![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#31 |
|
Türk- İş'ten eylem programı
Türk- İş'e bağlı sendikalarda örgütlü Tekel ve İtfaiye işçilerinin artan saldırılara karşı devam eden mücadelesi sonucu Türk- İş eylem programını açıkladı. Türk- İş Başkanlar Kurulu toplantı sonucu açıklandı. Pazartesi günü yaptıkları açıklamada Çarşamba günü Tekel işçileri, İtfaye işçileri, Demir yolu işçileri ve Bursa'da madende ölen işçileri gündemine alarak başkanlar kurulu toplantısı olacağını söyleyen Türk-İş, bugün yaptıkları toplantının sonucunu açıkladı. Toplantı içerde sürerken dışarda bekleye işçiler sık sık "Genel grev genel direniş, Şalter insin bu iş bitsin, Direne direne kazanacağız, Söz bitti sıra eylemde!" sloganlarını attı. Toplantı sonucunu Türk- İş Başkanı Mustafa Kumlu açıkladı. Toplantıda alınan eylem kararları; 1- Türk- İş 25 Aralık 2009 Cuma gününü “TEKEL işçileri ile dayanışmak için eylem günü” ilan etmiştir. Türk- İş’e bağlı sendikalara üye işçiler 25 Aralık 2009 Cuma günü bir saat geç iş başı yaparak çalışmama hakkını kullanacak ve tüm illerde iş çıkışında AKP binaları önünde kitlesel basın toplantıları düzenlenecektir. 2- Bu eylem, dört hafta her Cuma günü birer saat artırılarak sürdürülecektir. 3- 28 Aralık Pazartesi günü Türk- İş’e bağlı sendikaların tüm merkez ve şube profosyonel yöneticileri Ankara Güven Park’ta buluşacak, topluca TBMM’ye gidilecek ve TBMM’de grubu olan siyasi partiler ziyaret edilecektir. 4- 30 Aralık 2009 Çarşamba günü Türk- İş Başkanlar Kurulu toplanacak ve daha sonra izlenecek yol haritasını belirleyecektir. Bundan böyle Türk- İş Başkanlar Kurulu her Çarşamba günü toplanarak durum değerlendirmesi yapacak ve yeni eylem türleri ile takvimini belirleyecektir. Türk- İş Başkanlar Kurulu, yapacağı eylemlerde tüm emek ve meslek örgütlerine destek çağrısında bulunmaktadır.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (02-27-2010) |
|
|
#32 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14707 Tesekkür Aldi |
Söz bitti sıra eylemde!
Taşeronlaştırma ve güvencesiz çalıştırma şeklinde emeğe ve işçi sınıfına yapılan saldırılar her geçen gün büyürken emek cephesinde de direnişler devam ediyor. Tekel işçilerinin ardından bugün de itfaiye işçileri “Genel grev genel direniş!” diyor. ![]() İş güvencesiz, sendikasız ve her tür haktan yoksun olarak köleleştirilmek istenen sınıfın eylemleri devam ediyor. Ya kölece çalışmak ya açlıktan ölmek cenderesine boyun eğmek istemeyen Tekel işçilerinin yanında Belediye- İş'te örgütlü itfaiye işçileri de kölece çalışmaya karşı bugün eylemdeydiler. İhale Deniz Feneri yolsuzluğunun baş aktörlerine! Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı BİMTAŞ şirketinde çalışan itfaiye işçileri sendikalı olmalarıyla beraber Belediye'nin taşeronlaştırma saldırısıyla karşı karşıya kaldılar. İBB, itfaiye hizmetlerini özelleştirdi ve açtığı ihaleyi de Lapis- Makro iş ortaklığına verdi. İhaleyi alan bu şirketin itfaiye hizmetleri ile ilgili hiçbir bilgi ve deneyimi olmaması bir yana, şirketin iki büyük ortağı olan Zekeriya Karaman ve İsmail Karahan'da Deniz Feneri'nin yolsuzluk davasından yargılanan ve sicilleri oldukça bozuk kişiler. Deniz Feneri davasından dolayı tüm hesaplarına el konan Karaman ve Karahan'ın da AKP'li olmalarından dolayı İBB'ye ve Kadir Topbaş'a olan yakınlıkları ise biliniyor. Belediye'nin bu saldırısıyla beraber, itfaiye işçilerinin sendikal haklarından ve her türlü iş güvenliğinden yoksun bırakılarak, sefalet ücretleriyle çalıştırılmaları hedefleniyor. ![]() ![]() Saldırıya karşı genel grev genel direniş! İtfaiye işçileri pankartlarıyla ve iş giysileriyle saat 12:30'da Taksim'de toplanmaya başladılar. İşçilerin eylemine Tek Gıda İş, SES ve Harp- İş gibi sendika yöneticileri de destek verdi. “İstanbul uyuma itfaiyene sahip çık, Tekel işçisi yalnız değildir, Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz, Kahrolsun ücretli kölelik düzeni ve Genel grev genel direniş!” sloganlarının sıkça atıldığı eylemde işçiler lisenin oraya kadar coşkuyla yürüdü. Eylemi izleyenlere de, bu saldırının sadece itfaiye işçilerine yapılan bir saldırı olmadığı, taşeronlaştırmayla beraber İstanbul'da çıkan yangınlarda da ölümlerin artacağı anlatılırken, eyleme alkışlarla pek çok kişi destek verdi. Galatasaray Lisesi önünde de basın açıklamasının okunmasından önce Türk- İş'ten bir yetkili, bugün Ankara'da Türk- İş Başkanlar Kurulu'nun toplanacağını belirterek şu sözleri ifade etti; “Sadece Tekel ya da itfaiye işçilerine yapılan bir saldırıdan ziyade tüm ülkede işçi sınıfına yapılan bir saldırı söz konusu. Biz de genel grev genel direniş diyerek iktidara son sözümüzü söyleyeceğiz.” Genel grev genel direniş sözü işçilerde coşku ve sloganlarla karşılandı. Ardından da bu durumda DİSK, KESK gibi emek örgütlerine de bir çağrı yapılması düşünüldüğü ifade edildi. Ve Ankara'da alınacak her kararın örgütlü olunan her ilde hayata geçirileceği vurgulandı. İşçiler Boğaz köprüsünü trafiğe kapattı! Taksim meydandan Galatasaray lisesi önüne yürüyüş şeklinde gerçekleştirilen eylemle eşzamanlı olarak Anadolu yakasından gelen itfaiye işçileri de Boğaz köprüsünü trafiğe keserek sürpriz bir eylem gerçekleştirdiler. Yaklaşık 30 itfaiye işçisinin yaptığı eylemde yol trafiğe kapatıldı. Eylemin ardından 30 işçi gözaltına alındı. Boğaz köprüsünün trafiğe kapatılarak gerçekleştirilen eylem Taksim'deki işçilerde de büyük coşku uyandırdı. Basın açıklamasının ardından ise itfaiye işçileri 1 saat boyunca, lise önünde oturma eylemi yaparak eylemi sonlandırdılar. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ALINTERİ
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (02-27-2010) |
|
|
#33 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14707 Tesekkür Aldi |
Sistemin korkusu; Tekel işçileri – Nihal Kemaloğlu
Özelleştirmelerin ve taşeronlaştırmanın toplumsal faturası ete kemiğe büründü ve Tekel işçilerinin direnişiyle göründü! Çalışma hayatı ve haklarına karşı ihlallerle kabarmış kara iş dosyası açıldı. 12 Eylül'le birlikte Türkiye'yi büyük pazara çeviren Neo-liberal dönüşüm sürecinin toplumsal sonuçları artık ötelenemiyor. Kamu işletmeleri, kamu kaynaklarını 'bir rant merkezi' haline getirerek istihdamın 'tasfiyesini' sağlayan koşullar, Tekel işçilerinin eylemlerinde somutlaşıyor. Sosyal gerçeklikten kopuk 'ekonomik programların pratisyenlerinin' eli ayağına dolaştı. Tekel işçilerinin direnişleri ülke genelinde yıllardır yoğun yaşanan adaletsizlik ve eşitsizliğin temsili aynı zamanda. Siyasetçiler, korkulu rüyaları 'örgütlü hak mücadelesinin' yaygınlaşmasından kaygılı. El üstünde tutulan yatırımcılar, hissedarlar, finans hokkabazlarının yanında 'çalışanların da' hatırlanma zamanı geldi geçti bile. İşsizlik ve yoksulluk üreten sistem, Tekel işçileri ve itfaiyecilerin üzerine Emniyet güçlerini yollayarak caydırıcılıklarını denedi. Ama işçilerin kaybetmekten korktukları 'hiçbir şeylerinin' kalmadığı bilinmiyordu. Küresel kapitalist devlere birkaç yıllık karları bedelinde satılan kamu işletmelerindeki çalışanların ne olduğunu kimse merak etmemişti. 1980'den beri sürdürülen sistematik özelleştirme operasyonları 'medya ve özel sektörün' cansiparane teşvikleriyle tavan yaptı. Sanayisizleşme, özelleştirme, taşeronlaştırma kıskacında 'daimi işsizliğe' ve 'vasıfsızlığa' sürgün milyonlarca insanı devlet artık sayamıyor. TÜİK'in mevcut gerçekliğin altında kalan verileriyle 'renkli işsizlik haritaları' çıkaran toptancı zeka etnik bölge peşinde... Çalışanların gözetilmediği, haklarının gasp edildiği, yaşam standartlarını hızla düşüren 'esnek istihdam yasaları' kademe kademe sosyal kazanımları sildi süpürdü. Hayattan çekilen sosyal haklar ve sosyal devlet 'bir kalkınma modeli' gibi anlatıldı. Ücretlere yansımayan 'ekonomik büyümeleri' açıklayan iktisatçıların grafiklerinde 'toplumsuz eğriler' vardı. Ekonomizmin dilinden konuşturulan açlık ve yoksulluk sınırları Dow-Jones kadar ses getirmiyordu. Wall-Street endeksli hareketlenme, işçi ve öğrenci seslerini bastırmak için kullanıldı. Ülkeyi baştan başa saran taşeron sistem ağları ve ağalardan 'iş cinayetleriyle' haberdar olundu. İtfaiye müdürlüğünün bile 'geçici taşeron işçi' kullandığı, 'can ve mal kurtarmanın tecrübe ve eğitim gerektirmediği, hizmetin en düşük fiyatı veren, ahbap firmaya verildiği de öğrenildi... Anayasal hak olan kamu hizmeti satın alınan 'bir şey' haline gelirken, bu hizmetler de 'sosyal hakları' bulunmayan kiralık işçilerle verdirildi. Çift taraflı 'hak' ticaretinin tüccarları için karlılık çok yüksekti. 10 ay çalıştırılıp işten çıkartılan kiralık işçiler devlet kurumlarında bile çalıştırılıyor. Neoliberalizmin bir başka propagandası 'demokratikleşme' adı altında düzen 'antidemokratikleştirildi.' Liberal şımarıklıklar, 'sosyal haklar', 'kamu hizmetlerine' yönelik 'karalama kampanyası'nda çok işe yaradı. Ücretler aşağı çekildi, sosyal yardımlar kesildi, emek örgütlenmesi engellendi, 'çalışma yaşamı' antidemokratik ve otoriter alan haline getirildi... Şimdi bu baskıcı ve despotik 'ekonomik refleks', sosyal adaletsizliğin 'insani faturasını' ödemeye yanaşmıyor... Ama Tekel işçileri sistemin korkusu olup, 'alınteri haklarını' alıncaya kadar Ankara'dalar. Akşam / 24.12.09
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (02-27-2010) |
|
|
#34 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14707 Tesekkür Aldi |
TÜSİAD’ın “sosyal patlama korkusu”nu büyütmek için mücadeleye! / KB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] DTP’nin kapatılmasının ardından kapitalist patronlar da görüşlerini ortaya koydular. Kapatma kararına ilişkin açıklama yapan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), toplumsal kutuplaşmanın, Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılması ile birlikte daha da tırmanmasından endişe duyduğunu dile getirdi. Kürt hareketi TÜSİAD’ın açıklamasından memnun Geçmişte HADEP’in kapatılması sürecinde de TÜSİAD benzer açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamalar o zaman da Kürt hareketi tarafından olumlu karşılanmıştı. Bugün de TÜSİAD’ın açıklaması Kürt hareketi tarafında iyimserlikle karşılanabiliyor. Oysa, Kürt halkının son derece haklı ve meşru taleplerini ve kendi kaderini tayin hakkını koşulsuz destekleyecek olan güç TÜSİAD değil, bu taleplerin gerçekleşmesinden çıkarı olan işçi ve emekçilerdir. Türkiye’de TÜSİAD patronları dahil bir avuç burjuva azınlığın egemenliği hüküm sürüyor. Bu egemenlik büyük çoğunluğun esareti ve sömürüsü üzerinde yükseliyor. Bundan dolayıdır ki, ezilenlerin demokrasi talebinin TÜSİAD’cıların talepleriyle uyumlu olması bu düzenin doğasına aykırıdır. Böyle bir beklenti içine girenlerin kendi taleplerinden vazgeçmeleri gerekir. Demokrasi mücadelesi ancak, TÜSİAD’a ve onun çıkarlarının temsilcisi olan olan devlete karşı zorlu mücadeleler ile kazanılabilir. Sermaye baronları “sosyal patlama”dan korkuyor! Sermaye baronları “toplumsal kutuplaşma” vurgusunu geçmişten beri dile getiriyorlar. Sermayenin, işçi ve emekçilerin uyanmasından ve sosyal mücadelenin yükselmesinden duyduğu korkunun ürünü olarak dile getirdikleri bir kaygı bu. Ekonomik krizin ve İMF patentli istikrar programının tüm yükünün emekçilere yüklenmesi, gelir dağılımındaki kutuplaşma, işsizliğin had safhaya ulaşması vb.’nin işçi ve emekçilerde biriktirdiği öfkenin bilincindeler bu asalaklar. Ekonomideki kötü gidişten duydukları rahatsızlıklarını bir “sosyal patlama” korkusuyla birlikte dile getiriyorlar. Bugün buna DTP’nin kapatılmasının Kürt emekçilerinin düzenden kopuşunu hızlandırmasının eklenmesi onları daha da kaygılandırıyor. Sadece en meşru ulusal hak talepleri karşılanmakla kalmayan, yoksulluğun, sefaletin, işsizliğin en derinini yaşayan Kürt emekçi yığınlarının güçlü bir sosyal patlama dinamiği olarak karşılarına çıkmasından korkuyorlar. TÜSİAD patronlarının Kürt ulusal sorununun gerçek çözümünü ağızlarına almadıkları biliniyor. Bu sorunun barındırdığı sosyal dinamikler ise onlar için büyük bir kaygı kaynağı. Kürt siyasetçilerinin de denetim altına alamayacakları Kürdistan kentlerinde yaşanacak bir sosyal patlamadan büyük bir korku duyuyor ve bunu açıkça da dile getiriyorlar. En gericisinden en demokrat kesilenine dek burjuvazinin hiçbir kesiminin, siyasetin, kendilerinin tanımladığı çerçevenin dışına taşmasına tahammülü yoktur. Onlara göre siyasetin zemini meclistir, sokaklar ise tehlikenin kaynağıdır. Geniş emekçi kitleler sokaklara taşmaya başlıyorlarsa, tehlikeye giren bir bütün olarak sermaye düzenidir. Nitekim, TÜSİAD baronlarının hizmetindeki yazarlar, DTP’nin kapatılmasına yönelik tepkinin ifadesi olan eylemlerin öznesi olan emekçilerin yaratabileceği ekonomik ve sosyal tehdit üzerine şimdiden kaygılarını dile getirmeye başladılar: “Eylemler tırmandırılır da beraber yaşam sabote edilirse, bölgeden daha çok sermaye ve yetişmiş beyin Türkiye’nin batı illerine göçer! Bölge PKK eliyle daha ‘proleter’, daha ‘patolojik’ bir yapıya sürüklenir! Bu şekilde derinleşecek bir iktisadi yarılma etnik kutuplaşmayı keskinleştirir! Böyle bir felaketten herkes, özellikle de Kürtler sakınmalıdır; PKK’nın proleterleştirdiği bir ‘Kürdistan’ Kürtler için çok daha büyük bir felaket olur” diyerek, kapitalist patronların korkularını açıkça ortaya koyuyorlar. Sermaye kalemşörlerinin, Kürt mülk sahibi sınıflarının gözünü korkutup onları hizaya sokmaya çalışan yaklaşımları, Türk burjuvazisinin sınıfsal korkularının göstergesidir. Ama onlar bugün bu korkularını yenebilecek cesarete de sahipler. Çünkü bugünün Türkiye’sinde işçi sınıfı örgütsüzdür, dağınıktır, bilinç düzeyi ise düşüktür. Bir dizi saldırı gerçekleştirilirken işçi sınıfından çıkan ses henüz son derece zayıftır. Bunun birçok nedeni olduğunu biliyoruz. İşten atılma korkusu, işçilerin örgütlenme çabalarının yasalarla ve fiili olarak engellenmesi, tepki verenlerinin sesinin baskı ve terörle kısılması, sendika bürokrasisinin işçileri satması, işçi sınıfı içinde reformizmin etkisi vb... Tüm bunlar, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin önündeki engellerden bazılarıdır. Ancak bunlar aşıldığı ölçüde sınıfın burjuvazinin saldırılarına karşı mücadelesi güçlenecektir. İşte o zaman işçi sınıfı Kürt emekçilerinin mücadelesine de gereken desteği sunabilecek, bu güçlü mücadele dinamiğini arkasına almayı başarabilecektir. TÜSİAD’ın korkularını büyütmek için işçi sınıfının örgütlü gücünü büyütelim! Ekonomik-sosyal yıkım her toplum için güçlü bir sosyal bunalım dinamiği demektir. Burjuvazi bunun bilincindedir ve uzun zamandır buna göre hazırlanmakta, gerek kurumsal ve gerekse yasal yönden polis devletini tahkim etmektedir. Bu, burjuvazinin sosyal yıkıma eşlik etmesi kaçınılmaz sosyal kaynaşmalara hazırlığıdır. İşçiler ve emekçiler, kendilerini sömürenlerin çıkarları ile taban tabana zıt olan kendi sınıf çıkarlarının bilincine varıp, kendi sınıf çıkarları doğrultusunda bağımsız bir mücadeleye atılmadıkça, onlar burjuvazi tarafından, yani gerçek düşmanları tarafından, kendi sınıf kardeşlerine ve kardeş halklara karşı da kullanılacaklardır. Bugün olduğu gibi! Bunu değiştirmenin tek yolu örgütlü mücadeledir. Tarihsel bir sorumluluk ve güncel bir görev olarak, sınıfın öncülerini ve sınıf bilinçli devrimcileri ertelenemez görevler bekliyor. Bütün güç ve enerjimizi sınıfımızın kızıl bayrağı altında toplamak! O zaman kanımızı döken, emek gücümüzle ürettiğimiz değerleri yağmalayıp bizi sefalete mahkum eden sınıf düşmanlarımızın ne kadar güçsüz olduklarını ve iddia ettiklerinin tersine ölüm döşeğinde can çekiştiklerini göreceğiz. Burjuvazinin korktuğu sosyal patlamaların yaşanması, işçi ve emekçilerin isyan etmesi için yeterince neden vardır. Bunun gerçekleşmesi için öncelikle işçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyinin yükseltilmesi gerekmektedir. Bugünkü koşullarda eksik olan budur. Sınıf bilinçli işçilerin görevi bunu başarmaktır. Sömürünün, baskının, açlığın ortadan kaldırıldığı bir düzenin yaratılması için örgütlenmekten başka hiçbir yol yoktur. TÜSİAD’ın korkusunu büyütmenin yolu örgütlü birleşik mücadeleyi yükseltmekten geçmektedir. (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2009/48, 18 Aralık 2009)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (02-27-2010) |
|
|
#35 |
|
Üye
Üye No: 1907
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 4,294,966,634
Tesekkür: 1939 191 Mesajina 286 Tesekkür Aldi |
Anadolu Üniversitesi'nden TEKEL'e destek
(27.02.10) – TEKEL direnişinin sesi bugün (27 Şubat) Anadolu Üniversitesi’ne taşındı. Ekim Gençliği, DPG, Genç-Sen ve TKP tarafından örgütlenen eylem saat 13:00'te Anadolu Üniversitesi Yunus Emre kapısı önünde yapılan ajitasyon konuşmaları ile başladı. Rektörlüğün önüne yapılan yürüyüş boyunca TEKEL işçilerinin onurlu direnişleri öğrencilere anlatıldı ve TEKEL işçileriyle dayanışma çağrısı yapıldı. Anadolu ve Osmangazi üniversitelerinde başlatılan soruşturma terörüne karşı üniversitelerde gençliğin mücadelesini boğmaya çalışan zihniyet ile TEKEL işçilerinin direnişine saldıran zihniyetin aynı olduğu vurgulandı. Geçtiğimiz hafta okul içine astığı afişlerle “okul içerisinde yemekhane önü dışında afiş, bildiri ve eylem yapılması yasaktır” diyerek devrimci faaliyeti sadece bir bölgeye hapsetmeye çalışan rektörlüğe, çizilen sınırlar dışında yapılan yürüyüşle bir cevap verilmiş oldu. Genç komünistler eyleme “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “Soruşturmalar, cezalar geri çekilsin”, “Geleceğimiz için TEKEL direnişini omuzlamaya” şiarlı dövizlerle katıldı. Rektörlük önüne gelindiğinde bir TEKEL işçisinin gönderdiği mektup okundu. Eylem, TEKEL işçileriyle dayanışma ve her yeri TEKEL direnişine çevirme çağrısı ile sona erdi. Anadolu Üniversitesi / Ekim Gençliği |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: anadolu, belediye, demiryollari, devlet teroru, eylemde, fasist devlet, haklari icin, her alanda, isci sinifi, itfaiye, mucadele, sendikal haklar, tekel |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| alanda, anadolu, eylemde, haklari, hakları, için, işçi, sinifi, sınıfı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Işçi sınıfının kazanılmış hakları birbir gaspediliyor | Mahmut Halil CAN | Sınıfın öz örgütleri olarak sendikalar ve devrimci mücadele | 4 | 07-07-2010 04:04 PM |
| işçi sınıfı-1 | Mahmut Halil CAN | Siyasal kavramlar ve politika tarzı | 0 | 06-28-2009 05:04 PM |
| Liberal sol için bir pusula ya da islami demokratik faşizmin işçi sınıfı ile imtihanı | Mahmut Halil CAN | GÜNCEL GELİŞMELER VE SINIF TAVRI | 0 | 09-02-2007 09:33 AM |
| Liberal sol için bir pusula ya da islami demokratik faşizmin işçi sınıfı ile imtihanı | Mahmut Halil CAN | GÜNCEL GELİŞMELER VE SINIF TAVRI | 0 | 08-21-2007 03:23 PM |