DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor
Cevaplar
22
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1182
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-17-2012, 08:40 PM   #21
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İş ilanının peşinden

Özel İstihdam Büroları, iş arayan gençlerin en çok hayal kırıklığına ugradığı yerler


Ben üniversite mezunu işsiz bir gencim. İnternet ve gazete kanalıyla sürekli iş aramaktayım. Geçtiğimiz sene yine iş ararken bir iş ilanı dikkatimi çekti. İsmi gizli tutulan bir şirketin mali işler sorumlusu alacağı yazılıydı ilanda.

İnternetten online olarak başvuruda bulundum. Ertesi gün telefon yoluya geri dönüş yaptılar. Telefondaki kişi başvurumun kabul edildiğini, görüşmeye beklendiğimi belirterek, mulakatın yapılacağı adresi tarafıma bildirdi.

Mulakat günü geldiğinde, mulakat yapılacak yere gittim. İlk dikkatimi çeken, mali işlerle ilgili bir şirkete benzemediğiydi. Daha çok bir kurs havası vardı. Beni bir kadın karşıladı. Önce sıcak, samimi bir dille odasına davet etti. Bakımlı, diksiyonu düzgün bir kadındı.

Özgeçmişimden, beklediğim iş standartlarından konu açtı. Daha sonra, bir test verip çözmemi istedi. Test sonuçlarının yakşaşık 10 dakika sonra çıkacağını söyleyerek, beni bekleme odasına aldılar.

Bekleme sırasında, düşünme fırsatı buldum. Bulunduğum yeri tanımaya çalıştım. Beklediğimden çok farklı bir yerdi. Nitekim 10 dakika sonra olayın aslını anladım.

Tekrar odaya girdiğimde, beni mulakata alan kadın; "Başarılı oldunuz, CV'nizi arşivimize alıyoruz. Size uygun bir iş olması durumunda geri dönüş yapılacaktır" şeklinde bir açıklamada bulundu. İlanı sorduğumdaysa bana; "O ilandaki işe yönlendirilmeniz için öncelikle bu şirketin bünyesınde çalışıyor olmanız gerekli" dedi. "Ama merak etmeyin başarılı oldunuz" diye ekledi.

Yani bu şirketin çalışma prensibi şu; Öncelikle iş arayanları kendi bünyesine katmak, sonrada onları kurdukları bu taşeron firma uzerinden istihdam etmek. Aynı zamanda emeğinin kazancına ortak olmak. "Mavi yaka", "insan kaynakları" ve aynı şekilde çalışan birçok firma. Şu anda faal durumda iş arayan gençlerin en çok hayal kırıklığına ugradığı yerler.

[Bir Alınteri okuru]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-20-2012, 08:24 PM   #22
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İşsizlik pusuda, alacaklı kapıda… - Mustafa Sönmez (Cumhuriyet) 20 Ocak 2012 - Yeni yıla endişelerle girdik. Dünya ekonomisinden, özellikle Avrupa’dan beklenen feryatlar yükselmeye başladı. Fransa’nın da dahil olduğu 9 ülkenin notunun, düşürülmesi, yeni kötü karnelerin yolda oluşu Avrupa’da kışın daha da sertleşeceğinin habercileri. AB’nin , özellikle Avro alanının kış rüzgarları bizde de fena halde hissedilmeye başlandı. Merkez Bankası, faizi artırma ve rezervden döviz satma pahasına doları dizginlemeye çalışıyor ama her fırsatta dolara yöneliş eğilimi devam ediyor. Özellikle 2011’in son çeyreğinde büyüme temposu düştü. Bunun verileri Mart sonunda açıklanacak. Yabancı kaynağın Türkiye’ye ilgisi iyice azalıyor. Cari açığı, dışarıda tutulan yerli sermayedar dövizleri ile kayıt dışı sermaye girişleri ancak finanse edebildi ama devamı nasıl gelecek, belli değil. Türkiye’nin dış algısı daha da kötüleşiyor. Bunun göstergesi olan risk primi(CDS), Aralık’ta 280 iken 2012 Ocak ortasında 322’ye fırladı.Yani yüzde 15 daha kötüleşti. Bunlar iyi işaretler değil elbette.

***
Pusudaki esas tehlike,yeniden yükselecek olan işsizlik. Krizlerde ilk küçülen sektör inşaatta çarklar yavaşladı. İnşaat istihdamı, 2010 Ekim ayına göre, 12 ayda 251 bin artmıştı. Son 1 yılda gerçekleşen istihdam artışının dörtte birini inşaat sektörü yaratmıştı. Ancak, 2011 Ekim ayında, Eylül’e göre inşaatta 113 bin kişi işini kaybetti. Benzer bir durum imalat sanayinde de yaşandı. Son 1 yılda 66 bin artmış görünen imalat sanayi istihdamı sadece Eylül-Ekim arası 45 bin azaldı. Madencilik kesiminden de 6 bin istihdam azalışı oldu. İnşaat ve sanayideki istihdam kayıpları, her nasıl oluyorsa, büyümeyen tarımda istihdam artışına dönüşüyor. Türkiye milli gelirinde yüzde 8 paya sahip tarım 6,2 milyon kişi ile istihdamda dörtte bir paya sahip!.. Dile kolay, 1 yılda 387 bin kişi sürünen tarımda iş bulmuş görünüyor. Bunun sırrını TÜİK bile çözemiyor !...

Tarımdaki bu veri kirliliğinni-hatta ayıbını- bir kenara bırakırsak, inşaat ve sanayideki istihdam kayıplarının hizmet sektörlerince telafi edildiğini görüyoruz. Eylül sonrası eğitim ve sağlık başta olmak üzere hizmetlerdeki istihdam, kayıpları azalttı, ama yine de Eylül-Ekim arası tarım dışı istihdam azalması 80 bini buldu. Evet, bir ayda 80 bin istihdam azalması yaşandı. Resmi işsiz sayısı 2 milyon 454 bin ama sayılmayan (umudunu yitirmiş v.b) işsiz sayısı da 1 milyon 750 bin…Yani gerçek işsiz sayısı 4 milyon 204 bin. TÜİK verilerine göre, kışın yaklaşmasıyla işgücü pazarından çekilenlerle birlikte “ev işleriyle meşgul” kadın sayısı ise 12 milyonu geçmiş görünüyor. Bunlar, 15-64 yaş grubundaki kadınlar…

***
Ayak sesleri yaklaşan daralma ile birlikte, özellikle inşaat ve sanayiindeki işsizliğe, izleyen aylarda daha çok tanık olacağımız açık. 2011’in yüzde 10,5 luk resmi enflasyonu karşısında, ücret zammı alamayan ya da gerçekleşen enflasyonun altında alabilen 15 milyon ücretli-yevmiyeli, işçi-memur, sayıları 10 milyona ulaşan emekli kesim için geçim şartları biraz daha zorlaşıyor. Pusudaki işsizlik, haneye giren geliri daha da azaltacağa benzer. Bir bu kadar endişe kaynağı ise, hanelerin sırtındaki borç yükü…


2009 krizi sonrası, daralan dış pazarların yarattığı kayıpları telafi etmek için iç talebe reklam kampanyaları yapılmıştı, hatırladınız mı? İşte o kampanyaların da etkisiyle, hanelerin borç yükü hızla kabardı. Konut kredilerinin, taşıt kredilerinin yanı sıra , daha çok borcu borçla kapatmak için kullanılan ihtiyaç kredileri hızla arttı. Kredi kartlarıyla borçlanmalar dur durak bilmedi.2009 sonunda hanelerin borçları 125 milyar TL’yi buldu. 2010 sonunda ise toplam hane borcu 170 milyar TL’ye ulaştı. Artış yüzde 36’yı buldu. Tüketici borçlanması 2011’de hız kesmedi ve yıl sonunda 223 milyar TL’ye ulaştı. Bu da yüzde 31 artış demekti. Bankaların bu dönemde kredilerinin dörtte birini tüketicilere kullandırdıkları anlaşılıyordu.

Bu kadar borçtan şimdilik “batık” olarak tanımlananı, tüketici kredilerinde yüzde 2, kredi kartlarında yüzde 6 büyüklüğe sahip…Bankaların kapısına dayandığı tüketici kredisi borçlu sayısı 2011 Kasım’ı itibariyle 791 bin. Kredi kartı borcu yüzünden bankalarla başı belada olanların sayısı ise 1 milyon 425 bin..Böylece borcunu ödeyemeyen nüfusun toplamı 2 milyon 216 bini buluyor. Yani bu kadar aile mensubunun kapısına bankalar dayanmış durumda. Ama şimdilik…Pusudaki işsizlikle beraber banka taksitlerini ödemede daha çok fire yaşanacağa benziyor.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-20-2012, 08:29 PM   #23
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,996
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Işsizlik büyüyor, cari açık artıyor, krizi yapay yamalar tutmuyor

İşsizlik oranları artıyor, işsizlik fonu yağmalanıyor…


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Tek seçenek örgütlü mücadele!


Kapitalist sömürü düzeninin yarattığı işsizlik tablosu, Türkiye’de işsizlik ödeneği için yapılan başvuruların sayısındaki artışla bir kez daha gözler önüne serildi. Sermaye hükümeti AKP fırsatını buldukça ekonomiye dair övgüler yağdırıyor, işsizliğin düştüğüne, işlerin iyi gittiğine dair pembe tablolar sunuyor. Ancak, gerçekte binlerce kişi işsizlik sorunuyla boğuşuyor. AKP, hükümete geldiğinde 93 bin kişi işsizlik ödeneği için başvururken, 2011 yılında bu sayı 500 bine yükselmiştir.
Rakamlar bir başka gerçeğe de işaret ediyor. 10 yılda bu fondan 2 milyon 965 bin kişiye, 2 milyar 387 bin TL ödeme yapılmıştır. Oysa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in resmi açıklamasına göre, 30 Kasım 2011 itibariyle, İşsizlik Sigortası Fonu’nda toplam 52 milyar 789 milyon 961 bin TL toplanmıştır. Son 10 yılda işsizlik ödeneği için başvuranlara ayrılan kaynağın İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken parayla karşılaştırıldığında azlığı dikkat çekicidir ve bu fonun AKP hükümeti eliyle sermayeye aktarıldığını göstermektedir.
İşsizlik fonundan, işsizlerin yararlanma şartları oldukça sınırlıyken, sermaye hükümeti eliyle fon amacı dışında kullanılmakta ve sermaye çevrelerinin yağmasına olanaklı hale getirilmektedir. Bilindiği gibi her sigortalı işçiden bu fona para kesilirken, bu fondan yararlanmak ise herkese nasip olmamaktadır. Çünkü fondan yararlanmak için çeşitli şartlar gerekmektedir. Oysa sermaye çevrelerinin bu fonu rahatça yağmalayabilmeleri için hükümet yasal düzenlemeler yapmakta geri durmamaktadır.
Bu konuda son örnek Torba Yasa’yla geçtiğimiz yıl gündeme gelmişti. “Bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına, sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile diğer bazı kanunlarda” değişiklik yapılmasına dair kanun, yani Torba Yasa ile İşsizlik Sigortası Fonu’nun yağması genişletilmişti.
Torba Yasa’da fonun yağma gerekçeleri esnetilmişti. “Çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara (yönlendirilmesini sağlamak), istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri temin etmek” adı altında Özel İstihdam Büroları gibi işçi düşmanı uygulamalara, fon sayesinde hazır, kolay kaynak sağlanıyor.
Kısa çalışma ödeneği Torba Yasa’dan önce de İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödeniyordu. Ancak Torba Yasa’yla sermaye lehine kapsamı genişletildi. Kısa çalışma ödeneği genel ekonomik kriz ve zorlayıcı sebepler bahanesiyle verilebilirken Torba Yasa’yla buna, “sektörel veya bölgesel kriz” ibaresi eklendi. Bu da kapitalistlerin bundan daha fazla yararlanmasını sağladı.
Yanısıra genç işçilerin sigorta primlerinin yine İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması, böylece patronlara ucuz işçi sağlamanın bir yolu olarak karşımıza çıkarılmıştı. Bu yararlanma mesleki yeterlilik belgesine sahip olmaya veya İş-Kur’un kurslarını bitirme koşuluna bağlanmıştır. Bu alan ayrıca farklı bir yağma alanına dönüşmüştür. Şöyle ki, işsizliği azaltma kılıfıyla hazırlanan İş-Kur Genel Müdürlüğü’nce başlatılan Meslek Edindirme ve Yetiştirme Kursları, işsizliğe çözüm olmadığı gibi kurs vermek üzere öğrenci başına ödenek verilen bu şirketler için bir vurgun kapısı olmuştur. Ayrıca İş-Kur Genel Müdürlüğü’ne son dönemde açıktan atanan 4/B’li sözleşmeli personelin maaşlarının İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılandığı belirtilmektedir.
Bunun dışında İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanılması konusunda sendikaların(*) dikkat çektiği bir konu da GAP’a harcandığının ileri sürülmesidir. Oysa GAP’da somut bir adım olmaması ve bölgeye yapılan harcamaların açıklanmaması bu fonun kullanım alanlarını sorgulama nedeni olarak ifade edilmektedir. Sendikalar yaptıkları açıklamalarda döviz ihalelerinde ve çeşitli sermaye çevrelerinin “teşviki”nde kullanıldığı bilinen bu fonun, amaç dışı kullanımına ilişkin herhangi bir cezai uygulamanın bulunmamasını ve hükümet tarafının da bu hususta denetlenmemesini eleştirmekte ve tüm bunların fonun yağma edilmesinin önünü açtığına dikkat çekmekteler. Açıktır ki, işsiz kalan işçinin faydalanması gereken bu fon sermaye ve onun hükümetinin ihtiyaçlarına gitmektedir.
Sermaye hükümeti bununla yetinmemektedir kuşkusuz. İşsizlik Sigortası Fonu’nu alma koşullarının önündeki engellerin kaldırması ve daha çok işçinin bundan yararlanması için önlem alınması gerekirken, sermaye hükümeti AKP, bu fondan yararlanma süresini daha da azaltma peşindedir. Hatırlanacağı üzere İş-Kur’un açıkladığı “2011–2015 Stratejik Plan”ına göre bundan sonra işsizlik ödeneği alan işsizlerin daha önce 180, 240 ve 300 gün olan prim sürelerinin artık 150 güne indirilmesi hesabı yapılmaktadır.
Tüm bu sorunları önümüzdeki yakın süreçte sermaye devletinin hesabında olan özel istihdam büroları, kıdem tazminatının gaspı, esnek üretim uygulamalarını yaygınlaştıran düzenlemelerle birlikte düşünmek gerekmektedir. Böylelikle işçi çıkartma kolaylaşacağı gibi, esnek çalışma koşullarında işsizlik ve beraberindeki sorunlar katmerleşecektir.
İşsizlik vahşi kapitalizmin doğrudan sonucudur!
Geçen yılın TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranı Ekim’de, 2 milyon 454 bin kişidir. Bu sayı bile yüksekken gerçek işsizlik oranı elbette daha fazladır. Çünkü resmi hesaplamalarda, iş arama kanallarını 3 ay kullanmayan ve iş bulma umudunu yitirenler hesaba katılmıyorlar. Aynı şekilde part-time, geçici işçiler ya da yevmiyelik çalışanlar da işsiz sayısına eklenmiyor. Tarımda ve aile işletmelerinde çalışanlar da işsizlik oranlarında yer almıyor. Tüm bunlarla birlikte düşünüldüğünde işsizlik oranı gerçekte oldukça yüksektir.
Kapitalizm işsizlik üretmeden var olamaz. Bu nedenle kapitalistler ve devletinin işsizlikle mücadele söylemleri bir aldatmacadan ibarettir. Kapitalistler ancak işsizliği işçiye karşı kullanmayı bilirler. İşçileri köleliğe mahkûm etmek, sömürüye boyun eğdirmek için dışarıdaki işsiz kalabalığı referans gösterirler. Onlar için ekonomi iyi gidiyorsa bu kesinlikle bir yandan işçilerin emek yoğun çalışmalarının artması diğer yandan da işsizliğin artmasından dolayıdır. Onlar der ki “aynı gemideyiz” ama geminin ilerlemesi için bazı yüklerden kurtulmak gerekir. Tabiî ki kapitalizmde, işçi ve hakları, ilk elden gözden çıkarılacak olan “yük”tür.
Bu nedenle çalışan durumda olsun ya da olmasın işçi sınıfının tüm bireylerinin çıkarları ortaktır. Bu nedenle birlikte verecekleri mücadele önemlidir. İşsizlik Sigortası Fonu emeğin korunması mücadelesinin bir talebi olarak ileri sürülen bir taleptir. Bu fonun yağmasına karşı durmak ve kapsamının işçi sınıfı çıkarına genişletilmesini istemek gerekir. İşsizlik ödeneğinin insanca yaşama yetecek oranda olması, işsizlik sigortasından yararlanma koşullarının değiştirilerek, yararlananların sayısının ve yararlanma süresinin artırılması, herkes için iş ve iş güvencesi, çalışma sürelerinin kısaltılması vb. taleplerle örgütlü mücadeleyi büyütmek, işçi sınıfının sermayeye karşı yürüttüğü savaşta önemlidir.
Kuşkusuz tüm bu talepler işsizliğin kökünün kurutulacağı bir düzen olan sosyalizm hedefiyle birlikte ele alınmalıdır. Çünkü ancak sosyalist plana dayalı bir ekonomide herkes için “işler iyi gider!” İnsanca bir yaşam mümkün olur.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
açik, açık, artiyor, artıyor, büyüyor, cari, işsizlik, krizi, tutmuyor, yamalar, yapay


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Işsizlik , krizin ve sınıfın en önemli sorunudur,çığ gibi büyüyen işsizlik ve Mahmut Halil CAN GÜNCEL GELİŞMELER VE SINIF TAVRI 20 03-04-2010 05:37 PM
Gerçek Ve Yapay Gündemler,devrimci Bakış Mahmut Halil CAN ANADOLU DEVRİMİ VE SORUNLARI 0 06-26-2009 12:11 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:52 PM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,