DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > EĞİTİM ,EĞİTİM SORUNLARI,BİLİM,MİZAH PAYLAŞIM ALANI > DEVRİMCİ EĞİTİM ATÖLYESİ > GÜNCEL TARTIŞMALAR VE DEVRİMCİ TUTUM SORUNU


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimci sınıf
Cevaplar
10
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1056
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-25-2010, 05:38 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimci sınıf

LEGAL OLANAKLARI KULLANMA MI LEGALİZM Mİ TASFİYECİ REFORMİZMİ KOMÜNİST DEVRİMCİ SINIF MÜCADELESİ Mİ

Geçtiğimiz 7 Kasım’da, Büyük Ekim Devriminin yıl dönümünde Türkiye’de sosyalizm iddialı bir legal parti daha kuruldu. Ezilenlerin Sosyalist Platformunun üstünden şekillendiği açık olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, bir deklarasyonla kuruluşunu ilan etti. Başlıktaki yönelim elbette ki zaman içinde açığa çıkacaktır. Bundan önceleri de deklarasyonla ilan edilen ve de sınıfla bütünleşme adına yola çıkan, hatta EMEP örneğinde olduğu gibi illegal yapıyı koruyarak yasal parti kurulduğu ve sonrasında da nerelere gelindiği biliniyor.
Oldukça olumsuz örneklerle gelinen bugünde ESP’nin de yine aynı gerekçelerle yasal sahneye partileşerek girmesinin sonuçları, yaratıları zaman içinde açığa çıkacaktır elbette. Ama gerek çıkış amaçları ve gerekse de deklarasyon ile Türkiye’nin genel koşulları ile ne derece örtüştüğü üzerine değerlendirme yapmak gereği açıktır. Fakat tarihsel deneyimler ve pratikler, oldukça olumsuz olsa da bu bugünden sonra da böyle olacaktır diye bir genelleme yapılamazsa da; ülke koşulları ile niyetler ile gerçeğin çatışmasından kaynaklı neler üreteceğini de zaman gösterecek deyip kenara çekilmek olmaz, olmamalıdır.
Bugünden yarına olumsuz bir geleneğe karşı elbette bir dimdik duruş sergilenmelidir. Bu bağlamda sorunun önce kendisi iyice açımlanmalıdır. Zira bu gelişmelerden sonra, ESP kuruluşuyla birlikte legal-illegal mücadele, sınıf ya da halk mücadelesi, mücadele biçimleri ile araçlarının mücadelenin geneli açısından ifadesel, eylemsel anlamı tartışılacaktır, tartışılmalıdır da. Genel ML ilkeleri yineleme yanlışına düşmeden deklarasyon ve açıklamalar üzerinden eleştirel sunumuza geçebiliriz.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Spartaküs'ten Pir Sultan'a, Şeyh Bedrettin'den Dadaloğlu'na isyanın ve insanın mücadele partisidir. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının direniş geleneği, dünya halklarını özgürlük ve eşitlik savaşı, ESP'nin ilham kaynağı ve pusulasıdır. ESP, bu tarihsel insanlık hazinesini, geride kalan yıllar içerisinde yarattığı ve biriktirdiği kendi mütevazi pratikleriyle birleştirecek; açtığı cesur ve inançlı yoldan daha güçlü adımlarla, misliyle büyüyerek ve halklaşarak yürüyecektir.” Deklarasyondan.

Şimdi nihayetinde komünizm mücadelesinin bir insanlık mücadelesi olduğu açık ve nettir. Ama ve fakat komünizme giden yolun da sosyalizm, proletarya diktatörlüğünden de geçtiği açıktır ML’e göre. Ve de yine bilinir ki, sosyalizmin biricik kurucu sınıfı kesinlikle proletaryadır. Bir sınıf partisi ya da proletaryanın çelikten disiplinli bir partisi olmadıktan sonra, bu amacın bir ütopya olduğu da kesinlikle açıktır. Bu anlamda insandan önce vurgunun proletaryaya yapılması bir sınıf partisinin temelidir. Proletarya partisi olunmadan gerçek bir insanlık düzeni ve partisi olunamaz. Bu anlamda proletaryanın liderliğinin reddedildiği bir deklarasyonun, sınıf açısından geriye doğru bir çekme olduğu aşikârdır.
Denebilir ki, sadece bir bildiri ya da deklarasyondur bu. Ve fakat siyaset içindeki herkeste bilir ki, bildiriler, deklarasyonlar, programlar vs hareketin geleceğinin, adımlarının aynasıdır. Bu anlamda sınıftan halka doğru bir geri çekilme olduğu nettir. Zira bir sonraki cümlede ifade edilen “halklaşma” da bunun itirafından başka bir anlam ifade etmiyor. Bir de “halklaşma” , kitleselleşmeyi mi anlatıyor, yoksa ki kitleleşmeyi mi? Yani yığınların sınıf mücadelesi ya da ileri taşınmasını mı, yoksa ki hareketin kendisinin yığınların geri özelliklerine teslim olunmasına rağmen yığınlarla olmayı mı? Bu kavramların doğru kullanılması, komünist devrimci bir sınıf partisi açısından yaşamsaldır. Gözden kaçacak türden yanlışlar değildirler.

20. yüzyıl SSCB'nin çöküşü ve Varşova paktının dağılmasıyla son buldu. Kapitalizmin küreselleşme eğilimini sınırlandıran, frenleyen surlar yıkıldı. Emperyalist küreselleşme eğilimi, görülmemiş biçimde atağa geçti. Eski yapıları dönüştürerek, çözerek, tasfiye ederek büyük bir hızla ilerledi, gelişti. Dünyanın ekonomik, toplumsal ve politik çehresini belirler hale geldi, yeniden şekillendirdi. Böylece dünya devriminin koşulları, sorunları ve güçleri de değişime uğradı. Kimi güçler tarih sahnesinden çekilirken yeni dinamikler ve yeni güçler açığa çıktı. Kendi iç çelişkileriyle yüklü küreselleşmenin yarattığı emperyalist dünya düzeninin krize yuvarlanması için fazla beklemek gerekmedi. Bilindiği gibi hali hazırda emperyalist küresel düzenin krizi sürüyor.” Deklarasyondan.

Bu değerlendirmede eksik ve tartışma dışı bırakılan biraz politik kaygılar gizli bir süreç var. O da geriye dönüşler sorunu. Sosyalizm mi yıkıldı, yoksa ki SSCB gibi ESP geleneğinin sosyal emperyalist ilan ettiği cenah mı? Burasının aydınlatılması bir deklarasyonun işi değil tabi ki; ama en azından ufak bir fikir kırıntısı ile yollamalar yapılsa idi kötü mü olurdu acaba?
Diğer yandan kapitalizm zaten emperyalizm ile birlikte küreselleşme yolunda değilmiy di? De, gelip gelip Varşova Paktı yıkıldıktan sonra küreselleşme başladı? Bu açıkçası 130 yıla yakın bir emperyalizm gerçeğini göz ardı etmek demek değil de nedir? Emperyalist kapitalizmi durduran Varşova Paktımıydı yoksa yüksek seyreden örgütlü dünya proletaryasının mücadelesi mi? Burada tamamen “halkçı, popülist, sınıfsal temelden yoksun” analizlemeler söz konusudur. Emperyalist kapitalizm zaten kendinden sürekli bir değişim içsel hareket halindedir. Kendini yenileme, sınıf mücadelesi ve güçler dengesine göre kendini biçimlendirmede süreklilik içindedir. Bu paktın yıkılmasıyla doğrudan ilintili olması ile ilintili değildir. Bu durum genel olarak dünyadaki egemenlik mücadelesi ile emperyalist kapitalizmin ihtiyaçları ile sınıf mücadelesinin dünya ölçeğindeki durumu ile ilintilidir.
Dünyanın zaten ekonomik, siyasal, kültürel çehresini belirleyen kapitalizm idi. Ve fakat karşısındaki sınıf mücadelesi zayıflayıp, yeni pazarlar sorunu ortaya çıkınca çelişki ve çatışmalar hızlandı. “Böylece dünya devriminin koşulları, sorunları ve güçleri de değişime uğradı. Kimi güçler tarih sahnesinden çekilirken yeni dinamikler ve yeni güçler açığa çıktı.” Bu alıntıya ilişkin şu soru akla geliyor: Dünya devriminin hangi koşulları, sorunları ve güçleri değişti? Hangi güçler tarih sahnesinden çekildi, hangi güç ve yeni dinamikler ortaya çıktı? Ulusal mücadelelerden söz ediliyorsa, bunun yeni olmadığını ESP deklarasyonunu yazanlar da biliyordur sanıyoruz. Ama soru orta yerdedir. Buna yanıt aramak, bulmak ve yanıt vermek ise ESP’nin görevidir.
İşbirlikçi tekelci burjuvazinin egemenliğini, burjuva devlet düzenini tahkim etmek ve Türkiye'ye dünya ekonomisiyle, emperyalist küreselleşmenin ihtiyaçlarına yanıt verecek tarzda eklemlemek ve bütünleştirmek amacıyla gerçekleştirilen 12 Eylül faşist darbesi, işçi sınıfı ve emekçileri, halklarımızı ezerek, devrimci ilerici hareketi tasfiye ederek büyük ölçüde amaçlarına ulaştıktan sonra, kurduğu ordu güdümlü, yarı askeri diktatörlüğü 1982 Anayasası ile kurumsallaştırmıştır. 20. yüzyılın son çeyreğinde gelişen Kürt ulusal devrimi cumhuriyetin kurucu ilkelerini sorgulayarak hegemonya ve yapısal krize yol açmıştır. Diktatörlük başta ABD ve NATO gelmek üzere emperyalizmin ve bölgemizdeki gerici güçlerin desteği ile 1999 dönemecinde Kürt ulusal devrimini yenilgiye uğratmış olmasına karşın, ne Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesini bastırabilmiş ve ne de yapısal krizi, hegemonya krizini atlatabilmiştir. İşçi sınıfı ve emekçi memurların mücadelesi, demokratik Alevi hareketi, devletin dine müdahalesine karşı müslüman halkın tepkisi ve itirazları vb. hepsi yapısal krizin özgül itici güçleri arasında yerini almıştır. Türkiye, yüz yıllık cumhuriyet gerçeği ve yalanlarıyla; Anadolu ve Mezopotamya toplumlarımız tarihsel gerçeklerimizle yüzleşme ve hesaplaşma yaşamaktadır.” Deklarasyondan.
“Ordu güdümlü, yarı askeri diktatörlük” deyimi kontrgerilla cumhuriyetinden oldukça yumuşak bir geçişe tekabül ediyor. Zira askerin bu topraklarda iktidarda ezelden beridir özel bir yeri olduğu biliniyor. Ve fakat özellikle yarım asırdan beridir bilfiil egemen burjuvazi adına iktidarı fiilen işgal edenin ordu ya da kontrgerilla olduğunun gizlenmesi demek olmuyor mu yukarıda yazılanlar? 1971 askeri faşist darbesi ile birlikte kurulan kontrgerilla cumhuriyeti ya da faşist diktatörlük nerede kaldı peki? 12 Eylülle birlikte de gerçekten tahkim edilip sağlamlaştırılması ekonomik-siyasal-sosyal-kültürel anlamda zorunlu olan zaten faşist diktatörlük değil miydi? 12 Eylülle birlikte bir kurumsallaşma yoktur faşist diktatörlüğün. 60 darbesi ile girilen yolda MBK’den şimdilerde MGK’ya gelininceye kadar bir kurumsallaşma atağı vardır. Kurumsallaşmayı 1980’den başlatmak hem geçmiş savunularına ve de hem de gerçeklere yüzünü çevirmektir. 12 Eylülü “haklayıp”, 27 Mayısı ve 12 Martı “aklamak” gibi olacaktır. Bu oldukça kritik bir kaçışmadır. Dikkat gelen var. “Sen sen ol, şimdilerde kim revaçtaysa ona vur, primi böyle toplarsın”.
Ülkede yapısal kriz zaten var idi. 1999’da Abdullah Öcalan’ın yakalanması ya da emperyalist merkezlerce teslim edilmesini ise Kürt ulusal devriminin yenilgisi ilan etmekte ne oluyor? Bu hareket ya da talepler, Abdullah Öcalan’la mı başladı, o yakalanırken yenilgiye uğrasın! Nitekim bu süreç yaşandı ve KUKM devam ettiği gibi, enternasyonal boyutuyla daha bir emperyalist ilgi odağı oldu. Her şeyden önce ülkede halen en diri, en büyük, en direngen yapıdır KUKM, Kürt direnişi. Bu anlamda ulusal devrim daha olmamışken, nasıl oluyor da yenilgiye uğruyor? Ulusal devrim hala sürüyor ve türlü emperyalist kapitalist oyunlara rağmen sürecek, girilen yoldan geri dönüş yoktur. Zira kapitalizm dönemindeki ulusal uyanışların geçici reformist çözümlerin çözüm olmadığı ve süreç içinde daha da sert çatışmalara gebe olduğu tarihsel deneyimlerdir.
dine müdahalesine karşı müslüman halkın tepkisi” . Bu çok çarpıcı bir söylemdir. Satır aralarında geçiştirilebilecek bir söylem değildir bu söylem. Dine ilk defa müdahale etmiyor bu devlet. Ya da “Müslüman halk” deyimi çok önemli. Bu Müslüman halk kim, nerden geldi, hangi köken ya da sınıfsal düzlemden, nasıl yaşar, nasıl örgütlenir, ekonomik-siyasal-kültürel durumu nedir? Bu sorular uzatılabilir. Ama yeterli bu kadarı.
Komünistlerin, devrimcilerin dine yaklaşımının bilindiği aşikâr. Buna rağmen, dini kullanmaya dönük bu söyleme nasıl bakmak gerekir? Zira bu Müslüman Halk dediğiniz kesimi kim oluşturdu, yapılandırdı, kim örgütleyip sisteme karşı bir yere taşıdı, bu karşı karşıya getirmeyi de kullanarak AKP benzeri hükümetleri oluşturup her şeye saldırmayı kim yarattı? 40 yıldan fazla bir süredir uygulamada olan Yeşil Kuşak projesinin ürünü olan bu durumun, BOP ve diğer olgulardan kaynaklı kullanılması ve Müslüman Halk deyimiyle klik çatışmalarının tarafı haline getirilmeye çalışılan ve Alevi-Kızılbaşlar ile birlikte iç savaşa tarafı gibi planlanan bu kesime, sanki düzene karşı bir çatışma, çelişki varmış gibi suni faşist devlet gündeminin bir “sosyalist” partinin deklarasyonunda bu biçimde, açıklamasız dile getirilmesi ilginç değil mi?
Kim bu Müslüman Halk? Ne isterler? Kim ister onlar Varolsun? Ciddi bir sermaye grubunun ve ciddi kullanım alanının olduğu bu camiayı, sınıfsal mücadeleden bağımsız ele almak bir sınıf partisine yakışır mı? Düşünmek lazım mı? İnsanın aklına çokta uzak sayılmayacak bir geçmişin anımsanması geliyor. İran’da mollalara iktidar teslime den TUDEH hafızalarda canlıdır.
Diğer yandan bu alanda da ESP geleneğinin kitleleşme- kitleselleşme demiyoruz, bu iki kavram farklı şeyler anlatırlar-; amaç haline getirildikçe, PKK’nin Kürt-İslam sentezci yaklaşımının da bir örneklik olarak alındığı söylenebilir. Ne diyelim dini, gerici sözde Müslümanları sonradan keşfedenlere? Egemenler arasında klik çatışmalarının tarafı yapılan unsurların kapitalizm dışında olduğunu iddia etmek ne kadar acayipse; Müslüman Halk ve direnişinden de şimdi söz etmek oldukça abesle iştigaldir.
Zira son yıllarda düzen partilerine olan güvensizlik ile birlikte Yeşil Kuşak ve de BOP gereği AKP gibi din mahlaslı bir parti yaratıldı, beslendi ve de hükümet edildi. Dikkat ediniz, hükümet edildi dedik, iktidar değil. Doğal olarak düzen karşı isyanı emekçileri AKP’de birleştirdi alternatif devrimci mücadele olmayınca ya da zayıf olunca. Ama yanlışı yanlışla, ya da eksiği yanlışla kapamak sınıf mücadelesinde yoktur. Ne yani siyasal olarak dolduramadığımız boşluğu dine karşı ikiyüzlü ve gerçekten emperyalistlerin işine gelecek yöntemlerle mi aşacağız?
Halklarımızın gelecek ve kaderinin belirlenmekte olduğu içerisinden geçmekte olduğumuz tarihsel karar anında gelişmelere ve gidişata daha etkin bir şekilde müdahale edebilmek için, halklarımızın kurtuluş yolunu döşeyecek devrimci demokratik iktidar için mücadelede devrimci sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirebilmek için, Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni kuruyoruz.” Deklarasyondan.
Bu paragrafın üzerinde yer alan söylem ve tespitler üzerinde durmaya gerek bile yok. Zira mevcudun şöyle bir üzerinden geçelim demiş ESP. Ama işin enteresan tarafı bu süreci çözücü olarak bir program saptaması yapmış ESP. O da iktidar ve devrim perspektifli. Gizli bir biçimde düzen içinde olabilecek bir devrimci demokratik iktidar hedefine kilitlenmiş ESP! Bu iktidarın da kaldıraçlarından birisi olarak ESP’yi gördüğü de kesin gibi.
Bizim bu noktadaki düşüncelerimizden bağımsız olarak, devrimci demokratik iktidarın ancak proletaryanın öncülüğünde ve kesinlikle illegal bir komünist devrimci bir sınıf partisinin öncülüğünde gören bir geleneğin bu çerçeveye gerilemesi, yasal bir partiye, faşist sömürgeci bir kontrgerilla cumhuriyetinde legal bir örgüte böyle bir misyon biçmesi oldukça ciddi bir çelişki. Köklü bir alt üst oluş olan devrime ESP öncülük edecek demektir bu! Bu da çözülmesi gereken bir proğramatik soruna işaret etmektedir aynı zamanda. Devrimci demokratik iktidar için mücadelede bir kaldıraç olan esas olan sınıf örgütleri varken, sendikalar, yerel örgüt, dernekler vs gibi onlarca ara örgüt sayılabilirken bu dönüşüme kaldıraç olabilecek bir legal partinin kurulması ihtiyacı ilginç bir gelişme yorumu!
Marks bir yerde devrimi şöyle tanımlamıştı; “Devrimi, bütün yüreklerin dönüşmesi ve özgür insan onuru adına bütün ellerin havaya kalkması olarak anlıyorum.” Çok duygusal, çok insancıl ve çok romantik değil mi!

İşçiler ve ezilenler devrimi her şeyden önce kendileri için bilinç ve alışkanlıklarını, yargılarını değiştirmek için yaparlar.

Devrimci bir partinin işi, görev ve sorumluluğu tam da budur.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi; işçi sınıfı ve ezilenlerin politik sınıf bilincini aydınlatmayı, siyasi bir ordu olarak birleştirip örgütlemeyi, sermaye egemenliği ve diktatörlüğe karşı politik iktidar mücadelesinde özneleştirmeyi, iradeleşmeyi, varlık nedeni ve devrimci ve sosyalist misyonu kabul etmektedir.” Deklarasyondan.

Devrimler, sadece sınıfların bilinçlerini değiştirmek için yaptıkları gibi bir değerlendirmenin Marks’ın sözüne atıf yapılarak savunulması ****fizik idealist bir bakış açısının ürünüdür. Yaşamı değişmeyenin bilincinin de değişmesi, uzun vadede komünizm yolunda olanaklı değildir. (Sözünü ettiğimiz sınıf bilinçli işçiler ya da liderleri değildir. Sınıfın kendisidir.) Devrim romantik bir eylemler bütünlüğü değildir asla. Devrim, onların, yüzlerin ve de düşenler ile kavganın her aşamasında kaybedilen ile kazanılanların savaşımıdır. Bu anlamda hiçte romantik olduğu söylenemez. İnsancıllığı da tartışılır. Devrimin hedeflerinin insancıllığının ötesinde, devrimin kendisinin insancıllığı da tartışılır. Bu kaba ajitasyon söylemi yığınları galeyana getirmeyeceği gibi, gerçekleri de ters yüz etmeye adaydır.
Komünistler tam tersine devrimin ne zorlu, engebeli, virajlı, inişli-çıkışlı vs olduğunu açıkça ve olduğu gibi anlatmakla yükümlüdürler. Bu radikal değişim davasının zorluğu bir yana, yolda düşenler ile duygusal olmamanın gereğine işaret ederler. Duygusallık, romantiklik, insancıllık en çok komünistlere yaraşır ve üzerlerinde güzel durur. Zira gerçek insan ancak bunlarla vardır. Ama dünyanın bunlara yürümesi açısından da politikanın ve pratiğin bunları aşması gereği de açıktır.
Bilimin önüne çıkan bir irade, inanç vs gibi sistemik ajitasyon araçlarının değişim aracı olamadıkları açıktır. Kişileri militan yapabilirsiniz bunlarla, ama komünist asla değil.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi; işçi sınıfı ve ezilenlerin politik sınıf bilincini aydınlatmayı, siyasi bir ordu olarak birleştirip örgütlemeyi, sermaye egemenliği ve diktatörlüğe karşı politik iktidar mücadelesinde özneleştirmeyi, iradeleşmeyi, varlık nedeni ve devrimci ve sosyalist misyonu kabul etmektedir.”Deklarasyondan.
Yukarıdaki ifadeler ise tamamen farklı bir çerçevede ele alınmalıdır. Zira illegal bir komünist devrimci bir sınıf partisinin misyonu, tamamen “düzen içinde mücadele yürütmek zorunda olan” bir yapıya yükleniyor. Buraya dikkat gerçekten. İşte bu paragraf, bu partinin legal mücadele olanaklarını kullanmak için kurulduğunu, yoksa gerçek ana fikrin burada gizli olup olmadığına da işaret ediyor. Yukarıdaki paragraf ESP’ ye kesinlikle “devrimci bir öncü misyonu “ yükleyen bir içeriğe sahiptir. Eğer bu noktada zerre tereddüt varsa, yeniden yeniden okuyunuz.
Bahar eylemleri döneminde işçiler, sendikalarını yaratma ve diktatörlüğe kabul ettirme sürecinde emekçi memurlar, ilk serhildanlardan itibaren ulusal demokratik kitle hareketi bunun parlak örneklerini yaratmıştı. Meşru mücadele hattından ilerleyecek olan ESP, kendini bu çizgide var edecektir.” Deklarasyondan.
Meşruiyet ile yasallığın karıştırıldığı bir paragraf burası üstünde durulması gereken. Zira sınıfın illegal komünist devrimci liderleri zaten yasallık değil meşruiyet üzerinden bir mücadele yürütüyorlar. Bu meşruiyet için ayrıdan bir yasal, legal bir partiye ya da örgüte ihtiyaçları yoktur. Zira bunun için sendikalar, dernekler ve yeterli kitle örgütleri mevcuttur. Burada ESP, kendini yasallığın içinde gören bir önceki paragraf içindeki durumunu, sözde yığınlar nezdinde olumlattırmak için meşruiyet söylemini kullanıyor. Zira düzeni aşan meşruiyet ancak onun koyduğu yasal zeminleri tanımamaktan ve onu aşma iradesinden gelebilir ancak. Eğer illegal devrimci bir örgütle bunu yaratamıyorsanız, bunu yasal bir partiye yüklüyorsanız orada meşruiyetten değil yasallıktan ve onun kelepçelerinden söz edebilirsiniz.
ESP Milyonların Siyasi Eğitimini ve Yüz binlerin Örgütlenmesini Hedefleyecektir

Kitlelerle etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütünlük kurmayı esas alan ESP, politik kitle ajitasyonunu siyasal bir ordu gibi yürütecek, işçilerin ve ezilenlerin örgütlü gücünün büyütülmesi için sınır tanımaz bir enerjiyle çalışacaktır.

Burjuva ideolojisinin, gericiliğin, şovenizmin, cehaletin etkisi altında, sınıfsal ve toplumsal çıkarlarına yabancılaştırılmış, boyun eğmeye ve kaderciliğe alıştırılmış, örgütsüzlük içinde tutulmuş, demokratik bilinçten mahrum bırakılmış, çeşitli milliyetlerden işçilerin, kadınların, gençlerin, kent emekçilerinin, köylülerin siyasal bakımdan aydınlatılması, örgütlenmesi ve mücadeleye seferber edilmesi ESP'nin temel hedefidir.

ESP, kitlelerin yaşam alanlarında, fabrika ve işletmelerde, okullarda kesintisiz bir örgütlenme faaliyeti yürütecek, sokak sokak, ev ev emek harcayarak, gecesini gündüzüne katacaktır.

Milyonların siyasi eğitimi ve örgütlenmesi hedefiyle çalışacak olan ESP, Anadolu ve Mezopotamya'nın her köşesinde var olma kararlılığıyla hareket edecektir. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyor ve apaçık görüyoruz. Fakat mesele de bu zorluğun üstesinden gelmek değil midir? Başka türlü ilerici, antifaşist veya devrimci bir yasal parti, zayıf bir politik etki ve çok daha zayıf bir örgütsel etkiyle adeta bir derneğe veya seçim partisine dönüşmez mi? İşçi sınıfı ve ezilenlerin hali hazırda örgütlü olmayan bütün dürüst, namuslu, cesur ve mücadeleci güçlerini saflarında toplamak ESP'nin asla vazgeçmeyeceği bir niteliği olacaktır.” Deklarasyondan.

Yukarıdaki beş paragraf kendi başına illegal olarak başarılamayanın legal zeminde bir parti aracılığıyla sağlanabileceği iddiasına dayanmaktadır. Örgütlenme, eğitim ve sınıf bilincinin zemininin bu yasal parti olacağını savunmaktadır. Bu kendi başına açıkça illegal devrimci sinir merkezinin reddi değilse de; pratik politikada buna teslim olmayı getirecektir. Bu açık ve net bir gerçektir. Zaman içinde hangisinin nerenin içine geçeceği belli olmayan bir sürece, belirsizliğe sürülen bir gelecek bekler sınıf demektir bu durum. Zira zaten kendince illegal devrimci merkez tarafından örgütleyemediğini düşündüğü için bu yola başvuran ESP, yine aynı durumla karşı karşıya kalırsa sonu ne olacaktır? Zira gerçek bir sınıf partisi ihtiyacı yıllardır sınıfın önünde dururken, bu çapta bir çalışma ve emek yerine kendi merkezli bir odak oluşturmayı yeğleyenlerin, kendi tekkelerinde bunu nasıl başaracaklarını merak etmek sınıfın hakkıdır. Diğer yandan da tüm legal çalışma odaklarına sahip olduğu, mücadeleyi zaten yıllardır bu zeminlerde yürüttüğü halde; hala “halklaşamamışsa”, yasal bir parti ile “halklaşacağı” nasıl kıymete muteber olacaktır? Ne muktedir bir yasal parti ki, öncelinde var olan tüm platformun başaramadığını başaracaktır?
ESP İşçi-Emekçi İktidarı İçin Mücadele Edecek

Faşist rejime, ulusal inkâr, eşitsizlik ve baskıya, kapitalist sömürüye ve emperyalist boyunduruğa karşı mücadelenin bir işçi-emekçi iktidarıyla zafere ulaştırılması ESP'nin varlık nedenidir.

Uzun bir programatik açıklamalardan kaçınmak için, işçi-emekçi iktidarının politik, ekonomik, toplumsal, kültürel hedeflerinden bazılarını kısaca dile getirirsek:

Burjuva cumhuriyetin değil halklar cumhuriyetinin ifadesi olacak işçi-emekçi iktidarı:

İşçiler ve ezilenlerin söz, basın, toplantı, örgütlenme ve eylem özgürlüğünü ve halk demokrasisini gerçekleştirecek,

Ulusal kaderini tayin hakkının önündeki engelleri kaldıracak, Türk ve Kürt halklarımızın tam hak eşitliğine dayalı özgür, gönüllü birliğini, Ermeni, Laz, Rum, Çerkez, Gürcü, Abhaz, Arap, Roman, Süryani, Boşnak ulusal toplulukların demokratik haklarının eksiksiz uygulanmasını sağlayacak,

Kadınlarla-erkekler arasındaki hukuksal eşitsizliğe derhal son vermekle kalmayacak, ekonomik, devletsel, siyasi, toplumsal, kültürel alanlardaki fiili eşitsizlikleri ve ayrımcılıkları ortadan kaldırma mücadelesine girişecek,

Emperyalist boyunduruğu kıracak, borç ve faiz yükümlülüklerini reddedecek, Nato'dan çıkacak, başta İncirlik olmak üzere ABD ve Nato'ya ait üs ve tesisleri kapatacak, emperyalist devletlerin topraklarımızda ve kıyılarımızdaki tatbikatlarına izin vermeyecek,

Vicdan ve dinsel ibadet özgürlüğünü güvence altına alacak, din-devlet, din-okul işlerini birbirinden ayıracak, dinsel inancı bireyle inandığı kutsallık arasında bir mesele kabul edecek, halklarımızın Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Alevi, Ezidi din ve inanışlardan kesimleri arasındaki eşitsizliklere, ayrımcılıklara ve düşmanlaştırıcı politikalara son verecektir.

İşçi-emekçi iktidarı:

Herkese iş, iş güvencesi ve iş güvenliği, Bilimsel, demokratik, anadilde ve parasız eğitim, Parasız sağlık ve sağlık hizmetlerinde eşitlik, Herkese sosyal güvenlik, Sendikal örgütlenme ve grev hakkının önündeki engellerin kaldırılması, Çevre yıkımının durdurulması, Dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarla birlik ve dayanışma yolundan ilerleyecektir.” Deklarasyondan.

İşte bir başka itirafta bu başlıkta. Sanırız açıkça sözde işçi-köylü devrimci demokratik diktatörlüğü adı altında Maocu “halk” devrimini reddetmek yerine, onu düzenin yasallığı içinde bir yasal partinin mücadelesi ile çözülebilecek bir düzeye indirgemek aslen ve kesinlikle sözü edilenin reddidir. Bunu açıktan reddetmek ve düzenin parçası ya da özel bir “aşama devrim” ile çözemeyeceğini “anlamış” olacak ki ESP, bunu bir devrim yerine bir “reform”, düzen için bir partinin mücadele programına bağlamıştır. Bir bütün olarak sözde illegal yapının sözde demokratik devriminin talepleri düzenin yasallığı içindeki bir partinin programı olabiliyorsa varın sonunu siz düşünün.
Zira yukarıda dile getirilen tüm talepler kesin ve net olarak bir devrim programına denk düşmektedir. Bu devrimde eğer inkâr edilmiyorsa muarızlarımız tarafında, o da kendilerinin ifadesiyle – gerçek programla işçi emekçi Sovyetleri cumhuriyeti ile- “halk demokrasisiyle” sağlanacakmış. Siz bakınız hele, halk demokrasisi deyimi Maoizme ati diye yaklaşık 30 yıldır terk edilmiş bir söyleme geri dönülüyor. “ Halklar cumhuriyeti” gibi yine Maoizmi andıran deyimlerle yine devam ediyor Deklarasyon.
Kemalizm ile küçük burjuvazinin buluştuğu bu menem sınıfsallıktan uzak “ halk” deyimi, üzerinden attığı yıllara rağmen ESP ve çevresine yapıştı ise; burada popülizm, halkçılık, küçük burjuva sınıfsallık, düzen ve devrim sorunlarında kafa karışıklığından net biçimde söz edilebilir.
Zira Ezilenler deyimi kadar halk deyimi de, proleter komünist devrimci sınıf mücadelesine uzak kavram ve deyimlerdir. Zira tüm düzenden zarar gören emekçiler, toplumsal kesimlerin sözcüsü olma iddiasındaki komünist devrimci illegal örgüt ya da parti; esas ya da temel aldığı sınıfın lideridir asıl olarak. Başka bir sınıf ya da kesimin özel bir öncüsü olmasa bile. Zira tüm emperyalist kapitalizmin sorunlarının ortadan kalktığı tek bir toplumsal düzen vardır: O da sosyalizm ile ilerisinde komünizm.
Diğer yandan zaten öncü örgüt ya da sınıf partisinin gerek yasal, gerek yarı-yasal, gerekse de tamamen yasadışı yan örgütleri vardır bu çeşitli kesimleri, sorunlu toplumsal ara katmanları kucaklayan. Tüm bu kesimler için ya da ulusal çerçeveli bir sorun için bir yasal parti kurulmasına komünist devrimcice bakmak olanaklı değildir.

Yine klasik bir ajitatif söylemle deklarasyon sonlandırılıyor. Yine “halka”, “aydınlara” vs çağrı ile son buluyor deklarasyon.

SONUÇ YERİNE

Meşruluk iddiasında olsa da” yasal” burjuva çerçevede olan bir partinin kuruluş deklarasyonunu eleştirdiğimiz unutulmasın! Zira her ne kadar meşru zeminde olacağız deniyorsa da, aslolan düzenin yasallığıdır bundan sonra. Bundan dolayıdır ki, “ dil ve üslupta” o ölçü de inceleşebiliyor. O meşruluğun “hoyratlığından” sıyrılıp, bir anda düzene indirilebiliyor.
Legal mücadele ile illegal mücadelenin ilkeli, tutarlı ve sınıfın çıkarlarına, devrim, sosyalizm uğruna birleştirilmesine asla karşı çıkmayacak olan biz komünist devrimcilerin, burada, ESP’ de üzerinde neden bu kadar durduğumuz soru işareti diye kalmamalıdır. Zira ESP kurulurken, kendisinden öncekilerden EMEP’le aynı yolu izliyor. Ardındakilerle birlikte.
Güçlü bir legal partiden yararlanmanın yolu, güçlü bir illegal çekirdek sinir merkezinden geçmektedir. Bu yoksa bunda yeterli başarı sağlanmamış ve de proletarya ile emekçilerle ciddi bağlar zaten yaratılmamışsa; legal parti ancak illegal merkezin legalize olmasıyla sonuçlanabilir. Yaşamın gücü, kapitalizmin çekim merkezi ile yabancılaşmışlığın düzeyinin üreteceği budur neticede.
Ortada güçlü bir illegal merkezden söz etmek olanaklımıdır? Hayır. Peki güçlü bir sınıf hareketi ile sınıf mücadelesinden söz etmek olanaklımıdır? Hayır. Bu bağlamda zaten var olan yasal mücadele zeminlerinden yararlanarak bu çerçeve kırılmış mıdır? Hayır. Zira şu ana kadar ESP bir platform ve de yasal idi. Şimdi partisi ile ne farkı olacak? Bu sorunun yanıtının ucu açık.
Kim ne derse desin, hangi savunu yapılırsa yapılsın ortada legalizmin çekiciliğine kapılmış bir yapı ile bundan öncekilerle elde edemediğini edebilecekmiş gibi bir umuyla hareket eden, buna inandırılan insan yumağı var. ESP’ de kendinden öncekilerin uğradığı duraklardan geçecek ve demiri düzende buluşturacaktır. Dileriz ve umarız ki, bu iddia ettiklerimizde yanılırız. Ama tarihsel materyalizm ile diyalektik bilimsel yöntemin söyledikleri bunlardır. Ve de bundan yanıldıkları da görülmedi.

08.11.2009


Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi:
kuzeyberdan (03-25-2010), Partizan Stare (03-25-2010), Proleter Devrimci (03-25-2010), WeLa_SuRI (03-25-2010)
Alt 03-25-2010, 05:43 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

SAĞ TASFİYECİ DALGANIN SON ÜYESİ ESP

Tüm dünyada yasal,legal partiler illegalizme doğru devrimci yürüyüşünü sürdürürken sağ tasfiyeci dalganın ülkemiz topraklarında, hem de sözde sınıf adına mücadelenin bri parçası gibi sunulması oldukça kötü bir yoldur.
Sağ tasfiyeci dalga, kendine devrimciyim diyen tüm cenahları bu arada MLKP gibi bir örgütü de sarmıştır. Her ne kadar bu bilinmeyen, tahmin edilmeyen bir girişim olmasa da iş gerçekte pratiğe dökülünce gerçekten devrimci, komünist devrimciler oldukça üzülüyorlar.
Legalizm , sınıf mücadelesini tasfiyenin en üst boyutlarındandır. Her ne kadar, savunuları sınıf-kitle mücadelesi için araç gibi algılandığı düzeyde olsun; gerçekte Devrime sırt çevirmektir bunun adı.Üstüne üstlük 7 Kasım Büyük Ekim Devriminde parti kuruluşunun ilan ediliyor olması gerçekten , sınıfsal açıdan tam bir iki yüzlülüğe işaret etmektedir.
Sağ tasfiyeci legalist dalga, Ezilenlerin Sosyalist Platformu tarzi bir yapıyla başlamış olan bir derin süreçtir aslında. Ne idüğü belirsiz, sınıfsal söylemden uzak Ezilenler deyimi bile başlı başına bu gidişin işaretleri idi. Fakat buralara varacağı dünden belli olan süreç içinde, DTP ile omuzdaşlıkta, onların kitlesel durumuna öykünmede bunu ileri itti.
Göremedikleri ve de algılamakta güçlük çektikleri ise, PKK olmazsa DTP'nin olamayacağı idi. Ya da ulusal savaş ile sınıf savaşının farklı özellikleridir.
MLKP ya da ESP,sağ tasfiyeci legalist çizgide ne kadar yürür bilinmez ama, 94'te başlayan tasfiyeciliğin son durağının burası olacağı da açıktır. daha fazla proletarya ile emekçilerin kandırılıp oyalanmaması ya da herkesin durduğu yerin netleşmesi her bakımdan olumludur.
Ne diyelim . Hayırlısı mı olur, Hayırsız mı.Bilinen bir şey var ki, sağ tasfiyecilik sınıf mücadelesinin içinden sökülüp atılmadıkça, ideolojik-teorik-politik-pratik devrimci mücadele büyütülemez. MLKP, artık öncellerinin 1994'te girdikleri tasfiyeciliğin, devrime sırtını dönmelerinin meyvelerini şimdi alıyorlar !

YOLLARI AÇIK OLSUN. AMA SINIFIN KOMÜNİST DEVRİMCİ MÜCADELESİNDEN UZAK DURSUNLAR.GÖLGELERİNİ DE ÇEKSİNLER SINIFTAN.


06.11.2009


Mahmut Halil CAN ( Sendiren)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
kuzeyberdan (03-25-2010), Partizan Stare (03-25-2010), WeLa_SuRI (03-25-2010)
Alt 03-25-2010, 05:43 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Exclamation Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

SAĞ TASFİYECİLİK DALGASI VE REFORMİZM İLE SEÇİMLER


Devrimci proleter hareketle yaşıt olan sağ tasfiyeci ve reformist hareketler, kendine uygun zemini buldukça daha çok palazlanmaktadır. Bu tarihin her döneminde aynı seyri izleyen bir gelişmedir. Devrimci proleter hareket ve politik ML örgütlerin zayıflığı, nicel ve nitel zayıflığı dönemlerinde ; tasfiyeci sağ eğilim ve reformizm kesinlikle bir adım öne çıkmıştır. Elbette bu durumun önünü açan,destekleyen;kamçılayan egemenlerin sırt sıvazlamalarıyla birlikte.
Ülkemizde 80 Eylül Faşist darbesiyle birlikte derinleşen sağ tasfiyecilik dalgası, son on beş yılda tavan yapar hale gelmiştir. Dünyada da bu tasfiyeci dalganın SSCB’nin üzerindeki bürokratik devlet kapitalizmi elbisesini atıp açık emperyalist kapitalizme girdiği süreç olan Glastnost ve Perestroika ile birlikte iyice derinleşip, tüm dünyada tam bir sağ terör, gericileşme,sağ bir tasfiyeci süreci derinleştirip olgunlaştıran bu süreç; şimdiler de zirve noktalarında ve tavan yapmaktadır. Tarihsel olarak, devrimci dalganın, ML’in, devrimci sosyalizmin dibe vurduğu bir sürece denk gelen bu zaman aralığı; artık tersine dönecek bir atılımı beklese de ; şimdilerde dünya ve ülkemiz de hala en güçlü olduğu zamanları yaşamaktadır. Devrimin değil reformların , başta Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere cilalanıp parlatıldığı, diğer yandan da kriz ve sonuçları ile ilgili keskin kırılmaların da yaşanacağı bir süreçte bu sağ eğilimin ve neredeyse faşist-ırkçı-şovenizmle birleşen bir kimlikle karşımıza çıkması şaşırtıcı değildir. Zira dünya ekonomik krizleri dönemlerinde, sağ tasfiyeci dalgalar-akımlar ile faşist-ırkçı akımlar arasında neredeyse nüans farkları kalacak düzeye gelmiştir.
Türkiye’de sağcı tasfiyeci dalgayı besleyen bir çok olgu olmakla birlikte- yasal çalışmayı kontrolü altında tutma çabaları,çeşitli illegal çalışmadan ve düzen dışına çıkma eğilimlerindense düzen içinde platform çalışmaları altında kontrollü emeği vs- bunun esas nedeni kitleselleşememektir. Bu sözüm ona devrimci legalistler! kitleselleşememeyi kendilerinde çalışma,eksiklik ve zaaflarında görmek yerine ; mevcut düzenin çizdiği sınırlara hapsolarak aşmaya çalışan sözde devrimci; gerçekte reformist legalistler oldukça fazla bir biçimde piyasaya çıkmaktadırlar. Seçimler gibi politik atmosferi de bu legalist tasfiyeci rüzgarın yelkeni haline getirip hayallerinde uçmaya çabalıyorlar. Bu rüzgar ve yelken ile kendilerini avuttukları kadar ve bizim açımızdan önemlisi; proleter ve emekçi yığınlara faşist rejimi meşru kılacak, onların gözünde yaşayabilir bir düzen olduğunu göstermeye çabalıyorlar.
Dünyanın her yerinde sağ tasfiyeciliğin ve reformizmin yolu birdir aynen devrimci proletaryanın yolunun aynı olduğu gibi. Sağ tasfiyeciliğin asıl ve nihai amacı, sınıfın devrimci mücadelesini düzenin çizmiş olduğu sınırlar içinde, ekonomik ve kısmi demokratik haklarının kazanımı ile sınırlamak ; sınıfın ve tüm insanlığın kurtuluşu olan sosyalizmden,devrimden sınıfın uzak tutulmasıdır. Devrimci Proletaryanın Yolunun savucularının aksine olarak. Sağ tasfiyecilik dalgası , özellikle son yıllarda dünya devrimci hareketi başta olmak üzere, ülkemiz ve sömürgeci zulüm altında tuttuğu Kürdistan ve Kıbrıs’ı da aynen etki altında bırakmaktadır.Bu etki ki, daha önceki yazılarımızda ele aldığımız üzere at izinin it izine karıştığı bir ortam yaratıyor. Gerçek proleter devrimci bir atılım ve mücadele süreci olmayınca ; ortalık bu menem satıcılara düşüyor.
Ülkemizde Yerel Seçimler ile Kıbrıs’taki – sömürgeci ve faşist işgal altındaki- Genel Seçimler döneminde de maalesef; bu reformist-düzen içi ve tasfiyeci dalganın etkisel süreci oldukça boyutlu hissettiriyor kendisini. Seçimlerin politik atmosferi ve ile düzenden kopmanın son durağında olan yığınları düzen içinde tutmanın bir biçemi olan reformist sağ tasfiyeci dalganın temsilcileri ; bu düzenin Truva atları olarak piyasaya sürülmektedirler. Düzen dışı her türlü çözüm ya da alternatife boyun eğecek yada klikler arasındaki sıkıştırma politikasından en azından şu anda medet uman egemenlerin mevcut durumda , bu tasfiyeci sağcılar ile düzen içine sıkışmış reformistlerden de oldukça yarar umduğu açıktır. Bu anlamda düzenin sınırlarını zorlamadıkları ve düzenin diliyle hareket ettikleri sürece , bu tasfiyeci legalistlerin ve reformistlerin düzen içinde destek görecekleri açıktır.
Sağ tasfiyeciliğin ve reformizmin özü, düzen dışına ve devrim lehine giden süreç ve mücadelenin düzen içinde kısmi-geçici-düzende tutucu etkinlik ve eylemlerle yığınların önünü kesmektir.Sağ tasfiyecilik ve reformizm , bugün Türkiye’de kriz,sonuçları,düzen ve düzenden kopuşmaya karşı yığınları sandık başına çağırmakla, onları düzenle uzlaştırmaya çalışmakla; kimileri dolaysız, kimileri de dolaysız uzlaştırmaya çalışmaktadırlar. Türkiye’de bu yerel seçimlere kesinlikle , günlük makyavelist kaygılarla katılan ve gerçekte protesto edilip, aktif-pasif bir biçimde boykot edilmesi gereken seçimleri benimseyip, sahte bir biçimde “seçimlerden yararlanma”,” propaganda-ajitasyon için uygun ortam” deyip düzenin bu seçimlerdeki çirkefinin dolaylı kabulünü onaylayan , meşru kılan anlayış ile Kıbrıs’ta genel Seçimlerin aynı gerekçelerle reddini öngören tavırlara sağ tasfiyeci dalganın klasik söylemleri ile yanıt vermeye kalkmak en ucuzundan devrim-sosyalizm-özgürlük davasının reddidir.
Kıbrıs ya da Türkiye ; işin esası soruna taktik koşullar gereği nasıl yaklaştığınızdır. Koşullara göre oluşturulan taktiğin, güne,sınıfa, duruma ne derece uyumlu olduğudur. Eğer komünist devrimci iseniz, bu taktiğinizin stratejinizle ne derece uyumlu olduğu da bir diğer sorundur. Seçimler ve tavır ile ilgili birkaç yazıda da ele alındığı üzere sorunun esas yönü şudur: Proleter ve emekçi yığınlar düzenle,mevcut durumla hesaplaşacak açık,net,doğru,düzene karşıt çağrılar beklerken; siz neler diyorsunuz? Neleri öneriyorsunuz ? Ne gibi bir yol gösteriyorsunuz ? Haydi düzenle ve düzenin bu kirli-pis-iğrenç sıkıştırma hareketinin bir parçası olan seçimlere katılın diyorsunuz ? Bir çok yerde aday bulamadığınız için ,proleter devrimcilere ve onların devrimci çağrılarına çamur atmaya çabalıyorsunuz ?
Kıbrıs’ta yaşandığı üzere “hain,mücadele kaçkını” diyebilecek kadar alçalabiliyorsunuz ? Bilmiyorsunuz beyler, bayanlar ? Hala Strateji ile taktiğin ne olduğunu,sınıf mücadelesi içinde tuttukları yeri, günün koşulları ile mücadelenin boyutlarını ve mücadeleyi belirleyenin ya da taktiği belirleyenin sadece proleter devrimci hareketin gücü değil- ki gerek ülkede ve gerekse de Kıbrıs’ta hala zayıftır; bu gerçeği teslim ederek ve gerçekçi olmayan ve ayakları havada bir uzak düş içine girmeden, hayali devrimle yaşayıp gerçekte devrimden uzak olan bir dünyayı kurmadan; sadece ona giden yolları doğru bir biçimde döşeme görevi ile sorumlulukları olan devrimciler olarak- yine düzen ve içinde bulunmuş olduğu durum,attığı adımların anlamı,seçimlere yüklediği çerçeve,düzenin sıkışmışlığı,siyasal yönetememe krizini ateşleyecek fitile duyduğu ihtiyaç vs olduğunu göremiyorsunuz ?
Taktiklerin, stratejinin genel durumuna ve kazanım hesabına göre planlandığı, sadece kendi durumu değil karşıt güçlerinde durumunu hesaba kattığını, yığınları sürece katma ana hesabına göre çizildiğini hesaba katmanın temel olduğunu bilmiyorlar ya da bilmezlikten geliyorlar. Sağ tasfiyeciliğin kendisini en net hissettirdiği ve kendisini dayattığı politik bir seçim atmosferinden geçmekte olduğumuz bir süreçte; sınıfın politik liderlerinin boykot ve her biçimde bu seçimlerin protestosu dışında seçenekleri yoktur.Reformist ve sağ tasfiyeci dalganın , dalga kıranı proleter devrimci mücadelenin büyütülmesidir. Sağ tasfiyeci dalga ve akım, çağımızın ve sürecin mücadelesinin önündeki en büyük engeldir.Bu engelle hak ettiği biçimde savaşılmak zorundadır.


26.02.2009


Mahmut Halil Can ( Sendiren )


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Partizan Stare (03-25-2010)
Alt 03-25-2010, 05:48 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

Ezilenlerin Sosyalist Partisi kuruluşunu duyurdu

İSTANBUL (07.11.2009)- Siyaset sahnesine yeni bir parti daha adım attı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi, İstanbul'da düzenlediği basın toplantısında Kuruluş Deklarasyonunu kamuoyuna duyurdu. ”Ufuktan bir güneş doğuyor” sloganıyla kurulan ESP, “Umudun ve özgürlüğün partisi” olduğunu belirtirken, tüm işçi, emekçi ve ezilenleri yeni partinin kuruluş sürecine katılmaya çağırdı.

Ekim devriminin yıl dönümünde

Ezilenlerin Sosyalist Partisi Girişimi, Taksim Hill Otel'de düzenlediği basın toplantısında partinin Kuruluş Deklarasyonu'nu ilan etti. Yüzlerce kişinin katıldığı toplantının sunumunda, bugün 7 Kasım 1917 Ekim Devrimi'nin yıl dönümü olduğu hatırlatıldı. “Tarihin, geçmişimizin yarattığı değerlerin, anlamların gücü yanımızda. Bir devrimin yıl dönümünde kendi atılımımızı gerçekleştirmeye soyunuyoruz. Yeniye yürüyoruz. Değişecek ve değiştirecek gücümüz var. Cesaretimizi, umudumuzdan alıyoruz. Coşkumuz inancımızdan besleniyor" denildi. Umudun ve özgürlüğün partisi olma umudu ve inancıyla yürüyüşün başlatıldığı ifade edildi.

Ardından Ezilenlerin Sosyalist Partisi Girişimi Sözcüsü Mukaddes Erdoğdu Çelik partinin Kuruluş Deklarasyonunu okudu.

Çelik, sözlerine Karl Marks'ın “Devrimi, bütün yüreklerin dönüşmesi ve özgür insan onuru adına bütün ellerin havaya kalkması olarak anlıyorum” sözüyle başladı ve “Yıllardır devrim ve sosyalizm mücadelesinin ön saflarında dövüşen bizler, Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni kuruyoruz” dedi.


Çelik, şunları ifade etti: “Emperyalist küresel krizin yerküreyi sardığı, dünyanın pek çok ülkesinde savaş ve işgallerin hüküm sürdüğü; Kürt ulusal direnişinin bölgesel çapta sömürgeci cepheyi bunalttığı; kırdan kente göçün artarak emekçi semtleri birer üretim ve yerleşim havzasına dönüştürüğü; fabrikaların işçi hapishanelerine ve işçi sınıfının üretim tutsaklarına dönüştürüldüğü; Türk egemen sınıflarının “Kürt sorunu” ve “Ermeni sorunu” üzerinden tarihsel gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalarak iç ve dış politikalarını yeniden yapılandırmaya giriştiği; evrensel ölçekte marksizmin saygınlığını yükselttiği koşullarda kurulan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, dünya halklarını Türkiye'deki evrensel mevzisi olarak, işçi sınıfı ve ezilenlerin bağrında devrim umudunu büyütecek, sosyalizmi seçenekleştirecektir.”

Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni “Spartaküs'ten Pir Sultan'a, Şeyh Bedrettin'den Dadaloğlu'na isyanın ve insanın mücadele partisi” olarak tanımlayan Mukaddes Çelik, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının direniş geleneği ile dünya halklarının özgürlük ve eşitlik savaşının, ESP'nin ilham kaynağı ve pusulası olduğunu söyledi. Çelik, “Ezilenlerin Sosyalist Partisi; işçi sınıfı ve ezilenlerin politik sınıf bilincini aydınlatmayı, siyasi bir ordu olarak birleştirip örgütlemeyi, sermaye egemenliği ve diktatörlüğe karşı politik iktidar mücadelesinde özneleştirmeyi, iradeleşmeyi, varlık nedeni ve devrimci ve sosyalist misyonu kabul etmektedir” diye konuştu.

Mukaddes Erdoğdu Çelik, ESP'yi kuracak işçiler, kadınlar, gençler, aydınlar ve yoksulların uzun yıllardır özgürlük ve sosyalizm için mücadele ettiğine dikkat çekerek, “Onları yaşamın tüm alanlarındaki çetin savaşımlardan tanıyorsunuz. O yüzdendir ki, ESP senelerdir yürütülen devrimci mücadelenin yasal formda en üst örgütsel biçime kavuşturulmasıdır” dedi.

Çelik'in deklarasyondan aktardığı bazı başlıklar şöyle: “Mücadele içinden geliyoruz, meşru mücadele çizgisinde ilerleyeceğiz. ESP milyonların siyasi eğitimini ve yüz binlerin örgütlenmesini hedefleyecektir. ESP kendine dönüklükten, kibir ve sekterlikten uzak duracaktır. Aydın birikimi ESP için değerlidir. ESP işçi-emekçi iktidarı için mücadele edecek.”


Çelik, son olarak, işçileri, kadınları, gençleri, kent ve kır yoksullarını, tüm ezilenleri, aydınları, sanatçıları, kuruluş aşamasından başlayarak Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nde birleşmeye çağırdı.

Deklarasyonun açıklanmasının ardından Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin örgütlendiği bazı illerden temsilciler söz aldı.


Kürt illerinden Fethiye Ok, konuşmasına Kürtçe başladı. Daha sonra Türkçe devam etti. Ok, Diyarbakır'dan Tunceli'ye bütün Kürt illerinde barış sürecini büyüteceklerini söyledi. Anadilde eğitimden Kürt çocuklarının yargılandığı davalara, Newrozlara kadar Kürtlerin meşru mücadelesini sahipleneceklerini ifade eden ok, Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınmasını talep etti. Fethiye Ok, "Kürt halkını barış mücadelesinin yanındayız, bileşeniyiz" diye konuştu.

İstanbul'dan Ongun Şimşek, Ezilenlerin Sosyalist Partisini selamladı ve “Sosyalizmin iktidarlaşması çalışmasında, ezilenlerin demokrasi sorununun giderilmesi konusunda sokak sokak, mahalle mahalle ilçe ilçe bu süreci öreceğiz” dedi.

Ankara'dan Çiçek Otlu, yeni bir partinin kurulmasından dolayı çok heyecanlı olduğunu dile getirdi. Çiçek, “Bu kadınların ve gençlerin ufuktan doğuracağı bir güneştir" dedi. Kadın devrimine dikkat çeken Çiçek, herkesin bu sürece katılmasını, süreci devrime ve sosyalizme taşımasını istedi. Konuşmasını "Yaşasın ufuktan doğan güneşe" sözleriyle tamamladı.

ESP gençtir, gençlik sosyalizm

Ozan Emre Özyılmaz ise ESP'nin işçilerin, kadınların ve gençlerin partisi olduğunu söyledi. Özyılmaz, "ESP genç bir partidir ve genç olacaktır. Genç olmak reddetmektir. Genç olmak karşı koymaktır, kavgadır, özgürlüğe sevdalanmaktır. Gençler yeniyi en iyi kavrayanlardır. Bu süreci gençler örecekler. Ezilenlerin Sosyalist Partisi gençtir, gençlik sosyalizmdir" diye konuştu.

İzmir'den Görgü Demirpenç Karadeniz'den Erkan Akbıyık, Eskişehir'den Ahmet Uluçelebi ve Hatay'dan Muhsin Çobanoğlu da birer konuşma yaptı Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni selamladı.

Toplantıya çok sayıda ilerci, demokratik kurum da katıldı. Kurum temsilcileri yaptıkları konuşmalarda Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni selamladı.

Kurumlar ESP'yi selamladı

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Bülbül, “Ufuktan bir güneş doğuyor sloganıyla kurulan ESP'yi, bu öncü gücü selamlıyor ve başarılar diliyorum" dedi. Deklarasyona gönderme yapan Bülbül, Alevilere yönelik tespitleri sahiplendiklerini ifade etti. Bülbül, ESP'yi, yarın yapılacak Alevi mitingine davet etti.

DTP adına Dursun Yıldız da bir konuşma yaptı. Yıldız, "3 bin yıldan bu yana karanlıkta kalan Ortadoğu'dan başlayarak bir güneş doğuyor. Bu güneşin doğuşuyla ESP'yi selamlıyorum" dedi. Yıldız, fabrikalarda, işçi havzalarında, Newrozlarda, 1 Mayıslarda ESP ile sonuna kadar yol arkadaşlığı yapacaklarına dair söz verdi.

Limter-İş Sendikası adına Levent Akhan ve tutuklu aileleri adına Gülşah Tağaç da birer konuşma yaptı. Toplantıda ayrıca yazarlar Varlık Özmenek, Hasan Kıyafet, Azime Korkmazgil, Sevim Karaca ile AvEG-Kon, ACTİT ve Tekstil Sen'in mesajları okundu.


Toplantıya katılan kurumlar şöyle: DTP, İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Özgür Alevi Hareketi, EMEP İl Başkanı Güven Gerçek, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Sosyalist Parti, EHP, ÖDP, Avukat Ercan Kanar, TUHAD, SES Anadolu Şubeleri, Emekli Sen, Liman-İş, Limter-İş, Tekstil Sen, BEKSAV, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu, Akademi Yayınları, Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi, SGDF, ÇHD, Açılım Hukuk Bürosu, Konut Hakkı Koordinasyonu, FHDD, TÖP, Demokrasi ve Özgürlük Hareketi, Özgürlük Sol Hareket, DGD Platformu, AGİF, AvEG-Kon.

atilimhaber.org
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-25-2010, 05:52 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ (ESP) KURULUŞ DEKLARASYONU

İSTANBUL (07.11.2009)- Ezilenlerin Sosyalist Partisi, bugün İstanbul'da Taksim Hill Otel'de düzenlediği basın toplantısında Kuruluş Deklarasyonunu kamuoyuna duyurdu. İşte Deklarasyonun tamamı.

Ufuktan Bir Güneş Doğuyor

“Devrimi, bütün yüreklerin dönüşmesi ve özgür insan onuru adına bütün ellerin havaya kalkması olarak anlıyorum.” Karl Marks

EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ'Nİ KURUYORUZ

Türkiye siyaset sahnesine yeni bir parti çıkıyor. Yıllardır devrim ve sosyalizm mücadelesinin ön saflarında dövüşen bizler, Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni kuruyoruz.

Emperyalist küresel krizin yerküreyi sardığı, dünyanın pek çok ülkesinde savaş ve işgallerin hüküm sürdüğü; Kürt ulusal direnişinin bölgesel çapta sömürgeci cepheyi bunalttığı; kırdan kente göçün artarak emekçi semtleri birer üretim ve yerleşim havzasına dönüştürüğü; fabrikaların işçi hapishanelerine ve işçi sınıfının üretim tutsaklarına dönüştürüldüğü; Türk egemen sınıflarının “Kürt sorunu” ve “Ermeni sorunu” üzerinden tarihsel gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalarak iç ve dış politikalarını yeniden yapılandırmaya giriştiği; evrensel ölçekte marksizmin saygınlığını yükselttiği koşullarda kurulan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, dünya halklarını Türkiye'deki evrensel mevzisi olarak, işçi sınıfı ve ezilenlerin bağrında devrim umudunu büyütecek, sosyalizmi seçenekleştirecektir .

Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Spartaküs'ten Pir Sultan'a, Şeyh Bedrettin'den Dadaloğlu'na isyanın ve insanın mücadele partisidir. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının direniş geleneği, dünya halklarını özgürlük ve eşitlik savaşı, ESP'nin ilham kaynağı ve pusulasıdır. ESP, bu tarihsel insanlık hazinesini, geride kalan yıllar içerisinde yarattığı ve biriktirdiği kendi mütevazi pratikleriyle birleştirecek; açtığı cesur ve inançlı yoldan daha güçlü adımlarla, misliyle büyüyerek ve halklaşarak yürüyecektir.

Dünyayı Sosyalizm Kurtaracak

20. yüzyıl SSCB'nin çöküşü ve Varşova paktının dağılmasıyla son buldu. Kapitalizmin küreselleşme eğilimini sınırlandıran, frenleyen surlar yıkıldı. Emperyalist küreselleşme eğilimi, görülmemiş biçimde atağa geçti. Eski yapıları dönüştürerek, çözerek, tasfiye ederek büyük bir hızla ilerledi, gelişti. Dünyanın ekonomik, toplumsal ve politik çehresini belirler hale geldi, yeniden şekillendirdi. Böylece dünya devriminin koşulları, sorunları ve güçleri de değişime uğradı. Kimi güçler tarih sahnesinden çekilirken yeni dinamikler ve yeni güçler açığa çıktı. Kendi iç çelişkileriyle yüklü küreselleşmenin yarattığı emperyalist dünya düzeninin krize yuvarlanması için fazla beklemek gerekmedi. Bilindiği gibi hali hazırda emperyalist küresel düzenin krizi sürüyor.

Bölgemiz Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu, soğuk savaşın galiplerinin öncelikli av sahası oldu. Emperyalistler ganimeti paylaşırken bölgemizin siyasi haritasını büyük ölçüde yeniden çizdiler. Küresel emperyalist dünya düzeninin baş gardiyanı ABD önderliğinde emperyalizmin askeri ve ekonomik saldırıları bir yandan siyasal parçalanmaları derinleştirirken, diğer yandan emperyalist dünya ekonomik düzenine yeniden eklemleyen, bağlayan, birleştiren ve sistemle bütünleştiren bir rol oynadı. Özellikle siyasal parçalanmışlığın derinleşmesinde egemen Sırp, Arap ve Türk milliyetçilikleri emperyalizmin işini kolaylaştıran gerici bir rol oynadılar. Yaşamları ve gelecekleri bütün zamanlardakinden daha çok birbirine bağlı hale gelen bölgemiz halklarının direnişi; özgür ve onurlu, insanca bir yaşam arayışı ve arzusunu büyütüyor.

İşbirlikçi tekelci burjuvazinin egemenliğini, burjuva devlet düzenini tahkim etmek ve Türkiye'ye dünya ekonomisiyle, emperyalist küreselleşmenin ihtiyaçlarına yanıt verecek tarzda eklemlemek ve bütünleştirmek amacıyla gerçekleştirilen 12 Eylül faşist darbesi, işçi sınıfı ve emekçileri, halklarımızı ezerek, devrimci ilerici hareketi tasfiye ederek büyük ölçüde amaçlarına ulaştıktan sonra, kurduğu ordu güdümlü, yarı askeri diktatörlüğü 1982 Anayasası ile kurumsallaştırmıştır . 20. yüzyılın son çeyreğinde gelişen Kürt ulusal devrimi cumhuriyetin kurucu ilkelerini sorgulayarak hegemonya ve yapısal krize yol açmıştır. Diktatörlük başta ABD ve NATO gelmek üzere emperyalizmin ve bölgemizdeki gerici güçlerin desteği ile 1999 dönemecinde Kürt ulusal devrimini yenilgiye uğratmış olmasına karşın, ne Kürt halkının ulusal demokratik mücadelesini bastırabilmiş ve ne de yapısal krizi, hegemonya krizini atlatabilmiştir. İşçi sınıfı ve emekçi memurların mücadelesi, demokratik Alevi hareketi, devletin dine müdahalesine karşı müslüman halkın tepkisi ve itirazları vb. hepsi yapısal krizin özgül itici güçleri arasında yerini almıştır. Türkiye, yüz yıllık cumhuriyet gerçeği ve yalanlarıyla; Anadolu ve Mezopotamya toplumlarımız tarihsel gerçeklerimizle yüzleşme ve hesaplaşma yaşamaktadır.


Bugün Türkiye'nin, tarihi ve kritik bir dönemden geçmekte olduğunda hemen herkes hem fikirdir. Bu tarihi anın temel ve ayırıcı bir özelliği de işbirlikçi tekelci burjuvazinin iki ana kampa bölünmüş olması ve keza yönetici sınıfların biriken temel sorunları çözme yeteneğini kaybetmiş olmalarıdır.

Burjuvazi ve egemen sınıfların emperyalizmle geleneksel işbirliği yapan kesimleri, keza asker sivil bürokrasisinin, YÖK bürokrasisi ve akademik çevrelerin ana güçleri, CHP ve MHP gibi siyasi partiler statükoda, yani milliyetçi, ırkçı, militarist, faşist çizgide ısrar etmekte, 1982 Anayasası ile kurumsallaştırılan diktatörlük rejiminin ve her tarafından falso veren ve dökülen, köhne ve despotik cumhuriyetin devamı için canhıraş biçimde çabalamakta, kirli sömürgeci savaşın devamını sağlamak için yanıp tutuşmaktadırlar.


İşbirlikçi burjuvazinin emperyalist küreselleşmenin atılımına bağlı olarak palazlanan ve yükselen, neoliberal programın uygulayıcılığını üslenen, müslüman sünni halkın dinsel inançlarının ve taleplerinin istismarında ustalaşmış diğer ana grubu ve siyasal temsilcisi AKP; bir yandan toplumun değişim isteğini arkalamakta, diğer yandan ABD ve AB emperyalizmiyle geliştirdiği ittifak ve işbirliğine de dayanarak, AB'ci değişim çizgisini izlemekte, faşist rejimi ayakta tutan asker sivil bürokrasi ile uzlaşarak, iktidar payını büyütmeye çalışmaktadır. Halkın değişim, özgürlük ve siyasi demokrasi, barış ve kardeşlik talebiyle oynamakta, güç ve iktidarını büyütmek için kaldıraç olarak kullanmaya çalışmaktadır.


Tarihin içinden geçmekte olduğumuz anında;

Bölgemiz halklarının emperyalist barbarlıktan kurtulma direniş ve dayanışma, birlik, barış ve özgürlük, insanca ve onurlu bir yaşam isteğini,
Türkiye siyasal coğrafyasında işçi sınıfı ve ezilenlerin, Anadolu ve Mezopotamya halklarının değişim isteğini,

Bölgemizin ve toplumumuzun en acil ve yaşamsal talep ve sorunlarının köklü çözümüne yöneltmek,

Bizzat işçilerin ve ezilenlerin, halklarımızın kitlesel politik seferberliği biçiminde, onları özneleştirerek, iradeleştirerek devrimci demokratik iktidar alternatifini yükseltmek, devrimci eylemin acilen çözmekle yükümlü olduğu ana sorundur.


Halklarımızın gelecek ve kaderinin belirlenmekte olduğu içerisinden geçmekte olduğumuz tarihsel karar anında gelişmelere ve gidişata daha etkin bir şekilde müdahale edebilmek için, halklarımızın kurtuluş yolunu döşeyecek devrimci demokratik iktidar için mücadelede devrimci sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirebilmek için, Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni kuruyoruz.


Marks bir yerde devrimi şöyle tanımlamıştı; “Devrimi, bütün yüreklerin dönüşmesi ve özgür insan onuru adına bütün ellerin havaya kalkması olarak anlıyorum.” Çok duygusal, çok insancıl ve çok romantik değil mi!

İşçiler ve ezilenler devrimi her şeyden önce kendileri için bilinç ve alışkanlıklarını, yargılarını değiştirmek için yaparlar.

Devrimci bir partinin işi, görev ve sorumluluğu tam da budur.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi; işçi sınıfı ve ezilenlerin politik sınıf bilincini aydınlatmayı, siyasi bir ordu olarak birleştirip örgütlemeyi, sermaye egemenliği ve diktatörlüğe karşı politik iktidar mücadelesinde özneleştirmeyi, iradeleşmeyi, varlık nedeni ve devrimci ve sosyalist misyonu kabul etmektedir.

***** ***** ***** *****
İşçilerin ve ezilenlerin söz, basın, toplantı, örgütlenme ve eylem özgürlüğünün faşist zorbalık altında tutulmasına, Ulusal eşitsizlik, inkar ve zulme, Kadın cinsinin çifte köleliğine, Emperyalist boyunduruğa, Kapitalist sömürüye, İşsizliğe, yoksulluğa, evsizliğe, ağır ve adaletsiz vergilere, Sendikal örgütlenme ve grev hakkına vurulu prangaya, İş güvencesinden ve iş güvenliğinden mahrumiyete, Sağlık hakkının ticarete dönüştürülmesine, Sosyal güvenlik hakkından yoksunluğa ve mezarda emekliliğe, Topraksız köylünün toprak sorununa ve emekçi köylü tarımının yıkımına, Esnaf ve sanatkarların iflasa sürüklenmesine, Ezberci, ırkçı, şoven, cinsiyetçi, baskıcı ve paralı eğitim sistemine, Sanat ve edebiyat üzerindeki sansüre, yasakçılığa, dağıtım tekellerinin cenderesine, Doğal çevrenin yıkımına, Kıyıların yağmalanmasına ve yoksullara, emekçilere kapatılmasına, Kentsel dönüşüm adı altındaki yıkımlara ve sürgünlere, Vicdan ve dinsel ibadet özgürlüğüne konulmuş ipoteklere, ayrımcılıklara, Milyonlarca engelli insanımızın çektiği kahra, zorluğa, mahrumiyete yol açan politikalara, Irkçılık ve şovenizme, Kadınlara yönelik şiddete ve farklı cinsel tercihleri olanların aşağılanmasına, ayrımcı baskılara maruz kalmasına, İşkenceye, yargısız infazlara, faili meçhullere, gözaltında kayıplara ve devlet terörünün grevler, gösteriler, direnişler karşısında sergilenen biçimlerine, Hapishaneledeki zulümlere, Ve toplumsal adaletsizliklere karşı mücadele etmek için Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ni kuruyoruz!

Mücadele İçinden Geliyoruz, Meşru Mücadele Çizgisinde İlerleyeceğiz

ESP'yi kuracak işçiler, kadınlar, gençler, kent ve kır emekçileri, aydınlar, sanatçılar, emekliler, yoksullar uzun yıllardır özgürlük ve sosyalizm için mücadele ediyorlar. Onları yaşamın tüm alanlarındaki çetin savaşımlardan tanıyorsunuz. O yüzdendir ki, ESP senelerdir yürütülen devrimci mücadelenin yasal formda en üst örgütsel biçime kavuşturulmasıdır.

ESP, TİP'ten başlayarak, kendinden önceki tüm ilerici, antifaşist ve yurtsever partilerin deneylerinden öğrenecektir. Yaratılmış olumlu birikimleri mücadelenin gelişimine katkıda bulunan bir enerjiye dönüştürürken, içe dönüklük, bürokratizm ve parlamentarizm biçimindeki geriliklerin ise kader olmadığını gösteren bir pratikle ilerleyecektir.

ESP'nin mücadele anlayışı, meşruiyet bilinci üzerinde yükselecektir.

Bahar eylemleri döneminde işçiler, sendikalarını yaratma ve diktatörlüğe kabul ettirme sürecinde emekçi memurlar, ilk serhildanlardan itibaren ulusal demokratik kitle hareketi bunun parlak örneklerini yaratmıştı. Meşru mücadele hattından ilerleyecek olan ESP, kendini bu çizgide var edecektir.

ESP Milyonların Siyasi Eğitimini ve Yüzbinlerin Örgütlenmesini Hedefleyecektir

Kitlelerle etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütünlük kurmayı esas alan ESP, politik kitle ajitasyonunu siyasal bir ordu gibi yürütecek, işçilerin ve ezilenlerin örgütlü gücünün büyütülmesi için sınır tanımaz bir enerjiyle çalışacaktır.

Burjuva ideolojisinin, gericiliğin, şovenizmin, cehaletin etkisi altında, sınıfsal ve toplumsal çıkarlarına yabancılaştırılmış, boyun eğmeye ve kaderciliğe alıştırılmış, örgütsüzlük içinde tutulmuş, demokratik bilinçten mahrum bırakılmış, çeşitli milliyetlerden işçilerin, kadınların, gençlerin, kent emekçilerinin, köylülerin siyasal bakımdan aydınlatılması, örgütlenmesi ve mücadeleye seferber edilmesi ESP'nin temel hedefidir.

ESP, kitlelerin yaşam alanlarında, fabrika ve işletmelerde, okullarda kesintisiz bir örgütlenme faaliyeti yürütecek, sokak sokak, ev ev emek harcayarak, gecesini gündüzüne katacaktır.

Milyonların siyasi eğitimi ve örgütlenmesi hedefiyle çalışacak olan ESP, Anadolu ve Mezopotamya'nın her köşesinde var olma kararlılığıyla hareket edecektir. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyor ve apaçık görüyoruz. Fakat mesele de bu zorluğun üstesinden gelmek değil midir? Başka türlü ilerici, antifaşist veya devrimci bir yasal parti, zayıf bir politik etki ve çok daha zayıf bir örgütsel etkiyle adeta bir derneğe veya seçim partisine dönüşmez mi? İşçi sınıfı ve ezilenlerin hali hazırda örgütlü olmayan bütün dürüst, namuslu, cesur ve mücadeleci güçlerini saflarında toplamak ESP'nin asla vazgeçmeyeceği bir niteliği olacaktır.


ESP Kendine Dönüklükten, Kibir ve Sekterlikten Uzak Duracaktır

İçe dönüklük, kendi ihtiyaçlarına-durumuna göre politika, takvim devrimciliği ESP'nin işi olmayacaktır.

ESP, işçi sınıfının ve ezilenlerin sorun, talep ve özlemlerini gündemleştirecek ve böylesi gündemlerle kendi dışında gelişen mücadelelerin bileşeni olacaktır.

Kitlelerden, antifaşist, devrimci, yurtsever hareketten, dünyadaki ilerici, devrimci güçlerden ve sınıf mücadelelerinden öğrenmekte duraksamayacak olan ESP, antifaşist, devrimci, yurtsever partilerle-gruplarla eylem, güç ve cephesel birlikler konusunda mücadelenin genel çıkarları doğrultusunda hareket edecektir.

Aydın Birikimi ESP İçin Değerlidir

60'lı yılların sonlarından başlayarak aydınlarla devrimci hareket arasında ortaya çıkan, “lafazan, pratikten kaçan aydın-teoriyi küçümseyen devrimci” biçimindeki güvensizliğin aşılması ESP'nin amaçlarından biridir. ESP, demokrat ve devrimci aydınların, bilim, sanat, edebiyat insanlarının gerek kitlelerin aydınlanmasına ve devrimci uyanışa, gerekse de teorik gelişim ve mücadeleye katkıda bulunmalarının kanallarını oluşturacaktır.

ESP İşçi-Emekçi İktidarı İçin Mücadele Edecek

Faşist rejime, ulusal inkar, eşitsizlik ve baskıya, kapitalist sömürüye ve emperyalist boyunduruğa karşı mücadelenin bir işçi-emekçi iktidarıyla zafere ulaştırılması ESP'nin varlık nedenidir.

Uzun bir programatik açıklamalardan kaçınmak için, işçi-emekçi iktidarının politik, ekonomik, toplumsal, kültürel hedeflerinden bazılarını kısaca dile getirirsek:

Burjuva cumhuriyetin değil halklar cumhuriyetinin ifadesi olacak işçi-emekçi iktidarı:

İşçiler ve ezilenlerin söz, basın, toplantı, örgütlenme ve eylem özgürlüğünü ve halk demokrasisini gerçekleştirecek,

Ulusal kaderini tayin hakkının önündeki engelleri kaldıracak, Türk ve Kürt halklarımızın tam hak eşitliğine dayalı özgür, gönüllü birliğini, Ermeni, Laz, Rum, Çerkes, Gürcü, Abhaz, Arap, Roman, Süryani, Boşnak ulusal toplulukların demokratik haklarının eksiksiz uygulanmasını sağlayacak,

Kadınlarla-erkekler arasındaki hukuksal eşitsizliğe derhal son vermekle kalmayacak, ekonomik, devletsel, siyasi, toplumsal, kültürel alanlardaki fiili eşitsizlikleri ve ayrımcılıkları ortadan kaldırma mücadelesine girişecek,

Emperyalist boyunduruğu kıracak, borç ve faiz yükümlülüklerini reddedecek, Nato'dan çıkacak, başta İncirlik olmak üzere ABD ve Nato'ya ait üs ve tesisleri kapatacak, emperyalist devletlerin topraklarımızda ve kıyılarımızdaki tatbikatlarına izin vermeyecek,

Vicdan ve dinsel ibadet özgürlüğünü güvence altına alacak, din-devlet, din-okul işlerini birbirinden ayıracak, dinsel inancı bireyle inandığı kutsallık arasında bir mesele kabul edecek, halklarımızın Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Alevi, Ezidi din ve inanışlardan kesimleri arasındaki eşitsizliklere, ayrımcılıklara ve düşmanlaştırıcı politikalara son verecektir.

İşçi-emekçi iktidarı:

Herkese iş, iş güvencesi ve iş güvenliği, Bilimsel, demokratik, anadilde ve parasız eğitim, Parasız sağlık ve sağlık hizmetlerinde eşitlik, Herkese sosyal güvenlik, Sendikal örgütlenme ve grev hakkının önündeki engellerin kaldırılması, Çevre yıkımının durdurulması, Dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarla birlik ve dayanışma yolundan ilerleyecektir.

İşçiler ve Ezilenleri ESP'nin Kuruluşuna ve Saflarına Katılmaya Çağırıyoruz

ESP, Mustafa Suphi ve Ethem Nejatlardan, Mahirlerden, Denizlerden, İbrahimlerden devralınan bayrağın sosyalizme ulaştırılması mücadelesinde halklarımızın birleşik partisi olarak kuruluyor.

ESP'yi kurma girişimini başlatarak büyük ve çetin mücadelelere girmek üzere çok anlamlı bir adım atmakta olduğumuzu biliyor ve inanıyoruz.

Politik sınıf bilinci uyanan, birleşme ve mücadele etme arzusu tutuşan işçileri, kadınları, gençleri, kent ve kır yoksullarını, tüm ezilenleri,

İşçi sınıfının, ezilenlerin ve halklarımızın çıkarlarına, özgürlük, kardeşlik ve mutluluğuna bağlı aydınlarımızı, sanatçılarımızı,

Kuruluş aşamasından başlayarak Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nde birleşmeye çağırıyoruz.

atilimhaber.org
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-25-2010, 05:53 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

Ezilenlerin Sosyalist Partisi hakkında ne söylediler
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
İLGİLİ HABERLER
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


İSTANBUL (08.11.2009)- Dün kuruluşunu ilan eden Ezilenlerin Sosyalist Partisi Girişimi hakkında, demokratik kurumlar, işçiler, emekçi memurlar, gençler, emekliler, kadınlar tarafından heyecanla karşılandı. İşte yeni parti duygu ve düşünceler.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi Girişim'nin Kuruluş Deklerasyonunu açıkladığı toplantıya katılanlar, duygu ve düşüncelerini, yeni partiden beklentilerini anlattı.
Dilan Kaplan (Öğrenci): Parti gençlerin sorunlarını, kadınların sorunlarını ele alan bir parti. O yüzden bu partiyi selamlıyorum. Ayrıca duruşuyla, kolektif düşünceleriyle eşitlikçi ve adaletine olan güvencimle partiyi destekliyorum. Düzenin doğru olmadığını düşünüyorum. Birşeylerin değişmesi gerekiyor. Öğrenci olarak da liselerde, üniversitelerde var olan sorunlara çözüm getirecek bir parti arıyordum. Bunun da Ezilenlerin Sosyalist Partisi olduğunu düşünüyorum ve burdayım.
Berat Günçıkan (Köşe yazarı): İlk önce ESP hoşgeldi diyorum. Bu dönemde bence hitap ettiği kesimlerle çok geniş katılımlı sosyalist vurgusunu yapan bir partinin olması bence son derece iyi. Umarım istediği tabana, kesime ulaşabilir ve devrimi bir kez daha yakınlaştırabilir. En azından umudunu. Devrim, solda son dönemlerde yaşadığımız bu yalpalamayı yaşamamasını umut ediyorum. Beklentim; örgütlenmeyi becermesi, toplumun şu andaki yapısını gözlemlemesi ve o yapıya hitap edebilmesi, herkese hitap edebilecek bir genç dil kurması, asıl benim ilgimi çeken kadın vurgusunun güçlü olaması. Farklı cinsel eğilimlere açtığı kapı bence çok önemli ve şu ana kadar tolumda çizdiği görüntüyle şurdaki deklerasyonundaki hitap yelpazesinin genişliği bence bu ağırlığı ve algıyı kıracaktır. Teşekkür ediyorum heyecanlandım.
Aydın Çiçek (İşçi): Ben DTP'liyim. Ezilenlerin Sosyalist Partisi bilsin ki biz her zaman onların yanında yer alacağız. Çok memnun kaldım. Gerçekten komünistler ve sosyalistler için ESP lazımdı. Kürt ulasal mücadelesi konusunda ESP'nin çok duyarlı olacağını biliyoruz.
Bir öğretmen: Yeni bir parti insanlara umut getirecek. Ezilenlerin mücadelesine yeni bir mevzi açacak, Türkiye ve dünyadaki devrim ve sosyalizm için bir anahtar olacak. Yeni bir girişim, bunun için Türkiye ve dünyadaki mücadelenin önemli bir dinamiği olacak. Beklentilerimiz; Türkiye'de ezilenlerin mücadelesini, Aleviler, Kürtler, Ermeniler ve bütün halkları toplamak, sömürülen sınıfların birleşik mücadelesini yükseltmek, kadınların, gençlerin daha özgür bir dünyada yaşayabilmesi için mücadele etmesidir.
Selim Demir (Tekstil-Sen Yönetim Kurulu üyesi): Sermaye cephesinden işçi sınıfına dönük saldırılar çok fazla artıyor. İşçi sınıfının elinde hiçbir hakları kalmamış, olanı da kullandırmıyorlar. Zaten yasalar sermayeden taraf. Sendikaların durumu ortada. Dolayısıyla bir hareket yaratmak, işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda politika yapmak gerekiyor. İşçi sınıfının bir partiye ihtiyacı vardı. Eğer ESP bu alanda kendisini ortaya koyarsa işçi sınıfının onu kucaklayacağını düşünüyorum.
Fehmi Yurtsever (Emekli öğretmen): Yeni bir parti kuruldu çok iyi. Bu ülkede bu kadar ezilen, sömürülen, halkları katledilen toplumda ezilenlerin haklarını savunacak bir partinin kurulması çok gecikti bile. Ben sosyalizme inanan birisiyim. Bu da sosyalizmi savunuyorsa mutlaka bir şeyler yapacaktır.
Cuma Yılmaz (Emekli-Sen 3 No'lu Şube Sekreteri): Ben bu partinin alt yapısına bakmak için geldim. Ben bir partiliyim ama bu kurulan partiye sıcak bakıyorum. Çünkü Türkiye'de yeni bir ufuğa ihtiyaç var. Yeni bir sol ideolojinin oluşumuna ve devrimin oluşumuna ihtiyaç var. Emekten ve ezilenden yana olursa bu parti bütün kesimleri kapsar.
Munzur Pekgüleç (Hava-İş Örğütlenme Uzmanı): Aslında Türkiye'de bütün ezilenlerin, emekçilerin, yoksulların, köylülerin ve dargelirlilerin umudu olacak. Ben kapitalist sisteme karşı ortak bir anlayışta, kolektif bir kavrayışla bir cephesel yapının kurulmasını canı gönülden istiyorum. Farklı grupların, farklı eğilimlerin gerçekten bütün bu söylediklerimi asgari müşterekte kavramadan yapılacak yapılanmaların, devletin ve sistemin acımasız saldırısı karşısında yeterince güçlü olamaycaklarını düşünüyorum. İnanıyorum ki ESP'nin burada Türk, Kürt, Alevi ve bütün ezilenlerle bir cephede ortak mücadele vereceğini, omuz omuza olcağını söylemiş olması bu umudumu ilerde ortak, aynı platformda birlikte yeniden yapılanmanın habercesi olacağını biliyorum. Başarılar diliyorum.
Hamit Akkök: Böyle bir parti girişiminden haberdarız. Olumlu bir gelişme, ezilenlerin umudu diyelim. Şimdiye kadarki mücadelelerini de tanıyoruz. Toplumun ezilen tüm kesiminin yanında oldular. Bu yüzden önemli bir güçtür parti. Türkiye'de demokrasi mücadelesi için önemli bir kazanımdır.
Şerife Erbay: Parti girişimini ilk duyduğumda çok heyecanlandım. İzmir bakımından bir coşku yarattı. Buraya geldik deklerasyonu dinledik gerçekten bize umut oldu. Öncelikle işçi sınıfının partisi olucağını belirtti. Kürt halkının, ezilen bütün halkların, Arapların, Çerkezlerin, kadınların, öğrencilerin sesi olacağını belirtti. Bu yüzden biz de Sosyalist Gençlik Dernekleri olarak parti çalışması bildirdik burda zaten Başkanımız da söz aldı. Dolayısıyla çok umutluyuz, çok mutluyuz. Biz de üniversitelerde, liselerde, sokaklarda, alanlarda gençliği kucaklamaya hazırız ve partide örgütlemeye hazırız. "Ufuktan bir güneş doğuyor" dendi, o güneş zaten doğmuş buradan bunu anlıyorum. Çünkü semtlerden, başka illerden gelen arkadaşlar, dostlar, temsilciler her dilden, her renkten, her ırktan kendilerini ifade etti. Bu da bizde büyük bir coşku yarattı. Yolumuz açık olsun.


ATILIM
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-25-2010, 05:53 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

Değişim zamanı

Temel politik aktörlerin o ya da bu düzeyde yeniden yapılanmak zorunda kaldığı tarihsel bir dönüm noktası yaşanıyor. Bu geçiş momentinin dinamiklerini göremeyen, dönüşümünü gerçekleştiremeyen hiçbir siyasal öznenin tarihten varlık hakkı elde edebilme olanağı yoktur.
Dünyanın ve bölgenin daha geniş ölçekte sergilediği tablo bir yana, Türkiye'nin ve Kuzey Kürdistan'ın son 40 yıllık dönemi boyunca böylesine önemli tarihsel konjonktürler birkaç kez oluştu. Sonraki süreçleri belirleyecek özellikte olan bu “an”ları değerlendirebilen güçler, kendi gelişimini yönetebilmeyi başardılar; diğerleri ise sınırlarının çemberini kıramadan, bulundukları noktada donup kaldılar ve sonra da eriyip buharlaştılar.
'68 gençlik hareketi ve ulusal bağımsızlık savaşlarının muazzam etkisi, Türkiye'de '71 devrimci çıkışı olarak yansıdı. Deniz, Mahir ve İbo'nun önderliğinde, tarihsel bir dönüm noktası, sonraki yıllar boyunca üç koldan geniş omuzlu bir nehir gibi akacak devrimci hareketimizin temellerini atmakla karşılandı. '71 çıkışının bu genç ve kararlı önderleri, dünya ve Türkiye konjonktürünü çok yerinde bir hamleyle, yepyeni devrimci ufuklara doğru zorladılar. Silah tekelini burjuvazinin elinden düşürdüler, parlamentarizmin ve reformizmin soldaki hegemonyasını kırdılar, örgüt araç ve biçimleri ile mücadele araç ve biçimlerini yeniden yorumlayarak devrimci stratejilerin mantığına göre yapılandırdılar.
1980 askeri faşist darbesine doğru yol alan süreçte oluşmuş yeni konjonktürü doğru algılayan ve karşılayan kuvvet ise PKK oldu. Abdullah Öcalan ve arkadaşları, özellikle “stratejik önderliğin konumlanması”, (politik ve örgütsel), “hazırlık ve yığınak” gibi temel konularda bir savaş partisi profesyonelliği sergilemeyi başardılar; karargahlarını Ortadoğu'nun güvenli bölgesine kurdular veya merkezi karargahın bulunduğu alanı güvenlikli bölge haline getirdiler; böylece kendilerine özgü bir örnek ve tarz yarattılar. Askeri faşist cunta, bütün devrimci örgütlerin üzerinden silindir gibi geçerken, PKK'nin aynı zaman kesitinde ordulaşma ve halklaşma düzeyine yükselmesinin sırrı, tarihin “başka türlü davranma” çağrısını duyabilme kabiliyeti olmuştur.
Yeniden yapılanmaya ya da başka türlü davranmaya çağıran bir başka tarihsel konjonktür, 1990'ların ilk yarısıdır. '89 bahar eylemleriyle başlayan ve '90'ların hemen başındaki öğrenci gençlik hareketiyle ilerleyen cunta sonrası uyanış ve gelişme, devrimci örgütlerin canlanmasına yol açar. Diğer yandan ve siyasal olarak daha önemlisi, Kürt ulusal hareketi, sömürgeciliğin kıyılarını döven serhıldan dalgalarına dönüşür. Aynı tarihsel kesitte, Doğu Bloku'nun dağılması ve SSCB'nin Rusya'laşması gibi temel gelişmeler yaşanmakta, emperyalist merkezlerden bütün dünyaya 'galipler ideolojisi'nin psikolojik savaş argümanları boca edilmektedir. Bu kayda değer yeni durumun, Türkiye devrimci, ilerici hareketine yansımaması olası değildi. Bazı politik oluşumlar ve kimi aydınlar, entelektüel terör merkezlerinin işaret ettiği Yeni Dünya Düzeni (YDD) yönünde hızla liberalize oldular; nihilizmin limanına demir attılar. Yeni konjonktürün siyasal-örgütsel karşılığı, '90'ların ortasında somut şekillenmesini buldu; dikkate değer politik aktörler bu tarihte yeniden yapılandılar. Komünistlerin birliği temelinde MLKP tarih sahnesine çıktı. Birliğe direnç sergileyen örgütlerden TDKP sağdan, TİKB soldan tasfiyeciliğe düştü. TDKP tamamen tarihe karışıp arşivlerde kalırken, TİKB “sol komünizm”in Türkiye'deki pragmatik örneği olarak zamanla politik hayatın dışına savrulup büsbütün etkisizleşti. Devrimci Sol, özgün içsel dinamiklerinin basıncıyla da olsa, DHKP-C'ye dönüşerek yeniden yapılanmasını başarırken; TKP-ML, güçlü savaşma arzusunu hayatın değişim çağrısıyla birleştiremedi, konjonktürü reflekssiz karşıladı. Aynı dönemde bir başka politik-örgütsel refleks ise, ÖDP'de cisimleşti; '80 askeri faşist cuntasıyla dağılan ve fakat birçok bakımdan önemli birikimleri temsil eden Devrimci Yol'un da aralarında bulunduğu bazı örgütler ile kimi aydınlar, ÖDP'de koalisyon tipinde reformist bir birlik gerçekleştirdiler.
Başlıca devrimci ve reformist partilerin bugünkü siyasal-örgütsel tablosunun yakın tarih orjini '94 ve '95 olarak söylenebilir. Nasıl ki, '71 devrimci çıkışıyla meydana gelen örgütler sistematiği, sonraki bütün on yılların ana kaynağı olmuşsa; '94 ve '95 yıllarında somutlaşan dönüşüm ya da yeniden yapılanma, bugüne kadarki temel politik mücadelelerin başat aktörlerini belirlemiştir. Denebilir ki, kendi gelişimini içinde bulunduğu koşullara uygun yanıtlar vererek yönetebilen kuvvetler, politik hayatta anlamlı bir varlık sergilerken, değişim karşısında tutunamayıp kendini yenileme yeteneğinden yoksun kalanların bugün siyaseten anlamlı bir pozisyonları bulunmamaktadır. PKK'nin tamamen farklı ve başlı başına değerlendirilmeyi gerektirecek 'kategori dışı' bir örnek olduğuna kuşku yok. Keza, kronik birleşme/ayrışma tekrarlarını uzunca süre yaşadıktan sonra artık farklı kanallardan örgütsel varlık sürdüren TKP-ML ile MKP'nin ayrı ayrı kendilerini ve tarihlerini tekrar ediyor olmaları, tarihin ve hayatın yenilenme/değişim talebini daima ıskalamaları, fakat bu haliyle de reel birer politik aktör olabilme çabasını sürdürmeleri de çarpıcı bir durumdur.
İçinden geçilen dönemde tarihin değişim çanları yeniden çalıyor. Duymak ya da duymamak; bütün mesele budur! Emperyalist küresel kriz vesilesiyle kapitalist ekonomi kurumları ve kuralları yeniden yapılanma ihtiyacıyla karşı karşıya. Emperyalizmin bölge politikası ekseninde Türk burjuva devleti, uluslararası siyaset vizyonunu (ve kısmen misyonunu) güncellemek zorunda. Kürt ulusal hareketinin tüm tarihsel birikimleri sömürgeciliğin üstüne hücum ediyor ve sistem “Kürt sorunu”yla yüzleşmekten artık kaçamayacak durumda. Burjuva düzen partilerinin sağlı sollu yeni arayışları şekilleniyor, tekelci burjuvazi cephesinde yeni sermaye bloklaşmaları uç veriyor. Türk devletinin iç ve dış politikası 'yeniden yapılanma' anaforunda bulunuyor, Kemalizmin ideolojik ve kurumsal yenilgisi belirginleşiyor. Türkiye, siyasal ve sosyolojik bir değişimin geçiş sürecini yaşıyor. Peki bu tarihsel konjonktürde bu dönüm noktasında devrimci refleks ne olacaktır? Henüz tamamlanmamış, geri dönüşlerle ve sürpriz yön değişikliklerine açık bu sürecin sonuçlarını beklemek ve o zamana dek mevcut pozisyonları korumak mı; yoksa değişim ve yeniden yapılanma sorununu egemen sınıfların iradelerinden bağımsız, hayatın ve tarihin zorlayan dinamiklerine uyum göstermek temelinde çözmeye girişmek mi? Devrimci yetenek ve kararlılığın ölçüsü hangisi olacaktır.
Bir yanıt, sosyalistlerden geliyor. Sosyalistler, 2000'ler boyunca fiili meşru mücadele hattında dövüşerek yarattığı, devrimci demokratik birikimi, politik ve örgütsel açıdan yeni bir forma kavuşturuyor; parti düzeyine yükseltiyor. Sosyalitler, '71 devrimci çıkışının bütün değerlerini mantığının ve ruhunun mayası kabul ederek ilerleyeceğini ilan ediyor. Hikmet Kıvılcımlı'dan Behice Boran'a, DEP geleneğinden günümüzdeki örgütlenmelere değin bütün ilerici, demokratik yasal partilerin deneyimlerinden yararlanarak yola çıkan sosyalistler, reformizmin ve oportünizmin devrimci saygınlığı kemiren tutum ve pratiklerine karşı güvenilir sosyalist militan bir seçenektir; Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), politik özgürlükler savaşımında diri ve etkin, nasyonalizm ve sosyal şovenizme karşı enternasyonalist ve özgürlükçü, ataerkil ve erkek egemen zihniyete karşı cinsel eşitlikçi ve kadın perspektifli, hayvanlara eziyet ve doğayı tahrip eden uygulamalara karşı ekolojik toplumcu, resmi ideolojinin her türlü baskısına karşı inanç ve vicdan özgürlüğüne saygılı, yasaların icazetine sığınmadan fiili meşru mücadele tarzıyla yol açan, kendine özgü ve yeni bir parti olacaktır. ESP, Türkiyeli sosyalistlerin, işçi sınıfı ve ezilenlerle buluşma, etle tırnak gibi birleşme arzusudur. Emekçileri düzen partilerinin ve şoven devlet ideolojisinin etkisinden kurtarma, kapitalizme ve emperyalizme karşı savaştırma, reformizmin ve pasifizmin barajlarını yıkarak kitleleri devrimci siyasetin siperlerine çekme, coğrafya çapında enerjik ve etkili politik faaliyeti süreklileştirme ve yayma, sosyalizmi yığınların algısında seçenekleştirme, özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürütmek için güvenilir bir mevzi arayan bütün kesimlere işlevli bir politik merkez hazırlama hamlesidir. ESP, Türkiye devrimci hareketinin birikimleri üzerinden yükselen, sokak merkezli politika yapan, parlamento ve yerel yönetim odaklarında kazandığı mevzileri sokakta politika tarzıyla birleştiren ve politik reformlara doğru zorlayan, devrimci sosyalistlerden daha büyük ve daha üretken mücadele pratikleri ve örnekleri bekleyen ezilenlerin talebine yanıt olan, aydınlanmanın ve örgütlenmenin gücüyle donatan militan bir kitle partisi olacaktır. Dün sosyalistler, nasıl ki, işçi sınıfından öğrenci gençliğe, emekçi kadınlardan ulusal azınlıklara, işsizlerden emekçi Alevilere, Filistin halkından Kürt ulusuna, göçmenlerden ve mültecilerden politik tutsaklara bütün ezilenlerin güvenilir ve saygın mücadele örgütü olmayı başardıysa, Ezilenlerin Sosyalist Partisi de bugün ve yarın aynı özelliğini misliyle katlayarak, büyüyerek ve halklaşarak yolundan yürümeyi başaracaktır. ESP, tarihin ve hayatın değişim çağrısıdır. Bu çağrı, bütün ezilenleredir. Dövüşmek için güvenilir bir mevzi arayan tüm devrimcilere, özgürlüğe susamış kadınlara, gürül gürül akmak isteyen gençleredir. Düştüğü yerden kendisini kaldıracak bir el bekleyen, yenilgiyi yenmek isteyen herkesedir. ESP, hayatın değişim ve tarihin devrim çağrısını birlikte duyanların partisidir.
Hoş geldin ESP! Alkışlar ve çiçekler yeni başlangıçlar için!



ATILIM
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-25-2010, 05:54 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

ESP kuruldu, özgürlüğe kapı açıldı
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

ANKARA (28.01.2010)- Aylardır sürdürdüğü hazırlıklarını tamamlayan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, kuruluşunu duyurdu. Ankara'da bulunan genel merkez binası önünde açıklama yapan sosyalistler, “Özgürlüğe kapı açtık” dedi, işçi sınıfı ve ezilenlere ESP’de örgütlenme çağrısı yaptı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi, 7 Kasım'da ilan ettiği girişim süreci çalışmalarını tamamladı. Kuruluş başvuru dilekçesini İçişleri Bakanlığı'na sunan ESP, Ankara'da bulunan genel merkez binası önünde ilk açıklamasını gerçekleştirdi. İşçi sınıfı ve ezilen milyonlara seslenen sosyalistler, “ESP, tarihin ve hayatın değişim çağrısıdır. Bu çağrı, işçilere, emekçilere, direnen Kürt halkı başta olmak üzere bütün ezilenleredir. Mücadele etmek için güvenilir bir mevzi arayan tüm devrimcilere, özgürlüğe susamış kadınlara, gürül gürül akmak isteyen gençleredir. Düştüğü yerden kendisini kaldıracak bir el bekleyen, yenilgiyi yenmek isteyen herkesedir” dedi.
Kızılay Konur 2 Sokak'ta bulunan genel merkez binası önünde toplanan sosyalistlerin ilk sloganları “Ufuktan bir güneş doğdu, ESP kuruldu” oldu.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin kuruluşunu duyuran açıklamayı ESP Sözcüsü Serpil Arslan okudu. “7 Kasım'da başlayan kuruluş çalışmalarımızı, bugün tamamladık” diyen Arslan, 3 aylık yoğun, yorucu fakat heyecan verici bir hazırlık süreci geçirdiklerini ifade etti. Arslan, “Kuruluşumuzu ilan ediyor olmanın coşkusu, heyecanı ve sevincini yaşıyoruz. Türkiye siyaset sahnesine yeni bir partinin, devrimci sosyalist siyasete yeni bir soluğun girdiğini; Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin kurulduğunu ilan ediyoruz” diye konuştu.
Yeni başlangıçların coşkusuyla merhaba
Arslan açıklamasının devamında şunları ifade etti: “Mutlu ve sevinçliyiz. Zorlu ve çetin mücadele süreçlerinden geçerek bugüne geldik. Fiili-meşru mücadelede somutlaşan militan politik çizgimizden, devrimci iddialarımızdan ödün vermeden, ufkumuzu ve kararlılığımızı büyüterek ESP'yi kuruyoruz. Heyecanlıyız. Çünkü yeni bir başlangıç için yeni bir yola girdik. Zor ve çetin görevlerin bizi beklediğinin bilincindeyiz. Sevincimizi, heyecanımızı ve mutluluğumuzu, bizimle paylaşan dostlarımıza ve yoldaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Umudun ve devrimin partisinden; Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nden yeni başlangıçların, umutlu müjdelerin heyecanı ve coşkusuyla merhaba!”
Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin kuruluş çalışmalarını, insanlık tarihinin büyük dönüşümlerinden biri olan Ekim Devrimi'nin yıl dönümünde ilan ettiklerini hatırlatan ESP Sözcüsü Arslan, şöyle devam etti: “Bugün de işçi sınıfı ve ezilenlerin özgürlük mücadelesi tarihinin önemli günlerinden biri. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında komünist hareketin doğuşuna öncülük eden Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Karadeniz'de katledilişlerinin yıl dönümü. Mustafa Suphi ve yoldaşlarının ve onların şahsında insanlığın sömürü ve zulüm boyunduruğundan kurtulma ve özgürleşme mücadelesine yaşamlarını armağan eden tüm ölümsüzlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyor, miraslarını onurla taşıyacağımıza, umut ve özlemlerini, ideallerini mücadelemizde bayraklaştıracağımıza söz veriyoruz. Onların adanmışlık eylemlerini, kendi pratiğimizde gerçekleştirdiğimiz yeniden doğum eylemimizle selamlıyoruz.”
Temel parola önderleşmek
7 Kasım'da “Ufuktan bir güneş doğuyor” şiarı ile yola çıktıklarını hatırlatan ESP Sözcüsü, şunları ifade etti:
“İşte o güneş, şafakta belirdi. İlk ışınlarıyla, ezilenlerin sömürü ve zulme karşı mücadelesinin gürül gürül aktığı, devrimci ve sosyalist hareketin kendi gerçeğinde örgütlediği değişimle yeniden yapılanarak önderleştiği devrimci süreçleri ve günleri muştuluyor.
ESP'nin kuruluşunun zor bir dönemde gerçekleştiğinin bilincindeyiz. Devrimci ve sosyalist hareketin kitlelerden kopukluk sorunlarını en derin biçimde yaşadığı, politika yapma gücünün sınırlandığı ve apolitizmle kötürümleştiği, işçi sınıfı ve emekçilerin bilincinin şovenist siyasi saldırganlık ve ideolojik kuşatmayla zehirlendiği, şovenizmin sol ve sosyalist safları da derinden etkileyerek, sosyal şovenizmi beslediği, taleplerini rejime dayatan ve kimliğini kabul ettiren Kürt halkının barış mücadelesinde yalnız kaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün bu nesnel zorluklara, rejimin sosyalistlere dönük gözaltı ve tutuklamalarla güçsüz düşürme ve irademizi kırmayı amaçlayan saldırganlığını da eklediğimizde; işimizin bir hayli zor olacağının farkındayız. Fakat önderleşme hedefini temel parolası kabul eden ve eylemini bu amaca bağlayan bir hareketin de ancak bu zorlukların üstesinden gelmeyi başardığında kendinde öngördüğü değişim ve yeniden yapılanmayı gerçekleştirebileceği ve önderleşebileceğini de biliyoruz. Mücadelenin ve hayatın içinde sınayarak bunu öğrendik.”
Parti meclislerle büyüyecek
Devrimci bir kitle partisi olma iddiasıyla mücadeleye devam edeceklerine işaret eden Arslan, açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Mücadelenin bütün bu zor koşullarına rağmen, işçi ve ezilen kitlelerin kapitalist sömürü ve faşist saldırganlığa karşı yığınsal eyleminin önderleşmiş devrimci bir mevzisi olmaya aday olduğumuzu ve bu amaçla devrimci bir kitle partisi olmayı başaracağımıza dair iddiamızı tekrarlıyoruz. Devrimci kitle partisi olma yolundaki kuruluş eylemimiz, aklımızı ve hayallerimizi kötürümleştiren, iddiasızlaştıran, devrimci olanakları görmemizi engelleyen olumsuzluklardan değil, TEKEL işçilerinin hükümeti korkutan, sendika bürokrasisinin paçalarını tutuşturan ve ölüm çanlarını çalan direnişinden, İstanbul'da itfaiye ve demiryolu işçilerinin mücadelelerinden; Kürt halkının her türlü tasfiye kuşatmasını yarmayı başaran özgürleşme kararlığından, Türk halkımızın bağrında yeşeren ve giderek büyüyen ve muazzam bir özgürleşme potansiyeli taşıyan sorgulama, yüzleşme ve hesaplaşma kıvılcımlarından güç alıyor. Bunlar, işçi ve ezilenlerin sömürü ve zorbalığa karşı mücadelesinin umut parıltılarıdır. ESP, eylemini bu parıltılarla ışıtmakta, bilincini, aklını ve hayallerini aydınlatmaktadır.
İşte bu yaklaşım ve zihniyeti, politika tarzımızın temel düsturu kabul ediyoruz. Bu amaçla, devrimci ve sosyalist harekette giderek daha da derinleşen apolitizmle aramıza kalın bir duvar çekeceğimizi başta Kürt sorunu ve barış mücadelesi, politik özgürlük talepleri olmak üzere politik mücadeleyi güncel ve somut bir zeminde ele alarak, dinamik ve etkin pratik gerçekleştirmeyi kuruluşumuzun başlıca amaçlarından biri sayıyoruz.
ESP, tam da bu amaçla kurulmaktadır. İşçi ve ezilen kitlelerin günlük politik mücadeleye etkin katılımının önünü açmak, en başta kendini bu uğurda ortaya koymak, kitleleri devrimci eylemin içinde değiştirmek ve politikanın öznesi haline getirmek... Örgütsel yapılanmasında da bu kanalları yaratarak ilerleyecektir. Kitlelerin iradeleşmesi ve özneleşmesini amaçlayan ESP, ilçe, il ve genel meclisler yoluyla üyelerinin karar süreçlerine katılacağı, sözünü söyleyeceği demokratik bir parti ortamı ve yaşamı inşa etmeyi temel amacı ve ilkesi saymaktadır. Meclisleri, kitle demokrasisinin, kitlelerin doğrudan katılımının temel kanalları olarak örgütlemek ve işletmenin yanında, kitlelerin politikaya etkin katılımının da önünü açacak temel parti organları haline getirmeyi hedeflemektedir.
Ezilen cinsin binlerce yıllık köleliğinin ortadan kaldırılmasını, toplumsal ve siyasal özgürleşme mücadelesinin temel bir bileşeni olarak gören ESP, tüm bunlara karşı ezilen cinsin isyanını yarına ertelenmeyecek bir iş olarak ele alacaktır. Kadın cinsin erkek egemenliğinin toplumsal, siyasal ve yasal zeminlerine olduğu kadar, yaşamın her günkü akışı içinde kaba ya da inceltilmiş bütün biçimleriyle savaşımını örgütlemeyi, ilkesel bir sorun olarak görmektedir. Bu bağlamda mücadeleyi en etkili düzeylere yükseltmek için uygun örgüt biçimleri arayışı içinde olan ESP, parti içinde adeta ikinci bir parti gibi, alanında özgür ve özerk Sosyalist Kadın Meclisleri kurma kararı almış, kurucu çalışmayı bir de kadın cephesinden örgütlememiştir. Şunu açıklıkla ifade edelim ki, parti örgütlenme sürecimize bir kadın devrimi fikri eşlik edecektir. Kadınları politik mücadelenin aktif unsuru ve partinin yarısı haline getirmek parti için özel bir hedeftir. Bu yüzden kadınların partinin tüm yapısında eşit temsilini sağlama esastır. Bilinç ve karar açıklığıyla kuşanmış olan ESP, ezilen kadın cinsi partiye katılmaya, Sosyalist Kadın Meclislerinde örgütlenerek cins bilincini ve gücünü büyütmeye, partide ortak akıl ve ortak irade oluşturulmaya katılmaya çağırmaktadır.”
ESP, fiili meşru mücadelenin yeni formu
“Amaç insan diyoruz” şeklinde konuşan ESP Sözcüsü Arslan, “ESP, insanı temel almayan, onu nesneleştiren her türlü siyaset ve örgütlenme anlayışıyla arasına kalın bir çizgi çekecek ve etkin bir mücadele yürütecektir. İnsan merkezli bir toplumsal düzen ve dünya uğruna mücadeleyi, parti yaşamından başlayarak geliştirecek, ortak bilincimiz haline getirecektir. İnsanı köleleştirici, nesneleştirici kapitalist sisteme karşı sosyalizmin özgürleştirici eylemi ve bilinciyle kuşanarak, ideolojik duruşunu, siyasette, yaşamda ve partide pratik eyleminin konusu haline getirecektir. ESP, özgürlüğe açılan bir kapıdır. Sosyalist hareketimizin son 20 yılı yapılanma sorununa yanıt aramakla geçti. Tarihimizin değişik dönemlerinde bu soruna yanıtlar verdik. ESP'yi kuran sosyalistler, bu mücadelenin içinde aydınlandı, öğrendi ve olgunlaştı. Arayışlarına hiçbir zaman son vermedi. Kendini tamamlanmış görmedi. Arayış hali, onun en dinamik ve güçlü yanı oldu. ESP'yi kuran sosyalistler, devrimci mevzilerde kararlıca dururken, 21. yüzyılın, sosyalizmin önüne çıkardığı yeni sorunlara da yanıtlar aradı. Bunu yalnızca teorik bir çalışma alanı olarak değil, politik eylemin ve devrimci pratiğin konusu olarak ele aldı.
ESP, işte bu arayış ve çabaların bir eseridir. Sosyalist hareketin örgütsel, siyasal ve teorik yapılanma sorununun çözümünün bir halkasıdır. Kendi mütevazı tarihimizin içinde bir devrimci atılımdır.
ESP, sosyalistlerin, 2000'ler boyunca fiili meşru mücadele hattında dövüşerek yarattığı, devrimci demokratik birikimin, politik ve örgütsel açıdan yeni bir forma kavuşturulmasıdır” diye konuştu.
Alkışlar ve çiçekler yeni başlangıçlar için
Arslan'ın okuduğu açıklamasının devamında şu ifadeler yer aldı:
“'71 devrimci çıkışının bütün değerlerini mantığının ve ruhunun mayası kabul ederek ilerleyeceğimizi ilan ediyoruz. Hikmet Kıvılcımlı'dan Behice Boran'a, DEP geleneğinden günümüzdeki örgütlenmelere değin bütün ilerici, demokratik yasal partilerin deneyimlerinden yararlanarak yola çıktık, reformizmin ve oportünizmin devrimci saygınlığı kemiren tutum ve pratiklerine karşı güvenilir sosyalist militan bir seçenek olma iddiası ve kararılığındayız.
ESP, politik özgürlükler savaşımında diri ve etkin, nasyonalizm ve sosyal şovenizme karşı enternasyonalist ve özgürlükçü, ataerkil ve erkek egemen zihniyete karşı cinsel eşitlikçi ve kadın perspektifli, hayvanlara eziyet ve doğayı tahrip eden uygulamalara karşı ekolojik toplumcu, resmi ideolojinin her türlü baskısına karşı inanç ve vicdan özgürlüğüne saygılı, yasaların icazetine sığınmadan fiili meşru mücadele tarzıyla yol açan, kendine özgü ve yeni bir parti olacaktır.
ESP, Türkiyeli sosyalistlerin, işçi sınıfı ve ezilenlerle buluşma, etle tırnak gibi birleşme arzusudur. Emekçileri düzen partilerinin ve şoven devlet ideolojisinin etkisinden kurtarma, kapitalizme ve emperyalizme karşı savaştırma, reformizmin ve pasifizmin barajlarını yıkarak kitleleri devrimci siyaset alanına çekme, coğrafya çapında enerjik ve etkili politik faaliyeti süreklileştirme ve yayma, sosyalizmi yığınların algısında seçenekleştirme, özgürlük ve eşitlik mücadelesi yürütmek için güvenilir bir mevzi arayan bütün kesimlere işlevli bir politik merkez hazırlama hamlesidir.
ESP, Türkiye devrimci hareketinin birikimleri üzerinden yükselen, sokak merkezli politika yapan, parlamento ve yerel yönetim odaklarında kazandığı mevzileri sokakta politika tarzıyla birleştiren ve politik reformlara doğru zorlayan, devrimci sosyalistlerden daha büyük ve daha üretken mücadele pratikleri ve örnekleri bekleyen ezilenlerin talebine yanıt olan, aydınlanmanın ve örgütlenmenin gücüyle donatan bir kitle partisi olacaktır.
Dün sosyalistler, nasıl ki, işçi sınıfından öğrenci gençliğe, emekçi kadınlardan ulusal azınlıklara, işsizlerden emekçi Alevilere, Filistin halkından Kürt ulusuna, göçmenlerden ve mültecilerden politik tutsaklara bütün ezilenlerin güvenilir ve saygın mücadele gücü olmayı başardıysa, Ezilenlerin Sosyalist Partisi de bugün ve yarın aynı özelliğini misliyle katlayarak, büyüyerek ve halklaşarak yürümeyi başaracaktır.
ESP, tarihin ve hayatın değişim çağrısıdır. Bu çağrı, işçilere, emekçilere, direnen Kürt halkı başta olmak üzere bütün ezilenleredir. Mücadele etmek için güvenilir bir mevzi arayan tüm devrimcilere, özgürlüğe susamış kadınlara, gürül gürül akmak isteyen gençleredir. Düştüğü yerden kendisini kaldıracak bir el bekleyen, yenilgiyi yenmek isteyen herkesedir.
ESP, hayatın değişim ve tarihin devrim çağrısını birlikte duyanların partisidir. Alkışlar ve çiçekler yeni başlangıçlar için!”
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-25-2010, 05:54 PM   #9
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

ESP Genel Başkanı; Figen Yüksekdağ -Video
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İSTANBUL (15.03.2010)- Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Parti Meclisi'nin seçtiği Genel Başkanı'nı düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. ESP Genel Başkanlığı'na Figen Yüksekdağ seçildi. Yüksekdağ, "Eksenimiz, sosyalist dünya görüşünün iyimserliği olacaktır" dedi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Taksim Hill Otel'de düzenlediği basın toplantısıyla, Genel Başkanı'nı kamuoyuna tanıttı. 28 Ocak'ta kuruluş başvurusunu yapan ESP'nin ilk Genel Başkanlığı'na Figen Yüksekdağ Şenoğlu seçildi. Partinin Kurucular Kurulu'nun 20 Şubat'ta yaptığı toplantıda Genel Başkan'la birlikte Parti Meclisi ve Parti Merkez Yürütme Kurulu da seçildi. Düzenlenen basın açıklamasında, parti MYK görev dağılımı sunuldu. Basın açıklamasına çok sayıda siyasi parti, kurum ve kişi katılarak destek verdi.
Fiili ve militan politik çizgisi
Basın açıklamasını ESP MYK üyesi Hülya Gerçek okudu. Partinin tüm organlarının seçilerek göreve geldiğini söyleyen Gerçek, "Partinin temel merkez organlarının ve il örgütlerinin oluşturulması süreci, demokratik bir parti işleyişi ve iç yaşamının oluşturulmasına dair iddialarımızın ve verdiğimiz sözlerin pratikleştiği bir alan olmuştur" şeklinde konuştu.
Gerçek, "Devrimci kitle partisi olma yolundaki kuruluş eylemimiz; aklımızı ve hayallerimizi kötürümleştiren, iddiasızlaştıran, devrimci olanakları görmemizi engelleyen olumsuzluklardan değil, TEKEL işçilerinin direnişi gibi işçi sınıfı ve ezilenlerin umut büyüten mücadelelerinden beslenmektedir" dedi. ESP MYK Üyesi Gerçek, "devrimci ve sosyalist harekette giderek derinleşen apolitizmle aralarına kalın bir duvar çekeceklerini" söyledi, "Başta Kürt sorunu ve barış mücadelesi, politik özgürlük talepleri olmak üzere mücadeleyi güncel ve somut bir zeminde ele alarak, dinamik ve etkin bir pratik gerçekleştirmeyi kurumuşumuzun başlıca amaçlarından biri sayıyoruz. Fiili meşru mücadelede somutlaşan militan politik çizgimizi, ufkumuzu ve kararlılığımızı büyüterek ESP'nin kuruluş çalışmalarını tamamlamayı ve kongremizi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz" dedi.
Sosyalizmin iyimserliği
Açıklamanın ardından söz alan ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Ezilenlerin Sosyalist Partisi, kuruluş çalışmalarında; amaç insan, özgürlüğe kapı açıyoruz diye yola çıktı. Şimdi de 'Amaç insan, gelecek sosyalizm' diyoruz. Yaşamın her alanında, emeğin özgürlük mücadelesinin her alanında var olacağız. Sokaklarda siyaset, kitlelerle siyaset; üstlerinde değil, onlarla birlikte siyaset anlayışı ile yola çıkıyoruz" diyerek konuşmasına başladı.
Yüksekdağ, "Uzun, cefalı ama vefalı mücadelenin ürünüyüz. Mustafa Suhpi'lerden, Mahir'lerden, İbo'lardan, 15-16 Haziran'lardan, TEKEL, TARİŞ direnişlerinden beslenerek güçleneceğiz. Yürüyeceğimiz yol, bu gelenekten geleceğe olacaktır" şeklinde konuştu.
Yüksekdağ, ESP'nin kadın partisi olduğunu söyledi ve ekledi: "ESP, işçi sınıfının, emekçilerin, köylünün, gençliğin partisidir. Mücadele mevzilerine güç katma iddiasıyla kendini var edecek ve kendisine güveni tam. Yeniyi yaratmak zordur ama iddialıyız, yalnız olmadığımızı biliyoruz."
Figen Yüksekdağ, "Eksenimiz, sosyalist dünya görüşünün iyimserliği olacaktır. Mücadeleye, gülerek bakmanın ideolojik ayrıcalık olduğunu bilerek bakacağız" dedi. ESP Genel Başkanı, sınıf hareketinin canlandığını, Kürt halkının devleti açılımlar yapmaya zorladığını, Newroz'un, 1 Mayıs'ın yaklaştığını söyledi, "Hepimize kolay gelsin" dedi.
Genç bir yönetim
Ezilenlerin Sosyalist Partisi Merkez Yürütme Kurulu, 11 kişiden oluşuyor. Bunların 6'sı kadın. Parti MYK'sının yaş ortalaması ise 39,5.
ESP MYK görev dağılımı şöyle:
Figen Yüksekdağ (Genel Başkan), Çiçek Otlu (Genel Sayman), Hülya Gerçek (Eğitim ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı), Halil Dinç (Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı), Serpil Arslan (Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı), Ayşe Yumli Yeter (Basın ve Demokratik Kitle Örgütlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı), Sıtkı Güngör (Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı), Ozan Emre Özyılmaz (MYK Üyesi), Mukaddes Çelik (MYK Üyesi), Emin Orhan (MYK Üyesi), Hacı Orman (MYK Üyesi).
Marmaray işçileri açıklamaya katıldı
ESP Genel Başkanı'nın tanıtıldığı basın açıklamasına Marmaray işçileri de katıldı. Dursun Yıldız (BDP İstanbul İl Başkan Yardımcısı), EMEP, Sosyalist Parti, Göç-Der, SKM, Tekstil-Sen, Limter-İş, Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi, Ezilenlerin Hukuk Bürosu, Kızıl Bayrak, Kaldıraç, Kangal Dernekleri Federasyonu, TGDP, Sosyal İnsan Yayınları, SGD, Faik Akçay (Yazar), TÖP de katılarak destek verdi.
Sosyalizm mücadelesiyle geçen bir yaşam
ESP Genel Başkanlığı'na seçilen Figen Yüksekdağ, 1971 Adana Yumurtalık doğumlu. Siyasi faaliyete ilk olarak gençlik hareketi içerisinden katıldı. Uzun yıllar kadın özgürlük mücadelesinin demokratik kurum ve örgütlenmesinde yer aldı. Çeşitli zamanlarda Atılım Gazetesi yayın kurulu üyesi olarak çalıştı. 2009 yılı sonunda, siyasi faaliyetlerinden dolayı tutuklanmasından hemen önce Sosyalist Kadın dergisinin editörlüğünü yaptı. 2003 genel seçimlerinde Adana bağımsız milletvekili adayı oldu. Değişik yıllarda devrimci-sosyalist siyasetçi kimliği ve görevleri nedeniyle hapis yattı.
Kadınların partisi
Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin Genel Başkanlığı'na seçilen Figen Yüksekdağ, ESP'nin ezilen kadınların, gençliğin, işçi sınıfının partisi olduğunu belirtti. Basın toplantısının görüntülerini izlemek için [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-25-2010, 07:59 PM   #10
Kullanıcı Profili
Partizan Stare
Üye
Avatar Yok
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 8213
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 39
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 70
34 Mesajina 49 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Legal olanakları kullanma mı legalizm mi tasfiyeci reformizmi komünist devrimc

MLKP nin programını açın bir göz atın .
Sonra ESP kuruluş deklerasyonuna ve programına bir bakın
MLKP programında olan ne varsa yasal parti programına hemen hemen aktarıldığını görürsünüz. Yasal bir partinin işlevi ile illegal bir yapının işlevi birmidir ? Yok eğer MLKP nin programında yazan şeyleri ESP nin yapabilecek gücü varsa MLKP ye ne gerek var ?
Bu bize araç -amaç ilişkisinde bir karışıklık olduğunu gösteriyor sevgili dostlar . ESP bir araç değil amaç gibime gelmekte . Umarım Sendirenin dediği gibi biz yanılırız , yanılırsak ayrıca seviniriz . Zira ülkemizde parmakla sayılacak kadar az sayıda olan devrimci örgütlerden birinin düzen çizgisine kayması sanırım komünistleri mutlu etmez .
Partizan Stare isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Partizan Stare Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Mahmut Halil CAN (10-06-2010)
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
devrimci, komünist, kullanma, legal, legalizm, olanaklari, olanakları, reformizmi, sinif, sınıf, tasfiyeci


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
çin emperyalistlerinin uygur katliamı ile komünist devrimci tutum sorunu üstüne Mahmut Halil CAN ANA KITA SINIF HAREKETLERİ VE MÜCADELE 6 08-24-2009 07:53 PM
Devrimci Demokratlık Ve Komünist Devrimcilik Mahmut Halil CAN Devrim ve devrimcilik 0 06-26-2009 11:42 AM
Komünist Devrimci Tutarlılık Ve Ayrılık Mahmut Halil CAN POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ 0 06-26-2009 11:02 AM
2009 yerel seçim sonuçları ve komünist devrimci hareket Mahmut Halil CAN GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM 0 06-25-2009 07:11 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 12:34 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,