DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye
Cevaplar
69
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1730
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02-18-2010, 05:01 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

DÜZEN VE ONUN UŞAKLARINA KARŞI TEKEL DİRENİŞİNİ BÜYÜTMEYE

Daha önceki yazılarımızda da ele aldık. Bütün olarak düzen Tekel direnişini gündemden düşürüp en zayıf anında saldırıya geçecektir. Bu anlamda oyalama, gündemden düşürme ve sendikal ihanet şebekesi aracılığıyla uyutma, görüşmelerle savsaklama, habire toplantı yapmakla birlikte sonuç alıcı eylemlere girişememeyi birlikte yapıyor, yapacaktır. Türk-İş ya da diğer düzen uşağı sendikalar ile sendika ağalarının düzenin ekmeğiyle beslendikleri ve sınıfın sınıf içindeki düşmanları olduğu zaten açıktır. Ve gün geçtikçe bu süreç daha fazla açığa çıkacaktır. Şimdilik sınıfın yanında görünüyor gibi olmalarının tek nedeni, mevcut durumları gereği zorunlu bırakıldıkları ve sınıfın daha ileri tepki ve eylemlerine karşılık düzenin istediği noktalarda tutmaya çalışmalarıdır.

Faşist sömürgeci düzen tehditler, bilgi kirlenmesi, demagojilerle ve saldırının değişik biçimleriyle sınıfın bu yiğit kesimine yönelmesinin yanı sıra, sendikacı kimliğiyle sendika ağalarının ince ince sınıfın direncini kırmaya çalışmasına şahitlik ediyor şimdilerde tarihin yazıcı sayfaları. Türk-İş Başbakanın kapısına kul-köle olarak, esas duruşta giriyor; nutukları, tehdit-şantajları dinleyip geliyor. Aşağıda sınıfın baskısı, yukarıda faşist sömürgeci düzenin baskısı. Vah sendika ağalarının işine. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. En çokta onların işi zor. Bir 12 Şubat, bir 20 Şubat deyip toplantı yapmak dışında bir işleri yok. Ve de direnişi tavsatıp soğutmak amaçları günden güne daha bir açığa çıkmaktadır.

Tabii ki gerçek durumu biraz karikatürize etsek de, tam durum budur. Sendika ağaları tavsatacak, soğutacak ve düzenin kolluk güçleri de en zayıf anında Tekel Direnişine saldırıp yok etmeye çalışacak. Senaryo aynen böyledir. Zaman içinde hedefledikleri ve çizdikleri yolun tek bir kırıcısı var; o da sınıfın kendisi ve direnişini her boyutta sürdürme iradesi. Sadece beklemek değil, mevcut saldırılara karşı koymak pozisyonunda savunmacı değil; saldırıcı pozisyona gelmek. Savaş sanatının incelikleriyle hareket etmek dışında başka bir çıkar yol Tekel Direnişi ve sınıf mücadelesinin kendisi açısından.

Tekel Direnişi, birçok bakımdan sınıfın üzerindeki ölü toprağını atmıştır. Sınıfa direniş ve mücadeleci geleneğinin anımsatıcısı olmuştur. Direnişin nelere muktedir olduğunu, birçok sınıf bölüğünün yolunun nasıl açılacağının, sınıfın destek-dayanışma ile neleri başarabileceğinin, direnmeden ve mücadele etmeden dünyanın insanileştirilemeyeceğinin resmi olmuştur Tekel Direnişi.

Tekel Direnişini sadece dar çerçevede sınıfın bir bölüğünün direnişi olduğunu iddia edip, bu meydan muharebesini küçümsemenin sınıfa ihanet olacağı zaman içinde görülecektir. Zira Tekel Direnişi düzenin temellerine yönelen bir niteliğe, siyasal bir öze sahiptir. Kendiliğinden, düzen sınırlarını şimdilik aşamasa da içeriği siyasaldır. Düzenin yasaları, fiili duruşuna karşı isyandır Tekel Direnişi.

Bu bakımdan Tekel Direnişinin kaybedilmesi sınıf açısından salt bir mevzi kaybedimi olmayacaktır. Sınıf moral kaybedecektir, meydan savaşı yitirecektir. Sınıfın mücadelesi, başlangıcından geriye savrulacaktır. Her bakımdan bu savaşın nispi düzlemde de olsa kazanımlarla taçlandırılması oldukça yaşamsaldır. Tüm komünist devrimciler, devrimci demokratlar, düzene karşıt tüm güçlerin sürece böyle bakmaları ve yüklenmeleri lazımdır.

Düzen saldıracak burası açık bir gerçek. Sendika ağaları satışa getirecek, burası da kesin. Direnişin soğutulmaya, tavsatılmaya çalışıldığı da kesin. Tekel Direnişinin birçok direnişin önünü açtığı, onlara ışık olduğu, yol gösterdiği de kesindir. Bu bakımdan Tekelin kırılması, düzen açısından oldukça yaşamsaldır. Bizler açısından da Tekel Direnişinin büyütülmesi, kazanca dönüştürülmesi, ileriye devrime sosyalizme doğru yürüyüşte bir basamak haline getirilmesi de.

Tekel Direnişi ölü toprağını üzerinden atmasıdır sınıfın. Haykırışın, varlığın kendini ortaya koymasıdır. Düzen ve onun uşaklarının direnişi kırmasına, direnişi bitirmek iradesine karşı; sınıfın devrimci iradesi ile direnişi büyütmeye, Tekel direnişinin ateşinde düzeni yakmaya yönelmeliyiz. Tekel işçilerine destek değil; liderlik etmek zamanıdır. Düzen ve onun sendika ağası uşaklarının sınıfın safından külliyen ve tamamen atmanın zamanıdır şimdi.

20 ŞUBATTA ANKARAYA. TEKEL DİRENİŞİNİ BÜYÜTMEYE. HAYDİ GÖREVE.

12.02.2010

Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
senol (02-18-2010), WeLa_SuRI (02-21-2010)
Alt 02-18-2010, 05:08 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

20 ŞUBAT'TA ANKARA'YA!..

Sermayenin “ya işsizlik ya da kölece çalışma” dayatmalarına karşı; Kölece çalışmaya-kölece yaşamaya hayır, demek için; Güvenceli çalışmak, insanca yaşamak için; Herkese iş, herkese çalışma hakkı için; 20 ŞUBAT'TA ANKARA'YA!


Tekel Direnişi üçüncü ayında sermaye devletinin, hükümetin baskı ve tehditlerine, sendika ağalığının direniş ateşini söndürme gayretlerine rağmen sürüyor. Hükümet ile sendika ağalığının zamana yayarak-oyalayarak direnişi öğütme çabalarına karşı kararlı Tekel işçileri “ölmek var dönmek yok” demeye devam ediyor.

Tekel Direnişi bu kararlılığıyla işçi ve emekçilere güç ve cesaret vermeye devam ediyor. Tekel işçisinin direnişi güvencesiz çalışan milyonlarca işçiye, işsize, özelleştirmeyi bekleyen fabrikalarda işsizlik tehditi altındaki işçiye, düşük ücretli sigortasız taşeron işçisine umut oldu.


Tekel işçileri için
Gözler sabah ayazıyla güne açılır
Ankara’nın içinden dumanlar yükselir
Kenetlenmiş eller sımsıkı sıcak
Maden ocaklarının, tütün bahçelerinin
TARİŞ’in, Kozlu’nun işçi yüzlerine örnek

Almak istiyorlar bize ait olanı bizden
Nefesimizi, çocuğumuzun geleceğini
Almak istiyorlar, birliğimizi, gücümüzü
Yel bizden yana, önümüz bahar
İşte şuracığa yazdık direnişimizin zaferini

Parçalanırsak neyleriz kendi başımıza
Günlerdir sokaklarda birlikte karşıladık güneşi
Yanımızdan çekip gedenler de olacak
Suretimiz bizden olanın safıyla doldu
Biraz daha öne, şimdi yumruklar daha güçlü

Alınteri okuru Güven

Tekel Direnişi'nin kazanımı milyonlarca işçi ve emekçinin sınıf kazanımı; kaybı da yine emekçi sınıfların kaybı olacaktır. Bu yüzden o, Tekel işçilerinin direnişi olmaktan çıkmış bütün sınıfın direnişi olmuştur. Sermaye güçlerinin bunca hışmına uğramasının nedeni de budur.

Sınıf mücadelesinin merkezine oturan Tekel Direnişi, zaferi ya da yenilgisiyle sınıfa yeni saldırı ve kayıpların ya da hak kazanmanın yolunu açacaktır.

Öyleyse onun kazanması için bütün işçiler, sınıfın bütün güçleri, bütün sendikalar harekete geçmeli; sendika ağalığının oyalama taktiklerine meydanı bırakmamalı; göstermelik eylem programlarıyla daha fazla zaman kaybetmeden her yerde dayanışma eylemlerini yükseltmeli, 20 Şubat'ta Ankara'ya akmalıdır.

Sermayenin “ya işsizlik ya da kölece çalışma koşulları” dayatmalarına karşı;
Kölece çalışmaya-kölece yaşamaya hayır, demek için;
Güvenceli çalışmak, insanca yaşamak için;
Herkese iş, herkese çalışma hakkı için;
20 ŞUBAT'TA ANKARA'YA!

Temsili değil, on binler, yüz binler olup Ankara'yı zaptedelim. Ankara'da ve her yerde, bir gün değil her gün EYLEM, GREV, DİRENİŞ!.. Kazanana kadar!

GENEL GREV GENEL DİRENİŞ!
KAHROLSUN ÜCRETLİ KÖLELİK DÜZENİ!
İNSANCA YAŞAM SOSYALİZMDE!
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:09 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

HSGGP'den oturma eylemi

Tekel işçileriyle dayanışma için yapılan oturma eyleminin üçüncüsü yapıldı


Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu'nun düzenlediği dayanışma eyleminin üçüncü gününde Galatasaray Lisesi önünde saat 18.00'da biraraya gelen platform bileşenleri sloganlarla oturma eylemine başladı.

Tekel direnişiyle dayanışma konuşmalarının yapıldığı oturma eylemi boyunca sık sık dayanışma sloganları atıldı. Eylem sırasında Şair Ruhan Mavruk, genç bir Tekel işçisi için kaleme aldığı bir şiirini okudu.

Eylem saat 19.30'a doğru halaylarla bitirildi. Oturma eylemi, yarın aynı saatte devam edecek.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:10 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

Direnen işçilere beyaz destek

ANTEP (18.02.2010)- KESK'e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Ekmekçileri Sendikası (SES), 25 Aralık Devlet Hastanesi Baştabiplik önünde basın açıklaması yaptı, "Ne 4/B, ne 4/C, herekse güvence", "TEKEL, Çemen işçisi yalnız değildir" dedi.
Sağlık emekçileri, TEKEL ve Çemen işçilerine destek vermek için dün Antep'te basın açıklaması yaptı. SES Antep Şubesi tarafından 25 Aralık Devlet Hastanesi Baştabiplik önünde gerçekleştirilen açıklamada “Ne 4/B, ne 4/C, herekse güvence", "TEKEL, Çemen işçisi yalnız değildir" pankartları açıldı. Açıklamayı SES Şube Başkanı Behçet Eşkili okudu.
Behçet Eşkili, 300 Çemen tekstil işçisinin yaklaşık 37 gündür Antep'te insanca yaşamak, insanca çalışmak için grevde olduklarını hatırlattı, "Aslında bu, tüm organize sanayideki tüm işçilerin talebidir. Organize sanayide on binlerce işçi sendikasız hiçbir sosyal hakkı olmamakla beraber fazla mesai yaptırılarak asgari ücrete mahkum bir şekilde kölece çalıştırılmaktadır" dedi.
Eşkili, TEKEL işçilerinin ise kazanılmış haklarını yitirmemek için direndikleri belirtti. Eşkili, "Bizler herkese ücretsiz, erişimi kolay sağlık hizmetini, güvenceli çalışma ve insanca yaşamayı savunan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sendikası olarak her zamana sınıf kardeşlerimizin mücadelelerinin yanında yer aldık. Yer almaya da devam edeceğiz. Birleşe birleşe kazanacağımıza inancımız sonsuzdur" diye belirtti.
"Ne 4/B, ne 4/C, herekse güvence", "TEKEL işçisi yalnız değildir", "Çemen işçisi onurumuzdur", "Hükümet 4/C'yi al, başına çal", "Yaşasın onurlu mücadelemiz", "Parasız sağlık, parasız eğitim" sloganlarının atıldığı açıklamaya Yeni Toplum Kültür ve Sanat Derneği ile ESP, İHD, EMEP, ÖDP, TKP, Ekmek ve Özgürlük destek verdi.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:10 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

TEKEL'e destek eylemine polis saldırısı
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İZMİR (18.02.2010)- TEKEL işçilerinin sesini İzmir İktisat Kongresi'ne taşımak isteyen Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Platformu üyesi 28 kişi gözaltına alındı.
İzmir İktisat Sempozyumu, İnönü Kültür Merkezi'nde protestoların ve gözaltıların gölgesinde başladı. Toplantıya katılarak TEKEL işçilerinin sesini duyurmak isteyen SDP ve TÖP üyeleri gözaltına alındı.
SDP ve TÖP üyeleri, çeşitli patron örgütü temsilcileri, akademisyenler ve gazetecilerin bir araya geldiği İzmir İktisat Sempozyumu'nun açılışında TEKEL işçilerinin taleplerine dikkat çekmek amacıyla toplantıya girmek istedi. İsmet İnönü Kültür Merkezi önüne gelen grup polis tarafından içeriye alınmayınca, "TEKEL kazanacak" pankartı açtı, "TEKEL işçisi yalnız değildir", "Kent AŞ'den TEKEL'e işçiler kazanacak", "TEKEL işçisi direnişin simgesi" sloganlarını attı.
Polisin sert müdahale etmesi sonucu 28 eylemci gözaltına alındı. Eylemi görüntülemek isteyen 2 kişi ve olaya müdahale etmeye çalışan bazı kişiler de polis tarafından gözaltına alındı.
İzmir'deki demokratik kurumlar, polis müdahalesini bu akşam saat 17.00'de Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nden Fuar Lozan Kapısı önüne yapacakları yürüyüş ile protesto edeceklerini duyurdu.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:10 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

Barış Meclisi TEKEL işçilerini ziyaret etti

ANKARA (18.02.2010)- Türkiye Barış Meclisi, direnişlerinin 66. gününde olan TEKEL işçilerini, direniş çadırlarında ziyaret etti.
Ziyarette Türkiye Barış Meclisi adına konuşan Abdullah Kahraman, TEKEL işçilerinin 66 gündür sürdürdüğü mücadelenin emek düşmanlarına korku verdiğini ifade etti. Kahraman, hükümetin, TEKEL direnişini bitirmek için her türlü provokasyona başvurduğunu söyledi.
Kahraman, TEKEL işçilerine şöyle seslendi: "Ülkemizi yönetemeyenler insanlarımızı bölüp parçalamaya çalışırken, sizler bu ülke mozaiğini, kültürel zenginliğini Türkiye'nin ve dünyanın gözleri önüne serdiniz. Başbakan'a bir Tv programında 'Ülkenin kaynakları bu kadar kıt mı, istediklerini karşılarsanız ülke batar mı?' diye soran gazeteciye, 'Hayır, ülke batmaz ancak bu bir kırılma noktasıdır. Sonu gelmez' diyor. Başbakan doğru söylüyor, bu bir kırılma noktasıdır. Eğer mücadele ile hak alındığı görülürse bu iktidarın hali ne olur? Onlar merhamete gelirse verecek işçinin hakkını. İyi de bu hükümetin yandaşlarından başka kimseye merhameti yok."
Bu ülkede barışın sağlanabilmesinin en temel kriterinin kaynakların adil kullanılması olduğunu belirten Kahraman, "Bugün Türkiye'de değişik kesimler hak mücadelesi veriyor. Siz bu mücadelenin bileşkesini oluşturdunuz. Kürtler, Türkiye emekçileri, tüm ezilenler ortak bir mücadele ekseninde buluşursa sonuç alınacaktır. İşte Başbakan'ın korkusu budur" dedi.
Kahraman, Türkiye Barış Meclisi olarak eşit, özgür, demokratik ve barış içinde bir ülke mücadelesi için çaba harcamaya devam edeceklerini belirtti, sözlerini Hasan Hüseyin'in 47 yıl önce Kavel direnişi için yazdığı şiirle sonlandırdı.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:11 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

Ne TEKEL'den ne geleceğimizden vazgeçeriz
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İSTANBUL (18.02.2010)- Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu, TEKEL işçileriyle dayanışma eylemine 4. gününde de devam etti. Ankara'nın sıcak ve direngen havasına İstanbul'dan karşılık verdi. Emekçiler iki saat oturma eylemi yaptı.
Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu bileşenleri pazartesi gününden bu yana yaptıkları oturmaya eylemleriyle, TEKEL işçilerinin Ankara'da yaktığı ateşi yükseltmeye devam ediyor. Dün akşamki eylemde, şair Ruhan Mavruk, "TEKEL işçisi Ulaş'a" adlı şiirini okudu.
Platform üyeleri "4/C ve her türlü kölece çalıştırmaya karşı TEKEL işçileriyle dayanışmaya" yazılı pankart açtı. İki saat süren oturma eylemi boyunca İstanbul emekçilerine seslendi; "Hep birlikte geleceğimize sahip çıkalım" çağrısında bulundu.
Başbakan kışkırtmaya çalışıyor
İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen, bu ülkede yaşayan onurlu insanlar olarak vicdansızlara TEKEL işçilerinin sesini, soluğunu duyurmaya, görmeyenlere göstermeye geldiklerini söyledi. Hükümet ve Başbakan'ın her açıklamasında TEKEL işçilerini tehdit ettiğini belirten Demirdizen, "Başbakan sıcak koltuğunda bunları söylerken, Ankara'nın soğuğunda eşinden, çocuğundan ayrı olan onurlu TEKEL işçileri gelecekleri için, hakları için direniyor" dedi.
Demirdizen, Başbakan'ın, işsizlerle, insanca yaşayabilecek bir ücret isteyen TEKEL işçilerini karşı karşıya getirmeye çalıştığını belirtti, "Yarattığı bu açlık, işsizlik ve yoksulluk tablosundan utanması gereken devlet, yoksullarını, işsizlerini bu ülkenin açlarını, ekmeğini savunanlara karşı kışkırtmaya çalışıyor" dedi.
AKP hükümetinin bu gibi tehdit ve rüşfetlerle kendilerini kandıramayacağını dile getiren Demirdizen, yetkililere seslendi: "Geleceğimizden vazgeçmeyeceğiz. Yaşamaktan, işimizden, iş güvencemizden, sağlığımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bunu hem burada hem Ankara'da hem Türkiye'nin her yerinde haykırmaya devam edeceğiz. Taki bu ülkenin yönetenleri, bu ülkenin kaynaklarını, varlıklarını yurttaşlar için kullanmaya başlayıncaya kadar."
Eylem boyunca megafonlarla İstanbul emekçilerine TEKEL direnişiyle dayanışma çağrısı yapan platform üyeleri "Genel grev genel diriniş", "TEKEL işçisi direnişin simgesi", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek" "TEKEL'in ateşi hükümeti yakacak", "Kahrolsun ücretli kölelik düzeni" sloganlarını attı.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:12 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

İşçi havzasından TEKEL'e selam
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İSTANBUL (17.02.2010)- Tuzla Demokrasi Platformu, işçi havzası Tuzla Aydınlı'dan TEKEL işçilerine selam gönderdi. Tuzla emekçileri, “Ağacın toprağa, toprağın suya, ihtiyacı olduğu kadar biz emekçilerin TEKEL direnişinin zaferine ihtiyacımız var” dedi.
Bileşenleri arasında Limter-İş, Deri-İş, ESP, EMEP ve BDP'nin de olduğu platform üyeleri, Deri-İş Sendikası Tuzla Şubesi önünde bir araya geldi. Yolu trafiğe kapatarak sloganlarla Aydınlı Merkeze yürüyen yaklaşık 500 kişi, “Direnen TEKEL işçisi yalnız değildir” yazılı pankart taşıdı.
Tuzla Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Deri-İş Tuzla Şube Başkanı Binali Tay bir açıklama yaptı. Tay, TEKEL işçilerinin, AKP Hükümetinin kara propagandasına ve tehdidine rağmen kadınıyla-erkeğiyle 'ölmek var dönmek yok' şiarıyla direnmeye devam ettiğini ifade etti. Tay, AKP Hükümeti ve Başbakan Tayyip Erdoğan, halkın desteğini alan TEKEL işçilerinin direnişini kırmak ve ay sonunda yapacakları saldırının zeminini yaratmak için şeytanı bile şaşkına düşürecek yalana ve hileye başvuruyor gecesini gündüzüne katıyor” diye konuştu.
TEKEL işçilerinin aylardır 4/C’li olmamak için direndiğini ifade eden Deri-İş Şube Başkanı, 4/C’li olmanın iş güvencesinden yoksun, sendikasızlaşmak, güvencesiz kölece çalışmak anlamına geldiğini belirtti. “Siz olsanız bu koşullarda 4/C’li olmayı kabul eder misiniz? Siz bir TEKEL işçisi olsaydınız direnmezde ne yapardınız?” diye sordu.
TEKEL direnişinin, patronların iradesini temsil eden AKP hükümeti ile ezilenlerin iradesini temsil eden TEKEL işçileriyle çarpışmasına dönüştüğünü dile getiren Tay, “TEKEL direnişi boğulursa patronların ve onların iradesini temsil eden AKP Hükümeti'nin saldırısı daha da artarak devam edecektir. Ezilenlerin barikatı haline dönüşen TEKEL direnişini kazanmak zorundayız. TEKEL direnişini kazanırsa, yolumuz açılır” dedi.
Şimdi Tek el olma zamanı
“Ağacın toprağa, toprağın suya, ihtiyacı olduğu kadar biz emekçilerin TEKEL direnişinin zaferine ihtiyacımız var” şeklinde konuşan Tay, “Gün TEKEL Direnişi etrafında Tek el-Tek yürek olma zamanı” dedi. Tay, Tuzlalı emekçilerinin TEKEL işçileriyle dayanışmayı büyütmeye devam edeceğini belirtti. 24 Şubat Çarşamba saat 18.00'da İçmeler Parkı'da bir araya gelerek eylemlerine devam edeceklerini duyurdu.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:12 PM   #9
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

İlerici-devrimci kurumlar Tekgıda-İş'i mücadeleyi büyütmeye çağırdı



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(18.02.10) - Ankara'da Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-Sen genel sekreterlerinin 15 Şubat günü gerçekleştirdiği toplantının ardından açıklamalarda bulunan Türk-İş Genel Sekreteri ve Tekgıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, başta devrimci özneler olmak üzere öncü işçilerin tepkisiyle karşılaşmıştı. Türkel'in direniş sürecinden ilerici ve devrimci güçleri yalıtmaya yönelik sözleri son iki gündür birçok kez gerilimlere neden oldu.
Açlık grevindeki TEKEL işçileri ve dışarıda bekleyişlerini sürdüren öncü TEKEL işçileri Türkel'in yaptığı açıklamalara karşı tepkilerini dile getirdiler. Sendika yöneticileriyle birçok kez karşı karşıya geldiler. Ankara Direnişteki İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Platformu bileşeni devrimci kurumlar ve platform dışındaki diğer kurumlar 17 Şubat Çarşamba günü Tekgıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel'le bir görüşme gerçekleştirdiler.
Türkel'in son yaptığı açıklamalar ve direniş sürecinin nasıl örgütlenmesi gerektiğine dair tartışmaların yapıldığı görüşmede ayrıca, direnişin 62. gününde Tekgıda-İş yönetimine iletilen “TEKEL İşçileri” imzalı deklarasyonun güncellenmiş hali tekrar sunuldu.


Türkel'le görüşüldü
Sabah saat 10.00'da Türk-İş Genel Merkezi'nde yapılan görüşmeye Ankara Direnişteki İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Platformu bileşenleri (Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Devrimci Demokratik Sendikal Birlik, Demokratik Haklar Federasyonu, Kaldıraç, Proleterce Devrimci Duruş) ve Halk Cephesi, Devrimci Hareket ve Devrimci Proleterya temsilcileri katıldı. Türkel'le yapılan görüşmede ilk olarak Ankara Direnişteki İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Platformu'nun kuruluş gerekçesi anlatıldı. Daha sonra söz alan diğer bileşenler, öncelikli olarak sürmekte olan açlık grevi direnişinin sahiplenilmesi gerektiği üzerine vurgu yaptılar.

Türkel: “Devrimcilerden rahatsız değiliz!”
Ardından Mustafa Türkel'e 15 Şubat günü yaptığı açıklama hatırlatıldı. Bu açıklamada gerek komiteye dönük gerekse de devrimci güçlerin faaliyetini önlemeye dönük tutumları eleştirildi. Yöneltilen eleştirilerin ardından söz alan Türkel, açlık grevine dönük, bir sendikal disiplinin olması gerektiğini, bu disipline uyulması gerektiğini vurguladı. Bu nedenle açlık grevini sahiplenmeyeceklerini belirtti. Onun dışında sadece devrimci güçlerin değil, TEKEL işçilerinin direnişine omuz vermeye gelen herkesin kardeş olduğunu vurguladı ve devrimcilerin desteğinden, alanda bulunuşlarından asla rahatsızlık duymadıklarını belirtti. Dahası sürecin ancak böylesi bir dayanışma ruhuyla kazanılabileceğini vurguladı.


Kararı konfederasyonlar aldı
Ardından devrimci yapılar adına yapılan konuşmada tartışmanın sadece açlık grevi ya da bayrak, flama vb üzerinden yürütülmemesi gerektiği, bu sürecin toplam bir süreç olduğu dile getirildi. Devrimci güçleri, baştan beri işçilerden yalıtmak için özel bir çaba sarfedildiği belirtildi. Daha önce de devrimci güçler için kürsülerden birçok kez “provokatör, marjinal”, “kimsenin önerisini dikkate almayın” gibi sözler yükseldiği bunu da Tek Gıda-İş Sendikası'nın yaptığı vurgulandı. Mustafa Türkel buna karşılık “ben hiç kimseye böyle bir davranışta bulunmadım, başkası yapmışsa bilemem” dedi. Hatta “bu tip yanlışlar yaparsam çıkar herkesin huzurunda özür dilerim” dedi. Ardından Tekgıda-İş Sendikası da dahil olmak üzere konfederasyonların işçileri pasifize etmeye dönük yöntemleri kullandığı, bugüne kadar alınan kararların mevcut direnme potansiyelini zayıflattığı, fiili meşru mücadele hattından vazgeçilerek yasal darlığa girildiği vurgulandı. Buna istinaden Türkel bir sendika olmanın zor olduğunu, atılan her adımda yasal birtakım yollar tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. “Bu noktayı devrimciler, kendi bulundukları yerden değerlendirmemelidir. Biraz bizden doğru bakarak değerlendirmelidir” dedi. Onun dışında Tekgıda-İş Sendikası olarak tek başlarına bir şey yapamayacaklarını başka sendikaların ve konfederasyonların bu konuda çaba sarfetmediklerini, onları yalnız bıraktıklarını vurguladı.
Devrimci güçlerin; “20 Şubat günü sadece temsilcilerin, şube başkanlarının değil yüzbinlerin Ankara'ya akması, talepler kabul edilinceye kadar Kızılay'dan çekilinmemesi gerektiği” ifadelerine ise Türkel “Bu konudaki muhatap ben değilim” şeklinde karşılık verdi.
Bayrakların, flamaların olmaması gerektiğine ilişkin söylemi ise “Konfederasyonların almış olduğu karardır, onlar dahi pankartları, flamaları ve bayraklarıyla gelmeyecekler, bu genel bir karardır” sözleriyle savundu.

Fiili-meşru mücadele büyütülmeli

Ayrıca TEKEL işçilerinden 12 aydır aidat almadıklarını buradan doğru da yasal sıkıntılar olduğunu, bundan dolayı birçok şeyi yapamadıklarını belirten Türkel'e fiili meşru mücadele hattının devreye sokulması gerektiği söylendi. Sınıf mücadelesi konusunda bu yönlü çok fazla deneyim olduğu belirtilerek, kendi başına yasal değil, fiili hattın izlenmesi gerektiği ifade edildi.
Türkel ise devrimci güçlere değer verdiğini, onların önerilerini fazlasıyla dikkate alacağını, bu nedenle dağıtılan her bildiriyi mutlaka aldığını ve buradan dersler çıkarttığını belirtti. 28 Şubat'a ilişkin ise kararlı olduklarını çadırlar yıkılırsa “izleyeceklerini” fakat ertesi gün yeniden kuracaklarını belirtti. Aynı zamanda hukuksal süreç için sendikanın avukatlarının yoğun bir şekilde çalıştığını belirtti.


Tekel işçileri olarak Tek Gıda-İş’e çağrımızdır!

Biz Tekel işçileri olarak 62 gündür 4/C denilen kölelik koşullarında çalıştırılmaya karşı burada yürüttüğümüz mücadelenin geldiği nokta itibariyle konfederasyonların yeterli bir mücadele hattında ilerlemediğini düşünmekteyiz. Hükümetin bizleri yıldırma politikalarına, taktiklerine karşı konfederasyonlar yaptıkları toplantılarda bu taktikleri boşa çıkaracak kararlar almamakta, aldıkları kararlar ise hükümetin oyalama taktikleriyle uyumlu kararlar olup, bu direnişin zaferle sonuçlanılmasına hizmet edemeyecek kararlar olduğunu düşünüyoruz.
Bu direnişin kazanımla, özlük haklarla sonuçlandırılması için yapılacak ve yapılması gereken daha etkin eylemler olduğunu düşünüyoruz. Gelinen bugünkü noktada konfederasyonların yaptıkları toplantılar bu etkin eylem ve etkinlikleri hayata geçirecek işlevden yoksundur.
Tek Gıda-İş Başkanı Mustafa Türkel ise 2 Şubat’tan bu yana 4C saldırısına karşı daha etkin bir mücadele yürütülmesinin gerektiğini ifade etmekte ancak arada geçen 12 günlük zaman zarfında tam anlamıyla bu yönde bir program açıklanamamıştır. Biz Tekel işçilerinin kaderinin belli olacağı önemli bir viraja girdiğimiz bugünlerde Tek Gıda-İş yönetiminin pazartesi günü açıklayacağı eylem takvimi oldukça önemli ve gidişatın kaderini belirleyecek bir eylem takvimi olacaktır.
Tekel işçileri olarak Tek Gıda-İş yönetiminden bu direnişimizin zaferle sonuçlandırılması için yapılmasını gerekli gördüğümüz ve uygulanmasını talep ettiğimiz öneriler aşağıda gibidir.
1) 14 Aralık'ta evlerimizden çıkarak başlattığımız direniş 26 Aralık, 17 Ocak, 4 Şubat, 12 Şubat tarihlerine bağlanan etkisiz bekleyiş artık 20 Şubat tarihinde son bulmalıdır. 20 Şubat tarihi sonuç alıcı bir şekilde değerlendirilmelidir.
2) 12 Şubat konfederasyonlar toplantısında 20 Şubat'a ilişkin alınan kararın yeterli olmadığını düşünmekteyiz. 20 Şubat tarihinde yalnızca sendika başkan ve yöneticileri değil sendikalara üye tüm işçi ve memurlar Ankara’ya getirilmeli ve o gün bu kitleselliği kaldıracak Kızılay meydanında taleplerin kitlesel bir şekilde haykırılması, talepler kabul edilene kadar eylem alanı Kızılay Meydanı'nın terk edilmemesinin sağlanması
3) Çadırlardaki pasif bekleyiş sona erdirilmeli, bunun için 15 Aralık’tan 20 Ocak tarihine kadar yapıldığı gibi sabah 08.00 ile 20.00 saatleri arasında çadırların içinde değil sokakta bekleyiş sürdürülmelidir.
4) Biz Tekel işçilerinin 4C konusunda fikrinin tekrar alınması için referandum yapılacağına dair ifadeler kullanılmakta. Bilinmelidir ki bir kez sandıkta olmak üzere 62 günde sokakta olmak üzere direniş irademiz sınandı. Bu yüzden de ilk günden bu yana direnerek verdiğimiz kararın referandumla ölçülmesine ihtiyaç yoktur.
5) Biz işçilere ülke genelinde ve yurt dışından gelen yardımların bizlere açıklanması ve hesapların şeffaf olması sağlanmalıdır.
6) TBMM, Başbakanlık, Çalışma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı gibi merkezlerde sürekli bir eylem sürecinin önü açılmalıdır. Böylesi eylemler hem buradaki bekleyişi anlamlı kılacak hem de 4C’yi dayatanları rahatsız edecektir.
7) Kızılay Meydanı yasaklanmış bir alandır. Bu yasağı ortadan kaldırabilmek için etkin bir insiyatifin geliştirilmesi, gerçekleştirilecek her eylemde hedefin mutlaka Kızılay Meydanı olması gerekmektedir.
8) Sakarya Meydanı'nda akşam saatlerinde yapılan eylemler yetersizdir. Giderek rutinleşen eylemlerin alanı büyütülerek farklı alanlara, Sakarya Meydanı dışına Yüksel Caddesi'ne taşınmalıdır.
9) Konfederasyonların TEKEL işçilerinin kaderiyle ilgili toplantıları, TEKEL işçileri özne olduğundan Türk-İş Genel Merkezi'nde gerçekleştirilmelidir. Eğer başka sendikaların genel merkezinde gerçekleşiyorsa, başta TEKEL işçileri olmak üzere konfederasyonlara bağlı tüm işçi ve emekçiler toplantının yapıldığı alanda olmalıdır. 22 Şubat’ta İstanbul’da DİSK genel merkezinde yapılacak toplantıda işçi ve emekçiler DİSK önünde buluşmalı ve taleplerini haykırmalıdır.
10) Açlık grevinde bulunan arkadaşlarımızla dayanışmak için etkin eylemler gerçekleştirilmeli, her hastaneye giden arkadaşımız olduğunda hemen harekete geçip eyleme geçilmelidir.
11) Başbakan, Cumhurbaşkanı ile yapılacak görüşmelerde ortak hareket kararı alan tüm konfederasyonlar hazır bulunmalıdır. Sadece Türk-İş Genel başkanı Mustafa Kumlu ile yapılacak görüşmeler yetersizdir. Sadece Türk-İş Genel başkanı Mustafa Kumlu ile görüşme yapılırsa diğer sendikalarda örgütlü işçilerle birlikte etkin eylemlerin gerçekleştirilmesi.
12) TEKEL direnişiyle dayanışmak için ülke genelinde kokart ya da rozetlerin takılarak yaygınlaştırılması.
13) TEKEL işçileri ve sınıfın diğer unsurlarının taleplerini içeren ve TBMM’ye sunulmak üzere hazırlanan imza metninin tüm ülkede yaygın olarak kullanılması, tüm illerde imza stantlarının kurulması
14) Tüm illerde dayanışma çadırları kurularak mücadelenin tüm ülkeye yayılmasının sağlanması.
15) Tüm ülkede AKP il ve ilçe teşkilatları önünde her gün akşam 1 saatlik nöbet tutulması.
16) Susurluk skandalının ardından gündeme gelen “1 dakikalık ışık söndürme eylemlerinin yeniden başlatılması çerçevesinde “1 dakika ışığı söndür, sokağa çık” ana sloganıyla eylemlerin örgütlenmesi.
17) Yapılacak tüm eylemlerin “Genel grev Genel direniş” hedefiyle yapılması. Diğer sektörlerde çalışan işçi arkadaşların bu konuda sendikalarına basınç uygulamaları, sendikaların da kitlelerin talebine karşılık vermesi için “Genel grev Genel direniş” konusunda gerekli tüm hazırlıkların acil bir şekilde yerine getirilmesi
Tekel İşçileri


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NE
Ankara

1) TEKEL işçilerinin talepleri kabul edilsin! 4 – C / 4 – B iptal edilsin!
2) Tüm kölelik ve sosyal yıkım yasaları iptal edilsin! ( 4857 sayılı iş yasası, SSGSS, Tam gün yasası vb.)
3) Herkese iş, tüm çalışanlara iş güvencesi!
4) Özelleştirmeler durdurulsun, taşeronlaştırma, Esnek üretim uygulamaları yasaklansın!
5) Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın!
6) Herkese grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı!
7) Sınırsız söz, basın, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü!
8) Herkese insanca yaşamaya yeten vergiden muaf asgari ücret!
9) Tüm çalışanlar için genel sigorta (İşsizlik, sağlık, kaza, yaşlılık vb.)
10) Parasız eğitim, parasız sağlık!
11) Eşit işe eşit ücret!
12) Özel istihdam bürosu yasası iptal edilsin!
Bugün milyonlar, açlık ve sefalet içerisinde boğuşmaktadır. Servetle sefalet arasındaki kutuplaşma gittikçe derinleşirken, ezilen milyonların köleliğini daha da derinleştiren yasalar bizzat Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılmıştır. Bu yasalar toplam bir sosyal yıkımın önünü açmaktadır. Dolayısıyla İnsanca yaşam ve çalışma şartları yaratılmalıdır.Yukarıdaki taleplerimiz insanca bir yaşam, güvenli geleceğin asgari zeminidir. Bu nedenle bizler aşağıda imzası bulunan kişiler olarak, 28 Şubat günü onbinler halinde Ankara'da buluşarak Başta TEKEL işçilerinin talepleri olmak üzere yukarıdaki taleplerin yaşama geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni göreve çağıracağız.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-18-2010, 05:13 PM   #10
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Düzen ve onun uşaklarına karşı tekel direnişini büyütmeye

TEKEL direnişinde kritik günler, kritik sorumluluklar... / KB



Düzenin ablukasına karşı işçi-emekçi barikatı!


TEKEL direnişinin oldukça kritik bir döneme girdiğini döne döne vurguluyoruz. Sermaye cephesi, direnişçi işçilerin direncini kırmak üzere yaptığı plan doğrultusunda direniş üzerinde sistematik bir abluka uygulamaya çalışıyor. Özellikle 4 Şubat genel eyleminin ardından direniş saflarında ortaya çıkan moral duruma dayanarak, artık bundan ötesinin yapılamayacağı, dolayısıyla hükümetin verdiği kırıntıları kabul etmekten başka bir seçeneğin olmadığı düşüncesi yayılıyor. İşsizlik sopasından bu amaçla yararlanılmakta kalınmıyor, üstüne bir de polis sopası gösteriliyor. Kurulan bu ablukayla işçilerin direnme iradesi kırılmaya çalışılıyor.
Durum bu denli açıkken, direniş cephesinden alınması gereken önlemler neler olmalıdır? Bugüne kadar neler yapılmıştır ve mevcut hazırlık ne düzeydedir?
Alınması gereken önlemler, en genel ifadeyle, direnişin saflarını sıkılaştırmak, düşmanın sızacağı boşlukları doldurmak biçiminde özetlenebilir. Bu somutta, direnen TEKEL işçilerinin, yaratılan çatlakları kapatarak ablukayı boşa çıkaracak bir bilinç ve örgütlenme düzeyine ulaştırılması demektir.
Bugünkü mücadelenin ihtiyaç duyduğu bilinç düzeyi elbette politik bir sınıf bilincidir. Çünkü sermaye cephesi büyük bedeller ödetme tehditi savurmaktadır. Bu tehditi göğüslemek, örneğin işsizlik tehditine işsiz kalma pahasına göğüs germek ancak ileri bir politik bilinç düzeyine sahip olmak ölçüsünde mümkündür. Bu bilinç düzeyi bugün oldukça sınırlı bir TEKEL işçisi bölüğünde bulunmaktadır. Fakat onlar da belirlenmiş bir politika-eylem çizgisi doğrultusunda hareket etme imkanlarından halihazırda yoksundurlar. Zira örgütsüzdürler. Bir kısmı işçi komitesi oluşturma çabalarına yanıt vermekle birlikte, sendika yönetimlerinin manevralarıyla birlikte kendilerinde inisiyatif alma gücü ve rahatlığını bulamamaktadırlar.
Bu zayıflığı aşmak, bu alanda mesafe kaydetmek büyük bir önem taşımaktadır. Zira, direnişin saflarının tahkim edilmesi, bilinç planında ilerletilmeleri gereken bu işçilerin eylem ve örgütlenme alanında inisiyatif almalarına bağlıdır. Bu nedenle direniş alanındaki müdahalelerin bu çerçevede yoğunlaştırılması gerekmektedir. Sendika bürokratları buradan gelecek tehlikeyi gördükleri içindir ki, yasaklamalarla devrimci politik çalışmayı engellemeye çalışmaktadırlar.
Politik bilince dayalı örgütlü bir inisiyatif, direniş cephesinden alınacak önlemler açısından en hayati olandır. Ancak bu inisiyatif pratik mücadele ufkuyla da tamamlanmalıdır. Bu ise, 4 Şubat’ın dersleri üzerinden onu aşan bir mücadele ufku olmaladır ki, TEKEL işçilerinin mücadeleye ve sınıf dayanışmasının gücüne olan umutları yeniden ayağa kaldırılabilsin. Mevcut koşullarda, yüzbinlerin aktif biçimde direnişin yanında saf tutmaları bu bakımdan en etkili mücadele biçimi olarak görünmektedir. TEKEL işçileri de bir taban iradesinin ifadesi olarak bu ihtiyacı net bir biçimde tanımlamışlardır. Eğer sermaye cephesinin düşürmek istediği direniş mevzisini korumak ve bu mevziyi bir işçi-emekçi barikatıyla savunmak için yüzbinlerce işçi ve emekçi direniş alanında yerini alırsa, direniş mevzisi yıkılmaz bir kale haline gelecektir. Böylece sadece direniş savunulmakla kalmayacak, aynı zamanda sermayenin direncini kıracak büyük bir saldırı silahına dönüştürülmüş olacaktır.
İleri TEKEL işçileri bu bakışaçısıyla çıkartılmış bir mücadele ve eylem planını sendika yönetimlerine sunmuştur. Ancak sendika yönetiminin aldığı karar bu planın içinin boşaltılması biçiminde olmuştur. Alınan 20 Şubat eylem kararıyla, yüzbinlerle Ankara’ya yürüyüş ve kazanıncaya kadar direnişin yanında saf tutmak biçimindeki eylem isteğine güdük bir yanıt verilmiştir. 20 Şubat’ta konfederasyonlar sendika temsilcileriyle gelecekler ve TEKEL işçileriyle birlikte geceleyecekler!
Bu, direnişçi işçilerin kazanma umudunu büyütecek bir ileri eylem isteğinin nasıl kırıldığına ve sendika bürokratlarının baştan beri izledikleri politik-pratik eylem çizgisine yeni bir örnektir. Zira sendika bürokratları başından beri direnişin hararetini düşürmeye ve bağımsız bir politik-pratik eylem çizgisinde ilerlemesine engel olmaya çalışmışlardır. Bir yerden sonra direniş sınıfın geniş bölüklerine malolduğu ölçüde ise bu, konfederasyonlar düzeyinde üstlenilmiş bir iş olmuştur. Genel direniş isteği 20 Şubat eylem kararıyla savuşturulmaya çalışılmaktadır. Eğer bunu başarırlarsa, direnişin yeniden toparlanması pek mümkün olmayacaktır. Çünkü TEKEL direnişinin nasıl bir tehlike yarattığını gören sermaye cephesi, direnişi kırmak ve yarattığı politik-moral kazanımları ortadan kaldırmak için son derece bilinçli, planlı ve hesaplı davranmaktadır.
Sendika bürokratları bulunulan aşamanın gerektirdiği düzeyde bir mücadeleyi örgütlemekten kaçınırken, umutlarını hukuksal alandaki girişimlere bağlamışlardır. Danıştay’a açacakları dava yoluyla en azından 4-C’ye başvurmak için Şubat sonunda bitecek olan süre sınırlamasını aşabileceklerini ummaktadırlar. Bu girişimde bulunurken, düzen içi çatışmadan yarar ummaktadırlar. Ancak açıktır ki, Danıştay’dan sonuç almak bile mücadelenin gücüyle olacaktır. Ama burada asıl üzerinde durulması gereken tehlike, direnişin ateşinin düzen içi çatışmanın dolambaçlı yollarında ve hukuksal labirentlerinde tüketileceği gerçeğidir. Bunun ise ne TEKEL işçilerine ve ne de işçi sınıfına bir yararı olabilir.
Tüm bunlara karşın yine de, direnişin ve eylemli mücadelenin sendika bürokratlarının belirlediği sınırlarının dışına çıkarılması olanaklıdır. Pekala, 17 Ocak’ta olduğu gibi, güçlü bir taban iradesiyle 20 Şubat ihtiyaç duyulan düzeyde bir genel direnişin örgütlenmesine basamak yapılabilir. Gelen temsilciler direniş alanında alıkonulup, yüzbinlerce işçi ve emekçinin yolu açılabilir. Direnişin kendi dar sınırlarını aşması ve genel bir direnişe -ve giderek genel greve- dönüştürülmesi buradan gidilerek mümkün olabilir. Bunu başarabilmek için, sınıf devrimcileriyle birlikte ileri ve öncü işçilerin bu doğrultuda bir müdahale planı oluşturarak hareket etmeleri zorunludur.
Bununla birlikte, süreci bir genel direniş yönünde ilerletmek için yapılacaklar sadece direniş alanıyla sınırlı tutulamaz. Bu alanı da esastan belirleyecek müdahaleler diğer sınıf bölükleri cephesinden gerçekleştirilmek durumundadır. Zira gelinen aşamada dışarıdan yapılacaklar belirleyici hale gelmiştir. 20 Şubat eylemi üzerinden ele alındığında bu, bir yandan alanlardan bu eyleme katılımı temsili olmaktan çıkaracak ve oturma eylemini kazanıncaya kadar iddiasıyla süresize dönüştürecek bir fiili pratik inisiyatif demektir. Diğer yandan ise, bu doğrultuda karar alması için merkezi sendika yönetimlerini basınç altına almak ve gerektiğinde onlarla hesaplaşmak demektir. Her şeye rağmen başarılı olunmadığında ise, her yeri direniş alanına çevirmek üzere atılan adımlar hızlandırılmalıdır.
Bu güncel görev sınıf devrimcileriyle birlikte tüm ilerici ve devrimci güçlere, ama özellikle sınıfın ileri ve öncü güçlerine düşmektedir. Bunun için öncelikle alanlarda bir kitle seferberliği içinde olunmalı, yanısıra direniş alanında fiili eylem inisiyatifini ele almaktan kaçınılmamalıdır.
Yanı sıra, bu çerçevede yapılacaklar konusunda bir süre öncesine kadar belli bir iddia ortaya koyan orta kademe sendikal güçler ve bu güçlerden oluşan platformlar (İstanbul Sendika Şubeleri Platformu, Gebze Sendikalar Birliği, Ankara Sendikalar Birliği vb.) üzerinde belli bir basıncın örgütlenmesi ihmal edilmemelidir.
Yakın zamana kadar Türk-İş yönetimiyle yer yer karşı karşıya gelen bu güçler bugün belirgin bir zayıflık sergilemektedirler. Geçmişte çeşitli dönemlerde işçi ve emekçilerin biraraya gelerek sorunları ve görevleri tartıştığı zeminleri oluşturabilen bu platformların böyle bir dönemde bundan kaçınması dikkat çekicidir. 17 Ocak mitinginde TEKEL işçilerinin militan inisiyatifi karşısında sessizleşen ve bir yerde de yangını söndürmeye soyunan bu güçler, daha sonrasında ise büyük ölçüde köşelerine çekilmişlerdir. 4 Şubat genel eyleminde de sınavı geçemeyen bu güçlerin dışarıdan ve tabandan harekete geçmeye zorlanması, iddialarıyla yüzleştirilmesi ve harekete geçmemekte ısrar gösterenleri aşacak inisiyatiflerin örgütlenmesi şarttır.
Bir kez daha vurgulayalım ki, sınıf mücadelesinde yeni bir dönemi başlatacak düzeyde olanaklar barındıran TEKEL direnişinin geleceğinin belirleneceği son derece kritik bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Böylesine kritik günlerde, her günün değil her saatin, her an yapılacakların, gösterilecek inisiyatifin hayati bir önemi var. Bu bilinç, ciddiyet ve hassasiyetle hareket etmeliyiz.




KIZILBAYRAK
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
büyütmeye, direnişini, düzen, karşi, karşı, onun, tekel, uşaklarina, uşaklarına


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tekel direnişini gündemden düşürerek saldırıya zemin hazırlamaya çalışıyorlar Mahmut Halil CAN GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM 145 02-18-2010 04:05 PM
Faşist gerici düzen ve onun uşakları için insan yaşamının önemi Mahmut Halil CAN SOSYAL VE KÜLTÜREL SORUNLAR 0 06-26-2009 12:24 AM
Kürt halkına karşı üçlü kıskaça karşı 2009 newrozunun anlamı Mahmut Halil CAN KÜRT ULUSAL SORUNU VE DEVRİM 0 06-25-2009 07:21 PM
Burjuvazi ve onun uşakları sıkıştıkça saldırganlaşıyorlar Mahmut Halil CAN EKONOMİK-SİYASAL KOŞULLAR-KAPİTALİZMİN GÜNCEL DURUMU VE SOSYALİZM 0 06-25-2009 06:58 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:45 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,