![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
M.E.T.A.L İŞÇİLERİ, TOPLU SÖZLEŞME VE SARI SENDİKALARIN OLASI TUTUMLARINA KARŞI TAVIR SORUNU
İşçi sınıfının ana omurgası ve üretimin belkemiği, sanayi üretiminin temelidir ****l sektörü. ****l işçileri de işçi sınıfının diğer bölüklerinden daha farklı bir yerdedir. Bu açıdan geçmişten bu yana gerek patronların, gerek sarı sendikacılığın ve gerekse de komünist devrimci sınıf hareketinin ilgi odağıdır bu sektör ve sektör çalışanları. Yine bir toplu sözleşme döneminde ****l işçileri, sözleşme, sarı sendikal anlayış ve MESS( Patron sendikası olan ****l Eşya Sanayicileri Sendikası) sınıfın gözdelerinden olmuştur. İşçi sınıfının motor ve itici gücü olan ****l işçileri geçmişten bugüne tüm toplumsal odakların ilgi odağı olmuştur ve olmaya da devam ediyor. Zira sanayinin en ağır işçiliği ve de aynı zamanda işçi sınıfının çıplak emeğinin net biçimde kendisini ortaya koyan, dünya ölçeğinde de, bu topraklarda da sınıf bilincinin oldukça ilerde olduğu ya da olması beklenen kesimidir. Bu bakımdan sınıf güçleri de, karşıt sınıflar da bu alandaki örgütlülük, mücadele, kavganın biçimleri ile fazlaca ilgilidirler. TİSK’in en aktif sendikası patronlar tarafından MESS olmuştur her daim. Bu işçi sınıfı açısından da aynıdır. Geçmişte başta özel sektör olmak üzere birçok alanda muhalif sendikacılığın temelleri ****l işkolunda atılmıştır. 15-16 Haziran işçi direnişinin motoru DİSK ve onun ana gövdesi de ****l işçileri olmuştur. İstanbul başta olmak üzere Bursa, İzmir, Ankara, Karabük, Ereğli, İskenderun vs çeşitli alanlara dağılmış bu sektörün işçi sınıfı açısından da tartışılamaz bir yeri vardır. Yine 80 12 Eylülü öncesi de sınıf çatışmalarının ve savaşının en yoğun yaşandığı sektör yine ****l işkoludur. Böylesine önemli işkolu, patronların ilgi odağı ve de onların uşaklarının da, sınıf içindeki ajanları olan sarı-gerici-faşist sendika ağalarının da ilgi alanı olmuştur. 80 ile kapatılan DİSK’e karşıt olarak ****l sektöründe Türk-İş’e bağlı Türk ****l Sendikası örgütlendirilmiştir işveren ve uşakları tarafından. DİSK’in ve BMİS’nın sonrası ataklarına rağmen kısmen özel sektörde ve kısmen de Kamuda birkaç işyerinde örgütlenmesine rağmen; ağırlık olarak Türk ****l ve şimdiki hükümet yanlısı dinci Hak-İş’e bağlı Öz Çelik-İş sendikası olmuştur. Bu yılki toplu sözleşmeler tüm hızıyla sürerken sarı-gerici-faşist sendika ağalarına rağmen; sınıfta ciddi bir hareketlilik yaşanmaktadır. Kısmen devrimci demokrat hareketlerin ideolojik-pratik liderliğinin olduğu yerler olsa da; genel olarak sendika ağalarının etkisinde sınıf yeni bir satış sözleşmesine doğru itilmektedir. Polis eşliğinde saldırılara maruz kalan işçiler direniyor. MESS, tehdit üzerine tehditler savuruyor. Ve fakat işçilerin direnişini şimdilik kırabilecek bir şey yok gibi görünse de, sarı sendika ağaları tarafından her an satılabilecek zeminler hazırlanıyor. Türk ****l Sendikası Başkanı Pevrul Kavlak son konuşmaları ile satışa hazırlandığını ve MESS’e göndermeler yaptı. Bu arada iş güvencesi, ücretlerin arttırılmasına dönük olarak geri taleplerde bile ısrarda çokta ilerde olmadığını da teyit etmiştir. İşte konuşmalarından kesitler:”Bizim kırmızı çizgilerimiz var. ****l işçilerinin iş güvenliği, insanca yaşayacak bir ücrete sahip olması, iş güvencesinin olması bunlardan sadece bazıları. Kimse bizden taviz vermemizi beklemesin. Biz, masaya ****l işçilerinin duymak istediği cevabı almak için, ****l işçilerinin alın terinin, göz nurunun hakkını almak için oturduk. Çocuklarımızın geleceği için oturduk. İstediğimiz cevabı almadan da masadan kalkmayacağız. Eğer bizi bu masadan kaldırırsanız vallahi de billahi de bir daha oturtamazsınız. MESS binde 1.8 de teklif etse bu sözleşme bizim istediğimiz gibi bitecek. Biz iş yerleri dara düştüğünde üzerimize düşen fedakarlığı yaptık, şimdi sıra onlarda.” demiştir Sarı sendika ağası. Kırmızı çizgiler demagojisinin ne olduğunu açıkça ortaya koymayan sendika ağası, aslında her an satışa hazır olduğunu teyit ettiği gibi; işçi sınıfına karşı girişilen kapsamlı saldırı dalgasına karşı bir kez bile GREV sözcüğünü ağzına almamıştır. Bu da sarı sendika ağalarının sınıfı bir kez daha satmasının önünü açacak bir söylemdir. İşçi sınıfı ve ****l işçileri; sarı-gerici ve faşist sendika ağalarını aşan bir yerde olmadıkları sürece her an satılacaklardır. Sefalet, açlık, yoksulluk, iş güvencesiz çalışma vs “kaderleri” olacaktır. Muhalif devrimci işçilerin buna karşı uyanık olmaları; Devrimci Sendikal Muhalefeti örgütlemeleri ve işçi sınıfını bu çerçeve içerisinde hem sarı sendika ağalarının satışlarına karşı ve hem de patronlara karşı verilen mücadele içinde ileri çekmeleri gerekmektedir. ****l işçileri içinde örgütlenme, mücadele kolay olmadığı gibi aynı zamanda da kalıcı işçi bağları açısından oldukça değerlidir. Bu anlamda sınıfın en hareketli zamanları olan toplu sözleşme dönemlerinde yakalanan mücadele havasının iyi değerlendirilmesi, her fırsatın düzene, onların uşaklarına karşı mücadele ile örülmesi yaşamsaldır. ****l işçilerinin en hareketli döneminde sınıfın lideri komünist devrimcilere, devrimci demokratlara ve muhalif tüm güçlere oldukça büyük görevler düşmektedir. Sınıfın mücadelesinin önündeki en büyük engellerden olan sarı-gerici-faşist sendika ağalarının aşılması, sürecin önüne tıkaç olmalarının bertaraf edilmesi; sınıf mücadelesinin en büyük atılımlarından olacaktır. Günümüz şartlarında sınıfın doğal-ani patlamalarının olacağı kestirmesiyle her an her şeye hazırlıklı olmak lazımdır. Zaten düzen ve onun uşakları da bu ani kalkışma, patlamalardan oldukça fazla korkmaktadırlar. Korkularını gerçek kılacak olan yegâne şey, sınıfın sınıf bilinçli proleterler haline gelmesi, düzeni aşması ve önüne çıkacak engelleri birebir aşmasıdır. Bunun yegâne kaynağı ise Devrimci Sendikal Muhalefet ve mücadele anlayışıdır. Sınıf Sendikaları Hareketini yaratmaktır. Bugün dünden daha fazla olanaklıdır bu. Sınıfa karşı kapsamlı saldırıların ayyuka çıktığı zamanlarda her zamankinden daha fazla örgütlü, daha fazla fedakarane, daha fazla cesur olmak gereği açıktır. Tüm sınıf güçleri başta ****l Sektörü ve iş kolu olmak üzere; sınıfın tüm bölüklerinde güçleri birleştirmek ve onu düzen ile uşaklarına karşı mücadeleye yönlendirmek amacına kilitlenmelidir. 09.11.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Mehmet Asi Okçuoğlu (11-09-2010) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Türk ****l MESS’e yürüdü!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (09.11.10) - Hazırladığı ihanet taslağı ile ****l işçilerinin öfkesini çeken Türk ****l çetesi hava boşaltma eylemlerine başladı. Geçtiğimiz hafta İzmir ve İbtanbul’da gerçekleştirilen temsilciler kurulunun ardından Türk ****l çetesi yarın da Bursa’da yapacağı salon toplantısı ile gövde gösterisi yapmaya hazırlanıyor. Ancak salon toplantıları ile ****l işçilerinin öfkesini dizginleyemeyeceğinin bilincinde olan bu çete bugün 350 işçi ile MESS’e yürüdü. Atatürk Kapalı Spor Salonu önünde toplanan Türk ****l şube yöneticileri, temsilciler ve Türk ****l üyesi işçiler siyah çelenk ve MESS’in %0,18’lik zam önerisini simgeleyen 3 ekmek ile yürüyüşe geçtiler. Sendika flamaları ve Türk bayrakları ile yürüyüşe geçen kitleye kolluk kuvvetlerinin verdiği destek de dikkat çekti. Saat 13:30’da başlayan yürüyüşte bilindik “Türk ****l, Türk ****l, güçlü güçlü Türk ****l!” sloganının dışında “İş, ekmek yoksa barış da yok!”, “MESS MESS şaşırma, sabrımızı taşırma!”, “Direne direne kazanacağız!” sloganlarının da atılması ve işçilerin bu sloganlara coşkuyla katılmaları tabanda MESS tekliflerine duyulan tepkiyi gösterdi. Ayrıca işçilerin kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda Türk ****l’in %5’lik zam önerisi de eleştirilmesi dikkat çekti. Kitle MESS’in önüne geldiğinde yuhlamalar ve sloganlar ile öfke daha da yükselirken burada kısa bir açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada MESS’in %0,18’lik zam önerisini eleştiren Türk ****l yöneticileri bir kez daha işçileri kendi hazırladıkları teklife ikna etmeye çalıştılar. Açıklama yarın Pevrul Kavlak’ın da katılacağı salon toplantısına katılım çağrısı ile sona erdi. Kızıl Bayrak / Bursa
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Tehditlere boyun eğmeyelim! Grev kararlılığını kuşanalım! - MİB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Geçtiğimiz günlerde MESS, Türk ****l çetesine ve Birleşik ****l’e sunduğu tekliflerle birlikte artık tüm sınırları zorladığını, ****l işçilerini uysal birer köle haline getirmeyi amaçladığını gösterdi. MESS’in sendikalara sunduğu teklifler açık bir savaş çağrısıydı. Oysa bu çağrı sendika yönetimleri tarafından halen hakkıyla yanıtlanmış değil. ****l işçileri halen, MESS’in azgın ve pervasız saldırganlığı karşısında sendikal bir önderlikten yoksundur. İşte bu tablo MESS patronlarının pervasızlıklarını her geçen gün daha da attırmasına neden oluyor. En son olarak grup kapsamındaki önemli fabrikalarda patronlar işçilerle sözleşme üzerine toplantılar yapmaya başladılar. Renault, Tofaş gibi önemli fabrikalarda çalışan işçilerden ve Birleşik ****l’den yansıyan bilgilere göre adı geçen fabrikalarda insan kaynakları müdürleri işçilerle yaptıkları toplantılarda “Sözleşmeniz istediğiniz gibi bitmeyebilir. İşyerinde huzursuzluk istemiyoruz. İşyerinde yapacağınız hiçbir eyleme tolerans gösterilmeyecektir. Tepkinizi gidin sendikanıza gösterin.” diyerek açıktan tehditlere başladılar. ****l işçilerinde ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarına ve Türk ****l’in ihanet çetesine karşı biriken öfkeyi gören MESS patronları, böylece TİS sürecinde işçileri baskı altına almaya, öfkeyi kendisinden ve fabrikalardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Çünkü dile getirdikleri tekliflere gerekçe olarak halen krizin etkisini atlamadıklarını söyleseler de bu fabrikaların her birinde üretim kapasitesi önümüzdeki iki-üç yılın siparişlerle dolu durumda, bu nedenle de üretimi hedefleyen bir tepkinin tüm planlarını alt üst edeceğini en iyi kendileri biliyorlar. İşte bunun için MESS patronları, büyük bir ikiyüzlülükle kendi öz çocuğu olan Türk ****l çetesini hedef gösteriyor. Bunu yaparken bir yandan üretimlerini kesintisiz bir şekilde sürdürmeyi amaçlıyor, bir yandan da işçilerdeki öfkeyi farklı kanallara akıtarak eritmenin hesabını yapıyorlar. Ancak ****l işçilerinin hedefi öncelikle MESS patronlarıdır. Türk ****l’in ihanet taslağına bile rahmet okutan bir pervasızlıkla ****l işçilerinin karşısına çıkanlar öfkeyi sendika ağalarına yönelterek kendilerini sıyıramazlar. ****l işçilerinin talebi insanca çalışma ve yaşam koşullarının sağlanmasıdır. Bunun yolu ise grev kararlılığını kuşanan bir mücadele ile MESS patronlarının karşısına dikilmekten geçmektedir. Türk ****l çetesi elbette ki bu mücadelenin önüne barikat kurmayı kendi görevi bilmektedir. Bu nedenle onlar da en az MESS patronları kadar ****l işçilerinin hedefidir. ****l işçilerinin hesabı kendilerine kölelik dayatmasında bulunan kirli ittifakladır. Bunun için ihanetçi sendika ağalarından sorulacak hesap MESS patronlarına karşı yükseltilecek grev kararlılığının bir parçası olmalıdır. ****l İşçileri Birliği, tüm ****l işçilerini MESS-Türk ****l kirli ittifakına karşı ayağa kalkmaya, insanca çalışma ve yaşam koşulları için MESS’i ve sendika ağalarını ezmeye çağırıyor! ****l İşçileri Birliği 04.11.2010
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Sermaye 98 hazırlığında… - Birleşik ****l-İş
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Büyük işyerlerinde işçiler tehdit edilmeye başlandı! 2010-2012 grup toplu iş sözleşmelerinde uyuşmazlık aşamasına gelindi. MESS, kriz ve hükümetin gündeminde olan ve çalışma yaşamının kuralsızlaştırılması ve güvencesizlik düzenlemelerini içeren istihdam stratejisini kendisine dayanak yaparak saldırıya geçti. Sendikalara verdiği tekliflerde, kazanılmış hakların geriletilmesi, çalışma süreleri ve sözleşmelerin esnekleştirilmesini istedi. MESS özellikle şu konularda tavrını sertleştirdi: Kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışmalar, denkleştirme süresi, telafi çalışması, deneme süresi, ikramiyelerin çalışma bazında ödenmesi. MESS bu önerilerinin ardından işyeri yönetimlerine talimat vermiş olacak ki, büyük işyerlerinin insan kaynakları müdürleri işçilerle toplantılar yaparak şu cümleleri sarfettiler: “Sözleşmeniz istediğiniz gibi bitmeyebilir. İşyerinde huzursuzluk istemiyoruz. İşyerinde yapacağınız hiçbir eyleme tolerans gösterilmeyecektir. Tepkinizi gidin sendikanıza gösterin.” Bu konuşmaların yapıldığı işyerlerinden bazıları Bursa’da kurulu bulunan, Renault, Tofaş ve Çoşkunöz fabrikaları. Bu konuşmaların birden fazla anlamı var: Birincisi, Türk ****l sendikasının hazırladığı teklif özellikle Bursa bölgesindeki işyerlerinde tepki almış, Renault ve Bosch işçileri yürüyüş yapmış, sendika binalarını işgal etmişti. Yine Gebze, Eskişehir, Bilecik bölgesinde şube yönetimlerinin işçiler tarafından fabrikalara sokulmadığı biliniyor. Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, gerek Türk ****l gerekse MESS sıkıştılar. Sözleşmeyi bitirebilmek için şimdi baskı ve tehdit unsurunu devreye soktular. Bu konuşmaların ikinci anlamı ise, yeni bir 98 süreci yaşanması ihtimaline karşı önceden önlem alabilmektir. 1998 yılında, Türk ****l ve MESS tarafından imzalanan sözleşme, Bursa bölgesinden başlayarak hızla diğer bölgelere yayılan kendiliğinden bir protestoya neden olmuştu. Onbinlerce işçi iş bırakmış, yürüyüşler düzenlemiş, noter ücretlerini kendi ceplerinden ödeyerek Türk ****l sendikasından istifa etmişlerdi. Hareket yolunu bulmaya başladığı aşamada, MESS-Türk ****l-işverenler elele vererek, kitlesel işten çıkartmalar, Türk ****l’e zorla üyelik ve her türlü baskı ve tehditle tepkileri bastırabilmişlerdi. Birleşik ****l-İş 4 Kasım 2010
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Tofaş ve Renault'ta işçilere tehdit!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (04.11.10) - MESS'in gasp planı ortaya çıktıktan sonra işçilerin artan hoşnutsuzluğu karşısında patronlar baskı ve tehdit yöntemlerine başvuruyor. Baskı ve tehditler özellikle Bursa'da Renault ve Tofaş gibi Türk ****l'in örgütlü olduğu stratejik fabrikalarda yoğunlaşıyor. Özellikle bu fabrikaların insan kaynakları müdürleri işçilerle toplantılar yaparak gelişebilecek bir öfke patlamasına engel olmaya çalışıyorlar. Bu toplantılarda müdürler işçilere yönelik “Sözleşmeniz istediğiniz gibi bitmeyebilir. İşyerinde huzursuzluk istemiyoruz. İşyerinde yapacağınız hiçbir eyleme tolerans gösterilmeyecektir. Tepkinizi gidin sendikanıza gösterin.” biçiminde konuşarak sopa sallıyorlar. Birkaç yıl fabrikayı full çalıştıracak denli siparişler alan bu fabrikaların yönetimleri işi sıkı tutmaya, işçilerin öfkesini öz çocukları olan sendika ağalarına yönlendirerek eritmeye çalışıyorlar. Bu fabrikaların aynı zamanda '98 yılında yaşanan “****l fırtınası” olarak adlandırılan eylemlerin kıvılcımını çakan fabrikalar olduğunu da unutmamak gerekiyor. Konuyla ilgil Birleşik ****l-İş Sendikası ile ****l İşçileri Birliği tarafından açıklamalar yapıldı. Birleşik ****l, açıklamasında MESS ve Türk ****l'in sıkıştığını belirterek işçileri tepkilerini yükseltemeye çağırdı. ****l İşçileri Birliği ise tehditlere boyun eğmeme ve grev kararlılığını kuşanma çağrı yaptı.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
MESS'ten kuralsızlık ve güvencesizlik dayatması
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (03.11.10) – ****l sektöründe 100 bini aşkın işçiyi kapsayan 2010-2012 grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sürüyor. ****l patronlarının örgütü MESS ile DİSK'e bağlı Birleşik ****l-İş Sendikası arasındaki 3. tur görüşmesi 2 Kasım 2010 tarihinde yapıldı. MESS'le 4. tur görüşmesi 9 Kasım 2010 tarihinde gerçekleşecek. Oldukça kritik bir evreye giren grup toplu sözleşmelerinde MESS, gerçek niyetini açığa vurmuş oldu. Kuralsızlaştırma, güvencesizlik dayatması ve kazanılmış haklara saldırı anlamına gelen teklifler son görüşmede açık bir biçimde masaya getirildi. Kuralsızlık ve güvencesizlik teklifi Birleşik ****l-İş, MESS'le yapılan görüşmede konuşulanları ve sürece ilişkin tutumunu basın ve kamuoyuyla paylaştı. Görüşmede ağırlıklı olarak, bir olayın olmasına bağlı olarak yapılan sosyal ödemelerle ilgili maddelerin ele alındığını belirten sendika, MESS'in bu toplantıda kuralsızlaştırma (esneklik) ve güvencesizlik hükümlerini içeren karşı teklifler getirdiğini duyurdu. “İstihdam Stratejisi”nin bir parçası olarak İş Yasası’nda yapılması öngörülen değişikliklerin MESS’in tekliflerinin temel dayanağı olduğunun da bizzat MESS yetkilileri tarafından duyurulduğunu bildiren Birleşik ****l, “kuralsızlaştırma ve kazanılmış haklara yönelik bir saldırı hazırlığı yapıldığı” tespitinin de doğrulandığını bildirdi. “Şimdi ****l işçilerinin büyük bir dikkatle sürece hazırlanması gerekiyor” uyarısında bulundu. Görüşmede MESS’in tekliflerine ilişkin bilgilendirmede bulunan Birleşik ****l, patron örgütünün dayatmalarının içeriğini şöyle ortaya koydu: 1) Deneme süresi 4 aya çıkarılsın Kendilerine mesleki yeterlilik yasası nedeniyle ve bizzat MESS’in meslek standartlarını belirleyen kurum olması nedeniyle işyerlerinde artık meslek sertifikası olmayan işçi kalmayacağını dolayısıyla 2 aylık sürenin bile uzun olduğu anlatıldı. 2) İhbar ve Kıdem tazminatında yasa hükümleri geçerli olsun Bu değişiklik teklifi ile MESS halen yasal sürelerin üzerinde olan ihbar ve kıdem tazminatı sürelerinin yasaya çekilmesini önermiş oluyor. Diğer taraftan hükümetin gündeminde olan kıdem tazminatı fonu oluşturulması girişimlerini de kendisine destek yapıyor. Sendikamız teklifin aynen kabul edilmesi gerektiğini, ihbar sürelerinin toplu iş sözleşmesinde açıkça yazılmasının ve kıdem tazminatının 30 gün olarak işveren tarafından ödenmesinin doğru olduğunu duyurduk. 3) Fazla çalışma ücreti yüzde 75′e düşürülsün Kazanılmış haklara yönelik bir saldırı niteliğinde olan bu teklifin kabul edilemeyeceği MESS yetkililerine ilan edildi. 4) Denkleştirme süresi 4 ay olsun, telafi çalışması sözleşmeye girsin. (yeni madde önerisi) Kuralsızlaştırmanın (esnekliğin) en temel unsurları olan çalışma sürelerinin kuralsızlaştırılması konusunda MESS haftalık çalışma sürelerinin belirsizleştirilmesi ve fazla mesai ücreti ödenmemesi demek olan denkleştirme süresinin 4 aya çıkarılmasını önermiştir. Kendilerine iş hukukunun ve toplu sözleşmenin temel felsefesi hatırlatılmış, istisnaların kural haline getirilmesinin kabul edilemezliği vurgulanmıştır. Telafi çalışması ise, bilindiği gibi işçilerin ücretli mazeret izinlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir düzenlemedir. 5) Yeni disiplin cezaları getirilsin MESS 3 konuda yeni disiplin cezalarının toplu iş sözleşmesinin eki olan “İç yönetmelik” maddesi haline getirilmesini önermiştir. Bunlar sigara içme yasağı (bir günlük ücret kesimi), işyerinde internet kullanımı, e-posta gönderilmesi, izinsiz olarak arkadaşlarının bilgisayarını kullanmak (ihtar) ve cep telefonu kullanma ve kulaklıkla müzik dinleme yasaklarıdır. (ihtar) 6) Olayın olmasına bağlı sosyal ödemelerde yüzde 6-8 arasında değişen artış önerisi Askerlik ödeneği: 1 ve 2 grup işyerleri için 235 TL; Üçüncü grup işyerleri için 160 TL Yolluklar: Tüm işyerleri için günübirlik 4,75 TL; yatılı 19,50 TL Yemek ödeneği: Tüm işyerleri için 3,80 TL Evlenme ödeneği: 1 ve 2 grup işyerleri için 375 TL; Üçüncü grup işyerleri için 260 TL Doğum ödeneği: 1 ve 2 grup işyerleri için 235 TL; Üçüncü grup işyerleri için 160 TL Çocuk ödeneği: 1 ve 2 grup işyerleri için 4,85 TL; Üçüncü grup işyerleri için 3,80 TL Öğrenim ödeneği: 1 ve 2 grup işyerleri için ilk öğretim 94TL, orta öğretim 130, yüksek öğretim 187; Üçüncü grup işyerleri için ilk öğretim 91, orta öğretim 107 ve yüksek öğretim 160 TL Ölüm ödeneği: 1 ve 2 grup işyerleri için işçinin ölümü 305, iş kazası nedeniyle ölüm 605, yakınlarının ölümü 160, mahsup 1530; Üçüncü grup işyerleri için işçinin ölümü 200, iş kazası nedeniyle ölüm 406, yakınlarının ölümü 112, mahsup 1015 TL Vasıta ödeneği: Tüm işyerleri için 3,65 TL Ayakkabı parası: 1 ve 2 grup işyerleri için 52 TL; Üçüncü grup işyerleri için 40 TL Sendikanın önerileri reddedildi Görüşmede, Birleşik ****l'in örgütlü olduğu Anadolu Isuzu, Anadolu Motor ve ABB Elektrik fabrikalarına ilişkin MESS'e sunulan öneriler ise reddedildi. Bu işyerlerinde beyaz yakalılar için uygulanmakta olan sağlık sigortasının, mavi yakalılar için de uygulanması önerisi geri çevrildi. Sendikanın açıklamasına göre; “işçilerin taleplerinin, orta saha paslaşması yoluyla geçiştirilemeyeceği” MESS yetkililerine duyuruldu. Aynı durumun, Kroman Çelik işyeri için talep edilen ve işyerinin bağlı bulunduğu Yücel Şirketler Grubu'nun diğer işyerlerinde uygulanan prim sistemi için de geçerli olduğu bilgisi verildi. Grup toplu iş sözleşmesi içinde yer alan Türk ****l’in bu teklifleri yaklaşık bir ay önce almasına rağmen, üyelerine ve kamuoyuna hiçbir açıklama yapmamasının üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer konu olduğunu belirten Birleşik ****l şu ifadeleri kullandı: “Bugünlerde “kırmızı çizgi” açıklayanlar, işçileri karşı karşıya kaldıkları tehdit ve tehlikeler konusunda bilgilendirmeyerek ne yapmak istiyorlar sorusu tüm ****l işçilerinin kendilerine ve sendikanın yöneticilerine sorması gereken sorudur. Kıdem ve ihbar tazminatları saldırı altındayken, fazla çalışma ücretlerinin düşürülmesi gündemdeyken, kuralsızlaştırma ve güvencesizlik dayatılıyor iken ve başta sosyal ödemeler olmak üzere işçilerin reel gelirleri düşürülmeye çalışıyorken en ufak bir bilgiyi bile işçilerine vermeyenler, kendi atadıkları temsilcilerin başlarına attıkları konfetilerle resim çektirenler işçileri sürecin dışında tutmaya çaba harcıyorlarsa ****l işçilerinin tetikte olmasında fayda vardır.” Birleşik ****l, ****l işçilerinin bu süreçte yapmaması gerekenleri ise şöyle sıraladı: 1) Sözleşmenin bayram öncesi bitirileceği gibi konuşmalar yapılmamalıdır. Sözleşmenin ne zaman değil nasıl biteceği önemlidir. 2) Rakam tartışılmamalıdır. Sözleşmeler kahve falı değil, mücadele süreçleridir. İşçilerin kendi aralarında “sözleşme şu rakama biter” tartışması işçileri bölen, pasifleştiren bir tartışmadır. Herkes kendi teklifinin arkasında sonuna kadar durmayı bilmek zorundadır. 3) Hiçbir şeyin değişmeyeceği, sözleşmenin her dönem olduğu gibi biteceği söylemi terkedilmelidir. Mücadele edilmez ve direnilmez ise, alametler hayırlı değildir. Çok şey değişebilir. Başta kazanılmış haklar kaybedilebilir ve kuralsız ve güvencesizlik kural haline getirilebilir.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
****l TİS sürecinde MESS-Türk ****l işbirliği sürüyor... / KB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Satışa geçit vermemek için mücadele barikatlarına! Son iki haftada Türk ****l çetesinin ve Birleşik ****l’in MESS ile yaptığı toplu sözleşme görüşmeleri ile birlikte sermaye sınıfının kapsamlı saldırı hazırlıkları bir kez daha gün yüzüne çıktı. Türkiye sermayesinin öncü kolu durumundaki MESS, toplu sözleşme kapsamında dile getirdiği tekliflerle birlikte aylardır 2010-2012 MESS Grup TİS’lerinin kritik önemine yaptığımız vurguları bir kez daha doğrulamış oldu. MESS’in kapsamlı saldırı planları Daha toplu sözleşme görüşmeleri başlamadan MESS’in gündeme getirmeyi planladığı saldırı teklifleri az çok tahmin edilebiliyordu. Özellikle esnek çalışma hükümlerinin geliştirilmesi ve sosyal haklarda yapılması hedeflenen kesintiler zaten MESS’in belli bir dönemdir gündemde tuttuğu ve hayata geçirmek için fırsat kolladığı saldırılardı. Bu dönem MESS’in bu kapsamda yaptığı tekliflerin bu denli ağır saldırı başlıkları içermesinde, sürecin sermaye hükümetinin “Ulusal İstihdam Stratejisi” adı altında hazırladığı saldırı paketi ile örtüşmesi önemli bir rol oynadı. Zaten MESS yetkilileri de dayatmalarını sıralarken UİS’i temel bir dayanak olarak aldıklarını itiraf ettiler. Türk ****l ile yürütülen görüşmelerden herhangi bir ayrıntı yansımasa da bugün Birleşik ****l’in kendi görüşmelerine ilişkin yaptığı açıklama ile bu durum artık tüm yönleriyle ortaya çıkmıştır. MESS’in bu kapsamdaki “ahlaksız teklifi”nin temelini ise deneme ve denkleştirme sürelerinin 4 aya çıkartılması, telafi çalışmasının sözleşmelere dahil edilmesi oluşturuyor. Fazla çalışma ücretlerinin yüzde 75’e düşürülmesi ise MESS’in kazanılmış hakların gasbına yönelik hedefleri arasında ön plana çıkıyor. Ayrıca sermaye hükümetinin ve Üçlü Danışma Kurulu’nun gündeminde olan UİS ile paralel olarak MESS’in başka bir dayatmasını da ihbar ve kıdem tazminatlarında yasa hükümlerinin uygulanması oluşturuyor. Bu açıdan zaten Türk ****l’in teklifinde herhangi bir önleyici madde bulunmuyor. Yani, MESS’in Birleşik ****l ile görüşmesinde dile getirdiği bu teklif, özünde Birleşik ****l’in daha önce kazandığı hakları geri almak amacını taşıyor. Birleşik ****l’in 9 Kasım’da MESS ile yapacağı görüşmede geri kalan maddelerde de MESS’in benzer bir tutum içine gireceği bugünden anlaşılıyor. Kapitalist sistemin krizinin ****l işçileri üzerinde yarattığı baskılanma ve sermaye hükümetinin saldırı planlarından aldığı cesaretle birlikte bu dönem çok daha pervasız bir şekilde saldıran MESS’in ücretler konusunda dile getirdiği teklif de dikkat çekiyor. MESS, 25 Ekim’de Türk ****l ile yaptığı görüşmede ****l işçilerinin karşısına yüzde 0,18 gibi komik bir zam teklifi ile çıkmış bulunuyor. Bu açıdan Birleşik ****l’e de 9 Kasım’da yapacağı görüşmede benzer bir öneri getirmesi bekleniyor. Kuşkusuz ki MESS, bir patron örgütü olarak toplu sözleşmeden mümkün olan en az zam oranıyla çıkmayı hedefliyordu. Bu açıdan son aylarda resmi enflasyon rakamlarını özellikle vurguluyordu. Ancak yine de MESS’in dile getirdiği yüzde 0,18 zam teklifinin özünde Türk ****l’in taslağını açıkladıktan sonra ****l işçilerinin yükselen öfkesine karşı bir manevra yapma ihtiyacı bulunuyor. ****l kapitalistleri “çalışma barışını korumak” adına kendi aralarında dahi düşük ücretli işçilere yüksek oranda zam yapmayı tartışırken Türk ****l’in taslağında yer alan yüzde 5+25 kuruşluk teklif sadece Türk ****l çetesini değil, aynı zamanda MESS’i de köşeye sıkıştırmış bulunuyor. Çünkü içinden geçtiğimiz dönemde çok daha kapsamlı saldırı planları yapan MESS’in isteyebileceği en son şey başta Türk ****l üyeleri olmak üzere ****l işçilerinin en hassas noktası olan ücret konusunda açığa çıkabilecek tepkileridir. Bu açıdan Türk ****l’in taslağına karşı oluşan tepkinin bir şekilde bertaraf edilmesi ve dizginlenmesi gerekiyordu. Anlaşılan o ki MESS-Türk ****l ortaklığı yüzyüze kaldıkları bu sıkışmadan kurtulabilmek için çareyi Türk ****l’in önerisinden çok daha düşük bir sadaka zam önerisinde buldu. Görüldüğü kadarıyla bu kirli ittifak böylelikle Türk ****l’in mücadele ettiği izlenimi yaratıp ****l işçilerini sıtmaya razı etmeye çalışmaktadırlar. Muhtemeldir ki Türk ****l çetesinin göstermelik kimi çıkışlarından sonra MESS bazı tavizler vermek “zorunda kalacak” ve Türk ****l de ****l işçilerinin üzerinde kurduğu baskıyı savuşturarak ihanete imza atacaktır. Ortaya çıkan bu tablo MESS’in toplu sözleşme görüşmelerine her cepheden topyekün bir hazırlık içerisinde olduğunu göstermesi açısından oldukça önem taşıyor. MESS, bir yandan fabrikalardan kokladığı hava ile istediklerini elde etmek için her türlü taktik manevrayı devreye sokuyor, diğer yandan ise Türk ****l çetesi eliyle ****l işçileri üzerinde kurduğu denetimin parçalanmaması için uğraşıyor. Türk ****l çetesinden orta oyunu Bugünlerde MESS’in ücretler konusunda dile getirdiği teklif ile birlikte Türk ****l çetesinin reisleri kısmen rahat bir nefes almış gibi görünüyorlar. Aylardır devam eden toplu sözleşme görüşmeleri hakkında işçilere ve kamuoyuna en ufak bir bilgi sızdırmamak için kurdukları suskunluk duvarını bir yana bırakan bu ihanetçi takımı 25 Ekim görüşmesi ile birlikte sahneye inmiş oldu. Böylelikle MESS’in yazıp yönettiği orta oyununda kendilerine biçilen rolü en iyi şekilde oynayabilmek için esip gürlemeye başladı. Bu çetenin yeni elebaşı olan Pevrul Kavlak ilk gövde gösterisini İzmir ve Manisa’da yaptı. İki ili kapsayan genel temsilciler kurulunda üzerinde konfetiler yağdırılarak MESS’e karşı atıp tuttu. ****l işçilerinin her türlü hakkını sermayedarlara büyük bir iştahla sunan bu ihanetçiler bir anda keşfettikleri “kırmızı çizgilerle” ****l işçilerinin haklarını MESS’e yedirmeyeceklerini, direneceklerini söylediler. Satış taslağı ilk ortaya çıktığında gelişen tepkileri kesinlikle taviz vermeyeceklerini söyleyerek susturmaya çalışan ihanet çetesi şimdi baştan hazırlandığı belli olan satış senaryosunun gereği olarak mücadele eden bir görüntü çizmeye çalışıyor. Patronları, bugüne kadar yeteri kadar taviz verdikleri konusunda “uyaran” Kavlak, bir yandan da sözleşmeyi masada bitirme çağrısı yapıyor. Diğer yandan ise “Masadan kalktığımızda bizi tekrar o masaya oturtamazsınız” diyerek ****l işçilerinin kafasını bulandırmaya çalışıyor. Böylelikle hem kendisini hem de MESS’i kurtarmayı hesap ediyor. Muhtemelen önümüzdeki günlerde İzmir’dekine benzer gövde gösterileri devam edecek. Has adamları ile doldurduğu salonlarda üzerine konfetiler yağdırarak yağmasa da gürleyecek ve ****l işçilerini MESS ile birlikte hazırladıkları orta oyununa dahil etmeye çalışacak. Ancak hiçbir zaman unutmamak gerekiyor ki Türk ****l’in tarihi MESS’e uşaklığın tarihidir, ve bugün yaptığı göstermelik çıkışlar da aynı uşaklık rolü gereğidir. Dolayısıyla içerisinden geçtiğimiz dönemde Türk ****l üyesi ****l işçilerini hazırlanan bu kirli senaryo karşısında her türlü yol ve yöntemle uyarmak özel bir önem taşımaktadır. Özellikle Türk ****l üyesi ilerici ****l işçilerini bu orta oyununu bozmak için zorlu bir mücadele süreci beklemektedir. Birleşik ****l için kararlılığı yükseltme zamanı Bugün MESS-Türk ****l eliyle hazırlanan bu orta oyununu bozmak için Birleşik ****l yönetiminin ve üyesi işçilerin alacağı tutumlar özel bir önem taşıyor. Tüm sınırlılıklarına karşı Birleşik ****l’in mücadeleci dinamiği süreci tersine çevirebilmek için önemli olanaklar sunuyor. Her şeyden önce Birleşik ****l yönetimi bugünkü koşullarda tüm eksikliklerine karşın olumlu yanlar taşıyan teklifinin arkasında durmalıdır. Çünkü MESS, taslakların açıklanması ile ortaya çıkan tepkiden sonra adımlarını çok daha temkinli atıyor. Bu kapsamda ele alındığında MESS’in esneklik ve sosyal haklarla ilgili taleplerde çok özel bir gerilime girmeden topu gündemde olan UİS’e atması fazlası ile muhtemeldir. Yani MESS, büyük bir ihtimalle bir dizi maddenin kendi istediği gibi olmasa da yasa hükümleri ile paralel ele alınmasını dayatacaktır. Bu ise Birleşik ****l taslağında yer alan önleyici maddelerin savunulmasını fazlası ile önemli bir duruma getirmektedir. Dahası toplu sözleşme bir pazarlık süreci olduğu oranda MESS, pazarlığı en alttan açarak sözde ortada bir uzlaşma zemini yaratmaya çalışacak, ancak özünde istediğini elde ederek masadan kalkmayı hedefleyecektir. MESS’in bu kapsamlı planları ve saldırı hedeflerine karşı ****l işçilerinin meşru hak ve çıkarlarını savunmak için kuşkusuz ki oldukça çetin ve dişe diş bir mücadeleye hazır olmak gerekmektedir. Ve bugün bu mücadelenin temel dinamiğini Birleşik ****l üyesi ****l işçileri oluşturmaktadır. Ancak bugüne kadar ortaya çıkan tablo bu açıdan da soru işaretleri barındırmakta, önümüzdeki günlerin ****l işçileri payına beklenenden de zor geçeceğini göstermektedir. Bunun temel nedeni, böylesi çetin bir mücadele süreci için Birleşik ****l üyesi ****l işçilerinin de halen yeterli bir hazırlığa sahip olmamasıdır. Çünkü Birleşik ****l yönetimi, kadroları ve üyeleri halen normal bir dönemin refleksleri ile hareket etmekte, hatta kimi işyerlerinde temsilciler ve işçiler çok daha gerici bir rol oynamaktalar. Bugün eylemli süreç için uyuşmazlığın beklenmesi tabanın mücadele sürecine hazırlanmasını güçleştirmekte, kimi fabrikalarda dile getirilen grev karşıtı söylemler ise MESS’in dayatmalarına karşı mücadelede ****l işçilerini oldukça güç bir duruma düşürmektedir. Fabrikalardaki bu atmosferi gören patronlar ise saldırılarının dozunu arttırmakta, daha da pervasızlaşmaktalar. Oysa hatırlanacağı üzere geçtiğimiz dönemlerde Birleşik ****l yönetimi toplu sözleşme görüşmelerinde çok daha ileriden iddialar koyabilmiştir. Bu dönemin başında da bazı anlamlı adımlar görülüyordu. Örneğin 1000 işçiden oluşturulan TİS kurulları oluşturulduğu duyurulmuş ve kararlı bir görüntü çizmeye özen gösterilmişti. Ancak ortaya çıkan tablo oluşturulan TİS Kurullarının bugüne kadar işlevine uygun bir şekilde değerlendirilemediğini gösteriyor. Tabanı sürece dahil etmenin önemli bir aracı olan bu kurulların yeteri kadar işlevsel değerlendirilememesi nedeniyle de tabanın mücadele sürecine hazırlanmadığı ortadadır. Uyuşmazlık aşaması ile nihayet gündeme gelen eylemli sürecin bu açıdan mümkün olan en etkin şekilde değerlendirilerek ortaya çıkan vakit kaybının telafi edilmesi görevi öncü ****l işçilerinin ve Birleşik ****l yönetiminin önünde bulunuyor. Özellikle Birleşik ****l cephesinden 6 Kasım günü gerçekleştirilecek olan Merkezi TİS Kurulu özel bir önem taşıyor. Kurulda, MESS’in dayatmalarına karşı mücadele barikatlarının örülmesi yönünde ortak bir iradenin yaratılarak, oluşturulmasında geç kalınmış olan mücadele hattı için güçlü bir program çıkartılabilmesi gerekiyor. Bu yapılmadığı oranda ****l işçilerinin MESS’e ve sermaye sınıfına karşı mücadelesi önemli bir yara alacağı gibi daha önce de belirttiğimiz üzere Birleşik ****l için örgütsel anlamda çok daha zorlu bir süreç başlayacaktır. Öncü ****l işçilerine düşen sorumluluklar Aylardır döne döne dile getirdiğimiz gibi 2010-2012 MESS Grup TİS’leri sadece ****l işçileri için değil, tüm işçi sınıfı için kritik bir önem taşımaktadır. Ve bu önem öncü işçilere her zamankinden çok daha fazla görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Gelinen aşamada MESS, tüm işçi sınıfı için emsal teşkil eden bir saldırı hazırlığı ile masadadır ve Türk ****l çetesiyle birlikte hazırladığı orta oyunu sayesinde ****l işçilerini bir kez daha sıtmaya razı etmeyi hedeflemektedir. Türk ****l çetesinin reisleri hazırlanan bu orta oyununda kendilerine biçilen rolü büyük bir iştahla oynamakta, Birleşik ****l yönetimi ise mücadele görevlerini yerine getirmek noktasında tutuk davranmakta, işi yokuşa sürmektedir. Ortaya çıkan bu tablo bir kez daha öncü-devrimci işçilerin sürece çok daha aktif bir şekilde dahil olmasının zorunluluğunu göstermektedir. Bugün Türk ****l-MESS ortaklığını en güçlü şekilde teşhir ederek oynanan orta oyununda sahneyi dağıtmak ve tabandan doğru her türlü mücadele yöntemini en etkin şekilde kullanarak ****l işçilerinin mücadele barikatını oluşturma görevi ****l İşçileri Birliği saflarında toplanmış olanlar başta olmak üzere öncü-devrimci ****l işçilerinin omuzlarındadır. (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2010/43, 05 Kasım 2010)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Türk ****l ve 12 Eylül'e karşı ileri
****l işçileri hareketi, Türk ****l ve başbuğu Özbek ile hesaplaşılırsa ilerleyebilir... ![]() O işçi sınıfının sırtında onyılların eskitemediği büyük bir kambur: Faşist Türk ****l Sendikası ve 33 yıldır (otuz üç yıl!) genel başkanlık koltuğunda oturan Mustafa Özbek. Türk ****l ve başbuğu Özbek, en son Kalibre Boru, Bosal ve Uzel fabrikalarında grev kırıcılığı ve faşist Ergenekon çetesi bağlantısıyla gündeme geldi. İşçi sınıfının lokomotif gücü ****l işçilerinin mücadelesini boğmak ve sindirmek, ücretlerini, haklarını ve mücadele bilinçlerini en geri düzeyde tutmak, işçiler arasında ırkçı-şovenizm zehrini yaymak, MESS'e bağlı fabrikalarda devrimci ve öncü işçileri yaşatmamak zaten Türk ****l'in kuruluş ve her zamanki temel misyonudur. Türk ****l ve Mustafa Özbek'in Ergenekon bağlantısı, Ergenekon iddianamesinde adının dolaylı olarak geçmesiyle gündeme geldi. Ergenekon iddianamesinde, Türk ****l'in televizyonu olarak da bilinen Avrasya TV'nin adı Ulusal TV, KanalTürk, Cumhuriyet Gazetesi vb. ile birlikte Ergenekon'un psikolojik darbe harekatı birimleri arasında geçiyordu. Yine Özbek'in başkanı ve sözcüsü olduğu Türkiyem Topluluğu, iddianamede özelburo, açıkistihbarat siteleriyle birlikte anılıyordu. Ergenekon kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Mustafa Balbay, Avrasya TV'de birlikte program yaptığı Mustafa Özbek ile ilişkisi noktasında da sorgulanmıştı. Burjuva gerici klikler arasındaki güç mücadelesinde, Uzel'de yaşananları parmağına dolayan dinci-gerici medya (Kanal 7, Yeni Şafak), işçilerin tepki mektuplarına da yer vererek, bu vesileyle Mustafa Özbek'in Ergenekon bağlantısını gündeme getirir gibi oldu. Özbek imparatorluğunun mal varlığı, darbeci generallerle ilişkileri kıyısından köşesinden tırtıklandı. Fakat Özbek, kendi televizyonuna çıkıp açıkça Ergenekon'u savunacak kadar pervasız ve arkasından emindi. Biz 'Ergenekon yurdun adı, Börtiçine kurdun adı' şiirleriyle büyüdük. Yağmur yağar şişe şişe, bir gün bize bir gün size... Onlar bizimle başedemezler. Bizler sıkı insanlarız. Ne için sıkı? Devletimiz için, rejimimiz için sıkı. Bu iş böyle, bizimle fazla uğraşmasınlar.İşte böyle hönkürüyordu. Nitekim çok geçmeden Yeni Şafak gazetesi üçüncü kez kurşunlandı! Ne de olsa Özbek, devletin ve kontrgerillasının, Koç'un ve MESS'in en has adamlarından biriydi! Biraz daha altı kurcalanacak olsa, Özbek'in Ergenekon davasından tutuklu darbeci general eskileriyle bağlantısı bir yana, Kuzey Kıbrıs'tan Kafkasya'ya, Koç'tan MİT'e başlıbaşına ve daha büyük bir Ergenekon çıkardı! Mustafa Özbek, ortada cirit atan "Vatansever Kuvvetler Güç Birliği", "Kuvvayi Milliye" benzeri darbeci faşist çete platformlarından biri olarak, Türk ****l imparatorluğunun da tüm olanaklarının kullanıldığı "Türkiyem Topluluğu"nu 2006 yılında kurdu. Darbeci faşist kontrgerilla hareketi içinde de yerini aldı. Bugün Ergenekon davasından tutuklu emekli orgeneral Hurşit Tolon, emekli tuğgeneral Alaattin Parmaksız, önde gelen faşist simalardan Namık Kemal Zeybek, Ümit Özdağ da "danışmanlar grubu"nu oluşturuyordu. Yine bugün Ergenekon davasında ismi geçen kim varsa, Avrasya TV'de resmi geçit yapıyordu. Hurşit Tolon vb gibilerin de katıldığı, "Türkiyem Topluluğu 1. sivil toplum tanışma ve dayanışma toplantısı", bizzat Türk ****l Genel Merkez binasında yapılmıştı. Yine ırkçı-faşist provokasyonların Mersin'de yoğunlaştığı bir süreçte, Mustafa Özbek "Türkiyem Topluluğu sözcüsü" sıfatıyla, işbaşındaydı. Vatansever Kuvvetler Güç Birliği gibi bir dizi başka faşist çete elebaşları ile lokantalarda, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti şubesinde toplantılar yapıyordu.Mustafa Özbek ve Türk ****l'in başını çektiği Türkiyem Topluluğu, askeri faşist darbe iklimi ve buna bir "sivil toplum" kılıfı yaratmak için tezgahlanan Nisan mitinglerinin organizasyonunda da aktif olarak yer aldı. Uzel direnişi vesilesiyle kendisini sıkıştıran dinci gerici basına bile "Siz devrimci misiniz? Kimden yanasınız?" diye çıkışıyordu. Çıkardığı faşist Türkmen Boyları dergisinde de "Türkiye'nin Türkmen beyi" lakabıyla yazılar yazan Öztürk, "ortalama, ılımlı Türk (üst kimlik, Türkiyelilik tartışmaları vesilesiyle Kürtleri kastediyor)" ve "yüzde yüz Türk" kavramlarını da faşist literatüre sokuyordu: Ne demek ılımlı islam, ılımlı Türk? İslam islamdır, islamın ılımlısı olmaz. Türk Türk'tür, Türkün ılımlısı olmaz. Ortalaması olmaz. Ne demek ortalama Türk? Türkiye'de ben Türküm diyen kişi Türk'tür, yüzde yüz Türk'tür!Her devrin derin adamı Özbek, devrimci hareketin yükselişine ve ****l işçilerinin başını çektiği 15-16 Haziran büyük işçi direnişine karşı gerçekleştirilen 12 Mart 1971 askeri faşist darbesiyle birlikte, faşist MHP kontenjanından MKEK'e "işçi" olarak alındı. Jet hızıyla 4 yılda Türk ****l genel başkanlığına getirildi. Bu dönemde faşist Türk ****l daha da azgınlaşan biçimde devrimci harekete ve işçi hareketine karşı vurucu güç olarak kullanıldı. Ellerinde sayısız devrimcinin, devrimci ve öncü, grevci işçinin kanı vardır. Faşist provokasyonlarla 12 Eylül askeri faşist darbesinin hazırlanmasında da aktif rol oynadı ve açıkça savundu. Kontrgerilla üslerinden Kuzey Kıbrıs'ta Rauf Denktaş'la sıkı ilişkilerden, 90'lı yıllardan itibaren faşist sendikacılık ve ırkçı-turancı harekat misyonunu CİA güdümüyle Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetlerine taşımaya kadar, her devrin faşist rejim politikalarının "sendikacı" kılığındaki "uç beyi" oldu. Son süreçte ağırlaşan rejim krizi ve birbirini izleyen askeri faşist darbe girişimlerinin başarısız olması üzerine startı verilen "ulusalcı" psikolojik harp harekatının "sivil" ve "sendika" boyutlarının başını çekenlerden ve önde gelen organizatörlerinden oldu. Başta Koç olmak üzere MESS ile tam kaynaşmış, işçilerin patronlardan çok Türk ****l'den yaka silker olduğu faşist sendikacılık icraatlarıyla, ****l işçilerini 12 Eylül'e olduğu gibi son dönemde de faşist ulusalcı harekete yedeklemeye kalkıştı. Fakat bakmayın siz Mustafa Özbek'in AKP Hükümetine karşı keskin söylem ve icraatlarına, hatta bir dönem boyunca onu devirmek için darbe tetikçiliği yapmasına! O, kurt bir her devrin rejim adamıdır. Bir yandan AKP'ye karşı darbe tezgahtarlığı yaparken, diğer yandan Türk-İş genel merkez yönetimine AKP'li sendikacıların gelmesine destek vermeyi dahi başarmıştır! 2000'li yılların başında, yine postal yalayıcısı olduğu ordunun AKP'nin önünü kesmek için yönlendirdiği, Türk-İş'in parti kurma girişiminde de başı çekmiş, "Ben artık sosyal-demokratım, sosyal-demokrat parti kuracağım" söylemleriyle ortaya çıkmıştı. Türk ****l çetesinden istifalar başlayınca, bu faşist manipülasyon manevrası da boşa düşmüştü. Bu vesileyle Özbek'in üzerinde terör estirdiği ****l işçilerinden hortumladıkları, ve tabii MESS patronları ve devletten hizmetlerinin karşılığı olarak düzdüğü servetinin su üstündeki bölümünü de bir kez daha hatırlatalım: Özbek, küçük çaplı bir holding sahibi, Kırıkkale Sanayi Odası'na kayıtlı bir patrondur aynı zamanda. Aynı zamanda Ankara Çubuk yolunda, Kırıkkale'de ve Kıbrıs'ta 3 çiftliği, muhtalif yerlerde 9 villası, 4 apartmanı, sayısız dairesi, kooperatif hissesi vardır. Bu kişisel servet, yalnızca işçilerden aidat olarak yıllık 60 trilyon liraya yakın geliri olan Türk ****l'in işçilerin yanına bile yaklaşamadığı trilyonlarca liralık mal varlığı ve örtük işletmeleri yanında "cep harçlığı" gibi kalır. Ki Özbek'in Türk ****l'in dev çaplı mal varlığını da vakıf kurarak zimmetine geçirme girişimi de yargıdan dönmüştür!Böl ve yönet Türk ****l'in MESS ile birlikte hazırladığı bilinen TİS teklifleri bile işçilerin bölünmesi ve birbirine düşürülmesi üzerine kuruludur. 2006 grup sözleşmelerinde, Türk ****l 12 en büyük fabrikada taban ücretlerine yüzde 20, fakat eski işçilere yüzde 10'un altında istemiş, büyük fabrikalardaki yeni ve eski işçileri birbirine düşürmüştü. Yan sanayi fabrikalarına ise yüzde 10'u kabul ederek bir de işçileri ana fabrika/yan sanayi diye bölmüştü. Bu yıl ise, tabanının yaklaşık yüzde 60'ı asgari ücretin bir gıdım üstünde alabilen yeni giren işçilerden oluştuğu halde, yeni işçilerle eski işçiler arasındaki ücret uçurumunu açan yüzdelik zam isteyerek, eski işçileri yeni işçileri karşı kullanmaya çalışıyor. MESS'in esneklik saldırısı konusunda ise, "zor durumda olan fabrikalarımızın, ülkemizin rekabet gücü için esneklik lazımsa değerlendiririz" diyecek kadar pervasız. ****l işçileri hareketinin güç ve ilerlemesinin temel ölçütlerinden biri, faşist Türk ****l ve 33 yıllık başbuğu Mustafa Özbek ile, sınıfa karşı sınıf diliyle hesaplaşabilmektir. ****l işçileri, Türk ****l'i sarsan 98 isyanıyla bunu yapabilecek güç potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir. Yine bir ****l grup sözleşmeleri sürecindeyiz, ve yine Türk ****l'in tepelerine lök gibi çöküp onları soluksuz bırakan bu çeteye karşı artan bir hoşnutsuzluk var. Üstelik, elinde sayısız devrimci ve öncü işçinin, grevcinin kanı olan faşist Türk ****l ve şefi Mustafa Özbek'in de aktif bir rol oynadığı, işçi sınıfı ve tarihsel mücadele kazanımlarını eze eze patronları güldüren 12 Eylül askeri faşist darbesinin yıldönümüne yaklaşıyoruz. Ve yine, işçi ve özgürlük düşmanı, askeri faşist darbe çığırtkanı Türk ****l ve Mustafa Özbek'in faşist darbeciler ve Ergenekon çetesi ile bağlantılarının bilinmesine karşın, hasıraltı edilmeye çalışıldığı bir dönemdeyiz. 100 bin ****l işçisinin grup sözleşmeleri süreci, 12 Eylül'ün yıldönümüne dair eylem ve etkinlikler, Ergenekon gündemi, faşist rejim ve kontrgerillası ile birlikte faşist sendikacılığı da hedefe koymak- bunlar, siyasal özgürlük ve demokrasi mücadelesine daha güçlü bir sınıf ekseni kazandırmak, işçi sınıfının sendikal mücadelesi ile siyasal mücadelesi arasında somut ve kopmaz bir bağ kurmak için de önemli olanaklardır. ALINTERİ
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
****l TİS’leri sadece ****l TİS’leri değildir!
4 Kasım 2010 Yorum yok [IMG]http://devrimciproletarya.net/wp-*******/uploads/2010/11/****l1.jpg[/IMG]****l sektöründe patronlar ve işçiler 2008 krizini nasıl geçirdiler? ****l patronları, tepesinde oturdukları burjuva devletle birlikte, bu krizi de fırsata çeviriverdi: Vergi muafiyeti, teşvik primleri, «istihdam giderlerini azaltıcı önlemler”, sömürünün önünün daha bir açılması… Biz işçiler için ise sıfır zam, sosyal haklarımızın gaspı, esnek çalışma, toplu işten çıkarmalar!.. ****l sektöründe TİS sürecine bu koşullarda girildi. ****l sektörü tekelci burjuvazinin can damarlarından biridir. Bu yüzden MESS‘in TİSstratejisi her zaman burjuvazinin bir bütün olarak işçi sınıfına saldırı stratejisi olarak hazırlanır. Bunun, ****l grup sözleşmesindeki somut ifadesi; güvencesizlik ve esnekleştirme, sıfır zam, ikramiyelerin çalışma günleri esasına göre belirlenmesi (yani ikramiye hakkının uçurulması da diyebiliriz) vb. vb… MESS’in ****l işçilerinin sırtındaki zehirli hançeri Türk ****l Sendikası esnek çalışmayla derdi olmadını kerelerce ispatlamıştı. İstediği zam oranı ise %5+25 kuruş! ****l işçileri arasında ücret makasını daha bir açıp bölünmesine hizmet eden, saat ücreti 4 TL’nin altında olan ****l işçilerinin ağırlıklı bir bölümü için sıfır sözleşmenin bir başka versiyonu! Buna yanıt ****l işçisinin Türk ****l hançerini sırtından söküp atmak olmalıdır. Birleşik ****l İş ise TİS’de esnek çalışmanın dayatılması anlamına gelecek maddelerin grev nedeni olduğunu önden ilan etmiş olmasına rağmen işçi sınıfının mücadele kapitesini geliştirecek hiçbir hazırlığın içerisinde değil. Hazırlanan TİS taslağına damgasını vuran, asgari savunma çizgisidir. Hak kazanmak için mücadele değil, süregiden hak kayıplarını bir nebze azaltma çizgisidir. Bunu aşan tek talep işgünün 8 saatten 7.5 saate, haftalık çalışmanın da 37.5 saate düşürülmesi talebidir. (****l işkolunda çalışma saatlerinin düşürülmesi ve “6 saatlik işgünü insanca yaşanacak ücret” önümüzdeki günlerde uluslararası işçi sınıfının ortak talebi olarak sıkça gündem olacaktır. İşçi sınıfı uluslar arası bir sınıftır. Taleplerimizin belirlenmesinde bu da temel bir belirleyen olarak devreye girmelidir.) TEKEL işçilerinin eylemleriyle kısmi bir canlanma yaşayan işçi sınıfının öz savunma eylemleri, son dönemlerde ****l sektöründe giderek ağırlaşan çalışma koşulları ve düşen ücretler zemininde de kendisini hissettirmeye başladı. ****l sektöründe de örgütlenme arayışları ve işten atılmalara karşı direnişler gelişiyor. Pasif direnişler yerini bugün için sınırlı kalsa da, işgal ve eylemli dayanışma eylemlerine bırakmaktadır. Dün ****l sektörünün kümeleşme noktalarından biri olan Gebze’de işgalin adı ÇEL-MER’di, bugün MUTAŞ Demirçelik… MESS patronlarıyla kolkola ihanet sözleşmesinin taslağını hazırlayan Türk ****l’e karşı öfkenin adı dün Bursa’da Bosch, Renault işçileriydi, bugün alttan alta kaynayan Ford Otosan işçileri… İşte ****l TİS’lerinde burjuvaziyi ve sınıf işbirlikçilerini rahatsız eden, ihanet belgesini imzalayıvermeyi zorlaştıran güç bu alttan alta gelişen işçi öfkesidir. Ancak ****l işçisinin örgütlenme arayışları, öfke birikimi bir mücadele kanalı bulamadığında tıpkı Türk ****l’in 98 ihanetine karşı gelişen öfke patlaması gibi sönümlenir. Bu öfke birikimine yön verecek olan sınıfın mücadele programı ve öz örgütlülükleridir. ****l işçileri işyerlerinde, sendika ayrımı yapmadan havzalarda işçi komiteleri ve meclislerini örgütlemeli, TİS komiteleri kurmalı, güvencesizlik saldırısıyla karşı karşıya olan sınıfın tüm bölükleriyle ortak mücadele platformlarında buluşmalıdır. Sendika ağalarının ihanetinin önüne geçecek olan ancak ****l işçilerinin ortak mücadele programı ve mücadele inisiyatifini geliştiren taban organlarıdır. Hiçbir TİS sadece ekonomik taleplerle, “ekmeğimiz için mücadele ederek”, kazanılamaz. Burjuvazi için ekonomi ve siyaset ayrı değildir. Neoliberal yeniden yapılandırma ekonomik olduğu kadar, siyasi, siyasi olduğu kadar toplumsal ve kültürel bir saldırıdır. MESSpatronlarının dayattığı esnek çalışmayı İş Yasası’ndan, “istihdam giderlerini azaltmayı ve istihdamı artırma”yı (kısa zamanlı çalışma, telafi çalışma, işçi kiralama vb. gibi esneklikte sınır tanımayan uygulamaların yanısıra, bölgesel asgari ücret) hedefleyen Ulusal İstihdam Stratejisi’nden bağımsız ele alabilir miyiz? Mutaş işçilerinin fabrika işgali, işçilere yiyecek ve su verilmesini dahi engelleyen polis ablukasından, devlet teröründen bağımsız düşünülüp örgütlenebilir mi? Ve yine Mutaş işgali, direnişi duyar duymaz soluğu sınıf kardeşlerinin yanında alan Yücel Boru, Çel-Mer işçilerinden bağımsız düşünülebilinir mi? Ve bizim TİS stratejimiz sadece hak kayıplarını bir nebze azaltmakla sınırlı olabilir mi? Bu da TİS sürecinin protesto niteliğini aşmayan eylemlerle asla olamaz. Fransa’dan yükselen sese kulak verelim; grev, işgal, blokaj! Türkiye işçi sınıfı içerisinde mücadele birikimiyle önemli bir yere sahip ****l işçilerinin her kazanımı emeğin korunması mücadelesini geliştirecek, sınıfa karşı sınıf duruşunu ilerletecektir. ****l Grup TİS’i dün de sadece ****l TİS’i değildi, ama artık hiç değil! Kahrolsun Ücretli kölelik düzeni! TİS komitelerimizi, işçi meclislerimizi kuralım, TİS sürecinin inisiyatifini elimize alalım! Kahrolsun Türk ****l ağaları! Grev, işgal, blokaj! 6 Saatlik işgünü, insanca yaşanacak ücret! İşten atılmalar yasaklansın! Kölece çalışmaya, kölece yaşamaya hayır! Birleşe birleşe kazanacağız! (İşçi Meclisi’nin 3. sayısında yayınlanmıştır.)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: disk, hak is, isci, karsi, mess, metal, metal iscileri, olasi, sari sendikalarin, tavir sorunu, tisk, toplu sozlesme, turk is, tutumlarina |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| işçileri, kar, karşı, metal, olası, sarı, sendikaların, sözleşme, toplu, tutumlarına |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İHD: “Grev ve toplu sözleşme haktır!” | Mahmut Halil CAN | Dernekler,odalar,meslek örgütleri ve devrimci mücadele | 0 | 08-30-2007 04:33 PM |