![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL KONULAR VE SORUNLARA YÖNELİK KISA GÜNCEL MAKALELER,SINIF BAKIŞ AÇISI GÜNCEL KONULAR VE SORUNLARA YÖNELİK KISA GÜNCEL MAKALELER,SINIF BAKIŞ AÇISI |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
|
"KESK'te Yaşananlar İlk Değil, Çözüm Kadın Dayanışmasında"
Petrol-İş Kadın Dergisi'nden Akgökçe, "Cinsel taciz, bir erkeklik suçudur; kadının beyanı esastır. Yaşananların erkeklerin seçim hesaplarına kurban gitmemesi için konfederasyon içindeki tüm kurulların işletilmesi gerekir" dedi. "Bu da kadınların birlikte hareket etmesiyle mümkün." [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] burcin@bianet.org İstanbul - BİA Haber Merkezi 30 Kasım 2010, Salı
"Erkeklerin iktidarda olduğu bir yerde, kadınlara dayatılan davranış pratikleri var; erkeklerse yaptıklarının yanlarına kalacağına inanıyor. Bu iktidarı kırmanın tek yolu, kadınların birbirlerine sahip çıkması. Kadınlara yönelik suçlar karşısında tüm kimlik siyasetlerini bir yana bırakıp birlikte hareket edebilmemiz gerekiyor." Petrol-İş Kadın Dergisi'nden Necla Akgökçe, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Sekreteri Emirali Şimşek'in bir kadına tacizde bulunduğu, Yönetim Kurulu'nun ise yaşananlar karşısında sessiz kaldığı iddialarını böyle değerlendiriyor. "Kadınlara karşı suçlarda, kadının beyanı esastır" KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Gölpunar, "KESK Yönetim Kurulu'nun iddiaların araştırılması ve sorunun çözüme kavuşturulması konusunda gösterdiği direnç" nedeniyle dün istifa etmişti. İstifaların ardından yönetim kurulu toplanmış, kurul adına açıklamayı KESK Kadın Sekreterliği yapmıştı. "İddialar kurumu yıpratmaya dönük" diyen Sekreterlik, "Ne kimseyi koruduk ne tacize uğrayan kadının beyanını esas aldık" demişti. Akgökçe ise, "Cinsel taciz, kadına yönelik bir erkeklik suçudur ve bu tür suçlarda kadının beyanı esas alınır" diyor. "Tacize, tecavüze uğramış kadınların bunu dile getirmesi çok zordur. Kadınların çok azı, böyle bir şey olmadan olmuş gibi davranırlar." "Kadın Sekreterleri, kadınların oylarıyla seçilmeli" Akgökçe'ye göre, KESK'teki taciz iddiaları iki sorun alanını gündeme getiriyor. İlki, KESK içinde kendilerini farklı bir üst kimlikle tanımlayan kadınların, feministliği bir alt kimlik olarak konumlandırması. İkincisi ise, kadın sekreterlerinin kurultaylar sırasında kadınların oylarıyla seçilmemesi, bunun yerine kazanan liste içinden, grubun başındaki erkek tarafından belirlenmesi. "Konfederasyonlar bünyesinde genel kurulu kazanan liste içinden bir kadın grubun başındaki erkek tarafından 'kadın sekreteri' olarak atanıyor. Bu nedenle kendi grubuna hissettiği sorumluluk kadınlara karşı duyduğu sorumluluğun önüne geçiyor." "Sami Evren'in istifası yetmez, tüm kurullar işletilmeli" Taciz iddialarının hazirandan bu yana gündemde olduğunu, daha önce Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Muğla Şubesi'nde yaşanan bir tecavüz olayının da örtbas edildiğini hatırlatan Akgökçe, "Sami Evren'in istifası çok önemli değil" diyor. "Biz sendikalarda ve demokratik kitle örgütlerinde ayrımcı uygulamaların, cinsiyetçiliğin, tacizin, tüzük ve programlara geçmesi için mücadele ediyoruz. Ama KESK gibi temel metinlerine cinsiyetçiliğe karşı mücadele edeceğine dair madde koymuş bir konfederasyonda bunların yaşanması, temel metinlerde düzenleme yapmanın yetmeyeceğini gösteriyor." Akgökçe'ye göre, yaşananların erkeklerin seçim hesaplarına kurban gitmemesi için konfederasyon içindeki tüm kurulların işletilmesi gerekiyor. Bu da ancak dışarıda ve içerideki kadınların tüm kimlik siyasetlerini bir yana bırakıp birlikte hareket etmesi ve sendika içi mekanizmaların harekete geçirmesiyle mümkün. (BB)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
|
#22 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
ABD'de İran'a İran denir
Türkiye füze kalkanı projesi kararında İran'ın adını geçmemesini başarı olarak sundu, ama Wikileaks'in yayınladığı, altında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un imzasının bulunduğu gizli 'Eylem Talebi' açık ve net. Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 15:59 WASHİNGTON- Wikileaks'in yayınladığı ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli belgeler ABD'nin Türkiye'den değil, Türkiye'nin ABD'den füze kalkanı projesine dahil olmak istediği ortaya çıkarırken, İran'ın adını kararda geçmemesini başarı olarak sunan Türkiye'nin başarısızlığı da artık bir giz değil. Zira altında ABD Dışişleri Bakanlığı'nın altında Hillary Clinton'un imzası bulunan 17 Eylül 2009 tarihli 'Eylem Talebi'nde füze kalkanının kimi hedef aldığı defalarca çok açık ve net bir şekilde ifade edilmiş: “İran'ın bölgesel balistik füze tehdidi tahmin ettiğimizden de hızlı gelişti.” Bu füze kalkının ilk gerekçesi. Belgede adı tam 23 kez geçen İran'ı hedef alacak füze kalkının, 2007'de planlananından daha esnek olarak tasarlanmasının gerekçesi ise şu şekilde gerekçelendirilmiş: “İkinci olarak, füze savunma kapasitemiz ve teknolojimiz belirgin bir şekilde ilerleme kaydetti. ... bu gelişme daha esnek ve kapasiteli bir mimariye izin veriyor.” Başbakan Erdoğan füze kalkanı ile ilgili “dayatma” demiş, ama Wikileaks'in sızdırdığı belgelere göre, ABD'nin Türkiye'den değil, Türkiye'nin ABD'den füze kalkanı projesine dahil olmak istediği ortaya çıkmıştı. Türkiye'nin bu görüşmede ABD'ye İran'a olası savaşta birlikte hareket sözü verdiği de deşifre olmuştu. NATO füze kalkanının hedefleri arasında yer alan İran'a kedi benzetmesi yapan Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy'ye aynı üslupla cevap veren ve “Biz de kediye kedi deriz” diyen Erdoğan, oğlu söz konusu olduğunda gemiye gemi diyememişti.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#23 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Şimdi sıra 'megaleaks'te
ABD Dışişleri Baknalığı'na ait gizli belgelerle diplomaside 11 Eylül etkisi yaratan Wikileaks'in kurucusu Assange, 2011 yılının başlarında bazı büyük Amerikan şirketlerinin içinin dışına çıkacağını söyledi. Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 13:27 WASHİGTON/ QUİTO- Dünya gündemi sarsan belgeleri yayınlayan Wikileaks'in kurucusu Julian Assange, ABD'nin ünlü Forbes dergisine yeni hedefinin çok büyük bir ABD bankasının iç yazışmalarını 2011'in ilk aylarında sızdırmak olduğunu açıkladı. Assange, bu sızıntının 'megaleaks' olacağını ifade etti. Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerinin sadece başlangıç olduğunu belirterek, 2011 yılının başlarında bazı büyük Amerikan şirketlerinin ‘’içinin dışına çıkacağını’ söyleyen Assange, büyük şirketlere ait onbinlerce belge ve sırrı, isteyen her müşterinin her rakibin ve her kamu denetmeninin inceleyebilmesi için siteye yükleyeceklerini kaydetti. EKVADOR KAPILARINI AÇTI Amacının etik olmayan kararlar ve ekonomik düzendeki işleyişi gözler önüne sererek, insanların dikkatini çekmek olduğunu söyleyen Assange'a ise Ekvador kapılarını açtı. Ekvador Dışişleri Bakan Yardımcısı Kintto Lucas, hiçbir koşul ve güçlük çıkarmadan Assange'a Ekvador'da ikamet hakkı tanımaya hazır olduklarını açıkladı. Lucas ayrıca, Wikileaks'ın yayımlamaya başladığı 250 binden fazla diplomatik yazışmada ABD diplomatlarının casusluk ifşaatlarının Ekvador hükümetini endişelendirdiğini söyledi. Ekvador, 2009 yılı başında 2 Amerikan diplomatını CIA faaliyetleri ve içişlere karışma gerekçeleriyle sınırdışı etmişti. NEREDE OLDUĞU BİLİNMİYOR ABD'nin Irak ve Afganistan ile ilgili gizli belgelerinin ardından, bu kez de Dışişleri Bakanlığı yazışmalarını sızdırarak yayımlayan sitenin kurucusu Assange hakkında, tecavüz ve cinsel sarkıntılık suçlarından uluslararası yakalama kararı çıkarılmıştı. Halen saklanan Assange'ın nerede olduğu bilinmiyor.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#24 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Görgü tanıkları Bakan Yıldırım'ı yalanladı
Haydarpaşa Garı yangınına 4 dakika içinde müdahale edildiğini söyleyen Ulaştırma Bakanı'nı görgü tanıkları yalanladı. Yangına en az 45 dakika sonra müdahale edildiğini söyleyen görgü tanıkları, "Garın üzerinden dumanlar yükseldiğini gördük. Saat 15.15 idi. İtfaiyeyi aradık fakat itfaiye olay yerine 15.35'de geldi" dedi. Görgü tanığı Bilgi Tağaç, görevliler hakkında suç duyurusunda bulunacağını da söyledi. Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 13:25 NADİYE GÜRBÜZ- Haydarpaşa Garı'nda 28 Kasım günü meydana gelen ve tarihi binayı yıkımla yüz yüze bırakan yangına 45 dakika müdahale edilmediği görgü tanıklarının ifadeleriyle ortaya çıktı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yangına 4 dakika içerisinde denizden, 8 dakika içerisinde karadan müdahale edildiğini söylemişti. Görgü tanığı Bilgi Tağaç, 28 Kasım günü Karaköy'den vapurla Kadıköy'e geçerken, vapurun 15.15'de Haydarpaşa Limanı'na yanaştığını söyledi. Tağaç, bu sırada garın çatısından dumanların yükseldiğini fark ettiklerini ve inen yolcuların yetkililere haber verdiklerini, kendilerinin de vapurdan bağırarak yangını duyurmak istediklerini kaydetti. '15.15'DE DUMANLARI GÖRDÜK' Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İl Yöneticisi olan Tağaç, vapur Kadıköy'e yanaştığında itfaiyeyi aradığını belirtti, yaşananları şöyle anlattı: "15.15'de vapur Haydarpaşa'ya yanaşmıştı. Dumanlar çıkmaya başlamıştı, biz onu gördük zaten. İnen yolculardan söyleyenler oldu, biz vapurdan seslenmeye çalıştık, dışarıdaki görevlilere, 5-10 dakika kadar orada kaldım. Daha sonra Kadıköy İskelesi'ne geçtik, oradan izledik. Yani yangın başladığında görevliler farkında bile değildi. Yolcular haber verdikten sonra görevliler bilgi sahibi oldu. Bu süre içerisinde 15.35'de itfaiyenin araçları gelmeye başladı. Geldiklerinde hemen müdahale edemediler, merdivenlerini çıkarttılar, fakat yetişmiyordu su. Sonra da 15.45'de ben oradan ayrılmaya yakın, denizden gemiler geldi. Ben Sahil Güvenliği aradım, iki kere, fakat ulaşamadım. Görüşmeye çalışırken, Sahil Güvenlikten müdahale edilmeye başlandığını gördüm. 5 dakika kadar çabalar boşa gitti. Çünkü su denize gidiyordu, bir türlü isabet etmedi yangına. 15.50'de püskürtülen su isabet etti. Ulaştırma Bakanı 4 dakika sonra denizden, 8 dakika sonra itfaiyenin müdahale ettiğini söyledi. Haydarpaşa Garı'ndaki saat 15.15'i gösteriyordu, dumanlar artık dışarıya çıkmaya başlamıştı. Demek ki yangın daha önce başlamıştı. 10 dakika önce başladığını farzettiğimizde yangına 45 dakika sonra müdahale etmiş oluyorlar. Biz itfaiyeyi aradık, itfaiyeyle yaptığımız görüşmede, yola çıkıldığını, takviye göndereceklerini söylediler. Bu görüşmeyi ben yaparken saat 15.30'u geçiyordu. Yola çıkıyordu dediklerinde itfaiye araçlarının geldiğini gördük. 15.30-15.35 arasında geldiler." HELİKOPTER İLE MÜDAHALE GEREKSİZ HARCAMA Bilgi Tağaç, itfaiye ile telefonda konuştuğu sırada neden helikopterle müdahale yapılmadığını da sormuş. Verilen yanıt ise yine Bakan Yıldırım'ı yalanlıyor: "Yine itfaiye ile yaptığımız görüşmede, 'neden helikopterler yok, niye havadan müdahale edilmiyor, itfaiye araçları yetersiz kalıyor, ulaşmıyor sular' diye itirazda bulunduğumuzda, onlar da 'kendilerine uçak, helikopter tahsis edilmediğini, bu konuda açıklamanın gereksiz bir harcama, gereksiz bir yatırım olarak yapıldığını' söylediler. Biz de bunun üzerine tartışmalar yaptık, 'şu anda Haydarpaşa yanıyor ve müdahale yapılmıyor, bu tam bir aymazlık, nasıl helikopter olmaz burada' diye. İtfaiyeden bize yapılan açıklama buydu. Bu da devlet bakanının açıklamasıyla tezat bir açıklama. 'Biz ihtiyaç duymadık, zarar vermesin diye göndermedik' biçiminde açıklamalar okuduk, fakat bu itfaiyeden verilen bilgiyle tezat bir bilgi." YANGIN SİSTEMİ YOK Bilgi Tağaç, tek başına itfaiyenin sorumlu olduğunu düşünmediğini dile getirdi, "Bu konuda öncelikle yangın başladığında yangın ihbarını haber verecek bir düzenleme yok anlaşılan. Ancak dışarıdan müdahalelerle haberdar oluyorlar. Öncelikle oradaki görevliler ve hükümet yetkililerinin sorumluluğu vardır" dedi. Görevliler hakkında suç duyurusunda bulunmayı düşündüğünü söyleyen Tağaç, "Devlet bakanının açıklaması gerçeği yansıtmıyor, bunlar hakkında da suç duyurusunda bulunacağım" dedi. BAKANDAN 4 DAKİKA İDDİASI Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, dün Haydarpaşa Garı'nda yaptığı açıklamada, yangına 4 dakika içinde müdahale edildiğini iddia etmişti. Yıldırım, ihbarın 15.28'de yapıldığını, 8 dakika sonra da karadan müdahale edildiğini ileri sürmüştü.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#25 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Ankara'da gündem Wikileaks
Savunma Bakanı Vecdi Görül, AKP'nin 'Gönül'den ABD'ye bağlı olduğu ortaya çıkaran Wikileaks'le ilgili “Fevkalade üzüldüm” dedi, belgelerde “şahsıma izafe edilen gerçek dışı ifadeler” bulunduğu iddia etti. Diplomasinin 11 Eylül'ü ile ilgili Gül, Davutoğlu ve Şimşek de konuştu. Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 10:33 ANKARA- Wikileaks'in açıkladığı ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli belgelerde sık sık adı geçen ve AKP'li bakanlar ile ABD'li yetkililere içeriden bilgeler verdiği ortaya çıkan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül kendisini savundu. “Wikileaks adlı sitede dönemin ABD Büyükelçisi’ne iç politika ile ilgili bazı değerlendirmeler yaptığım iddia edilmektedir. Milli Savunma Bakanı olarak, büyükelçilerle görüşmemiz belli bir format dahilinde yapılır. Bütün bu görüşmeler kayda alınır, zabıt tutulur. Ayrıca bu görüşmelerde bakanlığımızın Genel Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı amiral mutlaka bulunur. Ayrıca ziyaretin konusuyla ilgili kişiler de mutlaka bulundurulur” diyen Gönül, “Bütün bu tedbirlere rağmen şahsıma izafe edilen gerçek dışı ifadelerden dolayı fevkalade üzüntü duyduğumu belirtiyorum“ diye konuştu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, Wikileaks belgeleriyle tarafına itham edilen unsurların tamamen gerçek dışı ve yalan olduğunu savundu. DAVUTOĞLU: CLİNTON ÖZÜR DİLEDİ Wikileaks'in belgelerinde adı geçen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de ilk açıklamalarını yaptı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, diplomasinin 11 Eylül'ünde Washington'da ABD'li meslektaşı Hillary Clinton'la Wikileaks belgeleri dahil "çeşitli gündem maddelerini" görüştü. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, belgeler konusunda ABD tarafından önceden yapılan bilgilendirmeye teşekkür etti. Clinton ise belgelerde adı geçtiği için kendisinden özür diledi. TÜRKİYE 'WİKİLEAKS ÇALIŞMA GRUBU' Davutoğlu, ayrıca WikiLeaks'te yayımlanan ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli belgelerle ilgili olarak özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu açıkladı. Hem Dışişleri Bakanlığı'nda, hem de Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde özel gruplar oluşturduklarını belirten Davutoğlu, ''Bize ulaşan belgeler en titiz şekilde, en dikkatlice ve en küçük virgülüne kadar tetkik ediliyor'' dedi. Davutoğlu, "Tabii bunları gerektiğinde bizim kendi notlarımızla da karşılaştırırız çünkü o belgelerin bir de Türkiye, Ankara versiyonu var. Hiç dışarı sızmamış ve sızmayacak olan o versiyonlarla da karşılaştırırız" diye konuştu. GÜL: TAHMİN ETTİĞİMİZ ŞEYLER Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Wikileaks belgeleri ile ilgili ilk yorumunu ise, “Bunlar tahmin ettiğimiz şeyler, arkasından neler gelecek bunu görmemiz lazım.” Gül'ün Wikileaks belgeleriyle ilgili euronews’a yaptığı açıklama şöyle: “Şu ana kadar ortaya çıkanlar, açık kaynaklardan da bildiğimiz ve tahmin edebildiğimiz şeyler. Bakalım arkasından neler gelecek, bunu görmemiz lazım.” Dün Başbakan da benzer bir açıklama yapmış, "Site önce eteklerindekini döksün, sonra ne kadar ciddi olduğuna bakarız" demişti.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#26 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
ABD: Osmanlıcılık yeni, eksen eski
Türkiye'nin eksini ve yeni osmanlıcılık tartışmasına ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey son noktayı koyuyor: "Tüm bunlar Türkiye'nin dış politikasında daha fazla İslamcı dünyaya ve müslüman geleneğine odaklandığı anlamına mı geliyor? Kesinlikle. Bu Türkiye geleneksel batı yönelimini ve bizimle işbirliğine gitme gönülülüğünü sonlandırıyor veya sonlandırmak istiyor anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır." Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 29 Kasım 2010 Pazartesi, 17:48 ANKARA- ABD diplomasi ilişkilerinde deprem etkisi yaratan Wikileaks belgelerinin Türkiye'yle ilgili kısımlarından birisi de ABD'nin Türkiye'nin dış politikası üzerine değerlendirmeler. ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey'in kaleme aldığı 20 Ocak 2010 tarihli "Türkiye'nin yeni dış politikasının altında ne yatıyor?" başlıklı raporda "Yürürlükteki AKP dış politikası daha bağımsız faaliyet ve daha İslamcı bir yönelimler sürdürülüyor. Açıkcası ticaret fırsatları ve istikrar gözetimi Türkiye'nin yeni eğilimini belirliyor. Önümüzdeki aylarda bizi bekleyen zorluklar arasında Türkiye-İsrail ilişkilerinin gidişatı, Ermenistanla Protokollerin gidişatı ve Türkiye'nin İran'a karşı tutumu" yorumlarına yer veriyor. ODAK BAŞKA, EKSEN AYNI Belgede "Tüm bunlar Türkiye'nin dış politikasında daha fazla İslamcı dünyaya ve müslüman geleneğine odaklandığı anlamına mı geliyor? Kesinlikle. Bu Türkiye geleneksel batı yönelimini ve bizimle işbirliğine gitme gönülülüğünü sonlandırıyor veya sonlandırmak istiyor anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır." ifadeleri geçiyor. "Eninde sonunda gördüklerimizin çoğunu yürüten bir Türkiye'yle yaşamak zorunda kalacağız" denilen belgede, Türkiye'nin Batı merkezliliğini sürdürmeye devam edeceğini savunuyor. 'BİLDİĞİMİZ TÜRKİYE'Yİ SSCB TEHDİDİ VE ABD ELİ YARATTI' "Bugünki Türkiye politikası 'geleneksel batı yönelimi', tutum ve çıkarları ve yeni işlevsel felsefeyle ilgili iki yeni unsurun karışımı: 'Sıfır sorun' ve 'Yeni Osmanlıcılık'. Geleneksel politika hala Türk dış politikasının çekirdeğini oluşturuyor ve Batı ile işbirliği ve entegrasyona odaklanıyor." denilen raporda dış politikanın esası "NATO, AB ile gümrük birliği ve en önemlisi AB'ye girme çabaları. Bu Osmanlının Avrupa büyük güçlerini taklidiyle başladı ve Atatürkle güçlü bir şekilde daha da ileri sürüldü. Ancak ülke 2. Dünya Savaşına karışmadı. Kore'de sıkı bir savaş ortağı, önemli NATO müttefiki ve ABD için Ortadoğu'da tutunma noktası olan 'Bildiğimiz Türkiye'yi' yaratan SSCB tehdidi ve ABD tarafından uzatılan eldi" değerlendirmelerine yer veriliyor. "NATO Türkiye için zorunlu ve çok saygı duyuluyor. Ordu ABD tarafından silahlandırılıyor ve Türkiye arka bahçesindeki-Irak'tan Pakistan ve Afganistan'a- yangınların ABD ve NATO liderliğinin kabülü ve onlarla yakın işbirliğiyle çözüleleceğini tanıyor. Sonuç olarak AKP yöneticileri Ortadoğu'daki cazibesinin anahtar Batı kesimlerindeki ayrıcalıklı pozisyonundan kaynaklandığını biliyorlar" denilen raporda "tüm bu 'sıfır sorun ve yeni osmanlıcılık felsefesi'nin elitlerinin herşeye rağmen batı yönelimini değiştirmeyeceği" kaydediliyor. GELENEKLE ÇELİŞKİLİ, ABD,AB İLE UYUMLU Rapordaki değerlendirmeler şöyle sürdürülüyor: "Ama bu Türkiye kendini 'postmodenize' etmek istiyor. AKP çabalarının büyük bir kısmını Türkjiye'nin komşularıyla sorunlarını çözme girişimleri oluşturuyor. Bu çaba dondurulmuş sorunların kangrenleşmesine izin veren 'geleneksel' Türk politikasıyla çelişkili, ABD ve Avrupa çıkarlarıyla uyumlu. Türkiye'nin AKP yönetimi altındaki girişimleri çarpıcı: Kıbrıs sorununu çözmek için 2004'te Annan planının kabul edilmesi, Yunanistan'la 1999'daki yeniden yakınlaşmayı sürdürmesi, tanıma protokolleriyle Ermenistan'la sonlanan görüşmelerin başlaması, Bağdat ve Erbil'le üretken ve sıcak ilişkiler(Erbille ilişkiler Türkiye'nin kendi Kürt nüfusuyla ilişkilerindeki önemli reformlarıyla da bütünleşti). Bu başarıların en dikkat çekenlerinden birisi Suriye'yle yakınlaşma. Bunun yolu Suriye'nin Türkiye'nin öncelikli taleplerini(Hatay'ın kendisine ait olduğu iddiasında geri adım atması, Öcalan'ın sürülmesi) kabul etmesiyle döşense de Türkiye tarafından yönlendirildi. Aşağıda belirttiğimiz gibi, bunlar Lübnan'dan İran'a, Türkiye'nin birçok bölgesel sorunla başetmesinde güç kattı. Irak'ın istikrarsızlığı ve Kuzey Irak Bölgesel hükümetinin PKK'ye karşı daha fazla şeyler yapılmasındaki gönülsüzlüğü Türkiye'nin Irak politikasının sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri bırakıyor" YENİ OSMANLICILIK Türkiye'nin Davutoğlu ile birlikte 'Yeni Osmanlıcılık' politikasına yöneldiğini söyleyen James Jeffrey belgede şunlar kaydedildi: "AKP'nin bölgedeki özgün anlayışındaki ısrarı ve muhafazakar, ABD yanlısı hükümetlere uzanması 'Yeni Osmanlıcılık' suçlamalarına yol açtı. Reddetmek yerine, Davutoğlu bu suçlamayı memnuniyetle karşıladı. DAVUTOĞLU GENİŞLETMEK İSTİYOR Kendisi de dedesi Gazze'de savaşan bir Osmanlı askerinin torunu olan Davutoğlu, 2009 sonundaki olağandışı Saraybosna konuşmasında Davutoğlu/AKP felsefesini özetledi. Onun tezi: Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu Osmanlı kontrolünde ve etkisindeyken daha iyiydi, barış ve ilerleme kaydedilmişti. Yazık ki bu bölgeler Osmanlıdan bu yana bölünme ve savaşlarla harap edildi. (Açık bir şekilde suçu batılı emperyalist güçlere atmak için oldukça zekiydi). Ancak, şimdi Türkiye var ve öncülük etmeye, birleştirmeye hazır.(Davutoğlu: "Biz bu Osmanlı Balkanlarını yeniden kuracağız") Bu konuşma Balkanlarda yapılsa da, etkisinin çoğu Ortadoğu'ya oldu. Davutoğlu'nun teorisi rejimlerin çoğu az demokratik ve meşru değil. Ortadoğu halkları arasında ekonomik başarısı ve gücüyle ve bu halklar için ayağa kalkmaya gönüllülüğüyle sözde beğeni toplayan Türkiye 'Arap sokaklarının' ötesindeki rejimlere de ulaşacak. Türkiye'nin İsraillileri Gazze üzerinden şiddetle suçlaması, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı Peres'i Davos'ta aşağılaması bu trendi yansıtıyor. ORDU DAHA AZ ETKİLİ Türkiye'nin İslamcılığın yayılmasına, G20 ülkeleri arasına girişine ve ekonomik başarılarına dikkat çeken James Jeffrey "Erdoğan'ın siyasi başarısı Türkiye Genel Kurmayının Türk dış politikasının tanımlanmasında daha küçük bir rolü olduğu anlamına geliyor. Türkiye'nin NATO'ya desteği hala güçlü ama şimdi de Genel Kurmayı'n soğüuk savaş içgüdüsünün karıştığı Rusya'dan şüphesi yok" diyor. Türkiye'nin yeni dış politikasının, kendileri için "karışık bir çanta" olduğunu vurgulayan Jeffrey, şu ifadeleri kullanmış: "Bölgesel ağır sorunları omuzlamak ABD'nin istenen hedefidir, ancak bu beraberinde kesin bir kontrol kaybını da getiriyor. Afganistan, Pakistan, Irak ve NATO gibi bizim için azami derecede önemli konular ele alındığında Türkiye çok önemli ve kritik bir müttefik. (Bununla birlikte Türkiye'nin Füze Savunma sistemi konusundaki lider rolü hiç kolay olmayacak). İncirlik ve Habur sınır kapısı ile Irak ve Afganistan operasyonlarında Türk hava sahasını kullanmak bizim için zaruri." James Jeffrey, İsrail - Türkiye ilişkilerinin ciddiyetini koruduğunu belirterek, "Eğer Türkler, kendilerinin de istediği gibi Suriye'yi İran'dan uzak tutmaya çalışırlarsa ve protokollerde gerçek başarıya ulaşırlarsa bu hepimizin yararına. Ancak, İran konusu farklı bir hikaye. Türkiye'nin İran'la ilişkileri, diğer ülkelerle olan tarihi ilişkilerinden biraz daha karışık. Bazı iç siyasi kaygılar Türkiye'yi yanlış yöne yönlendiriyor" ifadelerini kullanmış.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#27 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
'Abbas ABD ve İsrail için gerekli'
Wikileaks'ten bir sızıntı da Filistin ile ilgili: “İsrail ve ABD'nin çıkarları için Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Başbakan Salam Fayyad'ın gerekli, bu ikilinin yerine başkasının getirilmesi hem ABD hem de İsrail için tehlikeli.” Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 14:44 TEL AVİV- ABD Temsilciler Meclisi Ortadoğu ve Güney Asya Altkomitesi Başkanı Gary Ackerman, 2009 Temmuz'unda görüştüğü İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya Filistin ile ilgili çok dikkat çekici bir tavsiyede bulunmuş. 'ABBAS'A VE FAYYAD'A YARDIM ETMEK GEREK' Wikileaks'in açıkladığı ABD Dışişleri Bakanlığı'na ait belgelerde, Askerman ve Netanyahu görüşmesinde İsrail ve ABD çıkarları için Abbas ve Fayyad'ın desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Abbas'a ve Fayyad'a yönetimde daha uzun kalmaları için yardım etmek gerektiğini belirten BD Temsilciler Meclisi Ortadoğu ve Güney Asya Altkomitesi Başkanı, ikilinin materyal desteğine ihtiyacı olduğunu, bunun için de Batı Şeria'da yabancı yatırımcılara ihtiyaç olduğunu belirtiyor. 'KÖRFEZ ARAPLARI FİLİSTİNLİLERİ DEĞİŞTİREBİLİR' Netanyahu aynı fikirde. Körfez Araplarının kendi toplumlarını İsrail'e karşı dönüştürmede başarılı olduğunu belirten Netanyahu, Körfez yatırımcılarını Batı Şeria'ya getirmek istediğini, çünkü bunun Filistinliler için gerçeği deşiştirmekten ziyade İsraillilere güvence vereceğini söylüyor. Ackerman da bunun mükemmel bir fikir olduğunu kaydederek, bu önerinin İsrail'den değil Abbas'tan gelmesinin daha iyi olacağını not düşüyor sadece. Ackerman, Abbas'ın bir adım ileri atarak güç kazanmasının gerektiğini söylüyor. GAZZE İŞGALİNİ MISIR VE EL-FETİH BİLİYORDU Belgelerde ayrıca İsrail'in, Gazze'yi işgal etmeden önce Mısır'ı ve El Fetih'i bilgilendirdiği ve amacının Hamas'ı oradan çıkarmak olduğunu söylediği ortaya çıkıyor. Bu olay 2009 yılı haziranında gönderilen bir yazışmada yer alıyor. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Amerikan kongresinden bir heyete yaptığı açıklamada şöyle konuşuyor: "Biz Mısır ve El Fetih'e Hamas'ı yenip Gazze'den attıktan sonra buranın kontrolünü ellerine almayı isteyip istemediklerini sorduk."
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#28 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Evren: Kararı kamuoyunun taktirine bırakıyorum
KESK Genel Başkanlığı'ndan istifa eden Sami Evren, KESK MYK ve Kadın Sekreterliği'nin iddialarıyla ilgili "Kararı kamuoyunun takdirine bırakıyorum" dedi. Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 16:50 İSTANBUL- KESK'te taciz iddiaları nedeniyle Genel Başkanlık görevinden istifa eden Sami Evren, ETHA'ya konuştu. KESK eski Genel Başkanı Sami Evren, KESK MYK ve Kadın Sekreterliği'nin bugün yaptıkları açıklamalardaki iddialara yanıt vermedi, "Kararı kamuoyunun takdirine bırakıyorum" dedi. KESK Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Evren'in "taciz iddiaları ile ilgili değil, referandum sürecinde takındığı 'evet'çi tutumu nedeniyle" istifa ettiğini ileri sürmüştü. KESK Kadın Sekreterliği ise "İddialar kurumu yıpratmaya dönüktür" demişti.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#29 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Wikileaks'e yine saldırı
ABD'nin diplomatik ilişkileriyle ilgili yüzbinlerce belge açıklayan Wikileaks yine saldırı altında olduğu duyurdu. Wikileaks, saldırının belgeleri ilk açıklamaya başladığı günle aynı olduğunu belirtti. Etkin Haber Ajansı / 30 Kasım 2010 Salı, 15:49 İSTANBUL- Yayınladığı gizli belgelerle dünyanın gündemini sarsan Wikileaks, Twitter'da sitesinin yine saldırıya uğradığını açıkladı. Wikileaks, belgeleri ilk açıklamaya başladığı Pazar günü de saldırıya uğramış ve belgeleri Guardian, Der Spigel gibi gazeteler araclığıyla yayınlamıştı.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#30 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
KESK MYK’da istifalar
29 Kasım 2010 Yorum yok [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] KESK MYK üyesi ve Genel Sekreteri Emirali Şimşek‘in bir kadın çalışana tacizde bulunduğu ve bu kişinin bir süre önce savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıkmıştı. Bir süredir MYK içerisinde gündemleşmesine rağmen üyelerden saklanmaya çalışılan ve üstü örtülmeye çalışılan bu süreç sendika tabanına doğru yayılması ve bütün kokuşmuşluğun gün yüzüne çıkmasıyla KESK Genel Başkanı Sami Evren ve MYK üyesi Hukuk sekreteri Adnan Gölpunar istifa etmek zorunda kaldılar. “Bir süredir kamuoyunda “KESK’te taciz” başlığı altında dile getirilen iddialar, bu değerlerle asla bağdaşmayacak bir durum yaratmaktadır” diyerek tacizi uzun süredir bilmelerine rağmen hiçbir şey yapmadıklarını da itiraf ettikleri istifa gerekçelerinde “KESK Genel Sekreteri’nin istifasını da içeren önerimiz KESK MYK’sında karşılık bulmadı ve MYK’nın geri kalan kısmı tarafından reddedildi. MYK içinde karşılaştığımız bu direnç nedeniyle KESK’e ve mücadele değerlerimize yakışan bir çözüm üretemedik.” diyerek istifa etmişlerdir. KESK yöneticilerinin istifa açıklaması şöyle: “Kamuoyuna Türkiyeli kamu emekçilerinin onurlu mücadelelerinin sonucu olan KESK, toplumsal mücadeleler tarihinin birikiminden gelen tüm değerlerin savunucusudur. Bu değerler KESK’in mücadelesinin bütününü oluşturur. Örgütlü mücadelemizin güç aldığı temel değerlerden biri de erkek egemenliği karşıtı duruşumuzda ifadesini bulur. Örgütsel yapısı içinde kadın sekreterliği oluşturarak bu konudaki hassasiyetinin kurumsal karşılığını yaratmış olan KESK’in, uğrunda mücadele ettiği değerleri kendi içinde de yaşatma gerekliliği tartışma götürmez bir gerçektir. Bir süredir kamuoyunda “KESK’te taciz” başlığı altında dile getirilen iddialar, bu değerlerle asla bağdaşmayacak bir durum yaratmaktadır. KESK’in yarattığı ve sahiplendiği değerler bütünü içinde, bu tip iddialar karşısında kadının beyanını esas alan çözümler üretilmesi hem kadın mücadelelerinin birikiminin hem de KESK’in kongre kararlarının gereğidir. Bu iddialar KESK MYK’sına ulaştığı günden bu yana, sorunun, kadın mücadelesinin birikimleri ve KESK’in kararları doğrultusunda çözülmesi için çaba sarfettik. Taciz iddiasının muhatabı olan KESK Genel Sekreteri’nin istifasını da içeren önerimiz KESK MYK’sında karşılık bulmadı ve MYK’nın geri kalan kısmı tarafından reddedildi. MYK içinde karşılaştığımız bu direnç nedeniyle KESK’e ve mücadele değerlerimize yakışan bir çözüm üretemedik. Bu çözümsüzlük KESK’in, yani Türkiye’de toplumsal muhalefetin en önemli bileşenlerinden birinin, Türkiye’nin geçtiği bu kritik aşamada hareketsiz kalmasına neden oldu. Burada özetlediğimiz süreç nedeniyle, KESK’teki görevlerimizden istifa ettiğimizi kamuoyuna duyururuz. Bu tutumumuz, bedellerle yarattığımız KESK değerlerinin yaşam bulması için, örgütsel ve ahlaki sorumluluğumuzun zorunlu sonucudur. KESK Genel Başkanı Sami Evren KESK Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Adnan Gölpunar”
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: avm, emirali simsek, haydarpasa garinda yangin, istifa, kentsel donusum, kentsel yagma, kesk, plaza, rantiye, sami evren, taciz, wikileaks, wikileaks belgeleri, yonetiminde |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| belgeleri, garinda, garında, haydarpaşa, istifa, kesk, wikileaks, yangin, yangın, yönetiminde |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|