DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi GerÇeklİk Cevapsiz Sorularda Gİzlİdİr
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
306
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08-29-2007, 01:31 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart GerÇeklİk Cevapsiz Sorularda Gİzlİdİr

GERÇEKLİK CEVAPSIZ SORULARDA GİZLİDİR
gönderen: Mücadele Birliği
Nerede 4 Milyon Seçmen?
GERÇEKLİK CEVAPSIZ SORULARDA GİZLİDİR

Tekelci sermaye bir erken seçimi daha kazasız belasız atlatmanın sevincini yaşıyor. Seçim öncesinin gerilimlerini, şimdilik kısa bir sükunete bırakmış olduğu görülüyor. Böylece tekelci sermaye, “demokrasinin bir kez daha bütün sorunları aşmaya gücü olduğu” fikrini bolca tekrarlayıp, sevincine emekçi sınıfları da dahil etmek istiyor. Ne de olsa, 16 milyon gibi yüksek bir oy toplamıyla, geniş yığınlar tam da onların istediği partiyi seçmiş, son beş yıldır uygulanmakta olan politikalara onay vermişti.
Kazananlar kendilerini böyle kandıra dursunlar, tekelciliğin yenilenler cephesindeyse hayal kırıklığı ve öfke hakimdi. Seçim çalışmaları boyunca emekçilere boş vaadler sunma yarışına girmişler, onların oylarını çalabilmek için akla gelmedik yılışıklıklar sergilemişler; vitrinlerini “sevilen” figürlerle doldurmuşlar; yükseldiğine inandıkları faşist-ırkçı demagojilerini kürsülerden halkın üzerine adeta kusarken, sandıkta bir patlama yaratacaklarını sanmışlardı. Fakat, ortaya çıkan sonuç, şimdi onları, daha dün yılışıkça bel bükmeler ve vaadlerle terli ellerini sıkmaya çalıştıkları halk kitlelerine küfretme histerisine sürüklüyordu. Tekelci sermayenin yenilenler cephesinden halkın cehaleti, aptallığı ve bir tabak bulgur için onurlarını sattığı çığlıkları yükseliyordu.
Sosyal reformistler açısından seçim, buruk bir sevinç kaynağı oldu. Buruktular, çünkü topyekün bir kurtuluş iddiasının yerini, meclise bir vekil göndermenin büyük zafer ilan edildiği bir garabet almıştı ve yılların birikimiyle bilinçlenmiş emekçi kitleler için bu, hiç de bir “zafer” olarak görülmeyecekti. Sevinçliydiler, çünkü düzen “önlerini açmıştı”. Şimdi artık devrimci öfke ve arayış içindeki kitlelere ve gençliğe, “devrimci eyleme de, söyleme de hiç gerek yok, biz düzeni, kendi araçlarını kullanarak düzelteceğiz” diyebilecek bir dayanağa sahip olmuşlardı.
Gerek zafer kazananı, gerek yenilgi yaşayanı, gerekse sosyal reformistiyle, tüm burjuva ve küçük-burjuva cephe, emekçiler hakkında yüzyıllardır ezberletilen aynı önyargıları tekrarlatmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Bu, işlevi olmayan bir tekrar değildir, belirgin bir amacı vardır. Hepsi, aynı düşünce kalıbının izlenmesinden ibarettir: Halklar güvenilmezdir, kendi güçlerine ve özgüvenlerine sahip değildir. Yoksulluk onları düşünemez, sorgulamaz hale getirmiştir; öyleyse; devrimci eylem ve söylemlerin cahil, bezgin ve oyunu satacak kadar fikri yozlaşmaya uğramış halkları etkileme gücü de yoktur. Bu kalıplaşmış ve tekrarlana tekrarlana kolay bir “analiz” aracı haline getirilen düşünceler, özellikle sosyal-reformizmin, seçimler sonrasında, AKP'nin neden bu kadar oy topladığına dair yazılarında bolca yer buldu. Sosyal-reformizm, tekelci basının benzer soruları ayrıntılı araştırmalarla cevapladığı sayfaları arşivlerinin boş köşesine yerleştirmiş olmalı. Bu araştırmalar, gözümüze soktukları rakamlar kalabalığıyla, aynı teraneyi dile getiriyordu ne de olsa.
Bizim, o tür araştırmalardan öğrenebileceğimiz fazla bir şey yok. Biz, sorulmayan sorularla gerçeğe ulaşılabileceği inancındayız.

Nerede 4 Milyon Seçmen?
Seçim öncesi ve sonrası, sorgulanmayan olguların belki de en önemlisi, “seçmen kütüklerinden düşürülen 4 milyon seçmenin nereye gittiği?” sorunudur. Tekelci basının kimi yazarlarınca da bu soru gündeme getirildi. Ama, o yazarların hiç biri, bir kaç adımdan öteye gitmedi. Sustular.
Bilindiği gibi, 2002 yılında seçmen sayısı, 42 milyon küsürdü. Beş yıl sonra, karşımızda hemen hemen aynı sayıda seçmen olduğu iddiası çıkarıldı. Bazı tekelci yazarlar, kendi kendilerine mırıldanır gibi, hesaplar yapıyordu. Beş yılda ülke nüfusu hiç mi artmamıştı? Üstelik, seçme hakkı 18 yaşa indirilmiştir. Bu durumda, en az 46 milyon seçmen bulunması gerekiyordu. Ama, her ne olduysa, seçim kurulu, seçmen kütüklerini tek tek elden geçirmiş ve çok sayıda “mükerrer oy”, yani birden fazla kayıtlı seçmene rastlamış ve onları elemiştir. Tekelci yazar, kendi kendine mırıldanmayı sürdürdü. Öyleyse, bunca mükerrer oyun ortalıkta dolaştığı 2002 seçimleri geçersiz sayılmak zorunda değil miydi? Ama, bu mırıltı daha ileri gitmedi, sustu. Önlerine çıkan tablo, susmalarını gerektiriyordu.
Bu sorunun peşine düşenlerin karşılarına çıkan gerçek tablonun şu olduğuna kuşku duyulmasın: Seçmen kütüklerinden bir anda silinen 4 milyon oy, istikrarlı bir biçimde sandık başına gitmeyerek boykot tavrına destek çıkanlara aitti. Nitekim, seçim günü, bu istikrarlı boykotçuların bazıları sandık başına gittiklerinde kendilerini listelerde bulamadılar. Gazeteler, Antalya, İzmir, İstanbul'da bu durumda olan ve olayı protesto eden binlerce kişiden pek az sözettiler.
Erken seçime neden olan mesele olarak sunulan “Cumhurbaşkanlığı seçimi”, şimdi AKP'nin daha az meclis sandalyesine sahip olduğu halde, bir çırpıda çözülecek gibi görünüyor. Bilinen bir hikayedir. Zengin köylü yeni aldığı traktörüne yoksul köylüyü bindirir. Traktörün önüne bir inek pisliği çıkar. Zengin olan yoksula, eğer bu pisliği yerse traktörü ona vereceğini söyler. Yoksul olan tereddüt etmez ve traktörü kazanır, koltuğuna kurulur. Biraz sonra, bir başka inek pisliğine rastlarlar. Yine aynı iddia ve bu kez zengin köylü kazanır. Yola devam ederler, zengin traktörün koltuğunda, yoksulsa teker üstünde, hiç bir şey değişmemiştir. Ama her ikisinin de kafasında aynı soru vardır: “Biz bu pisliği niye yedik o zaman?” Sorulamayan ikinci soru budur. Ve cevabı, tekelci sermayenin bugünkü sevincinde saklıdır. Onlar için asıl önemlisi, parlamentodan umudunu kesenlerin sayısının giderek yükselmesiydi. Meydanlarda karşılıklı bayrak açmalar, kükremeler, çalınan tehlike sirenleri, hepsi aynı amaca hizmet içindi: Halkları yeniden sandık başına çekmek.

Ulusal-Sınıfsal Çelişki Belirginleşti
Üzerinde düşünülen bir başka sorun, Kürdistan'da hükümet partisinin aldığı oylardaki hızlı artıştır. DTP'liler, yeşil kartların iptali korkusu başta olmak üzere, en yoksulların AKP'ye oy vermelerinin gizini bulmaya çalışıyor.
Doğrusu, Kürdistan'da seçime katılım pek az artmıştır. Diyarbakır, Mardin, Batman gibi büyük ve politik bir kitleyi barındıran yerlerde bile, bu artış ancak 20-30 binle sınırlı kaldı. CHP-DYP gibi tekelci partilere oy verenlerin de AKP'ye yönelmesiyle, bu 20-30 bin artış, hükümet partisini yukarı fırlattı. Fakat, buna rağmen Kürdistan'da sandığa gitmeme oranı, diğer bölgelerden daha yüksektir. DTP, bu sorunu masaya yatırdığında şu itirafı yapmak durumunda kaldı. Yoksul kesimler, sefaletin içinde ulusal kimliklerini arka plana atmıştı. Bu durumda, salt ulusal bir mücadele veren, söylem ve hedeflerini bu temele dayandıran bir politik hareketin, yoksullar içinde tutarlı ve sürekli bir desteği garantileyemeyeceği açığa çıkmış oldu. Ulusal-sınıfsal dinamiklerin gücü bir kez daha kanıtlanmıştır.

Sürekli Yoksulluk Politikası
Geçen haftalarda, tekelci partilerin geniş yığınlarla kurdukları “klientalizm”e dayalı ilişkilerin, onların egemenliğini güçlendirmek şöyle dursun, o egemen yapıyı bir fiske darbesiyle yıkılacak denli çürüttüğünü belirtmiştik. Klientalizm, seçmeni kamu yararına göre, kendi kişisel dar çıkarlarına, günlük kazanımlarına göre yönlendirmeye dayalı politika tarzıdır. Klientalizm, yoksulların her zaman yoksul kalmalarına, sefaletin artık umutsuzluk boyutunda yaşanmasına dayanır. Böyle bir taban yoksa, klientalizm işlemez. Sadece Batman, Diyarbakır, Van'da değil, İstanbul, İzmir gibi yoksulluğun hüküm sürdüğü büyük metropol kentlerde hükümet partisi, aynı müştericilik (klientalizm) ilişkilerinin üzerinde yükselmiştir. Bu yüzden, AKP'nin politik geleceği, yoksulluğu azaltmakta değil, tersine, onu sürekli ve dayanılmaz hale getirmekte yatmaktadır.
Tekelci partilerle en yoksul kesimler arasındaki, ayakta kalan bu tek köprü, işte böylesine çürüktür.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
cevapsiz, cevapsız, gerçeklik, gerÇeklİk, gİzlİdİr, sorularda


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:21 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,