemen arkasından ise yine sendika bürokratlarının TEKEL işçilerini evlerine göndermek için verdikleri başka bir vaat, 26 Mayıs iş bırakma eylemi var! Kardeşler! 1 Nisan biz işçi ve emekçiler için büyük eşiktir. Bu eşikten başarıyla geçtiğimizde sömürü düzeninin efendilerine karşı, emeğin direniş cephesini kurmanın yolunu açacak, genel grev-genel direniş yolundan emin adımlarla ilerleyeceğiz. Böylelikle tek yumruk olup asalak sermaye sınıfının ve uşaklarının tepesine ineceğiz. Böylelikle güvencesiz çalışma ve geleceksiz yaşama dayatmasına dur diyeceğiz. Kapitalistlerin ve onların uşaklarının hoyratça hayatlarımızla oynamalarına dur diyeceğiz. İşsizliğe, yoksulluğa, horlanmaya; kısacası haramilerin ürettiğimiz zenginlikler üzerinde tepinmesine dur diyeceğiz! TEKEL işçilerini davası emeğin davasıdır. Emeğin davası bu yolda ayağa kalkmayı, seferber olmayı gerektiriyor. Her işçi ve emekçi bu davanın bir neferi gibi çalışmalı, bu dava için baş koymalıdır. Bugünden sonra en başta 1 Nisan’ı kazanma hedefine kilitlenerek, yan yana gelelim, bir ordu gibi kaynaşalım. 1 Nisan’da Ankara’ya akalım! 1 Mayıs’ta “birlik-mücadele-dayanışma” şiarıyla alanları dolduralım, 26 Mayıs’ta üretimden gelen gücümüzle sermaye düzenini can evinden vuralım! Böylelikle sermayenin üzerimize kabus gibi çöken karanlığını yarıp bu baharı emeğin baharına dönüştürelim. Bağımız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
TEKEL Direnişi’nin ateşini 1 Mayıs’a ve 26 Mayıs’a taşıyalım! / KB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ankara’da 78 gün boyunca kararlılıkla direnen TEKEL işçileri, sermaye ve uşaklarının elbirliğiyle kurdukları tuzağa düşerek direnişlerine son verdiler. Sendika bürokratları işçileri memleketlerine yollarken amaçları, Ankara’daki direniş mevzisini dağıtmak, işçileri birbirinden koparmak ve böylece sınıf mücadelesinin ön cephesini parçalayarak işçi sınıfı ve emekçi yığınları öncü bir bölükten yoksun bırakmaktı. Elbette sendika bürokratları bunu yaparken niyetlerini bu açıklıkla ortaya koymadılar. “Direniş yeni koşullarda devam edecek”, “mücadele ülke çapına yayılacak”, “taleplerimiz kabul edilmezse yine geleceğiz”, “daha ileri eylemlere hazırlanıyoruz” vb. söylemlere başvurdular ve bir dizi vaatte bulundular. Çünkü onlar için en acil ve hayati sorun TEKEL direnişinin alevlerinden kurtulmaktı. Bu ileri direniş mevzisinin ortadan kaldırılmasıyla dağılan işçi kitlelerinin basıncından kurtulmuş olacaklardı. Sendika bürokratlarının hesabı buydu ve bunun için 26 Mayıs’ta gerçekleştirilmek üzere bir genel iş bırakma eylemi kararı almaktan dahi kaçınmadılar. Üstelik 1 Nisan’da yeniden Ankara’ya dönme sözü verdiler. Ancak sendika bürokratlarının o an hesaba katmadıkları bir önemli eylem günü daha vardı: 1 Mayıs! İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın tarihsel anlamı ve ruhu, her dönem sermaye için bir korku kaynağıdır. Zira 1 Mayıs’ta işçi ve emekçiler dünya ölçüsünde alanlara çıkarak, o anki bilinç ve mücadele düzeyleri ne olursa olsun, sermaye karşısında çıkarları ortak bir sınıf olduklarının bilincine varırlar. Bunun için mücadelenin en geri şartlarında dahi 1 Mayıs sermaye için bir korku kaynağıyken, çatışmanın sertleştiği dönemlerde ise mücadelenin daha da alevlenlenmesine yol açabilir. İşte sendika bürokratlarının mücadele vaatlerinin 1 Mayıs’la birleşmiş olması, amaca ulaşmayı kolaylaştıran bir mücadele hattı oluşturmanın koşullarını sağlamıştır. 26 Mayıs iş bırakma eylemi final olmak üzere, 1 Nisan ve 1 Mayıs’ta işçi ve emekçiler alanlara çıkacaklardır. Bu, genel grev-genel direniş hedefli bir mücadele programı için bir eylem güzergahıdır. Bu, sınıfın ileri ve öncü kesimlerine yürünecek yolu gösteren net bir güzergahtır. Bu netlik, fabrikalardan üniversitelere, semtlerden liselere kadar tüm alan ve birimlerde her mevzi çalışma ve mücadelenin bu merkezi eylem hattına bağlanmasını kolaylaştıracaktır. En dar alanlardaki mücadelenin soluğu güçlenecek ve kısmi mücadele süreçleri merkezi bir kanalda toplanma imkanı bulacaktır. Farklı sınıf bölükleri bu dönemde özgün talepleriyle merkezi mücadele süreçlerine katılarak sınıfın geniş bölüklerinin desteğini almak isteyecektir. Bu da doğal olarak mücadele taleplerinin çeşitlenmesi anlamına gelecektir. Fakat aynı zamanda kesimsel taleplerin ortaklaştırılması ölçüsünde sınıf kitlelerini politikleşmesini, “sınıfa karşı sınıf” ekseninde birleşmesini kolaylaştıracaktır. Böylece sınıf mücadelesinin hatlarının daha belirgin hale gelmesini sağlayacak ve siyasal sınıf bilincini geliştirmenin olanaklarını artıracaktır. Bugünden tüm kısmi mücadeleleri ortak bir mücadele hattına bağlayan şiar; “Güvencesiz çalışma ve geleceksiz yaşamaya karşı mücadele!”dir. TEKEL işçisinin de, Marmaray işçisinin de, bugün henüz mücadele alanına çıkamamış ancak ağır sömürü şartları altında yaşayan işçi bölüklerinin de üzerinde birleşeceği ve ortak mücadele için harekete geçeceği en temel kaygılara bu mücadele şiarı yanıt vermektedir. Sendika bürokratlarının vaatlerinin 1 Mayıs gibi işçi sınıfının hafızasına kazınmış bir mücadele günüyle birleşmesi, işçi sınıfı ve emekçiler için önemli bir nesnel olanaktır. Ancak bu olanağın değerlendirilmesi işçi sınıfı ve emekçilerin bilinç açıklığına ve örgütlülük planında yapacakları hazırlığa bağlıdır. Ne yaptığını bilen ve bunun gereklerini sendika bürokratlarına bırakmadan yerine getiren bir işçi ve emekçi dinamiği olmaksızın, bu olanaklar kendi başına bir anlam ifade etmeyecektir. Dahası, umutların kırılmasına, bilinçlerin karartılmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla, işaret ettiğimiz olanakları değerlendirebilmek için bilinçleri açacak, duyarlılıkları örgütlülüğe dönüştürerek mücadele görevlerine yüklenerek, sınıf dinamiklerinin harekete geçirilmesi gerekmektedir. Halihazırda bu doğrultuda değerlendirilmeyi bekleyen bir dizi imkan bulunmaktadır. Ciddi bir mücadele pratiğinden geçmiş bulunan deneyimli ve bilinçli TEKEL işçileri başlı başına büyük bir olanaktır. TEKEL işçileri deneyim ve bilinç planındaki avantajlarının yanısıra, henüz bağımsız hareket etmelerini sağlayabilecek bir olgunlukta olmasa da bir iç örgütlenme birikimine de sahiptirler. Öncelikle bu birikimi, mücadele görevlerini omuzlamak üzere değerlendirmek gerekmektedir. Bu ise devrimci önderlik ihtiyacına işaret etmektedir. TEKEL işçileri tüm birikimlerine karşın sınıfın örgütlü öncü bölüğü olarak hareket edebilecek bir düzeye henüz ulaşamadıkları ölçüde, sınıf devrimcilerinin TEKEL işçilerine yol göstermesi ihmal edilemeyecek bir görevdir. TEKEL işçisinin mücadele görevlerine yanıt vermek ve sınıfın ve emekçilerin geniş kesimlerini sürüklemek üzere harekete geçirilmesi durumunda, TEKEL Direnişi’nin ileri bir düzeyde sürmesinin yolu da açılmış olacaktır. Bugün aynı zamanda sınıfın diğer bölükleri cephesinden de önemli imkanlar ortaya çıkmıştır. Zira, TEKEL işçilerinin Ankara’daki direniş mevzisi düşürülmüşse de, direnişin moral kazanımları kaybedilmemiştir. “TEKEL gibi direnmek” düşüncesi tazedir ve hakları mücadele ederek kazanma inancı güçlenmiştir. Öyle ki sınıfın hareketliliğinde TEKEL Direnişi’nin ardından daha net biçimde görülen bir ivme sözkonusudur. TARİŞ, Akkardan, Mahle Mopisan gibi bir dizi fabrikada direniş ve eylemler gerçekleştirilmiştir. Süren bazı direnişlerde belirgin bir canlanma sözkonusudur. Mücadele alanındaki bu hareketlenmenin yanısıra örgütlenme eğilimi de gözlenmekte, son günlerde artan sendikalaşma girişimleri bu açıdan önemli bir veri sunmaktadır. Tüm bunlar, önümüzdeki mücadele görevlerini yerine getirmek için değerlendirilmeyi bekleyen imkanlar tablosuna işaret etmektedir. Genel grev-genel direnişi hazırlamak, her şeyden önce, bu imkanlara da dayanarak işçi sınıfı ve emekçiler içerisinde derinliğine ve genişliğine büyüyecek bir örgütlenme çalışması demektir. Derinleşme, somutta fabrikalar zemininde genel grev-genel direniş düşüncesini yaymak, çeşitli duyarlılık halkalarından yakalayarak ve öncülerden başlayarak genel grev-genel direniş komitelerini oluşturmak anlamına gelmektedir. Genişlemek ise, fabrikalar arasında, işkolu ve sanayi havzaları düzeyinde oluşturulacak genel grev-genel direniş platformlarından daha üstte çeşitli örgütlü güçlerin yan yana getirildiği esnek platformlara kadar bir dizi alanda güç ve eylem birliklerinin hayata geçirilmesi demektir. Açıktır ki, örgütlenmede derinleşme ölçüsünde genişliğine oluşturulan örgütsel zeminler de gerçek işlevlerini yerine getirebilir, küçük derelerin aktığı büyük akarsu yatakları haline gelebilirler. Çerçevesini çizmeye çalıştığımız bu mücadele hazırlığının bugün kavranması gereken halkası ise, mücadele güzergahında ilk durak olan 1 Nisan’ı kazanmaktır. 1 Nisan’ı kazanmak, sonrasında büyük bir güven ve kararlılıkla yürümek için gerekli koşulları oluşturmak demektir. Bu nedenle, 1 Nisan’da yeniden Ankara yolunu tutacak olan TEKEL işçilerinin yanında on binlerle saf tutmak, kilitlenmesi gereken öncelikli hedeftir. Bu hedefe ulaşıldığı ölçüde, TEKEL’in direniş ateşinin sönmediği dosta düşmana gösterilecek ve direniş ateşinin 1 Mayıs’a ve 26 Mayıs’a taşınması olanaklı hale gelecektir. Dolayısıyla, tüm işçi ve emekçiler ile ilerici-devrimci güçlerin önünde 1 Nisan’ı kazanmak için bir an önce harekete geçme görev ve sorumluluğu durmaktadır. (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2010/12, 19 Mart 2010)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
TEKEL'in izinden işçi baharına
TEKEL direnişi, sınıf hareketini gündemleştirdi, uyuyan devi uyandırdı. İşçi sınıfının birkaç binlik bölüğünün bile kararlı olduğunda, sınıf gibi hareket ettiğinde nelere kadir olduğunu gösterdi. TEKEL etrafında işçi sınıfı kendi bağımsız gündemini oluşturdu, hedef ve iddialarından bağımsız olarak politik sürece işçi ve emekçiler lehine çok anlamlı bir müdahalede bulundu. Etrafında örülen güçlü dayanışma ağıyla, genel grev girişimiyle, burjuvazinin başkentinde kurduğu direniş çadırlarıyla ve aylara yayılan direnişiyle emekçilerin hafızalarını tazeledi. Diğer işçi direnişlerine ilham kaynağı oldu, etkiledi. Türk-İş önünde kurulan direniş çadırlarının kaldırılmasıyla, TEKEL direnişi de yeni bir sürece girdi. Risk ve olanakları iç içe barındıran bu yeni süreç, TEKEL direnişi kadar sınıf hareketinin bütününü ilgilendiriyor. Daha önemlisi, TEKEL direnişinin aynasından ve ondan bağımsız olarak sınıf hareketinin gelişim seyrine bütünlüklü bakmanın, olası gelişme seyrini değerlendirmenin ve sosyalistlere yüklediği görevleri tanımlamanın uygun koşullarına sahibiz. Sürecin 1 Mayıs'a evrildiği bu günlerde, sınıf hareketini ve yüklediği görevleri değişik açılardan tartışmayı sürdürmek her bakımdan yararlı olacaktır. TEKEL direnişi, 2004'ten bu yana inişli-çıkışlı bir seyir izleyen sınıf hareketinin gelişiminde önemli bir eşiği oluşturuyor. SEKA'dan Seydişehir'e, TELEKOM grevinden havada grev kararlılığına, fiili meşru mücadele ve grev çizgisiyle Tuzla tersaneler havza grevlerinden 1 Mayıs Taksim muharebelerine, kadın dayanışmasıyla kazanılan Novamed direnişinden irili ufaklı çok sayıda işçi direnişine kadar uzanan sınıf mücadelelerinin birikimini arkalayarak sınıf hareketine yeni bir düzey kazandırdı. Dahası sınıf hareketinin nesnel imkanlarını realize ederek sonraki sürecin seyrine tayin edici bir etkide bulundu. Bu sürecin sınıf cephesinden önemli bir kazanımı da Marmaray direnişidir. Değişik zamanlarda direnişler örgütleyen ve her defasında patron tarafından aldatılan, işten atılan Marmaray işçileri, bu defa kazanma kararlılıklarını bilinçleri ve eylemleriyle gösterdiler. Kölelik koşullarında çalışma dayatmasına karşı deyim uygunsa her yolu deneyerek, her kapıyı aşındırarak mücadele yürüttüler. İki kez Ankara'ya giderek TEKEL'den ilham aldılar, güç verdiler. Sınırlı sayılarına rağmen sınıf hareketinin bayrağını İstanbul'da gururla taşıdılar. Ankara'da direniş çadırlarının kaldırılmasıyla TEKEL direnişinde bir süreç tamamlandıysa da, sınıf hareketinde başlayan yeni süreç henüz tamamlanmış değil. Aksine, daha yeni başlıyor. Sosyalistler aylardır sınıf hareketinde yeni bir bahar atılımının koşullarının olgunlaştığını belirtiyor. 25 Kasım emekçi memur genel grevinde açığa çıkan taban inisiyatifinde ve TEKEL dahil sonraki tekil direnişleri, birleşme ve dayanışma eğilimini bu bahar atılımının alametleri olarak değerlendiriyordu. Yeni bir bahar atılımı, sosyalistlerin niyet, duygu ve beklentilerinin ötesinde sınıf hareketinin kendi yasalarının açığa çıkardığı bir durumdur. Yaşanan direnişler ise biriken öfkenin eylemli yansımalarıdır. Yeni bir sınıf canlanması bu koşullarda açığa çıkmış, sınıf hareketi kimliği kazanmıştır. Sınıf hareketinin dalgalar halinde ilerlemesinin nesnel koşulları fazlasıyla mevcuttur. İşçi ve emekçilere yönelik emperyalist küreselleşmeci saldırı ve dayatmalarla birleşen ekonomik kriz, toplumsal tepki ve öfkenin birikerek devam edeceğini gösteriyor. Burjuvazinin uluslararası ve yerli sözcüleri sermayenin krizini atlatmaya çalışırken, işçi ve emekçilerin yaşam koşullarının düzeleceğine dair tek bir umutlu söz bile sarf edemiyorlar. Aksine, sosyal ve toplumsal kargaşa bekliyor ve buna göre hazırlanıyorlar. İşçi ve emekçilere çözüm olarak sundukları ise, AKP'nin 4/C dayatmasında olduğu gibi, ya işsizlik ya da çalışma koşullarının Çinleştirilmesine teslim olmalarıdır. Sermayenin dayatmaları, işten atmalar, hak gaspları, krizin boğucu etkisiyle birleşerek işçi sınıfını eylemli karşı koyuşa zorluyor. Buna rağmen 4 Şubat TEKEL işçileriyle dayanışma grevi; önderlik, örgütlülük ve sınıf bilincinin diğer işçi bölüklerine yaygınlaşması anlamında öznel faktörlerin -dayanışma grevinin en zor grev biçimi olduğu gerçeğine rağmen- hala ne kadar yetersiz olduğunu tekrardan görünür hale getirdi. Uzun yılların sorunu olan ve çözümü kısa sürede mümkün görünmeyen bu sorun, önümüzdeki dönem boyunca da sınıf hareketinin zayıf yanını oluşturmayı sürdürecektir. Bu sorun sınıf hareketi kadar öncülerinin ve sosyalistlerin de temel bir sorunudur. İşçi sınıfından yana güçlerin ve sosyalistlerin TEKEL direnişinden öğreneceği dersler vardır. Sosyalistler, sınıf hareketinde bahar atılımı tespit ve beklentilerine rağmen direnişle etkin ve sürükleyici bir ilişki kurmayı başaramadı. Yerel güçlere dayalı olarak kurulan ilişki düzeyi genelleşerek politikanın ve eylemin merkezi sorunu haline getirilemedi. Sınıf bilinçli öncü işçilerin bu yönlü uyarısı ayrıca anlamlıdır. Özgün örgütlenme sorunları önceliği bu durumu belirli ölçülerde anlaşılır kılsa da, açıklamaya yetmez. Aksine, örgütlenme sorunlarının çözümünün, sınıf hareketiyle ve politik gündemle kurulacak canlı ve dinamik ilişkiyle sağlanabileceği gerçeğini çarpıcı biçimde bir kez daha gösterdi. Sosyalistlerin, hükümetin saldırı tehdidi savurduğu son kritik süreçte Ankara çıkarması yapması ve örgütlü olduğu alanlarda direnişçi bilinciyle dayanışma eylemlerine yönelmesi anlamlı olduğu kadar umut vericidir. TEKEL direniş okulundan sosyalistlerin de öğrendiği çok şey olacaktır. Direnişten öğrenmenin karşılığı kendisini somut olarak göstermelidir. TEKEL direnişinin bundan sonraki seyriyle ve tekrardan yerelleşen düzeyiyle kurulacak ilişki, bu somut karşılığın eylemli deneme sahasıdır. TEKEL işçi bölüklerinin yerellerde bir direniş odağına dönüşmesi, süren veya bu süreçte açığa çıkacak sınıf ve kitle hareketiyle birleşmesi yönünde politik ve pratik seferberlik, 'öğrenmenin' karşılığıdır. Örneğin TARİŞ işçilerinin mücadelesiyle TEKEL işçilerinin mücadelesini yerelde birleştirmek, öncelikle İzmir'li sosyalistlerin sorunu ve öğrenmenin karşılığı olacaktır. Sosyalistlerin sınıf hareketinden öğrendiklerinin pozitif anlamda somut karşılığı ise Marmaray direnişidir. Sosyalistler, Marmaray direnişiyle başından itibaren dinamik ve sürükleyici bir ilişki kurmayı başarmış, kazanmanın eşiğine gelmesinde ve TEKEL merkezli işçi hareketiyle birleşmesinde önemli bir rol oynadılar. Farklı işkolu darlığına saplanmaksızın Tekstil-Sen'in kurduğu ilişki de ayrıca anlamlıdır. Sosyalistler, Marmaray şahsında kendi pratiklerinden öğrenmelerini sağlayacak ve bunu genelleştirecek bir deneyime sahipler. Sosyalistler, sınıf hareketine karşı görev ve duyarlılıklarını önümüzdeki döneme yayarak sürdürmelidir. Dikkat ve hazırlıklarını bir işçi baharı beklentisine göre yapmaları anlamlı olacaktır. Bu süreçte şablonlardan, öğrenilmiş ezbercilikten ve abartıdan uzak durulmalıdır. Sınıf hareketinin geride kalan yıllarda açığa çıkan gelişme özelliklerinin bilgi ve deneyimi, bundan sonra da düz bir çizgide gelişmeyeceğini gösteriyor. Kabarmalar kadar geri çekilmeler de, beklenmedik patlamalar kadar moral bozucu yenilgilerin de bu süreçte yaşanması olasıdır. Yakalanacak halka, yönelimin süreklileştirilmesi ve istikrar kazanmasıdır. Niteliği örgütleyecek olan budur. TEKEL işçilerinin 1 Nisan Ankara buluşmasına hazırlık bu bakımdan önemli bir tarihtir. 1 Nisan buluşmasına yerellerde TEKEL işçileriyle ve diğer işçi direnişleriyle kuracağı ilişki üzerinden hazırlanmalıdır. Malatya'da sürdürülen direniş çadırı diğer illerde de yaygınlaştırılabilir. Sendikal bürokrasinin yasak savmak için aldığı 26 Mayıs genel eylem kararı, işçi-emekçi iradesine dayalı tabandan örgütlenen bir genel grev-genel direniş hazırlığına dönüştürülebilir. Yeni bir işçi baharı, sermayenin ve işbirlikçi AKP Hükümetinin en büyük korkusudur. Sermayenin hükümetin pervasız saldırılarını tetikleyen de bu sınıf sezgisi ve tavrıdır. Sermayenin ve hükümetin korkularını gerçek kılmak sınıf hareketinin ve öncülerinin kabulü olacaktır. ATILIM
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
1 Nisan’dan 1 Mayıs’a... Sınıfsal öfke ve kin birikiyor – Volkan Yaraşır
TEKEL Direnişi işçi sınıfının mücadele tarihinde bir momentumu işaretledi. Direniş, uzun solukluluğu, yarattığı dayanışma ve mücadele ruhuyla sınıfın nesnel ve öznel şekillenmesine hizmet etti. Tarihsel öznenin muazzam gücü bir kez daha ortaya çıktı. TEKEL işçilerinin mücadelesi, yarattığı büyük anafora rağmen, kısmi kazanımlarla yeni bir aşamaya girdi. İşçi sınıfının geniş kesimlerinin hareketsiz kalması, solun büyük bir kısmının TEKEL’i yalnızca bir ajitasyon malzemesi olarak görmesi ya da sınırlı dayanışma ve ilişkilenme aracı olarak ele alması ve sendikal bürokrasinin ihaneti, mücadelenin böyle seyretmesinin temel nedeni oldu. Her şeye rağmen TEKEL işçisi büyük bir moral kazandı. Muktedir olma gücü elde etti. Hatta bu özellikler, sınıfın geniş kesimleri tarafından da hissedildi. Bir anlamda TEKEL tarihsel misyonunu tamamladı. Ankara işgaline son verilmesi, içinde birçok riski taşımasına rağmen, bir soluklanma, moral depolama, güç biriktirme dönemine girilmesinin de göstergesi olabilir. Bugün birçok ilde TEKEL işçileri, yeni sürecin örgütlenmesine ilişkin toplantılar yapıyor ve mücadele kararlılıklarının altını çiziyor. Ayrıca TEKEL işçileri tarafından farklı işçi direnişleri ve İstanbul’da olduğu gibi, öğrenci gençlik destekleniyor. TEKEL işçisinin hareketliliğini gösteren bu gelişmeler, 1 Nisan’da bir sıçramanın zemini olabilir. 1 Nisan’da Ankara’da gerçekleşecek eylem, işçi sınıfının etkin katılımı ve devrimci güçlerin aktiviteleriyle sınıf hareketinde yeni bir birikim sağlayacaktır. Bugün her biri kendi özgünlüğünde yeni TEKEL’ler olmaya aday Tariş, Yatağan, Marmaray, Çemen Tekstil, Akardan, Esenyurt işçilerinin direnişleri 1 Nisan’ı beslediği gibi 1 Nisan’da bu direnişleri besleyecektir. 1 Nisan’ın başarısı beraberinde 2010 1 Mayısı’nın gücünü ve etkisini dışa vuracaktır. TEKEL Direnişi’nden gelen mücadele ruhu Newroz’da yanan ateşle güç kazanmış, şu anda süren işçi direnişleriyle 1 Nisan’ın sınıfın bir atılım günü olarak yaşanmasının önünü açmıştır. 2010 1 Mayısı bu birikimlerle şekillenecektir. Çin çalışma rejimine karşı 1 Mayıs’ta alanlara! Türkiye Cumhuriyet’inin bölgesel hamleler yaptığı ve bölgede yeni roller üstlendiği bir süreçte 2010 yılı 1 Mayısı’na giriyoruz. Egemenler bu süreci neo-Osmanlıcılık diye tanımlıyor. Neo-Osmanlıcılığı BOP+Çin çalışma rejim olarak formüle edebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ortadoğu’dan, Kafkasya’ya ve Balkanlar’a kadar emperyalizmin aktif taşeronluğuna sıvandığı ve bir uç beyi gibi hazırlandığı bu jeo-stratejik yönelim, önümüzdeki sürecin bir katastrof olarak yaşanmasına da neden olabilir. T.C. güçlü bir hamiye dayanarak bölgesel inisiyatif geliştirmeyi ve bölgede düzen kurucu bir güç olarak hareket etmeyi amaçlıyor. Suriye, Irak, Ermenistan, İran, Kürt Federe Devleti’yle girilen ilişkiler, bu yöndeki adımlar olarak düşünülebilir. Emperyalizm tarafından bölgenin yeniden sömürgeleştirilmesi ve dizaynı Türkiye kapitalizminin yönelimleriyle çakıştığı konjonktürde T.C., hızla bir militarizasyon sürecine giriyor. Türkiye kapitalizmi bölgeyi kendi ucuz emek ve pazar ihtiyacının karşılanacağı bir coğrafyaya çevirmeyi amaçlıyor. Bu yönde bir yandan emperyalizmin neo-lejyonerliğine soyunurken, diğer yandan aktif taşeron olarak devrede olmak istiyor. Fakat dünyanın güç gerilimlerinin odağı olan Ortadoğu’da her zaman büyük altüst oluşların yaşandığı unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti dış politikada hızlı bir militarizasyon sürecine girerken, ülke içinde yeni bir çalışma rejimini inşa etmeye başladı. Neo-Osmanlıcılığın BOP’u tamamlayan ikinci ayağı olan Çin çalışma rejimi, sistematik güvencesizleştirmeyi ve esnekleştirmeyi hedefliyor. Finans kapital bir yandan emperyal arzularla hareket ederken, diğer yandan Çin çalışma rejimiyle sınıfı boyunduruk altına almayı amaçlıyor. İşçi sınıfına 4-C, 4-B, sözleşmeli personel, taşeronlaşma, kiralık işçi, istihdam büroları vb. uygulamalarla köle işçiliği ve “beleş” ücreti dayatıyor. Finans kapital başta kıdem ihbar tazminatı ve asgari ücret olmak üzere sınıfın tarihsel kazanımlarına göz dikmiş durumda. T.C.’yi AB’nin Çin’i, yani ucuz emek cennetine çevirmeyi hesaplıyor. Bu adımlar işçi sınıfına yönelik bir karşı devrim sürecini işaretlemektedir. İşçi sınıfı TEKEL Direnişi’nin yarattığı mücadele ruhuyla 1 Mayıs’a hazırlanmalıdır. 1 Nisan bu hazırlığın önemli sıçraması olmalıdır. Kapitalist krize karşı model eylem ve model kimliklerle şekillenen işçi sınıfı, TEKEL direnişiyle bir başka evreye girdi. TEKEL Direnişi işçi sınıfı mücadelesinin daha militan ve daha radikal bir dönemine girişinin ilk işareti olarak değerlendirilebilir. 2010 1 Mayısı da bu anlamda sınıfın öfke ve kininin kolektif şekilde açığa çıktığı gün olmalıdır. Bu öfke ve kinin TEKEL Direnişi’yle nelere kadir olduğu görülmüştür. Özellikle 2008 ve 2009’daki 1 Mayıs ruhu, yani Taksim’in kazanılması ve kapitalist devlete karşı açık ve net bir mücadele 2010 yılında da taçlandırılarak sürdürülmelidir. TEKEL direnişi her şeyin yeni başladığını göstermektedir. Sınıfsal öfke ve kin bugün tüm atölyelerde, fabrikalarda, organize sanayi bölgelerinde, işçi havzalarında birikmektedir. Yatağan’da, Esenyurt’ta, Tariş’te, Marmaray’da, yani işgallerde, direnişlerde ve grevlerde işçi sınıfı ayaktadır. Sorun bu pratikleri lokalizasyonun sınırından çıkartıp, yeni TEKEL’ler haline dönüştürmek ve ateş topuna çevirerek, 1 Mayıs’a taşımaktır. Bu anlamıyla 1 Mayıs, sınıfın sermayeye karşı açık, net, radikal ve militan mücadelesinin 2010 yılındaki en üst evresi olmalıdır. Kapitalist krizin ve neo-liberal politikaların yıkıcılığına karşı, yani işsizliğe, açlığa, geleceksizliğe, Çin çalışma rejimine karşı 1 Mayıs sınıfın kolektif öfke ve kininin ve gücünün açığa çıktığı bir gün olmalıdır. Bir manada 2010 1 Mayısı, 2010 yılının kazanılması anlamına gelecektir. 1 Nisan’da TEKEL işçileriyle tek yumruk olmayı başaran işçi sınıfı, 1 Mayıs’a da güçlü, kararlı ve etkin çıkabilir. Bu diyalektik 26 Mayıs genel eyleminin, gerçek bir genel eyleme dönüşmesinin de şartlarını yaratacaktır. Bu diyalektiğin bir yerindeki aksama, örneğin 1 Nisan’ın başarısız geçmesi, 1 Mayıs’ı etkilediği gibi, 26 Mayıs’ı etkilemesi kaçınılmazdır. 26 Mayıs’ı sendikal bürokrasinin bir yasak savması dışına çıkartmak istiyorsak, 1 Nisan’da yalnızca Sakarya Caddesi değil, Ankara’nın alanları işgal edilmelidir. TEKEL bize bunun mesajını vermiştir. Bu mücadele ruhu Yatağan’da, Esenyurt’ta, Marmaray’da derinleştirilmeli ve 1 Mayıs’a taşınmalıdır. 1 Mayıs’taki yükselen dalga kapitalist devletin ve sendikal bürokrasinin tüm engelleme ve blokajlarına rağmen 26 Mayıs’ın gerçek bir genel eylem olarak yaşanmasını yaratacaktır. Bugün görev TEKEL ruhunu bütün işçi havzalarına yaymak, direnişleri TEKEL’lere çevirmek, sınıfın öfke ve kinini açığa çıkartmaktır. Her direnişi, TEKEL gibi bir manifestoya çevirmek ve sınıfın yıkıcı gücünü tetiklemektir. Sınıf devrimcileri, Marx’ın Lyon Komünarları için söylediği “isyan çığlığının” kendisi olmalıdır. Sınıfsal öfkeden ve kinden beslenerek, TEKEL’in ateşini 1 Nisan’a ve 1 Mayıs’a taşımalıdır.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Çemen Tekstil grevinde çocuklar da direniş alanında
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (23.03.10) - Gaziantep 3. Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 500 işçinin çalıştığı Çemen Tekstil fabrikasında işverenin sendikayı tanımaması nedeniyle grevde olan Çemen Tekstil işçilerinin direnişi sürüyor. Grev, 71. gününü dolduruken işçiler tüm baskı ve zorluklara karşı direnişlerini kararlılıkla sürdürüyorlar. Bugün yapılan eylemde de işçilerle beraber işçilerin çocukları da grev alanındaydı. Çocuklar fabrika önündeki eyleme katılarak, “İş ekmek yoksa okul da yok!” sloganıyla işçilere destek verdi. Grevdeki işçiler çocuklarına harçlık veremedikleri için onları okula göndermediklerini ifade ediyorlar. Bunun yanında greve yönelik polis ablukası devam ediyor. Patronun işletmesini koruma adına işçiler grev çadırı kuramıyor hatta fabrikanın yakınlarına dahi yaklaştırılmıyor. DİSK Başkanlar Kurulu grevi ziyaret etti DİSK Başkanlar Kurulu Konferansı, DİSK Tekstil'in Çemen Tekstil'de sürdürdüğü grevle dayanışmak amacıyla, işçi direnişleri, dayanışma ve 1 Mayıs 2010 hazırlıkları gündemleriyle Gaziantep'te toplandı. Toplantı öncesinde Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Çemen Tekstil grevi ziyaret edildi. Çemen Tekstil işçilerinin direnişlerinin 71. gününde gerçekleştirilen ziyarette DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK Tekstil Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak ve DİSK Başkanlar Kurulu üyeleri yer aldı. Çelebi burada yaptığı konuşmada, Çemen Tekstil işçilerinin grev sonuçlanana kadar çocuklarını okula göndermeme kararı almalarına üzüldüğünü, ancak işverenin de sorunu çözme konusunda hiç bir olumlu adım atmadığını belirtti. Çelebi şunları söyledi: ''Grevi çözmek istemeyen işveren, yarın çocuklar ile kadınların da yer alacağı büyük bir demokratik direnişle karşı karşıya kalacak. Ama biz sorunun çözülmesinden yanayız. İşveren kesin bir dille sendika ile masaya oturmayacağını söylüyor. Sendikalar yasal kuruluşlardır, sendikaya üye olmak, sendikayla sözleşme imzalamak da bir o kadar haktır. Biz burada kimseyi kanunsuz bir işe zorlamıyoruz.'' Konuşmasını gündemdeki Anayasa değişikliği üzerinden sürdüren Çelebi, mevcut Anayasa'nın 90. maddesinin işletilmediği belirterek ''Hükümet bugün Anayasa'nın 90. maddesini işletsin görelim. Bu madde işletilirse işverenle aramızda yaşanan sorunların büyük bölümü ortadan kalkar. Bu madde uluslararası ILO sözleşmesini tamamıyla hayata geçiren bir madde. Ama uygulanmıyor. Hükümet önce bu maddeyi hayata geçirsin de ondan sonra Anayasa değişikliği yapsın'' dedi. Çelebi'nin ardından DİSK Tekstil Genel Başkanı Rıdvan Budak da bir konuşma yaptı. İşçilerin grev çadırı kurmalarına polisin karşı çıktığını ifade eden Budak şunları söyledi: ''71 gündür bu işçiler burada demokratik bir eylem yapıyor. Yasal hakları olmasına rağmen polis, onlara grev çadırı kurmalarına izin vermiyor. Türkiye'nin hiçbir yerinde bir grev yerinde bu kadar polis görmedim. Bu grev yerinde bu kadar polisin işi ne, biz burada savaşmıyoruz grev yapıyoruz. Devlet işveren kadar, işçinin de hakkını korumalı. Ayırımcılık yapmamalı'' Konuşmaların ardından, DİSK Genel Başkanı Çelebi ve Tekstil-İş Sendikası Genel Başkanı Budak, Çemen Tekstil Fabrikasının sahibi ile kısa bir görüşme yaptı. Bir diğer görüşme ise 25 Mart günü gerçekleştirilecek.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Kent AŞ’de işe iade
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (23.03.10) - İzmir’in Karşıyaka Belediyesi’ne bağlı Kent AŞ’de çalışırken 30 Nisan 2009’da işten çıkartılan ve ardından direnişe geçen işçilerin bir kısmının açtığı işe iade davası sonuçlandı. Kent AŞ’den atılan 260 işçiden 91’inin Karşıyaka 1. İş Mahkemesi’nde görülen davalarında bugün karar verildi. Mahkeme, Kent AŞ avukatlarının davanın reddi talebine karşılık işilerin işe iade taleplerini haklı bularak, 91 işçinin işe iadesine ve işe iadenin asıl işveren olan Karşıyaka Belediyesi’ne yapılmasına hükmetti. Duruşmanın ardından, Karşıyaka Adliyesi önünde bekleyen işçiler kararı sevinçle karşıladılar. Kent AŞ işçilerinin Karşıyaka 2. ve 3. İş Mahkemelerinde görülen davaları ise sürmekte.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
BBC'den TEKEL eylemi yorumu
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] TEKEL işçilerinin eylemi, BBC'nin de dikkatini çekti. BBC, hükümetin önerileri kapsamında TEKEL işçilerinin uğrayacağı hak kayıplarına dikkat çektiği geniş haberinde "Başbakan Erdoğan, bir Humeyni'den çok bir Margaret Thatcher'e benziyor" ifadesini kullandı. İngiliz yayın kurumu, TEKEL'in özelleştirilmesinin ardından TEKEL işçilerinin karşı karşıya kaldıkları hak kayıpları nedeniyle yaptığı eyleme vurgu yaptığı geniş haberinde, bunun AKP döneminde en uzun eylem olduğunu kaydetti. TEKEL işçilerinin görüş ve yakınmalarını aktardığı haberinde BBC, hükümetin, ülkedeki yüzde 14 oranındaki işsizliğe işaret ederek, işçilere yaptığı öneriyle "cömert" bile olduğunu savunduğunu kaydetti. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Bülent Gedikli'nin, "Devletin rolü, temel hizmetleri sunmak olmalı" sözlerini aktaran BBC'ye konuşan Prof. Dr. Burhan Şenatalar da, AKP için "Piyasanın yaptığı her şey doğru, adil ve başarılı olduğu yönündeki bir önyargıları var" şeklinde konuştu. BBC de, "Bir zamanlar, liderlerinin muhafazakar dini adetleri nedeniyle İslamcı olarak tanımlanan partiyi aslında inanç olduğu kadar ticaret de harekete geçiriyor. Başbakan Erdoğan da Ayetullah Humeyni'den çok Margaret Thatcher'e benziyor" yorumunu yaptı. AKP döneminde hızlanan özelleştirmenin birçok Türkler için "şok" gibi geldiğini belirten BBC, şunları da söyledi: "Hayal kırıklığına uğrayan TEKEL işçilerinin birçoğu, son iki seçimlerde AKP için oy kullandıklarını söylüyor ve 'bir daha asla' diyorlar. Ancak, onlar, bugünkü Türkiye'de azalan bir güçtür. Milyonlarca Türk'ün, kendilerine bakması için devlete yönelebildiği günler artık sona ermiş gibi görünüyor." ANKA / 23.03.10
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: 1 nisan8217da, alanlar, anadolu isci sinifi, ankara8217ya, fasist saldiri, icin, kaldigi yerden, mucadele, sinif bilinci, sokaklar, tekel direnisi |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ä°ã�ä°n, ankara’ya, ankaraâ��ya, dä°renä°å�ä°, direnişi, için, kaldiä�i, kaldığı, nä°sanâ��da, nisan’da, tekel, yerden |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|