![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#51 |
|
Türkü, halay, 1 Mayıs ve gerçekler -Nejdet Uygun (Newroz)
10 Mayıs 2011 - Öfkeliyim, çünkü değerlendirmeler katılım sayısı ve renklilik üzerinden yapılıyor. Öfkeliyim çünkü, eylemler gittikçe, türkü halay ve hiç değişmeyen kalıp sloganlar arasına sıkışmaya başladı.. Halaylar, direncimizi-motivasyonumuzu yükseltme özelliğini yitirmeye, eylemin ruhundan, amacından kopmamızı sağlayan bir işlev görmeye başladı. İşin gerçeği, 1 Mayıs epeyce kalabalıktı. Bu açıdan çok fazla bir sorun yoktur. Flamalar, pankartlar, görsel zenginlik ve müzik grupları tercihi herkesi tatmin edecek özellikteydi. Fakat 1 Mayıs’ın tarihsel ve güncel anlamı ve içinde bulunduğumuz dönemin öncelikleri açısından baktığımızda, saydığımız olumlu yanların meselenin özü açısından çok fazla bir değerinin olmadığını belirtmek istiyorum. 1 Mayıs meydanı işçi sınıfının öncü güçlerinin, sınıfın ana gövdesinden çok uzakta yaşadıklarını bir kez daha göstermiştir. Hazır bir savunu gibi rezerv garajından çıkarılarak söylenen, “işçi sınıfının sosyal-psikolojik, durumunun, ideolojik şekillenmesinin sınıfla buluşmaya engel teşkil ettiği” gibi bir ezberin tartışmasının içine girmeden şu kadarını söylemek istiyorum ki; Türkiye de sınıfa ait kolektif bir üretici güç oluşturmak, yani sınıfın içinde olmak bir sürü barikatı aşmayı gerektiren engelli bir koşu gibidir. Türkiye’de bolca işçi vardır, fakat kendisini kolektif üretim gücü (sınıf) gören odaklaşma tarihin her döneminde zayıf kalmıştır. Bunun sayısız nedeni vardır. Bu nedenlerin enine boyuna değerlendirilmesi gerekir. Sanırım bu ödev en çok sınıfın “öncü” güçlerine düşmektedir. 1 Mayıs değerlendirmesi bu esas göz ardı edilmeden ciddi şekilde yapılmalıdır diye düşünüyorum. 1 Mayıs’ın ortaya çıkardığı tablo, böyle bir yoğunlaşmadan uzak durulmaması gerektiği konusunda bolca fotoğraf sunmuştur. Sendikaların, politik güçlerin renkliliği, kalabalığı öne çıkarıp işin esasını ötelemeleri tam da meselenin öfke duyduğum tarafıdır. 1 Mayıs, “güzeldi abi” kıvamındaki sözlerden uzak, tarihi çağrıyı gören bir yerden, sınıf hareketinin ihtiyaçlarının ve örgütlenme sorunlarının üzerinden atlanmadan değerlendirilmesi gerekmektedir. Evet 1 Mayıs kalabalıktı, ama pazar pikniğine, panayır yerine katılma ruh halinin ekseriyette olduğu da görmezden gelinmemelidir. Öncelikli olarak sendikaların ve sınıf adına söz söyleyen tüm politik yapıların, sınıf hareketinin acil sorunlarını perdeleyecek hamaset söyleminden uzak durmaları lazımdır.. Sınıfın ana gövdesi sistemin-sermayenin yedek gücü durumundayken, her şeyi dış nedenlere bağlayan kolaycı yaklaşımlardan uzak, sahici bir değerlendirmenin yapılması gereklidir.. Bu da yetmez, değerlendirmenin uygulanabilir önermeler de içermesi gerekmektedir. Emperyalist politikaların açıktan-zalimce uygulandığı bir süreci yaşadığımız bu dönemde, 1 Mayıs’ı ve sınıf muhalefetini değerlendirmenin önemi daha da artmıştır. Geniş bir sahada zalimce uygulanan emperyalist politikanın dönemsel temel stratejisi, sürdürülebilir kontaklar kurmak ve daha az risk taşıyan muhataplar yaratarak toplumsal direnç odaklarını ehlileştirmek amacına dayanmaktadır.. Kapitalist sisteme itirazı olmayan ama haşarılık yapma eğilimi taşıyan güçlerin, daha uyumlu olabilecek güçlerle yer değiştirilmesine dayanan strateji. Afganistan’dan, Suriye’ ye kadar geniş bir sahada uygulanmaktadır.. Suudi hanedanlığının demokrasi dışılığı sanırım Suriye ile kıyaslanmaz. Fakat mesele bu değildir. Toplumsal dirençleri, muhalefet hareketini pasifist bir çizgiye çekerek ehlileştirmek, olmuyorsa daha az risk içeren mücadele yöntemlerini benimseyen ve daha alt düzeydeki talepleri savunanları öne çıkarmak biçimindeki bir önceliğin tercih edildiği net olarak görülmektedir. Türkiye de benzer bir politikayı esas almaktadır. Sınıfın ana gövdesini öncü güçlerinden yalıtmak için, ideolojik hegemonyası içinde kalan sendikalar bir yandan açıktan desteklenirken, diğer yandan muhalif olan yapılarda daha uyumlu ve sürdürülebilir ilişkiler kuracağı kişileri öne çıkarmaya çalışılmaktadır. Esasında KCK operasyonu da bu temel stratejinin bire bir iz düşümüdür. Aşırılıkları törpülemek, dirençleri kırmak ve giderek ehlileştirmek hedefli bir yönelim olduğu konusunda güçlü emareler vardır.. Seçim dönemi içinde olmamız nedeniyle,toplumsal güçlerin dikkatinin ve enerjisinin seçime odaklanacağı kesindir. Siyasal hareketlerin Millet Vekili seçimine odaklanmasının yanında, emek hareketinin, entelektüel ve politik bilinç birikimini bağrında taşıyan KESK’ de seçim dönemi içinde olması, toplumsal muhalefetin ve sınıf hareketinin çözüm bekleyen sorunlarının ötelenmesine neden olacaktır. Bu durum ciddi bir handikaptır. 1 Mayıs’ın ortaya çıkardığı tablo, Toplumsal muhalefete, sınıfın öncü güçlerine, gözümüzün içine içine giren gerçekleri görmeleri ve buna uygun bir çalışma yürütmeleri gerektiği çağrısı yapmıştır. Bu çağrıyı dikkate almak, bu güne kadar yapılanlardan başka şeyleri yapmayı gerektirmektedir.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
|
#52 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Kitlesel ve coşkulu...
2011 1 Mayıs'ı, işçi sınıfı ve ezilenlerin kendi tarihlerini yapma ve yazgılarını belirlemeleri bakımından gücünü görmesini sağlayan tarihi bir kutlamaya tanıklık etti. Tarihle güncel, 1 Mayıs alanlarında buluştu. Mücadeleyle kazanılan, burjuvazinin yasaklarından koparılıp alınan Taksim Meydanı'nda tarihinin en büyük mitingi gerçekleşti. Tarihsel olarak '77'nin kanlı 1Mayıs'ı ile 2011'in 1 Mayıs'ı buluştu; '77'yi aşan bir kitlesellik yakalandı. Sıkılı yumruklarıyla, ismi okunan 1 Mayıs şehitlerini “burada” diye cevaplayan yüz binler, tarihsel bir 'an'a tanıklık ettiklerini biliyorlardı. Köklerinden, tarihinden, geleneklerinden koparılmış bir toplum ve emekçi sınıflar, sınıf bilincinin bir unsuru olarak tarih bilincine sarılıyorlardı. Alan yasağına karşı yıllardır sebat ve kararlılıkla yürütülen mücadelenin sonucunda Taksim Meydanı'nın geçen yıl özgürleştirilmesi ise bu bilincin bir başka boyutuydu. 500 bini aşkın işçi ve emekçinin Taksim Meydanı'nı doldurması, kararlılıkla yürütülen her mücadelenin kendi yatağını oluşturduğunun, irade, kararlılık ve sonuç alma perspektifinden yoksun mücadelenin bir gelenek yaratamayacağının ispatı gibiydi. Taksim ve diğer 1 Mayıs alanlarını dolduran milyonların katılımıyla kendi yatağını oluşturan bu kitlesel mücadeleye yön, irade ve perspektif kazandırmak, sınıf mücadelesinin en önemli sorununu oluşturuyor. 1 Mayıs, Taksim'in dışında da kitleselliği ve yaygınlığıyla ön plana çıktı. Yüzyirmi kadar merkezde kutlanan 1 Mayıs etkinliklerine katılım, hemen her yerde ve toplam olarak kitlesellik bakımından ikiye katlandı. 1 Mayıs'ın pazar gününe denk gelmesi de katılımı artıran önemli bir unsurdur. Ezilen toplumsal kesimlerin bütün bölükleri 1 Mayıs alanlarındaydı. Çevre örgütlerinden futbol taraftarlarına son derece renkli ve çeşitli bir toplumsal dinamik bir aradaydı. Milyonların 1 Mayıs'ında gençler ve kadınlar belirgin olarak ön plana çıktı. Şifre skandalının ardından alanlara çıkan liseli gençlik, bütün kortejlere yayılmış olsa da önemli bir güçtü. Cins kıyımına uğrayan ve ataerkil düzene karşı öfkesini örgütleyen kadınlar ise gelişen toplumsal mücadelede tuttukları ve tutacakları yeri belirginleştiriyorlardı. Sosyalistler, feministler ve bir kaç siyasi kuvvet dışında kadınların kendi pankart ve şiarlarıyla yer almamış olmaları, kadın özgürlük mücadelesi bakımından bir eksiklikti. Alanların kitleselliği ile katılımın hemen hemen yarısının örgütsüz olması ise bir başka önemli unsurdur. 2010 1 Mayıs'ında da belirgin olarak görülen bu durumun, 2011 1 Mayıs'ında da sürdüğünü gösteriyor. Örgütsüz toplum gerçeğinin yanında örgütlenme eğilimini yansıtan bu durum, Arap isyanlarında açığa çıkan alanların örgütleyiciliği ve hareketli özne gerçekliğinin de kendi özgünlüğünde bir yansıması olarak da görülmelidir. Toplumun en geniş kesimlerinde açığa çıkan daha fazla özgürlük istek ve talepleriyle, örgütlenme arayışı birbirini besleyerek gelişiyor. Mitinglerin çağrıcıları ve düzenleyicileri olmalarına rağmen sendikaların kortejlerindeki katılımın sınırlılığı belirgin olarak dikkat çeken bir unsurdur. Taksim'de, Hak-İş'in mehteran takımıyla katılımı, Türk-İş'in 10-15 bin kişilik katılımı; keza DİSK ve KESK kortejlerinin daha kitlesel olsa da, toplam katılım içerisindeki sınırlılığı, sendikaların yaşadığı temsiliyet ve örgütlenme krizini göstermektedir. Şüphesiz ki bu krizin arkasındaki önemli bir unsur, bürokratik ve uzlaşmacı sendikal mücadele çizgisidir. 21 yıl aradan sonra ****lde yaşanan grevin gücünü arkalayan Birleşik ****l-İş'in, DİSK kortejinin neredeyse yarısını oluşturması ise mücadelenin sendikal krizin de çözümü olduğunu gösteren tersinden bir kanıt özelliği taşımaktadır. Taksim Meydanı'nda kürsüyle alanın uyumu da önemli bir kazanımdı. Coşku, bütün miting boyunca diri kaldı, kitle hızla dağılmadı. Kürsü de sendikal bürokrasinin etkinliğinin sınırlılığı ve mitingin sendika başkanlarının uzun konuşmalarından azade olması, kürsüyle alanın birleşmesini, kitlenin coşkusunun hep diri olmasını sağlayan önemli bir unsurdur. Keza, ortak metinlerin direnişçi işçiler tarafından okunması da önemli bir kazanımdır. İlerici, devrimci parti ve örgütlerin katılımında da, önceki yılları aşan bir kitlesellik olduğu belirtilmelidir. Hemen bütün kortejlerde hazırlıklar, yürüyüş kollarına ve alandaki renk cümbüşüne yansıdı. Sosyalistler de, bir önceki yılı aşan bir katılımla yaklaşık dört bin kişilik bir kitleyle Taksim Meydanı'nda yerlerini aldılar. Sosyalistlerin İzmir, Antalya, Hatay, Nurhak gibi merkezlerde de hazırlıkları, kitlesel ve coşkulu katılımları dikkat çekti. Hemen her yerde katılım düzeyi önceki yılları aştı. Öte yandan, Newroz alanlarını dolduran milyonlarla 1 Mayıs alanlarını dolduran milyonlar ilk kez bu kadar güçlü ve eş zamanlı bir şekilde buluştu. Bu buluşmanın henüz boşlukta kalan, cevabını arayan çok sayıda yönü olsa da, toplumsal hareketin bu iki temel dinamiğinin buluşması, “3. Cephe”nin toplumsal temelini ve dinamiklerini tanımlaması bakımından son derece anlamlıdır. Bu iki temel dinamiği birbiriyle uyumlu, birbirini besleyen ve ortak hedeflere yönelen bir siyasal güce dönüştürmek, ezilen toplumsal kesimlerin değişim istek ve yönelimlerine perspektif kazandırmak ve özneleştirmek anlamına gelecektir. 1 Mayıs meydanlarında uç veren, yansıyan yönelimler de bu perspektifle uyumludur. Taksim mitinginde kürsünün iki dilli olması, Kürtçe konuşma ve ezgilerin yüz binler tarafından sahiplenilmesi, emekçi sınıfların Kürt sorunuyla yüzleşmesi, emekçi çözüm perspektifiyle hakim sınıfların gerici tahakkümünden kurtularak özgürleşmesi bakımından da son derece önemlidir. 1 Mayıs, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünün dinamiklerinin emekçi sınıflar arasında bulunduğunun güçlü işaretlerini vermiştir. Keza, İstanbul ve diğer kentlerde Kürt halkının ve hareketinin bilinçli bir yönelimle kutlamalara kitlesel katılımı ve Van'da düzenlenen bölgesel merkezi mitingin kitleselliği de bu bakımdan önemlidir. Şimdi 1 Mayıs coşku, kazanımı ve görkemiyle mücadeleyi yükseltme zamanıdır. Sabahın bir sahibi olduğunu artık dost da düşman da biliyor. 1 Mayıs'ın görkemini arkalayarak seçim mücadelesinde, burjuva egemen sınıflarının iki blokunun karşısına, bağımsız adaylar etrafında halkın kendi alternatiflerini yükseltmek, yeni bir kazanım olacaktır. Sabahın sahipleri bir kez daha sahne alacaktır.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#53 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
1 Mayıs, emekçi çözüme işaret etti
EMİN ORHAN Her 1 Mayıs'ın ayırıcı çizgileri vardır. Her 1 Mayıs'a içeriğini kazandıran işçi sınıfı ve ezilenlerin güncel talepleridir. Bu talepler 1 Mayıs'ta alanlara yansımıştır. 1 Mayıs coşkusu Taksim'den tüm Anadolu'ya yayılmıştır. Bu coğrafyada yaşayan değişik uluslardan işçilerin ortak talep ve sorunlarını farklı dillerde ifade ettiği bir gün oldu 2011 Mayıs'ı. Taksim'deki 1 Mayıs Türk ve Kürt işçilerinin, emekçilerinin kardeşleşme mücadelesinde bir düzeyi açığa çıkardı. Şimdiye kadar Batı'da, 1 Mayıs kürsülerinde Kürt halkının talepleri bir yana, Kürt kelimesinin telaffuz edilmesi bile sorun haline getiriliyordu. Kürt halkının sürdürdüğü onurlu demokratik barış mücadelesi, Batı'da devrimci ve sosyalistlerin şovenizme karşı yürüttüğü mücadele, Kürt sorununun 1 Mayıs platformundan yüksek sesle dile getirilmesinin yolunu açmıştır. Sermaye her zaman, işçi ve emekçiler arasında ırkçı eğilimleri körükleyerek Türk halk kitlelerini kendisine yedekleme politikası güttü. Bilinç körlüğü ve bulanıklığına yol açarak sömürü ve baskıyı kolaylaştırdığı için şovenizme bel bağlıyor. 2011 1 Mayıs'ı, Türk işçi ve emekçi kitleleri arasında Kürt halkının taleplerinin kabul görmeye yüz tuttuğunu gösteren veriler açığa çıkardı. Bir kere İstanbul'da 1 Mayıs'a katılan ilerici, mücadeleci, devrimci, sosyalist kesimlerin 1 Mayıs tertip komitesine yaptığı önerilerin kabul edilmesi, ortak bir iradenin yakalanması olumlu bir adım. 1 Mayıs pankartının Kürtçe ve Kürtçe olarak yazılması, ortak metnin kürsüde Türkçe ve Kürtçe olarak okunması talebinin ortak iradeyle kabul edilerek yaşam bulması önemlidir. 2011 1 Mayıs'ı Kürt sorununda asıl muhatabın işçi ve emekçiler olduğunu gösterdi. Alanı dolduran işçi ve emekçiler, Kürtçe metin okunduğunda, Kürtçe türkü ve marşlar söylendiğinde alanı terk etme tutumu göstermemesi şovenizmin işçi kitleleri arasında kırılabileceği zeminin varlığına da işaret etti. Çünkü yürütülmekte olan savaştan hiçbir çıkarı olmadığı gibi savaşın bedellerini Türk işçi ve emekçileri ödemektedir. Newroz'la 1 Mayıs birleşmiştir. Bu coğrafyada 1 Mayıs artık geri dönülmez bir biçimde iki dilli olmuştur. Tek dil, tek bayrak, tek millet anlayışı 1 Mayıs alanlarında da iflas etmiştir. Kürt halkının özgürlük talepleriyle Tük işçi ve emekçilerinin iş güvencesi, iş, adalet ve eşitlik talepleri de iç içe geçmiştir. 1 Mayıs, şimdiye kadar inkar ve imha politikasında ısrar eden hükümetin çözümsüzlük politikasına karşı çözümün adresini de gösterdi. “Kürt sorunu yoktur, Kürt vatandaşlarımızın sorunları vardır” diyerek önümüzdeki döneme ilişkin AKP'nin izleyeceği politikasını ifade etti. Erdoğan'ın inkar politikasına karşılık, sorunun çözümünün asıl muhatabının işçi ve emekçiler olduğunu gösterdi. Halklar arasında kardeşlik olacaksa eğer bunun eşitlikten geçtiğini gösterdi. Yıllardır sosyalistler sorunun asıl muhatabının Türk işçi ve emekçileri olduğunu dile getirdiler. Kürt sorununda devrimci, demokratik halkçı çözümün Türk işçilerinin sorunu bizzat sahiplenmesinden geçtiğini savundular. Kürsüden yapılan konuşmanın içeriksel olarak emekçi çözüme işaret etmesi anlamlıdır. Kürt halkı, üzerindeki baskılara ve siyasi soykırıma karşı tutum aldı. Kürt halkının anadilde eğitim talebi başta gelmek üzere demokratik taleplerini dile getirdi. Sendikalar ve kitle örgütleri, artık ne sorunun çözümünün üzerinden atlayabilirler ne de inkar politikasını savunabilecekleri güçlü bir zemin kalmıştır. Şovenizm ve ırkçılık Taksim'de yarılmıştır. Kürt sorunu, kitleler arasında kabul düzeyinden “siyasi çözüm” sürecine evrilmiştir. Şimdi sosyalistler, emekçi çözüm programını Türk işçi ve emekçilerine taşıyabilecekleri zemin daha güçlüdür. Taksim iradesi bu sorunun muhatabını ortaya koymuştur. Türk işçileri eğer özgür değillerse, Kürt halkı özgür olmadığı içindir. Newroz ve 1 Mayıs, özgürlük yürüyüşünün daha geniş kitleleri kapsayarak ilerlediğini gösterdi.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#54 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
İki dilli, kadın ve genç 1 Mayıs
MÜNEVVER İLTEMUR “Gün gelir, gün gelir zorbalar kalmaz gider, devrimin şanlı yolunda kül olur savrulur gider” 2011 1 Mayıs’ı, gerek kitleselliği gerekse güncel talepleriyle ve büyüttüğü umutla zorbaların gidecek günlerinin hayal olmadığı gibi çok uzak olmadığını da gösterdi. İşçi sınıfının uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ta, dünyada, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da emperyalist yeni liberal politikalarla, çürümüş vahşi kapitalist düzenle sorunları olan tüm kesimler, gökkuşağı renkleriyle sel olup meydanlara aktılar. Sömürüye, baskıya, ayrımcılığa ve doğanın talanına karşı birleşen emek güçleri ve tüm ezilenler bir kez daha devasa güçlerini gördüler ve kendilerini yok sayanlara, “ayaklar baş olur mu?” diyenlere de gösterdiler. 2001 1 Mayıs'ı sermaye ve temsilcilerinin korkularını daha da büyüttü. Çünkü Newroz ile 1 Mayıs emeğin ve kavganın başkentinde birleşti. “Bıji Yek Gulan” ile “Yaşasın 1 Mayıs” kürsüde yan yanaydı. Konuşmalar bu yıl iki kardeş dille yapıldı. 1 Mayıs işçi Marşı, Türkçe ve Kürtçe söylendi yüz binlerle. Şarkıların kardeşliği çok dilliydi. Bu yıl Çerkesler de talepleriyle emeğin bayramındaydı. Ve “Yansak da dokunacağız” diyen gazeteciler. Aleviler, inanç özgürlükleri için daha kitlesel gelmişlerdi 1 Mayıs’a. Samsun Tekel işçilerinin BAT’a karşı işgal eylemleri, Onteks, Casper, Mas-Daf işçilerinin militan direnişleri yansıyordu alana. LGBTT’liler homofobiye karşı renkli görüntüleriyle koşuyorlardı Taksim’e.. AKP’nin şifresini kırıp sınavsız üniversite isteyen liselilerin başkaldırıları enerji katıyordu alana. Kadınların 8 Mart isyanı ve kadın cinayetlerine karşı ısrarla süren eylemleri, Kürt halkının Newroz'dan beri sokakları mesken tutan itaatsizlikleri, nükleere karşı çevrecilerin sesi. Ve işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların ve ezilen ulusların kurtuluşu için mücadele ederken tutsak düşenler de unutulmamıştı. Onların tecride karşı sesleri ve hasta tutsakların serbest bırakılması talebi kürsüde bir kez daha dillendirildi. 1 Mayıs ‘77, ‘89 ve ’96 şehitleri de 1 Mayıs alanındaydı.. Gelecek sömürüsüz, özgür ve eşit günlere olan inançlı bakışlarıyla oradaydılar… 2011 1 Mayıs’ında önemli bir eksiği bu yıl fark ettim. Sermayeye adeta meydan okuyan, alanı kucaklayan ve sömürü zincirlerini kıran işçi neden erkek… Artık alanı kölelik zincirlerini kıran erkek ve kadın işçi birlikte kucaklamalı. Hatta iki-üç zinciri birden kırmalı kadın. Değil mi, çifte baskı ve sömürüye karşı iki kere mücadele ediyorsa en az iki zinciri kırmalı kadın. 2012 1 Mayıs’ında bu alanda, sermayeye ve erkek egemenliğine meydan okuyan devasa bir kadın pankartı olmalı. Özellikle sendikalardaki kadınlar ve kadın örgütleri bugünden kolları sıvamalı.. Çok önceden başlayan yoğun, yaygın bir 1 Mayıs çalışması olmamasına rağmen (daha çok son hafta yapıldı) kadınların katılımı geçen yıllara göre artmıştı. Ama kadınların özgün talepleriyle yürüdükleri pankart ve kortejler katılıma göre zayıftı. AKP güdümlü Hak-iş ve Memur-Sen kortejlerinde hemen hemen hiç kadın yoktu. Çünkü onlara göre her kadın, üç çocuk doğurmalı eşine ve çocuklarına hizmet etmeli ve evinde “oturmalı”ydı. Diğer işçi sendikaları da esas olarak erkekti. Ama KESK, devrimci, sosyalist parti ve demokratik kitle örgütlerinde kadınlar kitlesel olarak katılmışlardı. Kaderlerini ellerine almak isteyen kadınlar özgürlük için yürüyordu. Kadınlara yönelik şiddete, artan kadın cinayetlerine ve görünmeyen kadın emeğine karşı öfke ve isyanlarını pankartlarla mitinge taşıyan kadın örgütleri; ESP/Sosyalist Kadın Meclisleri, feministler, Halkevci Kadınlar, İMECE ve “Kül Kedisi değil Ev İşçisiyiz” diyen Ev İşçileri Sendika Girişimi’nden kadınlar vardı. Şifre skandalına karşı sokakları ısıtan liseli genç kadınları da unutmamak lazım. Sonuç olarak; 2011 1 Mayıs’ı ile birlikte işçi sınıfı, kadınlar, gençler ve Kürt halkı baharı kazanmıştır. Ve zafere olan inanç ve umut daha da büyümüştür. Şimdi sıra, emeği, kadını yok sayan düzen partilerini yalanlarıyla birlikte sandığa gömmede… Özellikle kadınlar belirleyici bir konumda yer aldığı bu seçimde kadınlara daha çok görev düşüyor. 2012 1 Mayıs’ında 1 milyonu aşacağız ve o büyük güne daha çok yaklaşacağız, Bıji Yek Gulan!
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: 1 mayisi, 2011, bir, olacaktir, sicramaya, sinif mucadelesinde, temel, yeni |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| 2011, bir, mayisi, mücadelesinde, olacaktir, siçramaya, sinif, temel, yeni |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Fransa'da Sinif SavaŞimlari-marks | A.E.Bahadır | Marks,Engels,Lenin'den seçme yazılar,makaleler | 0 | 08-30-2007 06:34 PM |
| Kİmlİk Mİ Sinif Mi? | Mahmut Halil CAN | ANADOLU DEVRİMİ VE SORUNLARI | 0 | 08-03-2007 08:15 PM |