DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor
Cevaplar
22
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1182
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-17-2010, 08:01 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İŞSİZLİK BÜYÜYOR, CARİ AÇIK ARTIYOR, KRİZİ YAPAY YAMALAR TUTMUYOR


Dünya ekonomik krizi için bugünkü gazetelerin çoğunda dünyaca ünlü ekonomistlerin yorumlarına yer verilmiş idi. Hapsinin genel kanısı genel olarak resesyonun-durgunluğun süreceği, krizin ikinci bir dip yapacağı, iyimser hava için henüz erken olduğudur. Nitekim ülkemiz ekonomistlerinden Korkut Boratav ile Mustafa Sönmez’de aşağı yukarı aynı şeyleri düşünmekte ve söylemektedirler.

Dünya ekonomik krizinin devamına ilişkin oldukça fazla veri vardır. Zira hala bankalar batmaktadır, işsizler ordusu büyümektedir, hala emperyalist merkezler ile sömürgelerde ihracat rakamları ithalat rakamlarını karşılamadıkları gibi cari açıklar büyümektedir. Diğer yandan da emperyalist kapitalizm bir çıkış aramaya da çalışmakta ve önce işçi sınıfı-emekçilerin hak gaspları gündeme alınmakta; ardından da ihracatı arttırmak ya da ürettiğini daha fazla satmak için diğer emperyalistlerle kapışmalara girişmektedir.

Avrupa Birliği, ABD, Çin, Rusya, Hindistan, Japonya vs merkezli çelişki ve çatışmalar şiddetlenmektedir. Bu kriz bir yandan içsel olarak sınıf mücadelelerini keskinleştirip egemenler ile ezilenleri karşı karşıya getiriyorken; bundan önceleri onlarca makalede tek tek el aldığımız üzere bir emperyalist paylaşımı da dayatıyor. Bu dayatma sürecinin pratik gelişmelere, açıktan çatışmalara ilerde sahne olup olmayacağını zaman gösterecek; ama şu anki en önemli olgu krizin devasa yükünün dünya işçi sınıfının omuzlarına yıkıldığı gerçeği ile hala krizden çıkılamadığıdır. Her ne kadar egemen burjuvazi krizden çıktık, az hasarlandık, teğet geçti deyip rakamları da istedikleri gibi oynatıyorlarsa da gerçekler acıdır ve acıtmaya devam ediyor.

Anadolu’ya bakarsak bu gerçekleri çıplak biçimde görmekteyiz. Sıcak para hareketleri ile spekülasyonların ve de aynı zamanda örgütsüz, bilinçsiz, uyuşturulmuş yığınların krizin gerçek boyutlarını bastırdığını açıkça görmek olanaklıdır. Sürekli sıcak para pompası ile faizler, açıklar kapanır gözükmektedir.

Ama diğer yandan yama tutmayan olgular var. Bu da cari açık oranıdır. Nitekim ihracatın ithalatı karşılama oranı %50’nin altına inmiştir. Bu demektir ki; bu ülke habire ithal edip tüketmekte, ama karşılığında üretmemekte ya da ürettiğini satamamaktadır. Bu da açıktan kaynakların dışarıya sömürtülmesinin devasa büyümesi, talana dönmesi anlamına gelmektedir.

Yani tüketimle sürekli sıcak para dolaşımı sağlayacak, sözde ekonominizi bunlarla ayakta tutmaya çalışacaksınız. Bu yapay ve spekülatif sıcak para transferi ancak ve sadece çöküşü birazda olsa uzatmaya yarıyor. Asla yama tutmayacak bir sistemdir Anadolu’da kapitalist dünya. Zira yapısal krizin aşılabilecek bir kanalı yoktur.

Yaklaşık olarak 20 yıldır iniş çıkışlarla karakterize olan yapısal kriz henüz tam anlamıyla dibe vurmamıştır, tüketim-sıcak para ve düzenden kopmamış yığınların düzenle olan bağları ile ancak ayakta durmaktadır. Bu da her an patlamaya hazır bir geniş işsizler, çalışan proleter emekçi ve yoksul kitleler anlamını taşımaktadır.

Rakamlarla istediği gibi oynayan bir sistem ile ne kadar gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın işsizlik oranının yükselişe yeniden geçtiğini burjuva kalemşorlar bile kabul etmek zorunda kaldılar. İşsizliğin yapay düşüşe denk gelen geçici istihdam-yaz, mevsimlik tarım-turizm işçisi- ve de kayıt dışı ile besletilen düzen tüm bu yamalarla bile dikiş tutar yanı kalmamış bir mintanı andırmaktadır.

DİSK AR’ın verdiği rakamlara göre son aylarda işsizlere 357 bin kişi daha katılmış bulunuyor. Geçen yıla göre sözde azalmış görünen rakam kriz öncesi, 2008 rakamları ile kıyaslandığında %15 oranında işsiz sayısının arttığı görülmektedir. Bu trend habire de yukarıya doğru itmektedir kendini. Kayıt dışı çalıştırmanın resmileştirildiği bir ülkede bile işsizliğin bu oranlarda seyretmesi ve de dikiş tutmaması elbette dikkat çekici bir durumdur.

Yıllardır iddia ettiğimiz ve de önerdiğimiz İşsizler Sendikasının yaşama geçirilmemiş olması ise başlı başına bu alandaki handikaplardan, örgütsüz ve bilinçsiz hareketin, lümpen-denetlenemez proleter hareketin ayak bağıdır. Emekliler, çalışma yaşamından tümüyle çıkmış olan emeklilerin ve de küçük burjuvadan saydıkları öğrencileri bile gençlik sendikasında örgütleyenlerin ya da bunu kabul edip mücadele içinde yer alanların İşsizler sendikasına sıcak bakmamaları, onu içselleştirememeleri ve yaşama geçirememeleri oldukça çarpıcı bir ilginçliğe denk gelmektedir.

Zira işsizler hali hazırda zaten hazır kıta işçiler demektir. En çok örgütlenmesi, sınıf açısından ve de sınıfın orta-uzun vadeli sosyalizm adına ileri çekilmesinde hem bir araç, hem bir sıçrama tahtası ve hem de geniş sorunsalın örgütlenmesi, bu alanın boş bırakılmaması açısından bir gerekliliktir.

İşsizler Sendikası alanın örgütlenmesi, düzenin bu alanı dejenere edip lümpenleştirmesi, bitirmesinin önüne geçilmesi, çalışma yaşamına katılındığında hazır kıta bir yerde durulması ve de işsizliğe karşı her türden mücadelenin mevzisi olarak önemsenmeli ve gereği yerine getirilmelidir. Düzeni ayakta tutan örgütsüzlük, sınıf bilincinden yoksunluk, mücadele ve demokratik geleneklerin olmayışıdır. Bunu aşmakta bizlere düşmektedir.




17.10.2010



Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Mehmet Asi Okçuoğlu (10-17-2010)
Alt 10-17-2010, 08:04 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) İstihdam Raporu'nu yayımladı. Rapora göre işsizlik oranı hala kriz öncesi düzeyine inmezken, kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısında 357 bin kişilik bir artış görüldü. 2010 Temmuz ayı (Haziran, Temmuz, Ağustos) dönemi 
istihdam raporunda, işsizlik rakamlarının kriz öncesi verileri yakalayamadığı belirtildi. İstihdamda yaratılan artışa kayıtdışı istihdam, tarımsal istihdam ve esnek çalışma biçimlerinde yaşanan artışların eşlik ettiği söylendi.
Kayıtdışı istihdam rekor düzeyde
Rapora göre; Türkiye ekonomisinin yaklaşık yarısının kayıtdışı. Güvencesizliğin ve ağır çalışma koşullarının birincil dereceden sorumlusu olan kayıtdışı istihdam, istihdamdaki artışa paralel bir seyir halinde sendikal örgütlülüğü, yasal düzenlemelerle neredeyse yok edilme noktasına getirdi.
Temmuz ayı dönemi için açıklanan istihdam verilerine göre, kayıtdışı istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 274 bin kişi, kriz öncesine göre ise 538 bin kişi artarak, son 5 yılın rekorunu olan 10 milyon 579 bine ulaştı.
İşsizler ordusu büyüyor
Raporda, kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısında 357 bin kişilik bir artış yaşandığı belirtildi. Aynı dönemde yaratılan 1 milyon 315 bin kişilik istihdamın yüzde 41'i kayıtdışı olarak sisteme dahil olduğu göz önüne alındığında kayıtdışı çalışanların sayısı, 10 milyon 579 bin ile son 5 yılın rekorunu kırdı. Geçici bir işte çalışanların sayısının 91 bin olduğunun belirtiltidi raporda, eksik ve yetersiz istihdam edilen gizli işsizlerin sayısı 277 bin, iş aramayıp, çalışmaya başlamaya hazır olduğu için işsiz sayılmayanların sayısı 211 bin arttığı ifade edildi.
Krizin etkisi ile başlayan kırsala dönüş, tarımsal istihdamda da, 5 milyon 392 bin kişi ile son 5 yılın rekorunun kırılmasına neden oldu.
Geniş tanımlı işsizlik rakamı (İşe başlamaya hazır olup iş aramayanların dâhil edildiği) yüzde 16.65 iken, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle birlikte bu oranın yüzde 20.46'ya ulaştığı raporda belirtiliyor. İşsizlik rakamları içerisinde geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar yüzde 26.1'lik oran ve 726 bin kişi ile işsizlikten en çok etkilenen kesimi oluşturdu. Bu dönemdeki işsizlerin 473 binini ise işten çıkartılanlar oluşturdu.
Haziran, Temmuz ve Ağustos 2010 dönemini (Temmuz dönemi) kapsayan Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre işsizlik oranı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 2.2 puanlık düşüşle yüzde 10.6 oldu. İşsiz sayısı ise 485 bin kişi azaldı. Buna karşın kriz öncesi ile karşılaştırıldığında 2008 yılının temmuz döneminde 2 milyon 425 bin olan işsiz sayısı, son açıklanan resmi verilere göre 2 milyon 782 bin oldu. İşsiz sayısı 2 yıl öncesine göre yüzde 15 artış gösterdi.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:04 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

Gerçek işsizler 6 milyona yaklaştı –Mustafa Sönmez (Cumhuriyet) 16 Ekim 2010 - Temmuz ayı işgücü - istihdam - işsizlik verileri, işsizlik cephesinde yeni bir şey olmadığı gibi, kış işsizliğinin yolda olduğuna işaret ediyor. Hazirandan temmuza işgücünün 21 bin arttığını, istihdamın ise 10 bin azaldığını, yani 10 bin kişinin 1 ayda işinden olduğunu görüyoruz. Böyle olunca, sadece temmuzda işsizler ordusuna 31 bin kişi katılmış bu sürede ve işsizlerin sayısı 2 milyon 782 bine, işsizlik oranı da yüzde 10.6’ya çıkmış görünüyor. Tabii, bu, resmi işsizler ve işsizlik oranı. Umudunu yitirmiş, mevsimlik ve esnek çalışanları eklediğimizde işsiz sayısı 5 milyon 804 bine kadar çıkarken işsizlik oranı da yüzde 20.5’i görüyor.

Genç işsizliği yine ürkütücü. Resmi işsizlik 15-24 yaş grubunda yüzde 19.5 olarak belirlenirken kentlerde, yani tarım dışında genç işsizliği yüzde 24.5 gibi ürkütücü bir boyutta alarm veriyor.

İŞSİZLİK TEMMUZ 2010
SAYILARLA İŞGÜCÜİSTİHDAM İşgücünde Artış21 bin artış İstihdamda Değişiklik10 bin azalma Temmuz İşsizleri31 bin Resmi İşsiz2 milyon 782 bin Temmuz İşsizlik OranıYüzde 10.6 Sayılmayan İşsizler1 milyon 949 bin Esnek İstihdam1 milyon 73 bin Gerçek İşsiz5 milyon 804 bin Gerçek İşsizlik OranıYüzde 20.5 Tarım Dışı İşsizlikYüzde 13.6 Temmuzda İstihdamı Artanlar (Tarım, sanayi, inşaat)143 bin Temmuzda İstihdamı Azalan (Hizmetler)153 bin 15-24 Yaş Genç İşsizliğiYüzde 19.5 15-24 Yaş Tarım Dışı Genç İşsizliğiYüzde 24.5
Kaynak: TÜİK veri tabanı

İşsizliğin tarımla kamuflajı temmuz verilerine de yansıyor. Tarımda arz sorunu, üretim eksikliği ortada. Tarımda üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 22’yi buluyor. Tarım büyümüyor. Buna karşılık tarımsal istihdam durmadan artmış görünüyor. TÜİK’e bakılırsa, geçen temmuzdan bu temmuza tarım istihdamı yüzde 5.5 artmış. Tarımda hikmeti bilinmeyen bu istihdam artışı, haliyle işsizliği de kamufle ediyor.

Sanayideki kısmi toparlanma, imalat sanayi istihdamının temmuzda da 41 bin kişiye iş kapısı açtığını ortaya koyarken inşaatın da 52 bin istihdam yarattığı görülüyor. Böylece tarım, sanayi ve inşaattaki istihdam artışları temmuz ayında 143 bini bulmuş durumda.

Hizmetler sektörüne gelindiğinde, büyüme iklimine rağmen bu dalda istihdam artışı yerine istihdam kaybı var. Hizmetlerde istihdam kaybı temmuz ayında hazirana göre 153 bini bulmuş. En önemli istihdam kaybı, yaz ayına bağlı olarak eğitim sektöründe. Bu dalda istihdam kaybı 90 bini bulmuş, bir ayda. Ekonomideki büyüme eğilimlerine rağmen ticaret dalında istihdam artmıyor. Temmuzda da 27 bin istihdam kaybı olmuş sektörde.

Turizmin omurgası otel-lokanta sektöründe daha çok istihdam artışı beklenirken, bu beklenti gerçekleşmemiş. Sadece 6 bin iş açılmış temmuzda turizm sektöründe.

***

Ekonominin yüzde 11’e yakın büyüdüğü yılın ilk 6 ayında, umulan istihdam artışının gerçekleştiği, istihdamın temposunun büyüme temposu ile örtüştüğü pek söylenemez. Büyüme ile istihdam arasındaki asimetri, özellikle tarım sektöründe dikkati çekerken sanayinin toparlanmasıyla beraber, özellikle imalat sanayiinde istihdam artışı gerçekleştirdiği görülebiliyor. Büyüme-istihdam örtüşmezliği hizmetler sektöründe de dikkat çekiyor.

Bekleneceği gibi, temmuz işgücü, istihdam, işsizlik verileri, “mevsimselliği” içeriyor. Tarım, inşaat, turizm gibi alt dallarda istihdamın canlandığı bu mevsimde, sonbahara, kışa doğru mevsimsel istihdamın azalması, dolayısıyla işsizlik oranının yeniden “kış işsizliği” rakamlarına çıkmasını bekleyebiliriz. Bu da, temmuzda yüzde 10.5 görünen resmi işsizliğin ağustostan itibaren artarak yüzde 11-12 platformuna taşınması demek. Özellikle tarım dışı işsizliğin, mevsimsellikten arındırıldığında yatay bir seyir izleyerek yüzde 14 platformunda kemikleşme eğilimi göstermesi iyiye işaret değil.

İşsizliği yüzde 10’a indireceğini öne süren RTE’ye sıcak para balonu ve mevsimler de yardım etmedi. Yaklaşan kışla birlikte işsizliği daha çok yaşayacak, daha çok konuşacağız.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:06 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

Sıcak para: İktidar kazandırıyor, ihracatçı kızıyor… - Mustafa Sönmez (Cumhuriyet) 15 Ekim 2010 - Dolar kuru, beklendiği gibi kısa sürede 1.50 TL bandından 1.40 bandına, oradan da 1.30 TL bandına indi. Düşüş sürer mi, sürer. En azından Ekim sonuna kadar bu böyle gider. Merkez Bankası verilerine göre, bu yılın ilk 6 ayının sonunda sıcak paranın hisse senedine yaklaşık 2,5 milyar dolar, devlet iç borçlanma senetlerine (DİBS) 9,5 milyar dolar, banka mevduatına da 10,5 milyar dolar yatırdığı anlaşılıyor. Bu, toplamda 6 ayda 22,5 milyar dolarlık bir giriş demek. Akışın, Ekim’de de sürdüğü biliniyor.



Sıcak parayı böylesine çeken ne? Tabi ki kar. AKP iktidarının izlediği para politikası, sıcak para için Türkiye’yi mükemmel bir adres durumuna getirmiş durumda. Ne mi kazanıyor sıcak para? Diyelim ki, yıl başında 10 bin dolarlık sıcak para geldi ve devlet kağıdı aldı. Eylül sonunda TL bazında getirisi yüzde 6,2. Dolar kurundaki düşüşü de dikkate alırsanız dolar bazında 9 aylık getirisi yüzde 9,5. Yani 2009 yılı sonunda Türkiye’ye getirilerek DİBS’lere yatırılan 10 bin dolar , Eylül sonunda 10 bin 950 dolara, neredeyse 11 bin dolara çıktı. Nerede var böyle kar? Ya da sıcak para, Türkiye’deki bir bankaya mevduat olarak gelmiş olsun. Türk lirası banka mevduatında tutulan sıcak para da bu yılın ilk dokuz aylık döneminde dolar bazında yüzde 11 kar elde etti. 2009 yılı sonunda TL mevduata yatırılan 10 bin dolar Eylül 2010 sonunda 11 bin 100 dolara çıktı. Nerede var böyle kar?

Borsada, hisse senetlerinin bu yılın ilk dokuz ayında TL bazında artışı yüzde 24,5. Aynı dönemde dolar kuru da yüzde 3 oranında azaldığı için, İMKB’nin dolar bazında dokuz aylık getirisi yüzde 28,3 olarak gerçekleşti. Diğer bir ifadeyle 2009 yılı sonunda Türkiye’ye getirilerek hisse senedine yatırılan 10 bin dolar, Eylül sonunda 12 bin 830 dolara kadar yükseldi.

***

Bu kadar kazandıran bir ülkeye sıcak para girişi hiçbir engelle karşılaşmıyor. Asya ülkelerinin, Brezilya’nın, ülkemizin üretimini, istihdamını olumsuz etkiliyor diye uyguladıkları sınırlamalarla karşılaşmıyor. Merkez Bankası, enflasyonu düşürmeye yardım ediyor diye, TL’yi aşırı değerlendiren sıcak para girişine karışmıyor. Sıcak para girişi ile şu sıralar artık 1.30 TL bandına inen dolar kuru, ithalatı kamçılıyor, içeride sahte bir bahar yaratıyor.Hükümet de bu afyonlamadan memnun. Dışarıdan 260 milyar dolar döviz üstünden borçlanmışlar memnun. Memnun olamayan kim? İhracatçılar, turizmciler.Yani dışarı mal ve hizmet satanlar. Onların da ağlayıp sızladıkları makam yine Hükümet…Hükümette, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, izlenen kur politikasından şikayetleri dile getiriyor. En son dedi ki CNBC-e’ye, “Ekonomistlerin tartışmasına açmak istiyorum. Enflasyonla mücadele eden ülkelerde enflasyon düşerken paralarının değeri de düşüyor. Para Politikası Kurulu’nun yanlış uygulamalarından faizin yüksekliğinden TL değerlenmiştir. Bu konuda Türkiye tek örnek, fiyat istikrarını ana hedefi olarak belirleyen Merkez Bankası enflasyonu indirirken bilerek mi TL’yi değerlendirmiştir” Bakan, aslında cevabı biliyor… Evet , taammüden TL’yi değerlendirmektedir MB…Merkez Bankası’nın bağımsızlığının Türk ekonomisinden bağımsız olamayacağını söyleyen Çağlayan, enflasyon hedeflemesinin yeniden gözden geçirilmesi için Bakanlar Kurulu’na teklif götüreceğini eklemiş. Bence havasını alır, hatta RTE’den zılgıt yer…

Bu arada, şikayetçi ihracatçılar, niye şikayetlerini hala iktidara götürüyor da CHP’nin kapısını çalmıyorlar, cevabını bilen var mı?
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:07 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İşsizler ordusu büyüyor

İSTANBUL (17.10.2010)- DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından hazırlanan 2010 Haziran-Temmuz-Ağustos dönemi İstihdam Raporu, "işsizlik azalıyor" diyen hükümetin aksine işsizliğin arttığını gösteriyor.
Raporda "İşsizlik oranının kriz öncesi düzeyine inilmezken, kriz öncesinden bu yana işsizlerin arasına katılanların sayısında 357 bin kişi artış yaşandığı" belirtildi.
Yapılan hesaplamalarda otomotiv sektöründe ve ana ****l sanayinde reel ücretlerde yaşanan kayıpların yüzde 25-30'lara ulaştığı, istihdamın daraldığı ifade edildi.
Raporda, Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanan rakamların, güncel verileri bir önceki yılın aynı döneminin verileriyle karşılaştırdığı için krizin etkisini yansıtamadığının ve işsizlik oranlarında krizin etkisini irdelemek açısından, kriz öncesi verilerin kullanılmasının daha sağlıklı olacağı kaydedildi.
TÜİK'in Haziran-Temmuz-Ağustos ayları için açıkladığı işsizlik oranlarının, geçen yılın aynı dönemine göre 2,2 puan düşüşle yüzde 10,6 olarak gerçekleştiği, işsiz sayısının 485 bin kişi düşüşle 2 milyon 782 bin olduğu hatırlatılan raporda, bu verilere karşın krizin işsizlik verileri üzerindeki etkisinin, krizin başlangıç noktası olarak kabul edilen 2008 yılı esas alındığında devam ettiği kaydedildi.
Raporda işsizlik oranının kriz öncesi düzeyine inmediği, kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısında 357 bin kişi artış yaşandığı, bununla beraber aynı dönemde yaratılan 1 milyon 315 bin kişilik istihdamın yüzde 41'inin kayıt dışı olarak sisteme dahil olduğu ifade edildi.
Kayıt dışı son 5 yılın rekoru
Şöyle denildi: "Kayıt dışı çalışanların sayısı 10 milyon 579 bin ile son 5 yılın rekorunu kırarken, geçici bir işte çalışanların sayısı 91 bin, eksik ve yetersiz istihdam edilen gizli işsizlerin sayısı 277 bin, iş aramayıp, çalışmaya başlamaya hazır olduğu için işsiz sayılmayanların sayısı 211 bin arttı. İstihdam rakamlarında bir rekor da, tarımsal istihdamdaki kişi sayısında yaşanan artış olarak gerçekleşti. Krizin etkisi ile başlayan kırsala dönüş, tarımsal istihdamda, 5 milyon 392 bin kişi ile son 5 yılın rekorunun kırılmasına neden oldu. İşe başlamaya hazır olup iş aramayanların dahil edildiği geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 16,65 olurken, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle birlikte yüzde 20,46'ya ulaştı. İşsizlik rakamları içerisinde, geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar yüzde 26,1'lik oran ve 726 bin kişi ile işsizlikten en çok etkilenen kesimi oluşturmaya devam etti. Bu dönemdeki işsizlerin 473 binini ise işten çıkartılanlar oluşturdu."
İşsiz sayısı yüzde 15 arttı
Haziran-Temmuz- Ağustos 2010 dönemini kapsayan Hanehalkı İşgücü Anketi'ne göre, işsizlik oranının geçen yılın aynı dönemine kıyasla 2,2 puan düşüşle yüzde 10,6 olduğuna, işsiz sayısının 485 bin kişi azaldığına değinilen raporda, kriz öncesi ile karşılaştırıldığında 2008 yılı Temmuz döneminde 2 milyon 425 bin olan işsiz sayısının, son açıklanan resmi verilere göre 2 milyon 782 bin olduğuna, işsiz sayısının ise 2 yıl öncesine göre yüzde 15 artış gösterdiğine işaret edildi.
Raporda, bu yılın Haziran, Temmuz ve Ağustos ayını kapsayan istihdam verilerine göre, kayıt dışı istihdam edilenlerin sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre 274 bin kişi, kriz öncesine kıyasla 538 bin kişi artarak, "son 5 yılın rekoru" olan 10 milyon 579 bine ulaştığı kaydedildi.
2004 yılında, sayısı 1 milyon 100 bin olan "işe başlamaya hazır olup son 3 aydır, başta umutsuzluk olmak üzere, çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar"ın sayısının, 2010 yılı Temmuz dönemi için 1 milyon 908 bin düzeyinde bulunduğuna işaret edilen raporda, şunlar kaydedildi: "Tanımlama nedeniyle işsiz sayılmayan, söz konusu 1 milyon 908 bin işsiz dahil edildiğinde daha gerçekçi bir rakama işaret eden geniş tanımlı (GT) işsizlik oranlarına ulaşıyoruz. Bu hesaplamaya göre işsiz sayısı 2 milyon 782 binden 4 milyon 690 bine yükselmekte, işsizlik oranı ise yüzde 10,60'dan yüzde 16,65'e çıkmaktadır. GT işsizlik verilerine çeşitli nedenlerle tam zamanlı çalışamayanlardan oluşan, eksik istihdam sayılarını ilave ettiğimizde, işsiz ve yetersiz istihdam edilenlerin, toplam istihdama oranı yüzde 20,46'yı bulmaktadır."
Haftalık çalışma saati 40 saat olsun
Raporda, "Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 40 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir. Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır. Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır. Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar, noter şartı kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır. Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır. Taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam engellenmelidir" görüşlerine yer verildi. (ETHA)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:08 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

Dinçer'den “kayıtdışıyla mücadele” yalanı



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(17.10.10) – Ölüm madenlerinde kayıtdışı işçi çalıştırma gerçeği, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş'ın madencilik sektörüne ve maden kazalarına ilişkin soru önergesiyle bir kez daha günyüzüne çıktı.
Karabaş'ın verdiği soru önergesini yanıtlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2009 yılı hanehalkı işgücü anketi sonuçları hakkında bilgi verdi. Dinçer, buna göre madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe 97 bin kişinin çalıştığını belirtti.

“Kayıtdışıyla mücadele” yalanı
Bunların 88 binini kapsayan yüzde 90,7'sinin sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olduğunu ifade eden Dinçer "kayıt dışı istihdamla mücadele” yalanını ortaya attı. Her yıl yüzlerce işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetlerine karşı önlem alma konusunda aciz kalan bakanlık,“yapılan denetimlerle kayıt dışılık önlenmeye çalışılmakta olup bu çalışmalarda sektörel ayrım yapılmamaktadır" iddiasında bulundu.

Bakan Dinçer'in verdiği rakamlar ise madencilik sektöründeki kayıtdışı istihdama ilişkin oran hakkında da bilgi verirken, madencilerin yüzde 10'unun kayıtdışı olduğunu ortaya koydu.

Bakandan kayıtdışı itirafı
Bakan Dinçer ILO verilerine göre madencilik sektöründeki iş kazaları ile ölümlü kaza oranları hakkında da bilgi verdi. Buna göre 2004 yılında 7 bin 619 kaza yaşanırken 2005 yılında 7 bin 285, 2006 7 bin 234 2007 yılında 6 bin 785 ve 2008 yılında da 5 bin 781 kaza meydana geldi.
Dünya ülkeleri içinde yıllar itibariyle en çok maden kazası İspanya'da yaşanırken, 2004 yılında 23 bin 956, 2005 yılında 21 bin 315, 2006 yılında 19 bin 413, 2007 yılında 20 bin 220 ve 2008 yılında da 18 bin 69 kaza meydana geldi.

Bakan Dinçer, “işletme izni almaksızın, faaliyet gösteren işyerleri olduğu” itirafında bulundu. Dinçer "Bu tür işyerleri, iş mevzuatının dışında Maden Kanunu ve Türk Ceza Kanunu vb hükümleri kapsamında suçların işlendiği tamamen yasadışı işletmelerdir. Dolayısıyla bu tip yerlerde, herhangi bir işçi-işveren ilişkisinden de söz etmek mümkün olamamaktadır" dedi.

“Denetim” yalanı
2002-2010'un ilk altı ayı arasında yapılan işyeri denetimleri hakkında da bilgi veren Dinçer, 2002 yılında denetimler sonucu 559 bin 515 TL ceza kesilirken 16 durdurma ve kapatma kararı verildiğini bildirdi. Dinçer'in verdiği bilgiye göre; 2003 yılında kesilen ceza miktarı 691 bin 764 TL olurken, 35 kapatma ve durdurma, 2004 yılında 1 milyon 124 bin 998 TL ceza kesilirken 33 durdurma ve kapatma kararı verildi.
2005 yılında 2 milyon 881 bin 277 TL ceza kesildi ve 30 işyeri hakkında kapatma ve durdurma kararı verildi. 2006 yılında kesilen ceza miktarı 7 milyon 879 bin 395 TL'ye ulaşırken 29 işyeri hakkında kapatma ve durdurma cezası verildi. 2007 yılında ceza miktarı 10 milyon 107 bin 391 TL'ye ulaştı ve kapatılan ve faaliyeti durdurulan işyeri sayısı 26 oldu. Yine 2008 yılında 4 milyon 60 bin 821 TL para cezası uygulanırken 77 işyeri hakkında kapatma ve durdurma cezası verildi. 2009 yılında para cezası 6 milyon 917 bin 476 TL olurken kapatılan veya faaliyeti durdurulan işyeri sayısı 86'yı buldu. 2010 yılının ilk altı ayında ise 1 milyon 419 bin 612 TL ceza kesildi ve 125 işyerinin faaliyeti durduruldu ve kapatma kararı verildi.

Her şey sermaye için...

Madenlerde taşeronlaştırmayı ve güvencesiz çalıştırmayı teşvik ederek işçileri adeta ölüme gönderen sermaye hükümetinin resmi verileri dahi, her gün yeni tabutların çıktığı madenlerdeki kuralsızlık hakkında ipucu vermeye yetti. Yaşanan iş cinayetlerinin hemen ardından göstermelik kapatmaları ve cezaları devreye sokan bakanlık, şimdiye kadar patronların yanında saf tuttu. Kapatılan maden ocakları, tersaneler kısa süre içinde yeniden faaliyete geçti. İş cinayetlerinin ilk elden sorumlusu olan patronlar yargılama senaryoları sonucunda beraat ettirildi.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:09 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İŞSİZLERİN ÖRGÜTLENMESİNİN ÖNEMİ ÜZERİNE


Zamanın Türkiye’sinde işsizlerin örgütlenmesi ve proleter devrimci mücadeleye kazanılması büyük bir önem arzetmektedir.Zira şanslı ! , zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmayan işçilere göre daha şanssız,daha zor durumda ,sürekli açlık-yozlaşma-sefaletle karşı karşıya kalan bu toplumsal kesim,işi olmayan işçiler; kapitalizm ile daha keskin çatışma koşullarında yaşamaktadırlar.
Modern proletarya dediğimiz toplumsal kesim,gerek yaşam koşulları,gerekse de iş güvenceleri,gerekse de iş devamlılığı bakımından gerçekten şanslıdırlar.Sendikalı-örgütlü olmaları da-her ne kadar faşist,gerici sendikalarda örgütlü olsalar da- kendileri bakımından bir ayrıcalıklı durumu oluşturmaktadır.Bu kesimlerde çalışan işçiler;”memur” diye anılan ve gerçekte hizmet sektöründe yer alan ve toplam toplumsal yeniden üretimin bir parçası sayılan işçilerden de daha iyi durumda olmakla birlikte,sistemle bağları daha güçlüdür.Modern proletaryanın, proletaryanın çeşitli bölüklerine nazaran ciddi ayrıcalıkları-yaşam tarzları ile küçük burjuvaca yaşama yakın bir standartları vardır.(Modern proletarya dediğimiz ağır sanayinin çeşitli dallarında-otomotiv,****l vs- ve imalat sanayinin yoğun ve büyük fabrikalarından söz ediyoruz.Küçük imalat,küçük yan sanayi fabrikaları,taşeronlaştırılmış fabrika işçilerinden söz etmiyoruz)Yabancılaşmanın etkileri de eklenince,bu kesim sınıfın çeşitli bölüklerinin sorunlarına –işsizlik,sendikalaşma,özelleştirme,taşeronla ştırm a,işçi kıyımı vs- karşı kayıtsız kalmakta;sendikalarının da bu durumu körüklemesine bağlı olarak tavır üretmemektedir.Proletaryanın bu kesimi,işçi sınıfının aristokratlaşmış ve sistemle bağları güçlenmiştir desek yanlış söylemiş olmayız.
Proletaryanın bu bölüğünün nicelik olarak çok geniş olmadığını söylesek te;proleter devrimin bu en önemli itici gücünün kazanımı kesinlikle şarttır.Bu,kesim içindeki çalışmada sendikal bürokrasi-ağalığın yıkılması için taban örgütlenmesinin önemini kavrayana,taban örgütlülüklerini öne çıkaran bir tarzın egemen kılınması kesinlikle zorunludur.
Proletaryanın diğer büyük bölüğü ise,her an işsizlik sopası kafasında,sendikasız,sigortasız,iş güvenliği olmadan,küçük-orta boylu işletmelerde çalışan işçilerdir.Burada ki çalışmanın boyutları daha da geniş tutulmak zorundadır.Ekonomik-sendikal düzen içi çalışma ile siyasal mücadele iç içe geçmek,tabandan tavana dikey ve yatay örgütlenmeler esas alınmak zorundadır.İşçi sınıfının en büyük bölüğü şu anda bunlardır.Kamu sektöründe bile taşeronlaştırmalar,özelleştirmeler sonrası bile sendikasız,hak ve hukuksal boyuttan yoksun,sigortaların düzenli yatmadığı,asgari açlık ücretine çalıştırılan milyonlarca işçi bu bölüğe dahildir.Doğal olarak hak mücadelesi,bu kesimde her bakımdan daha geniş çerçevede ele alınmak zorundadır.Sektörlerin özelliğine göre,sendikalaşma,örgütlenme önem kazanmaktadır.(Tekstil sektörü,hizmet sektörü,tüketime dönük alanlar,kamu kurumlarında çalıştırılan taşeron şirket çalışanları vs hep bu büyük bölüktendir)
Proletaryanın İşsiz işçileri,şu anda hızla proletaryanın en büyük bölüğü olmaya adaydır. Zira TÜİK kesinlikle yanlı rakamlar vermektedir.İşsizlik oranları doğru verilmemektedir.Ama tüm gizleme çabalarına rağmen,bu rakamlar giderek artmaktadır.Resmi oynanmış rakamlarla bile toplam nüfusun %12’ye yakını işsiz görünmektedir.Gayrı resmi rakamlara göre ise,işsizlik oranı; %25’ler düzeyindedir.Ki sözünü ettiğimiz rakamlara gizli işsizler,geçici mevsimlik işçiler,inşaat sektöründe çalışanlar-mevsimlik gibidir-,tarım işçileri içindeki işsiz nüfus,ev işçileri dahil değildir.Bunlarla birlikte oran çok korkunç boyutlara gelmektedir.Her üç kişiden birinin işsiz olduğu gibi bir durum daha gerçeğe yakın durmaktadır.
Bu geniş işsiz yığınlarının gelecek kaygısı,iş bulma ümitleri,yaşama ilişkin beklentileri giderek azalmaktadır.Düzenle olan ilişkileri bu kesimin diğer proletarya bölüklerine göre,kesinlikle daha gevşektir.Ama bu kesimler içindeki yozlaşma,geri eğilimler,sistemin kirli-pis işlerine yatkınlık-kolayca yönlendirilebilme olanağı daha fazladır.Yoksulluk-açlık-sefalet ile birlikte fuhuş-uyuşturucu ve alkol bağımlılığı vs gibi yoz eğilimler bu kesimlerde oldukça güçlüdür.Bu kesimlerin ayakta hala duruyor olmasının-yaşıyor gibi,açlıktan ölmemek gibi- en önemli nedeni feodal kültürün hala tam tasfiye olmayışı-köy ile bağlantıların,yardımlaşmanın devam etmesi- ve diğer yandan egemen burjuvazinin onlarca yıldır yerleştirdiği sadaka kültürüdür.Politik,sistemle olan bağları korumak adına devlet ya da belediyeler aracılığıyla geliştirilen bu sadaka kültürü ile işsiz işçiler sistemle bir köprü kurmaktadırlar.
İşsiz işçi yığınları arasında çalışma ister istemez semt-mahalle çalışmasını öne çıkarmaktadır.Öncü komünist devrimci hareket, çetrefilli bu çalışmanın altından kalkmak zorundadır.Bir yandan sınıfsal çalışma ekseninde durmak,bir yandan da yozlaşmış-gericileşmiş ve değer erozyonuna uğramış bu kesim içinde kaybolmamak,bozulmamak;dirençle onlara sınıf bilinci-sınıf kültürü-değerler ve ahlak konusunda öncülük edip onları ileri çekmek zorundadır.Riskleri bol bir alan üzerinde çalışmanın zorlukları açıktır.Zira yine bu alanlarda kontrgerillanın resmi-gizli ajanlarının da fink attığını,buralardan kendine eleman topladığını,çeşitli kitlesel-bireysel eylem alanları için buraları seçtiği aşikardır.
İşsiz işçi yığınları içindeki çalışma da,açık-legal ve yarı legal kitle örgütlerinden yararlanmak ,bu yığın örgütleri aracılığıyla hedef kitleye ulaşma,onları mevcut durumlarından koparıp ,sınıf mücadelesine kazanma,giderek alanı devrimci bir potada eritme ve illegal proletarya partisinin çağrılarına kulak asar hale getirmek lazımdır.Lümpen proleter eğilimlerin,alışkanlıkların törpülenmesi amacıyla kültürel-sosyal çalışmalar öne çıkarılıp mücadelenin diğer alanlarıyla bağlaşıklığı arttırılmalıdır.Sistemin sürekli deşifrasyonu,teşhiri,ajitasyon ve propaganda araçlarının klasik biçimleriyle değil;doğrudan düzeni hedef alan yeni-özgün araçlar yaratılmalıdır.Sabırla,inatla,alanın olumsuzlukları konusunda önceden bilgili-tecrübeli-dikkatli ve lider özellikleri,kararlı,inatçı duruşu ile öne çıkmış kadroları bu alanlarda istihdam etmelidir.
Legal-yarı legal semt-mahalle örgütlenmeleri işsiz yığınları düzenin gerçekleriyle yüz yüze getirecek , asıl proletaryanın örgütlenme alanlarıyla bağlaşıklığı arttıracak bir harekat-eylem hattına sahip olmalıdır.
İşsiz proletarya ordusunun,ayrıca sendikal tarzda örgütlenmesi de ayrıca gündeme konulmalıdır.Bir işsiz proleterler sendikası örgütlenmesi,öncülük edilmesi;komünist devrimci hareketin em önemli görevlerinden biri olarak kabul edilmelidir.Sendikal örgütlenme hedefiyle çalışmalar organize edilmelidir.Sınıfın bu en büyük bölüğü haline gelmiş,gittikçe de büyüyen ve ekonomik krizin boyutları arttıkça da giderekte büyüyecek olan bu alanda ki örgütsel boşluk doldurulmak,bu alanda ki sınıfsal çalışma belli,yukarıda ki hedeflere dönük olarak yürütülmelidir.Sendikal alan çalışması bu kesimin ya yaşamının bir bölümünde ya da çevresinde dolaylı olarak tanışık olunan bir şey olduğu için çok ta zorlanılacağını düşünmüyoruz.
Proletaryanın bu en geniş ve büyük kesiminin örgütlenmesi ;özgürlük ve sosyalizm kavgasına kazanılması kritik önemdedir.Zira bir yandan sisteme entegrasyonu güçlü olunabilecek bir alan;öte yandan iş bulup proletaryanın öteki bölüklerine katılma durumu olabilecek bir alan;sistemle bağları diğerlerine göre daha zayıf olan bir alandan söz ediyoruz.Bu alan,diğer proletaryanın örgütlenmesi çalışmasının yapıldığı alanlardan farklılıkları,özel bir dikkat-özel bir özen gösterilmekle birlikte ;kesinlikle önemsenmesi gereken,sendikal-demokratik-ekonomik çerçeveli örgütler çeperinde çevrelenmesi gereken bir alandır.Komünist devrimciler,alanın özgülünü dikkate alarak çalışmalara başlamalı ve yürütmelidirler.Proletaryanın bulunduğu her alan;komünist devrimcilerin de çalıştıkları ve bulundukları alanlardır.



EKİM 2008
Mahmut Halil Can (Sendiren)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:10 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

Işsizler sendikası üzerine KRİZ VE İŞSİZLİK



2008 büyük dünya ekonomik krizi,finans kapital krizi ile birlikte başladı.Tüm dünyayı kısa bir süre içerisinde etkisi altına alan kriz,kasıp kavurmaya devam ediyor dünyayı.Ekonomistlere göre 2008’in tümü ile 2009 ve hatta 2010’u bile içine alabilecek kapsam ve genişlikteki kriz ve etkileri on yılları bulabilecek sonuçları ve bıraktığı-bırakacağı travmalar ile anılacak.Tüm dünyada yeni bir atılımın ve yeni bir başlangıcın da nedeni olabilecek bu krizin en büyük sonuçlarından biri de kitlesel yoksullaşma ve işsizlik olacaktır.Her ekonomik krizde olduğu gibi.
Emperyalist kapitalizmin bu tekrarlayan geğirmeleri olan krizlerin en büyük kabusu emekçiler açısından işsizliktir.Zira tüm dünyada işsizlik korkunç boyutları ile kendini hissettirmeye başlamıştır bile.Başta emperyalist kapitalizmin sağlam kaleleri olan metropollerde başlayan işsizlik oranlarındaki artış;sömürge ve bağımlı ülkelerde tamamen kitlesel ve devasa bir boyuta ulaşıp;çığ gibi büyümektedir.
Ülkemizde ise zaten kronik bir sorun olan işsizliğin kriz ve sonuçları ile birlikte daha bir şahlandığı,şahlanacağı açıktır.Bir yıldan beridir 300.000 proleter işinden olmuştur.Bir hafta içersinde işinden olan proleter sayısı 35.000’dir.Ki bu rakamlar ulaşılabilen rakamlardır.Ulaşamadıklarımız da cabası.Tüm resmi açıklama ve TÜİK’in siyasal iktidarı koruyan oynamalarına rağmen burjuva medyada bile kabul edilen işsizlik oranları ürkütür pozisyondadır.Ve bu durum krizin etkileri arttıkça ve de gündelik yaşam ve üretimi etkiledikçe daha da artacaktır.
Tüm dünyayı kasıp kavuracak olan kriz ve işsizlik sorunu,emperyalist kapitalizmin işçi ve emekçilere dolaylı yoldan krizlerin faturasını kesme biçimidir.Krizi fırsat bilip,karlarını düşürmemek için emek-yoğun üretim ağırlıklı sektörler ve diğer yandan talep daralmasından kaynaklı üretimin sınırlanması açısından işçi tenkisatları her zaman oldu,olmaya devam ediyor ve krizle birlikte daha da yoğun bir biçimde sürüyor.
Tam bir kapitalist dür kitlesel işsizlik.Emperyalist kapitalizmin tıkanmasıdır krizler.Bitmesidir,tükenişin ve iflasın adıdır.Düzenin esnemesi ve derin uyku halidir.
Ve her olguda olduğu gibi ezilenin,yok edilenin,bitirilenin emekçiler,proleterler ve aşağıdakilerin olduğu bir düzendir kapitalizm.Kapitalizm,kitlesel işsizliği sürekli bir biçimde yedekte tutma gayreti içindedir.Çalışanlar açısından bu bir demokles kılıcıdır.İşsizlik korkusu ile çalışanları terbiye ! etmek gayesi ile hareket eden kapitalistler,krizlerle yoğunlaşan ve doğal sonuçlarından olan işsizlik ile ciddi bir mücadele asla etmezler.Sadece ve sadece bu kitlesel işsizliğin düzen dışına çıkma eğilimi ve sosyalizm kavgası korkutur onları.
Daralan,küçülen ekonomiler ve tüketilemeyen üretim ürünleri ve de diğer yandan yoksulluk ve işsizlik dünya ekonomik bunalımının çıkmazlarındandır.Çelişkilerindendir.Emperyalist kapitalizmin bu içsel çelişkisi,yani bir yandan sınırsızca üretim ve tüketimi çılgınca körükleyen anlayış ile beri yandan alıcıların sınırlı alım güçleri,kapasiteleri bu çılgınlığın sonunu da getirir.
İşçi sınıfı ve emekçilerin sömürüsü her bakımdan sürmektedir düzende.İşsizlik,açlık,yoksulluk,sefalet umurunda değildir kapitalist aç gözlülerin.Onlar dünyayı sınırsızca sömürmekle meşguldürler.Kendilerinin bu sınır tanımayan aç gözlülüklerinin sonucu olan tekrarlayan krizlerinde faturasını ;yine aşağıdakilere kese de olur biter.
Bu, iki ucu keskin bıçak gibidir kapitalizm açısından.Emperyalist metropollerde ve coğrafyamızda bu ölçüsüzce çoğalan işsizlik,artan – büyüyen rakamlar bir yandan da egemenleri korkutmaktadır.Bu keskin yüzlerden birisi kesinlikle burjuvaziyi vuramaya dönüktür.Emperyalist kapitalizmin kendi yarattığı denizde boğulması işten değildir.Sadece kriz,işsizlik ,dünyanın bu halde olmasının nedeninin sistemde olduğu bilincine varılmış olunabilsin.Günübirlik değil,geleceği kurtarma ve yaratma uğruna mücadele verilebilsin.Kendiliğinden bilinç,sınıf bilincine yükseltilebilsin yeter ki.
İşsizlik,açlık,sefalet,krizler emperyalist kapitalizm yaşadıkça var olacaktır.Bu sistem açısından kaçınılmazdır.Bu düzen ortadan kalkmadıkça bu sorunlar varlığını sürdürecektir.Devrim ve sosyalizmin başarısı,ancak ve nihayet bu kısır döngüye son verecektir.
Bu düzen var oldukça ve krizler ile işsizlik sorunu ortadan kalkmadıkça ;işsizler ve onların örgütlenmesi sorunu da var olacaktır.Proletaryanın bu bölüğünün bir sendikada,İŞSİZLER SENDİKASI’nda örgütlenmesi ve mücadelesi komünist devrimciler açısından özel ve önemli bir görev,sorumluluktur.

Kasım 2008


Mahmut Halil Can (Sendiren)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:11 PM   #9
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İŞSİZLİK , KRİZİN VE SINIFIN EN ÖNEMLİ SORUNUDUR,ÇIĞ GİBİ BÜYÜYEN İŞSİZLİK VE DEVRİMCİ MÜCADELE

Dünya ekonomik krizinden önce de yazdığımız yazıların çoğunda işsizlik ve işsizlerin örgütlenmesi ve mücadelesi üzerine çeşitli kereler yazılar yazmıştık. Gelişmelerin süreç içinde bizi doğruladığı ,gün geçtikçe sorunun ne kadar vehamet içerdiğini görmek olanaklı hale geldi. Son açıklanan rakamlarla birlikte şu gerçeğin altı kocaman harflerle çizilmiş oldu. Emperyalist kapitalizm ve onun yapısal krizleri ile birlikte sistemin bütününün sorunu kavramak bir yana, sorundan yararlandığını ,işsizliği çalışan işçiler karşısında Demoklesin kılıcı gibi kullanıp; onların başka bir dünya uğruna mücadelesini baltalamak açısından yararlandığını; kronik işsizliği ise asla ve asla çözemeyeceği bir kez daha teyitlendi.Açıklanan resmi rakamlarda bile korkunç bir işsizlik rekorunun kırıldığını, TC tarihinin en yüksek rakamları olduğu kabul edilmiştir.
İşte rakamlar aşağıdadır çığ gibi büyüyen işsizlik oran ve rakamlar.Bir günlük gazete sayfasından rakamlar ve yorumları: TÜİK, Aralık sonu itibarıyla işsizlerin sayısının 3 milyon 274 bini, işsizlik oranının da yüzde 13.6’yı bulduğunu açıkladı. Bu oran TÜİK verilerinin yayınlanmaya başladığı 1988 yılından beri kaydedilen en yüksek oranlı işsizlik verisi oldu

TÜİK’in verilerinde iş aramayan ama çalışmaya hazır olanlar kaleminde de 2 milyon 298 bin kişi daha olduğu dikkati çekiyor. Şayet bu insanlar da resmi işsizlik kayıtlarına dahil edilirse gerçek işsizlerin sayısı 5 milyon 572 bini, gerçek işsizlik oranı ise yüzde 22’yi buluyor

İşsiz sayısı Aralık-2007 Aralık 2008 döneminde 838 bin kişi artarak 3 milyon 274 bin kişiye çıktı. İşsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10.6’dan yüzde 13.6’ya yükseldi. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20.6’dan yüzde 25.7’ye çıktı. Buna göre, bir önceki yılın aynı dönemine göre, istihdam 293 bin kişi artarak 20 milyon 443 binden 20 milyon 736 bine yükselirken, işsiz sayısı 838 bin kişi artarak 2 milyon 436 binden 3 milyon 274 bine çıktı. Mevcut işsizlerin yüzde 16.3’ünü (533 bin kişi) bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.

Bu rakamlarla istihdam oranı yüzde 41.2 olarak sabit kalırken, işsizlik oranı 3 puan birden yükselerek yüzde 10.6’dan yüzde 13.6’ya yükseldi. Tarım dışı işsizlik oranı yüzde 13’ten yüzde 17.3’e, genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 20.6’dan yüzde 25.7’ye çıktı.

Kentte işsizlik oranı yüzde 12.2’den yüzde 15.4’e, kırsalda işsizlik oranı yüzde 8.1’den yüzde 10.7’ye yükseldi.

Yüzde 31.2’si geçici işte

Açıklanan Aralık 2008 verileri, Türkiye tarihinin en büyük işsizlik verileri olarak da kayıtlara geçti. 2001 krizinden sonra bile işsizlik yüzde 10.3 olarak tespit edilmişti.

Bu dönemdeki işsizlerin; yüzde 74.2’si erkek nüfus, yüzde 61.3’ü lise altı eğitimli. Yüzde 24.3’ü ise bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. İşsizler sıklıkla (yüzde 31.6) “eş-dost” vasıtasıyla iş arıyor. Yüzde 88.6’sı (2 milyon 901 bin kişi) daha önce bir işte çalıştı. Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin yüzde 44.1’i “hizmetler”, yüzde 25’i “sanayi”, yüzde 19.3’ü “inşaat”, yüzde 9.7’si ise “tarım” sektöründe çalıştı. Yüzde 2’si ise 8 yıldan önce işinden ayrıldı.

İşsizlerin yüzde 31.2’sinin çalıştığı işin geçici olduğu belirlendi. Yüzde 19.3’ünü işten çıkarılanlar, yüzde 14.1’ini kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 8.5’ini işyerini kapatan/iflas edenler, yüzde 8.3’ünü ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 7.1’ini öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar, yüzde 11.5’ini ise diğer nedenlerle işsiz kalanlar oluşturdu.

Gerçek işsizler 5.5 milyon, gerçek işsizlik de % 22

TÜİK, resmi verilerinde 3 aydan daha fazla bir süredir iş aramayanlar “işsiz” statüsünde sayılmıyor. Rakamlar dikkatli incelendiğinde “umutsuzlar” olarak bilinen, iş aramayıp, çalışmaya hazır olanların sayısındaki 548 bin kişilik artış hemen dikkati çekiyor. 2007 Aralık ayında 1 milyon 750 bin olan umutsuzlar kalemini TÜİK, son verisinde 2 milyon 298 bine çıkartmış. Yani neredeyse resmi işsiz sayısı kadar iş bulma ümidi kalmayanlardan oluşan bir kalem yer alıyor. Ancak bu kalem resmi işsizlik oranını etkilemiyor. Şayet bu kalemdekiler de işsizler ordusuna dahil edilirse Türkiye’deki gerçek işsizlik rakamı 3 milyon 274 bin değil, 5 milyon 572 bin kişi oluyor.

Şayet istatistik bu şekilde tutulursa TÜİK’in 24 milyon 9 bin olarak gösterdiği işgücü rakamı 26 milyon 307 bine çıkıyor. 5 milyon 572 bin işsize göre gerçek işsizlik rakamı da yüzde 13.6 değil yüzde 22’yi buluyor.

İstihdam 2002’den bu yana 618 bin kişi azaldı

Türkiye genç ve nüfusu çok hızlı artan bir ülke. Her yıl ortalama 700 bin civarında kişi iş gücüne dahil oluyor. Kayıtlara bakıldığında ise 2002’den bu yana yani AKP’nin iktidara geldiği tarihten bu yana reel olarak istihdamın azaldığı dikkati çekiyor. 2002 yılı sonunda 21 milyon 354 bin kişi istihdam edilirken, bu sayı 2008 sonunda 20 milyon 736 bine geriledi. Oysa nüfus 2002 sonunda 68 milyon 393 bindi. 2008 sonunda ise 70 milyonu geçti.” Vatan Gazetesi- 17 Mart 2009


Bu verili tabloyu , rakamları olduğu gibi aldık ki sorunun kendisi oldukça iyi bir biçimde anlaşılabilsin.
TÜİK , tüm rakamlarla oynamasına rağmen, rakamlara yukarıdaki gazete haberinde de görüldüğü üzere , iş aramaktan usanmışları katmamasına, ev kadınları,mevsimlik çalışanları vs katmamasına rağmen korkunç boyuttaki işsizlik rakamları, “tarihi rekor” olabiliyor. Gerçek rakamların , burjuva liberal bir gazete ve onun yorumcuları açısından bile %22 olarak hesaplanabildiği bir oranın , gerçekte %35 ler düzeyinde olduğunu kabul etmek gerekir. Zira , hemen hemen her dört gençten birinin işsiz olduğunu ifade eden çalışma, gerçekte nerdeyse üç gençten birisinin işsiz olduğunu kabul etmektedir. Bu rakamlara her gün yenileri eklenmektedir ayrıca.
Tüm dünyada fırtına gibi esen krizin , Türkiye’yi kasırga ile vuracağı çoktan beri belli idi. Ama geniş proleter,emekçi yığınların din , Ergenekon, vs gibi manipülasyonlarla uyutulmuş, mevcuda boyun eğmeyi, sükretmeyi ve sadakalar-yardımlar ile yaşamayı giderek yaşam biçimi haline getiren bir kültüre doğru evriltildiği gerçeğinin altı çizilmelidir.Bir çok bakımdan mevcudun üzerine bir şey konmadığı gibi, her bakımdan yolsuzluklarla,peşkeş çekmelerle, özelleştirmelerle kamunun sözde ortak kaynaklarının emperyalist kapitalizmin ellerine teslim edilip, kapitalizmin en vahşi yüzüne terk edilen milyonların işsizlik ve onun getirdiği sonuçlarla mücadelede baştan beridir yenik başladıkları açıktır.
İşsizlik, emperyalist kapitalist vahşetin kronik bir sorunu ve sonucudur. İşsizlikle terbiye edilmeye çalışılan sınıf , diğer yandan işsizler ordusunun neferi olmamak için mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Bu bağlamda işsizler ordusunun örgütlenmesi, mücadelesi ve çalışan proletaryanın mücadelesi ile birleşik bir potada eritilmesi sorunu yaşamsaldır. İşsiz milyonların , özellikle de işsiz gençliğin sınıf mücadelesine kazanılması kesin olarak devrimci mücadelenin zorunlu bir örgütlenme-mücadele alanıdır.
İşsizler Sendikası hala orta yerde bir öneri olarak durmaktadır. Sınıfsal olarak ister mavi, ister beyaz yakalılar olsun; sınıfsal bir mecrada örgütlenme temeli oldukça önemlidir. En az sınıf kadar mevcuda sahip büyük bir çoğunluk, oldukça dinamik bir topluluk olacak potansiyeli olan işsizlerin mücadele ve örgütlenme işine hak ettiği değeri vermek kesinlikle şarttır. Giderek artan, her gün binlercesinin katıldığı bir topluluğa ilişkin örgütlenme, mücadele kanalları yaratmak komünist devrimcilerin işi değildir de kimindir ? Tartışmaya bile gerek yok bu sorunu.
Komünist devrimci çalışmanın , semtler ayağı üzerinden yürütülecek bu çalışmanın lümpenleşmesi,dar kalıplarla sıkışıp sınıfsal bir mevziye doğru sıçraması olanaksızlaşma tehlikesi güdüyorsa; yeni kanal ve araçlar üretmek, yaratmak gereklidir. Semt çalışmasının dejenere, yoz, geri öğeleri hem devrimci örgütün kendisine yapıştırma, hem de diğer yandan sınıfsal olarak çalışmayı sınıfsal mevziden uzaklaştıran bir nitel temelde olmasından kaynaklı olarak ; işsizlerin ayrı demokratik-sendikal-kitlesel örgütlülüğünü yaratmak gereklidir.Zira dediğimiz gibi , bu kesim kronik bir sorunun içinde varlıklarını korumaktadırlar.
Denilebilir ki; işsizler işçi olmak ve çalışmak için mücadele içindedirler yaşam içinde. Evet . Kesinlikle . Ama diğer yandan kronik işsizler olduğu gibi, süreli işsizlerin de kendilerini sınıfsal mücadele içinde var etmeleri, sınıf mücadelesinden kopmamaları vs açısından , örgütlü süreklilik sağlanmalıdır.Diğer yandan rakamsal olarak korkunç büyüklükte bir topluluğun çıkarlarının temsili,ifade edilmesi ile istenir ki ; çalışan işçilerin sendikaları ilgilenip mücadele etsinler.Bu mevcut koşullarda mümkün olmadığından ister geçici ister kalıcı olsun ; bu mücadele kanallarının açılması, süreklileştirilmesi, mücadelenin bu kanalda da büyütülmesi gereği açıktır.
İşsizlik , bu ülkenin kronik sorunlarından biridir. Giderek çığ gibi büyüyen işsizlik oranlarının , bir çok sonucu, sorunu birlikte getireceği açıktır. İşsizlik sorunu, tüm diğer sorunlarda olduğu gibi mevcut düzende çözülemez. Tam tersine , işsizlik mevcut düzenin belli ölçülerde kesin olarak yararlandığı bir sonuçtur. Nihayetinde giderek büyüyen bir nüfusa karşılık komünist devrimcilerin devrimci proğram dışında söyleyecekleri ve mücadele kanalları ile mücadele perspektifleri olabilmelidir.Sorunun tümüyle ortadan kaldırılması için özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin başarısına bağlı olduğu gerçeğinin altı çizilerek, sendikal,demokratik,kitlesel bir mücadele için el ve kolları sıvamanın zamanıdır. Umut devrimde, çare sosyalizmdedir.

17.03.2009


Mahmut Halil Can ( Sendiren)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-17-2010, 08:13 PM   #10
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

DİSK-AR İstihdam Raporu'nu yayımladı



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(17.10.10) - DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) İstihdam Raporu'nu yayımladı. Rapora göre işsizlik oranı hala kriz öncesi düzeyine inmezken, kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısında 357 bin kişilik bir artış görüldü.
2010 Temmuz ayı (Haziran, Temmuz, Ağustos) dönemi 
istihdam raporunda, işsizlik rakamlarının kriz öncesi verileri yakalayamadığı belirtildi. İstihdamda yaratılan artışa kayıtdışı istihdam, tarımsal istihdam ve esnek çalışma biçimlerinde yaşanan artışların eşlik ettiği söylendi.
Kayıtdışı istihdam rekor düzeyde
Rapora göre; Türkiye ekonomisinin yaklaşık yarısının kayıtdışı. Güvencesizliğin ve ağır çalışma koşullarının birincil dereceden sorumlusu olan kayıtdışı istihdam, istihdamdaki artışa paralel bir seyir halinde sendikal örgütlülüğü, yasal düzenlemelerle neredeyse yok edilme noktasına getirdi.
Temmuz ayı dönemi için açıklanan istihdam verilerine göre, kayıtdışı istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 274 bin kişi, kriz öncesine göre ise 538 bin kişi artarak, son 5 yılın rekorunu olan 10 milyon 579 bine ulaştı.
İşsizler ordusu büyüyor
Raporda, kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısında 357 bin kişilik bir artış yaşandığı belirtildi. Aynı dönemde yaratılan 1 milyon 315 bin kişilik istihdamın yüzde 41'i kayıtdışı olarak sisteme dahil olduğu göz önüne alındığında kayıtdışı çalışanların sayısı, 10 milyon 579 bin ile son 5 yılın rekorunu kırdı. Geçici bir işte çalışanların sayısının 91 bin olduğunun belirtiltidi raporda, eksik ve yetersiz istihdam edilen gizli işsizlerin sayısı 277 bin, iş aramayıp, çalışmaya başlamaya hazır olduğu için işsiz sayılmayanların sayısı 211 bin arttığı ifade edildi.
Krizin etkisi ile başlayan kırsala dönüş, tarımsal istihdamda da, 5 milyon 392 bin kişi ile son 5 yılın rekorunun kırılmasına neden oldu.
Geniş tanımlı işsizlik rakamı (İşe başlamaya hazır olup iş aramayanların dâhil edildiği) yüzde 16.65 iken, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle birlikte bu oranın yüzde 20.46'ya ulaştığı raporda belirtiliyor. İşsizlik rakamları içerisinde geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar yüzde 26.1'lik oran ve 726 bin kişi ile işsizlikten en çok etkilenen kesimi oluşturdu. Bu dönemdeki işsizlerin 473 binini ise işten çıkartılanlar oluşturdu.
Haziran, Temmuz ve Ağustos 2010 dönemini (Temmuz dönemi) kapsayan Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre işsizlik oranı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 2.2 puanlık düşüşle yüzde 10.6 oldu. İşsiz sayısı ise 485 bin kişi azaldı. Buna karşın kriz öncesi ile karşılaştırıldığında 2008 yılının temmuz döneminde 2 milyon 425 bin olan işsiz sayısı, son açıklanan resmi verilere göre 2 milyon 782 bin oldu. İşsiz sayısı 2 yıl öncesine göre yüzde 15 artış gösterdi.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
açik, açık, artiyor, artıyor, büyüyor, cari, işsizlik, krizi, tutmuyor, yamalar, yapay


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Işsizlik , krizin ve sınıfın en önemli sorunudur,çığ gibi büyüyen işsizlik ve Mahmut Halil CAN GÜNCEL GELİŞMELER VE SINIF TAVRI 20 03-04-2010 05:37 PM
Gerçek Ve Yapay Gündemler,devrimci Bakış Mahmut Halil CAN ANADOLU DEVRİMİ VE SORUNLARI 0 06-26-2009 12:11 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:52 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,