DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > ANADOLU ÇEŞİTLİLİĞİ,ORTADOĞU VE DEVRİM > ETNİK VE DİNSEL ÇEŞİTLİLİK

ETNİK VE DİNSEL ÇEŞİTLİLİK Ortadoğu ve Anadolu'daki etnik-dinsel çeşitlilik,zenginlik ve devrimci mücadele


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!
Cevaplar
27
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1458
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-06-2011, 11:21 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

HÜSEYİN AYGÜN, DERSİM, CHP BULUŞMASI ELİM BİR KAZA OLSA GEREK!


Mahmut Halil CAN ( Sendiren )




Hüseyin Aygün, Dersimli bir avukattır. Baktığı davalar ise genellikle ceza davaları ve siyasal davalar olup Dersim ve geçmişle hesaplaşma davalarının da yine taraflarından birisidir. Aynı zamanda doksanlı yılların devrimcisi, ikibinli yılların Dersimcisi ve şimdinin CHP’lisi olarak karşımızda duran bir kişiliktir.

Dersim katliamının başlangıcı olan 4 Mayısın şu günlerinde, Dersim Katliamının ve jenosidinin müsebbibi olan CHP’nin Dersim milletvekili adayı olması oldukça ironik bir gerçeğe işaret etmektedir. Zira Dersimli olup Dersim yerine faşist Tunç Eli ismini daha çok kullanan Keklik Kemal’in yanında olmak aslında birçok şeyi kendiliğinden anlatmaktadır.

Bizatihi Dersim jenosidi ile ilgili iki kitap çalışmasına imza atmış birisinin CHP gerçeği ve jenosidin mimarları konusunda bilgisinin olmaması kesinlikle olanaklı değildir ve de olamaz. Zira kendisinin bu gerçeklerin aydınlatılmasında oldukça önemli çalışmaları olduğunu her Dersimli bizzat bilir.

Tüm bu gerçekler ışığında Hüseyin Aygün ile CHP buluşmasını nasıl anlamlandırmak lazımdır? Bu kekliklik ile açıklanabileceği gibi düzen partilerini değiştirmek gibi kendilerinin bile inanamayacağı ya da kargaların bile gülebileceği bir gerekçeye sığınmaları ile de açıklanabilir. Yahut ta namlanmak, ünlenmek, magazinel olmakla da açıklanabilir.

Bunlar dışında başka bir gerekçe sunmak olanaklı değildir. Hüseyin Aygün aktif bir biçimde CHP’ye üye olup ve aynı zamanda Dersim gibi bir coğrafyada düzenin değirmenine su taşımak gibi bir misyon içinde olmaktadır şu anda. Dersim’den bağımsız aday olmak başkadır inançları, değerleri ve Dersimcilik uğruna. Ve fakat düzenin en büyük, köklü, gerici, faşist partilerinden birisi olan ve Dersim katliamının bir numaralı sanığı olan bir parti olan CHP’de siyaset yapmanın başka türlü ne anlamı olabilir? Bunu bırakınız siyasal düşünenleri, sıradan Dersimlilere bile anlatmak olanaklı değildir.

ABD emperyalizminin Deniz Baykal ve Keklik Kemal Kılıçdaroğlu operasyonu ile hedefledikleri aslında bu ve benzeri bir olgu idi. Düzene muhalif kesimleri küçültmek, onları sözde CHP’nin değiştiğine inandırıp düzene yedeklemek, düzen içinde eritmek; toplumsal muhalefet hareketinin parçaları arasında uçurumlar yaratmak idi. Bunda başarısız olduğunu söylemek olanaklı değildir. Zira Hilmi Yarayıcı, Edip Akbayram, Onur Akın vs gibi sözde düzen eleştiricilerinin ve geçmişlerinde bir biçimde devrimciliğe bulaşmış olanların dümeni CHP’den yanan kırmalarının da bu sahte havadan etkilendiği açıktır.

CHP’de değişen nedir acaba? Sözde Kızılbaş olan Keklik Kemal CHP’de ne değiştirmiştir? Kürt sorunundan Kızılbaş sorununa, emekçilerin yaşam koşullarından tutun da düzenle zerre hesaplaşma belirtisine kadar ne değiştirmiştir? Turgut Özal ile Demirel’i ağzından düşürmeyen, popülizmde sınır tanımayan ve rakibi Tayyip’i bile geçen, dini söylemde bulunmayı ve yığınsal kandırmacalar peşine düşen Keklik Kemal neyi değiştirebilir?

Listelerinde faşist ve gericilikleri tescilli onlarca insan bulunan ve sağcılıkları her daim orta yerde durup sürekli biçimde sağ partilerle çalışmış olanları ve kontrgerillacıları barındıran bir parti ve örgütü açısından sol adına ne vardır ve değişmiştir? Aydın Ayaydın, Turhan Tayan, Mehmet Haberal vs gibi onlarca tescillinin hem de ilk sıralarda yer aldığı bir partinin solla, emekle, Dersimle, hak ve hukukla vs ilgisi olabilir?

Hüseyin Aygün ya da bilumum keklikler bu gerçekleri ters yüz edemez, kendi gerçeklerinin üstünü örtemez. Düzen ile barışmalarının üzerine sır perdeleri çekemezler. Bu açıkça ve net olarak düzenle iç içe geçmek ve düzenle birlikte Dersim ya da Dersimliye sırtını dönmektir. Hangi adla, hangi gerekçe ile olursa olsun gerçekleri çarpıtamaz, gerçeklerin acılığını bastıramazsınız.

Hüseyin Aygün elim bir kazanın mı yoksa iradi bir sonucun ürünü mü olarak CHP’dedir? Bu sorunun yanıtı zamanla açığa çıkacağı gibi, yönelimin kendisi ve sonuçları, anlamları oldukça belirgin olarak orta yerdedir. Ne diyelim acaba? Hayırlımı olsun yoksa ne yazık diyerek!



06.05.2011


Mahmut Halil CAN ( Sendiren )


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-06-2011, 11:23 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

CHP Dersim milletvekili adayı Av. Hüseyin Aygün neden CHP�den aday olduğunu ve seçim vaatlerini yaptığı yazılı açıklama ile kamuoyuna duyurdu. İşte o açıklama:

Dersim Halkına ve İlerici Kamuoyuna

Ülkemiz ağır sorunların pençesinde yaşıyor ve bu sorunlardan yılmış durumdaki geniş yığınlar uzun yıllardan beridir ülkeyi yönetmekte olan AKP zihniyetinin alternatifsiz olduğuna, hiç olmazsa kötünün iyisi olarak kabul edilmesi gerektiğine inandırıldı. 12 Eylül uygulamalarının bakiyesi olan siyaset üzerindeki askeri vesayet, çeşitli etnik kökenlerden olan insanlara yönelik sistematik asimilasyon ve inkâr süreci, farklı mezheplerden olan insanlara yönelik onur kırıcı bir inanç ayrımcılığı, sosyal adaleti giderek daha çok bozan ağır bir sömürü düzeni�

Birçok başka sorun içerisinde vurgulanmaya değer olan birkaç mesele olarak bunları öne çıkarabiliriz. Peki, bunlara yönelik sözüm ona çözümler ne oldu: Cemaat denetimini askeri vesayet yerine, ümmetçiliği asimilasyon ve inkâr yerine, sadaka kültürünü yoksulluğun yerine ve nihayet aşikâr ve sınır tanımayan bir mezhep ayrımcılığını devam eden uygulamaların yerine ikame eden bir iktidar anlayışı�


Ancak tam da siyasal seçeneklerimizin tek bir şıkka indirgendiği anda, sanki ilelebet sürecekmiş gibi takdim edilen bu siyasal atalet sürecine dur diyen önemli bir çıkış oldu. Sola özgü tüm değerlerin de ilham kaynağı olan eşitlik ve özgürlük ilkeleri, bu çıkışın kutup yıldızını oluşturuyordu. Bu ilkeler, cemaat denetiminin askeri vesayetin alternatifi olamayacağını gerçekten sivil, özgürlükçü ve hukuka saygılı bir siyasal hayatı inşa etmenin gerekli olduğunu öğretiyordu. Bu ilkeler, ümmetçiliğin asimilasyonun çaresi olarak sunulamayacağını, asıl çözümün bireylere ve topluluklara özgü olan ve evrensel kabul gören insan haklarına dayanan bir devlet yaratmaktan geçtiğini gösteriyordu. Bu ilkeler, sadakanın yoksulluğun çaresi olarak takdim etmenin insan onuruna aykırı olduğunu, herkesin onurlu bir hayat sürdürmeye hakkı olduğu gerçek bir sosyal adalet düzeni tesis etmenin gereğini vurguluyordu. Bu ilkeler, insanların mezheplerine veya dinlerine göre ayrımcılığa maruz kalmayacakları eşit yurttaşlardan oluşan bir siyasal toplum inşa etmenin sosyal barışın vazgeçilmez temeli olduğunun altını çiziyordu.

Bu ilkelerin hayata geçirilmesi var olan durumun tümüyle bozulmasını gerektiren kapsamlı bir siyasal ve toplumsal dönüşümü gerekli kılmaktadır. Bu dönüşümün hem mimarı hem uygulayıcısı olmaya aday olan insan, kişiliği ile tüm Türkiye�nin saygısını kazanan ve mevcut durumdan rahatsız olan her insanı önerileri ve tasarılarıyla heyecanlandıran, Dersim�in öz evladı Kemal Kılıçdaroğlu�ndan başkası değildir. Ancak her dönüşüm süreci gibi bu süreç de büyük sıkıntılar ve güçlükler içermektedir. Dünyayı değiştirmek isteyen herkes, işe önce kendini evini düzenlemekle başlamak zorundadır. Hemşerimiz Kılıçdaroğlu da buradan başladı ve önce kendi örgütünün yapısını ve zihniyetini dönüştürmek üzere işe koyuldu. Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP gerçekten büyük değişiklikler ve ilerlemeler yaşadı. Ülkeyi gerçekten özgürlük, barış ve kardeşliğin mekânı olarak yeniden tesis edecek dönüşümlerin bu çabalarla bir arada mümkün olabileceği çok açık.

Değerli Dersimliler,


Yıllardır Dersim ve Dersimliler için verdiğim çok yönlü hukuk mücadelesi sırasında gördüm ki hem Dersim halkının uğradığı haksızlıkları tüm insanlara anlatmak hem de Dersimlilerin maruz kaldığı zulümle mücadele etmek için politikada etkili olmak büyük bir önem taşımaktadır. Vartinik-Mirik Kayıpları�nın avukatıyım. 1937�de hukuksuz bir biçimde asılan Seyid Rıza, Uşene Seyid, Fındık Ağa, Cebrail Ağa ve diğerlerinin mezarlarının nerede olduğunu resmi olarak gündeme getirdim. 1938 katliamı ile ilgili davalar açtım. 1937-1938 yıllarında Dersim�de yaşanan mezalimi, uygulanan geniş çaplı sürgün politikalarını, kısacası Dersim Tertelesi�ni belgeleyen araştırmalar yaptım ve biri anadilimizde olmak üzere çeşitli kitaplar yazdım. Bu kitaplar on binlerce insana ulaştı.

Bütün bunları Dersimli bir hukukçu olarak yaptım. Dersim davasının haklılığına bağlılığımla, Dersim halkının diliyle, kültürüyle, değerleriyle, gelenekleriyle, yaşam tarzıyla, köyleriyle, ziyaret yerleriyle ve özgürce akan Munzur�uyla var olma hakkına sahip olduğuna inandığım için yaptım. Bunun için bedel ödemekten korkmadım.

Şimdi de haklı davamızı savunmak için eşit ve özgürlük ilkelerinin yol göstericiliğinde beraber ilerleyebileceğimize inandığım Dersim�in değerli evladı Kemal Kılıçdaroğlu�nun liderliğindeki CHP�den milletvekili adayı oldum. Ancak CHP üyesi olmadığım gibi CHP�ye adaylık başvurusu da yapmamıştım. Sosyalist soldan gelen bir insan olarak adaylık teklifini Kılıçdaroğlu�ndan aldım. Bizzat Sayın Genel Başkanımızdan Alevi, Dersim ve Kürt sorunlarında �yeni bir dönem� açılacağının ve genel olarak ülkedeki siyasal havayı özgülük ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda dönüştürme yönünde işaretler aldığımdan ötürü bu teklifi hiçbir tereddüt göstermeden kabul ettim. Çıktığı zorlu yolculukta Dersim�in değerli bir evladına eşlik etmekten büyük bir onur duyuyorum. Sayın Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP�nin önümüzdeki günlerde demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti kavramlarını dini istismar ederek politika yapan ve cemaatçiliği demokrasi gibi gösteren AKP�den çok daha tutarlı bir biçimde savunan bir parti olduğunu tam bir netlik içinde ortaya koyacağına inanıyorum.

Dersim davasının savunulması ancak ve ancak hak taleplerimiz ile insanlığın genel yararı arasındaki bağların tanınması ve tüm emekçilerin çıkarının bir bütün olduğunun kabul edilmesi çerçevesinde mümkün olabilir. Bu yüzden, TBMM üyeliğine seçilirsem değerli arkadaşım Dersim milletvekili Kamer Genç ile birlikte ve liderimiz Kılıçdaroğlu başta olmak üzere tüm partinin desteği ile, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ilkelerinin yol gösterici ilkeler olarak kabul edip aşağıda birçoğu arasından sadece bazılarını belirttiğim genel ve özel hedefler doğrultusunda mücadele etmeye çalışacağım:
Tüm emekçilerin hak ve çıkarlarını yakından gözeterek, herkesin hakça ve onurlu bir hayat sürdürmesi için gerekli olan geçim standartlarına kavuşabilmesi için aile sigortası uygulamasının ülke sathına yayılması ve Dersim�de de yaygın olarak uygulanması;


Kürt illerinde ve Dersim�de sürdürülen askeri operasyonların derhal durdurulması ve çok kültürcü ve farklılıklara saygılı bir özgürlük ve demokrasi kültürünün Kürt sorunu başta olmak üzere tüm diğer insan hakları sorunlarının çözüm mercii olarak geliştirilmesi;

Tüm farklı inanç kesimlerinin �eşit yurttaşlık ilkeleri� doğrultusunda muamele görmesi, çalışma hayatında, mülki idarede ve ticaret hayatında bu ilkelere aykırı inanç veya mezhep ayrımcılığı gibi uygulamaların giderilmesi;

Kadınlara yönelik aile içi şiddet, cinsel taciz, çalışma hayatında ve gündelik hayatta uygulanan her türden baskı ve ayrımcılığın giderilmesi ve kadının güçlendirilmesi için gerekli pozitif ayrımcılık uygulamalarının hayata geçirilmesi.

Üniversiteler özerk bilim kurumları olmalı, ülke gençliğine koşulsuz, ayırımsız, sınavsız ve ücretsiz eğitim hakkı tanınmalıdır. 1.700.000 gencin hayatını ilgilendiren üniversite sınavlarında şifre sahtekarlığı tartışılırken, Cumhurbaşkanı�nın çıkıp �ben ikna oldum� demesi dünyada eşi görülmemiş bir skandaldır.

Bu genel hedeflerin yanısıra özellikle Dersim�i yakından ilgilendiren aşağıdaki hedeflerin takipçisi olacağım:


1938 in katliam olduğunun resmen kabul edilmesi;

Dersimlilerden özür dilenmesi;

1938 de idam edilen Seyid Rıza, Uşenê Seyid, Qemer Ağa, Fındık Ağa, Resik Hüseyin, Cebrail Ağa ve diğer şahsiyetlerin mezar yerlerinin açıklanması ve itibarlarının resmen iade edilmesi;

Kayıpların, sürgünlerin, evlatlıkların isimlerinin açıklanması;

1938 Harekâtında yakılan ve yıkılan yerleşim yerlerinin ahalisine tazminat ödenmesi; yakınları katledilen veya kendisi de katliam mağduru olan kişilere manevi tazminat ödenmesi;

Başta Düzgün Baba olmak üzere Baba Mansur, Sarı Saltuk, Derviş Cemal Ocakları ve ibadet mekânlarının yasallaşması için kanuni düzenleme yapılması;

"Dersim 1938 Katliamını Araştırma ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu" kurulması;

Ana dillerimiz olan Zazaca ve Kürtçe�nin eğitim başta olmak üzere tüm alanlarda kullanılması için yasal zemin hazırlanması ve özellikle Tunceli Üniversitesi�nde Zazaca ve Kürtçe ders saatlerinin artırılması ve anadillerimizde verilen derslerin sayısının artırılması;

Günümüz Türkiye�sinde üniversiteler kentlerin kalkınmasında ve kent hayatının kültürel ve sosyal açıdan gelişmesinde büyük önem taşımaktadır; oysa Tunceli Üniversitesi esas olarak merkezi hükümetin amaçları doğrultusunda Dersim�e karşı bir araç gibi kullanılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Üniversite�nin Dersimlilere ve bölgemize gerçek bilimsel ilkeler doğrultusunda hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırılması ve yerel hayatın sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarıyla uyumlu kılınması;

Üniversite�de sosyal alanların inşasında ve istihdam süreçlerinde Dersimlilerin görüşlerinin öncelikle alınması ve bu süreçlerin Dersimin geliştirilmesi amacına uygun olarak işletilmesi;

İnsanın doğayla kardeşçe ve uyum içinde yaşadığı Dersim�de, bu yaşam tarzıyla bağdaşmayan Munzur ve Harçik baraj projelerinin derhâl durdurulması.

Uyuşturucu bağımlısı gençlerin korkulur ve tecrit edilir olmaktan kurtarılması için rehabilitasyon merkezinin oluşturulması için çalışacağım. Korkulması ve tecrit edilmesi gerekenler bağımlı çocuklar değildir. Uyuşturucu tüccarlarıdır. İş ve eğitim koşullarını yaratamayan düzendir.

Değerli Dersimliler,


Beni tanıyorsunuz. Bundan sonra yapacaklarım konusunda bir fikriniz olduğuna inanıyorum. Benim için Dersim halkının çıkarları her şeyin üstünde gelir. Dersimliler olarak politikada daha etkili olmak zorundayız. Demokrasiye ciddi katkılarda bulunabiliriz. Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu CHP�de çok büyük değişiklikler yaptı. Değişimin bir süreç olduğunu görüyor ve elde edilen kazanımları takdir ediyoruz. Partiler yalnızca geçmişlerine göre değil, bugünkü durumlarına göre de, yalnızca içinde bulundukları sürece göre değil varmak istedikleri yere göre de değerlendirilmelidirler. Dersimli Kılıçdaroğlu�nun liderliğindeki CHP�nin Dersim�e önemli hizmetlerde bulunacağı muhakkaktır.



Sevgi ve saygılarımla,

CHP Tunceli Milletvekili Adayı

Avukat Hüseyin AYGÜN

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-06-2011, 11:27 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

Hüseyin Aygün adaylık sonrası site de açmış olup linki aşağıdadır::



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-06-2011, 11:28 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

Almanyada yaşayan Dersimli ressam İbrahim Çoşkun, CHP Dersim milletvekili adayı Hüseyin Aygün ü destekleyen bir mektup gönderdi. Dersim News e gönderilen o mektubu yayınlıyoruz.
---------------------------------------------------

Hüseyin Aygün´ün adaylığı üzerine!

Hüseyin Aygün´nün Milet Vekilliği Adaylığını neden destekliyor ve desteklenmesini istiyorum.

1960lı yılların sonuydu Tuncelide dayılarımın (Yükseller) yanındaydım. Dayılarım ticaretle uğraşıyorlardı ve ben onların dar sokakdaki Istanbul Bakalyesinde calışıyordum.
Sevgili Hüseyin Aygün ve Baki Aygün kadeşlerinde o zamanlar dar sokakda bir bakkal dükanı vardı ve İstanbul Bakkaliyesine bitişikti. Yani kapi komşuyduk sevgili Aygünlerle. Genelde her sabah saat 06 da dükanları açar akşamları saat 11.00 lerde beraber kapatıyorduk. Arada pazar günleri köye çıkıp pazartesi erkenden döndüğümde Söğütlü Çeşme dolmuş durağında mutlaka Aygün Kardeşlerden biriyle karsılaşıyor beraber dolmuşa binip mamekiye ye dönüyorduk. Yani her hafta sonu Aygün kardeşlerden biri mutlaka Weroje Dewres te oturan Anne ve Babalarının yanınada kalıyor ihtiyaclarını gideriyorlardı.
Mamekiye de o zamanlar kavgasız gün geçmiyordu , aşiret duyguları oldukca kabarıktı. Ister istemez birileri birlerini çekiyordu bu çekimsizliklere.

Ama yoğun geçen üc yıllık dar sokak anılarımdan hatırladığım kadarıyla sayın Aygün kardeşlerin bir dafa olsun (o oldukca curcunalı gecen yaşamda) hiç kimseyle en ufak bir celiçkisine sahit olmamıştım.
Efendiydiler, saygılıydılar her zaman her kese karşı. Kardeşlerden büyügü olan ve ağırlıklı dükanda kalan Hüseyin beyin her zaman desteğini ve koruyuculuğunu yaşadım ergenlik cağında biri olarak.
Ondan yurt dışından Dersime sayılı uğramalarımda ilk ziyaret ettiğim mekan ve insan Aygün kardeşler olurdu.

Yeğen Hüseyin Aygünü belki çocukluğunda görmüşümdür, bir keresinde de Berlinde katıldığı bir toplantıda karşılşıp selamlaşmıştık. Kendisi de benim icraatımdan haberdarmışki beraber olmamızı çok arzuladığını dile getirmişti. Ancak programının belirleyicileri engel olduklarından ikimiz bir sohbet etme imkanı bulamamıştık.

Ben sanatı ticarete tercih edip yurt dışına çıktıktan sonra bir tek amac edindim: Dersimin kederli ama bir o kadar da vahşi ve güzel coğrafyasını ile o doğaya sevdalı olan insanlarının emsalsiz duygularını görsel sanatlar hamurunda yoğurmak, yorumlamak ve en cağdaş biçimde bu üretkenliği Dünya insanlarına taşırmak olmuştu.
Aradan gecen 40 senenin sonunda bu gün: kendim, öretkenliğim ve sanatla barışık´ım diye bilirim. Bedeli ağir olsada ! ! !

Sayin Kemal Kılıçdaroğlu ile tanışmışlığım da Sevgili Hüseyin Aygün´ünkine benzer. Kemal Bey ile de Berlin´deki bir toplantıda kisa bir araya gelmiştik. Ankara´ya döndükten bir süre sonra bana bir nezaket notu göndermiş, ardindan genel kongreye davet edilmiştim.
Gitmemiştim ama Anadolu Halklarının bir bireyi olarak insanliğa gösterdigi bu duyarlığının devamını ve başarısını dilemiştim.

Üc gün önce kendi branşında Berlin´ in en saygin işletmecilerinden biri olan Dersimli bir Dr arkadaşımla Dersim acısından seçimi değerlendirdiğimizde kendisine: kanaatim Kemal Beyin sevgili Hüseyin Aygün´ü Dersim´e aday göstermesidir demiştim.
Bu gün edindiğim bilgilere göre Sayın Hüseyin Aygün (Dersim insanının duyarlılığı değerlendirilerek) CHP tarafindan Dersim´e millet vekili adayı olarak uygun görülüp onurlandırılmıştır.
Dersim´in bilinmesi ve çözülmesi gereken kimlik sorunu vardır, tarihi sorunları vardır, güncel sorunları vardır, bunların yanında hayati önem taşıyan diasporadaki maddi ve manevi birikimin Dersim´e kısmende olsa aktarılma sorunu vardır.
Bana yansıyan kadarıyla Dersim´e millet vekili adayı gösterilen kişiler içinde bu sorunların bilincinde olan, duyarlılığını kanıtlayan, sorunlarin giderilme uğrasında her türlü bedeli gögüsleyen tek insan Sevgili Hüseyin Aygün´dür.

�Dün�lerde yaşamak kişiyi ve toplumu ileri götürmez, ileri gitmeyen de geride kalır. Bu gün CHP Hüseyin Aygün´ün kişiliğini ve cizgisini çok iyi bilmesine rağmen bizim için temsilci olarak belirliyor ve kendi kadrosunda aday gösteriyorsa yeni bir CHP ile yaşıyoruz demektir. Kaldiki bu yeni oluşumun dümeni bir Dersimlinin elindeyse ve Anadolu insanının büyük bir bölümü bu yeni oluşuma ve onun liderine umutla bakıyorsa Dersimli her insan bununla gurur duymalıdır diyorum.

Ben Dersim´e dönmek istiyorum. Büyük bedeller karşılığında edindiğim bilgi ve birikimimin en azindan bir kısmını Dersim´e aktarmak istiyorum. Benim gibi diasporaya sürülmesine rağmen yaşamın her alanında profosyonel bilgi ve birikim sahibi olan tüm özlü ve aydın Dersimlilerin temennisi bu.
Bu zeminin yaratılmasını istiyorum ve bunlardan dolayıdırki Sevgili Hüseyin Aygün´e güveniyor adaylığını destekliyorum.

İbrahim Coşkun
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-06-2011, 11:29 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

CHP’nin en "radikal" adayı


30.04.2011 - 12:03

Milletvekili aday listelerinde merkez sağ ve Ergenekon sanıklarını gösterdiği için eleştiri alan CHP’nin “en radikal” adayı Tunceli’den çıktı. Eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Dersim isyanıyla ilgili söyledikleri nedeniyle partiyle davalık olan avukat Aygün, CHP listesinden milletvekili adayı oldu. Aygün, milletvekili seçilmesi halinde “1938’in katliam olduğunun resmen kabul edilmesi” için çalışacağını açıkladı.


Milletvekili aday listesinde DYP, MHP ve ANAP geleneğinden gelen isimleri ve Ergenekon sanıklarını aday gösterdiği için eleştiri yağmuruna tutulan CHP’nin en radikal adayı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun memleketi Tunceli’den çıktı. Dersim isyanıyla ilgili çalışmalarıyla tanınan, eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ile davalık olan avukat Hüseyin Aygün, Kamer Genç’in ardından Tunceli’den milletvekili adayı oldu.

12 Haziran’da yapılacak milletvekilliği seçimlerinde CHP’nin Tunceli adayı olan Aygün, sosyalist bir gelenekten geliyor. 1938 Dersim isyanına yönelik çalışmalarına ve Kürtçe-Türkçe araştırma kitaplarına imza atan Aygün, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun davetiyle CHP’ye katıldı. CHP’li eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Dersim ile ilgili söylediği sözlerden sonra davalık olan Aygün, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun partide köklü değişiklikler yaptığına ve yapacağına inandığını belirtti. Aygün, “Değişimin bir süreç olduğunu görüyor ve elde edilen kazanımları takdir ediyoruz. Partiler yalnızca geçmişlerine göre değil, bugünkü durumlarına göre de, yalnızca içinde bulundukları sürece göre değil varmak istedikleri yere göre de değerlendirilmelidirler. CHP, önümüzdeki dönemde demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti kavramlarını AKP’den çok daha tutarlı bir biçimde savunan bir parti olacağına inanıyorum” diye konuştu.

KÜRTÇE-TÜRKÇE PROPAGANDA
Aday olduktan sonra çalışmalarına hız veren ve ilçe, köy, belde demeden dolaşan Aygün, kişisel bir internet sitesi kurarak hem Türkçe hem Kürtçe “neden CHP’den aday olduğunu” anlattı. Aygün’ün milletvekili olarak seçilmesi halinde, TBMM’de yerine getireceğini belirttiği vaatleri dikkat çekti. Aygün’ün CHP’nin programında bile olmayan radikal vaatlerinden öne çıkanlar şöyle:

. Kürt illerinde ve Dersim’de sürdürülen askeri operasyonların derhal durdurulması ve çok kültürcü ve farklılıklara saygılı bir özgürlük ve demokrasi kültürünün Kürt sorunu başta olmak üzere tüm diğer insan hakları sorunlarının çözüm mercii olarak geliştirilmesi;

. Tüm farklı inanç kesimlerinin ‘eşit yurttaşlık ilkeleri’ doğrultusunda muamele görmesi, çalışma hayatında, mülki idarede ve ticaret hayatında bu ilkelere aykırı inanç veya mezhep ayrımcılığı gibi uygulamaların giderilmesi;

. 1938'in katliam olduğunun resmen kabul edilmesi; Dersimlilerden özür dilenmesi; 1938’de idam edilen Seyid Rıza, Uşenê Seyid, Qemer Ağa, Fındık Ağa, Resik Hüseyin, Cebrail Ağa ve diğer şahsiyetlerin mezar yerlerinin açıklanması ve itibarlarının resmen iade edilmesi;

. Kayıpların, sürgünlerin, evlatlıkların isimlerinin açıklanması;

. 1938 Harekatında yakılan ve yıkılan yerleşim yerlerinin ahalisine tazminat ödenmesi; yakınları katledilen veya kendisi de katliam mağduru olan kişilere manevi tazminat ödenmesi;

. Başta Düzgün Baba olmak üzere Baba Mansur, Sarı Saltuk, Derviş Cemal Ocakları ve ibadet mekanlarının yasallaşması için kanuni düzenleme yapılması; “Dersim 1938 Katliamını Araştırma ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu” kurulması;

. Zazaca ve Kürtçe’nin eğitim başta olmak üzere tüm alanlarda kullanılması için yasal zemin hazırlanması ve özellikle Tunceli Üniversitesi’nde Zazaca ve Kürtçe ders saatlerinin artırılması ve anadillerimizde verilen derslerin sayısının artırılması.”

Tunceli’de CHP’ye milletvekilliği adaylığı için 22 kişi başvuruda bulunmuştu. Ancak aday listesine genel merkezden, 5 dönemdir Tunceli milletvekilliği yapan Kamer Genç birinci sıradan, Aygün ise ikinci sıradan yerleştirilmişti.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-06-2011, 11:30 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
JD/Dersim
Dersim Mebusu Av-Hüseyin Aygün, Kırmançki Diliyle Seslendi
CHP'de Dersim Milletvekili adayı Sayın Hüseyin Aygün bir ilke daha imza attı.
Dersim halkına kendi ana dili Kırmançki-Zazaca dilinde seslendi. Neden CHP'de Milletvekili adayı olduğunu ve Dersim'de Mebus olarak seçilip parlementoya gittiğinde neleri savunacağını dile getirdi. Sayın Aygün'ün çağırısını olduğu gibi yayınlıyoruz./JD
----------------------------------------------------------
ÇINAYRÊ CHP DE BİUNE NAMZETÊ MEBUSİYE?

Qomê mao delali, Dêsımızê qedırgırani,


Ez wazen ke, meremê zerê xo eve zonê moa xo, sıma rê arezekerine.

Pilu vato ke, her vas kokê xo sero roêno, her teyr eve zonê xo waneno.

Ma ki isonime, bınê osmêne khewi de serê hardê Dewreşi de zu rengime zu vengime.

Hardê dewreşi sero, reng u vengê bini çığaşi ke wayirê heqe u asaletiyê, honde heqa ma ki esta.

Gere ke na heqe ra kes morım mevino na heqe ma rê jede mevino. O waxt ma gere na pers xora perskeme.

Heqe u esaletê xo, kamiya xo koti kamıji meqam de biamera zon ke, alem vengê ma bıhesno. Helvet ke, ison heme ca heqa xo mudefa kerdene sero gureyêno. Hama caê esto ke, temsilkarê isoni ke uza bi, eke eve vengo de areze u heqaniyet heqa qomê xuyê mazlumi ardera zon, dina o veng ra bena xeverdare.

O meqam Parlamentowo. Parlamentoyê Turkiya de hata ve nıka vengê ma Dêsımızu eve kamiya Dêsımi coru areze temsil nêbiyo. Qetlê Dêsımi, surgınê Dêsımi, talan terisê Dêsımi eve fıkrê na waxt isoniye era zon nêamo.

Çıxaş ke gegane qalê Dêsımi biyo uza çarno tayê mesulunê binu ra, hen qeseykerdo. Çetıniya Dêsımi, tenga Dêsımi eke eve xoseriya Dêsımi era zon nêarde kes gosnêdano.

Dêsımıji xêle waxto mesela Dêsımi sero gureyênê. Ez ki eve kamiya vervekiye ra xêyle serio Dewa Dêsımi rê xızmete ken. Mekemunê Turkiya de, Mekemê Awrupa de Verfekê Dêsımi u vengê Dêsımiune. Mı ke dewa Seyd Rızay u alvozunê ey Seyidunê Dêsımi kerde ra, zofe tenu mı ra vake ke, “caverde cıra duri vınde”. Nıka dewa Dêsımi xêyle avê ama, dina de xêyle cau de dewa Dêsımi endi nasbena. Ma ke na dewa sero nêguriyêne, nêqefeliyêne, Servezirê Tırkiya Erdoğani qale “Tertelê Dêsımi” nêkerdêne.

Dewa Desim Kılite Demokrasiye Anadolia

Kılıtê Demokrasiyê Anadoliye, eve haştiye u eve zerepakiye dewa Dêsımi qewulkerdene u dırvetê Dêsımi weskerdene dero. Dewa Dêsımi teyna dewa Mamekiye (Tunceli) niya. Qoçgıriye, Çorum, Meras, Meladiya u qırrkerdena qomê mayê Anadoliye pêro dewa Desımia. Dewlete ke na tertele, surgın u qırrkerdene sero qeseykerdene qewul kerde, dırveti piştene sero guriye, tenga Mıletê Kurdi dahil her meselu u tengiye sero qeseykena. O waxt tenganiya welati sero çare saêkerdena teyna bena rete.


Tenganiya Kurdu dahil her çetıniya welati halkerdene de, gere ke her kes tenê xo bıvurno.

Eve kılmekiye Partiyê Kurdu, Partiyê Tırku, Partiyê Sosyal demokrat u Çhepçiu hata ve MHP bile gereke xo bıvurnê.

Sa Kemal Kılıçdaroğlu ke amo umumi serveriya CHP, aê de vurnayêne biyo ra. Na vurnayêne hetê Demokrasi ser asena, programê weçintena 2011 Hazirane ke ilanet kerd daha areze asa ke, CHP meyilê vurnayêne dera. Mavênê namzetunê Mebusiye tayin kerdene de

Sa Kılıçdaroğlu ra mı rê sılayiye amê. Na mordemê maê cısne rezi mıra vake ke “Uşê laaqê Anadoliye ra xız**** Demokrasi de wazen ke, tı ki wertê mebusunê CHP de Welati rê xızmete bıkerê.”

Waxtê mıno derg eke bıbiyêne, ez amêne Mamekiye, mı honde ke besekerd qomê ma kerdêne top, cıra pers kerdêne hen qerar dêne. Tek zu sewe waxtê mı bi. A sewe honde ke mı besekerd nas u dostu ra pers kerd. Pêroine mı ra vake ke, “Tı gere vengê ma Meclisê Tırkiya de berz kerê. Vurnayêna CHP de qewete Kemal Kılıçdaroğlu dê.”

1. Sa Kılıçdaroğlu mordemo de rezo, ez yinam ken ke, Tırkiya de phoştdariye ke cıdiyo podarê verê Demokrasi de darinê we. Qız bınde na podaru wedardenerê rayê bena ra, Qanunnama esasiye (Anayasa) newede vırajina.

2. Zulmê Osmanlı ra gore qomê ma dayma Cumuriyeti rê biyo phoştdar, Osmanlı ra dıme Cumuriyati coru qomê made eve ri wayişiye nianêdo. Waxtê Cumuriyeti de 88 serrio ke, sıfte zu mordemê ma amo serveriya CHP u biyo namzetê Serveziriya Tırkiya.

3. Oncia eve vatena nas u dostunê ma, heme het ra no fırsato de rındo, eve laağiya qomê maê qedırgıranê mazlumi, Dêsım Meclisê Tırkia de temsil ken. Mesuliyet u xızmete ra vozdayêne, mordemo jê Kılıçdaroğlu bê phoşti verdayêna era ma nêşikina.

Na ruval ra mı sılayiya Kılıçdaroğlu qewul kerde. İsala na rayêde Dêsım karli vejino, emegdar u mazlumê Tırkiya karli vejinê, Demokrasirê xız**** de rınde keme.

Eve esq u niaz !

Namzetê Mebusê Dêsımi

Avukat Hüseyin Aygün.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-10-2011, 04:58 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

Nazmi Doğan/ Seçimler ve Dersim'in Yeniden Katliamı
CHP, Askeriye ve diğer Türk/İslam sentezcileri soykırım güçleridir.

Kılıç sallayan devşirme Kemal, celladına tapmanın dramatik örneklerini sunmaya devam ediyor.

Irkçı-faşist-şovenist propaganda zehiri ve asimilasyondan oldukça etkilenmiş Alevi dernekleri, envay çeşit salon sosyalistleri Kemalizmin kendilerinin gerçek duruşları olduğunu, onun da kılıç sallayan Arap şeriatçısı Hz. Alinin devamı olduğunu iddia ediyor ve Kemal'in kendisinin Alevi-Kızılbaş olduğunu iddia edecek kadar ileri gidiyorlar.
Aklı başında her insan, elinde kılıçla dolaşan şimdiki cihat savaşçılarının ideolojik önderlerinden olan Arap Ali'sinin sosyal demokrasi veya Kemalizmle hangi bağlantılarının olduğunu sormadan geçemez!
Muhamet gibi Ali veya Osman da şimdiki El-kaide liderlerinin öncülleridir. Farkları sadece taşıdıkları silahlardır.
Kılıç yerini, çoktan ateşli silaha bıraktı, ama bizim cahiller onu bile iyi algılayamıyor!! Almanya'da derneğine kılıçlı Ali'yi asmakla, bir Avrupalıya, Mezoptomya ve Anadolu'da, onun atalarını neyle kestiğini hatırlatmaktan başka bir şey yapmadığının farkında mısın?
Sadece haca gitme adı altında örgütlenen ve yıllık Türkiye bütçesinden daha fazla gelir sağlayan islam hac ticareti göz önüne alındığında Suudi Bedevilerinin kılıççı Ali'ye tapmaları normalin ötesinde olağanüstü derecede önemli ekonomik politik çıkarları öngören çekirdeksel bir işlevdir.
Ama 20 milyonun üzerindeki Anadolu Alevilerinin bu cellatların yağcılığını yapmaları, bedavadan bunlara daha fazla etki alanlarının yaratılmasını sağlayan idolojik politik süreclerde yer almaları bir suçtur.
Derneklerine, başa M. Kemal resmi, arasına keskin bir kılıç (Zulfikar) ve onun yanına da eskı çağların Bin Ladin'i, Suudi Ali'sinin resimlerini asan, zamanı çoktan dolmuş devşirmeliğe özenen kör cahil topluluk halkına ihanet etmeye devam ediyor.
Kılıç'çı Kemal'e yeniden dönersek: şimdiki CHP başkanının, Alman Himler?in gestapo yöntemlerinden esinlenerek isminin değiştirilmesi insanlığın yüzkarasıdır.
Himler herkesi gaz odasına göndermiyor, çoğu muhalif Almanların ailelerini yok ederken çocuklarının alınıp adlarının değiştirilmesi ve bunların özel eğitilerek 'Hitler gençlik taburlarına' verilmesini sağlayan bir yöntem geliştirmişti.
Dersim Soykırımı döneminde ailesinden 7 kişi öldürülen ve öksüzler yurduna, daha sonra da yatılı bölge okullarına alınıp adı değiştirilen, Nazmiye nufus dairesine kayıtlı bu kişinin esas adı Hıdır dır.
Ailenin soykırım öncesinde soyadı ise söylendiği gibi Karabulut falan değildir. Soykırım arifesinde bütün Dersimlilerin ad ve soyadlarının değiştirilmesi kanunla gerçekleşmiştir.
Dolayısıyla bu aileye Karabulut soyadı da istekleri dışında verilmiştir. Hıdır isminin Kemal diye değiştirilmesi, Karabulut soyadının da Kılıçdaroğlu diye değiştirilmesi Türkiye topraklarında nasıl bir barbarlığın yaşandığını ispatlamaktan öteye gitmiyor.
Çocuk yaşta beynine yağma ve talanın, 'kafirlerin' kafalarının kesilmesinin(kılıçla simgeleniyor) kahramanlık olduğu, kendisinin esas Türk olduğu, Atilla'nın soyundan geldiği, Arap asılı Hz. Ali'den kahraman M. Kemal'e varan geleneğin devamı olduğu, Alevi derneklerine de asıldığı gibi 3 sembolü (ali-zülfükar-atatürk) entegre eden Kemal Kılıçdaroğlu isminin onu 'yabani', 'aşağılık' Kuro Dersimlilerden ayrıştıracağı sistematik olarak işlenmiştir.
Bir kere Alevi Kültüründe Kılıç sembol falan değildir. Bu Şiilerde olabilir, Aleviler ile Şiiler ise tamamıyla zıt toplumlardır. Şii İslamın 5 şartınıda yerine getirir, camii ye gider, ramazanda oruç tutar ve hacca da gider, ama Aleviler bunların hiçbirini yapmaz.
Alevilerin Arap Ali'sinin keskin Kılıçlarını asmalarının başlangıcı yeniye dayanıyor.Türk ırkçılığının yükseliş döneminde bir taktik olarak, Aleviliğin Müslümanlığın bir mezhebi olduğu ileri sürülmüş, otonomiye varabilecek hak ve toprak taleplerinin yokedilmesinin alt yapısı sağlanmıştır.
Bu idolojik-politik bir proje olarak ortaya atılmıştır. Koçgiri isyanı döneminde bu projenin ana hatları çizilmiştir.
Osmanlının dağılması ve ezilen halkların özgürlük bağımsızlık talepleri Alevi-Kızılbaş halklarının yoğunlukta yaşadığı Dersim, Koçgiri otonomisinin hala ayakta durması Kemalist Ittihat Terakkicileri korkutuyordu.
Lübnan ve Suriyede de bağmsız devletlerin kurulması, artık sıranın Anadolu Alevilerinde olduğunu ve bunların bir an önce etkisiz hale getirilmesini acil kılıyordu.
O dönemde Osmanlı padişahının en güvenilir adamı diye Anadolu'ya gönderilen M. Kemalin önündeki en önemli görev de bu idi.
Fransız veya İngilizlere tek bir kurşun sıkmadan ilk yaptığı iş Koçgiri de Kürt isyanı var diyerek İstanbul'a telegraf çeken M. Kemal yaklaşık 24 000 Aleviyi acımasızca katletti. İttihat Terakki artıkları Paşalar, Koçgiride Alevieri katlederken Padişah ve aynı zamanda onların ağababası olan İngiliz ve Fransızlara da rapor verdiler.
Çünkü, M. Kemalin bölgeye resmi olarak gönderilmesinin sebebi, İngiliz istihbaratına göre, artan başıbozuk eşkiya eylemleridir.
Yani o dönemde İngiliz ve Fransızlar için birincil konu din temelinden örgütlenen çetelerin Ermeni soykırımından ele geçirilen mal-mülkler, altın ve paraları paylaşım kavgası ve de askerlere ait yiyecek malzemelerini yağmalama hareketleridir. M. Kemal müteffikler adına sözde bu başkaldıranları kontrol altına almalıydı:
Kocgiri katliamı ile bayram etmeye başlıyan Müteffik ordu komutanları, Kemalin daha sonraki faaliyetlerini kontrol etme gereğini bile duymadılar ve böylece Kemal de bu fırsattan yararlanarak kendi çıkarları için bütün çeteleri bir araya getirmeye başladı.
Dikkati çeken diğer bir nokta ise, bu katliamdan sonra tek bir Fransız veya İngiliz askerinin burnunun kanamamasıdır. 1920 lerden 1923 kadar sadece 2 İngiliz askeri yaralanmıştır ve bu Beyoğlun da Rum kadınlar yüzünden çıkan bir kavgada olmuştur...
Koçgiride Alevilerin kitlesel imhasından 1 ay sonra M. Kemal Fransızlarla dostluk antlaşması imzaladı. Kurnaz İngilizler de onun göstermelik 'asayiş problemi', nin kamufulajını iyi kullandılar ve sınıra dayanmış Bolşevik hereketine karşı gerekli tamponu sağlayacak tek liderin o olduğunu Londra? ya bildirdiler.
İngiliz gizli arşivlerinden anlaşılacağı gibi M. Kemal hemen onların gözüne girmişdi.
Laz Topal Osmanın bu katliama çekilmesi ise ona teklif edilen Sivas, malatya, Tokat ve Erzincanın kuzey alanlarındaki Alevi mal varlıklarıdır.
İttihatçılar, Ermeni ve Rumların yokedilmesinde kullanılan yöntemi burada gene uyguladılar. Sözde topal Osman'a Lazkiye otonomisi verilecek ve Alevi Kızılbaşlardan boşalacak alanlar da onun topraklarına katılacaktı.
Mustafa Kemal 1923 yılına kadar amaçlarının 'Saltanatı ve Hilafeti kurtarmak olduğunu tekrarladı durdu' öyle yaptı, çünkü bir Türk devleti için çalıştığını söyleseydi, yanında kimseyi bulamazdı. Etrafına topladığı bütün başıbozuk çeteler (kuvvai miliye denilen eşkiyalar) yağma ve talandan başka bir şey düşünmüyorlardı.
İngiliz ve Fransız ordularını rahatsız eden bu Müslüman çeteleri bir araya getirmek için onlara kan emiciliğin sembolü durumunda olan "padişahı koruma", "halifeliği ve saltanatı yaşatma" hedefini göstererek düzenli ordu kurmaya başladı.
Padişah için savaşma, o dönemde Müslüman olmayan halkların mal ve mülklerini yağmalamayla özdeş idi. Koçgiri de kan akarken, M. Kemal bu seferde din, Müslümanlık adına Karadeniz alanında da büyük bir yağma talan hareketi başlattı. Kriminal eşkiyalardan kurulan terör çeteleri Rumların evlerini basıyor ve onları acımasıca katlederek mal ve mülklerine el koyoyorlardı.
Kemal onlara bunun " padişahın bir fermanı " olduğunu söylüyor ve çığ gibi büyüyen bu eşkiya sürüleri sayesinde kendi gücünü de artırıyordu.
Diğer yandan Osmanlıyı yöneten İngilizler M. Kemal konusunda tam emin olmak için yeni bir olayı ölçü olarak kullanmayı planladılar. TKP yönetimi M. Suphi liderliğinde Anadolu' ya geliyordu.

Bütün istihbarat M. Kemal'e İngiliz gizli servisinden aktarıldı, yani bütün bu yöneticilerin nerden hareket ettikleri ve nereye ne zaman varacakları tamı tamına ona aktarıldı. ingilizler Bolşeviklik hakkında Kemali test yapmak istediler.
Bilindiği gibi Kemal, İngilizlerin istediklerini fazlasıyla yaptı, TKP yöneticilerini sağ yakalama değil hepsini sorgusuz sualsız denizde boğdurdu. Bu olaydan sonra İngiltere Kraliyet ailesi tamamıyla ikna oldu ve artık Anadolu' nun gelecegi M. Kemal' e bırakıldı. Bu kararın sonuçları diğer Anadolu halkları için çok vahim olacaktı.
Rumlar ve Dersimliler de Ermeniler gibi feda edildi. Batı Anadolu`da bulunan Yunanlilar resmen satıldı.
Karşılığında Kemalistlerden İngiliz askerine dokunulmaması istendi ve bu aynen de böyle oldu. Rumlar'ın 3 000 yıllık vatanları olan batı- Anadoludan kovulmalarının da yolu böylece açılmış oldu.
"Kurtuluş savaşı" denilen uyduruk hikaye sonradan İsytanbul İngiliz konsolusunun da dediği gibi, "itlerin kendi aralarında ki dalaşmalarından kuvvetlinin çıkamasını bekledik..."
İşte Türk devleti denilen yapının ortaya çıkış şekli...Başta Rumlardan yanaymış gibi görünürken, M. Kemalin Anadoluda ki bütün eşkiya çetelerinden derleyip toparladığı hırsızlar kalabalığını görünce ondan yana yer aldılar. Tek istekleri ise M. Kemal'den bolşevikliği durdurmaları oldu.
Ermeni menşevikleri ile arası iyi olmayan Stalin ise o sıralarda Kafkaslar da idi. Stalin olmasaydı TC devleti gene kurulamazdı. Stalin, politik karşıtları olan menşevikleri bahane ederek Ermenileri arkadan vurdu. Böylelikle yağma ve talana gelmiş osmanlı kırıntılarının Kars, Ardahan ve Van şehirlerini de almalarına kendisi yardım etti.
Ermenilerin çoğunlukta oldukları bu şehirlerin TC devletinin ordusu diye lanse edilen bu eşkiya çetelerine devredilmesi sovyetlerin tarihlerinde işledikleri ağır bir suçtur...

İngiltereden gelen emir ile Kemal'in önü açılıyor ve birincil tehlike olan Bolşevikliğe karşı tampon bir devlet kurulması aciliyet kazanıyordu. Bu meyanda diğer konular tamamıyla arka plana geçiyor, Rum, Ermeni, Kürt, Alevi, Pontus halklarının hak ve talepleri yok sayılıyordu.

İngiliz ve Fransızlar artık M. kemal' e oynuyordu. Kemal bu fırsattan yararlanarak Anadolunun bütün yerli halklarını yok etmeye başladı. işte bu etmizlik hareketine daha sonra "kurtuluş savaşı" denilecekti.
Alevilerin esas sembollerine dönersek, bunlar genelikle doğanın birer parçalarıdır. Alevilik, sahte ideolojik poltik amaçlı projelerin yansıttığı gibi 'ali evicilik, alicilik' değil, 'alev'den gelmedir.
Bir kere bu bir dil sürçmesi falan değil, açıkça ortada olan bir şeydir. Ali başka Alevi başkadır.
Alev'e tapma is Mezopotamya toplumlarının ana kültürü olan güneş ve ateşin kutsallaşması temelindedir. Zerdüşt dini Hiristiyanlık ve Müslümanlıktan önce vardır. Bu coğrafyanın da ana kültürüdür.
Tek tanrılı dinler ve özellikle de Yahudi ve Budizm dinleri Zerdüşt inancından çok etkilenmişlerdir.
Tepeden bir devlet yaratılması için uydurulan sahte ideolojiler ile jenositleri sistemleştiren kemalist kadrolar 1928 lerden itibaren tüm alanlarda geniş ideolojik, politik çalışmalara girdiler. örneğin güneş dil teorisi saçmalığı almanya'da yükselen Nazi akımlarından esinlenerek uyduruldu.
Alevilerin mentalitede yokedilmeleri için ise Koçgiri kırımı ile temelleri atılan 'islamın bir mezhebi' şeklinde ki projesi yeniden ortaya sürüldü. Başta Şevket Süreyya Aydemir olmak üzere kadrocuların uzlaştığı bir nokta, Ermeni ve Rumlar gibi diğer kadim Anadolu milletlerinin de nihai olarak ortadan kaldırılmalarıdır.
Hristiyan dinine mensup olanların başarıyla yokedilmeleri Kemalist kadroların iştahını artıriyor ve mücadele şiddetle tırmadırılıyordu.
Dersim'den Ankara'ya çağrılan bazı ileri gelenler ya satın alınıyor veya her yol denenerek beyinleri yıkanıyordu, ama o zamana kadar Alevilerin esas çekirdeğini oluşturan iç bölgelere ulaşamıyorlardı.

Soykırım yapıldıktan sonra bütün dede, seyit ve pirler Malatyanın Akçadağ kazasında 3 aylık eğitime tabii tutuldu.

Bu eğitim ile, dedelere, sehlere ve pirlere Atatürk posterleri, Hz. Ali posterleri ve Zülfıkar resimleri verilerek köylerine gönderildiler. Tamamen beyinleri yıkanan bu sözde ileri gelenler, halka 'esas müslüman ve türk' olduklarını, islamın bir mezhebi olduklarını propoganda yapmaya başladılar.
Köylerin her tarafı Arap Ali sinin resimleri ile doldu. TC nin geri kalan Alevileri asimile etme çalışmaları sistemli eğitim çalışmaları ile periodik olarak devam etti.
Elbistan'dan Tokat'a ve Erzurum'a kadar Alevileri yaşadıkları bütün alanlardan toplanılıp getirilen bir sürü Türkçe bilmeyen insanlardan celladına tapan ucubeler yaratıldı' Alevilerin Arap Ali'sinin resimleri ile tanışmaları bu olaydan sonradır.
Alevilere kılıç resmi bu şekilde dayatılmıştır. Çünkü o dönemde Müslüman olunca direkmen Türk olunuyordu.
Yani Alevilerin 500 senelik Osmanlı hükümranlığı döneminde Müslüman sayılmamaları ve şimdi birden bire 'rütbe' almaları, Şevket Süreyya Aydemir'in de dediği gibi 'Kemalizmin bir dehasıyıdı'.
Bu proje başarıya ulaştı, hafıza kaybına uğratılan Aleviler hak ve özgürlük telaplerinden vazgeçerek düşmanlarının saflarına geçtiler.
İnönü Anılarında; 'bunların hemen hemen hepsinin okuma yazmasi yoktur, Türkce bilmezler, onları mecmua kitap ile değil, resimlerle ikna edelim yönünde bütün kadrolardan öneriler geldi, 'Onlar kendi inançlarının adına benzeyen ve 'AL' ile baslayan bizim Alevilği hemen birden benimsemedilerse de kafaları allak bullak oldu'..' der.
Dersimliler, Rum ve Ermeniler Kemalizmin ırkçı milliyetçiliğinden ve Kemalist devlet dindarlığından çok çekmişlerdir.
Kemal Atatürk dönemi Türkiye'nin en karanlık, diktatoryal dönemidir.
Ermeni, Asuri-Süryani katliamları ve milyonlarca Rumu denize döken odur. Atatürk laik değildi, demokrat hiç olmadı.
Şimdi yaşasaydı sonu aynen Mübarek, BenAli veya Kadafi gibi olacaktı...TC nin varlığı anlamına gelen Müslüman olmayanların yokedilmesi AKP'li devlet döneminde de hızında bir şey kayb etmemiştir.
Enver Paşa: 'Ermeniler olmazsa, Ermeni sorunu da kalmaz.' Çağrışım yaptınız mı? Başbakan Erdoğan ne diyor: 'Düşünmezsen Kürt sorunu yoktur.'
Birbirlerine oldukça benziyorlar, değil mi? İnsanlık Heykeli'ne 'ucube' dedi, hemen kaldırıldı. Bu davranış, Taliban'ın Buda heykellerini dinamitlemesi benzeridir.
Şimdi gene Müslüman olmayan aydınlar kurşunlaniyor, boğazları kesiliyor ve masum insanlar 'aklı dengesi yerinde olmayan' genç Türklerin saldırı hedefi olmaya devam ediyor.
Ama ne hikmetse bu 'akli' dengesi yerinde olmayan genç Türkler hiç bir cami imamını rahatsız etmiyor sadece Müslüman olmayanları öldürüyorlar!?!
Varlığı yağma ve talana dayanan dejenere olmus capulcu Anadolu guruhu, ırkçılık üzerine inşaa edilen Kemalist devletin çağdaşlaşmasını isteyenlere kuşkuyla yaklaşıyor. O 'Devlet yıkılırsa ben ortada kalırım' sendromundan hala kurtulmuş değil.
Yani kendisine Türk diyen ama genetik olarak Anadolunun Türk olmayan eski yerlilerinin genetiğini taşıyan bu halkın yüzde doksanı hala onun parazitliğini garantileyen bu yabani varlıktan yana, yani kan emici askerci-çeteci.
Seçimini kendi refahına ve geleceğine göre değil, devlet dediği ve tam ne anlama geldiğini kavrayamadığı, silah ve kanla algıladığı gücün bakiyesi ve onun devamlılığına göre yapıyor. Bu açıdan tercihi mevcut yağma ve talanın bekçisi olan devleti temsil eden partilerden yana olacaktır.
AKP, CHP, MHP ve diğer devlet partilerinin aday listelerine bakmak yeterli. Bu partilerin adayları ya çete, ya hırsız, ya dolandırıcı ve ellerinde insan kanı var.Aralarına serpiştirdikleri 'Demokrat' gömlekliler ise sadece işin aşentiyonu.
AKP, CHP ve MHP bu sahte maskeleriyle sadece toplumu daha derin kaoslara sürükleyeceklerdir.

Dersimliyi kandıramıyorsan toplumda bir yere gelmiş birilerini ne pahasına olursa olsun satın almak. Bu gün AKP veya CHP saflarında yer alan 'Ünlü' Zazalar acaba hangi hesapları sonucu oradalar. Kendi kimliği ve kültürü için mücadele eden birinin Dersim soykırımını yapmış bir kimliğin ve kültürünün yanında ne işi olabilir ki?

CHP DERSİM 38 SOYKIRIMINI YAPTI
CHP'nin şovenizm, ırkçılık ve faşist politika ve pratiği oldukça açık ve net bir biçimde kör gözlerin bile göreceği kadar orta yerdedir.
Sırf Dersim Jenosidi konusundaki faşist, soykırımcı, şovenist yüzü değil aynı zamanda Ermeni, Kıbrıs, Balkanlar, Kafkaslar, Azerbaycan vs gibi bir çok sorunda MHP'yi aratan taktik adımları ile söylem ve pratikleri tam bir gerçek kimliğine, sözde cumhuriyet kurucu kadrolarının da ruhuna uygun bir yere geldi.

Aslına bakarsanız kendisine zoraki giydirilmiş sözde sosyal demokrat kimliğin de reddi de olsa; tam ve kesinlikle düzenin en önemli çekirdek örgütüdür. Kılıç sallayan devşirme Kemal celadına tapmanın en dramatik örneklerini sunmaya devam ediyor.
Kemalistler laik değildirler. Onlar öncekilerin yarım bıraktığı politikayı hayata geçirmeye çalışmışlardır. Savaş esnasında ana slogan: "padişahı koruma", "halifeliği ve saltanatı yaşatma" idi.
İslam adına cahil cuhul kan emici Müslümanları bir araya toplayan Kemalistler, 1925'te Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Aleviliği resmen yasaklamış, buna karşılık İslamı da resmi din yapmışlardır. Diyaneti kuran Kemal' in bizat kendisidir. 12 Eylül cuntacıları da Kemalizm adına türk islam sentezini TC nin ana ideolojisi yapmadılar mı?
Kemal Kılıçdaroğlu hemen hemen bütün seçim konuşmalarında bu konuya ilişkin soru geldiğinde 'Biz Atatürk ne yaptıysa onu savunuyoruz.' demeye devam ediyor. Utanmadan soykırımı haklı gösteriyor, taptığı celladın yaptığına aynen sahip çıkıyor.
Gerçekte olan, ırkçı CHP'nin kendi kimliğine dönüşü ya da boyanın dökülüp altta gerçeklerin çıkması vardır.
CHP İttihat terakkinin devamıdır. Ermeni soykırımı, Rum soykırımını ve Anadoludaki diğer yerli hakların yokedilmesi sürecini ilerleten bir akımın devamıdır: 1880 lerden beri başlatılan temizlik hareketlerini yöneten bir partinin mirasçısıdır.
Soykırıma uğradığı halde sürgündeki milyonlarca insanı bu soykırımı hak etmiş gibi göstererek, ortada bir isyan ya da 'terörizm' varmış gibi havalar yaratıp, yeni soykırımlara zemin hazırlayan neo faşist CHP zamanını tamamlamıştır.
O gün iktidarda olan kurucularının, bugünkülerden zerre kadar farkları yoktur ve kesinlikle aynıdırlar. Dersimlilerce farklı algılanması, korkunun hükümranlığında gerçekleri bile ters yüz edecek bir asimilasyonla celladın mentalitesini kabullenmek trajik bir olayıdır.
ALEVİ KİTLELERİ CELLATLARINA TAPMA DEĞİL,
DİĞER BÖLGE HALKLARI İLE BİRLEŞMELİ
VE
YENİ BİR DEVLETİN KURULUŞU İÇİN MÜCADELE ETMELİDİRLER.
Kürdistan devletinin kurulması bölge halklarının ağır baskı ve zulümden kurtarılması için somut bir seçenektir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika da başlayan halk hareketleri Türkiye toprakları içinde yer alıp da hiçbir özgürlük va haka sahip olamayan Kürt, Laz, Alevi ve Çerkezlerin bir an önce harekete geçmelerini zorunlu kılıyor.
Cahiliğin en yüksek olduğu Yemen ve Mısırda halk toplu ayaklanmışken Türkiye de insanların korku içinde celladına tapmaya devam etmesi ve hiçbir hak talebinde bulunmaması şizofrenik bir ruh haline tekabul ediyor.
Kürtlerin ise dil, vekil, tabela,demokratik toplum gibi safsatalarla zaman kaybetme yerine, tam bağımsızlık için harekete geçmeleri gerekiyor.
Türkiyede ki devlet Libya ve Yemen den daha kötüdür. Mısır halkı milyonlarcası ile ayaklanıp demokratik haklarını isterken, kendisine Türk diyen hiçbir unsur en ufak bir hak talebinde bulunmuyor. Bunların oluşturduğu hiçbir yapı rasyonal olamaz ve Kürtlerin de bunlardan alacakları veya verecekleri bir şey olmamalıdır.
Artık zamanları bitmiştir. Türk devleti denilen oluşumun sonu gelmiştir.
Alevi olsun, Laz olsun bütün Karadeniz ve kuzeydoğu Anadolu halkları Kürtlerle aynı kaderi paylaştıklarını bilmeli ve harekete geçmelidir. Bu köhne yapıya son vermenin şartları artık olgunlaşmıştır.
Sevgi ve Selamlarla
Nazmi Doğan
Mayıs 2011

__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-11-2011, 01:23 AM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

Tunceli Korucuları

Can KASAPOĞLU

’Dersim’de Yas, Tunceli’de Sevinç’ yazımıza bir çok çevreden farklı tepkiler geldi ve gelmeye devam ediyor.
’Dersim-Tunceli ayırımı yapmayın’ diyenlerin yanısısra ’Dersim asla Tunceli olmayacaktır’ diyenlerin çok çok daha fazla olduğunu belirtmeden geçmek olmaz..
Burada hem Dersim ve hemde Tunceli çevrelerinden tepkiler üzerinde durmayacağım. Demekki bir ’Dersim-Tunceli’ realitesi, yani ‘Tunceli olmayı kabul edenler ile Dersim’de ısrar edenler var.. .
Bize, ‘Dersim’i bölüyorsunuz’ diyenler sosyolog İsmail Beşikçi’nin Belge Yayınları’ndan çıkan ‘Tunceli Kanunu (1935) Ve Dersim Jenosidi’ kitabina ve daha bir çok ‘Genelkurmay’ kaynaklı (açık-gizli) belgelere bakabilir.

Bu belgelerdende anlaşılacağı üzere Dersim’in nasıl bölünüp-parçalandığını ve neden ‘Tunceli’ olması gekektiği hiç bir kuşkuya yer bırakmaksızın açık seçik izah edilmektedir. .

Yıllardır süregelen soykırım, sürgün, asimilasyon ve inkar, yakıp-yıkma, hem Dersim coğrafyasını tar-u mar etti ve hemde Dersim insanında trajedilere sebep oldu.
’37-38 Dersim Soykırımı, Yaşananlar ve Devletin Rolü’ ile gündeme gelen tartışmalarda tanıkların anlatımları ve belgesel-filmler bu trajedinin boyutlarını açıkça göstermiyormu?
Dolayısıyla Dersim’i lime-lime ederek bölüp parçalamak, Dersim değerlerini, Kimliğini, İnancını ve kültürel zenginliğini yok edenler ve Dersim’i ‘Tunceli’ yapanlar bellidir.

‘Dersim’i neden ve kimler nasıl böldü, bölüyor?’ sorusunun adresi ve muhatabı Cumhuriyet ve onun ilel-ebet bekçisi konumunda olan CHP zihniyeti, anlayışı ile kurmaylarıdır.
Bu soru, başta CHP olmak üzere benzeri çevrelere cevabı alınıncaya dek sorulmalıdır.
Helede Dersim Soykırımı’nın tartışıldığı, soykırımın uluslararası mahkemelere götürüldüğü ve 12 haziran seçimleri arifesinde bu sorular önemli ve haklı olarak yüksek sesle sorulmalıdır.
Bir başka deyişle, ’37-38 Dersim Soykırımı, Yaşananlar ve Devletin Rolü’ yerine ‘CHP’nin Rolü’ sorgulanmalı, sorulmalıdır çünkü CHP eşittir devlettir ve olayların içindedir...
Bütün bu olgular orta yerde duruyor iken ‘bölmeyin’ demek pekte gerçekçi görünmüyor.

Örneğin Pülümür kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren 7 HPG gerillası için başta Dersim olmak üzere, Hakkari-Yüksekova’dan İstanbul’a, Kürdistan’da ve Türkiyenin bir çok metropolünde yas ilan edildi ve askeri operasyonlar kınandı, protesto gösterileri oldu.
Kürtlerin yanısıra Türkiyeli devrimciler ve insan hakları savunucuları bu olayı mahkum etti.
Her zaman olduğu gibi gerilla cenazeleri ise ordan oraya götürülülerek aileleri cezalandırıldı..
Ancak bu olayda önemle üzerinde durulması ve irdelemesı gereken çok önemli bir nokta var.
Haber aralarında şöyle bir cümle gçiyordu. ’Pülümür kırsalında 7 HPG’linin yaşamını yitirdiği operasyona ’Pülümür’den 30 Korucu’ katıldı...’
Düşünebiliyormusunuz?
’Pülümür’den 30 Korucu!!’
Kimin korucusu bunlar, kimi kime karşı ve hangi meşrutiyetin adına bu soysuzluğa soyunmuşlar dersiniz?
Pülümür halkının tepkilerine rağmen bunlara silah verenler, verdirenler kimlerdir, hangi mantık, hangi siyaset ürünüdür sizce?

Kızılbaş-Alevilikte varmıdır böyle bir şey?
Dersim insanı, tarihinin hiç bir döneminde başkasının korucusu olmamıştır..
Aç kalmıştır, susuz kalmıştır yine olmamıştır, biyat etmemiştir.
Öyleyse bazılarınca hala anlaşılmak istenmeyen mesele nedir?
Hemen belirtmek gerekirse bunlar Bunlar Dersim’i değil Tunceli’yi korumaktadırlar.
Bu tutum ve davranışlar ise Dersim insanına ve inancına göre ’Düşkünlük’ sayılmaktadır.

Şimdi, 2009 yerel seçimleri sonrasında ’Pülümür’de 30 Korucu’ olayının perde arkası nedir?
Koruculuk sisteminin halk arasında kutuplaşmayı getireceğini dile getiren ismini vermek istemeyen bir korucu yakını, 'Pülümür'de son 50 yıldır halk, büyük bir asimilasyon politikaları ile karşı karşıya. Ekonomik olarak sıkıntı yaşayan insanların zafiyetinden yararlanmaya çalışılıyor. Şuan akrabalarıma silah vermişler her ne kadar bunu yoksulluktan dolayı kabul etmişlerse de aslında bu devletin Kamer Genç'in eliyle yapılması istenen bir ayırımcılık ve kutuplaşmanın sonucudur. Kendi akrabalarımıza karşı bir güvensizliği yaratma çabalarının sonucudur. Güvenlik 27 kişiyle yapılacak bir durum değildir. Bu insanlara yardım etmek istiyorlarsa ellerine bir süpürge koysunlar en azından kan üzerine değil emek karşılığında kendilerini geçindirsinler' diye belirtmektedir.

Şimdi yine birileri kalkıp, ’Kamer beye dil uzatmayın’ diyecektir ancak yukarıdaki belirleme görüldüğü üzere bize ait değildir ve ıspatlı-delilli bir açıklamadır.

Yine bir başka açıklamada ise, ’Sınır hatları, Diyarbakır kırsalı vb yerler hariç bölgede onbin civarında mayın bulunan yer Dersim bölgesidir’ denilmektedir.

Şimdi sizce sormak gerekmezmi ?
25 yıllık parlamenter hayatınızda acaba kaç kez ’37-38 Dersim Soykırımı’ ile ilgili soru önergesi verdiniz ?
Yapılan onca çağrıya ve ateşkes kararlarına rağmen kaç kez, ’Çatışmalar dursun, askeri operasyonlar yapılmasın’ dediniz?
Meclisın her oturumunda gündem olan davranışlarınızdan hangisi ’Dersim ile ilgiydi veya Dersim mayınlardan temizlensin’ şeklinde oldu ?
’Dersim’in adı iade edilsin’ dedinizmi hiç ?

Ve Daha düne kadar "Soykırımcı CHP" diye (sözde) yüklendiğiniz bir partiden ne olduda aday oldunuz? ‘Milletvekili olduğunuz kentin, mensubu olduğunuz CHP ile ilişkisi ve bağlantısı hangi tarih
lerde nasıl olmuş’ konusunu merak edip, rahmetli sayın genel başkanlarınıza sordunuzmu hiç?
‘İki yıllık Pülümür korucuları acaba Dersim dağlarında kaç can’ın kanına girdi, kaç sivili, kaç öğrenciyi, kaç kadını taciz etti’ merak edip bir araştırma yaptınızmı hiç?
Dersim dağlarında iki ayı aşkındır askerler tarafından kullanılan napalm gazı için soru önergesi verdinizmi?

Hayır vermediniz.

Yapmadınız, ver(e)mediniz, sormadınız, görmediniz, duymadınız ve düşünmediniz..
Soranlara, yapanlara, düşünenlere, gören ve duyanlara ise ‘gülüp’ geçtiniz..

Neden ve kimin adına bunları yaptınız ve yapmadınız, açıklamadınız?

Açıklamadınız çünkü yaptıklarınız Tunceli, yapmadıklarınız ise Dersim adına idi..

Dolayısıyla Dersim veya Tunceli meselesi konusunda, koruculuk veya ‘Tunceli politikaları’ ile ilgili konularda (kapalı kapılar arkasnda olsa bile) bu saatten sonra hic kimse kimseden bir şey saklayamaz artık.

İster Tunceli-Ankara hattında, ister ‘korucu’ olarak Pülümür dağlarında ve isterse 12 Haziran seçimleri öncesi Dersim sokaklarında olsun, takke düşmüş ve kel görünmüştür artık..

Bu vb anlayışların tamamı, yani Dersim'e 'Dersim' dememenin ve 'Tunceli'de ısrarın bir bütün olarak adı ’Tunceli korucuları’dırlar.

Bu koruculuğun bir ayağı Tunceli, bir ayağı ABD, bir-kaç ayağı Avrupa ve elbette Ankara’dadır.
Bütün dertleri ise ‘Dersim’i Tuceli’leştirmektir..

Yani Pülümür’de korucu katliamı 'Tunceli koruculuğu'nda ısrarın bir sonucudur.
Bu noktada sevgili Ferhat Tunç,un ‘Devletin partisi olan CHP’nin soykırım operasyonun ismi olan Tunceli’yi bize dayatmasını asla kabul etmeyeceğiz’ demesi çok önemlididr..

Çünkü Dersim, zorba-kanunla bölünüp-parçalanmaya itiraz etti ve ediyor, redediyor..
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-12-2011, 11:39 PM   #9
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

Kamuoyuna/
Dersimlilere Zorunlu Açıklama
"Seçime CHP adayı olarak girdiğim günden beri “Kürt”, “Yurtsever” veya “Ulusalcı” olduğunu ileri süren"
-------------------------------------------------

Dersimlilere Zorunlu Açıklama

Seçime CHP adayı olarak girdiğim günden beri “Kürt”, “Yurtsever” veya “Ulusalcı” olduğunu ileri süren bir takım internet sitelerinde ve sanal ortamda hakkımda akıl dışı ve ahlaksızca bir kampanya sürüyor.
Bu kampanya bugün iki günlük gazetenin gerçek dışı ve hayali haberleriyle doruğuna ulaşmıştır.
Söz konusu gazeteler ve haberi imal edenler hakkında bugün itibarıyla yasal işlem başlatılmıştır.
Dersimlilere ve kamuoyuna zorunlu olarak duyurulur.
Saygılarımla. 11 Mayıs 2011
Avukat Hüseyin Aygün
CHP Dersim Milletvekili Adayı
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-16-2011, 10:56 PM   #10
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Hüseyin aygün, dersim, chp buluşmasi elim bir kaza olsa gerek!

Dersim Seçimleri Geleceğimizde Belirleyici Olacaktır

Başbakan bu yıl, "Tunceli'yi de alacağız" deyip, devletin Sünni-baskıcı karakterini ifade ederken, CHP de devletin bir başka yüzü olan Kemalist-katliamcı karakterini ifade ediyor. Son tahlilde ikisi de devleti temsil eden bir safta buluşuyorlar.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
dogru_ergin@hotmail.com

İstanbul - BİA Haber Merkezi
16 Mayıs 2011, Pazartesi


Türkiye, yaklaşan seçimlere kilitlenmiş durumda. Yeni bir anayasa tartışmalarının, Kürt sorununda çözüm ve barışın kendini dayattığı bir süreçte gerçekleşecek seçimler, geleceğimiz açısından önemli bir yerde durmaktadır.
Seçimlerin bir başka yönü ise, Türkiye'deki güç odaklarının nasıl bir hesaplaşmaya gireceğidir. Kemalist statüko ile yeni filizlenen liberal-muhafazakar AKP statükoculuğu seçimler sonrası Türkiye'sinin hesaplarını yapıyor. Bu hesaplaşma içerisinde, etkin olamayan demokratik sol güçlerin boşluğu, müthiş bir dinamizmle yürüyen Kürt hareketinin çabalarıyla giderilmeye çalışılıyor.
Bütün bu hesapların içinde Dersim seçimleri daha önemli bir noktada duruyor. Yüreği Dersim için atanlar açısından Dersim seçimleri farklı bir hesaplaşmanın konusu olacaktır. Dersim seçimlerini farklı kılan şey; onun geçmişinden, toplumsal karakteri ve mücadele içerisinde oynadığı önemli rolden kaynaklanmaktadır. Dersim, egemen, sömürgeci anlayışın asimilasyon ve katliam politikaları ile teslim alamadığı bir coğrafyanın adıdır. O yüzden de Dersim, direniş ile anılır.
Dersim direniş ile anılırken, kendi içerisinde acının, ihanetin, teslimiyetin de öteki adı olmuştur. Bu nedenle de Dersimli olmak ve Tuncelili olmak arasında farklı bakış açıları ve algılamalar vardır. İşte bu seçimler, aslında farklı politikalarla sonlandırılmaya çalışılan Dersim'in direniş kimliği ile Tunceli teslimiyet kimliğinin mücadelesi olacaktır.
Seçimlere giderken kendini Tuncelili görenlerin safı bellidir. CHP'sinden AKP'sine kadar "Tunceliliyim" diyenler bir cephe oluşturmuştur. Bu cephede en temel karakteristik özellik, geçmişin acılarını, direnişini, zengin kültürünü görmeden, Dersim kimliğini egemen olan Türk kültürüne yamama çabasıdır. Bu yönüyle CHP ve AKP farklı gözükse de özünde birdirler aslında.
Başbakan bu yıl, "Tunceli'yi de alacağız" deyip, devletin Sünni-baskıcı karakterini ifade ederken, CHP de devletin bir başka yüzü olan Kemalist-katliamcı karakterini ifade ediyor. Son tahlilde ikisi de devleti temsil eden bir safta buluşuyorlar. Aralarındaki kayıkçı kavgası, söz konusu olan Dersim'in devrimci, Kızılbaş, Kürt kültürü olunca bir anda duruluyor.
Kamer Genç'in: "Ne Kürdü kardeşim, biz farklıyız" demesiyle, Erdoğan'ın: "Tunceli bizim parçamızdır" demesi arasında fark var mıdır? İkisi de inkârcı, ikisi de katliamcı karakteri temsil ediyor. CHP'li Öymen, Meclis'te Dersim katliamını överken, onu alkışlayan Tuncelili Kılıçdaroğlu değil miydi? Lafın özü, Cihan Açıkgöz, Kamer Genç ve Hüseyin Aygün aynı zihniyetin parçalarıdır. Bu topraklarda doğmuş olmaları bir şey değiştirmiyor. Zihniyet "Tunceli" zihniyetidir. Yani Kemalist-katliamcı ve inkârcıdır.
Tunceli zihniyetini karşısında ise bu toprakların özünü savunan, kimliğini, kültürünü, direnişini savunanların oluşturduğu Dersim Cephesi vardır. Ferhat Tunç ile temsilini bulan Dersim'in devrimcilerinin, demokratlarının, ilericilerinin buluştuğu cephe, bir hesap sorma, geçmişine sahip çıkarak özgürleşen Dersim, özgürleşen Kürt-Ermeni-Alevi, özgürleşen emekçi-yoksul, özgürleşen Türkiye mücadelesi cephesidir.
Bugüne kadar Dersim kimliğine sahip çıkma pahasına bedel ödemekten çekinmeyen, halkının yanında durmayı en büyük değer kabul eden, her yerde Dersim kimliğinin ve kültürünün yılmaz savunucusu olmuş, bu anlamda halkın sanatçısı olmayı hak etmiş Ferhat Tunç, şimdi de halkın vekilliğine soyunuyor.
Ferhat Tunç'un Kamer Genç ve Hüseyin Aygün ile mücadelesi, aslında geçmişin bir devamıdır. Seyid Rızaların, Alişerlerin, Şahan Ağaların Rayber'le mücadelesi neyse, bugün yaşanan da aynı tarihin bir tezahürüdür. Rayber'i temsil etmekte beis görmeyen Genç ve Aygün'ün karşısında, değerlerimiz olan Seyid Rızaların, Şahan Ağaların, Fındık Ağaların yolunu süren, onlara layık olmaya çalışan Ferhat Tunç'un mücadelesinde her Dersimlinin saf tutması oldukça önemlidir.
Her Dersimli safını bu kıstaslara göre belirlemelidir. Verecekleri oyla seçecekleri temsilcinin hangi değerlerin temsilcisi olduğunu unutmamalıdır. Rayberlere karşı bitmeyen Seyid Rızaların direnişi, bugün de sürüyor. Tercih sizin, ya Rayber geleneğinin, zihniyetinin temsilcisi olan AKP, CHP yani Kamer Gençler, Hüseyin Aygünler ya da Dersim'in kendisi, özü olan, Alişerlerin direniş geleneğinin, süreğinin, yolunun devamcısı olmaya çalışan Ferhat Tunç.
Verilecek karar ya kendi özlerini temsil eden Ferhat Tunç'u Meclis'e taşıyacak ya da katliamcı, inkarcı çizginin temsilcileriyle adım adım yok edilmeye çalışılan Dersim'in cellatlarına yarayacak.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
aygün, bir, buluşmasi, chp, dersim, elim, gerek, hüseyin, kaza, olsa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dersim dersim cafer solgun dersim tarihi üzerine denemeler Mahmut Halil CAN KİTAP TANITIM YAZILARI 4 11-14-2010 05:20 PM
Solcuların okuması gerek Mahmut Halil CAN SOSYALİZM VE KOMÜNİZM ÜZERİNE EĞİTİCİ YAZILAR 0 06-28-2009 03:52 PM
Hale Özgür Kıyıcı / İki elim daima yakalarında olacak Mahmut Halil CAN TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ 0 08-30-2007 04:57 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:40 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,