![]() |
|
|||||||
| TÜRKİYE KOMÜNİST VE DEVRİMCİ HAREKETİ Türkiye'de Komünist devrimci hareketin durumu ve tarihi ile ilgili aktarımların paylaşılacağı alan |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
Tuzla yeni cinayetlere gebe!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (23.08.09) – Tuzla Tersaneleri'nde dün yaşanan yangın gereğince alınmayan güvenlik önlemlerini bir kez daha gündeme getirdi. Tersane İşçileri Birliği Derneği'nin (TİB-DER) konuyla ilgili açıklamasını sunuyoruz... Tuzla yeni cinayetlere gebe! İşçi sağlığı ve güvenliğinin esamesinin okunmadığı Tuzla tersanelerinden her gün yeni bir iş “kaza”sı haberi geliyor. Daha birkaç gün önce Şahin Çelik Tersanesi'nde çalışırken iskeleden düşen Lezgin Özdemir isimli işçi halen yoğun bakımda tutuluyor. 22 Ağustos günü de bir ‘iş kaza’sı haberi ÇEKSAN Tersanesi'nden geldi. Saat 14.00 sularında ÇEKSAN Tersanesi'ne tamir için gelen gemide yangın çıktı. Elektrik tesisatının kısa devre yapmasından kaynaklı olarak etrafta bulunan yanıcı maddeler tutuştu. Çıkan yoğun dumandan etkilenen 4 işçi zehirlenerek GİSBİR Hastanesine kaldırıldı. Salih Barutçu(22), Mehmet Baştemir (45), Noman Kaçar (26) ve Bayram Güdür (33) isimli işçilerin sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Tamir için gelen gemilerde yağ ve patlayıcı gaz kalıntıları önemli oranda bulunur. Dolayısıyla burada herhangi bir patlamanın olmaması önemli bir şanstır. Mesele burada diğer tersane patronlarında olduğu gibi elektrik tesisatını kontrol etmeyen ve yenilemeyen Tersane Patronu Murat Bayrak’ın aşırı kar hırsıdır. Murat Bayrak aynı zamanda Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Başkanıdır. Geçtiğimiz yıl Çalışma Bakanlığı müfettişleri bu tersanede denetleme yapmış ve bazı eksiklikler tespit etmişti. Bu eksikler içerisinde elektrik tesisatıyla ilgili kısım da vardı. Ancak ‘eksikleri tamamladığı’ gerekçesiyle 3 gün sonra tersane yeniden açılmıştı. Eksikliklerin ne derece tamamlandığı bu ‘cinayet teşebbüsü’nde de görülmüştür. Aynı zamanda devletin bu kurumunun işçi ölümlerini önleme noktasında ne kadar ‘hassas’ olduğunu da görmüş olduk. Bu güne kadar denetlemeler ve cezalardan sonra yaşanan onlarca ölüm bu hassasiyeti açıkça ortaya koymaktadır. Devlet de tersane patronları da işçileri ve kamuoyunu oyalayan oyunlardan vazgeçmelidir. Tuzla tersanelerinde yaratılan cinayetlerin birinci derecede sorumlusu onlardır. İşçi sağlığı ve işçi güvenliğine yeterli kaynak aktarılmalı, ölümler derhal durdurulmalıdır. Aksi halde tersane işçisinin öfkesinden kurtulamayacaklar. Tersane İşçileri Birliği Derneği (TİB-DER)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (08-25-2009) |
|
|
#12 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
İzmir'de kampanya sürüyor!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (23.08.09)- Direnişçi işçilerle dayanışmak için başlattığımız kampanyamızın çalışmaları devam ediyor. Kemeraltı, Karşıyaka, Çiğli’den sonra imza masamızı 21 Ağustos günü Güzeltepe mahallesinde açtık. Mahalle halkına direnen işçilerle dayanışmanın öneminden bahsettik. Çoğu insan Kent AŞ direnişini bildiklerinden imza masamıza desteklerini sundular. Ajitasyon eşliğinde 1000 bildiri dağıttık. 22 Ağustos günü de Küçük Çiğli mahallesini kapı kapı dolaşarak bildiri dağıtıp, imza istedik. Mahalle halkının direnişlerle ilgili pek bilgilerinin olmadıklarını gördük. Bizlerde direnişte olan işçilere anlattık, neden direnişlere sahip çıkmak ve destek olmak gerektiği üzerine sohbet ettik. Bu mahallede yaklaşık 200 imza topladık. İmza masalarımızı açmaya ve yapacağımız dayanışma etkinliğine işçi ve emekçileri çağırmaya devam edeceğiz. Kızıl Bayrak / İzmir
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (08-25-2009) |
|
|
#13 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Seyhan Belediyesi’nde yaşanan işten atmaların gösterdikleri
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İşçi sınıfı örgütlüyse her şey, örgütsüzse hiçbir şeydir! Adana’da Seyhan belediyesinde Miray Temizlik bünyesindeki temizlik ve sinekle mücadele işkolunda çalışan 1.050 işçi ve Parla Peyzaj bünyesindeki Seyhan Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan 150 işçi 31 Temmuz günü işten çıkartıldılar. İşten çıkartmaların gerekçesi olarak da Seyhan Belediyesi’nin küçülmesi gösterildi. Alınan karara göre işten çıkarmaların ardından belediye işleri 438 kişilik bir kadro tarafından gerçekleştirilecekti. İşten atılmaların yaklaşık bir buçuk ay önceden bilinmesine rağmen bu konuda güçlü bir hazırlık yapılamamış olması, işçilerin var olan örgütsüzlükleri, işçilere öncülük yapabilecek ileri işçilerin tam da bugün işten atılan işçilere dayanılarak 2006’da tasfiye edilmeleri, sendikanın bu konuda tamamen işçilerden uzak durması, bu güne gelen yolu düzlemiş oldu. Bugünü önceleyen süreç 2006 yılında haklarını alamayan belediye işçilerinin örgütlenme ve direnişe geçmeleriyle başladı. O dönemde oldukça kötü koşullarda çalışan belediye işçileri buna karşı örgütlenme arayışına girmiş ancak TİS döneminde belediye yönetimiyle arasını bozmak istemeyen sendika tarafından ortada bırakılmışlardı. Bunun sonucu olarak direnişin başını çeken ve bu direnişte yer alan yüzlerce işçi kapı önüne konuldular. Bu aynı zamanda saldırılar karşısında bir duruş sergileyecek ileri unsurların da belediye bünyesinden tasfiye edilmesi demek oldu. Bugün işten atılan işçilerin bir kısmı da o dönem işten atılan işçilerin yerine işe alınmış ya da atılmalar karşısında sessizce beklemişlerdi. Hatta bir kısmı AKP kontenjanından işe alınmanın, seçimlerde AKP çalışması yürütmüş olmalarının ve AKP’li olmanın kendilerini koruyacağını sanmanın getirdiği çarpık anlayışla direnen işçilere saldırmıştı. Ancak dün direnen işçiler karşısında tam bir umursamazlıkla hareket eden işçiler bugün kapı önüne konulmuş oldular. Bu yaşananlar bir kez daha işçilerin sınıf kardeşleriyle birleşmek yerine kendi düşmanlarına hizmet ettikleri ölçüde, aslında kendilerini vurmuş olacaklarının da somut bir göstergesi oldu. Nitekim kendileri işten atıldıklarında yaşadıkları hayal kırıklığını defalarca ifade etmiş AKP’li belediye başkanının kendilerini aldattığını iddia etmişlerdir. İşçilerin direnişe geçmesini engellemek isteyen taşeron firmalar ve belediye yönetimi son ana kadar çıkarılacakların listesini açıklamayarak işçileri bir bekleme havasına sokmayı başardı. Birçok işçi kendisinin atılmayacağı umudu ve harekete geçerse de işten atılacağının kesinleşeceği korkusuyla harekete geçmekten uzak durdu. Bu durum aynı zamanda önden gerçekleştirilecek bir çalışmayla saldırının boşa düşürülmesi ihtimalini de ortadan kaldırmış oldu. Bu süreç içinde işçiler burjuva partiler ya da belediye içindeki kişiler üzerinden kendilerine torpil bularak işte kalmanın yollarını aramışlar ve kendi kurtuluşlarını bir kez daha sınıf düşmanlarına sığınmakta aramışlardı. Bunun doğal sonucu da işçilerin bu boş hayallerinin 31 Temmuz gecesi işten çıkartılmaları oldu. Zira belediye meclisinde temsil edilen tüm partiler bu saldırının bir parçası ve suç ortağı olmuşlardır. Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk’ün tüm meclis üyelerine 5’er adet kontenjan işçi alma sözü vermesi, geri kalan sayının ise başkan yardımcılarına AKP, MHP ve CHP il ve ilçe teşkilatlarına dağıtılması işçilerin nasıl bir oyunla karşı karşıya kaldığını da gösteriyor. Düzen partileri tam da kendi konumlarına uygun davranmış ve işçiler karşısında tek vücut olmuşlardır. Bu nedenle de işçilerin harekete geçtikleri süreç içinde normal koşullarda sürekli dalaşan bu partilerden göstermelik de olsa bir ses çıkmamıştır. Seyhan Belediyesi’nde belediye meclis üyeleri bulunan DTP’de işten atma saldırısına sessiz kalarak ,diğer partilerle aynı konuma düşmüştür. Tüm sıkıntılara rağmen bazı işçiler bir araya gelmiş ve yapılabilecekler konusunda ortak hareket etmeye çalışmışlardır. Bu işçilerin önemli bir kısmı avukatlara gidip dava açmaya hazırlanırken bir kısmı da sendikaya başvurarak destek istemişlerdir. Ancak Genel- İş 2006’da olduğu gibi işçilere üye ve kadrolu olmadıkları gerekçesiyle sahip çıkmamıştır. Bu durum zaten örgütlülükleri olmayan işçileri daha da zor durumda bırakmış ve yenilgiyle sonuçlanacak yolu ören taşlardan biri olmuştur. Zaten 2006’daki süreçten kaynaklı olarak sendikaya karşı güvensizlik taşıyan işçiler sendikanın bu tutumu üzerine mücadele azimlerini de önemli ölçüde kaybetmişlerdir. Ön sürecine bu şekilde gelinen işten atma saldırısı karşısında ilk tepkiler daha çok refleks biçiminde gelişmiştir. Seyhan Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde çalışan işçilerin 2006’daki saldırıdan etkilenmemiş olması ve burada çalışan işçilerin nispeten daha hazırlıklı olmaları nedeniyle burada ilk elden bir eylem yapılabilmiş hatta birlikteliğin sağlanabilmesi amacıyla temizlik işçilerine temsilci dahi gönderilebilmiştir. İlk eylemin ardından yine burada çalışan işçilerin inisiyatifiyle çarşı merkezinde geniş katılımlı bir eylem yapılması kararı alınabilmiştir. Bunun karşısında temizlikte ise hareketlilik işten atılacakların listelerinin asılmasından sonra başlamıştır. Atılan işçiler şantiyede toplanmış, giriş çıkışları kapatmışlar, ancak ne yapacaklarını bilmedikleri, herhangi bir örgütlülükten yoksun oldukları için kendiliğinden başlayan eylem aynı şekilde kendiliğinden sönümlenmiştir. Sonrasında şehir merkezinde ve belediye önünde gerçekleştirilen eylemlere de bu örgütsüzlük damgasını vurmuş yaşanan dağınıklık daha ileri adımların atılmasını engellediği gibi var olan durumun korunmasını da imkansız hale getirmiştir. Yapılan eylemler hak alma bilinciyle değil daha çok bir ölçüde belediye yönetimini sıkıştırarak rica minnet işe dönme ekseninde şekillendi. Bunun doğal sonucu olarak da işçiler belediye yönetimi tarafından muhatap dahi alınmamıştır. Her geçen gün eyleme katılım daha da azalmış henüz sürecin 6. gününde alınan tüm kararlara rağmen eyleme 6 işçi gelmiş ve bunun sonucu olarak da direniş sona ermiştir. Bütün bu sıkıntılı sürece ek olarak ilde, çalışma yürüten politik güçler işten atmaların uzun zaman önce biliniyor olmasına rağmen sürecin dışında beklemesidir. Bir iki istisna dışında işçilere dönük herhangi bir seslenme dahi yürütülmemiştir. Ancak işten atmalar yaşandıktan ve işçiler eyleme geçtikten sonra bu güçler sürece destekçi olarak dahil olmuş ancak bu da yetersiz kalmıştır. Sınıf devrimcileri sürece erken bir dönemde müdahil olmuş, henüz işten atmaların tartışıldığı bir dönemde buna karşı bir süreci örgütlemeye çalışmışlardır. Sanayi İşçileri Bülteni’nin Haziran sayısında konuyu işlemeye başlayan sınıf devrimcileri bülten üzerinden işçilere ulaşmaya çalışmış, gerek işçilerin bulunduğu şantiyede gerekse de çalışma alanlarında işçilere ulaşmış ve bir örgütlülüğün yaratılması noktasında çaba harcamışlardır. İşten atılmaların yaklaştığı bir süreçte hazırladıkları bildiriyle işçilere seslenmişlerdir. Bildiri güvenliğin engelleme çalışmalarına rağmen şantiye içinde ajitasyon konuşmaları eşliğinde dağıtılmış, işçi servislerinin yolu kesilerek araçlarda bildiri dağıtımları gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında çalışma alanı dışında işçilere ulaşılmış bir direniş komitesi kurulması noktasında çaba harcanmıştır. Bu durum belli yerlerde işçilerle ilişkilerin güçlenmesini sağlamış ancak yetersiz kalmıştır. Nitekim kurulan bağ sayesinde Seyhan Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde yapılan eylemde işçiler bildirilerimizi diğer işçilere ulaştırmış ve çalışanlarımıza sahip çıkmışlardır. İşten atılmaların kesinleşmesinden sonra sınıf devrimcileri yaşanan örgütsüzlük üzerinden bir kez daha yeni bir bildiriyle işçilere seslenmiş ve işyeri komitesi kurulması konusunda çaba harcamaya devam etmişlerdir. Ancak varolan örgütsüzlüğün aşılamamış olması, işçilerin geri bilinci ve bunun hak alıcı eylemlerden ziyade “tanıdık, torpil, rica minnet” ilişkileri üzerinden işe dönüş ekseninde şekillenmesi ve bu konuda dışarıdan yapılan müdahalelerin yetersizliği gibi bir dizi nedenle süreç yenilgiyle sonuçlanmış, direniş sona ermiştir. Yaşanan süreç bir kez daha göstermiştir ki; işçi sınıfının kurtuluşu ancak kendi elindedir. Ancak bunu gerçekleştirebilmesi buna uygun bir örgütlülük içinde kararlı bir mücadeleyle mümkün olacaktır. İşçi sınıfı kendi kurtuluşunu kendi dışındaki güçlerden destek bekleyerek aradığı sürece, kendi gücüne güvenip örgütlenerek mücadele etmediği sürece kaçınılmaz olarak yenilecektir. Seyhan belediye işçilerinin yaşadığı süreç bu gerçeği bir kez daha doğrulamıştır. Adana BDSP
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (08-25-2009) |
|
|
#14 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Devrimci etkinliği öne çıkarmak "...Halkların devrimci etkinliğine dayanmak, onu güçlendirmek ve geliştirmek yerine sık sık kendi kof örgütlenmesine atıfta bulunanlar kitlelerin devrimci etkinliğiyle karşı kaşıya gelirler kaçınılmaz olarak. Farklı sınıfların maddi yaşamdan kaynaklı karşıtlıkları zorunlu olarak derinleşir. Çatışmalar karşıtlıkların gelişimine bağlı olarak derinleşir ve şiddetlenir. Halk yığınları mücadelesinin devrimci biçimler alması, sıçrama göstermesi ve yükselmesi oluşmuş olan nesnel durumun bir sonucudur. Devrim mücadelesi kapitalizmin ekonomik yıkımı ve sınıf karşıtlıklarının iyice belirginleşmesine bağlı olarak büyüyen bir tempoyla ileri çıkar. Devrimin büyüyen gelişimini karşılayacak bir konuma gelmek yerine o büyük devrimci hareketi kendi geri çizgisine çekmeye çalışanlar devrimin kendi gelişi tarafından aşılırlar..."
DEVRİMCİ ETKİNLİĞİ ÖNE ÇIKARMAK-mücadele birliği Bazı halklar kapitalizme karşı örgütlülükleriyle kendilerini gösterirler; bazı halklar ise devrimci etkinlikleriyle öne çıkarlar. Bir halkın iyi örgütlenmiş olması, ona eski toplumu devirmede güçlü bir konum kazandırır. Yeni toplumun kuruluşu sırasında ise ileri bir noktadan başlamış olur. Halk kitlelerinin yaygın ve ileri örgütlülük düzeyine ulaşması kapitalizmin gelişmesine, sınıf mücadelesinin seyrine, sınıflar ilişkisinin nesnel durumuna, sosyalizmin yaygınlığına ve çeşitli tarihsel süreçlere bağlıdır. Ancak çeşitli ülkelerin koşulları ve tarihsel gelişimi aynı değildir. Baskının çok yoğun olduğu işçi sınıfı ve halk kitlelerinin büyük engeller ve yasaklamalarla iç içe olduğu, faşizmin bir devlet biçimi karakterini aldığı ülkelerde yığınların örgütlenme düzeyi genellikle daha zayıftır. Bu ülkelerin somut şartlarını gözardı eden oportünizm ve onun olgunlaşmış hali olan reformizm iktidar mücadelesinden önce en geniş kitlelerin örgütlü olmasını bekler. Dış koşulların, yaşamın bizim dışımızda gelişmesi, sistemin iç çelişkilerinin keskinleşmesi ve bir devrimi zorunlu hale getirmesi onun görüşlerini fazla etkilemez. Bu gelişme karşısında görüşlerini gözden geçirip kitlelere öncülük edecek konuma gelmek yerine halk yığınlarının örgütlülük düzeyi yetersiz diye devrimden uzak durma tercih ediliyor. Oysa ki tekelci kapitalizmin toplumda egemen olmasıyla birlikte, sınıflar mücadelesinin devrimci niteliği belirgin olarak ileri çıkar. İşçi sınıfı temsilcilerinin yapması gereken şey yığınların devrimci hareketinin hedefine ulaşması için onu yönlendirmektir. İşçi sınıfı örgütlenmesi zayıf olsa da devrimci etkinliğiyle geniş halk kitlelerini kendi etrafında birleştirebilir ve devrimi gerçekleştirebilir. Devrimci etkinliğini yoğunlaştıran halklar devrimci istemlerini daha kısa sürede yasama geçirirler. Yirminci yüzyılın toplumsal devrimleri halkların devrimci enerjisi ve devrimci etkinliği harekete geçirilerek başarıya ulaşmıştır. Devrimci halk kitleleri iktidarı ele geçirdikten sonra, elindeki iktidar gücüne dayanarak ve devrimin yarattığı etkiyi sonuna kadar kullanarak geniş kitleleri birleştirip örgütlerler. Bu kuralın dışında yapılmış bir devrim gösterebilir miyiz? Emekçi kitlelerin ortak çıkarları etrafında birleşmesi ve örgütlenmesini, istemlerinin yaşama geçirilmesini onlara yalnızca devrimci bir iktidar verebilir. Yalnızca devrim en geniş kitleleri birleştirebilir. Savaşa sınırlı bir örgütlenmeyle girenler devrimci etkinlikleriyle kendilerinden yana olmayan durum ve koşulları aşabilirler; engelleri aşmasını ve sonuç alıcı konuma gelmesini sağlayacak olan kesinlikle devrimci etkinliktir. O zaman burjuvazinin kitlelerin örgütsüzlüğünden beklediği sonuçlar boşa çıkartılmış olur. Sömürücü güçlerin beklentilerini boşa çıkartmanın, ezilen ve sömürülen kitlelerin devrimci etkinliğini harekete geçirmekten başka yolu da yoktur. Devrimci etkinlik en geniş emekçi kitleleri birleştirip harekete geçirdiği gibi örgütsüzlükten ileri gelen kendine güvensizliklerini ortadan kaldırır. Yığınların devrimci etkinliğine dayanmadan, devrimci etkinliğin çeşitli biçimlerine başvurmadan bir baskı ve sömürü toplumu olan burjuva toplum devrilemez. Büyük halk yığınları egemen güçlerle olan savaşımını koşullara göre şu veya bu biçimine başvurarak kendi lehlerine çevirebilirler. Devrimci bir halk devrimci etkinliğin verdiği güçle örgütlemedeki zayıflıklarını, yetersizliklerini, örgütlenmede karşılaştığı engelleri aşmanın daha iyi yol ve biçimlerini bulur. Böylesine devrimci bir etkinlik gösterebilen bir halk kendi faaliyetlerini çok daha çabuk örgütler. Devrimci görüşler ilk başlarda zorunlu olarak az sayıdaki insan tarafından benimsenir. Bu aynı zamanda, bir ülkedeki işçi sınıfı hareketinin evrimiyle ilgili bir durumdur. Devrimci düşünceler sınıf mücadelesinin gelişimiyle birlikte geniş yığınların düşüncesi haline gelir. İşçi sınıfının bağımsız politik örgütlenmesi de böyle bir yol izler. İlk başlarda sınıfın hem bilinçli hem kararlı devrimci kesimi örgütlenir, giderek yeni kitleleri kendine çekerek büyür. Komünist partisi nitelikli devrimci yapısıyla kendi dışında çok daha geniş emekçi yığınları yönlendirir. Komünist partisi bu görevini karşısına çıkan bir dizi güçlüğü yenmeden yerine getiremez. Bizde işçi sınıfının örgütlenmesi yüzyıl boyunca sürekli olarak yasak, baskı ve saldırıya uğradı. Tüm bu saldırı ve baskılar bugün daha yoğun bir biçimde uygulanıyor. Bundan yaklaşık kırk yıl önce devrimci anlamda ilk örgütlenmeler ortaya çıktığında devrimci örgütler geniş değil dar yapılanmalar olarak hareket ettiler. Komünist devrimci örgütlenme daha sonraki yıllarda belli bir genişleme göstermekle birlikte yine de Lenin'in sözünü ettiği devrimciler örgütü konumunu sürdürmüştür. Bizdeki durum Avrupa'yla karşılaştırıldığında arada belli farklar olduğu görülecektir. Avrupa'da işçi sınıfının bağımsız politik örgütlenmesi uzun bir yasal çalışma koşullarına göre şekillenmiştir. Bizde devrimci sınıf örgütlenmesi Avrupa'dan farklı olarak devamlı biçimde sermayenin ve faşist devletin baskısı altında mücadele yürütmek durumunda olmuştur. Bizde daha sınırlı, dar bir örgütlenmeye karşın örgütlü komünist mücadele son derece militan, en zor koşullara dayanıklı ve pratiğin içinde çelikleşmiş olarak varlığını sürdürmüştür. Böylesine sınırsız özveri ve savaşım yeteneği yıllarca sürmüştür. Bizdeki, halkların belirgin olarak daha ön planda olan, devrimci etkinliğidir. Mücadele her zaman kitlesel olmamıştır, ancak devrimci nitelikte gelişmiştir. Faşizm ve sermayenin ağır terörü altında olan kitlelerin kapitalist düzene olan tepkilerini her an sokağa dökülerek göstermeleri beklenemez. Böyle zamanlarda devlet güçleriyle açık kapışmaya daha az insan katılmıştır; eylemlerin kitleselliği değil ama devrimci yönü ağır basıştır. Harekete geçmeyen insanları zaman içinde eyleme geçiren de eylemlerin devrimci niteliği olmuştur. Sermayenin ve faşist devletin emekçilerin örgütlenmesinin önüne getirdiği sayısız yasal ve fiili engeller emekçi halkların devrimci etkinliğiyle aşılmıştır. Kapitalist toplum ve kapitalist devlete karşı verdiği devrimci sınıf mücadelesiyle emekçi kitleler dünyadaki devrimci halklar arasında bir yer edinmiştir. Kürt halkı yıllarca süren devrimci mücadelesiyle devrimci bir halk olarak bölgede ve dünyada kendini kabul ettirmiştir. Halkların devrimci etkinliğine dayanmak, onu güçlendirmek ve geliştirmek yerine sık sık kendi kof örgütlenmesine atıfta bulunanlar kitlelerin devrimci etkinliğiyle karşı kaşıya gelirler kaçınılmaz olarak. Farklı sınıfların maddi yaşamdan kaynaklı karşıtlıkları zorunlu olarak derinleşir. Çatışmalar karşıtlıkların gelişimine bağlı olarak derinleşir ve şiddetlenir. Halk yığınları mücadelesinin devrimci biçimler alması, sıçrama göstermesi ve yükselmesi oluşmuş olan nesnel durumun bir sonucudur. Devrim mücadelesi kapitalizmin ekonomik yıkımı ve sınıf karşıtlıklarının iyice belirginleşmesine bağlı olarak büyüyen bir tempoyla ileri çıkar. Devrimin büyüyen gelişimini karşılayacak bir konuma gelmek yerine o büyük devrimci hareketi kendi geri çizgisine çekmeye çalışanlar devrimin kendi gelişi tarafından aşılırlar. Devrimci halk yığınları mücadelesi henüz iktidarı ele geçirecek düzeye gelmediyse de, bu yönde büyük bir atağa kalkmıştır. Gelinen durumda ne burjuvazi eskisi gibi yönetebiliyor, ne de kitleler eskisi gibi yaşamak istiyor. Her sınıf durumu kendi lehine değiştirmek için bütün gücünü savaş alanına sürüyor. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın mevcut durumun değişeceği açıktır. Ezilen ve sömürülen yığınlar, devrimci etkinliğini yoğunlaştırarak, savaş alanından zaferle çıkar ve iktidarı ele geçirir. C.DAĞLI
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (08-25-2009) |
|
|
#15 |
|
Üye
Üye No: 1907
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 4,294,966,634
Tesekkür: 1939 191 Mesajina 286 Tesekkür Aldi |
Krizin faturasına karşı grev ve direnişler sürüyor...
Zafer direnen emekçinin olacak! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Patronlar sınıfı krizi fırsata evirmek ve faturayı işçilere kesmek için türlü yöntemler geliştirirken, patronların kölelik dayatmalarına boyun eğmeyerek mücadeleyi seçen işçilerin başlattığı direniş ve grevler devam ediyor. Yakın zamanda sendikal örgütlülüğün bulunduğu işyerlerinde başlayan grev ve direnişlerin bazıları sona ererken tüm engellere rağmen farklı illerde ve sanayi havzalarında direniş ve grevler sürüyor. Süren grev ve direnişlerden en eskisi Basın-İş Sendikası üyesi E-Kart işçilerinin Gebze’deki grevleri olarak göze çarparken Sinter ****l direnişinin ise en uzun süren direnişlerden olduğu görülüyor. Süren grev ve direnişlere geçtiğimiz günlerde Esenyurt Belediyesi ve Gebze BERİCAP’taki direnişler de eklenmiş bulunuyor. Yine ATV-Sabah greviyle birlikte Entes ve Kent A.Ş. direnişleri de sermayenin saldırılarına karşı başlatılan yürütülen mücadelede önemli bir yer tutuyor. Son süreçte başlayan ve kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içerisinde sona eren grev ve direnişler de son süreçteki grev ve direnişlerin dökümü arasında yer tutuyor. 17 Temmuz 2009 sabahı İstanbul Halkalı’da greve çıkan Türk-İş’e bağlı Selüloz-İş Sendikası üyesi Halkalı Kağıt işçileri, geçtiğimiz günlerde patronla sağlanan anlaşma üzerine greve son verirken Eskişehir’de ETİ Gıda’da greve çıkan Tek Gıda-İş Sendikası üyesi 2 bin işçi de TİS’te sağlanan anlaşma sonucunda grevlerini bitirmiş bulunuyorlar. E-Kart’ta uzun soluklu grev... 16 Haziran 2008 tarihinde Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan Elektronik Kart Sistemleri A.Ş.’de greve çıkan Türk-İş’e bağlı Basın-İş Sendikası’nın grevi sürüyor. Toplu sözleşme talebiyle grevlerini sürdüren E-Kart işçileri Türkiye çapında devam eden grev ve direnişlerinden en eskisi olarak göze çarpıyor. Asemat grevi sürüyor... Bursa’da DİSK’e bağlı Birleşik ****l-İş Sendikası’nda örgütlü Asemat işçileri toplu sözleşme sürecindeki kölelik dayatmaları nedeniyle 31 Aralık 2008 tarihinde greve çıktılar. Asemat işçileri son olarak 20 Ağustos günü fabrika önünde gerçekleştirdikleri eylemle haklarını elde etmekte kararlı olduklarını dile getirdiler. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Asil Çelik’te grev, açlık grevine dönüştü... Bursa’da DİSK’e bağlı Birleşik ****l-İş Sendikası’nda örgütlü olan Asil Çelik işçileri devam eden toplu sözleşme sürecindeki sıfır zam dayatmasına karşı 30 Ocak 2009 tarihinde greve çıktılar. Fabrika önündeki bekleyişlerini sürdüren işçiler ve Birleşik ****l-İş Sendikası yöneticileri 20 Ağustos günü fabrika önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından açlık grevine başladılar. Sinter ****l’de direniş sürüyor... 2008 yılının Aralık ayında DİSK’e bağlı Birleşik ****l-İş Sendikası’nda örgütlenen Sinter ****l işçilerinin toplu işten atma saldırısına karşı başlattıkları direnişleri 8 ayı aşkın süredir devam ediyor. İstanbul Ümraniye’de kurulu bulunan Sinter ****l önündeki direnişlerine devam eden Sinter ****l işçilerinin işe iade davaları da sürüyor. ATV-Sabah’ta grev sürüyor... Türk-İş’e bağlı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) üyesi basın emekçilerinin Turkuvaz Grubu’na bağlı gazete, dergi ve televizyonlarda 13 Şubat 2009 tarihinde başlattıkları grev uygulaması “grevin mahkeme kararıyla durdurulması”na rağmen sürüyor. İstanbul çapındaki grev ve direnişleri biraraya getirmeyi, sınıf dayanışmasını yükseltmeyi önüne koyan Direniş Platformu’nun da desteğiyle ATV-Sabah emekçilerinin eylemleri sürüyor. Kent A.Ş.’de bekleyiş sürüyor... İzmir Karşıyaka Belediyesi'ne bağlı Kent A.Ş.'de çalışırken “daralma” gerekçesiyle işten atılan Kent A.Ş. işçilerinin 1 Mayıs 2009 tarihinde başlattıkları direniş Karşıyaka Belediyesi Şantiye Tesisleri önünde devam ediyor. Bir süredir sessizliklerini koruyan DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası üyesi işçilerin aileleriyle birlikte devam eden direnişi defalarca kez polis saldırısı ve direnişi karalama kampanyalarıyla karşı karşıya kalmıştı. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Entes direnişinde 100 günün ardından... 13 Mayıs 2009 tarihinde Ümraniye Dudullu’da kurulu bulunan Entes Elektronik’te işten atılan Gülistan Kobatan, 14 Mayıs 2009 tarihinde başladığı direnişinin 104. gününe girmiş bulunuyor. Krizin faturasına karşı başlattığı direnişiyle mücadele ve örgütlenme çağrısını yükselten Entes işçisi direnişinin 100. gününü fabrika önünde gerçekleştirdiği etkinlikle kutladı. BERİCAP direnişi 11. gününde Kocaeli’nin Gebze ilçesinde kurulu bulunan BERİCAP’ta sendikal örgütlenme çalışmaso başlatarak Türk-İş’e bağlı Petrol-İş Sendikası’na üye olan BERİCAP işçileri işten atma saldırısıyla karşılaştılar. Öncü işçilerin kıyımına girişen BERİCAP patronunun işten attığı 6 işçinin fabrika önünde başlattığı direniş 25 Ağustos 2009 tarihi itibariyle 11. gününe girmiş bulunuyor. Belediye işçileri direnişte! İstanbul’da Esenyurt Belediyesi’nde örgütlü olan Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikası üyesi 3 işçi 19 Ağustos 2009 tarihinde işten atma saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Belediye-İş üyesi işçilerin toplu iş sözleşmesi ile kazandıkları ikinci yıl zamlarının uygulanmaması ve sendikal örgütlenmeye dönük baskıları işten atma saldırısı izledi. 19 Ağustos 2009 tarihinde Esenyurt Belediyesi önünde başlayan direniş Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube öncülüğünde sürüyor. |
|
|
|
| Toprak Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Mahmut Halil CAN (08-27-2009) |
|
|
#16 |
|
Üye
Üye No: 1907
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 4,294,966,634
Tesekkür: 1939 191 Mesajina 286 Tesekkür Aldi |
“Asil Çelik kamulaştırılsın!”
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (25.08.09) – Bursa Orhangazi’de kurulu bulunan Asil Çelik fabrikasında 31 Ocak 2009 tarihinde greve çıkan Birleşik ****l-İş Sendikası üyesi Asil Çelik işçileri “Asil Çelik kamulaştırılsın” talebiyle 20 Ağustos günü başlattıkları açlık grevinin 5. günündeler. Birleşik ****l-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, genel sekreter Selçuk Göktaş, BMİS Bursa Şube yöneticileri ve Asil Çelik işçilerinin sürdürdüğü açlık grevinin 5. gününde yayınlanan ilanla, yürütülen mücadeleye destek çağrısında bulunuldu. Hükümeti de göreve çağıran Asil Çelik işçileri; otomotiv, makine, imalat ve savunma sanayileri için kaliteli çelik üreten tek kuruluş olan Asil Çelik’in özel sektöre devrinin ardından yönetilemez hale geldiğine vurgu yaptılar. Orhangazi halkının geleceğini güvence altına almak için Asil Çelik’in kamulaştırılması istediler. “Biz Asil Çelik işçileri, bu gidişe seyirci kalmamak için kendi bedenlerimizi ve yaşamlarımızı riske ederek, 20 Ağustos 2009 tarihinde Sendikamız Birleşik ****l-İş Genel Başkanı ve yöneticileriyle birlikte AÇLIK GREVİNE başladık.” ifadelerine yer verilen ilanda Asil Çelik grevinin biriken sorunların patlaması olarak ortaya çıktığı söylendi. |
|
|
|
| Toprak Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Mahmut Halil CAN (08-27-2009) |
|
|
#17 |
|
Üye
Üye No: 1907
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 4,294,966,634
Tesekkür: 1939 191 Mesajina 286 Tesekkür Aldi |
Prysmian işçilerinden açlık grevine destek
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (26.08.09) - Prysmian işçileri 208 gündür grevde olan, 5 gündür de açlık grevi yapan Asil Çelik işçileriyle dayanışmak için 25 Ağustos günü 16.00 vardiyası çıkışında eylem gerçekleştirdi. Mudanya İskele Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Asil Çelik işçileri, işlerini ve işyerlerini geri istiyorlar. Kendi gelecekleriyle, hisse paylaşımı nedeniyle oynanmasına daha fazla seyirci kalmamak için yaşamlarını ve bedenlerini riske atarak AÇLIK GREVİ yapıyorlar. Onlar özel sermayenin yönetemediği;y önetememenin ötesinde çalışanlarına, yöre halkına ve ülke ekonomisine büyük zararlar verdiği bu işletmenin acilen kamulaştırılması için hükümete çağrı yapıyorlar. Bizler de onların bu haklı talebini, onurlu mücadelesini sonuna kadar destekliyoruz.” Yaklaşık 70 Prysmian işçisinin katıldığı eylemde ‘"Yaşasın sınıf dayanışması!’,’İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!", "Zafer direnen işçilerin olacak!" sloganlarını atıldı. Öte yandan Asil Çelik işçilerinin grevin 203. gününde başlattıkları açlık grevi devam ederken, Birleşik ****l-İş Sendikası Genel Başkanları Adnan Serdaroğlu, Genel Sekreter Selçuk Göktaş, Bursa Şube Başkanı Ayhan Ekinci ve bir grup Asil Çelik işçisinin fabrika önünde başlattıkları açlık grevine destek çağrısı yapıldı. Kızıl Bayrak / Bursa |
|
|
|
| Toprak Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Mahmut Halil CAN (08-27-2009) |
|
|
#18 |
|
Üye
Üye No: 1907
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 4,294,966,634
Tesekkür: 1939 191 Mesajina 286 Tesekkür Aldi |
"Sonuna kadar direneceğim"
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (26.08.09) - Entes direnişçisi Gülistan Kobatan, direnişinin 104. gününde Entes'ten çıkarılan bir işçinin açtığı davaya şahit olarak katıldığını anlatıyor. Kobatan’ın 25 Ağustos 2009 tarihli, direnişinin 104. gününü aktardığı direniş güncesini sunuyoruz: 104. gün… Benden iki hafta önce işten çıkarılan bir bayan işe iade davası açmıştı. Bugün mahkemesi vardı. Beni şahit olarak yazdırmıştı. Benimle birlikte benden daha önce işten çıkarılan bir işçi daha vardı ve mahkeme salonuna girdiğimizde hâkim fabrika hakkında birkaç soru sordu. Dava görülmeden önce şahit olarak benim adım okunduğunda Entes’in avukatı “Gülistan'ın Entes ile musibeti var. Onun şahitliğini kabul etmiyoruz” demiş. Ona rağmen hâkim ifademi aldı. İfadelerimizde bir yandan işçi çıkartılırken diğer yandan işçi alımına devam edildiği, Entes'in başka yatırımları olduğu, 100 ülkeye ihracat yaptığı ve krizi bahane ederek işçi attığını söyledik. Bugün ziyaretime gelenler arasında işten çıkarılan ama direniş alanında bulunmayan Sinter ****l işçileri, Aydın Plastikte çalışan bir işçi ve iş arayan işçiler vardı. “104 gündür bekliyorsun daha ne kadar bekleyeceksin. Önümüz kış umarım kışa kadar biter” diyenler oldu. Ne olursa olsun direnişi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyım. Mücadele etmenin kendisi zordur ama bunu belli bir bilince çıkaran insanlar için zor olmuyor… Entes direnişi ile dayanışma güncesinde; “Global kriz bahanesi ile Amerikan emperyalizminin uygulamaya koyduğu insanlık dışı muameleyi kınıyorum.” (İzmir’den bir Mimar) Entes direnişçisi Gülistan Kobatan |
|
|
|
| Toprak Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Mahmut Halil CAN (08-27-2009) |
![]() |
| Anahtar Kelimeler: asemat otomotiv, asil celik, direnis, entes, gosteriyor, grev, isci sinifi, kurtulusun, mucadele, mucadeleye, robot, sendiren, toplumsal, yolunu |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| gösteriyor, işçi, kurtuluşun, mücadeleye, sinifi, sınıfı, toplumsal, yolunu |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkiye Işçi Sınıfı Tarihi | Mahmut Halil CAN | TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ | 0 | 06-28-2009 06:32 PM |
| işçi sınıfı-1 | Mahmut Halil CAN | Siyasal kavramlar ve politika tarzı | 0 | 06-28-2009 05:04 PM |