DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > ANADOLU ÇEŞİTLİLİĞİ,ORTADOĞU VE DEVRİM > ANA KITA SINIF HAREKETLERİ VE MÜCADELE > KUZEY AMERİKA YA DA ABD'DE SINIF MÜCADELESİ

KUZEY AMERİKA YA DA ABD'DE SINIF MÜCADELESİ AMERİKA,KANADA VS SINIF MÜCADELESİ


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı
Cevaplar
49
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2239
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-14-2011, 03:27 AM   #21
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Wall Street'i boşaltma çabası



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(13.10.11) - New York'ta mali sermayenin kalbi olarak bilinen Wall Street'te eylemlerini sürdüren göstericiler Manhattan'da JP Morgan Chase Bankası'nın önünde protesto gösterisi yaptılar.
Öte yandan protestocuları bulundukları yerden çıkartmak için baskılar da çoğalıyor. Son olarak New York Belediye Başkanı'nın göstericileri ziyaret ederek, gösterinin sürdüğü parkın sahibi olan şirketin parkı temizlemek için boşaltılmasını istediğini söyledi. Belediye Başkanı Michael Bloomberg park temizlendikten sonra göstericilerin geri dönebileceklerini iddia etti.
Bloomberg'in yardımcısı Cas Holloway da yazılı bir açıklama yaparak protestonun parkta kirliliğe ve yıpranmaya yol açtığını, Brookfield şirketinin, New York polisinden parkın boşaltılmasını sağlaması için yardım talep ettiğini söyledi. Ancak protestocuların bu manevralara aldırdığı yok. Gösterierini sürdürmeye kararlı oldukları gibi, önümüzdeki günlerde Times Meydanında büyük bir protesto gösterisi yapacaklarını duyurdular.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-15-2011, 02:48 AM   #22
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Wall Street İşgali İstanbul'u "Ayaklandıracak"

Wall Street'i İşgal Et eylemlerinin etkileri sürüyor. Dünyanın değişik kentlerinde "İşgal" eylemleri yapılıyor. İstanbul'un sloganı ise "Ayaklan İstanbul".
İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Ekim 2011, Cuma



Occupy Wall Street (Wall Street'i İşgal Et) eylemleri tüm dünyaya yayılıyor. İstanbul'daki eylemciler 15 Ekim'de başlayacak protestolarını 31 Ekim'e kadar sürdürmeyi planlıyor.
New York'ta Occupy Wall Street (Wall Street'i İşgal Et) adıyla 17 Eylül'de başlayan protestolar tüm dünyaya yayılıyor. Eylemler şu anda New York'un yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Washington D.C.,Chicago, Boston, Los Angeles, Indianapolis ve Miami gibi şehirlerinde devam ediyor.
15 Ekim'de, Occupy Together (Birlikte İşgal Et) çatısı altında; aralarında Londra, Sydney, Paris, Amsterdam, Viyana, Brüksel, Helsinki, Moskova, Bağdat, Kabil, Tokyo, Pekin ve İstanbul'un da yer aldığı dünyanın dört bir yanından 1,441 farklı şehirde çeşitli protesto eylemleri düzenlenmesi planlanıyor.
Facebook, twitter ve çeşitli internet siteleri aracılığı ile dünya çapında örgütlenen protestocuların, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] isimli facebook sayfasının haberi yaptığımız tarihte (14 Ekim) 108 bin 390 üyesi bulunuyordu.
İstanbul'daki eylemcilerse, Ayaklan İstanbul / Occupy İstanbul isimli bir Facebook grubu ve yine Facebook'ta oluşturulmuş [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] isimli bir etkinlik ile örgütleniyor. Bu etkinliğe haberi yaptığımız tarihte (14 Ekim) 532 kişi katılacağını belirtiyordu.
Yarın (15 Ekim) 13:00'da Taksim Meydanı'nda başlatılacak protestoların, 31 Ekim'e kadar sürdürülmesi planlanıyor. Facebook'taki etkinlik sayfasında protestoların "lidersiz, barışçıl ve katılımcı bir direniş hareketi" olarak düzenleneceği belirtiliyor.
Wall Street'le başladı


Mevcut küresel ekonomik sistem dolayısıyla nüfusun yüzde 1'lik bir kısmının, nüfusun geri kalan yüzde 99'unu sömürmesini protesto etmek amacıyla düzenlenen gösteriler, bu yıl şubat ayında Ortadoğu'da gerçekleştirilen Arap Baharı eylemlerinden esinlenerek başlatıldı.
ABD'de başlayaneylemler, bu hafta İrlanda'ya da yayıldı. The Guardian'ın dün (12 Ekim) yayımladığı bir habere göre, Occupy Dame Street (Dame Sokağı'nı İşgal Et) protestocuları geçtiğimiz cumartesi (8 Ekim) İrlanda Merkez Bankası önünde kamp kurmaya başladı. Protestoyu organize edenler kampta alkol içilmesini veya uyuşturucu kullanılmasını kesinlikle yasakladı ve bu konuyla ilgili güvenlik güçleri ile de sıkı bir çalışma yürütüyor.
Güvenlik güçleri ile sürekli iletişim halinde olan protestocular; barışçıl bir eylem gerçekleştirmek istediklerini açıkladılar.
İrlanda'daki barışçıl havanın aksine ABD'de geçekleştirilen eylemlerde gözaltılar devam ediyor. The Huffington Post'ta yayınlanan bir habere göre, geçtiğimiz Salı (11 Ekim) Chicago'da düzenlenen protestolarda 27 kişi gözaltına alındı. Liberty Park'taki eylemciler ise artık bulundukları mekanı iyiden benimsemiş olacaklar ki; The Huffington Post, eylemcilerin parkta kapsamlı bir temizlik yaptığını duyurdu.
MSNBC'nin bir haberine göre ise yine aynı gün Boston'da gerçekleştirilen eylemlerde ise polis 100'den fazla kişiyi gözaltına aldı.
Obama'nın savunması

Gözaltına alınanların sayısının 700'lere ulaştığının iddia edildiği geçtiğimiz hafta, ABD Başkanı Barak Obama, ülkenin dört bir yanı ekonomik sistemin eleştirildiği ve insanların sokakları işgal ettiği protestolar konusunda bir açıklama yaptı. 6 Ekim'deki konuşmada protestoların, ABD halkının ekonomik krize duyduğu öfkeyi yansıttığına değindi ve kendisinden önce uygulanan tutucu ekonomik politikaları hedef yaptı. Demokrat Parti döneminde ABD'de yapılan reformları geri dönüştürmeye çalışan Cumhuriyetçi Parti üyelerini de suçlayan Obama; ülkedeki bütün politikacıların ortak bir paydada buluşamazsa halkın öfkesinin dinmeyeceğini de belirtti. (IK/HK)
* İstanbul'daki etkinlik hakkında daha fazla bilgiye Occupy Together'ın [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sayfasından da ulaşılabilir.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-15-2011, 02:58 AM   #23
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Zizek Wall Street'te: Kendinize Aşık Olmayın - Eylem Delikanlı (Birgün) 14 Ekim 2011 - Wall Street işgalcilerini ziyaret eden Sloven düşünür Slavoj Žižek, burada yaptığı konuşmada göstericilere "Neyi istemediğimizi biliyoruz. Ama neyi istiyoruz? Hangi sosyal örgütlenme kapitalizmin yerine geçebilir? Ne tür yeni liderler istiyoruz?" sorularını sordu.

Žižek: Bir tehlike var. Kendinize aşık olmayın
Biz hepimiz kaybedenleriz ama esas kaybedenler Wall Street'tekiler. Onlar bizim milyarlarımızla kurtarıldılar. Bize sosyalist deniyor ama burada sosyalizm her zaman zenginler için var. Bize diyorlar ki siz özel mülkiyete saygı duymuyorsunuz ama 2008 finansal krizinde, haftalar boyu gece gündüz çalışsak yapamayacağımız kadar çok, güç bela kazalmış özel mülkiyet yok edildi. Size hayalperest olduğumuzu söylüyorlar. Gerçek hayaplerestler herşeyin sonsuza kadar olduğu gibi devam edeceğini düşünenlerdir. Biz hayalperest değiliz. Biz bir hayalin kabusu dönüşmesinden uyananlarız.

Biz hiçbir şeyi yıkmıyoruz. Biz sistemin kendini nasıl yok ettiğine şahit oluyoruz. Bu klasik sahneyi çizgi filmlerden biliyoruz. Kedi uçuruma varmıştır ama yürümeye devam eder, altında birşey olmadığı gerçeğini inkar ederek. Aşağı bakıp fark ettiğinde ise zaten düşüyordur. Biz oradaki Wall Street'teki baylara diyoruz ki "hey aşağıya bakın".

2011 Nisan ortasında Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti alternatif gerçekliği ve zamanda yolculuk hikayelerini içeren tüm TV programları, filmleri ve romanları yasakladı. Bu Çin için iyiye işaret. Demek ki hala alternatifler hakkında hayal edebilen insanlar var ki hayal etmek yasak ediliyor. Burada ise bizim böyle bir yasağa ihtiyacımız yok çünkü yöneten sınıf hayal etme kapasitemizi bile baskı altına aldı. Sürekli izlediğimiz filmlere bir bakın. Dünyanın sonunu tahmin etmek çok kolay. Bir asteroid hayatı sona erdiriyor falan. Ama kapitalizmin sona erebileceğini tasavvur edemiyorsunuz.

Öyleyse burada ne yapıyoruz? Size komünist zamanlardan eski, çok harika bir fıkrayı anlatayım. Bir adam Doğu Almanya'dan Sibirya'ya gönderilir çalışmak için. Göndereceği mektupların sansürden geçeceğini bildiği için arkadaşlarına der ki: "Bir kod oluşturalım. Eğer benden gelen mektup mavi mürekkeple yazılmışsa yazdıklarım doğru demektir. Eğer kırmızıyla yazılmışsa yalan demektir." Bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alırlar. "burada herşey çok güzel. Dükkanlar güzel yiyeceklerle dolu: Sinemelar Batı'nın iyi filmlerini gösteriyorlar. Daireler büyük ve lüks. Alamadığımız tek şey kırmızı mürekkep." İşte biz böyle yaşıyoruz. her türlü özgürlüğümüz var ama ihtiyacımız olan kırmızı mürekkep: tutsaklığımızı kolay anlaşılır kılacak bir dil. Bize öğretilen şekilde özgürlüğü konuşmak- teröre karşı savaş, vs- özgürlüğü tahrif ediyor. Ve sizin burada yaptığınız bu. Bize kırmızı mürekkebi vermek.

Bir tehlike var. Kendinize aşık olmayın. Burada iyi zaman geçiriyoruz. Ama hatırlayınız ki karnavallar ucuz olur. Önemli olan bir sonraki gündür, normal hayatlarımıza dönmek zorunda olduğumuz zamandır. O zaman bir değişiklik olacak mı? Bu günleri "aa o zaman gençtik ve çok güzeldi" diye hatırlamanızı istemiyorum.Temel mesajımızın "alternatifleri düşünme serbestimiz" olduğunu unutmayın. Tabular yıkıldıysa, yaşayabileceğimiz en iyi dünyada yaşamıyoruz demektir. Ama önümüzde uzun bir yol var. Yüzleşmemiz gereken zor sorular var. Neyi istemediğimizi biliyoruz. Ama neyi istiyoruz? Hangi sosyal örgütlenme kapitalizmin yerine geçebilir? Ne tür yeni liderler istiyoruz?

Hatırlayın. Problem yozlaşma veya açgözlülük değil. Problem sistemin kendisi. Sizi yozlaşmaya zorluyor. Sadece düşmanlara değil, bu süreci sulandırmaya çalışan sahte arkadaşlara da dikkat edin. Kafeinsiz kahve, alkolsüz bira, yağsız dondurmada olduğu gibi bunu da zararsız bir ahlaki protestoya çevirmeye çalışacaklar. Kafeinsizleştirilmiş bir sürece. Ama burada olmamızın sebebi bir Coca Cola tenekesini geri dönüşüme vermenin, bir yardım kurumuna bir iki dolar bağış yapmanın veya aldığınız Starbucks kahvenin %1'inin üçüncü dünyada aç bir çocuğu doyurmasının bizi iyi hissettirmesiyle yetineceğimiz bir dünyadan bıkmamızdır.

Eğer komünizm 1990'da yıkılan sistem demekse biz komünist değiliz. Unutmayın ki o komünistler bugünün en acımasız ve efektif kapitalistleri. Bugün Çin'de, sizin Amerikan kapitalizminizden daha dinamik bir kapitalizm var ama orada demokrasiye ihtiyaç yok. Bu demektir ki kapitalizmi eleştirdiğinizde, sizi demokrasiye karşıtlıkla fişlemelerine izin vermeyin. Demokrasi ve kapitalizm arasındaki evlilik bitmiştir. Değişim mümkündür.

Bugün olasılık dahilinde diye algıladığımız nedir? Medyayı takip edin yeter. Bir yandan teknoloji ve sekste herşey mümkün görünüyor. Aya seyahat edebilirsiniz, biyogenetik sayesinde ölümsüzleşebilirsiniz, hayvanlarla veya herhangi bir şeyle seks yapabilirsiniz ama toplum ve ekonomi alanına bir bakın. Bu alanda neredeyse herşey imkansız olarak görülüyor.Zenginler için vergileri birazcık yükseltmek istiyorsunuz. Size bu imkansız diyorlar. Rekabetçiliğimizi kaybettik. Sağlık hizmetleri için daha fazla para istiyorsunuz, "imkansız bu totaliter devlet demektir" Dünyada yanlış olan bir şey var, ölümsüzleştirilebileceğinizin vaad edildiği bir yerde sağlık hizmeti için birazcık daha fazla para harcayamıyorsunuz. Belki de önceliklerimizi düzgün belirlememiz gerekiyor. Biz daha yüksek bir yaşam standardı istemiyoruz. Daha iyi bir yaşam standardı istiyoruz. Komünist olmamızın manası sıradan insanı (halkı) düşünüyor olmamızdır. Doğanın ortak alanlarını. Entellektüel mülkiyet ile özelleştirilen müşterekleri. Biyogenetik müşterekleri. Bunun için, yalnızca bunun için savaşmalıyız.

Komünizm kesinlikle başarısız oldu ama halkın sorunları burada. Bize Amerikalı olmadığımızı söylüyorlar. Ama kendine gerçek Amerikalı diyen muhafazakarlara ve köktendincilere bir şeyin hatırlatılması gerekiyor: Hristiyanlık nedir? Kutsal ruhtur. Kutsal ruh nedir? Birbirine sevgiyle bağlı inanların eşitlikçi topluluğudur ve bunun içinde yalnız kendi özgürlükleri ve sorumlulukları vardır. Bu açıdan kutsal ruh buradadır. Orada, Wall Street'te ise kafir idollere tapan putperestler var. Öyleyse ihtiyacımız olan şey sabırdır. Korkum şu ki, gün gelecek evlerimize döneceğiz ve sonra senede bir kere buluşup bira içerek ve nostaljik bir şekilde hatırlayıp "ne güzel zaman geçirmiştik" diyeceğiz. Bunun olmayacağına dair kendinize söz verin. Biliyoruz ki insanlar bazen gerçekten çok istemedikleri şeyleri arzularlar. Gerçekten arzuladığınız şeyi istemekten korkmayın. Çok teşekkür ederim.

ÇEVİREN: EYLEM DELİKANLI
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-15-2011, 03:10 AM   #24
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Wall Street eylemcilerine polis terörü



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(14.10.11) - "Wall Street'i İşgal Et" haraketinin 17 Eylül'den bu yana konakladığı Zuccotti Park'ta bugün yapılması beklenen temizliğin ertelenmesini, göstericiler 'zafer' olarak değerlendirdi. Göstericilerin gerçekleştirdiği yürüyüşlerde ise polis terörü vardı.
Zuccotti Park'ta temizlik bahanesiyle bugün sabah erken saatlerde yapılması beklenen parkın boşaltılması işleminin ertelenmesi zafer olarak değerlendirildi. Göstericilerden bir grup ellerinde çalı süpürgeleriyle Wall Street sokağına doğru yürüdü. Polisin ise gösterilere müdahalesi sert oldu.
Yolları kapayan New York polisi, bazı göstericileri gözaltına aldı. Polisin bazı göstericilerin üzerine motorunu sürdüğü ve yere düşen bir kişinin üzerinden geçtiği görüntülendi.
Göstericiler ise yine yürüyerek ve sloganlar atarak Zuccotti Parkı'na geri döndü. 3 binden fazla kişinin parkta toplandığını söyleyen haraket, bunun da halkın Wall Street karşısında üstün geldiğinin ispatlanma olarak yorumladı.
New York'ta yarın Times Meydanında büyük bir protesto gösterisinin yapılması bekleniyor.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2011, 01:05 AM   #25
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Wall Street ve papazlarının “kızıl hayalet” korkusunu büyütelim!

15 Ekim 2011 l [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]ABD’de işsizliğe, gelir dağılımı ve vergilerdeki eşitsizliğe, neoliberal ekonomi politikalarına karşı taleplerle küresel mali oligarşinin sembollerinden Wall Street’i protesto eden “Wall Street’i İşgal Et/Yüzde 99” hareketi küreselleşiyor.
Bugün internet üzerinden örgütlenen eylemlerle, Paris, Berlin, Londra, Viyana, Moskova, Tokyo, Pekin, Toronto, İstanbul, Beyrut gibi küresel tekelci kapitalizmin metropol şehirleri dahil binden fazla şehirde, büyük banka ve tekellerinin plazalarının bulunduğu meydanlarda “Birlikte İşgal Edelim” sloganıyla gösteriler düzenleniyor.
Dün İtalya’nın Milano şehrinde öğrenciler, küresel mali sermaye gruplarından Goldman Sachs’ın binasını işgal etmeye çalıştı, polisle arbede yaşandı. Bu sabahtan itibaren Sydney, Tokyo, Seul gibi bir çok kapitalist metropollerden banka-plaza merkezleri önlerinde, bazıları çatışmalı da olan gösteri haberleri gelmeye başladı.
Hareket küreselleşirken, itfaiyeciler de işbaşında. ABD başkanı Obama, başkan eskisi Bill Clinton, dolar milyarderi süper asalaklardan Soros, liberal sinemacı Micheal Moore, hareketin barışçıl karakterine ve ılımlı taleplerine “sempati ve desteklerini” sunup onu sosyal liberal sınırlar içinde tutmak için kuyruğa girenlerden bir kaçı.
Ancak hareketi “düzeltilmiş kapitalizm” beklentisi içinde tutmaya çalışanlar yalnız küresel mali oligarşinin cilası dökülen papazları değil.
Marksist, devrimci, isyancı kanaat önderi geçinenler de, harekete pasifizm ve “ideal kapitalizm, ideal demokrasi” hayali ve anti-komünizm taşımak için birbiriyle yarışıyor.
“Düzeltilmiş kapitalizm” öğütcüleri
Seattle ile başlayan anti-küreselleşmeci hareketin “No logo (markalara hayır)” kitabıyla “kanaat önderlerinden” olan Naomi Klein, Wall Street eylemcilerine yaptığı konuşmada şu öğüdü veriyor: “Bu hareketin doğru yaptığı başka bir şey de: Kendinize şiddetten kaçınma sözü verdiniz. Medyaya delicesine arzu ettiği kırılmış camlar ve sokak savaşları görüntüleri vermeyi reddediyorsunuz. Ve bu muazzam disiplin, tekrar ve tekrar, hikayenin utanç verici olmadığı ve polis şiddetini provoke etmediği anlamına geliyor.” diyor.
Neo-marksizmin marka isimlerinden Zizek ise, Wall Street eylemcilerine yaptığı konuşmada, tekrar tekrar “komünizmin başarısız olduğunu” vurgulama gereği duyuyor. Onun yerine Hristiyanlığın Kutsal Ruhu gibi bir eğretileme ile bir tür “ideal kapitalizm” hayali öneriyor. Söyledikleri aynen şöyle: “Size ölümsüzlük sözü verilen, ancak sağlık hizmetleri için biracık fazla harcanamayan dünyada yanlış bir şeyler vardır. Belki de önceliklerimizi tam burada ortaya koymamız gerekiyor. Daha yüksek yaşam standardı istemiyoruz. Bizim komünist olmamıza dair kanının tek kaynağı, müştereklerle ilgilenmemiz. Doğanın müşterekleriyle. Entelektüel mülkiyet ile özelleştirilen müştereklerle. Biyo-genetik müşterekleriyle. Bunun için, yalnızca bunun için savaşmalıyız.”
Latin Amerika’nın Marksist geçinen küçük burjuva ezilenci sosyalist “kanaat önderlerinden” James Petras ise, Wall Street eylemcilerine, Venezüalla’yı ve Chavez’in burjuva sosyalizmini model olarak gösteriyor.
Hareketin kötü öğütçülerin yol göstericiliği, sosyal liberalizm ve reformizm sınırları ve “düzeltilmiş kapitalizm” hayalperestliği içinde eriyip gidiyor.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Bu, internet üzerinden yaptığı çarpıcı afiş ve çağrılarla hareketin tetikleyicilerinden biri olan Adbusters grubu içinde geçerli. Kanada merkezli küresel bir sosyal aktivizm grubu Adbusters. Wall Street’i İşgal Et kampanyasından önce de, dünya çapında yaygınlaştırdığı “Hiç bir şey satın almama günü”, “TV izlememe haftası” gibi kampanyalarıyla tanınıyordu. Burjuva medyanın yaydığı, Soroz’un Açık Toplum fonundan para aldıkları şayiasına karşısına Adbusters grubunun kurucularından Kalle Lasn’ın verdiği yanıt: “George Soroz’un fikirlerinin çoğu oldukça iyi. Onun Adbusters’a biraz para vermesini isterdim, buna çok ihtiyacımız var. Ama ondan bir peni bile almış değiliz.”
Wall Street protestolarının içerisinde çok sayıda anarşist, troçkist, sivil toplumcu grup, ve zehirli burjuva liberal destekçileri var.
Hareketin potansiyelleri
Ancak bunlar hareketin önündeki zorlukları göstermekle birlikte özellikle de ABD’nin göbeğinde ortaya çıkmış olması ve geniş kitlelere Wall Street gibi mali oligarşik iktidar abidesini sorgulatmaya başlaması açısından önemini azaltmıyor. Wall Street eylemcilerin büyük çoğunluğu yaşamlarında ilk kez bu tür bir eyleme katılan -mortgage çöküntüsü ile işini kaybetmiş- işsizlerden, göçmen ve enformal işçilerden, öğrencilerden, kent yoksullarından oluşuyor. 23 yaşındaki marangoz işçisi Robert Daros bunlardan biri. Krizle çalıştığı işyeri kapanınca işsiz kalmış ve protesto çağrısını duyunca sadece bir uyku tulumuyla Florida’dan New York’a gelmiş ve ilk işgal girişiminin en önünde yürümüş, polisle arbede yaşamış.
Hareketin küreselleşme sürecinde nasıl bir şekil kazanacağını zaman gösterecek. Bugünkü dünya çapındaki eylemlerden gelen haberlerde de görüldüğü gibi, krizin daha şiddetli yaşandığı ve mücadele geleneğinin olduğu ülkelerde daha militan bir karakter kazanma, sıçrama dinamikleri de var. Küçük burjuva ağırlıklı önceki anti-küreselleşmeci harekete oranla, ABD’de ortaya çıktığı biçimiyle daha yarı-proleter, ara sınıf, kent yoksulu özellikleri taşıyor. 10-15 yıl öncesinden farklı olarak bugün Avrupa’da, Latin Amerika, Asya’daki öğrenci hareketleri bile daha yarı-işçi bir karakter ve talepler içinden gelişiyor. Küresel temelde mali oligarşik banka-tekel merkezlerini hedefe koymaya başlaması ve işsizlik, sağlık, eğitim gibi daha sınıfsal ağırlıklı sorun ve talepleri küreselleştirecek olmasıyla, neoliberalizmin birikimli ve yıkıcı etkisine karşı yaygınlaşma ve kriz koşullarında sıçrama dinamikleri de taşıyor. Önceki antiküreselleşmeci hareketin G-7, Davos, Dünya Bankası-İMF zirvelerini protestoyla sınırlı kalmasına karşın tüm ülkelerde mali oligarşik güç ve yönetim merkezlerine yönelmesi, küresel kriz koşullarıyla da birlikte daha yaygın temelden bir hareket olanağını da ortaya çıkartıyor. Önceki antiküreselleşmeci hareketin hızla yığınsallaşan ve yer yer militanlaşan eylemlerle başlayıp, ATTAC gibi hızla küresel burjuva sivil toplum ağlarının içinde erimesi, sosyal liberalizmin egemenliği altında devrimci ve radikal grupların tasfiyesi, içinde kalanların da liberal sosyal forumlar içinde eritilmesi, ders olmalıdır.
Küresel kapitalizm ve mali oligarşisi ile uzlaşmaz karşıt proletaryanın fiili-gövdesel önderliği, ideolojik, siyasal hegemonyasının olmadığı koşullarda, ara sınıf ağırlıklı bu hareketler hızlı parlama, yığınsallaşma ve yaygınlaşma gösterseler de, binbir türlü sosyal liberal, sosyal anarşist, sosyal reformist ağla kuşatılmış olarak uzun soluklu ve uzlaşmaz bir karaktere sahip olamayacaklardır. Ancak bu proletarya sosyalizminin önüne, bizzat bu hareketlerin kitle bileşimi içinden bağımsız sınıfsal, ideolojik, siyasal, pratik önderlik ve hegemonya mücadelesini geliştirme görevini koyar. Bu tür ara sınıf hareketleriyle bugün daha yakın bir etkileşim ve hatta iç içelik içinde olan işçi sınıfının onlar içinde erimeden burjuva ve küçük burjuva etki ve ağlarla uzlaşmaz bir mücadele içinde hegemonik etki ve çekim gücünü artırmayı.
“Wall Street’i işgal et/küresel birlikte işgal” hareketinin bugünkü bulanık ve cılız iş, sağlık, eğitim, vergi adaleti gibi taleplerinde bile “ABD semalarında dolaşan bir kızıl hayalet, komünizm” korkusu duyan mali oligarşinin cellatlarının, bu harekete öpücük gönderen papaz takımının, bu harekete yol gösterme adına antikomünizm ve “düzeltilmiş kapitalizm” hayallerini yayanların bu korkusunu bağımsız sınıf çizgisi ve hegemonyası temelinde büyütelim!
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2011, 01:44 AM   #26
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

“Wall Street’i İşgal Et”in inanılmaz başarısı - Immanuel Wallerstein



ABD’li sosyal bilimci Immanuel Wallerstein, ABD’de gündemin birinci maddesi durumunda olan “Wall Street’i İşgal Et” hareketine dair makalesinde, hareketin meşruiyetini ve görünürlüğünü tesis ettiğini, şu anda sönümlense bile büyük bir başarıya ulaştığını belirtiyor:

“Wall Street’i İşgal Et” hareketi –şimdilik hareket- bugünkünün doğrudan torunu veya devamcısı olduğu 1968’deki ayaklanmadan bu yana ABD’de gerçekleşen en önemli politik olay.

Bunun ABD’de başlamasına neden olan şeyin ne zaman gerçekleştiğini hiçbir zaman kesin olarak bilemeyeceğiz: aşırı yükselen ekonomik sancı sadece yoksullar için değil, aynı zaman da çalışan yoksulların (bunun dışında orta sınıf olarak da bilinen) sürekli büyüyen dilimi için de mevcut; ABD nüfusunun en zengin yüzde 1’inin (“Wall Street”) aşırı biçimde şişmesi (sömürü, açgözlülük); tüm dünyadaki öfkeli ayaklanma örnekleri (Arap Baharı, İspanyol öfkeliler, Şilili öğrenciler, Wisconsin sendikacıları ve diğerlerinden oluşan uzun bir liste). Ateşi tutuşturan kıvılcımın ne olduğu gerçekten önemli değil. Yangın başladı.

Birinci aşamada –ilk birkaç gün- hareket, çoğunluğu genç olan ve gösteri yapmaya çalışan bir avuç cesur insandan oluşuyordu. Basın, onları tamamen göz ardı etti. Daha sonra bazı salak polis amirleri, bir parça şiddetin gösterileri sona erdireceğini düşündü. Filme çekildiler ve film Youtube üzerinden yayıldı.

Bu bizi ikinci aşamaya, tanınmaya taşıdı. Basın artık göstericileri büsbütün görmezden gelemedi. Böyle olunca basın tepeden bakmaya çalıştı. Bu ahmak, cahil gençler (ve birkaç yaşlı kadın) ekonomiye dair ne bilirdi ki? Yararlı bir programları var mıydı? “Yetiştirilmişler” miydi? Gösterilerin yakında boşa çıkacağı söyleniyordu. Basının ve yetkililerin hesaba katmadığı şey (hiçbir zaman öğrenecek gibi görünmüyorlar) protesto konusunun geniş biçimde yankılandığı ve hızla rağbet gördüğüydü. Şehirlerde ardı ardına benzer “işgaller” başladı. 50 yaşındaki işsizler katılmaya başladı. Ünlüler de öyle yaptı. AFL-CIO’nun (ABD’de bir sendikal konfederasyon; ç.n.) başkanının da içinde olduğu sendikacılar da. ABD dışındaki basın da şimdi eylemleri izlemeye başlamıştı. Ne istediklerini sordular, eylemciler “adalet” dedi. Bu, giderek çok daha fazla insana anlamlı bir cevap gibi görünmeye başladı.

Bu bizi üçüncü aşamaya, meşruiyete taşıdı. Belli saygınlıktaki akademisyenler, “Eall Street”e önelik saldırının bazı haklı gerekçeleri olduğunu belirtmeye başladı. Aniden ortaylcu saygınlığın başlıca sesi, The New York Times, 8 Ekim’de “protestocuların aslında net ir mesajları ve özel bir politika reçeteleri olduğunu” ve hareketin “bir gençlik ayaklanmasından öte olduğunu” belirten bir başyazı yayımladı. Gazete, şu şekilde devam etti: “Aşırı eşitsizlik, üretken yatırım olduğu kadar spekülasyon, paar sızdırma ve devlet desteğiyle çalıştırılan bir finansal sektörün hakimiyetindeki fonksiyon bozukluğu olan bir ekonominin ayırt edici özelliğidir. The New York Times için sert bir dil. Ve ardından, Demokratların Kongre Seçim Kampanyası Komitesi, parti destekçilerinden “Wall Street’i İşgal Et protestolarını destekliyorum” beyanında bulunmalarını talep eden bir dilekçe dolaştırmaya başladı.

Hareket saygın hale geldi. Ve saygınlıkla birlikte tehlike de geldi –dördüncü aşama-. Rağbet gören büyük bir hareket, çoğunlukla iki ana tehdit ile kaşı karşıya kalır. Bunlardan biri, sokaklarda kaya değer büyüklükte sağcı bir karşı gösterinin organize edilmesidir. Katı (ve epey kurnaz) bir Cumhuriyetçi kongre lideri olan Eric Cantor, halihazırda bunun çağrısını yapmış durumda. Bu karşı göstericiler epey vahşi olabilir. Wall Street’i İşgal Et hareketinin buna hazırlıklı olması ve karşı gösterilerin hareketi ele geçirmeyi veya frenlemeyi ne şekilde tasarladığını enine boyuna düşünmesi gerekiyor.

Ancak ikinci ve daha üyük tehdit, hareketin mutlak başarısından doğar. Daha fazla destek çektikçe, bu durum aktif protestocular arasındaki görüş farklılıklarını arttırır. Buradaki sorun her zaman olduğu gibi, çok dar temelli olduğundan kaybedecek safları sıklaşmış bir tarikat olma veya çok yaygın olduğundan artık politik bütünlük taşımayacak bir durumda olma biçimindeki “aşağı tükürsen sakal, yukarı rtükürsen bıyık” halinden nasıl kaçınılacağı. İki aşırı uçtan birine gitmekten kaçınmayı başarmanın basit bir formülü yok. Zor bir şey.

Geleceğe gelirsek, hareket gittikçe güçlenebilir. İki şeyi yapmayı başarabilir: hükümetin yapacağı, halkın apaçık, aşırı biçimde hissettiği ızdırabı en aza indirgeyecek kısa vadeli yeniden yapılanmaya zorlamak; ve Amerikan halkının geniş kesimlerinin, çok kutuplu bir dünyada yaşadığımız için meydana gelen kapitalizmin yapısal krizlerinin ve esaslı jeopolitik dönüşümlerinin gerçeklerine dair düşüncelerine uzun vadeli bir dönüşüm getirmek.

Wall Street’i İşgal Et hareketi, bitkinlik veya baskı nedeniyle miyadını doldurmaya aşlamış olsaydı bile, daha şimdiden başarılı olmuş durumda ve 1968’deki ayaklanmaların yaptığı gibi kalıcı bir miras bırakacak. ABD değişime uğrayacak ve bu olumlu bir yönde olacak. Meşhur tabiriyle, “Roma, bir günde kurulmadı”. Yeni ve daha iyi bir dünya sistemi, yeni ve daha iyi bir ABD, yinelenen nesillerde yinelenen çabayı gerektiren bir iştir. Ancak başka bir dünya gerçekten de mümkün (kaçınılmaz olsa da). Ve biz fark yaratabiliriz. Wall Street’i İşgal Et, fark yarattı, büyük bir fark.
Gerçeğin Günlüğü / 16.10.11
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-18-2011, 03:23 AM   #27
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

IMMANUEL WALLERSTEIN YAZDI

Wall Street İşgali'nin Muazzam Başarısı

Wall Street İşgali hareketi - henüz yalnızca bir hareket - aynı gelenekten geldiği selefi 1968 kalkışmasından bu yana, ABD'de yaşanan en mühim politik hadise.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
editor@bianet.org

New york - BİA Haber Merkezi
17 Ekim 2011, Pazartesi



Hareketin niçin ABD'de başladığı ya da neden üç gün, üç ay veya üç yıl önce ya da sonra değil de, tam da 17 Eylül tarihinde patlak verdiği gibi soruların yanıtlarından hiçbir zaman emin olamayacağız. Fakat o tarihte ABD'deki genel görünüş şu şekildeydi: Yalnızca sefaletin pençesindekilerin değil, yoksul ücretli emekçilere (diğer bir adıyla "orta sınıf") yüklenen ekonomik ıstırabın gitgide büyümesi, ABD nüfusunun yüzde 1'inin (veyahut "Wall Street") aç gözlülüğünün ve diğerlerine uyguladığı sömürünün anlatılmaz derecede artması ve dünyadaki öfkeli kalkışmaların yarattığı emsal ("Arap Baharı", İspanya'daki Öfkeliler hareketi, Şilili öğrenciler, Wisconsin'deki sendikalar, liste böylece uzar gider). Fitili ateşleyenin ne olduğu çok da önemli değil. İsyan ateşi yandı bir kere.
İlk aşamada (işgalin ilk günleri) hareket gözü pek, çoğunluğu genç, eylem yapma çabasındaki bir avuç kişinin etrafında şekillenmişti. Medya bu kişileri tümden görmezden geldi; ta ki bir kaç gerzek polis, uygulanacak ufak bir miktar şiddetin gösterileri sonlandıracağı yanılgısına kapılana kadar. Olaylar bir şekilde görüntülendi ve ilgili videolar YouTube'da adeta virüs gibi yayıldı.
İşgalin ikinci ve üçüncü aşamaları

Bu da bizi ikinci aşamaya taşıdı: Propaganda, veyahut yaygınlaşma. Olayları daha fazla görmezden gelemeyen basın, meseleyi tepeden bakar bir biçimde de olsa gündemine alma tenezzülünü gösterdi. Bu saf, cahil gençler (ve bir kaç tane de ihtiyar kadıncağız) ekonomiyle ilgili ne bilirlerdi ki? Hem daha iyi bir önerileri mi vardı? Disiplinli bir grup bile değillerdi. Basın, gösterilerin çok kısa bir sürede fiyaskoyla sonuçlanacağının altını çizdi. Basının ve diğer güçlerin dikkate hesaba katmadığı ise, göstericilerin işaret ettiği meselelerin bu denli geniş ve hızlı biçimde yankı bulacağıydı.
Benzer işgal hareketleri şehirden şehre yayıldı. İşsiz kalmış orta yaşlılar harekete katıldı. Ünlüler de harekete katılmaktan geri durmadılar. Onları aralarında Amerikan Emek Federasyonu - Endüstriyel Örgütler Kongresi'nin (AFL-CIO) başkanının da yer aldığı sendikalar ve sendika temsilcileri izledi. Böylelikle dünya basını da olaylara ilgi göstermeye başladı. Göstericilere talepleri soruldu, "adalet" yanıtını verdiler. Bu yanıt, gün geçtikçe daha da çok insana anlamlı gelmeye başladı.
En nihayetinde üçüncü aşamaya geçildi: Meşruiyet. Şöhretli akademisyenler, "Wall Street"e yöneltilen saldırıların geçerli mazeretlerinin bulunduğunu belirtmeye başladılar. Birden bire merkez medya ağız değiştirdi, New York Times'ta 8 Ekim günü yayınlanan başyazıda, göstericilerin kamuoyuna açık mesajlar ilettiği ve oldukça somut ve belirli değişikliklikler önerdikleri belirtiliyordu. Aynı yazı, hareketin ise "basit bir gençlik isyanının ötesinde" olduğunu iddia ediyordu.
New York Times'ın kaldığı yerden Times şöyle devam etti: "Spekülasyon, şantaj ve hükümet desteğiyle ayakta duran bir finansal sektörle karakterize edilen, fonksiyonunu yitirmiş bir ekonominin en önemli göstergesi, eşitsizliğin inanılmaz boyutlara varışıdır." Times için oldukça cüretkar sözler. Akabinde, Demokratik Kongre Kampanya Komitesi bir imza kampanyası başlattı ve destekçilerinden "Wall Street İşgalcileri'ne davasını haklı buluyorum" ifadesinin altına imza koymalarını istedi.
Hareketi bekleyen tehlikeler


Hareket meşruiyet kazanmasıyla birlikte, saygıdeğer bir hal aldı. Saygı ise, beraberinde tehlikeyi getirdi, artık dördüncü aşamadan bahsediyorum. Büyük eylem hareketleri genellikle iki farklı tehlikeyle karşı karşıya gelirler. Bunlardan birincisi, harekete karşı, dikkate değer ölçekte, sağcı bir örgütlenmenin sokaklarda boy göstermesidir. Taviz vermez (ve kurnaz) kişiliğiyle tanınan Cumhuriyetçi kongre üyesi Eric Cantor, halihazırda bu tip bir çağrıda bulunmuş durumda. Böylesi karşı hareketler oldukça yıpratıcı hale gelebilir. Wall Street İşgali hareketinin de, benzer hamlelere karşı tedbirli olması, böylesi bir karşıt dalgayı kontrol altına almanın veya kendi içerisine dahil etmenin yollarını tasarlaması gerekiyor.
İkinci ve daha büyük olan tehlike ise bu tip hareketlerin kendi başarısından ileri gelir. Hareket daha fazla insanı kendine çektikçe, göstericilerin görüşleri gittikçe farklılaşmaya başlar. Mesele, her zaman olduğu gibi, iki uç arasındaki dengeyi yakalayabilmektir: Hareket, talepleri ve görüşleri saflaştırıp çelik çekirdek haline gelerek etki alanını daraltmaktan kaçınmalı, aynı zamanda, siyasi söylemlerde tutarsızlığa sebep olacak kadar da genleşmemelidir. Ne yazık ki bu iki uç arasında denge tutturabilmenin geçerli, bilinen bir formülü bulunmuyor.Bu, oldukça zor bir görev.
Gelecekte, hareket şimdikinden çok daha güçlü bir hale gelebilir. O noktada, birbirini dışlamasalar da, iki farklı seçenekle karşı karşıya kalınacaktır. Hükümet kısa vadede insanların yaşadığı akut ekonomik sıkıntıları azaltacak önlemler almak zorunda bırakılabilir, veyahut, uzun dönemde ise, Amerikan toplumunun kapitalizmin içsel krizi ve çok kutupluluktan ileri gelen jeopolitik başkalaşım üzerine olan düşüncelerinde yapısal dönüşümlerin yaşanması zorlanabilir.
Wall Street İşgali hareketi zamanla güçten düşse, baskı ve yılgınlık sebebiyle ortadan kaybolsa bile, hareket daha şimdiden çok önemli bir başarı elde etti ve tıpkı 1968 hareketi gibi, ileride örnek alınacak bir model yaratmayı başardı. ABD olumlu yönde değişecektir. Meşhur özdeyişi bilirsiniz, "Roma bir günde inşa edilmedi." Daha iyi bir dünyaya giden yol, benzer özverilerin defalarca, nesiller boyunca yinelenmesinden geçmektedir. Farklı bir dünya gerçekten de mümkündür (kaçınılmaz olmasa da). Farkı bizler yaratabiliriz. Wall Street İşgali daha şimdiden önemli bir fark yaratıyor. (IW/HK)
* [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] çeviren: Doğu Eroğlu
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-18-2011, 10:07 PM   #28
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

WALL STREET'İ İŞGAL ET

ABD'de Halkın Kendine Yakışanı Giymesi Hareketi

Wall Street işgalinde birileri tarafından şekillendirilen, bir ideoloji çerçevesinde dile getirilen "düzenli" bir protestodan söz etmek mümkün değil. Daha çok, anarşist ve düzensiz, bir "derdi olan gelmiş" havası hakim. Bu gerçek anlamda bir halk hareketi.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
meren@mbl.edu

New york - BİA Haber Merkezi
18 Ekim 2011, Salı



Geçen hafta New York'ta idim. Sebeb-i ziyaretim New York'ta iki haftayı aşkın bir süredir polis müdahalesi ve medya karartmasına rağmen devam eden Occupy Wall Street hareketini yerinde görmek ve fotoğraflamak idi. Bu yazı Occupy Wall Street ile ilgili.
***
Bugün itibarı ile "Nedir bu Occupy Wall Street?" sorusuna yaklaşık olarak şöyle bir cevap verebilirim sanırım:
Occupy Wall Street, 17 Eylül'de başlamış olan, ABD'de baskıdan, faşizmden, polisin halk karşısındaki üstünlüğünden, kronik kapitalizm ve şirket menfaatleri ile şekillenen ulusal ve uluslararası politikalarından, 135 ülkedeki 700′den fazla askeri üsten, Irak ve Afganistan'daki ölümlerden, dünyanın çeşitli yerlerindeki diktatörler için harcanan milyarlarca dolardan, yetersiz ve pahalı eğitimden, gelir dağılımındaki adaletsizlikten, politik oligarşiden, sosyal eşitsizliklerden, çalışmayan sağlık sisteminden ve halkın menfaatlerine hizmet etme gayesini yitirmiş adalet sisteminden artık bıkmış olan, iktidar için halkı sömüren fakat gerçek problemlere kalıcı çözüm sunmaktan aciz siyasi hareketlere bir mesaj vermek isteyen, demokrasi denen uyku halini git gide daha çok kanıksayan halkı silkelemek, git gide kısılan sesini yeniden yükseltmek, olan bitene dair rahatsızlıklarını dile getirmek isteyenlerin yürüttüğü, İspanya, Yunanistan, Mısır, Tunus ve Libya'da başlayan ayaklanmalardan cesaret aldığını inkar etmeyen, devlete ve statükoya karşı bu ülkelerdeki gibi bir halk organizasyonunu ABD'de tesis etmeyi hedefleyen bağımsız bir hareket.
Kendi adıma bu hareketin çok önemli olduğunu, ABD'de cereyan ediyor olmasının özellikle ümit verici olduğunu; hatta ABD'nin geçmişindeki iki büyük sosyal hareketin (1930′lardaki işçi hareketi ve 1960′lardaki insan hakları hareketi) yanında yerini alacak kadar büyük hale gelme potansiyeli olduğunu düşünüyorum.
***
Benim New York'ta olduğum gün hareketin 16. günü idi. Sadece ABD değil, tüm dünyadaki ana akım medya kuruluşlarının 16 gündür tamamen görmezden geldiği ya da bir şekilde küçümsediği, polis şiddetine maruz kalmasına uzun süre göz yumduğu Occupy Wall Street hareketinin izlerine şehrin iş merkezleri dışında kalan bölgelerinde rastlamanın da mümkün olduğunu görünce epey sevindim.
Aşağıdaki kişi bir çiftçi marketinde, elinde "The Wall Street Journal" isimli meşhur gazetenin isminden esinlenerek hazırlanmış, manşetinde "Devrim evde başlıyor" diyen, alt başlığında ise Wall Street protestolarının üçüncü haftasına girdiğini müjdeleyen "The Occupied Wall Street Journal" gazetesini dağıtıyordu:

Wall Street'e gitmek için metro beklerken istasyonda üç boynuzlu eski şapkası, kamuflajı, megafonu ile bekleyen birisini görünce "bu kesin Wall Street'e gidiyor" diye düşünmüştüm.
Occupy Wall Street hareketini yerinde ziyaret etmek isteyişimin ardındaki asıl hedef bu hareket içerisinde yer bulan fikirlerin çeşitliliği hakkında fikir sahibi olmak olduğu için bu arkadaşa yaklaşıp birkaç soru sormaya karar verdim.
Daha sonra adının Gabriel M. Brown olduğunu öğrendiğim bu kardeşimizin Wall Street'e değil, oraya sadece birkaç sokak ötede olan başka bir eylem merkezine gittiğini ve aslında kendisinin Wall Street'te bugünlerde başlamış olan aydınlanma hareketini yıllar önce başlatmış olan kafilenin bir üyesi olduğunu öğrendim. Gabriel, ekip arkadaşları ile beraber 11 Eylül saldırılarına dair raporların gerçeği yansıtmadığı ve halkın sorularını yanıtlamaktan uzak olduğu iddiası ile hükümeti suçlayan bir bilinçlendirme kampanyası yürütüyordu. Giderken uzun uzun sohbet ettik.
Sohbetimiz esnasında serbest piyasa ekonomisinin ve anayasal özgürlüklerin ülkesinin temel taşı olduğunu düşünen Gabriel'in Wall Street hareketi ile ilgili sıkıntılarını dinledim. Oradaki insanların birçoğunun ne yaptıklarından habersiz olduğunu, muhalefet ettikleri anlayışın yerine koyacak bir şeyleri olmadığını söylüyordu (bu zaten benim de tahmin ettiğim, fakat Gabriel'in aksine son derece sağlıklı bulduğum bir şey idi).
Bununla beraber Gabriel, eylemin doğasına dair hoşnutsuzluklarına rağmen kendisini Wall Street hareketinin bir parçası olarak nitelemekten de geri kalmıyordu. ABD'de bu sık sık dikkatimi çeken ve beni kıskandıran bir detay: Aynı görüşü paylaşmayan insanlar ortak bir amaç uğruna kolaylıkla bir araya gelebiliyorlar.
Gabriel bana ABD'de olan biteni kendi perspektifinden anlatınca, tabağı boş göndermek ayıp olur diyerek ben de ona Türkiye'deki durumdan bahsettim. Statükodan beslenen ve grup menfaati odaklı siyasetin, halkın üstüne basan, militarist ve baskıcı devlet anlayışının, toplumu her geçen gün biraz daha aptal ve şovenist hale getiren medyanın sansasyon odaklı yayın anlayışının ortak problemlerimiz olduğunu, fakat Türkiye'nin ABD gibi bireysel özgürlükleri garanti altına alan bir anayasası olmadığı için Türkiye'deki insanların işinin aslında çok daha zor olduğunu filan söyledim. Üzüldük tabi.

Amacı bireyin özgürlüklerini devletten korumak, bireyi özgürleştirirken devletin birey üzerindeki gücünü kısıtlamak olması gereken anayasanın nasıl olup da devleti bireye karşı koruyan bir şeye dönüştüğünü ve Türkiye'nin nasıl olup da bu anayasa ile barışık olduğunu zaman zaman düşünen ve kuruntulara gark olan birisi olarak Gabriel'i daha fazla üzmek istemedim. Zaten onun da derdi başından aşkındı.
Aşağıdaki fotoğraf Gabriel'in de aralarında olduğu ve devletin 11 Eylül saldırılarındaki rolünün aydınlanmasını isteyen grubun İkiz Kuleler'in yıkıntılarının hemen yanındaki eylem alanlarından bir fotoğraf.

***
Bir sonraki durak Wall Street idi.
Wall Street, ABD'nin finans sektörünün bel kemiğini teşkil eden kurumlara ev sahipliği yapıyor olması açısından gelir adaletsizliği ile ilgili protestolar için sembolik bir mekan.
Bununla beraber ABD'nin son birkaç yıldır içinde olduğu ve dolayısıyla tüm dünya ekonomisinin etkilendiği krizde de payı olan Wall Street, denetim mekanizmalarının yetersizliği ile şirketlerin finansal bilgilerine erişim hakkı olan kişilerin bu bilgileri borsada kullanarak astronomik miktarlarda para kazandıkları, sırf tasarruflarındaki kapitali oradan oraya hareket ettirerek gelir elde eden borsa tellalı parazitlerinin kalbi toplumun çalışan çoğunluğunun emekleri ile atan ekonominin can damarlarına tutundukları, on binlerce insanın işini, evini ve birikimlerini kaybetmesine sebep olan skandalların sorumlularının her gün elini kolunu sallayarak dolaştıkları bir sokak olduğu için, adaletsizliğin herhangi bir türüne başkaldırmak isteyenlerin doğal bir durağı olarak da görülebilir.
Wall Street'e vardığımızda sokağın -ve çevresindeki sokakların- polis tarafından tamamen kapatılmış olduğunu görüp pek sevindim. Nitekim bu benim için Occupy Wall Street hareketinin artık kayda değer bir çekinceye sebep olmaya başladığının bir diğer kanıtı idi.
Polis barikatı dünyanın her yerinde halkın iradesinin devletin öngördüğü seviyenin üzerine çıktığının göstergesidir; ne kadar uzunsa, o kadar iyi.
Hiçbir siyasi analistin öngöremediği Arap Devrimleri, küçük gibi görünen toplum hareketlerine karşı büyük önlemler alma konusunda devletler arasında bir korku yaratmışa benziyor. Bu tedirginliğe birçok ülkede farklı seviyelerde rastlamak mümkün.

Wall Street'ten sonraki durak eylemin ilk gününden itibaren eylemcilerin kamp alanı haline gelmiş olan, İkiz Kuleler ile Wall Street arasında bir yerde kalan Zuccotti Park idi ([Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]). Yerlerdeki flamaları izlemek -artık eylemciler arasında Özgürlük Parkı olarak anılan- Zuccotti Park'ı bulmak için yeterli olabilirdi.

***
Occupy Wall Street hareketinin ikamet ettiği park alanı ve çevresi çadırları ile gelmiş ve günlerdir kamp yapan göstericilerin yanında polisler ve turistlere de ev sahipliği yapıyordu. Göstericilerin çok ciddi bir kısmı ise daha sonra 700 kişinin tutuklandığını öğreneceğimiz Brooklyn Köprüsü'ndeki yürüyüşe gitmişlerdi.
Parka varır varmaz karşılaştığım ilk pankart burada her telden çalan insana rastlayacağıma dair görüşlerimi doğrular nitelikte idi.

Parkta o gün tanık olduğum ortamı tarif etmek güç.
Öncelikle birileri tarafından şekillendirilen, bir ideoloji çerçevesinde dile getirilen "düzenli" bir protestodan söz etmek mümkün değil. Daha çok anarşik ve düzensiz bir "derdi olan gelmiş" havası hakim. Aşağıda elinde poşeti, çabucak yazdığı belli olan pankartı ile dikilen amcanın her an pankartı katlayıp koltuğunun altına alarak evinin yolunu tutacak gibi duruyor olmasının nedeni bu. Bu insanlar oraya "birilerinin peşine düşmek" ya da "birilerini desteklemek" için gitmiyorlar. Bu gerçek anlamda bir halk hareketi.
Aşağıdaki amcanın gururla taşıdığı pankartta şöyle diyor:
"Serbest piyasa sistemi bir köle piyasa sistemi. Açgözlülük oyunun kuralı olduğunda -açgözlülüğü şirketler milyonlara ya da milyarlara ihtiyaç duyduğunda kiranızı, okul harcınızı, giysi ücretlerini, sağlık sigortasını, ulaşım masraflarını, benzin fiyatlarını, vergileri artırıyor, bütçe kesintileri yapıyor ve işçileri işten çıkarıyorlar. Biz paraya ihtiyaç duyduğumuzda ne yapıyoruz? Açgözlülük toplumun kumaşını harap ediyor. Tanrı onların açgözlü ruhlarına merhamet etsin."

Occupy Wall Street hareketinde hayata geçirilmeye çalışılan şey toplu bir uyanış, toplu bir silkeleniş.
Toplanan insanların belirli bir rengi, problemlerin çözümü için net bir formülleri yok.
Bu başta birçok kişiye garip ya da anlamsız gelebilir. Fakat bana garip gelmiyor. Bana asıl garip gelen, ortaya attıkları safsataların çözüm için bir formül olduğunu iddia edenlerin ne dediğini tartmadan, bu kişiler sırf kendi dünya görüşlerine yakın olduğu için onların peşine düşenler.
Ortada belirli bir renk olmayınca bu hareketi tahrip etmek de güçleşiyor. Ana akım medyanın uzun yıllar boyunca ustalaştığı propaganda temelli yayın anlayışının kapsama alanı dışında kalan bu hareketin uzun bir süredir sansürleniyor olmasının sebebi de bu bocalama. Tarafsız ve yalın bir şekilde haber verme görevini uzun yıllar önce kaybetmiş olan, kendisini bir şeylerin karşısında ya da bir şeylerin yanında konumlandıramadığında ne yapacağını şaşıran ana akım medyayı Rohan kralı Théoden'i etkisi altına alan Gríma'ya benzetiyorum (Yüzüklerin Efendisi).
Elbette Türkiye'de 2010 yılındaki referandum'u boykot edenlerin "Hayır'cılar" tarafından "Evet'çi", "Evet'çiler" tarafından da "Hayır'cı" olarak görülmesine benzer bir şekilde, Occupy Wall Street hareketi de dikkatleri dağıtmak için itina ile varlık göstermelerine müsaade edilmiş uçlardan birisinin yanında yer alıp bir diğeri ile savaşma soytarılığının bir parçası olmadığı için kimsenin gözüne giremiyor.
Aşağıdaki fotoğrafta halkın medyadan alıştığı kulp takma ve kategorize etme alışkanlığı ile aktif mücadele edilmesi gerektiğini düşünen birisi ve pankartını görüyorsunuz. Pankartta "Occupy Wall Street hiçbir politikacıyı desteklememektedir" diyor.

Ana akım medyanın temsilcileri kendi Théoden'lerinin kulaklarına yıllardır fısıldadıkları saçmalıkları fısıldamak için olay yerine gittiğinde, şu videoda denk geldikleri gibi insanlarla karşılaşıp iyice ne yapacaklarını bilemiyorlar (Olay mahallindeki göstericilerden birisi olan Richard isimli bu kardeşimizin ABD'nin muhafazakar haber kanalı Fox TV muhabirine verdiği bu yanıt ne yazık ki İngilizce):
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bu hareketi anlamak için en kötü kaynak ana akım medyanın konuşan kafaları, kameraları ve kalemleri olduğunu düşünüyorum. Bu hareketi en iyi anlayan 'toplum', ve 'toplum' bu hareketi en iyi kendisinin anladığını iddia etme cür'eti göstermek zorunda; zira bu toplumun ona verdiği anlamla şekillenen bir hareket.
Detayları ise Twitter'dan ve [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] adresinden takip etmeli (sürekli sadece İngilizce bilenlerin takip edebileceği bağlantılar verdiğim için gerçekten üzgünüm, fakat olayın doğası böyle bir dezavantajı beraberinde getiriyor).
***
Parkın girişini yıldızları şirket logolarına dönüştürülmüş, üzerinde kocaman "Savaş" yazan ve dünyanın hatırı sayılır bir kısmı için gerçekten de savaşı ve şirketleri ile empoze ettiği kültürü temsil eden bir ABD bayrağı süslüyor. Hiçbir "vatansever" grubun gelip bu tahrip edilmiş ABD bayrağını bu hale getirenleri pataklamaya çalışmıyor oluşu, benim gibi sırf bayrak direğine tırmanıyor diye kafasından vurularak öldürülen ve o dönem arkasından sık sık "hak etti köpek" yorumları yapılan Solomos Spyrou Solomou'nın akıbetine şahit olangillerden gelen birisinin hem tedirginlik, hem kıskançlık hem de saygı ile dolmasına yetiyor. Bu bayrağın karşısında bir süre oturdum. Halkın kendi temsil ettiği değerleri protesto edişine müsamaha gösteren bu pis bayrak şanlı değilse nedir, bilemiyorum.

***
Occupy Wall Street hareketi hiçbir siyasi hareketi ya da siyasetçiyi temsil etmiyor, fakat siyasi hareketleri temsil eden bireylere rastlamak mümkün. Örneğin aşağıdaki pankart "Afganistan - Zengin için bir diğer savaş" diyor.

Fakat Sosyalizm ve Özgürlük Partisi'nin Afganistan'daki savaşa karşı duruşunu dile getiren yukarıdaki pankart Occupy Wall Street hareketindeki renklerden sadece birisi. Gabriel gibi muhafazakarlara ya da aşağıdaki gibi tecavüz mağdurlarının zaman zaman maruz kaldığı "kaltak gibi giyinmezseniz kimse size tecavüz etmez" anlayışını protesto eden grupların bireylerine rastlamak mümkün (fotoğraftaki kadının sırtında "kaltak" yazıyor).

***
Orada geçirdiğim süre içerisinde beni en çok etkileyen olaylardan birisi şu oldu:

Yukarıdaki kişi tam bu fotoğrafı çektiğim esnada Brooklyn Köprüsü'nde sürmekte olan protestoya dair haberleri canlı olarak insanlarla paylaşan protestoculardan birisi.

Telefonun diğer ucunda Brooklyn Köprüsü'ndeki göstericilerden birisi var. Telefonda gösterinin gidişatından ve polis müdahalesinden bahsediyor. Yukarıdaki arkadaş ise telefondaki kişinin söylediği her şeyi cümle cümle tekrar ediyor. Söylediği her cümle, kendisine fiziksel olarak tam olarak ne dediğini duyabilecek kadar yakın olan 40-50 kişilik grup tarafından hep bir ağızdan tekrar ediliyor. Böylece telefonun diğer tarafındaki kişinin söyledikleri tüm parkta yankılanıyor ve herkese ulaşıyor.
Açıkçası bunun bu tip gösterilerde sık sık başvurulan bir pratik olup olmadığını bilmiyorum. Fakat kesinlikle son derece doğal ve insanın içini ısıtan bir yol.
Yukarıdaki fotoğrafta -siz tam olarak seçemeseniz de- sık sık telefonla görüşen, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] adresinden 7 gün 24 saat yapılan canlı yayını idame eden kitle de yer alıyor. Zaman zaman içlerinden birisi kalkıp herkesin tekrarlaması için şöyle diyordu:
"Burada oturanlar bu hareketin liderleri değil, burada oturanlar bu harekette sizden daha fazla söz sahibi değil, bizler lider değiliz."
Elbette onlar böyle söyledikçe ortama yeni gelmiş olan ve bir şeyler yapmak isteyen insanların küçük hayal kırıklıklarını tarif etmeme gerek yok sanırım. Kendisine ne yapması gerektiği mütemadiyen söylenen ve ne yapacağını başkalarından duymaya alışmış olanların işi zor, fakat hiçbirimiz elitistlik yaparak kimin ne yapması gerektiğini söyleme cüreti göstermeyeceğiz. Başta bocalamamak imkansız, fakat böyle böyle öğreneceğiz.
İstese liderlik edebilecek olanların, liderliğin insana dair her şeye karşı büyük bir hakaret olduğunu görebilecek kadar aydın olanları ve egosuna gem vurmuş olabilenlerin için Albert Camus'nün şu sözlerinde ifade gibi gibi bir serzeniş bu:
"Önümden yürüme, takip etmeyebilirim. Arkamdan yürüme, yol göstermeyebilirim. Sadece yanımdan yürü ve arkadaşım ol."
Ve benim için Occupy Wall Street hareketini önemli ve kayda değer kılan en önemli ayrıntı budur. Bu bağlamda Noam Chomsky'nin harekete verdiği destek de benim için şaşırtıcı değil.

Occupy Wall Street hareketinin bir başı yok. Bu harekete dair ilk çağrı Adbusters isimli derginin Temmuz ortasında yaptığı -ve şimdilerde son derece estetik bulduğum bir afiş ile resmedilen- çağrıya uzanıyor. Son zamanlarda İnternet örgütlenmesi ile sık sık gündeme gelen (ve bu durumdan son derece rahatsız olmalarına rağmen Guy Fawkes maskesi ile bağdaşmış olan) Anonymous isimli grubun da bu çağrıyı Ağustos ayının sonlarına doğru gündemine alması, İnternet'teki aktivistlerin insiyatif almaları ve bu hareketin bir parçası haline gelmelerinde önemli dönüm noktalarından birisi.
Pratikte bilfiil bir karar mekanizması olmasına rağmen en azından bugüne kadar gerçekten yatay, lidersiz, otonom yapısı ile anarşik görüşün temelinde yatan değerlerle bağdaşık biçimde şekillenen bir hareket. Elbette bu tip bir konsensus-temelli harekat ortamında herkesi kucaklayan ortak bir anlayışın kendini belli etmesi epey zaman alabilecek bir süreç. Onlar da bunun bilincinde, ve gayet bekliyorlar. Kimsenin bir acelesi yok ve teknik olarak "resmi bir talepleri", yok. Ben oradaki insanları tek tek incelediğimde edindiğim intiba, tam olması gerektiği gibi hiçbir şeyi ve her şeyi talep ediyor oldukları idi. Bu insanlardan Mısır'ın Tahrir Meydanı'nı dolduran insanların tedirginliğinden ve heyecanından fazlasını beklemek yanlış olur.
Eğer anarşist literatüre dair bir malumatınız yok ve ne olup bittiğini bir bağlama oturtmakta güçlük çekiyorsanız, onun da çaresi bu parkta:

"Bekliyorlar" derken ciddiyim. Yazının ilk fotoğrafında gördüğünüz gazete işte buradan geliyor. Gazetelerden 'sorumlu' arkadaş kimseye iş dağıtma derdinde değil. Bacak bacak üstüne atmış, birilerinin inisiyatif alıp yanına giderek "gazete dağıtmak istiyorum, 100 tane ver" demesini bekliyor:

Bir diğer grup buldukları kartonların üzerine akıllarına gelen sloganları yazıp bir kenara koyuyor. Birisi inisiyatif alıp bu kartonlardan birisini taşımak isterse gelip alsın diye. Aşağıdaki kartonun üzerine "Değişim olun! Wall Street'i İşgal Edin" diye yazan kadın bir öğretmen. Fotoğrafın sol alt köşesinde kafası görünen kadın da onun öğrencisi. Ta ki bir sarhoş gelip önümüzde devrilene kadar neden burada olduklarından, motivasyonlarını nereden aldıklarından konuşuyorduk.

***
Normalde bir ülke sosyal bir harekete devlet çıkarları doğrultusunda sansür uyguladığında, diğer ülkelerin medya kuruluşlarının olan biteni tüm ayrıntısına kadar yansıtıp sansüre alternatif üretme çabasını İran seçim protestoları ve Libya'daki ayaklanmalar esnasında bolca gördük. ABD'de son derece ciddi bir halk hareketine dönüşme potansiyeli barındıran bu hareketin ana akım medya tarafından sansürleme kararında tüm dünyanın ABD ile birlikte olmasının sebebi ise ABD'de yaşanacak bir halk ayaklanmasının yaratacağı krizin dünyanın bütün ülkelerini derinden etkileyeceği, bunun da ötesinde benzer ayaklanmalara sebep olabileceği gerçeği. Fakat bizlerin ihtiyacı olanın tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Dünya'da bir şeyler epey yanlış, bu yanlışların kendi kendilerine ve konvansiyonel yönetimler ile düzelmeyecekleri de aşikar.
***
Bazen yaşadığım yerde okyanus kenarında gizlenmiş koylara inşa edilmiş malikanelere bakarken, bırakın dünyayı, aynı şehrin farklı yerlerinde sabahtan akşama kadar deliler gibi çalışan insanları düşünüp neden isyan etmediklerine şaşırıyorum. Şüphesiz polisin ve devletin rolü toplumun her seviyedeki uyanış girişiminin etrafına barikatlar çekmek. Herkes bu durumu kanıksamış görünüyor.
Fakat insanlar gelir adaletsizliği ile bu kadar barışık yaşamayı ne zaman öğrendi? Sosyal eşitsizlikleri ne zaman bu kadar kanıksadılar? İnsanlar şirketlerin parmağında oynattığı devletlerin propaganda makinesi olan medyanın ve eğitim sisteminin kendilerine uygun gördüğü korkuluklar arkasında saf tutmaya, kendileri için belirlenen korkuluklar ile savaşarak ömür geçirmeye nasıl alıştılar?
Hepsi yanıtlarını az-çok bildiğimi düşündüğüm retorik sorular. Fakat Türkiye'nin bütün bu olaylardan payına ne düşeceği, Arap Baharı'nın, Avrupa'daki halk ayaklanmalarının, ABD'de filizlenen anarşist toplum hareketlerinin Türkiye'deki etkilerinin ne olacağı gerçekten merak ettiğim bir husus.
Türkiye'de devlet Arap Baharı'nda İnternet'in rolünü kavrar kavramaz "çocuklarımız için" diyerek İnternet'i filtre sistemine bağlayıp toplumdaki olası bir hareketlenmenin İnternet'ten organize olmasını engelleyebilmek için gereken filtre altyapısını sessiz sedasız inşa etti. Benzeri "İnternet de biraz fazla özgür ama" türünden girişimlere Avrupa'da rastlamak da mümkün. Fakat toplum bir kez olsun kendi menfaatleri için bir araya gelirse su olur, yolunu bulur diye düşünüyorum.
İki fotoğraf yukarıda bacak bacak üstüne atmış vaziyette gazete okuyan adam gibi, güzel bir şeyler olmasını beklemekten başka çare yok. Yeterince uyanık olmak ve güzel bir şeyler olmaya başladığında bunu kaçırmamak dışında bir sorumluluğumuz yok.
***
George Carlin isimli komedyenin ABD ile ilgili dile getirdiği bir tespiti var, bunun yalnızca ABD değil, dünyanın hemen her ülkesi için geçerli olduğunu düşündüğüm için bu yazıya onunla son vermek istiyorum:
" Bu ülkedeki ekonomik ve sosyal sınıfları nasıl tanımlıyorum biliyor musunuz? Zengin üst sınıf paranın tümünün üstüne oturuyor, hiç vergi ödemiyor. Orta sınıf asıl işi yapıp vergilerin de tümünü ödüyor. Fakirler ise ... sırf orta sınıfın ödünü bokuna karıştırmak ve yaptıkları işlere sıkı sıkıya tutunmalarını sağlamak için orada."
Söz konusu olan son derece temel bir problem. Fakat bence bütün bunlar, düşünmeye değer şeyler. (AME/HK)
* A. Murat Eren'in [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] alınmıştır.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-18-2011, 10:27 PM   #29
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Aşağı Manhattan'daki meydan işgali, temsil başarısızlığından söz ediyor -Michael Hardt & Antonio Negri 18 Ekim 2011 - Obama ve George W. Bush yönetimlerinin her ikisi de, banka kurtarma operasyonlarının failidir; protestoların öne çıkardığı temsiliyet yetersizliği sorunu, her iki parti için de geçerlidir. Bu bağlamda İspanyolların “gerçek demokrasi, hemen” çağrısı, hem acil hem de meydan okuyan bir çağrıdır

Wall Street’i İşgal Et pankartı altında yapılan gösteriler, sadece ekonomik adaletsizliği geniş anlamda dillendirdikleri için değil, aynı zamanda ve belki daha da önemlisi, sorunları ve istekleri dillendirdikleri için pek çok insan arasında yankı uyandırıyor. Protestolar Aşağı Manhattan’dan çıkıp, ülke çapındaki kentlere ve kasabalara yayıldıkça, şirketlerin açgözlülüğüne ve ekonomik eşitsizliğe karşı öfkenin gerçekliği ve derinliği ortaya çıkmakta. Ama en az bunun kadar önemli olan şey, politik temsilin yetersizliğine –veya başarısızlığına- karşı protestodur. Politik temsilin yetersizliği veya başarısızlığı, o veya bu politikanın ya da o veya bu partinin etkisiz veya yozlaşmış olması değil (ki bu çok doğru olmasına rağmen) çok daha genel anlamda temsili politik sistemin yetersiz olmasıdır. Bu protesto hareketi, samimi bir demokratik kurucu sürece dönüşebilir ve belki de dönüşmelidir.

Wall Street’i İşgal Et protestolarının politik yüzü, onu geçen yılki diğer “meydan işgalleri” ile birlikte konumlandırdığımızda görünür hale gelir. Bunlar birlikte bir mücadele döngüsünün ortaya çıkışını biçimlendiriyor. Pek çok durumda, etkileme çizgileri açıktır. Wall Street’i İşgal Et protestosu, geçtiğimiz bahar aylarının başında Kahire Tahrir Meydanı’nın işgalinin peşinden İspanya’da 15 Mayıs’ta başlayan meydan işgallerinden esinleniyor. Bu gösterilere, bir dizi paralel olay eklenebilir; örneğin, Wisconsin parlamento binasındaki protestolar, Atina’da Syntagma Meydanı’nın işgali ve ekonomik adalet için İsrail çadır kamplarındaki protestolar. Bu çeşitli protestoların içeriği, elbette çok farklıdır ve bu protestolar başka yerlerde olanların yinelenmesi değildirler. Tersine bu hareketlerin her biri, birkaç genel bileşeni kendi içinde bulunduğu koşula uyarlamak durumunda kalmıştır.

Tahrir Meydanı’nda işgalin politik doğası ve protestocuların hiçbir şekilde mevcut rejim tarafından temsil edilemeyeceği gayet açıktı. “Mübarek gitmeli” talebi, diğer bütün meseleleri içerecek kadar güçlü bir etki sağladı. Sonrasında Madrid’in Puerta del Sol ve Barcelona’nın Placa Catalunya Meydanlarında kurulan protesto kamplarında, politik temsilin eleştirisi çok daha karmaşıktı. İspanya’daki protestolar, borç, barınma ve eğitim gibi sorunları dikkate alan daha geniş kapsamlı bir toplumsal ve ekonomik sorun yelpazesini birleştirdi, ama bu protestoların, İspanya basını tarafından başta duygu olarak tanımladıkları “öfke”si, açık açık, bu sorunlarla baş edemeyen politik sisteme yöneltilmişti. Mevcut temsili sistem tarafından sunulan sahte demokrasiye karşı, protestocular, kendi ana sloganlarından birini, “Democracia real ya” veya “Gerçek Demokrasi, hemen” sloganını ortaya attılar.

Wall Street’i İşgal Et, demek ki, bu politik taleplerin sonraki gelişimi ve değişimi olarak anlaşılmalıdır. Elbette protestoların açık ve anlaşılır mesajlarından biri, bankacıların ve finans endüstrisinin hiçbir şekilde bizi temsil etmemesidir: Wall Street için iyi olan, kesinlikle ülke (ya da) dünya için iyi değildir. Temsiliyetin en görünür başarısızlığının, insanların çıkarını temsil etmekle yükümlü olmasına rağmen aslında açıkça bankaları ve kredi kuruluşlarını temsil eden politikacılara ve politik partilere atfedilmesi gerekir. Böyle bir kabul, görünüşte naif ve basit bir soruya yol açar: Demokrasinin insanların kent, yani toplumsal ve ekonomik yaşamın bütünü üzerindeki yönetimi olduğu varsayılmaz mı? Bunun yerine politika, ekonomik ve finansal çıkarlara boyun eğer hale gelmiş durumda.

Wall Street’i İşgal Et protestolarının politik niteliği üzerinde ısrarla durmak derken, onları sırf Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki çekişmeler veya Obama yönetiminin geleceği zemininde değerlendirmeyi kastetmiyoruz. Eğer hareket devam ederse ve büyürse, elbette Beyaz Saray’ı veya Kongre’yi harekete geçmeye zorlayabilir ve hatta sonraki başkanlık seçimi döneminde önemli bir çekişme alanı haline gelebilir. Ama Obama ve George W. Bush yönetimlerinin her ikisi de, banka kurtarma operasyonlarının failidir; protestoların öne çıkardığı temsiliyet yetersizliği sorunu, her iki parti için de geçerlidir. Bu bağlamda İspanyolların “gerçek demokrasi, hemen” çağrısı, hem acil hem de meydan okuyan bir çağrıdır.

Kahire ve Tel Aviv’den Atina’ya, Madison’a, Madrid’e ve şimdi de New York’a yayılan bu farklı protesto eylemlerinin hepsi, mevcut politik temsili yapılardan duyulan hoşnutsuzluğu dile getiriyorsa, o zaman alternatif olarak ne sunuyorlar? Hedefledikleri “gerçek demokrasi” ne? Bununla ilgili en açık ipuçları, hareketlerin kendi iç örgütlenmelerinde, özellikle meydanlarda kamp kuranların yeni demokratik pratikleri deneyimleme biçimlerinde bulunabilir. Bu hareketlerin hepsi, bizim “çokluk biçimi” olarak adlandırdığımız şeye göre gelişmişlerdir ve çoğunlukla meclisler ve katılımcı karar-alma yapıları ile nitelenirler. (Bu bakımdan, Wall Street’i İşgal Et ve diğer pek çok gösterinin, en azından 1999’daki Seattle’den 2001’deki Cenova’ya uzanan küreselleşme karşıtı hareketler içinde derin kökleri olduğunu kabul etmek önemlidir.)

Bu hareketlerin çoğu, meydanların işgal edilmesinde işe yarayan Facebook ve Twitter gibi sosyal medya kanalları sayesinde oluşmuştur. Böyle network araçları, elbette hareket yaratmazlar, ama bazı bakımlardan yatay ağ yapılarına ve bizzat hareketlerin demokratik deneyimlerine uygun oldukları için işe yarayan araçlardır. Başka bir deyişle Twitter, sadece bir eylemin duyurulması için değil, büyük bir meclisin, belli bir karar hakkında görüşlerinin gerçek zamanlı biçimde oylanmasına olanak tanıdığı için de yararlıdır.

[foreignaffairs.com adresindeki [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]nden Otonom yayıncılık editörü Münevver Çelik tarafından çevrilmiştir]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-18-2011, 10:28 PM   #30
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Amerikan işçi sınıfı emperyalizmin merkezini dövmeye başladı

Wall Street cadde midir "YOL" mudur? - Melih Pekdemir (BirGün) 18 Ekim 2011 - Dünyanın çivisi mi çıkıyor? Önce Kuzey Afrika ve Ortadoğu, ardından Yunanistan filan derken... Güm! Atlantik ötesi de patladı. “Wall Street’i İşgal Et” eylemlerinin devamı olarak Cumartesi günü 83 ülkenin 1441 kentinde on binler sokaklara döküldü.

Türkiye’de ise 8 Ekim Ankara mitinginde tepkiler dile gelmişti, sadece Kürt muhalefetinin gündeme damgasını vurduğu bir ortamda bu bile umut vericiydi. Bizdeki durum elbette Wall Street İşgalcilerininkinden daha vahim. Alın işte son zamlar... Ama gündemde elbette can alıcı Kürt sorunu varken, zamlara tepki göstermeye bile sıra gelmiyor mu diyeceğiz?

Böyle bir ortamda sol hareket, daha doğrusu sosyalist hareket bir arayış içinde. Aslında solun, sosyalistlerin farklı kesimleri “Ne Yapmalı?” sorusuna aynı cevabı veriyor: Örgütlenmeli! Demek ki mevcut örgütlenmeler de yeterli değil...

Ama nasıl örgütlenmeli?

Sosyalist hareket bu bakımdan da bir arayış içinde... Mesela bazı sosyalist kesimler, bireyler Kürt hareketiyle birlikte, onun gösterdiği doğrultuda örgütlenmeyi seçtiler. Bu bir politik ve ideolojik tercih. Şimdiden doğru ya da yanlış diye tartışmak yerine, “başarılar” dilemek gerekir: Yolları açık olsun...

Mademki sol, sosyalist hareket bir arayış içinde; her odak, her müfreze kendi anlayışını, tercihini ortaya koysun, bunları hayatta test etsin. En başarılı ve kalıcı tarzlar, işe yarayan tarzlar olarak, karşılıklı etkileşim ve tecrübe birikimiyle bir bütün olarak sol hareketin yeniden üretimine katkıda bulunmuş olur, hayatın reddettikleri zaten yine pratik tarafından tasfiye edilir...

Bu minvalde, var olduğu kadarıyla sosyalist hareketin ana gövdesini oluşturanlar arasında yer alan ÖDP dâhil diğer yapılanmalar kendi bağımsız tercihleri doğrultusundaki arayışlarını sürdürüyorlar.

Arayış içinde olmak, elbette ne yapacağını bilmemek değil. Bunun cevabının örgütlenmek ve mücadele içinde örgütlenmek olduğu besbelli olduğundan, “Ne Yapmalı?” sorusu kadar önemli soru “Ne Yapmamalı?” şeklinde de kendisini dayatıyor.

Mesela? 30 yıl önce 12 Eylül mahkemelerinde şöyle demiştim: “Örgüt kurmakla suçlanıyoruz. Tarih bizi suçlayacaksa faşizme karşı örgütlendiğimiz için değil yeterince örgütlenemediğimiz için suçlayacaktır. Evet, aslında bizim suçumuz örgüt kurmak değil örgüt kuramamaktır.”

Öyleyse? Şimdiki kuşak kesinlikle bu sözleri söylemek durumunda kalmamalıdır. Çünkü “2010 referandumunun 12 Eylülcüleri” de karşısına çıkan her muhalifi yine örgüt üyesi olmakla suçluyor!

Devrimciler “örgüt kurmak suçunu” işlemeye devam ediyorlar.

Hatırlarsınız bir zamanlar “yasal parti mi yasa-dışı parti mi” tartışması yapılırdı. Şimdi ellerindeki yasalarla, devrimcilerin yasal zemindeki mücadeleleri dahi yasa dışı sayılıyor, yasalar sosyalistleri dışlıyor, onların gözünde sol zaten yasa dışı! Kaldı ki bir ülkede kapitalizm yasal ise, ona boyun eğmeyen, ehlileşmeyi reddeden her sosyalist itiraz yasa dışıdır. Yani sosyalist cenahtan hiç kimse “yahu ben legal bir partiyim, bana bir şey yapmazlar” diye kendisini kandırmasın. Azığımızı, soluğumuzu ve umudumuzu uzun tutmaktan başka bir yolumuz yok!

Geçen hafta Cahit’le (Akçam) muhabbet ederken, “Devrimci Yol’u en kısa nasıl ifade edebilirsin?” diye sormuştu. “İsmiyle müsemmadır” diye cevap verdim. Bu cevabı verirken, zihnimde aynı anda başka bir cevap oluştu: Devrimci Yol tamlamasındaki “Yol” sadece yürünen yol değil ki, bu “yol, yordam” anlamına da geliyor. Yani örgütlenme dâhil, mücadele dâhil, giriştiğimiz her işi bu şekilde, devrimci bir yolla, yordamla ele aldığımızda, şu berbat dünyadan bir çivi de biz koparırız, bu çiviyi de zalimlerin tabutuna çakarız.

Çünkü “tek yol devrim”in sokaktaki anlamı belli: Batsın bu dünya! Borsaların, patronların, hacıağaların, küflü, çürümüş, zalim dünyası batsın!

Wall Street, Amerikan finans kapitalinin, yani küreselleşmenin, emperyalizmin kalbinin attığı yer ve “Street” cadde demek, yol demek. Tek cadde, tek yol yine devrim. Ve şimdi Wall Street dâhil, her yol devrim; her patika, her yamaç, her sokak, her fabrika, her dağ, tamamı devrim. Ezgi’nin Günlüğü “bu yol sana çıkıyor” diyordu ya, bütün yollar devrime çıkacak, 83 ülkede 1441 kentin sokaklarında yola koyulmuş olduk belki de...
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
amerikan, başladı, dövmeye, emperyalizmin, işçi, merkezini, sınıfı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye Işçi Sınıfı Tarihi Mahmut Halil CAN TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ 0 06-28-2009 06:32 PM
işçi sınıfı-1 Mahmut Halil CAN Siyasal kavramlar ve politika tarzı 0 06-28-2009 05:04 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 10:22 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,