DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için
Cevaplar
7
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
392
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-15-2009, 06:36 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

DÜZEN İÇİ İT DALAŞINA DEVAM HER ŞEY İKTİDAR İÇİN

Islak imzalı belgeler, imzasız ihbar mektupları , kontrgerilla tartışmaları, Albay tutuklamaları, YARSAV başkanı ile Sincan Yargıcının HSYK’na sevki, Yargıtay Başkanlığının bile dinlenmesi vs gibi bir çok çeteleli klik ve iktidar dalaşı sürüp gidiyor. Hır gür çete savaşı gibi, iktidarın gerçek sahibi kim savaşı devam edip giderken; egemenliğin gerçek sahibi ABD emperyalizmi ile kontrgerilla devleti aslolarak gizleniyor işin ardında.
Bu çatışma ve çelişkiler, kontrgerilla cumhuriyetinin ne derece kirli organizasyonlar, kirli işler, iğrenç ilişki sistemleri içerdiğinin de basit bir resimsel çekimini yapmaktadır. Gerçekte direktifleri verenlerin gizlendiği, gerçek kontrgerillanın mutlak bir biçimde hasıraltı edildiği bu ince süreçte; büyük bir bilgi bombardımanı ile bilgi kirlenmesi yaratıldığı açıktır. Dolayısıyla eldeki verilerin neleri ifade ettiği, nelere karşı geldiğinin doğru analizi sürecin tanımlanması ile görev belirlemesinde de öne çıkmaktadır.
Yaklaşık olarak yedi yıla yakın bir süredir devam eden klik çatışmalarının son üç yıldır açık bir biçim almasında; ABD emperyalizminin BOP’unun önemi olduğu su götürmez kadar kesin bir gerçektir. Her tarafı idare eden ABD emperyalizmi zaman zaman çıkarsal çatışmalar ile iktidar çekişmeleri olan; zaman zaman da biçilen roller gereği gündemin gerçeklerden uzak kılınması açısından yararlandığı bu sürecin oldukça kendileri açısından verimli olduğu açıktır.
Kontrgerilla Cumhuriyeti içindeki çıkar çatışmaları ile klik çatışmalarının iki tarafının da ipleri ABD emperyalizminde olduğu kesindir. Bu anlamda bu çatışmaların düzene yönelmesi ya da düzenin “değişmesi” noktasına ulaşacağı gibi ham hayaller beslenmesinin akla uygun bir yanı da olmayacağı açıktır. Her bakımdan düzenin kendisi ABD emperyalizminin çıkarlarına uygun olarak şekillenmektedir. Bu arada klik çatışmalarının kendisinin zaman zaman düzenin kendisine yöneldiği, ucunun düzenin kendisine değdiği anlar da olmuyor değil. Ama güçsüz bir sınıf mücadelesi ile önderliğinin bundan yararlanma şansı olmuyor maalesef.
Bu süreç içinde faşist kontrgerilla cumhuriyetinin yıprandığı açıktır. Bunun devamının gelmemesi açısından, kimilerinin feda edildiği de açıktır. En azından bir süreliğine. En azından düzenin gerçek kimliğine ulaşılmaması uğruna. Ama şurası da bir gerçektir ki; düzen oldukça yıpranmaktadır. Düzenin gündem manevralarının da etkisiyle; gündemin kendisinin de başlı başına süreci olumsuz anlamda da egemenler açısından tetiklediği de açıktır.
Dursun Çiçek bugün, dün Veli Küçük feda edildi diyelim. Düzen bağırsaklarını tümüyle boşaltmadan sanırız ki süreç sonuna kadar devam edecek. En azından komünist devrimci sınıf mücadelesi bu işin sonunu bırakmamalıdır. Zira kontrgerilla cumhuriyeti tümüyle yıkılmadan gerçeklerin açığa çıkmayacağı- bizler açısından değil, geniş proleter ve emekçi yığınlar açısından- kesindir.
Düzen içi reformist ve revizyonistlerin iddia ettiğinin aksine süreç, düzenin bağırsaklarını temizleme, arınma, demokratikleşme filan değildir. Tam tersine kontrgerilla devletinin gizlenmesi ve aklanması sürecidir. Bu anlamda, kontrgerilla devleti evlatlarından bir kaçını bir sürelik hedef haline getirip karartabilir! Ama en nihayetinde, bu operasyon gerçek kontrgerilla devletinin gözden ırak tutulması operasyonudur. Bu anlamda “ kol kırılır, yen içinde kalır” misali bir süre daha götürebilirler bu durumu.
Bu aşağılık sürecin tek bir panzehiri vardır. O da komünist devrimci sınıf mücadelesi. Bu süreci her bakımdan sadece bu mücadele deşifre edebilir. Açığa çıkarıp yargılayabilir. Ve de düzeni alt ederek tüm gerçekleri en yalın biçimiyle anlaşılır kılabilir. Düzene karşı devrim, özgürlük ve sosyalizm mücadelesi ancak süreci tersinden okutabilir düzene. Düzenin aşağıdakilerle oyun oynaması ve aldatma süreci zinciri ancak böylece parçalanabilir.
Düzen ve egemenlerin klik ya da iktidar çatışmaları her bakımdan parçalanabilir. “Açılımlar” politikası ile Anadolu proletaryası ile Kıbrıs, Kafkasya, Irak, Kürt ve diğer halklardan proletaryanın düzenin politikalarına -hangi açıdan olursa olsun ona hizmet etmek kaydı ile- yedeklenme amacı olduğu açıktır. Her bir kliğin özde birbirinden farkı olmadığı gibi, ABD emperyalizmine uşaklıkta sınır tanımayan niteliği açıktır ve yalındır.
Her cepheden bu sürecin kendisinin proletarya açısından yargılanması, açığa çıkarılması ve de proletarya ile emekçilerin enternasyonal çıkarları bakımından değerlendirilmesi gereği açıktır. Zira “açılım” denilen, gerçekte açılmamak ve de kımıldamamak olan olgunun kendisinin aşağıdakileri düşman kılmaya dönük olduğu açık ve kesindir. ABD emperyalizminin bölgesel iç savaş oyununun bir parçası olarak yerini aldığı kesindir.
Afganistan, Irak, Pakistan, Güney Kürdistan, Filistin, Kafkasya ya da dünyanın neresinde olursa olsun çelişki ve çatışmaların bu sınıfsal zeminde, emperyalistler lehine bir çatışma olduğu akıldan çıkarılmamak zorundadır. Fakat bir gelişmeye ya da olana işaret etmekte lazım ki, o da emperyalistler arası rekabet ve çatışma daha da boyutlandıkça , bu çelişki ve çatışmalar daha da şiddetlenecektir.
Zira ABD emperyalizmi, bu açıdan düğmeye bastı bile. Çin emperyalizmine ültimatom niteliğinde bir çağrı yaptı. Diğer yandan yerel çatışma yaşandı Kuzey ve Güney Kore arasında. Bunların tesadüfi olduğu söylenemez kesinlikle. Zira , emperyalistler arası çatışma ve çelişki normalde de sürdüğü gibi dünya ekonomik krizi döneminde daha da üst boyutlara sıçraması kaçınılmazdır. Nitekim de öyle olmaktadır.
Emperyalistler arası çelişki ve çatışmalardan da nasibini alacak klik çatışmaları ile iktidar dalaşının, sürgit devam edeceği beklenemez. Zira yıpranan taraf, geri çektirilecek, yerine ondan yenisi olmayan geri gelecektir. Düzenin stepneleri hazırlanmaktadır. Bundan hiçbir kuşku yoktur.
Sorunun özü bu çatışma ve çelişkileri gerçek bir sınıf savaşımı zeminine vardırıp; sınıfın devrimci mücadelesine yarar hale getirmektir. Zira kriz, açlık, sefalet, yoksulluk, işsizlik vs gibi devasa sorunların göbeğindeki sınıfın bu sorunların kaynağının kendisine yabancı kılınması, yabancı tutulması imkansızdır. Demokratik bilinci olmayan bir sınıfın, mücadele ile liderliğin mücadelesi ile bunu başarıp, düzeni aşacağının bilinmesi temel gerekliliktir.
Bunlara her şeyden önce sınıf liderlerinin inanması önemlidir. Görünen o dur ki; genel olarak sınıf mücadelesi veren kesimlerde bu yönlü sınıfa karşı gizli bir güvensizlik vardır. Ama bunun temelinde ise; kendine güvensizlik ile inançsızlığın geldiğini bilmeden.
Bütün olarak sınıf mücadelesinin yükseltilmesi gereken bir süreçten geçmekteyiz. Zira sınıfın bıçak kemiğine dayanmıştır. Düzenin çirkefi, düşmüşlüğü noktasında kendi yaşamıyla kıyasladığında oldukça ilerici sonuçlar çıkardığı çıkaracağı bir süreçten geçmekteyiz. Düzen her bakımdan çatışma, çelişki içindedir. Bir yandan ilk yüz zenginler listesine bakılıp, sonrasında ise gerçek yaşama bakılması yeter de artar bile.
Düzen asla ve kesinlikle devrim olmadan bağırsaklarını temizleyemez. Zira bağırsaklarını bir yana bırakınız beynine kadar pisliğe batmıştır düzen. Bu bakımdan beyni kurtarmak için bağırsakları feda ediyor gibi görünebilir. Çatışmaların, çelişkilerin özü iktidar olanaklarını elde etme üzerinedir. Yoktur birbirlerinden farkı. Al birini vur ötekine. Albay çiçek ya da filan yargıç sadece basit bir kullanımlıktır.
Ama bu çatışmayı derinleştirip ve de bu çatışmayı sınıf açısından sosyalizm hanesine yazdırmanın yolu, güçlü sınıf mücadelesidir. Güçlü özgürlük ve sosyalizm mücadelesidir. DÜZEN İT DALAŞINI İKTİDARI ELDE ETME UĞRUNA YAPIYOR. PROLETARYA VE EMEKÇİLER DE ÖZGÜRLÜK VE SOSYALİZM UĞRUNA İKTİDAR MÜCADELESİNE. HAYDİ İNSANLIK DÜZENİ OLAN KOMÜNİZME DOĞRU YÜRÜYÜŞE.


12.11.2009


Mahmut Halil CAN ( Sendiren)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Mehmet Asi Okçuoğlu (11-16-2009), Toprak (11-17-2009)
Alt 11-15-2009, 06:53 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

Erdoğan Karşı Çıkanlara "Sizin Hiç Köyleriniz Boşaltıldı mı" Diye Sordu

Başbakan Erdoğan, "demokratik açılım"la ilgili görüşmelerde "Demokrasi kardeşliğimizi daha da pekiştirir. Gün ölümlere çare bulma günüdür. Dersim'de olanları savunanları insanlıktan nasibini almamış kabul ediyorum" dedi.
Ankara - BİA Haber Merkezi
13 Kasım 2009, Cuma




Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de hükümetin "demokratik açılım" adını verdiği süreçle ilgili konuşmasında "Türkiye'nin her meselesinin çözüm yerinin Meclis olduğunu" söyledi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açılımla ilgili adımların ayrıntılarından [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], Demokratik Toplum Partisi (DTP) Eşbaşkanı Ahmet Türk'ün hükümetten somut ve cesur adımlar beklediklerini [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Başkanı Devlet Bahçeli'nin açılıma "[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]", Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı Deniz Baykal'ın da hükümetin açıklamalarını "Türkiye'yi tahrip adımları" olarak [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] konuşmalarının ardından, Erdoğan eleştirilere yanıt verdi.
Sürece karşı çıkanlara "Sizin hiç köyünüz boşaltıldı mı, tarlalarınız yasak bölge ilan edildi mi" diye soran Erdoğan'ın sözlerinden bazı satırbaşları şöyle.
- Atatürk'ün en büyük başarılarından biri, her türlü farklılığı önce TBMM çatısı altında, ardından türkiye cumhuriyeti vatandaşlığı paydasında birleştirmek, millet olma bilincini güçlendirmek olmuştur.
- Bu Meclis, 89 yıl önce, renklilik üzerine, özgürlük üzerine, en önemlisi de demokrasi üzerine inşa ettiği temellerinden ve ilkelerinden taviz veremez.
- Konunun özüne dönük görüş beyan etmek, eleştiri getirmek yerine, hükümet kendisini anlatamasın diye çaba göstermek, farklı polemiklerle konuyu saptırmaya çalışmak bir muhalefet tarzı olamaz.
- Bugünün, ulusal ve uluslararası meselelerini, dar kalıplar üzerine inşa edenler,meselelere hissi yaklaşanlar, ulusal ve uluslararası problemleri kin, nefret ve intikam duygusuyla mülahaza edenler, cumhuriyet'in kuruluş ruhuna ve kurucusuna haksızlık ederler.
- İzleyici tribünlerine eli tutularak getirilenler olursa bunlar, bu meclisin asaletiyle bağdaşmaz.
- Milletin meclisindeki üslup, elbette çocuklara, elbette gençlere, elbette tüm bir millete örnek teşkil edecek bir üslup olmalı, sağduyuyu ve aklı selimi yansıtan bir üslup olmalıdır.
- Hiçbir ülke, topluluk, grup ya da zümre, milletin bu aziz meclisine hiçbir şey dayatamaz.
- Demokrasiden hiç kimsenin korkusu olmasın. Demokrasi kardeşliğimizi daha da pekiştirir. Demokrasi korkuların panzehiridir.
- Gün bağırıp çağırma günü değildir. Gün, sesi en yüksek çıkanın rantı toplayacağı gün de değildir. Gün, ölümlere çare bulma günüdür.
- Sizin köyleriniz boşaltıldı mı? Ekip biçtiğiniz tarlalar yasak bölge ilan edildi mi? Terör örgütü sizden haraç topladı mı? Köylerinizin yollarına mayın döşendi mi? Sizin hiç yavrunuz, oğlunuz öldü mü?
- Dersim'de olanları savunanları [CHP'li Onur Öymen'i kast ediyor], insanlık noktasında nasibini almamış olarak değerlendiriyorum. Benim aziz milletimin her ferdi bu soruları kendisine sorsun.
- Türkiye için çok daha geniş ufuklar açılacak. Umudumuz var, barış ve kardeşlik içinde hep birlikte yarınların Türkiye'sini inşa edeceğiz. Kimseyi kırmak istemiyoruz. Duyguları örselemek istemiyoruz. Elimizde tarihi bir imkan var. Milletimizin hayır duaları bizimle. Bizim yolumuz, üslubumuz ise milletimizin yoludur, üslubudur. Bu ülke, Türkiye, 72 milyon vatandaşımızın vatanı. Bu bayrak, 72 milyon vatandaşımızın bayrağıdır. İstiklal Marşı, hepimizin. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye, cumhuriyetin güvencesidir. Türkiye, bu yolda emniyet içinde mesafe alıyor. Bugün yeni bir gün ve yeni bir şeyler söylemeliyiz. Ben, bugünün Türkiye için bir milat, bir yeni başlangıç kabul edilmesi gerektiğine inanıyorum. (TK)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Mehmet Asi Okçuoğlu (11-16-2009), Toprak (11-17-2009)
Alt 11-15-2009, 06:54 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

Albay Çiçek Bir Tutuklanıyor, Bir Tahliye Ediliyor...

Mahkeme, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" belgesinin altında imzası olduğu iddiasıyla tutukladığı Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'i kaçma şüpgesi olmadığı ve sabit ikametinin bulunması" gerekçesiyle bir gün sonra tahliye etti.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
13 Kasım 2009, Cuma


"İrticayla Mücadele Eylem Planı" belgesinin altında imzası olduğunu iddia edilen Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek 30 Haziran'da olduğu gibi, tutuklandıktan kısa bir süre sonra yapılan itiraz üzerine tahliye edildi.
Çiçek'in avukatının yaptığı itirazın mahkemece kabul görmesi üzerinde Çiçek, tutuklandıktan bir gün sonra tahliye edilmiş oldu.
Çiçek, tutuksuz yargılanacak

Ntvmsnbc.com sitesi, Çiçek'in serbest bırakılmasına Albayın "kaçma ihtimalinin olmaması ve sabit adresinin bulunması" nedeniyle karar verildiğini bildirdi.
Askeri Savcılığı'nın "Genelkurmay'da hazırlanmadı. Sorumluları adli savcılık soruştursun" dediği "İrticayla Mücadele Eylem Planı" belgesinin altında imzası olduğunu iddia edilen Çiçek, bu durumda tutuksuz yargılanacak.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, savcılara ifade verdikten sonra tutuklanma istemiyle sorguladığı Çiçek'i, bugün saat 21.30 sularında, tutuklamaya karar vermişti.
Kurmay Albay, ifade vermek için 30 Haziran'da da Beşiktaş'taki adliyeye gelmiş, tutuklanması istemiyle mahkemeye çıkarılmış ve cezaevine gönderilmişti. Ancak Çiçek, bugün olduğu gibi, 1 Temmuz'da da tahliye edilmişti. Çiçek, o dönem Hasdal Askeri Cezaevi'nde sadece 18 saat kalmıştı.
Başbuğ "kağıt parçası" demişti

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, "kağıt parçası" olarak nitelendirdiği belgeyle ilgili, dokümanın varlığını duyuran Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu hakkında soruşturma yürütülüyor.
Çiçek'in soruşturma geçirdiği belgenin, Ergenekon Davası sanığı hukukçu Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirildiği ifade ediliyor. Öztürk de,belgenin üzerindeki ıslak imzanın Çiçek'in el yazısıyla uyumlu olduğu yönünde rapor veren Adli Tıp uzmanlarını şikayet etti. (EÖ)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Mehmet Asi Okçuoğlu (11-16-2009), Toprak (11-17-2009)
Alt 11-15-2009, 06:54 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

Hükümet Genelkurmay'ı Savunma Bakanlığı'na Bağlamalı!

Başbakan Genelkurmay Başkanı'nın görevden alınması halinde askeri yargıya başvurabileceğini söyledi. Eski askeri hakim Kardaş "Haklı" diyor; "Ama partisinin askeri yargıyı da askerlerin yetkilerini değiştirecek gücü, oyu var. Neden yapmıyor?" diye soruyor.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
tolgakorkut@bianet.org

İstanbul - BİA Haber Merkezi
09 Kasım 2009, Pazartesi




Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı'nın görevden alınmasıyla ilgili sözlerini değerlendiren eski askeri hakim Ümit Kardaş, "Görevden alınırsa askeri yargıya gider" sözünü "pragmatizm" olarak yorumluyor.
Kardaş'a göre, Genelkurmay Başkanı'nın siyasete müdahale etmesinin önünü açan çoğu yetkisinin yeniden Savunma Bakanlığı'na (MSB) aktarılması için anayasa değişikliği gerekmiyor. Askeri yargının demokratik ülkelerdeki düzeye, yalnızca askerlerin disiplin işlemleriyle ilgilenebilecek düzeye çekilmesi içinse adım atmak yine Erdoğan'ın elinde.
Başbakan, dün (8 Kasım) TRT'de canlı yayında, Ergenekon soruşturması ve darbe girişimleriyle ilgili soruları yanıtlarken şöyle demişti:
"Genelkurmay Başkanı, Başbakan'ın atamasıyla gelmez. Bakanlar Kurulu'nun teklifi ve Cumhurbaşkanı'nın onaması ile gelir. Aksi olması halinde durum ne olur. Burada da Başbakan'ın böyle bir tasarrufu yok. Peki itiraz halinde neresi olur, askeri yargıya itiraz eder. Bunların değerlendirmesini çok dikkatli yapmak, atılacak adımları ülkenin birliği bütünlüğü için hassasiyetle sürdürmek lazım."
Kardaş'ın değerlendirmeleri şöyle.
Askeri Danıştay'ın dünyada örneği yok: 12 Mart 1971 muhtırasından sonra anayasa değişikliğiyle Askeri Danıştay diye bilinen Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kuruldu. Amacı askerlerle ilgili işlemlerde hukuki denetimi askerlerin elinde, sivil yargıdan uzak tutmak. Bu mahkemede, üç askeri hakim iki de subay var. Başbakan bunu kast ediyor. Askeri idare mahkemesinin dünyada örneği yok.
AKP'nin pragmatizmi: Sistemde kapsamlı reform düşünülmediği için hep bu konuları konuşuyoruz. Başbakan'ın sözleri bize pragmatik (fırsatçı) bakış açısını gösteriyor. Askeri eğitim müfredatından askeri yargıya, Ordu Yardımlaşma Kurumu'ndan (OYAK) anayasaya kadar askerlerin sivil denetimini sağlayacak kapsamlı reform gerek. Yoksa bu yapı her konuda elinizi kolunuzu bağlıyor. Bu yapıyla açılım da yapamazsınız.
Genelkurmay'a verilen yetkileri Savunma Bakanlığı'na iade etmek gerek: Yine 12 Mart 1971'den sonra, Genelkurmay'ın yetkilerini belirleyen yasada- askeri bütçenin yapılması da dahil olmak üzere- birçok yetki MSB'den alınıp Genelkurmay'a verildi. MSB lojistik destek kurumuna indirgendi. Genelkurmay'ın bu kurumsal özerkliği, aynı zamanda siyasal özerklik de demek. Oysa bu yetkileri iade edip Genelkurmay'ı da MSB'ye bağlamak gerek. Demokratik ülkelerde, askeriyeyle ilgili bütçeyi de siviller yapar, bizde her cuma Genelkurmay'ın gazetecilerle yaptığı toplantıyı da Savunma Bakanlığı'ndaki siviller yapar. Bu yasayı değiştirmek anayasa değişikliğinden daha kolay. AKP'nin bunu yapabilecek oyu da gücü de var, ama yapmıyor.
Askeri yargı için gerekirse referanduma da gidilir: Askeri yargının yetki alanının değiştirilmesi, anayasa değişikliği gerektiriyor. AKP kendini zorda hissediyorsa, gerekirse referanduma da gidebilir. Başbakan açık açık konuşmalı; sorunları ve kaygıları dile getirmeli, neyi yapıp neyi yapamadıklarını da söylesin. (TK)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Mehmet Asi Okçuoğlu (11-16-2009), Toprak (11-17-2009)
Alt 11-19-2009, 08:30 AM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

POLİTİKA ÇUKURU İT DALAŞI,BİLEK GÜREŞİ, İKTİDAR KAVGASI,
msa1414@gmail.com / 02:08 18 Kasım 2009
Köktendincilerle, laiklerin devlet kurumlarını ele geçirme mücadelesi;
Hâkim sınıflar kombinasyonu arasındaki uzlaşır çelişkilerin, son birkaç ayda derinleşmesi…
Köktendincilerin elinde biriken sermayenin tekelci burjuvaziyi artık ciddi ciddi rahatsız etmesi.
Kürt sorununun, bir yandan yakıcılığını korurken, öte yandan çözülme emarelerini de taşıması, bunun bütün toplumsal tabakalarda yarattığı şok.
Amerika’nın, bölgede kartları yeniden karması…
TSK’nin post-modern iktidar hayali ve buna demokrasiden yana olan güçlerin direnişi.
Hangisi?
Hepsinden birer tutam, ortaya karışık mı?
Ya da,
Bunların hepsini bir yana bırakıp, yüzde yüz bir komplo teorisi üretsek, olan biteni tamamen bir Amerikan toplum mühendisliği olarak tespit etsek...
Neyi, ne kadarını doğru tahlil etmiş oluruz?
“Olmayana ergi” metodunu uygularsak, olan bitenin sınıf mücadelesinin eseri olmadığı açık.
Halkın yükselen mücadelesi?
Böyle bir tablonun emaresi bile yok.
Yönetenler yönetemez halde.
Ama yönetilenler yönetme arzusu içindeler mi?
O da yok…
Peki,
Devletin üstyapı kurumlarındaki yaşanan kargaşayı nasıl tanımlayabiliriz?
“Taşları bağlayıp itleri salan” düzen, çivisi çıkmış düzen, etkili bir sol muhalefet olsa, bu dezenformasyonu daha ne kadar nasıl sürdürebilirdi…
Üstelik, TÜİK’in verilerine iş bulma umudu olmayanlar eklenince, çıkan toplam işsiz sayısı 5.3 milyona ulaşmışken, bir yılda yaklaşık 1 milyon kişi işsiz kalmışken, gerçek işsizlik oranı yüzde 19.4’e fırlamışken, etkili bir sol örgütlenme olsa, iktidarı muhalefeti it dalaşını daha ne kadar devam ettirebilirdi?



__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2009, 08:39 AM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

Hükümet-yargı-asker üçgeninde çatışma - Murat Yetkin



Ankara’da yaşananlar bundan 20 yıl önce yaşanıyor olsaydı, çatışma değil, belki savaş tanımını kullanmak zorunda kalırdık.
Son birkaç günkü gelişmeleri ancak tek tek ele aldığımızda her birinin aslında tek başına
kriz demek olduğunu görebiliriz.
Sonuncusundan başlayalım:
* Başbakan Tayyip Erdoğan dün Roma’da telefon dinleme tartışmasının siyasi amaca yönelik olmadığını açıklamasından birkaç dakika önce dikkat çekici bir haber geldi. Adalet Bakanlığı, dinlemelerden sorumlu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’de inceleme yapan hâkim Hayri Keskin hakkında soruşturma başlatmıştı. Soruşturma, TİB Başkanı Fethi Şimşek’in kurumun yasa gereği gizli çalışması gerektiği uyarısına karşın, hâkimin gizliliği ihlalde ısrar ettiği iddiası idi.
* Bu gelişme bir yandan hükümetin yargı üzerinde baskı kurmaya çalıştığı iddialarına güç veren bir görüntü ortaya çıkardı. Diğer yandan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın geçen hafta sonu, dinlemeler nedeniyle AK Parti aleyhinde kapatma davasıyla sonuçlanma ihtimali -en azından kâğıt üzerinde bulunan bir inceleme başlatıldığı açıklamasının ardından geliyordu.
* Hükümetin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tepkisini de yine Milliyet’ten Fikret Bila’dan duyurdu: Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, soyut iddialarla dava açılamayacağını böyle bir davanın ‘ülkeyi altüst edeceğini’ söylüyordu. Evet, Erdoğan dinlemelerin siyasi olmadığını söylüyor, ama gelinen noktada yargı zemininde yürüyen siyasi bir kavgaya dönüşüyor; adeta yüksek yargı ve hükümet birbirine misillemelerde bulunuyor görüntüsü hâkim.
* Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesi ardından yaptığı ‘yasalar, hukuk anlayışına uygun değilse değiştirilir, değişitirilmeli’ açıklaması ardından hükümet dinleme yasalarında değişikliğe gideceğini açıkladı. Ama değişiklik, usulsüz dinleme yapılması ve dinleme kayıtlarının yayımlanmasına ilişkin cezaların artırılmasıyla sınırlı kaldı. Dün görüştüğümüz Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Gerçeker’in Adalet Müfettişleri’ne yargı zincirini kıran yetkiler verildiği eleştirilerine karşın Bakanlığı’nın hazırladığı Yargı Reformu’nu adres gösterdi; reformun geçmesi halinde şikâyet konusu durumun düzeleceğini söyledi.
* Bu çatışmanın askeri ilgilendiren boyutu da var ve hiç de küçümsenecek gibi değil. Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu Adli Tıp raporunca saptanan ve hükümetin altını oymaya yönelik ifadeler içerdiği iddia edilen ‘İrticayla mücadele’ kâğıdının Genelkurmay Askeri Mahkemesi’ne inceleme amaçlı gönderilmemesi, sivil ve askeri yargı arasında çelişki doğurdu. Üstelik bu tartışmaya, Başbakan Erdoğan da ‘Adli Tıp raporu yeterli’ diye müdahil oldu. Bu sözün üzerine Genelkurmay’ın ‘belge hâlâ gönderilmedi’ diye üstelemesi zıtlaşma görüntüsünü güçlendiriyor.
* Genelkurmay’ın 17 Kasım akşamı yaptığı açıklama bu açıdan özellikle önemlidir.Genelkurmay, Başbakan’ın ‘Henüz bize gelmedi’ dediği ‘üçüncü ihbar mektubunu’ndaki bilgilerin, askeri savcılık tarafından 24 Haziran 2009 tarihinde ‘görevsizlik kararıyla yetkili makamlara gönderilen’ bilgilerden yararlanılarak ‘düzenlendiğini’ öne sürüyor. Buradaki ‘yetkili makamlar’ ifadesi ile Ergenekon davasının yürütüldüğü mahkemenin işaret edildiği görülebiliyor.
* Genelkurmay’ın, aynı açıklamada Ergenekon savcılarını askerin üzerine gelmekle isim vermeden suçladığı bir başka cümle ise, 17 Kasım’da Taraf gazetesinde yer alan belgenin sahte olduğunu ileri sürdüğü cümledir. Genelkurmay, bu kâğıdın 8 Nisan’da kendilerine gönderildiğini ve 1 Mayıs’ta ‘Kayıtlarımızda rastlanmamıştır’ denilerek geri gönderildiğini açıkladı. Genelkurmay’ın devamında, üçüncü ihbar mektubunun medyada yer almaya başladığı tarih olan 15 Kasım’a dikkat çekiyor. Genelkurmay adeta Dursun Çiçek’in ikinci defa serbest bırakılması üzerine yayınlar başladı demek istiyor.
Bu hoş bir tablo değil. Hükümet bir yandan yeni kapatma davası imalarından -haklı olarak rahatsızlık duyarken, diğer yandan askerle çatışma görüntüsünün sürmesine göz yumuyor izlenimi veriyor. Genelkurmay, ‘Gülü Ordu, Güçlü Türkiye’ dediği zaman, güçlü Türkiye’nin yalnız güçlü orduya değil, güçlü demokrasi, sağlam ekonomi, gelişmiş hukuka bağlı olduğu yolunda haklı eleştiriler aldı. Günümüzde güçlü ordunun aynı zamanda demokrasinin kurallarına riayet eden ordu demek olduğu da biliniyor. Ama sürekli yıpratılan bir orduyla özellikle dış politika ve bölge güvenliği açısından daha güçlü bir Türkiye görüntüsü verilemeyeceği de görülmeli.
Radikal / 19.11.09
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 09:04 AM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

Çetelere açık devlet sırrı

İSTANBUL (06.01.2010)- Katliamlar her dönem devlet sırrı. Katiller hep devlet güvencesinde. Kozmik oda belgeleri halka sır, çetelere açık.
Genelkurmay Başkanlığı'nın kontrgerillanın merkez üssündeki aramaya itirazında, mahkemenin itirazı ret kararında 'devlet sırrı' belirleyici oldu. Kişiye ve duruma özel olarak 'devlet sırrı'nın esnetilebileceği anlamına gelen mahkeme kararı, sınırlamayı da yine 'devlet sırrı'na yaslanarak veriyor. Arınç suikastı iddialarına kozmik odanın kapıları açılırken, diğer devlet sırları konusunda kozmik oda, sağır oda olmayı sürdürüyor. Oysa ne devlet sırrı, ne de bu sırrın arkasına saklanılması yeni.
Katliamlar hep devlet sırrı
Kutlu Savaş'ın hazırladığı Susurluk Raporu'nun Musa Anter cinayeti başta olmak üzere işlenen cinayetleri anlatan 12 sayfalık bölümü, 'devlet sırrı' gerekçesiyle açıklanmadı. Eski Başbakan Tansu Çiller, örtülü ödenek paralarının nasıl kullanıldığının hesabını veremedi; “Bu, devlet sırrıdır açıklayamam” dedi. Bin gizli operasyon yaptık diyen Mehmet Ağar, yargılandığı mahkeme de, 'devlet sırrı' gerekçesiyle sorulara cevap vermedi.
MİT eski İstanbul Bölge Müdürü Nuri Gündeş, ASALA'yla ilgili soruya, “Devlet sırrıdır, açıklayamam. Ama yurtdışında ve yurtiçinde yapılan operasyonlar ASALA'nın kanlı eylemlerinin durdurulmasında etkili olmuştur” dedi. Susurluk sanığı Korkut Eken ve diğer sanıklar da, “Ne yaptıysak devlet için yaptık. Yaptıklarımız devlet sırrıdır, açıklayamayız” gerekçesinin arkasına sığındı. Darbe günlüklerini ve planlarını yayınlayan haftalık Nokta Dergisi'ne, “devlet sırrını ifşa etmek”ten dava açıldı. Derginin bürosu basıldı, bilgisayarlarına el konuldu. Nokta Dergisi, yayın hayatına son verdi.
Halka sır çetelere açık
'Devlet çıkarları' adına işlenen bütün suçlar 'devlet sırrı' olarak aklanırken, belgeleri ise kozmik odalarda saklandı. Suçlar ve belgeler halka açıklanmadı. Halka karşı sır olarak saklanan belgeler, çetelerin ve mafyanın, Ergenekon sanıklarının evlerinde yapılan aramalarda çıktı.
Devletin gizli anayasası olarak bilinen 'Kırmızı kitapçık' Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, en gizli devlet sırrı belgeler arasında yer alıyor. Kırmızı kitapçık, SAUNA çetesi gözaltılarında eski Özel Kuvvetler elemanı Nuri Bozkır'da ele geçirildi. Ayrıca, Muzaffer Tekin'in bürosunda ve Atabeyler kontrgerilla örgütlenmesinde de aynı kırmızı kitapçık bulundu.
Kutlu Savaş'ın Susurluk Raporu'nun 'devlet sırrı' 12 sayfalık bölümü, eski başbakan Mesut Yılmaz'ın kişisel arşivinde bulundu. Albay Dursun Çiçek imzasıyla yayınlanan darbeci Eylem Planı, Ergenekon sanığı Levent Bektaş'ın bürosunda bulundu.



ATILIM
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-07-2010, 09:04 AM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen içi it dalaşına devam her şey iktidar için

Ağar tuğlacı, Demirel direkçi

İSTANBUL (06.01.2009)- Demirel, Ergenekon savcılarının Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına'ya kendisi ile ilgili yöneltilen soruya “Türkiye’de dikili taşı yıkmak istiyorlarsa, o dikili taş başlarına geçer” dedi. Açıklama, Mehmet Ağar'ın ünlü tuğla benzetmesini hatırlattı.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ergnekon savcılarının “darbe planlarından Süleyman Demirel'in haberi var mıydı?” soruna tarihi bir yanıt verdi: “Türkiye’de dikili taşı yıkmak istiyorlarsa, o dikili taş başlarına geçer.”
Demirel: Başlarına geçer
Demirel, Fikret Bila'ya konuştu, “Türkiye cadı kazanına döndü. At izi it izine karıştı. Neyin önemli neyin önemsiz olduğu da birbirine karışmış durumda. Her gün ortaya yeni bir şey atılıyor. Ne aranıyor, ne amaçla aranıyor, anlayabilmiş değilim” dedi ve ekledi: “Ben görüşlerimi söyleyemeyecek durumdaysam, kimse söylemez. Sorgu sualle bana bir şeyler bulaştırmak isteniyorsa, bana bulaşmaz, kendilerine bulaşır. Eğer Türkiye’de dikili taşı yıkmak istiyorlarsa, o dikili taş başlarına geçer.”
Ergenekon savcılarının, Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına'ya Cumhuriyet Çalışma Grubu raporunda yer alan, “Süleyman Demirel'in siyasi durum ve mahalli idareler genel seçimine yönelik tutum ve düşüncelerinin incelenmesi” şeklindeki ifadeyi hatırlatarak, “Bu noktada yerel seçimlerle ilgili Süleyman Demirel'in görüşlerinin alınmasını istemenizin amacı nedir? Gerçekleştirmeye çalıştığınız darbe planlarından Süleyman Demirel'in haberi var mıydı?” diye sorduğu ortaya çıkmıştı.
Ağar: Altında kalırız
Süleyman Demirel'in “Türkiye’de dikili taşı yıkmak istiyorlarsa, o dikili taş başlarına geçer” sözü, Mehmet Ağar'ın “Bir tuğla çekersek o duvar yıkılır. O duvar çökerse hepimiz altında kalırız” sözünü hatırlattı. Eski Emniyet Müdürü, İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar'la bombalı bir suikaste kurban giden Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu arasında şöyle bir konuşma geçmişti:
Güldal Mumcu: Görüyorsunuz, bir sürü yanlışlık üst üste dizilmiş, önümüzde bir duvar gibi duruyor.
Mehmet Ağar: Altından bir tuğla çekerseniz yıkılır.
Güldal Mumcu: Çekin öyleyse.
Mehmet Ağar: Yapamam, mümkün değil.
Güldal Mumcu: Çekin altında kalsınlar.
Mehmet Ağar: Yapamam.
Güldal Mumcu: O zaman siz altında kalırsınız.
Ergenekon rencide etmişti
Süleyman Demirel, emekli orgeneraller Şener Eruygur ile Hurşit Tolon'un Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanmasından rahatsız olduğunu açıklamış, “Generallerin tutuklanmasından rencide oldum” demiştim. Demirel, şöyle demişti: “Yakın geçmişimizde, orgeneral rütbesine kadar gelmiş generallerin tutuklanması diye bir olayla Türkiye karşı karşıya olmamıştır. Türkiye için hoş bir durum değildir. Şahsen ben de bundan rencide oldum. Kuvvet komutanlığı, ordu komutanlığı tevdi ettiğiniz yüksek rütbeli subayların bu duruma düşürülmüş olması, beni de rencide etmiştir, üzüldüm.”
Demirel, Ergenekon'un 12. dalgasında gözaltına alınıp tutuklanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal'ı ise havaalanına kadar gelip İstanbul'a uğurlamıştı.



ATILIM
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
dalaşina, dalaşına, devam, düzen, içi, için, iktidar, şey


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Egemenlerin it dalaşı ve iktidar oyunları Mahmut Halil CAN GÜNCEL GELİŞMELER VE SINIF TAVRI 4 07-20-2009 07:33 PM
Barış için özgürlük, kardeşlik için eşitlik Mahmut Halil CAN Uluslar ve Sömürgeler Sorunu 0 06-30-2009 08:16 PM
Faşist gerici düzen ve onun uşakları için insan yaşamının önemi Mahmut Halil CAN SOSYAL VE KÜLTÜREL SORUNLAR 0 06-26-2009 12:24 AM
öcalan incilerine devam ediyor! Ml ustalara saldırıya devam Mahmut Halil CAN KÜRT ULUSAL SORUNU VE DEVRİM 0 06-25-2009 07:41 PM
Düzen güçleri yeni çatışmalar için hazırlanıyor! Mahmut Halil CAN GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM 0 08-27-2007 08:15 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:45 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,