DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir
Cevaplar
18
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
663
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-01-2010, 08:59 PM   #11
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

Danıştay'dan 4/C'ye geçişte yürütmeyi durdurma kararı



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
TEKEL işçileri: 4/C köleliğini kabul etmeyeceğiz!



(01.03.10) - Danıştay 12. Dairesi, TEKEL işçilerinin 4/C'ye geçiş için verilen “30 günlük süreye” yaptığı itirazı kabul ederek bugün işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
31 Ocak 2010 itibariyle iş akitleri feshedilen TEKEL işçilerine 4/C'ye geçiş için tanınan 30 günlük süre 2 Mart 2010 tarihinde doluyordu. Karar, direnişlerinin 77. gününde olan TEKEL işçilerinin büyük çoğunluğu tarafından sevinçle karşılandı.

Yürütmeyi durdurma kararı
Danıştay, 4 Şubat 2010 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararı'nın TEKEL işçilerinin de aralarında bulunduğu geçici personelin 4/C'ye geçiş için 30 günlük süre sınırı içinde ilgili kurumlara başvurmasını öngören hükmünün yürütmesini durdurma kararı verdi.
Tek Gıda-İş Sendikası, Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Karar'ın 2. maddesinde yer alan "30 günlük süre içinde" ibaresinin ve bunun dayanağı olan ilgili Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesinin 1. fıkrasındaki "30 gün içerisinde" ibaresinin iptali istemiyle Danıştay'a dava açmıştı.
Tek Gıda-İş Sendikası konuya ilişkin dava başvurusunu şöyle gerekçelendirmişti: "İşçiler, iş akitlerinin feshi tarihinde yürürlüğe girmemiş koşulları, 30 gün içinde değerlendirmek zorunda bırakılmaktadırlar. 30 günlük süre, hak arama özgürlüğünü de ihlal edecek ölçüde kısa bir süredir. Bir idari karar olan Bakanlar Kurulu kararına dava açma süresi 60 gün olup, işçiler pek çok yönden Anayasa ve imzalanan uluslararası sözleşmelere aykırı yönleri olan bu çalışma ilişkisine karşı dava açma ve açılacak davada verilecek karara göre, geleceklerini belirleyecek karara varma şansına da sahip olabilmelidirler."
Danıştay 12. Dairesi'nde görülen dava ile ilgili ara karar bugün açıklandı. Kamuda geçici personel istihdamını düzenleyen 4/C'ye geçişteki 30 günlük süre sınırının “davalı idarenin savunması alınıncaya yürütmesinin durdurulmasına” karar verildi.
Kararın gerekçesinde, “Temel hak ve çalışma hayatına ilişkin bir konuda Bakanlar Kurulu'nun başka bir kararına atıfla süre zorunluluğunun getirilmesi hukuka aykırıdır” denildi.
TEKEL işçileri kararı coşkuyla karşıladı
Yürütmeyi durdurma kararı, TEKEL işçileri tarafından coşkuyla karşıladı. Türk-İş önünde direniş çadırlarında kutlamalar yapan işçiler, “Kavga bitmedi daha yeni başlıyor!” sloganıyla Türk-İş önünde toplandılar. TEKEL işçileri, 25 Şubat günü trafik kazasında yaşamını yitiren Hamdullah Uysal'ı da unutmadı. "Hamdullah Uysal kavgamızda yaşıyor!" sloganıyla Uysal selamlandı.
Tek Gıda-İş Başkanı Mustafa Türkel burada açıklama yaparak kararı değerlendirdi. Yürütmeyi durdurma kararını kazanım olarak değerlendiren Türkel, mücadelenin 8 aya uzanan yeni bir evreye girdiğini belirtti.
4/C'ye bugüne kadar 3 bin başvuru olduğunu hatırlatan Türkel, kalan 5 bin TEKEL işçisine 4/C'ye geçmeme çağrısı yaptı. Türkel'in “4/C'yi yok edeceğiz!” sözlerinin ardından işçiler "4/C'ye imza atmayacağız sloganını attılar.
Konuşmasının devamında hükümete seslenen Türkel, AKP'yi işçilere özlük haklarını vermeye çağırdı.
Sakarya Caddesi'nde yürüyüş
Türk-İş önündeki kutlamaların ardından işçiler Sakarya Caddesi'ne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte Hamdullah Uysal için sloganlar atıldı. Oldukça coşkulu geçen yürüyüşün ardından KESK Genel Başkanı Sami Evren Türk-İş önünde bir konuşma yaptı. Konuşmasında bu “kazanım”ın daha başlangıç olduğunu söyleyen Evren bundan sonra kent kent mücadelenin süreceğini ifade etti.
Direniş alanı terk edilmemeli!
Geçtiğimiz iki gün boyunca Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel'in de katıldığı toplantılar gerçekleştiren TEKEL işçileri arasında sürece ilişkin farklı eğilimler göze çarptı. Sendikanın, yasal süre üzerinden yaptığı propaganda ve "çadırları kendimiz kurduk kendimiz kaldırırız" açıklamalarının işçiler üzerinde etkili olduğu görülürken öncü işçiler ise çadırları sonuna kadar savunmak gerektiğini, direniş alanını terk etmemek gerektiğini ifade ediyorlar.
Sendikanın, mücadelenin "farklı araçlarla sürdürülmesi" yönündeki açıklamalarını eleştiren işçiler gelinen noktada alınacak etkili kararlarla hareket edilebileceğini ancak bu yol ve yöntemlerin hayata geçirilmediğini söylüyorlar. Tek Gıda-İş'e bağlı merkez ve şube yöneticileri bugün bir araya gelip direnişin bundan sonrasına dair toplantı yapacaklar. Sürece ilişkin gelişmelerin seyri 2 Mart günü Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel tarafından düzenlenecek basın toplantısıyla daha da netlik kazanacak. Geçtiğimiz hafta Türk-İş'teki görevlerinden istifa ettiğini açıklayan Türkel, yarın saat 10.30'da yapacağı basın açıklaması ile istifa gerekçesine ilişkin ayrıntıları da kamuoyuyla paylaşacak.
Kızıl Bayrak / Ankara
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-01-2010, 08:59 PM   #12
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

Tekel Direnişi tayin edici aşamada...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Kazanmak için cüret, inisiyatif, seferberlik!


TEKEL direnişinin kaderinin çizileceği günlere girmiş bulunuyoruz. Direnişin geleceğinin belirleneceği bugünlerin her anı hayati bir önem taşımaktadır. Hükümet cephesi 4-C köleliğine boyun eymeyecek olanlar işsizlikle ve buna rağmen direnişin sürdürülmesini ise polis terörüyle tehdit etmeye devam etmektedir. Son olarak başbakan bu konuda kritik tarih olarak 2 Mart’ı anmış bulunmaktadır.
Direnişin gündeme getirdiği genel grev-genel direnişin gerçekleştirilememesi ve sendikal bürokrasinin belirlediği sınırların aşılamamasından dolayı, hükümetin bu tehditleri gelinen yerde direniş üzerinde bir basınca da dönüşmüş durumdadır. Her ne kadar TEKEL işçileri direnişi sürdürme kararlılıklarını her defasında gösteriyorlarsa da, sendika bürokratları bu basıncın bir parçası olarak direnişin altını oymaya başladılar bile. İhanet ve teslimiyet işbirlikçi sermaye iktidarı ile elele vermiş ve TEKEL direnişini bitirmek üzere harekete geçmiş bulunmaktadır.
Bu noktaya kuşkusuz bir anda değil, süreç içerisinde gelindi. Sendika bürokratları direnişçi işçilerin baskısıyla almak zorunda kaldıkları eylem kararlarının altını boşaltırlarken, sınıfı bir ihtiyaç haline gelen genel grev-genel direniş hedefinden uzaklaştırmak için de ellerinden geleni yaptılar. 4 Şubat eylemi bu amaçla kullanıldı. Genel grev-genel direniş basıncı savuşturulduktan sonra ise, göstermelik eylemlerle direnişin harareti düşürülmeye ve sönümlenmesinin yolu düzlenmeye çalışıldı. Dikkatler sokaktan hükümetle görüşmelere ve mahkeme kapılarına çekilerek, mücadele inancı ve umutlarını zayıflatmak için hemen herşey yapıldı. Bunda başarılı olunduğu ölçüde de direnişe daha etkili darbeleri vurmak üzere yeni oyunlara giriştiler. Hükümetin verdiği sürenin bitimine sayılı günlerin kaldığı şu günlerde ise, sendika ağaları direnişe kabaca sırtlarını dönmüş ve haince bir tutumla sorumluluklarını ortada bırakmış durumdalar.
Sendika bürokratlarından bağımsız hareket etmenin ve gerektiğinde tüm inisiyatifi ele almanın koşullarını direniş süresince oluşturamamış olan TEKEL işçileri ise, gelinen yerde bir bakıma bunun kaçınılmaz bedelini ödüyorlar. Bu öldürücü zaafiyetten dolayıdır ki, ihanet ve teslimiyet karşısında halen bilinçli, planlı ve örgütlü bir inisiyatif gösteremiyorlar.
Sendika bürokratlarından bağımsız hareket etmenin koşulu, direnişin kendi içerisinde bir önderlik iradesini çıkarmaktan geçiyordu. Bu yapılamadığı için sınırları belli olan sendika bürokratlarına mahkum olunmuştur. Direnişin yükünü omuzlayacak bir önderlik, elbette direnişin öncü potansiyellerinin açığa çıkarılması, sınıf bilincinin ve örgütlülük düzeyinin geliştirilmesi ölçüsünde mümkün olabilirdi. Bu ise öncü devrimci müdahalenin en önemli göreviydi. Sınıf devrimcileri ihtiyacı başından itibaren böyle görmüş ve karşılanmadığı durumda sonuçları ağır olacak bu boşluğu gidermeyi kendi yönlerinden temel bir görev saymışlardır. Süreç içerisinde direniş alanında belli bir müdahale çabası içerisinde olan diğer devrimci ve ilerici güçlerle oluşturulan ortak müdahale zeminlerini de bu amaçla yönlendirmeye çalışmışlardır. Bu çabalar zamanla her ne kadar belli sonuçlar vermişse de, yazık ki bu sözkonusu ihtiyacı karşılayacak düzeyde olamamıştır.


Reformist blok direnişin önüne bir engel olarak çıktı

Bu noktaya gelinmesinde reformist akımlar blokunun da önemli bir rolü vardır. Sonuçta reformizm direniş karşısında kendi doğasına uygun davranmıştır. Direnişe yönelik devrimci müdahale, TEKEL direnişine bağımsız siyasal bir nitelik ve giderek sendika bürokratlarını aşacak bir önderlik düzeyi kazandırmaya çalışırken, reformist güçler bunun önüne açık gerici engeller olarak çıkmışlardır. Pratikte çoğu kez yaşandığı üzere devrimci güçlere saldırmış, sendika bürokratlarına ise paravan olmuşlar ve sonuçta onların hizmetinde hareket etmişlerdir. Öyle ki, TKP işi, dağıttığı bildirilerle işçileri, “marjinaller” olarak nitelediği devrimci güçlerden uzaklaşmaya ve sendikanın çizgisinden kopmamaya çağırmaya kadar vardırabilmiştir. Bu tamı tamına işçileri devrimcilere karşı sendika bürokratlarının yanında yer almaya, onlara güvenmeye, onları izlemeye çağırmak demekti.
Bu uğursuz rolü ötek reformist parti ve gruplarda da üstlendiler. TKP, ÖDP, Halkevleri ve EMEP’ten oluşan reformist blok birçok durumda fiilen devrimci güçlerin karşısına dikildi. Bu doğrultuda işçilerin geri bilincinden, özgüvenlerindeki zayıflıklardan, sendika bürokratları karşısındaki zaafiyetlerinden yararlandılar, dahası bunları bizzat beslediler ve bütün bu bakımlardan direniş karşısında gerici bir rol oynadılar. Bunun karşılığını da direniş süreci boyunca sendika bürokratları tarafından özel tarzda kollanarak aldılar. Bu bir al gülüm ver gülüm ilişkisiydi. Özetle TEKEL Direnişi reformizmin toplumsal ölçekte etkileri olabilen her ciddi mücadelede nasıl bir rol oynayabilecekleri konusunda da yeni bir somut siyaset dersi ve deneyimi sunmuş oldu.
Kuşkusuz reformizm, toplum düzeyinde böylesine sarsıcı etkiler yaratabilen her direniş durumunda önemle hesaba katılması ve mutlaka aşılması gereken bir gerici engeldir. Gerekli ve önemli olan, direnişçi sınıf kitlesini devrimci politikaya kazanacak bir politik-pratik kapasiteyi ortaya koyabilmektir. Bunda başarı gösterilebildiği ölçüde reformizmin varlık zemini de ortadan kaldırılmış ve koyduğu engeller aşılmış olacaktır. Bugün için bakıldığında, bu engellerin aşılamadığı açıktır. Bunda direnişçi işçilerin nesnel durumunun yanısıra öncü devrimci müdahaledeki nesnel ve öznel yetersizliklerin rol oynadığını öylemek gerekir.


Sınıf hareketinin geriliği TEKEL direnişine ayakbağı oldu

TEKEL direnişinin, direnişi ileriye taşıyacak bağımsız bir bilinç ve örgütlenme düzeyini ortaya çıkaramamasının en önemli nedenlerinden biri, sınıf hareketinin mevcut geri düzeyi ve dağınıklığı olmuştur. İşçi sınıfının bir parçası olarak, onun geri özelliklerini, sorunlarını ve zayıflıklarını taşıyan TEKEL işçileri, bu nesneliğe meydan okuyarak ileri bir çıkış yapmışlardır. Sermayenin canlarını yakan saldırıları onları ileriye çıkmaya zorlamış ve kendilerini işçi sınıfının önünde bulmuşlardır. Sınıfın öncü bölüğü olma konumu kazanan TEKEL işçileri, bir yandan bugünün sınıf hareketine özgü tüm sorunları/zaafiyetleri bünyesinde taşırken, diğer yandan hızla bu sorunların üstesinden gelecek iç imkanları da yaratmaya başlamış, siyasal sınıf kimliği kazanmak doğrultusunda önemli bir mesafe almışlardır. Genel grev-genel direnişin yanında dayanışma grevinin gündeme sokulması için gösterilen ileri militan inisiyatif bunun ürünüdür. Ancak sonuçta TEKEL işçileri, bir yandan kendi iç yetersizlikleriyle sınırlanırlarken, diğer yandan işçi sınıfının daha belirgin yetersizlikleri tarafından geriye çekilme durumuyla yüzyüze kalmışlardır.
TEKEL işçileri ortaya koydukları direniş kararlılığı ve militan inisiyatifiyle sınıf kitlelerini yanlarına çekmek için zorladılar. 17 Ocak’taki inisiyatif bunun göstergesi ve 4 Şubat dayanışma grevi bunun ürünüydü. Fakat 4 Şubat başarısızlığı, TEKEL direnişinin toplum düzeyindeki sarsıcı etkisine rağmen sınıf hareketinin mevcut sınırlarını göstermekteydi. Bunu en net gören ve acısını hisseden de yine bizzat TEKEL işçileri oldular. Bunun nedenle 4 Şubat eylemi direnişçi işçilerin moralinde ve özgüveninde derin kırılmalara yol açtı. Yani sınıf hareketinin geri düzeyi, TEKEL işçilerini daha ileriye sıçramaktan alıkoydu. Zaman içerisinde de başarma umudunu ve inancını yaraladı.
Sendika bürokratları ve ona arka çıkan reformist çevreler de bu kırılmayı büyüterek yol aldı. Böylelikle sendikal bürokrasinin ve reformizmin direniş üzerindeki etkinliği ve kontrolü giderek arttı. Arttıkça da, direnişin siyasal bir sınıf bilinci kazanması, iç örgütlülüklerini yaratması ve militan bir hatta ilerlemesi engellendi. Direnişin ufku kurulu düzenin sınırlarına ve siyasal çerçevesine hapsedilirken, devrimci güçlerin çabasıyla oluşturulmaya çalışılan işçi komitelerini filiz halindeyken ezmek için her türlü gerici yönteme ve manevraya başvuruldu. Mücadele direniş alanındaki pasif beklemeyle sınırlandı. Durumu değiştirmek için devrimcilerin çabası ve ileri işçilerin inisiyatifiyle yapılan ileri çıkışlar ise ya engellendi, ya da engellenemediği yerde kontrol altına alınarak sonuçta etkisizleştirildi.
Bugün direnişin gelip dayandığı nokta, sendikal bürokrasinin ve reformizmin elbirliğiyle direnişin önüne koyduğu sınırlardır. Sermaye adına hükümet tarafından konulan sınırları aşamayan, bunun için gerekli olan ufka, inanca, özgüvene ve kararlılığa sahip olmayan bu güçler direnişin enerjisini ve gücünü zayıflatmış, TEKEL işçilerinin ileri özelliklerini törpülemiş, sakatlamışlardır. Üst kademe bürokratlar da bundan cesaret alarak TEKEL işçilerinin militan çıkışlarıyla önlerine koydukları mücadele görevlerini ortada bırakmış ve ihaneti seçmişlerdir. Sonuçta direniş mevzisi güçlendirilip ileriye taşınamadığı gibi, şu haliyle önemli ölçüde zayıflatılmış durumdadır.


Direnişe müdahaledeki öznel zayıflıklar

Bu zayıflığı aşmak sadece direniş mevzisine yapılacak müdahaleden ibaret değildir. Dahası direniş mevzisini güçlendirmek aynı zamanda TEKEL işçisiyle eylemli dayanışmayı ülke düzeyine yaymaktan geçmekteydi. Fakat bu bakımdan direnişin gücü ve sarsıntısının yanında oldukça sönük kalan bir tablo ortaya çıkmıştır.
Bunun böyle olmasının en önemli nedenlerinden birisi kuşkusuz genel olarak solun, özelde ise halkçı devrimci-demokrat grupların durumudur. Bu grupların hiç değilse bir kısmı her ne kadar direniş alanında belli bir yoğunlaşma içerisinde olmuşlarsa da, bu kendiliğinden bir sürüklenişi aşamamıştır. Bunun ise, direniş mevzisine devrimci politik etkiyi taşımakta yararı ne olursa olsun, sınırları bellidir. İdeolojide, pratikte ve örgütlenmede sınıftan uzak halkçı gruplar, geçmişte olduğu gibi küçük-burjuva kimliğine uygun bir toplumsal tabandan da bugün yoksun oldukları için, direnişe yönelik toplum düzeyinde bir desteğin örgütlenmesine de ciddi bir katkıda bulunamamışlardır. Sınırları belli birkaç örnek dışında bırakılırsa, geleneksel sol hareketin geçmişteki en önemli mevzileri olan semtler ve üniversiteler büyük ölçüde hareketsiz kalmıştır. Oysa direnişin güçlendirilmesi bakımından bunun özel bir önemi vardı.
Ancak, TEKEL işçilerinin ayaklarını bağlayan en önemli neden işçi sınıfının mevcut geriliği olmuştur, bunu altını çizerek yineliyoruz. Bu nesnellik, TEKEL direnişinin sarsıcı etkilerinden de yararlanılarak değiştirilemediği ölçüde, direnişin gücünü ve kararlılığını zayıflatabilmiştir.


Kazanmak için cüret, cesaret ve seferberlik!

Tüm yetersizliklere, sorunlara ve varılan sınırlara karşın herşey bitmiş değildir. Kazanmak hala da olanaklıdır, bunun imkanları fazlasıyla vardır. Tehditlere papuç bırakmayarak muhtemel bir saldırıyı kitlesel bir savunma kalkanı ve militan bir direnişle püskürtmek, böylece direniş mevzisini mutlak biçimde korumak bunun zorunlu ilk koşuludur.
Sorun dar anlamda TEKEL işçilerinin özlük haklarına kavuşması değildir. Asıl kazanım, TEKEL işçileriyle birlikte işçi sınıfının bağımsız-siyasal bilincinin ve örgütlenme düzeyinin yükseltilmesi, militanlaştırılması, özcesi devrimcileştirilmesi yönünde alınacak mesafe olacaktır. TEKEL işçilerinin kazanması da esasta bu mesafenin ne kadar alındığına sıkı sıkıya bağlıdır.
Direnişte inisiyatifi ele alacak bir önderlik düzeyinin ortaya çıkarılması, direniş mevzisinin düzenin koyduğu engelleri aşacak bir savaşım ruhuyla donatılması, işçi sınıfı ve emekçilerin geniş bölüklerinin direnişin aktif bir parçası haline getirilmesi, bu çerçevede sınıfın önüne konulan sendikal ve siyasal engelleri aşacak etkili bir mücadele hattının ülke çapında yaygınlaştırılması, günün yakıcı görevleri arasındadır.
TEKEL direnişi daha şimdiden muazzam bir rol oynamış, yarattığı çok yönlü etkilerle sınıf ve kitle hareketine büyük kazanımlar sağlamıştır. Ama onun muhtemel bir olumsuz akibeti burjuva gericiliğini tarafından tüm bu kazanımların gölgelenmesi, zayıflatılması ve etkisizleştirilmesi doğrultusunda kullanılacaktır. Böylece son yirmi yılın bu en etkili işçi direnişinin mücadeleyi ileriye taşıyacak etkileri önemli ölçüde bloke edilmiş olacaktır. Buna hiçbir biçimde fırsat vermemek, TEKEL işçilerinin bilinçleri aydınlatan ve yürekleri ısıtan bu büyük çıkışının siyasal ve moral kazanımlarını savunmak, korumak ve ileriye taşımak günün en acil, en yakıcı ve en öncelikli görevidir. Tüm güç ve olanaklar bunun için kullanılmalı, tüm irade ve enerji bu doğrultuda seferber edilmelidir.
EKİM


(Ekim, Sayı: 264, Mart 2010)


([Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sitesinden alınmıştır...)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-01-2010, 09:00 PM   #13
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

TEKEL Direnişi gösterdi ve öğretti – Volkan Yaraşır



“Sınıftan kaçış” yok!


“Bugün burjuvaziyle karşı karşıya gelen
bütün sınıflardan sadece proletarya
gerçekten devrimci bir sınıftır.”
(Komünist Manifesto, Marx-Engels)
“Proleter hareket, büyük çoğunluğun
çıkarına birleşik, bağımsız bir harekettir.”
(Komünist Manifesto, Marx-Engels)

TEKEL Direnişi, Türkiye işçi sınıfı mücadele tarihinde bir dönüm noktası oldu. Sınıfın tarihsel bir özne olduğunun altı yeniden çizildi. Ayrıca sınıfın muazzam bir toplumsal anafor ve çekim gücüne sahip olduğu dosta düşmana gösterildi.
Sınıftan kaçışın, totolojiye varan bir politika haline getirildiği, tarihsel öznenin aleni ya da multi-özne tanımlamalarıyla reddedildiği koşullarda, sınıfın devreye girişiyle her şeyin nasıl sarsılabileceği ortaya çıktı.
TEKEL direnişinin yarattığı olağanüstü etkileri her biri ayrı bir başlık altında tartışılabilecek özellikte olmasına rağmen şöyle sıralayabiliriz:
1. TEKEL direnişi sistematik bir karşı devrim niteliğinde olan neo-liberalizme karşı (son 30 yılda) gerçekleştirilen en önemli pratik oldu.
TEKEL 14 Mart 2008 genel eyleminin bir devamı niteliğinde gerçekleşti. Bu zamana kadar özelleştirmelere karşı yapılan eylemlerin sınırlı etkisini aştı. Lokalizasyonun bloke edici yönlerini kırarak ulusal ve uluslararası düzeyde sarsıcı etkiler yarattı.
2. TEKEL direnişçileri kapitalist kriz ve neo-liberal politikaların yıkıcı etkilerinin bütünüyle açığa çıktığı koşullarda sınıfın öncü müfrezeliğini yaptı.
Sınıfın öncü müfrezesi olarak savaşı yürüten, savaşa yön veren, bedel ödeyen ve bedel ödeten oldu.
3. Sınıflar mücadelesinin bazı anları bir momenti, bir tarihsel dönemin başlangıcını ifade eder. TEKEL direnişi bu anlamda bir tarihsel eşiktir.
TEKEL Direnişi bir dönemin kapanıp, yeni kitlesel, radikal ve militan bir sürece girildiğinin ilk işaretlerini veriyor. Tıpkı 1986-1987 Netaş Grevi, 1989 Bahar Eylemleri, 1991 Zonguldak Uzun Yürüyüşü gibi. TEKEL direnişi yaşanan tarihsel konjonktürün ilk büyük adımı olarak ele alınabilir.
4. Direnme, direniş bir varoluş biçimidir. TEKEL Direnişi ahlaki ve ontolojik bir ayağa kalkıştır.
Direnme sefalete, sefilleştirmeye, değersizleştirmeye ayrıca konformizme, “başarı” ahlakına ve hedonizme, kısacası kapitalizmin ruhları kadavra edişine karşı “insan” kalma ya da “yeni insan” olma zeminleri yaratır. Bu manada Sartre kendi felsefi sistematiğinde insanın özüne vurgu yapar. Camus reddetmeyle her şeyi başlatır. Marx için praksis önemlidir.
5. İşçi sınıfı kapitalist krize karşı fabrika işgal eylemleri ve direnişlerle model eylem tarzlarını yarattı. Desa grevinden Emine Arslan, Meha direnişinden Saliha Gümüş, Entes direnişinden Gülistan Kobatan dönemin model kimlikleri olarak öne çıktı. TEKEL mücadelesi sınıf mücadelesinde bir sıçramayı işaretledi.
TEKEL kolektif direnişçi kimliğini yarattı. Şimdi TEKEL işçilerinin her bir Emine Arslan, Saliha Gümüş ve Gülistan Kobatan’dır.
6. TEKEL direnişi gücünü yarattığı toplumsal meşruiyetten aldı, tüm ezilenlerin sözcüsü oldu.
TEKEL direnişçileri hem haksızlığa karşı mücadele ettikleri için meşru sayıldı, hem de boyun eğmedikleri için meşru görüldü. “Haklıyız, kazanacağız!” anlayışı, TEKEL işçileri için bir şiar haline geldi.
7. TEKEL işçileri “gerçek açılımı” yaptı. Açılımın kendileri olduğunu gösterdi. Ulusal soruna hem tarihsel, hem teorik, hem de pratik bir yanıt üretti. “İşçiler birleşmeden, halklar kardeşleşmez”.
İşçilerin birleşmesi ve kardeşleşmesiyle bölünme sendromu ve önyargıların nasıl aşılabileceği ortaya çıktı. Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin bir yansıması ve neo-liberal entegrasyonun bir gereği ve neo-liberal bir asimilasyon politikası olan Kürt açılımına karşı işçi sınıfı izlenmesi gereken yolu gösterdi. Kemençeyle Ankara’nın misketi ve zılgıt birleşti.
TEKEL Direnişi ayrıca laik-anti laik, Kürt-Türk, Alevi-Sünni gibi sahte ikilemlerin ortadan kalkmasını da sağladı. Sınıfsal antagonizmayı bütün çıplaklığıyla açığa çıkardı.
8. TEKEL Direnişi bir umut ayaklanması oldu. Sınıfın kapsayıcı ve birleştirici gücünü ortaya çıkardı. İşçi sınıfının “kendisini özgürleştirirken, insanlığı da özgürleştiren bir sınıf” olduğunu TEKEL Direnişi bir kez daha gösterdi.
TEKEL işçilerine Antalya esnafının portakal yollaması, berberlerin ücretsiz tıraş yapması, lokantalarda yemek ikram edilmesi, kafelerin onların yatması ve dinlenmesi için mekana çevrilmesi boşuna değildir. TEKEL işçileri kapitalist sömürü altında ezilen yığınların ve katmanların da sözcüsü olmuştur. Sınıfın kapsayıcı ve birleştirici gücü bir anafor gibi bütün diğer kesimleri kucaklamıştır.
9. TEKEL Direnişi sınıfa muktedir olma gücü verdi ve olağanüstü moral kazandırdı. Her şeyden önce sınıf için en iyi öğretmenin eylem olduğunu gösterdi.
TEKEL Direnişi sınıfın nesnel ve öznel şekillenmesinde izlenecek yolu işaretledi. İşçi sınıfı yaparak öğrenir, öğrenerek yapar. İşçi sınıfı için eylemin yaratıcı zenginliği sıradan bir işçinin sıra dışı gücünü açığa çıkarır. TEKEL bunun pratikleriyle dolu bir direniştir.
10. TEKEL Direnişi sınıfın bağımsız ve birleşik gücünün nelere kadir olabileceğini açığa çıkardı.
İşçi sınıfı birleştiğinde “dünyayı alt-üst edebileceğini”, TEKEL Direnişi gösterdi. Ankara’yı işgal edenlerin 2000 kişi civarında olduğu, ve TEKEL işçilerinin toplamının 8 bin olduğu düşünülürse, sınıfın daha geniş kesimleriyle ya da milyonları kapsayan harekete geçişiyle neler yapılabileceği tahayyül bile edilemez. Arşimet “bana bir kaldıraç verin, dünyayı yerinden oynatayım” demişti. Lenin için kaldıraç sınıfın partisiydi. TEKEL işçileri de sınıfın birleşik ve bağımsız gücünün nelere haiz olabileceğini gösterdi.
11. Kapitalist kriz ve neo-liberal yıkım politikaları hayatın her alanını, başta işçi havzaları ve fabrikaları sosyal patlama, sosyal dinamit haline dönüştürdü. Bugün 249 tane organize sanayi bölgesinde, işçi havzalarında, fabrikalarda, hatta işçi kentlerinde sınıfsal öfke ve kin birikmektedir. TEKEL Direnişi bu öfke ve kinin yıkıcı gücünü dışa vurdu. Bugün bahsettiğimiz her alan gerçekten TEKEL’dir. Yani her yer TEKEL’dir, her yer direniş alanıdır.
Türkiye’de sınıflar mücadelesi tarihinde birçok kez genel grev ve genel direniş sloganları atılmıştır. Beklide bu derecede genel grevin ve genel direnişin objektif zemini daha önce doğmamıştır. TEKEL Direnişi bu anlamda bir maya işlevi gördü. Sınıfın önünde sistematik güvencesizleştirme ve esnekleştirme saldırıları, yani yeni TEKEL’ler, Kemalpaşa’lar ve Dursunbey’ler var. Sermaye sınıfa Çin ya da Vietnam çalışma rejimini dayatıyor. Bunun anlamı köle işçilik, beleş ücret ve ölümdür. Bu anlamıyla her yerde sınıfsal öfke ve kin birikmektedir. Sorun bu öfke ve kinin açığa çıkartılmasıdır. Bu aynı zamanda sınıfın yıkıcı gücünün açığa çıkartılması demektir.
12. TEKEL Direnişi sınıfın şekillenmesinde taban örgütlenmelerinin yakıcı önemini ortaya koydu.
Taban örgütlenmeleri sınıfın kolektif aklı, yüreği ve iradesidir. Bürokratik ve korparatist sendikal anlayışı parçaladığı gibi, sınıfın yaratıcı zenginliğini açığa çıkarır. Sınıf taban örgütlenmeleriyle doğrudan eylem, doğrudan demokrasi pratiklerini gerçekleştirir, bağımsız ve birleşik gücünü inşa eder. TEKEL Direnişi bu anlamıyla sınıf mücadelesinde taban örgütlenmelerinin ne derece yaşamsal olduğunu gösterdi.
13. TEKEL Direnişi, basit ve yalın da olsa tipik konsey demokrasisi pratikleri yarattı.
Lenin “Demokrasi okulunda iyi okumak lazımdır” der. İşçi sınıfı kendi demokrasi pratikleriyle hem yönetici bir sınıf olmanın yeteneklerini kazanır, hem de nasıl bir toplum istediğinin ilk pratiklerini gerçekleştirir. TEKEL işçileri günlük yaşamlarında ve eylemlerinin devamında ve bitirilmesi kararlarında bu yönde önemli pratikler oluşturdu.
14. TEKEL Direnişi kendi ölçeğinde bir kültür devrimi yarattı.
Ankara’da işgal edilmiş caddede sınıf kendi kültür devrimine uygun pratikler gerçekleştirdi. Her alan, her çadır, her sokak gösterisi bir kültürel yenilenme ve mayalanmanın pratiği oldu. Eylemin mekanından ve gerçekleşme biçiminden kaynaklanan son derece zengin kültürel atmosfer kuruldu.
15. TEKEL Direnişi 12 Eylül sonrasında işçi sınıfı ve devrimcilerin birleştiği ve kaynaştığı bir pratik olarak öne çıktı ve dikkat çekti.
Son derece önemli olan bu gelişme ne yazık ki içinde birçok zaafı da taşımaktadır. Solun bugüne kadar işçi sınıfıyla iki düzeyde ilişki kurma biçimi oldu: Birincisi, sınıfı nesneler yığını olarak gören ve bu düzeyde ilişki kuranlar; ikincisi, sınıfı tarihin öznesi olarak kavrayan ve ontolojisini onunla bütünleştirenler. Yani bir tarafta sol liberaller ve reformistler, diğer tarafta sınıf devrimcileri. TEKEL Direnişi bu yanıyla da dikkat çekti. Sınıfla bir nesneler yığını olarak temas kuranlar, sınıfı bir politik yatırım aracı olarak gördü ve politik enstrüman olarak ele aldı. İlişki düzlemini bu eksende geliştirdi. Diğer tarafta sınıf devrimcileri var oluşlarını onlarla bütünleştirmeye çalıştı. Her yerde ve her alanda yeni TEKEL pratikleri yaratmaya çabaladı. Çünkü “sınıfla ilişki” salt bir eylem üzerinden ve eylemin mekansal karakterinden kaynaklanan ya da rüzgarın yönüne göre biçimlenmiş bir ilişki değildir. Sınıfla ilişki Marksizm’in varoluşunu işaretler. Sınıf devrimcileri varoluşlarını ve manalarını sınıfla kurduğu ilişkilerden kazanır. Sınıfı bir tarihsel özne olarak kavramak da bunu gerektirir.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-01-2010, 09:00 PM   #14
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

TEKEL direnişçisi kadınlarla söyleşi



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(01.03.10) - Ankara TEKEL Direnişiyle Dayanışma Komitesi’nin 8 Mart öncesi TEKEL işçisi kadınlara yönelik etkinlikleri devam ediyor. 8 Mart Emekçi Dünya Kadınlar günü hazırlıkları için planlanan etkinlik programı kapsamında geçtiğimiz haftalarda “TEKEL direnişinde kadınların yaşadıkları sorunlar” ve “Sendikal mücadelede kadın” başlıklarıyla bir panel düzenlenmişti. Bugün gerçekleştirilen ikinci etkinliğin konusu ise direnişin devlet terörüyle tehdit edilmesi nedeniyle “Şiddet ve kadın” oldu.
Bu haftaki etkinlik “100. yılında Newyork’ tan TEKEL’e kadınlar direniyor!” başlığıyla ele alındı. Bugün saat 15.00’te TEKEL çadırlarının yanında bulunan Felsefeciler Derneği’nde gerçekleştirilen etkinlik Danıştay’ın 4/C ile ilgili kararının açıklandığı saate denk geldiği için hazırlanan programının bir kısmı yapılamadı. Kısa tutulan programda 8 Mart’ın sınıfsal ve güncel önemine vurgu yapıldı, işçi kadınların mücadele talepleri üzerinde duruldu. Emekçi Kadın Komisyonları’nın sanayi havzalarında, emekçi semtlerinde yürüttüğü çalışmalar hakkında konuşuldu. TEKEL işçisi kadınlar direnişin geldiği son süreçle ilgili düşüncelerini ifade ettiler. Etkinlikte ayrıca kısa bir müzik dinletisi yapıldı.
Danıştay kararının açıklanması üzerine etkinlik bitirilip hep birlikte çadır alanına dönüldü.
Ankara Tekel Direnişi İle Dayanışma Komitesi
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-01-2010, 09:00 PM   #15
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

TEKEL'e saldırı mesajı



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(01.03.10) – TEKEL işçilerinin Ankara'da Tük-İş Genel Merkezi önündeki direnişlerinde 77. güne girildi. Tüm gözler, Danıştay'ın 4-C statüsünün iptali ve 4-C’ye geçiş süresini 1 ay olarak düzenleyen kararnamenin iptali için açılan davaya ilişkin vereceği karara çevrildi.
Sermaye hükümetinin başbakanı Tayyip Erdoğan ise Ankara'daki 19. AB Reform İzleme Grubu Toplantısı'nın ardından TEKEL direnişine ilişkin soruları yanıtladı.
TEKEL'de 4-C'ye geçiş süresinin dolmasının ardından ''hükümetin nasıl bir adım atacağının'' sorulması üzerine Erdoğan, ''Şimdi bizim atacağımız adım, yasalara ve hukuka uygun olan adım olacaktır. Bunun dışında bir adım asla olmaz. Şu ana kadar biz, daha önce de söylediğim gibi sabrettik ve elimizden gelen her şeyi yaptık...” sözleriyle TEKEL direnişine yönelik saldırının sinyalini verdi.
“Yasalara ters, hukuka ters herhangi bir duruma ülkemizde artık daha fazla tahammül edemeyiz. Çünkü bu istismar edeliyor. Bu suistimal ediliyor. Bunun istismarına, suistimaline fırsat veremeyiz'' cevabını veren Erdoğan TEKEL direnişini baskı ve zor yoluyla dağıtma hesabı içinde olduklarını açıktan ifade etmiş oldu.

Geçtiğimiz günlerde açıklamalarda bulunan Ankara Valisi Kemal Önal da TEKEL direnişine olası bir müdahalenin mesajını vermişti.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-01-2010, 09:00 PM   #16
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

TEKEL direnişine saldırı hazırlığı...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Ankara polisi direniş alanını ablukaya aldı


(01.03.10) – TEKEL işçileri direnişlerinin 77. gününe sermaye hükümetinin saldırı tehditleri ve polis ablukası altında girdiler.
İş güvencesini ortadan kaldıran 4/C statüsünün iptali ve 4/C’ye geçiş süresini 1 ay olarak düzenleyen kararnamenin iptali için Danıştay kararının bugün açıklanmasını bekleyen işçiler sermaye hükümetinin tanıdığı yasal sürenin (2 Mart) sonuna geldiler.
Direniş abluka altında
TEKEL işçileri şimdi, Türk-İş Genel Merkezi önündeki direniş çadırlarına polis müdahalesi ile karşı karşıyalar. Direniş çadırlarına yönelik olası bir saldırıya karşı direniş kararlılıklarını koruyan işçiler Türk-İş Genel Merkezi civarının bugünden itibaren polis ablukası altına alınmasıyla karşılaştılar.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler, sabah saatlerinden itibaren Kızılay Meydanı ve TEKEL işçilerinin bulunduğu Sakarya Caddesi'ne yığınak yaptı. İtfaiye araçları, ambulanslar, polis panzerleri ve onlarca halk otobüsü Kızılay'da konumlandırıldı.

Direniş alanı terk edilmemeli!

Geçtiğimiz iki gün boyunca Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel'in de katıldığı toplantılar gerçekleştiren TEKEL işçileri arasında sürece ilişkin farklı eğilimler göze çarpıyor. Sendikanın, yasal süre üzerinden yaptığı propaganda ve "çadırları kendimiz kurduk kendimiz kaldırırız" açıklamalarının işçiler üzerinde etkili olduğu görülürken öncü işçiler ise çadırları sonuna kadar savunmak gerektiğini, direniş alanını terk etmemek gerektiğini ifade ediyorlar.
Sendikanın, mücadelenin "farklı araçlarla sürdürülmesi" yönündeki açıklamalarını eleştiren işçiler gelinen noktada alınacak etkili kararlarla hareket edilebileceğini ancak bu yol ve yöntemlerin hayata geçirilmediğini söylüyorlar.

Erdoğan 2 Mart'ı işaret etti

Tayip Erdoğan ise TEKEL'deki sürece ilişkin en son yaptığı açıklamada Salı akşamının ardından direniş alanının dağıtılacağı mesajını vermişti. Erdoğan şöyle konuşmuştu:

“Salı akşamı tabloyu görüp ondan sonra yasalara ters herhangi bir durum var mı bakacağız. Hukuka ters bir duruma tahammül edemeyiz. Çünkü bu istismar ediliyor. Bu, suistimal ediliyor. Bunun istismarına fırsat vermeyiz.”

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz...
Kızıl Bayrak / Ankara
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-02-2010, 06:27 PM   #17
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

TEKEL Çadırları Kalkıyor, Direniş Ülkeye Yayılacak

TEKGIDA-İŞ, TEKEL işçilerinin eylem çadırlarını kaldırma kararı aldı. Sendika başkanı Türkel 1 Nisan'da bin kişinin TÜRK-İŞ'te toplanacağını söyledi. Hükümetin bu süre içinde 4C uygulamasını kaldırmasını istedi. "AKP'liler sokaklarda rahat gezemeyecek."
Ankara - BİA Haber Merkezi
02 Mart 2010, Salı




Danıştay kararının ardından, TEKEL işçileri Ankara'daki direniş çadırlarını kaldırıyor.
İşçilerin örgütlü olduğu TEK GIDA-İŞ sendikasının başkanı Mustafa Türkel, bugün Ankara'da yaptığı basın toplantısında hükümete işçilerin karşı çıktığı 4C uygulamasından vazgeçmek için bir ay süre verdi.
Türkel, 1 Nisan'da işçilerin direnişin 78 gündür sürdüğü TÜRK-İŞ binasında bin kişiyle buluşacaklarını, ertesi gün de eylem takvimlerini açıklayacaklarını bildirdi.
4C kalkmadıkça mücadele sürecek


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ve partisinin mensuplarını uyaran Türkel "İktidar partisi bu süreyi iyi kullansın. Sokaklarda rahat gezmelerine izin vermeyeceğiz. Başbakanın ve iktidar partisi mensuplarının her toplantısında TEKEL işçileri olacak. 4C gibi bir ucube çalışma hayatından kalkmadıkça mücadeleyi bırakmayacağız" dedi.
Türkel, dört sendika konfederasyonunun aldığı 26 Mayıs'taki genel eylem kararı da dahil olmak üzere her türlü mücadele platformunu etkili olarak kullanacaklarını da söyledi.
"İyi ki yargı var"

Danıştay'ın dün aldığı, hükümetin 4C statüsünde çalışmak için başvuruda TEKEL işçilerine tanıdığı 30 günlük süreyi iptal eden [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] da değerlendiren Türkel "İyi ki vargı var, dedirtecek adil kararların süresi içinde çıkmasından dolayı yargıya, Danıştay'a teşekkür etmek istiyorum. Anlaşılan hükümet bunun için yargıya baskı uyguluyor. Yargıya her türlü haksızlık bizim için mücadele nedeni olacak" diye konuştu.
Süre bugün doluyordu

Özelleştirilen TEKEL'in yaprak tütün fabrika ve depolarındaki son işçilerin hizmet sözleşmeleri 31 Ocak'ta feshedilmişti. Hükümetin işçilere sunduğu, başka kamu işletmelerinde, memur yasası kapsamında "geçici personel" (4C) olarak çalışma olanağı için başvuru süresiyse bugün doluyordu. Ancak Danıştay kararı bu sınırı ortadan kaldırdı.
Başbakan daha önce, sürenin dolmasıyla birlikte direnişteki işçilere müdahale edeceklerini duyurmuştu.
Yaklaşık 8 bin TEKEL işçisi, diğer kamu işletmelerinde 4C statüsünde değil, İş Kanunu kapsamında, mevcut hakları korunarak çalışmak istiyor.
4C, uygulamada işçileri toplu iş sözleşmesi ve grev hakkından yoksun bırakıyor, ücretlerini ve tazminatlarını düşürüyor, ertesi yıl çalışma güvencelerini ortadan kaldırıyor.
Hükümetse, 4C'nin esasına dair bir değişiklik yapmadığı süreç boyunca, işçilere yalnızca iyileştirmeler sundu. Bunlar ücretlerin iyileştirilmesi, çalışma süresinin 11 aya, izin süresinin 22 güne çıkarılması, kıdem tazminatını eklenmesiydi. (TK)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-02-2010, 06:45 PM   #18
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

Tekel çadırkentinden

Aşağıda iki Alınteri okurunun birkaç gün önceki gözlemlerinden derlenmiş notlar yayınlıyoruz.


NOT: Çadırkentte şu dakikalarda bir şenlik var; havai fişekler patlıyor, halaylar çekiliyor, konser veriliyor bir yandan da. Dün ve birkaç gün önceden farklı olarak direnişçilerde büyük bir coşku var ve kazanabileceklerine duyulan umut olağanüstü bir değişim göstererek zirve yapmış bulunmakta.

Tekel çadırkentindeki gelgitler, direnişin kırılma ve dalgalanmalarına dair haber, gözlem ve değerlendirmelerimizi sürdürüyoruz.

Aşağıda iki Alınteri okurunun birkaç gün önceki gözlemlerinden derlenmiş notlar yayınlıyoruz.


Direnişi daha fazla yüceltmeliyiz


Tekel direnişindeki ilk günüm. Merkezi eylemi saymazsak ilk defa direnişteki işçilerle birlikteyim. Sürecin dağınıklığı, kafa dağınıklığı ve yorgunlukla işçileri görmeye gittim. Önyargım çelik gibi işçiler görmek yönündeydi. Ancak atom parçalandı. İçlerindeki hala yakıcı öfke ve mücadele azmine karşılık işçiler biraz umutsuz, yılmış, sendikanın dışarıdaki polisten daha fazla zarar verdiği aşikar hale gelmiş. Yapılabileceğine inanmaz ses tonlarıyla söylenen güzel fikirler dolaşıyor ortalıkta. .... işgaliyle açılan ağızlar var… mümkün mü? Mümkün…



Bildiri ve kokart çalışması yapıldı. Güzel ve kurallı hazırlanmış bir bildiri dağıttık. Ancak cümleleri daha kısa, daha az ajitatif ve daha somut eksenler üzerinden bildiriler yazılabilir. Örneğin kardeşler çadırlarda oturmak mücadelemizi ülke gündeminden düşürüyor. Bizlerin mücadele azmini azaltarak yılgınlaştırıyor. Dışarı çıkmalıyız. Gibi…

Yoldaşlarımızın takdir edilecek çabaları sonucu kurulan sağlam ilişkiler direnişi, direnişteki duruşumuzu ve örgütlülüğümüzü daha iyi yerlere getirebilir. Tabii ki direnişi bitirme azmindeki karşıt güçlerle mücadelede bulunduğumuz yerden daha ileri gitmezsek onlar başarılı olabilir ve direniş bitirilebilir.

İyi yerdeyiz ama daha iyi yerlere çıkmalıyız, direnişi daha fazla yüceltmeliyiz. Yoksa bu halimiz yeterli değil yenilebiliriz.

Bu günlerim nasıl nasıl nasılı düşünmekle geçecek gibi görünüyor. Ama çadırların içinde olarak olmalı.

24.02.2010


İkinci günümüz bir işçinin hayatını yitirdiği haberiyle başladı. Samimi acıları gördük, samimi üzüntüleri gördük ama birebir örgütlülük ilişkisi bulunmayan insanlardan buna karşı yapılabilecekleri dinledik. Kilitlendiğimiz nokta çadırların önünden bir cenaze töreni düzenlemekti. Bu hem kaybedilen işçiye son görevimiz, hem o işçinin son mücadelesi olacaktı.

Ancak durum böyle gelişmedi. Gün içinde gelişen olayları, yorumları, yapılanları, yapılmayanları, yaptıklarımızı ve yapabileceklerimizi açıklamaya çalışacağım.



Öncelikle bizim iki tarafa da müdahil olabilmemiz güzel ancak bunu süreçte öncüleşmiş işçilere de yaptırabilirdik.

Adli Tıp önündeki arbede sırasına kadar orada bulunan ben dahil hiçbir yoldaşımız etkin olamamıştır. Orada fiziken bulunma aşamasını sadece arbedede kaldırabildik. Onda da görece başarılıydık. İşçilerin ne yapacağını bilmez haline müdahale etme çabalarımız “devrimciler” ve sendikadan yana işçiler tarafından yer yer engellendi.

Bunun sebeplerini daha fazla açmak gerekirse:

1) Adli Tıp'ta bulunan ben ve diğer yoldaşlarımızın işçilerle önceden kurulmuş ilişkilerimiz çok güçlü değildi.

2) "Öğrencileri" dışlayan sendika politikası başarılı olmuştur.

3)
Alanda kişisel girişgenlik ve işçiye yaklaşma pratiklerimiz zayıftır.

* İşçiler Mithatpaşa’daki yol kesiminde sendikanın yolu boşaltma çabalarına bireysel karşı duruşlardan ileriye geçememişlerdir.

25 Şubat günü sürecin gelinen noktasının ciddi ipuçlarını ve sonuçlarını göstermiştir. Görülen en bariz eksikliğimiz sendikanın yalan bilgi üretme mekanizmalarının alternatifini koyamamaktır. Örneğin 25 Şubat günü Keçiören ve Türk-İş önündeki iletişim çok fazla, ancak sağlıksız bir şekilde kurulmuştur. Sendika yalan bilgiler üretmiş iki grupta da direnci kırmayı başarmıştır. Adli Tıp'taki mücadelenin görece güzel olmasının sebebi gözümüzün önünde cenazenin kaçırılmasının doğurduğu ciddi öfkenin yansımasından dolayıdır.

Çözümü cep telefonunu yok sayarak bulabileceğimizi düşünüyorum. Zaten telefonun güvensizliğinin yanı sıra bugün işlevi de pek görülmemiştir. Biz çadırlardan Kızılay’a yüklenildiğini, çadırdakiler cenazenin teslim edildiğini ve on beş dakika içerisinde geleceğini sanıyoruz. Cidden telefon ne işe yaradı?

Bu durum müdahalenin yaşanabileceği önümüzdeki günlerde daha sık görülebilir. Bu yüzden eylemler A ve B planları yapılarak ve bu planlarda ısrarcı olarak örülmelidir. Planların değişmesi gelen haberlerle değil gördüğümüz ve içinde olduğumuz durumlar ölçüt alınarak gerçekleştirilmeli.

Başarılı bir gün sayılabilir. Bir de cenazenin önümüzden kaçırıldığını görmenin verdiği ağlama hissi yok mu? İnsanın canını acıtıyor. Ağlamak acizlik midir? Sınıf kinini bileyebilir mi?

24.02.2010

Ankara Tekel çadırkentinden bir Alınteri okuru


Direnişin merkezinde olmak


Tekel işçilerinin 4-C kölelik yasasına karşı vermiş oldukları mücadele ve 4-C ile geç tanıştım sayılır. Aslında bu süreci başından beri takip ediyorum, fakat direnişin merkezinde tanıyıp yaşadıktan sonra tam anlamıyla bir tanışma yaşadığımı varsayıyorum. Anladım ki direnişi dışarıdan ne kadar takip edersem edeyim, çemberin dışında olmak, bana yine de net olarak bir şeyler söylemeyecektir. Bu direniş çemberinin içindeki ve dışarısındaki ateş aynı derecede kitlelerin bilinçlerine hitap etmiyor. Tekel’i merkezinde görmeye geldiğinde çadırlardaki işçilerin gelmiş olduğu bilinç seviyesi ve kararlılıkları her yerin Tekel olmasının imkansız bir şey olmadığını gösterdi bana.



Benim bir devrimci olarak anlatmaya çalıştığım devrimci sınıf örgütlenmesini aslında gördüm. Ülkenin dört bir yanından gelen, iş kardeşlerinin ücretli kölelik düzenine karşı örmeye çalıştıkları birleşik mücadeleyi ve bu birleşikliğin önemini ne denli kavradıkları hakkında bazı fikirlerim oldu. Onlardan en çok öğrenmek istediğim direnişin nasıl bu kadar kitleselleştiği ve iki ayı aşkın bir direniş ateşi onlara sınıf bilincinde ne kadar etki ettiği ve onları hangi seviyeye getirdiğidir. Onlar öncelikle halktan büyük bir destek aldıklarını, sivil toplum örgütlerini ve devrimci kurumların ve öğrencilerin onları sürekli ziyaret ettiklerini ve bunlar sayesinde seslerinin büyüdüğünü söylediler. Fakat sendikanın desteği, bu sayılan destekler kadar net vurgulanmadı. Sendikanın işçileri sürekli oyaladığının farkında birçoğu ama bu konuda işçiler arasında bazı net ayrımları görmek o kadar da zor değil. Çünkü büyük çoğunluğu sendikanın işçileri desteklemediğini ve işçilerin sendikayı iki ayı aşkın bir süredir baskıyla burada tuttuklarını söylüyorlar.

Sendika yanlıları işçilerin, başından beri sendikadan büyük hamleler beklediği ve sendikanın peşinden ayrılmadıkları için belli bir bilince ve olgunluğa ulaşamadıklarını düşünüyorum. Ama tabiki sendika yanlısı işçilerin bu tutumu almasında sadece bu nedenler yoktur. Örneğin sendikanın kendisine çektiği bir grup işçi, diğer iş arkadaşlarının umutlarını zedeleme ve birleşik mücadeleyi engelleyici tavırlar sergileyerek sendika ağaları tarafından çok iyi beslenebilmekte. İşte sendika ağalarının yanında tutum almayan işçiler bir yandan iş kardeşleriyle birleşik mücadele örmeye çalışırken bir yandan da sendika yanlılarının bu kırıcı tutumlarını engellemeye çalışmakta. Bu sendika yanlısı ve yanlısı olmayan şeklindeki düşünceler eylem sırasında kendisini çok iyi gösterebilmekte. Örneğin, slogan atmayın ya da ortalığı provake etmeyin şeklindeki tutumları gibi. Sendikanın içerisinde birçok farklı grup ve düşünceler olduğundan, sağlam bir birleşik mücadelenin örülmesi güçleşiyor. Fakat birleşik bir mücadelenin olmadığı da söylenemez, onlar sürekli biz tek yumruğuz kazanacağız, direneceğiz, boyun eymeyeceğiz diyorlar fakat bu yine de eylem alanlarında düşünce ayrılıklarından doğan gerçeklikleri ve bulunulan alanın ne kadar hassas bir tartının üzerinde olduğu gerçeğini değiştirmez. O yüzden burdaki mücadeleyi işçi kardeşlerle örerken her türlü ayrıntının yaratabileceği en küçük zararı dahi düşünerek onlarla sağlam, birleşik, sınıf öncülüğünde bir mücadele örülmesi gerektiğine inandım.

Buradaki atmosfer her türlü yanılsamaya o kadar müsait bir ortam ki, işçilerin belli bir seviyeye gelmesini, bilinçlenmesini ve onların sınıf öncülüğünü yapabilmesinin yolu buradan, bu alandan geçiyor.

Birleşikliklerine bizi de kabul etmeleri güzel, fakat onları kaybetmemek için çalışma yürütmek gerektiğine inandım burada. Bunun en güzel örneğini Hamdullah Uysal’ ın uğurlanmasında yaşadım. Daha önce de bahsettiğim gibi işçiler arasında çok farklı düşünceler var. Sınıf bilincine ulaşamamış (ki bunlar genelde sendika yanlıları) işçiler var. Adli Tıp'ta iş kardeşini onun direnişine yakışır bir biçimde uğurlamak isteyen işçiler çok fazlaydı ve baskındılar fakat bazı çatlak sesler kendilerini duyurmaktan çekinmediler. Bu sesler aynı zamanda ölümsüzleşen iş kardeşi için kurulmuş polis barikatını zorlama için de uğraşmadılar. Ama sayıları daha fazla olan ve ilk günkü ateşiyle direnen öncü işçiler arkadaşlarının direnerek ölümsüzleştiğini, ona yakışır bir selamlamayla gönderecekleri konusunda vurgu yaparak aynı zamanda polis terörüne ve orada sergilenen insanlık dışı davranışlara basın önünde açıklama getirerek yankı uyandırmayı başardık. Cenazeyi sessiz hayal eden ve çadırlarından ayrılmayan, polisin her yönde kurmaya çalıştığı barikatı yıkan diğer iş kardeşleri ve onları başından beri destekleyen öğrenci, devrimci ve halkın sloganlarla çadırkente gelişini şaşkınlıkla karşıladırlar. Yitirdikleri işçi kardeşinin direniş ateşini yükselteceklerini söyleyen işçiler “ölmek var dönmek yok!” dediler….

Ankara Tekel çadırkentinden bir Alınteri okuru
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-02-2010, 06:51 PM   #19
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Direniş çadırları kaldırılmamalı, direniş sürmelidir

AKP işgalinde gözaltına alınan TEKEL işçileriyle konuştuk



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(01.03.10) - TEKEL işçileri, arkadaşları Hamdullah Uysal'ın cenazesini almak için gittikleri Adli Tıp Kurumu önünde polis terörüne maruz kaldılar. TEKEL işçilerinin dirisine değer vermeyen sermaye ve onun kolluk güçleri Uysal'ın cenazesine dahi tahammül edemedi.
TEKEL işçileri polisin biber gazlı, coplu saldırısına maruz kaldı. Uysal'ın cenazesinde maruz kaldıkları polis terörüne karşı 26 Şubat günü AKP Ankara İl binasını işgal eden TEKEL işçileri bir kez daha polis terörünün hedefi oldu. İşçiler, gözaltında geçirdikleri 24 saati aşkın sürenin ardından serbest bırakıldılar. 26 şubat günü polis terörüne maruz kalan TEKEL işçileriyle AKP işgali ve hükümetin direniş çadırlarını yıkmaya dönük tehditlerini konuştuk.

TEKEL işçileri: “4/C'ye imza atmayacağız!


Gerçekleştirdiğiniz AKP binası işgalini ve gözaltı sürecini anlatır mısın?
Süleyman Çakır (Diyarbakır TEKEL): Diyarbakır olarak 6 arkadaşımız vardı. Yukarı çıktık ve pankartımızı astık. Aşağıya inerken polis barikatıyla karşılaştık. Polisi geçip dışarı çıktık. İçeride kalan iki arkadaşımızı almaya çalıştık. Polisler biber gazıyla yine müdahale etti. Vura vura ellerimizi kelepçeleyerek bizi götürdüler. Hatta ben “kesim boynumu arkadaşlarımı verin” diye slogan attım. Karakola geldik ve biz erkekleri aynı yere koydular. Bizi teşhir etmeye çalıştılar biz de sırtımızı döndük. Biz katil değiliz, kimi teşhir ediyorsunuz diyerek tepki gösterdik. Bunu deyince tepki gösterdiler. Karakolda susma hakkımızı kullandık ve ifade vermedik. Bizi nezarethaneye attıklarında arayan soran bile olmadı. Kahvaltıyı bile arkadaşlarımız verdi. Savcılıkta ifade verirken de 4 kişi geride kaldı. 4 kişinin kalmasının sebebi de 2'sinin Diyarbakırlı, 1'inin Batmanlı, birinin de Tuncelili olmasından diye düşünüyorum. Çünkü nezarethanede slogan attık. Kürtçe şarkı söyledik.
Emine... (İzmir TEKEL): Arkadaşlarla kendi aramızda konuşmuştuk. İl binası önüne ziyaret amaçlı gidecektik. Ziyaret amaçlı gidelim ölen arkadaşımızı anlatalım. Şikayetlerimizi bir de biz dile getirelim diye. 20'ye yakın arkadaş gittik. Yarımız içerde yarımız dışarıda kaldı. İlgileri bulamayınca üst kata çıktık ve ölen arkadaşımızın resmini astık. Bu sırada polisler herkesi tekme tokat aşağıya indirdiler. 3 arkadaşımız içeride bence bilinçli bırakıldılar. 2 kadın bir erkek arkadaş... Onları da ellerinden geldiği kadar işkence yaparak dövdüler. 3'ü polis iki de sivil giyimli kişi vardı. Dövdüler ve yangın merdiveninden de kaçtılar. TEKEL işçileri yangın merdiveninden kaçıyorlar süsü vermeye çalışıyorlar. Aksine kimse yangın merdiveninden kaçmadı, herkesi tekme tokat merdivenden fırlattılar. Bir arkadaşımızın yediği cop nedeniyle ayağı kan topladı ve hala sakat. Bir bayan arkadaşımızın kapşonunu geçirip ayağına ve omzuna elleri kelepçeliyken biber gazı sıktılar. Diğer arkadaşı da o kadar dövdüler ki adam öldürüyorlar diye feryat etti. Erkek arkadaşımıza ise anlatamayacağım kadar her türlü şiddeti uyguladılar. Basın çekmesin diye camlara gazete tuttular. Bizi de dışarıda çok dövdüler. Biber gazı zaten dakka bir sıktılar. Coplar bir arkadaşımızın bacağı bu yüzden kan topladı. Karakolda da psikolojik baskı uyguladılar. Lavaboya bileğimizi sıkarak götürüyorlar. Yemek geliyor yemeğimizi vermediler. Çevik kuvvet kadar gözünü kan bürümüş insan görmedim.
Ergin Polat (Diyarbakır TEKEL): Arkadaşımızın cenazesini kaçırdılar. Bu sesimizi duyurmak için sağlam arkadaşlarla beraber karar aldık. Bir akşam önceden fotoğrafını hazırladık ve AKP'ye sesimizi duyarım istedik. Oraya gittik ve kadın arkadaşlarımız içeriye girmek istedi. Polisler izin verdi sonra da biz de kadın arkadaşlarla yukarı çıktık. 2. katın balkonundan fotoğrafını aşağıya sarkıttık. İçeride arkadaşlarımızı dövmeye kalktılar. O polisler bize cop, gaz vs. karşıladı. Bizi Çankaya Karakolu'na götürdüler.
İnanın 70 adam öldürsek o kadar sorguya çekilmezdik. Biz bir şey yapmadık sadece sesimizi duyurduk. Bunların kulakları sağırdır asalım bari gözleriyle görür bizi anlarlar. Bizi her şeyle suçladılar.
Şahin Dönmez (Hatay TEKEL): Direniş Caddesi'nde (çadırkentte) oturuyorduk arkadaşlarla. Bir süreden beri sendikanın ve hükümetin almış olduğu kararlar nedeniyle sıkıntı içindeydik. Her geçen sürenin daraldığını, 4/C denilen illetle birlikte emeğin sömürüleceğini bilerek AKP'ye gidelim diye düşündük. Hamdullah arkadaşımıza vefa borcumuzu göstermek istedik. Onu aslanlar gibi törenle uğurlamak istedik. Polis bize zor kullandı. Arkadaşlarımızı kelepçelediler, biber gazı sıktılar. Gözaltına alındıktan sonra yıldırma politikalarına başvurdular. Psikolojik baskı yaptılar. Tehdit ettiler bizi. Biz de biz alıştık buraya sürekli kalabiliriz. Karakolda bir polis memuru geldi bizi teşhis etmek için. Protesto ettik ve sırtımızı dönerek teşhis tutanağını imzalamadık. Karakolu da sabaha kadar sloganlarımızla inlettik. “Ölmek var dönmek yok!”, “Katil AKP hesap verecek!” sloganlarını attık. Savcılıkta gerekli şeyleri anlattık. Çoluk çocuğumuzun geleceği için bu eylemi yaptığımızı sesimizin duyulmasını istediğimizi söyledik. İnsanların sömürülmesi için direndiğimizi söyledik.


Hükümetin çadırları dağıtma tehdidine ilişkin ne düşünüyorsunuz?
Emine...: Ben kendi adıma söylüyorum 4/C'ye imza atmayacağım. Bizi bir yere verdiğinde 3 ay sonra iş akdim feshedilecek. Bundan adım gibi eminim. Ben devlete onun gözünde bu kadar zulüm verdim. Bu adam beni hiçbir işyerinde barındırmaz. Ben 4/C'yi imzalamayacağım. Bu çadır yıkılırsa bir daha çadır kuracağım. Ben Türk-İş'in önünde beklerim.
Hiçbir şey yapmayacağız, sadece durup bakacağız. Biz yılmayacağız. 76 gündür buradaysak bir 76 gün daha mücadele ederiz.
Süleyman Çakır: 75 gündür buradayız ve bir tane bile çiçek koparmadık. Çünkü biz ekmeğimiz için buradayız. Ancak savunma anlamında elbette karşılık vereceğiz. Biz de insanız. Onlardan akan kan gibi bizden de kan akıyor. Savunmamızı yaparız. Kurt gel beni ye misali ben böyle davranmam. İster istemez varsa bir odun bir odun kaldırırız. 4//C'yi imzalamayacağım. İmzalarsam ben de Tayyip Erdoğan gibi olurum. Çünkü o bana vermedi hakkımı. Ben de onun dediğini imzalamam. Ucunda ekmeğim de gitse imzalamam.
Ergin Polat: Çadırları kaldırmalarını bekliyoruz ve istiyoruz. Biz nasıl olsa alışmışız. Çadırdan çıkmayacağız. Gaz da sıksınlar, ateşe de versinler bekliyoruz. 4/C'ye hayır demişiz ve sonuna kadar, kazanana kadar direneceğiz.
Şahin Dönmez: Ankara Valiliği bize çadırların söküleceğini söylüyor. Yatmayacağız ve yine buradayız. Bugün yarın da bekleyeceğiz. Benim çadırıma el uzatamazlar. Bu direnişi sonuna kadar devam ettireceğim. Duymayan kulaklar, görmeyen gözler görsün. Yılgınlık yok direnişe devam edeceğiz.
Kızıl Bayrak / Ankara
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
çadirlari, çadırları, direniş, kaldirilmamali, kaldırılmamalı, sürmelidir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dersim Katliamı ve Direniş Asibeto TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ 0 08-29-2007 03:00 AM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:34 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,