![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
25 KASIM GREVİNİN ARDINDAN GENEL GREV GENEL DİRENİŞE
25 Kasım umulanın ötesinde proletaryanın Kamu bölümünde oldukça coşkulu, katılımcı ve dirençli, dinamik bir biçimde geçti. Genel olarak ciddi bir hazırlık yapılmamasına, özellikle de dinamik çalışma biçimlerinin tercih edilmemesine, özel kampanyavari çalışmanın esas alınmamasına rağmen; 25 Kasım uyarı grevi kesinlikle beklenenin ötesinde katılımlarla, mücadele inanç ve kararlılığı ile geçmiş bulunuyor. Bu kadarını kendi adımıza, bundan önceki katılım, inançsızlık, günah savma kabilinden gösteriler ya da coşkulu ve militan mücadeleye kayış temelinde biz de beklemiyor idik. Birincisi, katılım gerçekten oldukça olumlu idi. Alanın tümünün katılımı sağlanmasa da; en azından hedeflenen alanlarda %60’lara yaklaşan oranlarda bir katılım sağlanmıştır. Bu katılımın aşağı yukarı %40 kadarı da bir biçimde alanlara taşınabilmiştir. Bu son yıllarda oldukça olumlu bir rakama, istatistiki bilgiye işaret etmektedir. Bunda kimi bölgelerde özellikle okulların resmi tatilde olması da katkı sahibi olmuştur dolaylı olarak. İkincisi, grevle birlikte örgütlenmiş olan gösterilerde daha öncekilere oranla katılımcıların direnç, militan mücadele kararlılığı, coşkusu oldukça olumlu bir yerde idi. Zira bundan önceleri sıradanlaştırılmış gösteri biçimlerinin yetmediği, emekçilerin sendikal örgütlerine güvensizliği ve aradaki uçurumu açmış idi. Bu güvensizlik hala sürse de- ki sürmesi de oldukça doğaldır. Zira egemen olan anlayışların düzen içi, sistemi güçlendirici, reformist temelleri yığınların da eylem ve etkinliklere katılımında güven boşluğu yaratmakta idi- en azından tabandan dolayı bir baskı olduğu açıktır. Bu enerji ve çabanın yönetim organlarına yansıtılması ise komünist devrimcilerin liderliğine bağlıdır. Coşku, kararlılık ve düzenin kolluk güçlerinin baskısına, provokasyon ve tehditlerine boyun eğilmemesi de oldukça önemlidir. Üçüncüsü, yer yer sendikal liderlikleri aşan dayanışma, paylaşım ve ortaklaşma ve siyasal dayanışmayı öne çıkaran olumlu gelişmelerin de olması önemlidir. Örneğin gözaltına alam girişimlerine ve saldırılara duyarsız kalınmadığı gibi birlikte olunmuştur. Bu da siyasal olarak dayanışmanın hangi boyutlarda ele alınması gereğini göstermektedir. Dördüncüsü, faşist devletin temsilcilerinin baskı-tehdit ve şantajına rağmen güçlü bir karşı koyuş ve katılımın gerçekleşmiş olması anlamlıdır. Elbette 96 Aralıkları düzeyinde olmasa da; bu eylem ve etkinliğin en azından doğru liderlikler elinde buraya taşınabileceğini söylemek lazımdır. Beşincisi, her ne kadar eylemlere damgasını vurmasa da; sınıfın bölükleri içinde olumsuz bir biçimde Kürt-Türk ayrımı ile Türk şovenizminden etkilenmenin oldukça büyüdüğünü, gelişmelerden etkilendiği, sınıfın liderlerinin en önemli sorunlarından birisi olarak kısa-orta ve uzun vadede bunun önümüze çıkacağı açıktır. Zira mitinglerde Halkların kardeşliği ve birliği üstüne sloganların çoğunun sessizlikle karşılanması ve atılmaması olumsuzdur ve bundan sonuçlar çıkarılmalıdır. Altıncısı, her zamanki gibi kimi sendika, dernek ve odaların eyleme katılımcılığı, desteği söylemin ötesine geçmediği gibi sembolik katılımları bile her zamankinden daha gerideydi. Bu ise, sınıf dayanışması bağlamında oldukça geri bir platformun hala önemli bir sorun olduğunun açıkça kabul edilmesidir. Zira işçi sınıfının çeşitli bölüklerinin sınıfsal mücadelesinin, diğer bölüklerinde mücadelesi olduğunun kavranmamış olmasının temelinde zaten sendikal ihanet şebekeleri gelmektedir bilindiği üzere. Yedincisi, düzenden kopma noktası artık giderek daha da incelemektedir. Ama alternatifsizlik sınıfın kendi açısından en önemli handikabı olmaya devam ediyor. Sonuç olarak, düzenden kopma eğilimi giderek güçlenmektedir yığınlarda. Diğer yandan mücadelenin sertleşeceği, keskinleşeceği ve bıçağın giderek kemiğe dayandığı, bu bağlamda düzenle olan ilişkilerin kopmaya doğru ilerleyeceği tespitlerimizi kısmen, şimdilik doğrulanmış görünüyor şimdilik. Zira Kasım ayının başlarında yazdığımız bir yazıda bunun altını çizmiş idik. Bu da sınıfın yönelimini tespit etmek bakımından önemli idi. Sınıf mücadelesinin seyrinin daha da yukarılara doğru ilerlemesi kaçınılmazdır. Bu sıçramanın, atılım, heyecan, coşkunun kalıcı örgütlenmelerle desteklenmesi kesinlikle zorunludur. Kamuda çalışan komünist devrimci kadrolar, taraftar ve sempatizanların bu süreci işyerlerinden başlayarak komite, konsey tarzı örgütlenmelerle pekiştirmeleri; sendikaların tepelerine üşüşmüş sendikal bürokrasiyi aşacak eylem ve aktiviteleri örgütlemeleri zorunludur. Bu uyarı grevinin en önemli kazanımlarının devrim lehine değerlendirilmesi bir devrimcinin en başat görevidir. Bu eylem ile son bulan bir çalışma sendikal bürokrasinin soğutma çabaları içine gireceğini göstermektedir. Ama iş bundan sonradır asıl olarak. Zira bir kazanım elde etmeden salt eylem yapmış olmak için eylem yapılan yıllardan kaybedilen de zaten bunlardır. Geniş yığınların enerjilerinin deşarj edilerek bırakılmasına izin verilmemelidir. Bu anlamda Aralık ve Ocak aylarını kapsayan geniş bir eylem takvimi ile tamamlanmalıdır bu süreç. Her yandan, her kentin koşullarına ve büyük bir Ankara mitingi örgütlenmesine kadar Genel Grev ve Genel Direnişi de içine alan bir çeşitlilik ve genişlikte eylemsel aktivite takvimleri konusunda hazırlıklı, çalışkan ve mücadeleci olunmalıdır. Kamu proleterlerinin sendikal anlamda şu andaki en temel ve stratejik amacı toplu sözleşmeli ve grevli sendikal hakkın meşru ve yasal kılınmasıdır. Tek taraflı, insafa terk edilmiş ne idüğü belirsiz Toplu görüşme düzeninin kaldırılmasıdır. Mücadelenin ana ekseni bu olmalıdır. Bununla birlikte, günübirlik ekonomik yan kazanımların elde edilmesi moral motivasyon açısından oldukça önemlidir. Faşist sömürgeci düzenin eylem ve aktivitelere daha da saldırgan davranabileceği açıktır. Düzen tümüyle bataktadır. Her gün daha da batmaktadır. Ona her bakımdan tekme vurmak ise bizlerin varlık nedenidir. Her çırpınışta ve saldırganlaştığında daha da batacağı, kendini bataklığa çekeceği açık ve nettir. Görev ve sorumluluklarımız daha da artmıştır. HAYDİ GÖREVE. 26.11.2009 Mahmut Halil CAN ( Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (11-26-2009), Mehmet Asi Okçuoğlu (11-26-2009) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
AKP’YE UYARI
15:17 26 Kasım 2009 ‘GREVİ BÜYÜTÜRÜZ’ Yüz binlerce kamu çalışanı toplu sözleşmeli grev hakkı için iş bıraktı. KESK ve Türkiye Kamu-Sen öncülüğündeki iş bırakma eylemi Türkiye'nin genelinde etkili oldu. İstanbul'da binlerce emekçi Beyazıt’a doğru yürüyüşe geçti. KESK Başkanı Sami Evren, "Bu haklarımızı vermezseniz grevi büyütürüz" dedi. ANADOLU AYAKTAYDI Uyarı grevi Türkiye’nin birçok şehrinde etkili oldu. Eskişehir'de yaklaşık 50 emekçi gece yarısı Eskişehir Garı'na gelerek grev pankartı astı. İzmir’de de hizmet durduran kamu emekçileri Konak Meydanı’nda miting yaptı. Diyarbakır’da öğretmenlerin iş bırakma eylemine, öğrenciler de destek verdi. POLİS Müdahalesi Ankara’da emekçiler Ziya Gökalp Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca alkışlar, ıslıklar ve sloganlarla AKP Hükümeti’ni protesto edildi. Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bulunan köprüde ÖDP, Öğrenci Kolektifleri ve Sosyalist Parti bayrakları asmak isteyen gruba polis, copla müdahale etti. AKP’DEN GARİP AÇIKLAMA AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, grev yapan kamu emekçilerini eleştirdi. Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, sendikaların olaya ideolojik yaklaşmaması gerektiğini” öne sürdü. Çelik, AKP iktidarı döneminde memur maaşlarına önemli artışlar gerçekleştirdikleri de iddia etti. Türkiye'nin genelinde emekçiler bir günlük iş bırakma eylemiyle hükümeti uyardı. Tren seferleri durdu. Öğretmenler derslere girmedi. Postahaneler çalışmadı. Acil servis dışında sağlık hizmeti verilmedi. 2,5 milyona yakın emekçi hükümete "sesimizi duy" çağrısı yaptı Yüz binlerce kamu çalışanı toplu sözleşmeli grev hakkı için iş bıraktı. KESK ve Türkiye Kamu-Sen öncülüğündeki iş bırakma eylemi Türkiye'nin genelinde etkili oldu. Katılımın iki buçuk milyonu bulduğu ifade edilen eylemde sırasında hayat durdu. Eylem özellikle ulaşımda etkili oldu. Türkiye'nin bir çok yerinde tren seferleri durdu. Uçak seferleri aksamalı yapıldı. Sağlıkta da acil servis ve bazı birimlerin dışında hizmet verilmedi. Otoyol gişeleri, vergi daireleri ve postaneler de çalışmadı. Eğitimde de iş bırakma etkili oldu. Öğretmenler derslere girmedi. İSTANBUL'DA YÜZBİNLER İŞ BIRAKTI İstanbul'da eylem Haydarpaşa Garı'nda gece yarısı başladı. BTS üyesi emekçiler iş bıraktı. Anadolu, Fatih, Güney ekspresleri ve İç Anadolu Mavi treni kalkmadı.Hastaneler, postaneler, okullar ve kamu kurumlarında eyleme büyük katılım oldu. SES'in örgütlü olduğu onlarca hastanede greve çıkıldı. Okmeydanı, Çapa ve Şişli Etfal Hastan hanesinde acil servisler dışında hizmet verilmedi. Eğitimde de katılım yoğun oldu. Öğretmenler derslere girmedi. Kartal Endüstri Meslek Lisesi tamamen boşaldı. İstanbul Üniversitesi'nde yapılan boykot çağrısı üzerine, amfiler ve derslikler boşaldı. Öğretim görevlileri grev dolayısıyla derslere girmedi. Boğaziçi Üniversitesi'nde greve çıkan öğretim görevlilerine, öğrenciler de destek verdi. Kampüs girişine "Bu işyerinde grev var" pankartı asıldı. Posta dağıtımı da yapılmadı.Kartal Postanesi'nde iş bırakma oranı yüzde 80 civarında oldu. Sirkeci Postanesi'nde de iş bırakmaya geniş katılım oldu. EVREN''DEN HÜKÜMETE UYARI İstanbul'daki mitingin adresi ise Beyazıt Meydanı'ydı. Çapa'da ve Sirkeci'de toplanan binlerce emekçi meydana doğru yürüyüşe geçti. Meydanda konuşan KESK Başkanı Sami Evren, hükümeti uyardı. Evren, hükümete "Bu haklarımızı vermezseniz grevi büyütürüz" dedi.Başbakan'a 15 Ağustos'taki "toplu görüşme" sırasında, sorunları toplu iş sözleşmesi mamasında çözmeyi önerdiklerini aktaran Evren "Başbakan masadan kaçtı. İrademizi toplu görüşme masasında teslim almak istedi. Biz bunu reddettik" dedi. Evren, emekçilerin hak ve çıkarlarını savunabilmek için toplu iş sözleşmesi masasına, eşit koşullarda oturmak gerektiğini de söyledi. Avrupa'da 20, Türkiye'deyse 30 kişiye bir kamu çalışanının düştüğünü anımsatarak eşitsizliği vurgulayan Evren, yalnızca kamu çalışanları için değil, yoksulluğa karşı yurttaşlık geliri ödenmesini de istediklerini dile getirdi; "Hükümet bunu anlamadı. Başbakan işsizlik nedir bilmez" dedi.KESK Başkanı greve katılmayan Memur Sendikaları Konfederasyonu'na da tepki gösterdi. "Et olmayınca unla, bulgurla yapılan köfteye yalancı köfte denir" diyen Evren, grevi yasadışı diye adlandıran hükümete katılan MEMUR-SEN'i de yalancı köfteye benzetti. ANKARA'DA POLİS MÜDAHALE ETTİ Eylem sırasında Ankara'da da hayat durdu. Kamu emekçileri, işyerlerinin önünde toplanmalarının ardından Ziya Gökalp Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca alkışlar, ıslıklar ve sloganlarla AKP Hükümeti’ni protesto edildi. Miting alanının dolmasının ardından, Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bulunan köprüye ÖDP, Öğrenci Kolektifleri ve Sosyalist Parti bayrakları asmak isteyen gruba polis, biber gazı ve copla müdahale etti. Yaşanan arbede, sendika yetkililerin sağduyu çağrısı sonucunda daha fazla büyümeden sona erdi. DTP, CHP Milletvekillerinin yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve üyelerinin yer aldığı mitinge, lise öğrencileri de katıldı. “BAŞBAKANI UYARIYORUZ” Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan mitingde, kürsüden kitleye hitaben konuşan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tuğrul Culfa, “Başbakan grevimizin yasa dışı olduğunu iddia ediyor. Deniz Feneri soygunu, suyu ve yolu olmayan köylere bulaşık makinesi göndermek, tüm şaibelere karşı RTÜK başkanını görevde tutmak yasal da bizim grevimiz mi yasadışı? Başbakanı uyarıyoruz: Daha önce yaptığımız grevlerin de yasadışı olduğunu söyleyen başbakanlar gördük. Ama biz hala alanlardayız. Onları ise kimse hatırlamıyor" dedi. Culfa, “Bu ülkede kredi kartı borcu toplamı Türkiye bütçesinin yarısı kadar bir rakam oluşturuyorsa ve bu soyguna başbakan bir şey demiyorsa, o ülkede haktan, adaletten ve yasal olmaktan en son söz etmesi gereken kişi başbakanın ta kendisidir” dedi. KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek ise AKP İktidarının grevi iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, “İktidar, kamu emekçilerinin bu uyarısını da dikkate almaz, hak gasplarına devam eder, sermaye yanlısı politikalarında inat edecek olursa bilmelidir ki, emekçiler için daha geniş ve kapsamlı bir mücadele dönemini başlayacaktır” dedi. ÇELİK’TEN TUHAF ELEŞTİRİ AKP Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, eylem yapan emekçileri eleştirdi. Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, eylemlerin vatandaşın hayatını zehirlememesi gerektiğini ve sendikaların olaya ideolojik yaklaşmaması gerektiğini öne sürdü. Çelik, AKP iktidarı döneminde memur maaşlarına önemli artışlar gerçekleştirdikleri de iddia etti. Emekçiler İzmir’de de hayatı durdurdu İzmir’deki kamu emekçileri de greve gitti. İş yerlerinden çıkıp ilçelerinde yürüyüş yapan ve ardından Konak Meydanı'nda bir araya gelen KESK, DİSK, TTB, TÜRK-İŞ, TMMOB, TÜM-BELSEN, İTO üyeleri hükümete “Taleplerimizi duy, duymazsan daha büyük bir grevle geliyoruz” uyarısında bulundu. KESK Şubeler Platformu Dönem sözcüsü ve Eğitim-Sen 3 Nolu Şube Başkanı Ali Kılıç, hükümetin bu grevi hak ettiğini söyledi. Kılıç, “Taleplerimiz karşısında bir duyarsızlık abidesi gibi duran siyasi iktidara sesleniyoruz. Bu bir uyarı grevidir, yanlışlığı defalarca kanıtlanmış politikalarınızı değiştirmeniz için sizi uyarıyoruz” dedi. Kadınlar, öğrenciler, işsizler de greve destek verdi. Gençlik Umut ve Dev-Lis”lilerin de kitlesel olarak katıldığı eylemde kamu emekçileri ve işçiler el ele kol kola halay çektiler. İzmir’in ilçeleri, Buca ve Bornova'da da kitlesel yürüyüşler yapıldı. Eyleme ÖDP, TKP, DTP, EMEK ve SDP”nin yanı sıra bazı belediye başkanları da destek verdi. Gülsen Candemir-İzmir ANTALYA'DA İKİ BİN KİŞİ YÜRÜDÜ Antalya'da da uyarı grevine katılım yoğundu. Sabah erken saatlerinden itibaren Eğitim ve Araştırma Hastanesi, A.Tıp Fakultesi ve Defterdarlık bahçesinde toplanan emekçiler buralarda sloganlarla, halaylarla eylemlerini sürdürdü. Öğlen saatlerinde ise biraraya gelen ve sayıları ikibini bulan grup Güllük Caddesi boyunca yürüyüşe geçti. Yol boyunca emniyet güçleri ile gerginlikler yaşandı. Emniyet güçlerinin barikat kurması üzerine bir süre oturma eylemi yapıldı. Yavuz Özcan Parkı’na gelen grup açıklamaların ardından davul zurnalar eşliğinde halaylar çekildi, türküler söylendi.ÖDP, EMEP, TKP, SP, DİP Girişimi, Halkevi, Gençlik Muhalefeti, Genç Umut destek verdi. Her yerde eylem var Uyarı grevi Türkiye’nin bir çok şehrinde etkili oldu. Eskişehir'de Kamu-Sen ve KESK üyesi yaklaşık 50 memur gece yarısı Eskişehir Garı'na gelerek grev pankartı astı. Memurlar daha sonra basın açıklaması yapıp ‘Sadaka değil, toplu sözleşme’ diye slogan attı. Tren seferleri yapılmadı. Diyarbakır’da gösterilerin adresi Dağkapı’ydı. Diyarbakır’da öğretmenlerin iş bırakma eylemine, öğrenciler de destek verdi.Balıkesir’de ise iş bırakan 5 emekçi gözaltına alındı. Balıkesir Garı'nda iş bırakan eylemciler ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Kars’ta da hastanelerde risk arz eden birimler dışında kalan personel başta olmak üzere sağlık ocaklarında, Devlet Demir Yolları'nda, Kars Postanesi'nde ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan Kamu-Sen üyesi memurlar iş bıraktı ADANA: Türk Ulaşım-Sen ve BTS Adana Şubesi üyesi yaklaşık 100 kişi de Adana Garı TCDD Servis Depo Müdürlüğü önünde toplanıp iş bıraktı. Çeşitli sendika ve sivil toplum örgütü üyeleri de destek verdi. Adana hattında çalışan yaklaşık 80 tren seferinin iptal edildi. ÇORUM: Sabah saatlerinde KESK il binası önünde toplanan memurlar buradan Hürriyet Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Gazi Caddesi'ni trafiğe kapatınca göstericiler ile polis arasında tartışma çıktı. Gerginliğin ardından KESK Dönem Sözcüsü Leyla Köse, Çorum Emniyet Müdürü'nün Gazi Caddesi'nde yürümelerine izin vermemesini protesto etti. VAN: Türkiye Kamu-Sen üyesi memurlar sabah saatlerinde Van İpekyolu Devlet Hastanesi'nin önüne 'Bu iş yerinde grev var' afişi asarak davul zurna eşliğinde halay çekti. KESK ise basın açıklaması için Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin önünü tercih etti. DENİZLİ: Denizli'de memurların 'Uyarı Grevi' adıyla yaptığı iş bırakma eylemine katılan Türkiye Kamu-Sen üyeleri, halay çekip zeybek oynadı. SAKARYA: TCDD'de görevlilerin eylemi 4 trenin durdurulduğu Sakarya'nın Arifiye İstasyonu'nda etkili oldu. 3 tren istasyonda, bir tren de istasyona 1 kilometre uzaklıkta bekletildi. Zeynep Kuray- Cihan Eligüzel– Serhat Boztaş- Meltem Mercan- Candeğer Muradoğlu
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
HÜKÜMETE-BÜROKRASİYE GREV EĞİTİMİ ŞART!
azizcelik@birgun.net / 15:18 26 Kasım 2009 Başbakan kamu çalışanlarının eyleminin yasal olmadığı, hukuki olmadığını söylüyor. Biz buradan kendisine gönüllü danışmanlık yapalım ve kamu görevlilerinin barışçı iş bırakma eylemlerinin neden hukuka uygun olduğunu ve yasal olduğunu anlatalım. Sayın başbakan sizin hükümetiniz döneminde değiştirilen Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına göre usulüne göre onaylanmış uluslararası insan hakları sözleşmeleri kanun hükmündedir. Bu sözleşme ve antlaşmalar ile iç hukuk arasında uyumsuzluk söz konusu olursa uluslararası sözleşmeler uygulanır. Sayın başbakan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri ve BM İkiz Sözleşmeleri TBMM tarafından onaylanmış sözleşmelerdir ve bu sözleşmeler kamu çalışanların toplu sözleşme ve grev hakkını güvence altına almıştır. Bu sözleşmelerin hükümleri 657’den de 4688’den de üstündür. Dahası sayın Başbakan, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) Türkiye’den bir kamu görevlisi tarafından açılan davada (Satılmış ve Diğerleri Davası) Boğaz köprüsünde bir gişe görevlisinin çalışma koşullarını protesto için yaptığı iş bırakma eylemi nedeniyle idare tarafından verilen cezayı sendika hakkında müdahale olarak görmüş ve idareyi mahkum etmiştir. Yine İHAM, bir başka kamu görevlisine KESK tarafında düzenlenen toplu eyleme katılmasından dolayı verilen cezayı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin sendika hakkını güvence altına alan 11.maddesinin ihlali olarak görmüştür (Karaçay Davası). Sayın Başbakan kamu görevlilerinin grev hakkının hukuksuz olduğunu söylemeden önce lütfen İHAM’ın bu kararlarını danışmanlarınızdan istetip okuyunuz. İHAM kararlarına göre kamu görevlilerinin hak aramak amacıyla barışçı biçimde işi bırakması ve toplu eylem yapması İHAS’ın güvencesi hakkındadır. İHAS Türkiye’nin onayladığı bir sözleşmedir ve İHAM kararları bağlayıcıdır. Kamu çalışanın eylemi hukuksuzdur diyen hukuksuzluk yapmış olur. Sayın başbakan size bir başka örnek daha: Türkiye’nin üyesi olduğu ILO’nun 87 sayılı sözleşmesi gereği kamu çalışanının grev ve toplu sözleşme hakkı vardır. Yine lütfen danışmanlarınızdan istetip ILO Sendika Özgürlüğü Komitesi kararlarını inceleyiniz lütfen. (ILO, Freedom of Association, Fifth (revised) edition, paragraf 572-580). Göreceksiniz ki devlet adına otorite kullanan kamu görevlileri hariç diğer bütün kamu görevlileri grev hakkına sahiptir. Evet genel müdürlerin, müsteşarların, üst düzey bürokratların grev hakkı sınırlanabilir ama diğer kamu görevlilerinin grev dahil toplu eylem hakkı vardır sayın başbakan. Sayın başbakan, kamu görevlisinin bir günlük grevine yasa dışı demişsiniz. Keşke danışmanlarınızdan bu konudaki ulusal yargı kararlarını isteseydiniz. Danıştay 12. Dairesinin 2001/4415 sayılı kararını okuyunuz lütfen. Danıştay 8. Dairesinin 1999/2668 sayılı kararını okuyunuz. Danıştay 12. Dairesinin 2005/313 sayılı kararını okuyunuz. Göreceksiniz ki Danıştay’ın istikrar kazanmış görüşüne göre kamu görevlisinin sendikanın aldığı karar doğrultusunda işe gelmemesi, işini bırakması hukuka uygun bulunmuştur. Danıştay sendikanın aldığı karar nedeniyle işe gelmeyen kamu görevlisinin 657 sayılı yasaya göre aylıktan kesme ile cezalandırılmasını iptal etmiş ve sendikal kararla işe gelmemeyi geçerli bir mazeret saymıştır. Kamu çalışanlarının grev hakkı ve iş bırakma hakkı konusunda hukuksal bir tartışma yoktur. Bu konudaki tartışma gerek ulusal gerekse uluslararası yargı organı kararlarıyla açıklığa kavuşmuştur. Mesele başta sayın başbakan olmak üzere, İstanbul valisi ve bürokrasinin bu kararlardan habersiz olması veya habersiz gibi davranmasıdır. Biz görevimizi yaptık sayın başbakanın bilgi eksikliğini gidermeye çalıştık ama idarenin bir bütün olarak bu konuda eğitime ihtiyacı var. Bir önerimiz var: Hükümetin ve bürokrasinin, kamu çalışanlarının grev ve toplu pazarlık hakları konusundaki bilgisizliği ve ilgisizliği gidermek için Profesör Mesut Gülmez Hocanın eserleri hükümet üyelerine ve üst düzey kamu görevlilerine bayram hediyesi olarak dağıtılsın ve bayramda okunsun.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
"Hükümet Ya Haklarımızı Tanıyacak Ya Gidecek"
KESK Başkanı Evren, bir günlük uyarı grevinin toplumun desteğini aldığını, siyasi tabloyu değiştirme potansiyeli taşıdığını, hükümetin uyarı grevinden ders almaması halinde genel grev örgütleyeceklerini söyledi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] tolgakorkut@bianet.org Ankara - BİA Haber Merkezi 26 Kasım 2009, Perşembe Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı Sami Evren, hükümetin kamu çalışanlarının bir günlük grevinden gerekli uyarıyı almaması halinde, düşeceğine işaret etti. bianet'in dünkü bir günlük grevin ardından görüştüğü Evren, "Grevi büyütürüz" sözüne de açıklık getirdi; dünkü eyleme toplumun, demokratik kamuoyunun da onay verdiğini saptayan Evren, hükümetin toplu sözleşme ve grev haklarını tanımaması halinde işçi-memur ortaklaşa bir genel grev örgütleyebileceklerini söyledi. Evren, hükümetin sendikal özgürlükleri tanımadığı sürece Avrupa Birliği (AB) sürecinde de zorlanacağını, "demokratik açılım"a eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasanın ve emek haklarının dahil edilmesinin şart olduğunu da vurguladı. Evren'in bazı saptama ve değerlendirmeleri şöyle. Çelik'in konuşması çözüm içermiyor: AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in grevle ilgili [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] çözüm üretmiyor. Dolayısıyla anlam da ifade etmiyor. Yapacak tek şey var: Hükümetin yapacak tek şeyi var. Bizim zaten var olan toplu sözleşme ve grev hakkımızı yasal güvenceye almak. Ardından da işçi-memur gibi saçma bir ayrımı kaldırıp ortak çalışan yasasını çıkarmak. Genel grev örgütleyebiliriz: Sendikal hak ve özgürlükle sadece kamu çalışanlarıyla sınırlı değil. Üretimde 20 milyondan fazla insan var. Kamuda toplu iş sözleşmesi yapabilen işçi sayısı 270 bin. Kamu çalışanları ve işçiler birlikte büyük grevi örgütleyebilirler. Dünkü eylem, emekçilerin ortak örgütlenmesinin enerjisini gösterdi. Siyasi tablo değişebilir: AKP'nin en zayıf noktası iktisadi konular ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi. Kriz ve emekçilerin mücadelesi, yerel seçimlerde oy kaybetmelerine neden oldu. CHP ve MHP'ninse gündeminde emekçiler yok. Geniş emekçi hareketi siyasi tabloyu değiştirebilir. Tıpkı 1989 bahar eylemleri sırasında var olan partilerin bugün adını hatırlamamamız gibi. 25 Kasım uyarı grevi bu tür sonuçlar üretebilir. Emekten yana, özgürlükçü, şovenist olmayan bir siyasi harekete de ihtiyaç var. Hükümet AB sürecinde tıkanacak: Stratejisini "AB'ye girmek" olarak sunan hükümet, bu süreci sadece sermayenin entegrasyonu olarak algılıyor. Emekten yana hak ve özgürlüklere dahil olmak istemiyor. Ama AB, AKP'nin algıladığı AB değil. Kriterleri açık. Sosyal politika ve sendikal haklarla ilgili fasıl AKP'nin başını çok ağrıtacak. Avrupa Sosyal Şartı'nın iki maddesine koydukları şerh de öyle. Bunları izah edemiyorlar. Emek hakları olmadan "demokratik açılım" olmaz: Açılım tek boyutlu olmaz. Devletin demokratikleşmesi bir bütündür. Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik anayasa yapılmalı. Devlet yurttaşlarına ayrım yapmayacak ; örgütlenmeye engel olmayacak ; düşünceye engel olmayacak; ayrımcılık kalkacak, pozitif desteğe dönüşecek. Sendikal hak ve özgürlükler, örgütlenme özgürlüğü olmadan Kürt sorununu da çözülemez. (TK)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Hükümetin "Açılımı" Emekçilere Kadar!
Kamu emekçilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı için düzenlediği bir günlük greve Boğaziçi Üniversitesi'nde katılan Doç. Dr. Gambetti "Grev hakkını elinden almak emekçilerin yaşam koşulları üzerindeki söz hakkını elinden almak demektir" dedi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İstanbul - BİA Haber Merkezi 26 Kasım 2009, Perşembe Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu'nun (Kamu-Sen) çağrısıyla toplu sözleşme ve grev hakkı talebiyle düzenlenen bir günlük greve Boğaziçi Üniversitesi çalışanları da katıldı. Güney Kampüs'te toplanan akademisyenler ve üniversite çalışanları, şarkılar ve sloganlarla Kuzey Kampüs'e yürüdü. Greve katılan Doç. Dr. Zeynep Çağlayan Gambetti, bianet'e, "Kamu emekçilerinin grev hakkının olmaması, bence Türkiye'de sosyal hakların ne kadar acınacak halde olduğunun önemli bir göstergesi" dedi. "Herhangi bir çalışının elinden grev hakkını almak demek, onun birey olarak, meslek grubu olarak veya sınıf olarak kendi yaşam koşulları üzerinde söz sahibi olma iradesini reddetmektir. Kamu çalışanları devlet çarkını döndüren dişliler değildir. Hükümetin takdir ettiği maaşa boynu bükük razı olmamız bekleniyor. Hükümet ise her konuda açılım yaparken, işçi ve memur sınıfıyla ilgili tavrının neoliberal ve neo-muhafazakar çizgide olduğunu her defasında açıkça ifşa ediyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın güdümüyle dondurulan ve hatta geriletilen kamupersoneli maaşlarıyla ilgili hiçbir ciddi iyileştirme iradesi olmadığını her sene beyan ettiği gülünç maaş zamlarıyla kanıtlıyor. Grev hakkımız olmadığı gibi, toplu sözleşme hakkımız da yok. Oysa hükümet imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelerde bunların hak olduğunu kabul etmiş. Böylesi bir samimiyetsizlik sözkonusuyken greve gitmekten başka bir seçenek kalmıyor." Dün çok sayıda ilde kamu emekçileri iş bırakarak sokağa çıktı. Ulaşım, sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetleri yavaşladı ya da durdu. Emekçiler, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen gerçekleşmeyen toplu sözleşme ve grev haklarını talep ediyor.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Binlerce Emekçi Okuldan, Hastaneden, Gardan Beyazıt'a Aktı
Toplu sözleşme ve grev haklarının tanınmasını isteyen binlerce kamu emekçisi Çapa Tıp Fakültesi ve Sirkeci garı önünden Beyazıt'a ilerledi. Emekçilere öğrenciler, DİSK ve sol siyasi oluşumlar da destek veriyor. İstanbul - BİA Haber Merkezi 25 Kasım 2009, Çarşamba
İstanbul'da toplu sözleşme ve grev haklarının tanınması için bir günlük uyarı grevi yapan kamu emekçileri, Çapa Tıp Fakültesi ve Sirkeci Garı önünde toplandıktan sonra Beyazıt Meydanı'na ilerledi. Polis önce kapalı tuttuğu Beyazıt girişini açtı. Saat 13:00 itibarıyla 15-20 bin arası kişi meydana girdi. Demokratik Toplum Partisi (DTP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Emek Partisi (EMEP) Başkanı Levent Tüzel, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin de gruba katıldı. Kamu Emekçileri Sendikaları Federasyonu (KESK) İstanbul Üniversitesi kapısına "Bu işyerinde grev vardır" pankartı astı. Saat 12:30 itibarıyla Avrupa yakasından gelen ve çoğunluğunu öğretmenlerin ve sağlık emekçilerinin oluşturduğu, Çapa'dan ilerleyen gruptakilerin sayısı 10 bini aştı. DİSK heyeti de bu noktada korteje katıldı. Gözlemciler, sayısı sürekli artan toplulukta büyük bir coşku ve heyecan olduğunu aktarıyor. Grup sık sık "Toplu sözleşme hakkımızı istiyoruz", "İşten çıkarmalar yasaklansın", "İşsize iş", "Parasız eğitim, sağlık" sloganları atıyor. Eyleme destek veren lise ve üniversite öğrencileri de "Diplomalı işsiz olmak istemiyoruz" sloganı atıyor. Polis, saat 11:30 itibarıyla Şehremini'de kestiği yolu açtı. Grup Aksaray'dan itibaren tramvay yolundan ilerlemeye başladı. Sabah Haydarpaşa Garı'ndaki basın açıklamasının ardından Anadolu yakasından gelenlerse Sirkeci Garı önünde toplandı. İki kortej saat 13:00'te Beyazıt Meydanı'ndaki basın açıklaması için buluşmak üzere. Halk destek veriyor Kortejdekiler, eylemin toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı taleplerinin yanı sıra, işsizliğe, yoksulluğa, zamlara karşı da bir mücadele olduğunu vurguluyor. Gözlemcilerin aktardığı bilgilere göre, yol boyunca, eylem nedeniyle trafikte sıkışıp kalanlar da dahil olmak üzere, halk kamu emekçilerine alkışlar, gülümsemelerle destek verdi. 25 Kasım grev notları Haydarpaşa garında gece yarısından itibaren trenler sefer yapmadı. Anadolu, Fatih, Güney ekspresleri ve İç Anadolu Mavi treni kalkmadı. KESK başkanı Sami Evren sabah garda bir basın açıklaması yaptı; acil durumlar dışında hastaneye gidilmemesini istedi. Kartal Endüstri Meslek Lisesi tamamen boşalırken, Kartal Postanesi'nde iş bırakma oranı yüzde 80 civarında. Posta dağıtımı yapılmadı. Okmeydanı Araştırma Hastanesi'nde acil dışındaki servisler çalışmadı. Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi'nde de hizmet durdu. SES, hasta ve hasta yakınlarına destek çağrısında bulundu. Şişli Etfal'de greve katılım yüzde 70 civarında. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde katılım yüzde 90. Davutpaşa Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri yaklaşık bin kişilik bir grup olarak Çapa'ya yürüdü. İstanbul Üniversitesi'nde Genç-Sen ve Öğrenci Kolektifleri'nin yaptığı boykot çağrısı üzerine, amfiler ve derslikler boşaldı. Öğretim görevlileri grev dolayısıyla derslere girmedi. Boğaziçi Üniversitesi'nde greve çıkan öğretim görevlilerine, öğrenciler de destek verdi. Kampüs girişine "Bu işyerinde grev var" pankartı asıldı. Gazi Mahallesi'ndeki okullarda örgütlü Eğitim-Sen 4 Nolu Şube üyeleri sabah saatlerinde Cemevi önünde toplandı. "İnsanca yaşamak için grevdeyiz" yazılı pankart açan emekçiler, İstiklal İlköğretim Okulu önüne yürüdü. (EÜ-EK-TK) * Bu haberde Özgür Radyo ve Atılım'dan yararlandık. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
"TCDD Grev Kırmak İçin Yolcuların Güvenliğini Tehlikeye Attı"
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası, TCDD'nin Ankara-Erzurum trenini makinisti olmaksızın, bir yardımcı makinist ve bakım atölyesi müdürü yönetiminde hareket ettirmeye çalıştığını, bunu engellediklerini duyurdu. Ankara - BİA Haber Merkezi 25 Kasım 2009, Çarşamba
Toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının tanınması için bir günlük grev yapan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), grevi kırmak isteyen TCDD yönetiminin tren yolcularının can güvenliğini tehlikeye attığını duyurdu. BTS'nin açıklamasına göre, Ankara garından normalde saat 10:00'da kalkması gereken Erzurum ekspresi de, grev olduğu için hareket etmeyen trenler arasındaydı. Ancak TCDD yönetimi, treni makinist olmaksızın, bir yardımcı makinist ve bir bakım atölyesi müdürünün yönetiminde kaldırmaya çalıştı. TCDD düzenlemelerine göre, trenlerin bir makinist ve bir yardımcı makinistin kumandasında gitmesi gerekiyor. BTS, karşı çıkmaları üzerine, trenin bu şekilde kalkmasına engel oldukları bilgisini verdi. Sendika TCDD yönetimini, yolcuların can güvenliğini tehlikeye sokan uygulamalardan vazgeçmeye ve sendikal haklarını tanımaya çağırdı. (TK)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Türkiye'nin Dört Bir Yanında İş Bırakan Emekçiler Sokakta
Zonguldak, Bursa, Mersin, Sivas, Hakkari, İzmir, Ankara, Diyarbakır... Toplu sözleşme ve grev hakkını isteyen kamu emekçileri KESK ve Kamu-Sen'in çağrısı, meslek örgütleri, işçi sendikaları ve solun desteğiyle sokağa çıktı. İstanbul - BİA Haber Merkezi 25 Kasım 2009, Çarşamba
Kamu emekçilerinin toplu sözleşme ve grev hakkı talebiyle çıktığı bir günlük grev Hakkari, Yüksekova'da da karşılık buldu. Yüksekova Haber'den Zeki Dara'nın [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]göre sabah saatlerinden itibaren ilçede hastanelerin acil servisleri dışında kamu hizmeti durdu. Belediye de greve destek verirken saat 11.00'dan itibaren Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan ve davul zurna eşliğinde halay çeken emekçiler sık sık hükümet aleyhine slogan attı. KESK Platformu Dönem Sözcüsü Necat Doğan "Hükümet yıllarca emekçilerin sorunlarına kulak tıkamakla, onları görmezden gelererek ülkenin çalışma yaşamını çağdışı sendika yasalarıyla yönetmektedir. Hükümet emeği her fırsatta bölmekle ve işçi memur sözleşmeli ve kadrolu ayrımı yapmaktadır. Türkiye'de başta eğitim ve sağlık olmak üzere bazı kamusal hizmetleri pazar haline getirmek için canla başla calışılıyor. Hükümetin sağlık alanında hergün bir skandala imza attığını bunun son örneğininde domuz gribinde halkı ne yapacağını bilemez hale sokmakla gerçekleştidi" dedi. Öte yandan dün Hakkari'de greve çağrı bildirisi dağıtan sendikacılara Valilik de polis müdahale [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. Diyarbakır, Silvan'da 200 kişinin katıldığı ve Gazi Caddesi üzerinde bulunan Eğitim-Sen temsilciliği önünde başlayan eyleme, Büro Emekçileri Sendikası, Tüm-Bel-Sen, Tarım Orman-Sen yönetici ve üyelerinin yanı sıra DTP İlçe yöneticileri de destek verdi. Van'da, Türkiye Kamu-Sen Van Şubesi'nce organize edilen Van-Hakkari Tabipler Odası Başkanlığı ve KESK Van Şubesi'nin de destek verdiği eylem İpekyolu Devlet Hastanesi önünde yapıldı. Yüze yakın memur, hastane önüne getirdikleri davul-zurna eşliğinde halay çekti. Memurlar, yaptıkları basın açıklaması ardından Eğitim ve Araştırma Hastanesi önüne giderek eylemlerini burada sürdürdü. Zonguldak'ta gerçekleşen yürüyüşe Kamu- Sen ile KESK üyesi binden fazla memur katıldı. Sabah saatlerinden itibaren kentin değişik noktalarında toplanan memurlar, polis çemberi altında gruplar halinde yürüyerek Gazipaşa Caddesi'nde bulunan Madenci Anıtı'na yürüdü. AKP İl Başkanlığı'nın karşısındaki anıtın önünde, "İşte siyaset, ülke sefalet", "Ak, Ak, Ak, yandaşı bırak, çalışana bak", "Haklıdan yana değil de güçlüden yana olanlar kaypak ve dönek olurlar" yazılı pankartlar taşıyan eylemciler, çeşitli sloganlarla hükümeti protesto etti. Bir grup liselinin de destek verdiği eylem, sendika temsilcilerinin konuşmaları ardından davul zurna eşliğinde çekilen halaylarla son buldu. Sivas'ta memurlar Sosyal Güvenlik Kurumu önünde toplandı. Birçok siyasi parti ve sivil toplum kuruluşunun da desteklediği 100'den fazla kişinin katıldığı eylemde, memur cenazesini temsil eden tabut taşınarak, Cumhuriyet Meydanı'na kadar yürüyüş gerçekleştirildi. Hükümetin sloganlarla protesto edilirken şarkılar eşliğinde halaylar çekildi. Mersin'de saat 11.00'de biraraya gelen KESK'e bağlı sendika üyeleri saat 12.30 itibariyle AKP il başkanlığı önüne yürüdüler. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı eylem sürüyor. Bursa'da iki farklı eylem yapılıyor. KESK'e bağlı sendikalar saat 11.00'de Kent Meydanı'nında buluşarak Fomara Meydanına yürüdüler. Fomara Meydanında yaklaşık 4 bin kişi bulunuyor. Kamu-Sen ise Gazcılar'da buluşup Osmangazi Metro İstasyonu'na yürüdü. Eğitim-Sen Bursa Şubesi Başkanı Cemal Akkurt, bianet'e, hastahanelerden, maliyelerden, okullardan gelenlerle Fomara Meydanda coşkulu bir şekilde eylemlerini yaptıklarını söyledi. * Bu haberde Fırat Haber Ajansı'ndan (ANF) yararlandık.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
"Toplu Sözleşme Üniversiteyi de Özgürleştirecek"
bianet, Galatasaray Üniversitesi'nden grev için Beyazıt Meydanı'na giden otobüsteydi. Araştırma görevlisi Öztürk ve öğrenci Çiftçi, toplu sözleşme ve grev hakkının akademiyi de özgürleştireceğini, kamu emekçilerinin eyleminin toplumu etkileyecek bir kıvılcım olduğunu söyledi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İstanbul - BİA Haber Merkezi 25 Kasım 2009, Çarşamba
Galatasaray Üniversitesi'nden, toplu sözleşme ve grev haklarının tanınması için Beyazıt'ta buluşan kamu emekçilerine katılmak üzere yola çıkan otobüste, akademisyen ve öğrencilerle konuştuk. Akademisyen ve öğrenciler, toplu sözleşme ve grev hakkının kullanılmasının, akademik ortamı, üniversiteyi de özgürleştireceğini vurguladı. Siyaset Bilimi ikinci sınıf öğrencisi Atakan Çiftçi, eğitime daha fazla bütçe ayrılmasını, Yükseköğretim Kurulu'nun kaldırılmasını istediğini, kamu emekçilerinin bir günlük grevlerinin öğrencileri de yakından ilgilendirdiğini söyledi. Çiftçi "Toplu sözleşme ve grev hakkı üniversitenin de demokratikleşmesine katkıda bulunacak; bu öğrencilerin hayatını da olumlu etkileyecek" dedi. İletişim Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan Özgürol Öztürk de taleplerinin toplumu doğrudan ilgilendirdiğini, kamu emekçilerinin eylemlerinin toplum için bir kıvılcım niteliğinde olduğunu söyledi. Öztürk "Kamuoyu baskısı yaratıldığı sürece, taleplerimiz hep gündemde olacak. Bugün de bunu iş bırakarak dile getiriyoruz" diye konuştu. Üniversite'de örgütlü Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) sözcüsü Mustafa Ulus da, bugünkü eylemin aynı zamanda, eğitim, sağlık, ulaşımda nitelikli kamu sal hizmet için olduğunu, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının tanınmasının bu nedenle gerekli olduğunu dile getirdi. İş güvenceli çalışma koşulları istediklerini de söyledi. (TK)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Gazeteler 25 Kasım Memur Grevini Nasıl Gördü
Gazeteler kamu emekçilerinin toplu sözleşme ve grev haklarının tanınması için yaptıkları uyarı grevini birinci sayfadan gördü. Çoğu gazetenin manşetten verdiği grev, Milliyet, Referans, Star, Takvim, Yeni Şafak, Zaman'da ya bağlamından kopuk ya da azımsanarak yer aldı. İstanbul - BİA Haber Merkezi 26 Kasım 2009, Perşembe Akşam, grevi "Memur meydana indi, Türkiye'de hayat durdu" başlığıyla birinci sayfanın eteğinden gördü. Spotta, grevin kendisinden çok "istenmeyen görüntüler" ara başlığıyla çatışmadan bahsetti. Fotoğraf olarak da bunu kullandı. Birgün, "AKP'ye uyarı" başlığıyla haberi manşetten gördü. Sayfanın yarısından fazlasını grevle ilgili fotoğraf ve bilgilere ayırdı. Cumhuriyet de haberi manşetten gördü. "Hakkını arayan kamu çalışanlarının grevine yüz binlerce kişi katıldı" üst başlığının altında "En büyük uyarı" başlığını kullandı. Dünya, sayfanın alt yarısında bir fotoğrafla gördüğü habere "Memur iş bıraktı, hayat durdu" başlığını attı. Evrensel, birinci sayfasının neredeyse tamamını grev haberlerine ayırdı. "Milyonların grevi" başlığını kullandı. Güneş, grevi dinleme vakalarına bağladı; manşetten gördüğü haberde hükümete seslenerek "Hakimi, savcıyı, hocayı, yazarı dinlemeyi bırakın, sokağı dinleyin" başlığını attı. Günlük, manşetten gördüğü haberde "Başbakan Erdoğan 'yasadışı' ilan etti, kamu emekçileri dinlemedi" üst başlığını ve "Büyük uyarı" başlığını kullandı. Haber Türk, grevi manşetten bir insan hikayesiyle gördü. "İşte yasadışı bir eylemci portresi!" ironik başlığıyla, 23 yıllık öğretmen Gönlü Keleş'le yaptıkları röportajı öne çıkardı. Hürriyet, manşetten, sayfanın yaklaşık yarısını ayırarak gördüğü haberde "Rengarenk uyarı" başlığını kullandı. Fotoğraf altında "Edirne'den Kars'a meydanlar doldu" diye yazdı. Milliyet haberi sayfanın en altında, küçük gördü. "Eylem bitti, tartışması devam ediyor" başlığıyla grevin yasal olup olmadığı tartışmalarına odaklandı. Posta, greve sayfanın solunda bir kutu ayırdı; "Son 20 yılın en büyük eylemi" üst başlığının altına "Memur iş bıraktı, hayat felç oldu" diye yazdı. Radikal habere birinci sayfanın sağında küçük yer ayırdı; emek örgütlerinin toplu sözleşme ve grev haklarının tanınması için yaptığı uyarıyı başlığa çekti: "Daha büyük greve hazırız." Referans, grevi bağlamından soyutladığı manşet yanından işlemeyen bir tren fotoğrafıyla gördüğü haberinde "Devletle memur kavgaya tutuştu, halk yolda kaldı" başlığını attı. Sözcü, birinci sayfanın yaklaşık dörtte üçünü, manşetindeki haberle ilgili fotoğraflara ayırdı. "2,5 milyon memur uyarı grevinde AKP'ye pankartlarla mesaj verdi. Anlayana!" ifadelerini kullandı. Fotoğrafların altında "Vatandaş perişan oldu", "Ulaşım durdu" "Ankara'da polis, memuru dövdü" başlıklarını attı. Star, haberi sayfanın altında, bir fotoğraf ve altındaki metinle küçük gördü. ""Katılım düşük, ama grev renkli" başlığını kullandı. Takvim, sayfanın altındaki bir kutuda, kavga görüntüsü kullanarak grevi kriminalize etti. "Memurun hak alma savaşı" başlığını attı. Taraf, haberi, grevde boş kalan tren garı fotoğrafının altında kısa bir metinle gördü. "Memursuz hayat çok durgunmuş" diye başlık attı. Vatan, haberi manşetin yanından "Memur hakkını sokakta aradı" başlığıyla gördü. Fotoğraf olarak bir bankanın özel güvenlik görevlisiyle göstericiler arasındaki itişmeyi yeğledi. Yeni Şafak haberi sayfanın sol dibinde küçük bir kutu olarak gördü. Fotoğrafta tren önündeki polisleri, başlık olarak "Memur yavaşladı", altında "Eylem hayatı felç etti. Binlerce yolcu perişan oldu" ifadelerini kullandı. Zaman, sayfanın sol altında fotoğrafsız gördüğü haberde, grevi olumsuzladı. "Memur iş bıraktı, vatandaş yolda kaldı" başlığının altında "Eyleme katılım sendikaların beklentisinin altında kaldı. 600 bin memurdan yaklaşık 100 bini katıldı" ifadelerine yer verdi. (TK)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (11-26-2009) |
![]() |
| Anahtar Kelimeler: 25 kasim grevinin, aktivite, ardindan, dernek, eylem, genel direnise, genel grev, kamu calisanlari, komite, konsey, mahmut halil can, oda, sendika, sendiren, takvim |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ardindan, ardından, direnişe, genel, grev, grevinin, kasim, kasım |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Genel duyuru | Mahmut Halil CAN | YÖNETİMDEN DUYURULAR | 2 | 02-19-2010 04:09 PM |
| KESK genel kurullarına doğru | Mahmut Halil CAN | Sınıfın öz örgütleri olarak sendikalar ve devrimci mücadele | 0 | 11-18-2007 03:09 PM |