![]() |
|
|
#21 |
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
18.3.2010 Yüreklerde newroz ateşi UNESCO tarafından 'insanlığın bozulmamış kültürel mirası ve sözel başyapıtı' olarak ilan edilen Newroz kutlamaları devam ediyor. Evet, bir kültürel miras bir sözel başyapıttır Newroz. Ezilen halkların mücadelesine esin kaynağı olmaya devam ediyor. Binlerce yıllık bir geçmişi olan bu miras, bu halk tarafından demiri işler gibi işlenenerek, kuşaktan kuşağa aktarılarak, yerine ve zamanına göre anlam yüklenilerek kurtuluş ve özgürlük günü olarak kutlanmaktadır. İnsanlık tarihi zulme karşı isyanların-başkaldırıların, ateşlerin mirasıdır. Demirci Kawa'dan, günümüze kadar uzanan bu isyan ateşi hiç sönmeden süregelmektedir. Yüzyıllardır talanlarla, inkar ve asimilasyonlarla, savaşlarla yokedilmeye çalışılan bir halkın zalim Dehak'tan bu yana tüm zalimlere direndiğini ve direneceğinin kanıtı ve özgürlük bayramıdır Newroz. Savaşa karşı barışı, zulme karşı direnişi, sömürüye karşı emeği savunmanın sembolüdür Newroz ateşi... Newroz, kimliğine yabancılaştırılmaya çalışılmış, kültürel değerleri yağma edilmiş, bayramları ve sabahları yıllar yılı yasaklanmış bir kavmin kendiyle kucaklaşması... Zulmün saraylarını yerle bir etmesi ve bunu ateşler yakarak cümle aleme duyurmasıdır. Newroz, Kawaların Dehaklara... Ahura Mazda'ların Ahriman'lara 'dur' demesidir. Aradan yüzyıllar geçti; köprünün altından çok sular aktı. Ancak, Demirci Kawa'nın yaktığı Newroz ateşini hiçbir şey söndüremedi. Newroz baskıya , sömürüye ve zulme karşı direnmenin adıdır. Demirci Kawa'nın çocukları; her yerde karanlığa, zulme, sömürüye karşı çıkıyor... 12 Eylül vahşeti o dönemin Diyarbakır zındanında tam da 'Hepsini yavaş yavaş teslim aldım' dediği bir noktada Mazlum'un bedeninde yaktığı ateş zalimin zulmünü boşa çıkarıyor, Diyarbakır zindan direnişlerini yeniden başlatıyordu. *** Ateşin kutsandığı bir gündür Newroz... Çünkü Newroz ateştir, bu ateş ezilenlerin, mazlumların yüreklerinde yandı her zaman. Bu ateşi tanrıların elinden alıp onu insanlığın emrine vermek için mücadele edenler, değişen tarihsel koşullara göre bu ateşe değişik anlamlar yüklediler. Bu yüzden ateşin bir şiir imgesi gibi anlam katmanları oldu hep. Bin yıl öncesine uzanır Newroz... Newroz ateşi zulme karşı direnişin adı oldu çoğu kez, kimi zaman yasaklara karşı bir duruşu simgeledi. En sıkışık anlarda umut oldu ısıttı yürekleri. Bazen kültürleri buluşturan, ayrımcılığa karşı birliğin adı oldu bu ateş. Siyasal, sosyal ve kültürel taleplerin haykırıldığı alanlarda yandı bu ateş. Savaşa karşı barışı haykırdı bu ateş... Newroz ateşi, bu kez bir değişimi vurgulamak için yanacak, barışı haykırmak, özgürlüğü, eşitliği, vurgulamak için yanacak. Çözüm için yanacak. *** Tales, 'Evrenin kökeninde su var' demişti; Anaksimenes, hava; Demokritos, atom; Herakleitos, ateş... Biz ateşe aşkı da ekleyelim... Newroz, iktidar ve iktidarcıklar tarafından, statüko ve hegemonya baskısı altında tutulan hayatın kurtarılmış bir alanı; özgür düşünmeye çalışan ve kendi içindeki de dahil olmak üzere, her türlü iktidar oluşumuna karşı uyanık olan bir sınama meydanı... Ötelerde duman duman. Karanlığın krallığına karşı... Newroz, insanın var olma çabasını vurgulayan bir meydan okuma biçimidir aynı zamanda... Demirci Kawa'nın işçiliğinden, tanrılardan ateşi çalan Prometheus'un mitolojik bir örgü içinde hayat bulan hikayesine kadar uzanan ilişkinin bir öyküsüdür... Zerdüşt'ün Avesta'sında da ateş kavram önemli bir yer tutar. Ateş vicdandr, zaferin müjdecisidir, iyinin koruyucusudur, özgürlüktür... Ateş güneşin bir parçasıdır. Ve tanrı insanlara korunması, beslenmesi ve günahlarından arınması için yeryüzüne indirmiştir. Bu yüzden ateş kutsaldır, çevresinde dans edip şölenler düzenlemek günahlardan arınmak anlamına da gelir. Herşeyin bir öyküsü var. Bu da ateşin öyküsü... Tarihten çalındı bu ateş... Talandan, yalandan çalındı ateş... İnkardan ve imhadan, kıyımdan çalındı ateş... Bedenlerin eylem aracına dönüştüğü yerde büyüdü ateş... Ateşe insan karıştı... İnsana isyan yakıştı... Dilden dile... Kulaktan kulağa... Gönülden gönüle ulaştı ateş... Bu Newrozda da en büyük kitlesel katılımı gerçekleştirerek tüm dünya kamuoyuna özgürlük ve barış mesajları verecek. Halk yine yollara düşecek, alanları dolduracak ve bu Newroz'u da adına ve şanına uygun bir şekilde kutlayacak... Analar, kızlar ve çocuklar rengarenk giysiler içinde alanı renk cümbüşüne dönüştürecek... Tüm zamanların en büyük Newroz'una hazırlanan Amed Newroz'un içerdiği anlamı biliyor... Onun için; barışın, paylaşımın, adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün şiarını haykıracak... çözüm diyecek... *** Tarihin hafızası tazelenecek... Yine gelecekler... Sokaklar dolusu... Caddeler dolusu gelecekler... Rengarenk giysileriyle, 'kesk u sor u zer'leriyle, flamaları ve bayraklarıyla gelecekler... Yüzler, binler, yüzbinler olacaklar... Gelecekler... Amed'in Newroz alanına akacaklar... Tek bir yürek, tek bir ses olacaklar. Alanı, şarkılarla, halaylarla donatacaklar... Barışı haykırmaya gelecekler ateşin çocukları...Çözüm isteyecekler. Newroz ateştir diyecekler, bu ateş ezilenlerin, mazlumların yüreklerinde yanan bir ateştir, bu ateş silsin kanı, var etsin canı, kutsasın hayatı diyecekler... Acının, zulmün ve hüznün yerini güzelliklerin alabileceğine inanan bir bilinçle gelecekler... Bayramlık giysiler içinde hayat, zılgıtlar ve halaylar eşliğinde kendini sokaklara, alanlara salacak . Demokratik bir birliktelik, ortak bir gelecek özlemiyle... Amed gösterecek görkemini yine. Amed, yarım kalmış bir yol haritasında yürüyüşünü sürdürmeye kararlı bir serhildan olacak. Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara cevap olacak... Yol olacak, yöntem olacak... İyi okunması gereken bir mesaj olacak. Sazın telinde, davulun tokmağında, halayın coşkusunda yanacak ateş... Ateşiniz bol olsun... Newroz kutlu olsun... Newroz pîroz be. A.HİCRİ İZGÖREN hicriizgoren@gmail.com
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
|
#22 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
KÜRT HALKINA KARŞI ÜÇLÜ KISKAÇA KARŞI 2009 NEWROZUNUN ANLAMI
2009 Newrozu ve sonrası , Kürt halkı,emekçileri açısından bir kırılma noktasına tekabüle edecektir. Yerel seçimlerle referandum havasına büründürülen ve bu çerçeveye sıkıştırılmış mevcut güncel durum ile ABD emperyalizmi , Güney Kürdistan ve Türk sömürgeci faşist rejimi tarafından epeyden beridir üzerinde ister gizli, ister açık görüşmelerle şekillendirdikleri ; Kürt sorununu kendi istemleri yönünde çözme ya da PKK ile KUKM’ni ehlileştirme harekatı pratik şekillenmesini aldı. Faşist rejimin başı Abdullah Gül’ün dilinden “ bu sorun çözülecek” sözlerinin ardından, Gül’ün ABD emperyalizmin uşağı Talabani ile görüşmesi, ardından Talabani’nin sonunun kendisi üzerine açıklamaları ile hedeflenenler açıkça dillendirilmeye başlandı. Talabani, bir süre önce Güney Kürdistan’daki Fettullahçıların, ya da ABD uşağı psikolojik savaş unsurlarının düzenlediği Konferansa da atıfta bulunarak ; yakın zamanda Güney Kürdistan’da düzenlenecek Kürt Konferansı ile birlikte daha net adımların atılacağını söyleyip ; ardından “büyük abi” olarak PKK’nin silahları bırakması ve sorunun “ siyasal çözümü” için siyasal mücadele vermesi temennisini iletmesi; hatta bundan öte “silahların bırakılacağını” bir biçimde ifade etmesi ;yakın-orta erimde yeni gelişmelerin gündemde olacağını göstermektedir. Son iki yıldır yazdığımız yazılarda ve en son birkaç gün öncesi değerlendirmemizde yine Newroz ile bağlantılı olarak , seçim sonuçlarının da endekslendiği süreçte yeni bir evreye geçileceğini ifade etmiştik . ABD emperyalizmi, Afganistan dahil, etkinlik alanlarının bir bir elinden çıkma ihtimaline karşılık , Ortadoğu Jandarması olarak Türk sömürgeci faşist diktatörlüğünü kullanmıştır.Bundan sonra da en aktif bir biçimde kullanacağı yeni bir evreye sıçratmak istemektedir. TC’nin Güney Kürdistan takıntılarının, şu anda yenilmiş gibi görünen egemen kliğin karşısında AKP’li egemen klikle organize bir biçimde Kuzey Kürdistan’ı içine alacak bir çerçevede yeniden şekillendirmesi kesinlikle gereklidir. Elden geldiğince gerek Ortadoğuda ABD-TC işbirliği doğrultusunda arkası sağlam bir sömürgeci-faşist bir jandarma isteğinden dolayı; gerekse de TC’nin iç istikrarının bölge hakimiyeti bakımından önemli halde olması; diğer yandan kangrene dönme eğilimi içinden çıkılıp; en uygun zeminde BOP’a uygun bir biçimde KUKM’nin de şekillendirilmesi; “tarlanın ekime uygun “ hale getirilmesi ön koşuluna bağlı idi. Bu evrede yapılacak ya da atılacak adımlara yön veren ya da verecek olan başta ABD emperyalizminin bölgesel hakimiyeti ve istikrarı ile uşaklarının mevcuda hakim olabilme istidatlarıdır. Bayan Clinton’un ziyareti ile ön çalışması-alt yapısı netleştirilen, ABD uşağı egemenlerin Obama’nın geleceği,ziyaret edeceği olasılığına karşılık sınır tanımaz el etek öpmelerinden de anlaşılacağı gibi; düğmeye basılmıştır Kürt sorunu başta olmak üzere, bölgesel diğer sorunlar noktasında da. Obama, tamamen hazır bir zemin üzerine oturacaktır. Bu gelişmelerden de anlaşılacağı üzere, bu planlar açısından “dikensiz gül bahçesi” özlemi Talabani uşağı ile Abdullah Gül paspası tarafından dile getirilmiştir sadece. Şu anda , mevcut durumda bu bahçenin tek “ dikeni” PKK’nin mevcut durumda savaşçı kadrolarıdır. Dağ başlarında , haklarının özgürlüğü uğruna mücadele eden yurtsever savaşçılarıdır. “Genel Affın” dillendirilmesi ile birlikte tasfiyeciliğin dayatılacağı; ya da mevcut kadrolar içinde bir kesimi hedef alarak PKK’yi esas olarak zayıflatarak, mevcut durumundan daha da gerilere itmek anlamı taşıdığı, taşıyacağı açıktır. Burada egemenlerin birinci aşamadaki tutumu, zaten şekillenmiş planı Konferansla taçlandırmak,meşrulaştırmaya, uluslararasılaştırmaya çalışmak,bölge halkları açısından mevcuda karşı tehdit-şantaj vs ile dize getirmeye çalışmak bir tehdit unsuru olarak PJAK dahil çeşitli yapıların İran’a dönük operasyonlar için kullanılabileceği gibi senaryoları canlandırmak vs bir çok şeyi bir arada başarmak üzerine kurulacağı açıktır. ABD ve bölge egemenleri açısından süreç için en büyük tehdit ; PKK ve Kürt halkının bugüne kadar vermiş olduğu mücadelede çekmiş olduğu acılara karşılık direncidir.PKK kadrolarının , dağda savaşan ve mücadele içinde pişmiş kadroları ile Kürt emekçilerinin kolay kolay boyun eğmeyeceği, bugüne kadar çeşitli kereler “açıla saçıla” bir hal olmuş gerici-faşist-sömürgeci rejime güvenemeyeceği gerçeği ortadadır. “Genel Af” ile de uyutulamayacak , kandırılamayacak kadro ve savaşçıların; süreç içinde dahil olmayacakları, olmamaları gerektiği açıktır. Seçimler öncesi Newroz bile gelmeden Kürdistan ve Anadolu coğrafyasında ister sivil itleri ile isterse de resmi kolluk güçleri ile faşist terör tırmandırılıyor.Azgın faşist terör sopa ile yüzünü gösterirken,” açılımları” takip eden süreçte,önümüzdeki dönemde “aflarla” dayatılan – geçmişte olduğu gibi- ihanet çemberi giderek daha da daraltılmaya çalışılacaktır. Kürt halkı ve Kürt emekçileri, Newroz ve sonrasında seçim süreci ile birlikte yeni bir döneme gözlerini açacaklardır.Egemenler , tüm alt yapısını hazırladıkları sürecin startına basacaklardır. Bu kıskaç harekatına yem olmamak için bugüne kadar olduğu gibi; PKK savaşçılarının ve kadrolarının, ayrıca öz olarak Kürt yoksulları ile emekçilerinin direnmeleri, taleplerini daha gür bir biçimde haykırmaları gerekmektedir. Newroz bunun bir ayağı olarak algılanmalıdır. Newroz, tarihsel olarak bir direnişin,özgürlük,eşitlik,kardeşlik,ezene karşı ezilenin ayaklanması anlamını taşımaktadır.Zalim yönetici Dehaklara karşı, aşağıdakilerin liderleri Demirci Kawa ile birlikte mücadele ettikleri, taht sahiplerini indirip özgürlük ve bağımsızlık ile zalimleri tarihe, çöplüğe gönderdikleri bir gündür. 2009 Newrozu ile birlikte , köleleştirilmek istenmenin ötesinden kıskaç içinde özgürlük-eşitlik-adalet sloganları ile yola çıkmış bir halkın mücadelesinin boğulması, bugüne kadar döktükleri kan içinde ihanetin kollarına teslim edilmek istendiği bir süreç yaşatılmak,dayatılmak isteniyor.2009 Newrozu ile Seçim süreci; Kürt halkının sınıfsal-ulusal-dinsel-cinsel-sömürgeci vs baskı,ayrım,statüye karşı sesini daha gür bir biçimde haykırması gerekmektedir. ABD emperyalizmi ve onların yerli işbirlikçileri ile uşaklarının ellerinde bir “oyuncak” olmak istemeyen Kürt halkı, bu üçlü kıskaca karşı; taleplerinin etrafında daha çok kenetlenmek, mücadelesine daha sımsıkı sarılmak zorundadır.Son Kürt isyanı deyim yerinde ise; kıskaç harekatı ile kata kulliye getirilip, ihanet çemberinde sıkıştırılmak ve bitirilmek isteniyor. Kürt halkı ve emekçileri bunu görmek zorundadır. Bu Newroz ve Newrozlar, Kürt halkı ve emekçileri özgür olmadıktan sonra, eşit-özgür-adil-insani bir dünyaya gözlerini açmadıktan sonra Kürtler ve diğer tüm halklar açısından BAYRAM değil; MÜCADELE günleridirler.Hele ki, yukarıda tanıladığımız özgün sürecin gerekleri bu Newroz’da Kürt halkı ve emekçilerinin daha bir mücadelelerini yükseltme günleridir. Kürt halkının tüm ayrım ve baskılara karşı, sınıfsal-ulusal-cinsel vs tüm baskı , sömürüye karşı; sömürgeci faşist diktatörlüklere, Zalim Dehaklara karşı mücadele bayrağını daha da yükseklere çekme günleridir.Alanları doldurmak dışında , ezen ulus sınıf devrimcileri ile sınıfıyla dayanışma;birlikte mücadeleyi örme günleridir. Halkların emperyalizme,sömürgeciliğe,faşizme,gericiliğe karşı tüm güçlerini birleştirdikleri, mücadeleyi sıçrattıkları bir gün olarak NEWROZ 2009’da tüm gücümüzle alanları doldurmak, özgürlük,devrim ve sosyalizm sloganları ile , sömürgeci faşist diktatörlükler ile emperyalizmin operasyonlarına karşı , gerçek kurtuluşun yollarını açmak günün en temel görevlerindendir. KÜRT HALKIVE KADROLARI ETRAFINDAKİ HAİN ÇEMBERİ KIRMAK İÇİN MÜCADELEYE BIJİ NEWROZ,BIJİ AZADİ BIJİ SOSYALIZM BIJİ BRATEYAN GELLAN KAHROLSUN EMPERYALİZM,SÖMÜRGECİLİK,FAŞİZM VE HER TÜRDEN GERİCİLİK YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM 19.03.2009 Mahmut Halil Can ( Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#23 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Yüreklerde Newroz ateşi
![]() A. Hicri İzgören tarafından Per, 03/18/2010 - 09:06 tarihinde gönderildi.
UNESCO tarafından ‘insanlığın bozulmamış kültürel mirası ve sözel başyapıtı’ olarak ilan edilen Newroz kutlamaları devam ediyor. Evet, bir kültürel miras bir sözel başyapıttır Newroz. Ezilen halkın mücadelesine esin kaynağı olmaya devam ediyor. Binlerce yıllık bir geçmişi olan bu miras, Bu halk tarafından demiri işler gibi işlenenerek, kuşaktan kuşağa aktarılarak, yerine ve zamanına göre anlam yüklenilerek kurtuluş ve özgürlük günü olarak kutlanmaktadır. İnsanlık tarihi zulme karşı isyanların-başkaldırıların, ateşlerin mirasıdır. Demirci Kawa’dan, günümüze kadar uzanan bu isyan ateşi hiç sönmeden süregelmektedir. Savaşa karşı barışı, zulme karşı direnişi, sömürüye karşı emeği savunmanın sembolüdür Newroz ateşi... Newroz, kimliğine yabancılaştırılmaya çalışılmış, kültürel değerleri yağma edilmiş, bayramları ve sabahları yıllar yılı yasaklanmış bir kavmin kendiyle kucaklaşması... Zulmün saraylarını yerle bir etmesi ve bunu ateşler yakarak cümle aleme duyurmasıdır. Newroz, Kawaların Dehaklara... Ahura Mazdaların Ahrimanlara “dur” demesidir. Aradan yüzyıllar geçti; köprünün altından çok sular aktı. Ancak, Demirci Kawa’nın yaktığı Newroz ateşini hiçbir şey söndüremedi. Newroz baskıya, sömürüye ve zulme karşı direnmenin adıdır. Demirci Kawa’nın çocukları; her yerde karanlığa, zulme, sömürüye karşı çıkıyor... 12 Eylül vahşeti o dönemin Diyarbakır zındanında tam da „Hepsini yavaş yavaş teslim aldım“ dediği bir noktada Mazlum’un bedeninde yaktığı ateş zalimin zulmünü boşa çıkarıyor Diyarbakır zindan direnişlerini yeniden başlatıyordu. Bin yıl öncesine uzanır Newroz… Newroz ateşi zulme karşı direnişin adı oldu çoğu kez, kimi zaman yasaklara karşı bir duruşu simgeledi. En sıkışık anlarda umut oldu ısıttı yürekleri. Bazen kültürleri buluşturan, ayrımcılığa karşı birliğin adı oldu bu ateş. Siyasal, sosyal ve kültürel taleplerin haykırıldığı alanlarda yandı bu ateş. Savaşa karşı barışı haykırdı bu ateş... Newroz ateşi, bu kez bir değişimi vurgulamak için yanacak, barışı haykırmak, özgürlüğü, eşitliği, vurgulamak için yanacak…Çözüm için yanacak. *** Zerdüşt’ün Avesta’snda da ateş kavram önemli bir yer tutar. Ateş vicdandr, zaferin müjdecisidir, iyinin koruyucusudur, özgürlüktür... Bu Newrozda da en büyük kitlesel katılımı gerçekleştirerek tüm dünya kamuoyuna özgürlük ve barış mesajları verecek. Halk yine yollara düşecek, alanları dolduracak ve bu Newroz’u da adına ve şanına uygun bir şekilde kutlayacak... Analar, kızlar ve çocuklar rengarenk giysiler içinde alanı renk cümbüşüne dönüştürecek... Amed Newroz’un içerdiği anlamı biliyor... Onun için; barışın, paylaşımın, adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün şiarını haykıracak... Çözüm isteyecek. Yine barışı haykırmaya gelecekler ateşin çocukları... Newroz ateştir diyecekler, bu ateş ezilenlerin, mazlumların yüreklerinde yanan bir ateştir, bu ateş silsin kanı, var etsin canı, kutsasın hayatı diyecekler... Acının, zulmün ve hüznün yerini güzelliklerin alabileceğine inanan bir bilinçle gelecekler... Bayramlık giysiler içinde hayat, zılgıtlar ve halaylar eşliğinde kendini sokaklara, alanlara salacak. Demokratik bir birliktelik, ortak bir gelecek özlemiyle...Amed gösterecek görkemini yine. Amed, yarım kalmış bir yol haritasında yürüyüşünü sürdürmeye kararlı bir serhildan olacak. Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara cevap olacak... Yol olacak, yöntem olacak... İyi okunması gereken bir mesaj olacak. Sazın telinde, davulun tokmağında, halayın coşkusunda yanacak ateş... Ateşiniz bol olsun... Newroz şimdiden kutlu olsun... Newroz pîroz be. hicriizgoren@gmail.com
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#24 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Newroz, Demirci Kawa’nın Dehak zulmüne karşı isyan bayrağını açtığı gündür. 21 Mart’ta Kürt halkı, Demirci Kawa’nın önderliğinde Dehak zorbalığına isyan etmişti. Newroz, Demirci Kawa'nın ezilenlerin temsilcisi olarak ortaya çıkıp Zalim Dehak'ın sarayını başına yıktığı gündür. Kürt halkını zulüm altında inleten Dehak'ın saltanatı, böylece Kawa'nın öfkeli balyozuyla dağılıp gitmiş ve dağlarda özgürlük ateşleri yanmaya başlamıştır. Newroz, zulme karşı boyun eğmez direnişin simgesi olarak o günden bu yana yüzlerce yıldır her 21 Mart'ta dağlarda, ovalarda ve her yerde ateşler yakılarak kutlanmaktadır. Newroz’da yakılan ateş, özgürlüğün, başkaldırının ve yenilenmenin simgesidir. Sermaye devletini rahatsız eden de bugünün başkaldırı ve direnişin simgesi olması ve Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle özdeşleşmesidir.
Kürt halkı bu yıl Newroz’u önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde kutluyor. Bu yıl Newroz, ABD emperyalizminin desteğinde sömürgeci sermaye devletinin işçi, emekçi ve özellikle de Kürt halkına karşı topyekûn savaş ilan ettiği, içte ve dışta operasyonları tırmandırarak sürdürdüğü, öte yandan Güney Kürdistan’a yönelik başlatılan işgal harekâtının PKK’nin sergilediği kararlı direniş ve ABD’nin “bitir” emri üzerine sömürgeci Türk sermaye devletinin geri çekilmesiyle sonuçlandığı koşullarda kutlanıyor. Sömürgeci sermaye devleti, başarısızlıkla sonuçlanan Güney Kürdistan’ı işgal provasının sonunda ağır bir siyasi darbe aldı. Başta Genelkurmay olmak üzere yönetici güç odakları istedikleri gibi at oynatamayacaklarını böylece görmüş bulunuyorlar. Dahası, ABD’nin de baskısıyla hezimet içinde sonuçlanan geri çekilmenin ardından, içerde başta düzen güçleri olmak üzere toplumun hemen her kesiminde yoğun tartışmalar başlayarak orduya yönelik kuşku ve sorgulama derinleşmektedir. Bu durum, sermaye düzeninin rejim krizini derinleştiren bir rol oynamış, ordu ile diğer düzen güçleri arasında çatışmaya yolaçmıştır. Güney’den çekilmek zorunda kalan Türk ordusunun Kuzey Kürdistan’daki operasyonları, Kürt halkı üzerindeki faşist-şovenist baskı ve zulüm tüm hızıyla sürüyor. Kürt hareketinin düzen içinde çözüm arayışlarına rağmen Türk sermaye devletinin yanıtı daha çok baskı ve daha çok operasyon olmaktadır. Geleneksel inkâr ve imha anlayışı bir milim bile değişmemiştir. Sömürgeci sermaye devleti, en küçük bir kıpırdanışı boğmakta tereddüt etmemektedir. İstedikleri tam ve kesin bir teslimiyettir. Kürdistan zaten yıllardır fiili bir kirli savaş alanıdır. Dahası, Türk sermaye devletinin Kürt halkına yönelik daha geniş çaplı saldırı ve imha planları her zaman için gündemdedir. Başta Kürt sorunu olmak üzere temel hiçbir sorununu çözemeyen sermaye devleti, artık her alanda tam bir açmazın içindedir. Yine de düzen güçleri aralarında ne kadar dalaşsalar da en iyi anlaştıkları nokta, Kürt halkının mücadelesini boğmak, mücadele azmini bitirmektir. Bu konuda en azılı faşistleriyle en yumuşak görünen liberaller hemfikirdirler. Ancak buna rağmen Kürt halkının mücadele azmi kırılamamıştır. Derin bir öfke birikmekte ve değişik vesilelerle patlak vermektedir. Kürt halkının ulusal özgürlük istemi bir türlü bastırılamamaktadır. Kürt halkı işte bu koşullar altında yeni bir özgürlük bayramına, Newroz'a hazırlanıyor. Yeniden alanlara çıkmak, yeniden ateşler yakıp ulusal özgürlük ve eşitlik talebini dile getirmek Kürt halkının en doğal hakkıdır. Bu süreçte Amerikan emperyalizmi rakiplerini etkisizleştirmek ve Ortadoğu’ya tümüyle egemen olmak için bölge halklarına savaş ilan ederek hegemonyasını pekiştirmeyi hedefliyor. Bir yandan Güney Kürdistan’daki işbirlikçileri vasıtasıyla Kürtlerin hamiliğine soyunurken, öte yandan Kuzey Kürdistan’daki Kürt hareketini etkisizleştirmek için Türk sermaye devletine destek sunarak, bir taşla birkaç kuş vurmayı hedefliyor. Kuşkusuz ki, ABD emperyalizminin bu planlarından en çok etkilenecek, yeni acı ve gözyaşlarına boğulacak olan, başta Türk ve Kürt olmak üzere tüm Ortadoğu halklarıdır. Bu nedenle Newroz, bölgede egemenliğini pekiştirme ve halkları birbirine kırdırmaya dayalı yağma savaşı peşinde koşan ABD emperyalizmine ve kaderini onunla birleştirmiş Türk sermaye devletinin Güney Kürdistan’a operasyonlar yaparak PKK’yi etkisizleştirme, Kürt halkının ulusal ve demokratik istemlerini kan ve zulümle bastırma saldırısına karşı birleşik, kitlesel ve militan direnişin örüldüğü bir gün olarak kutlanmalıdır. Ortadoğu’daki saldırganlığa karşı ortak bir mücadele platformu yaratmak, Filistin’de, İran’da, Afganistan’da, Irak’ta, Türkiye’de Newroz ateşinin sınıfsal anlamını bir kez daha haykırmak, halkların özgürleşmesinin, sömürün ortadan kalkmasının mücadelesini daha bir kararlılıkla savunmak bugün tüm Ortadoğu halklarının ortak görevidir. ABD’nin Irak’ta kanlı komplolarını artırmaya, İran ve Suriye’ye de saldırı planları yapmaya başladığı şu günlerde halkların birlikte mücadelesi her zamankinden daha da önemli hale gelmiştir. Bugün gelinen nokta kritiktir ve halkların kaderlerini derin bağlarla birbirine bağlamaktadır. Bugün Demirci Kawa'nın balyozu bütün Ortadoğu işçi sınıfı ve ezilen halklarına gereklidir. Bölgenin tamamında büyük bir ateş yakmak, bütün emperyalist soyguncuları ve sömürgeci işbirlikçilerini defetmek, özgür ve kardeşçe ilişkileri kurmak bütün Ortadoğu halklarının ortak görevidir. Öte yandan, Türkiye cephesinde sermaye düzeni ve devleti tarafından beslenip büyütülen şovenizm halkların ortak mücadelesiyle püskürtülmelidir. Bu koşullarda işçilerin birliğini, halkların kardeşliğini öne çıkarmak, şovenizme karşı tereddütsüz bir mücadele yürütmek ve Newroz günü Kürt, Türk, Ermeni, Laz demeden sömürgeci sermaye devletinin karşısına dikilmek hayati önemde bir sorundur. Kawa'nın balyozunu bütün zalimlerin tepesine indirmek, Dehaklar’ın karşısına tek bir yürek tek bir yumruk olarak çıkmak hepimizin görevidir. Newroz, bugünün zalim Dehaklar’ına karşı bir başkaldırı ve isyan günüdür. Bu zalim Dehaklar karşımıza bazen İMF, bazen Dünya Bankası, bazen Irak’ı, Afganistan’ı ya da başka ülkeleri işgal eden Amerikan güçleri olarak çıkıyor… Bu Dehaklar kılık değiştirmiş şekilde Tuzla tersanelerinde işçilerin ölümü pahasına kâr hırsı ile gözleri kararmış tersane patronu olarak, bazen ülkeleri birbirine düşüren ve silah satan ölüm tacirleri, bazen sokaklarda eylemci çocukları öldüren üniformalı katiller olarak çıkıyorlar… Bazen de bu zalim Dehaklar halkların diline kelepçe vurmuş, beynine ipotek koymuş zorbalar olarak karşımıza çıkıyor… Bu Dehaklar dünyanın dört bir yanına dağılmış, kendi çıkarları, kâr hırsları için dünya halklarına zulmediyor... Bu çağdaş Dehaklar’a karşı mücadele edebilmek için biz de demirci Kawa’nın ruhu ve azmini kendimizde toplamalıyız. Dehaklar’ın zulmüne karşı birlikte mücadele etmeli, Newroz’da Kürt-Türk demeden tüm işçi ve emekçiler olarak alanlarda olmalıyız. Taleplerimiz sadece Kürt halkının ulusal özgürlük ve eşitlik talepleriyle sınırlı kalmamalıdır. Taleplerimiz, Türk-Kürt tüm işçi ve emekçilerin sınıfsal talebiyle birleştiği ölçüde güçlenecek ve gerçek anlamını bulacaktır. Newroz'u birleşik devrimci mücadelenin geliştirilip ileri taşındığı, halkların özgürlüğü, eşitliği ve gönüllü birliği için mücadelenin her cephede yükseltildiği bir gün yapalım! Newroz’da özgürlük talebini bir kez daha haykırmak, Newroz ateşini devrim ateşiyle körüklemek için alanlara çıkalım! İşçilerin birliği halkların kardeşliği için Newroz ateşlerinin başına!
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#25 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
EMPERYALİST KISKAÇTA KÜRT HALKININ MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜĞE AKACAKTIR
AB’li emperyalist İtalya’nın ardından Belçika’da PKK ve KUKM’ne linç harekâtını başlatmış bulunuyor. İtalya’da onlarca Kürdün tutuklanmasının ardından gelişen bu süreçte Belçika, başta ROJ TV olmak üzere basmış, Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal başta olmak üzere birçok Yurtsever Kürt politikacısını tutuklamıştır. ABD emperyalizminin Ermeni Soykırımı kartını Türk sömürgeci faşist diktatörlüğüne karşı kullanma amaçlı rutin resminin yanına; AB’li emperyalist grupların PKK’ ye karşı operasyonlarını oldukça anlamlı kılan bir değerlendirme yapmak lazımdır. Zira ABD emperyalizminin yıllardır kullandığı bu kozla birlikte, şimdiki egemenlik savaşı ile it dalaşlarının yanına Ermeni Soykırımı tasarısını eklemiş olmasının karşısına; AB’li emperyalistler “bizler sizlerin yanındayız. Sakın merak etmeyiniz. Sizin düşmanınız olan PKK’ ye bakınız tavır alıyoruz” demeye getirip; emperyalistler arası dalaşı Kürtler üzerinden gerçekleştirme işine girişmektedirler. Kürt Sorunu emperyalizmin Türk sömürgeci faşist rejimi ile bölge ülkeleri açısından kullanmaya çalıştığı, yıllardan beridir bu sorun üstünden Anadolu coğrafyası üzerinden emperyalist rekabetin de, dalaşında maddesi haline getirdiği bir sorundur ve olmaya da devam edecektir. Kaldı ki, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Avrupa’da aynı ya da ardışık zamanlarda Kürt Hareketinin üzerine gidilmesi, Kürt Hareketinin tasfiye harekâtı asla ve kesinlikle tesadüfî değildir ve de olamaz da. Bahar aylarına girilen bu süreçte yükselecek olan Gerilla Mücadelesi ve KUKM’nin önünü kesmek, psikolojik anlamda kıskaca almak, teslim almaya çalışmak gayretinde olan ve bunu da TC açısından bir koza dönüştürmeye niyetli olan AB’li emperyalistler elbette ki eli boş döneceklerdir bu macerada. Zira KUKM, artık kendi kanallarından ilerlemek zorunluluğunu yaşamın kendisinde algılamıştır. Deneyimleri ile kavramıştır ki, hiçbir emperyalist ya da gerici güç, bir diğerinden daha yeğ değildir. Azı ile çoğunun içtiği su aynı çeşmedendir ve bu çeşme her halükarda emekçiler, ezilenler ile halklara her daim zehirli su içirmeye çalışmaktadırlar. Ağza bir parmak bal çalmaların her daim anlamı, bal çalanın çıkarları doğrultusundadır. Çıkarlarının gösterdiği hiçbir şeyi yapmaktan çekinmeyen bir toplumsal-ekonomik sistemdir emperyalist kapitalizm. Bu bakımdan yaşananlar belki KUKM açısından şaşırtıcıdır; ama komünist devrimciler açısından değildir. Zira emperyalist kapitalizm açısından çağın içinden geçtiği dönemde her sorun, kendisinin rakiplerine karşı kullanacağı bir sorundur. Bu da dolayısıyla geçici ve kalıcı getiri demektir. Kürt Halkı ve onun özgürlük mücadelesi dinamitlenmeye çalışılmakta ve dünyanın dört bir yanında baskı, zulüm, gözaltı ve terörle karşı karşıyadır. Kürt Halkı, bir zamanlar Filistin Sorununun maruz kaldığı, halende bundan muzdarip olduğu bir yere doğru sürüklenmektedir. Kürt Halkı ve Özgürlük Mücadelesinin bir şansı var ki, hala bağımsız politik hat çizme konusunda serbestîleridir. Kendilerini şu ya da bu merkeze bağımlı hale getirmemiş oluşlarıdır. Kürt Halkının kaderini şu ya da bu emperyalist merkezin insafına bırakmamış olmalarıdır. Bunda da ne kadar doğru davrandıkları şimdi açığa çıktığı gibi, zamanla da daha fazla açığa çıkacaktır. Emperyalizmin dili, dini, ırkı, mezhebi yoktur. Şu ya da bu merkezi yoktur. Emperyalizm, emperyalizmdir. Kapitalizmin en yüksek aşaması olan; kapitalizmin çürümesinin de başlangıcıdır. Kar-para-çıkar vs nin doruk noktasıdır. Emperyalistler arası çatışma demektir de aynı zamanda. Ki bu çatışmalar, genel olarak direk değil; her gün rastlanıldığı gibi dolaylı yollardan yürümektedir. Bin bir koldan Kürt Halkı ve KUKM teslimiyete, tasfiyeciliğe zorlanmakta ve köşeye sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Kürt Halkının direnişi, Serhıldanlarla ve öncelikle de silahlı dağ direnişi olduğu sürece emperyalist kapitalizminin bu sıkıştırmaları, saldırıları olacaktır. Her defasında düzen içine çekip boğmaya çalışacak, saldıracak ve onu kendi isteğine göre biçimlendirmek, kullanmak isteyecektir. Bu düzenin sorun ve kendisine bakışı bu temeldedir ve aşinadır, malumdur. Peki, Kürt Halkı cephesinde durum nedir ve ne olmalıdır? Biliniyor ki, son Kürt İsyanı yine silahlı-militan bir direnişle kendine yol açmıştır. Ve bugünkü mücadele ve kazanımların güvencesi yine Silahlı-militan direniş ve ondaki ısrar olacaktır. Bundan başka her yol kesinlikle düzene, emperyalist kapitalizme teslime, tasfiyeciliğe götürecektir. Zaten emperyalist kapitalizm de buna oynamaktadır. KUKM, baharla birlikte yoğunlaşan içte-dışta tüm saldırılara, kuşatmalara, tasfiyeci ve teslimiyetçi dayatmalara karşı, bugüne kadar kendini nasıl var etti ise bundan böylede kendini ancak bu biçimde savaşa karşı savaş, saldırıya karşı direniş, özgürlük için mücadele ile başarabilir. Bugün KUKM’nin her zamankinden daha da önemli bir dolaylı bileşeni var. O da yükselen sınıf mücadelesi ve giderek etkinleşen komünist devrimci çalışma. KUKM, teslimiyetçi, tasfiyeci dayatmalara karşı direnmek, kanla kazandığını, kan ve gözyaşı ile var ettiklerini bir avuç çapulcu egemenin baskı tehdidine, saldırısına karşı heba etmeyecektir. Direnmekten, mücadele etmekten ve bin bir koldan karşı saldırıya geçmekten başka yol yoktur. Bahar ile birlikte yükselecek olan karşı-devrimci saldırılara karşı anladığı dilden her alanda yanıt vermek lazım gelecektir. Yükselen işçi sınıfının ekonomik-demokratik mücadelesinin de yaratacağı ortamın, KUKM açısından nefes olacağı da açıktır. Kürt Halkının ve KUKM’nin kendisi dışında tek ve gerçek dostları Enternasyonal proletarya ile yaşanılan coğrafyanın proleter ve emekçileridir. Kurtuluş Halkların Kardeşliğinden ve birlikte-ortak mücadelesinden geçmektedir. Emperyalist kapitalizm varsın azgın bir biçimde kudurmuş köpek gibi salyaları ile saldırsın. “Eceli gelen köpek cami duvarına işer”. Emperyalist kapitalizm, eceli gelmiş köpektir. 04.03.2010 NOT: Bu yazı kaleme alındığında Ermeni Soykırımı tasarısı ABD Dış İlişkiler Komitesinde oylanmamıştı. Beklediğimiz ve ön gördüğümüz üzere oylama siyasal olarak TC’nin sıkıştırılması, istenilen çizgiye çekilmesi ve istenen ortama getirilmesi için bu kabul olmuştur. Zaten ABD emperyalizminin soruna bakış açısında başka bir şey beklemek olanaklı olamaz. Tamamen bölgesel çıkarları, TC ile ilişkileri, TC’nin kendisinden başka bir ülke, emperyalist odağa yaklaşmasını istememesi- Nitekim Nabucco projesi, PKK’ye operasyon vs diğer bir çok nedenden dolayı AB ve Rusya ile ilişkileri gelişmekte olan bir ülke TC- oldukça doğaldır ve de ellerindeki silahları kullanacaktır. Soruna bu açıdan bakmak lazımdır. 05.03.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#26 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
KÜRT HALKININ SÖMÜRGECİ ZULME KARŞI MÜCADELESİ BÜYÜMELİDİR
Açılım teranelerinin altında neler olduğu çabucak görüldü. Kürt Halkı, açılımın altında tasfiye, zulüm, baskı, gözaltı, işkence, ölüm, operasyonlar ve sömürgeciliğin olduğunu gördü. Düzenin açılım dediği şeyin, Kürt Halkının özgürlük mücadelesinin tasfiyesi anlamına geldiği anlaşıldı. Amansız baskı, terör, zulüm, sömürgeci faşist tasfiyecilik hareketinin çabucak olmasa da zamanında farkına varan Kürt Halkı ve liderliğinin, Bahar atılımı ve mücadelesi çok anlamlı yanıt olacaktır egemenlere. Kürt Halkı tezgâhlanan oyunlara gelmediği gibi mücadeleyi sahiplenerek ileri taşımaya devam ediyor. Kazanılmış mevzilerine saldırılara karşı, yeni mevziler ve alanlar yaratmaya çalışıyor, başarıyor. Bu alanda takdire şayan bir sol duyuya sahip olan Kürt Halkı, son isyanının Türk sömürgeciliği tarafından sıradan, bilindik manevralarla bitirilemeyeceğine olan güveni ile kendine özgüveni sayesinde birçok alanda kendini alenen mücadelenin göbeğinde var ediyor. Zulmün kalelerine, mancınıklarla sürekli taşlar atarak, onu yıpratıp sıkıştırarak özgürlük mücadelesinin kolayca geriletilemeyeceğini gösteriyor. Kürt Halkı açısından Bahar bereket, mücadele, özgürlük ateşi, Newroz anlamında bir mevsimdir. Özgürlüğün resmi Kürtler açısından Newrozdur. Ama Kürt Halkı Abdullah Öcalan’ın kutsal ittifakça yakalanmasının yıl dönümünde başlıyor artık Bahara açılan mücadele tarihini. Öne çekiyor. Ve de Gerilla mücadelesine bağımlılık oldukça azalıp, Serhıldanlarla, kitlesel kalkışmalarla süreci belirlemeye çalışıyor. Zaten özde de olması gereken budur. Serhıldanlar, 80’li yılların sonunda ve 90’lı yılların Kürt Ulusal Mücadelesine damgasını vuran ve mücadeleyi esas zeminine oturtan biçimi oldu. Zira devrim, her zaman ve her daim KİTLELERİN ESERİDİR. KUKM, bu kitlesel mücadele silahını kullana gele beri yığınsal ulusal kurtuluş mücadelesi her geçen gün daha da büyüdü ve rayına oturmaya başladı. Şimdilerde sadece özel anlamlı günlerde değil, bütün olarak Kürt Halkına dönük her saldırıda kitlesel Serhıldan denemelerinin öne çıkması elbette tesadüfî değildir. Kürt Halkına dönük tasfiye çalışmaları, gözaltı ve sindirme harekâtı Şubat’ta başladı yine. BDP binalarının basılması ya da BDP’lilerin gözaltına alınması ilerleyen KUKM kalkışmasında korku sendromu daha da ilerleyecektir. Kürt çocuklarına on yıllarca yıl cezayı reva gören düzenin Kürt Halkını açılımlarla kandıramayacağı açıktır. Kürt Halkı açısından da, Anadolu işçi sınıfı açısından da Bahar ayları doğurganlığının doruğunda gelmektedir yine. Bahar, özgürlük, devrim ve sosyalizmin müjdecisi olarak yine kapılarımızı aşındırsa dursun; Kürt Halkının özgürlük ateşinin yakmayacağı yerin kalmayacağı açıktır. Proletaryanın ilk devrimci proleter devletinin ayı da olan Paris Komününün mevsiminin dünya ve ülkemiz proleter ve ezilen halkı açısından da bir dönüm noktası olması uzak bir varsayım değildir. Paris komününün şafağı, sınıf açısından da KUKM açısından da yeni bir pencere ve ışık olacaktır. Her zamankinden daha fazla umutlu olmamızın nedenleri oldukça fazladır. Zira köhne kapitalizm ve onun düzenleri eskidir, yıkılıyor. 15.02.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#27 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Newroz kutlamaları için yüzbinler alanlara çıkacak!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (18.03.10) – Başta Kürt halkı olmak üzere Ortadoğu halklarının özgürlük ve eşitlik mücadelesinin simgesi olan Newroz, bu yıl da Türkiye ve Kürdistan kentlerinde kitlesel biçimde kutlanacak. Kürt halkına yönelik kapsamlı saldırıların devreye sokulduğu bir dönemde gerçekleştirilecek Newroz kutlamaları için yüz binler alanlara çıkacak. 178 merkezde Newroz kutlamaları Bu yıl 178 merkezde organize edilen Newroz için ilk kutlama 17 Mart günü Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapıldı. 100 bini aşkın kişinin katıldığı kutlamalar büyük bir coşkuya sahne oldu. Newroz kutlamaları önümüzdeki günlerde birçok kentte devam edecek. 21 Mart günü Diyarbakır’daki buluşmayla son bulacak olan Newroz kutlamaları yarın ve sonraki günlerde başka Kürt illeri ve ilçeleri olmak üzere birçok yerde gerçekleştirilecek. 21 Mart Pazar günü ise başta Diyarbakır olmak üzere kitlesel kutlamalarla Newroz ateşleri yakılacak. İstanbul'da yüz binler buluşacak İstanbul'da ise Barış İçin Demokratik Çözüm Platformu bileşeni 38 kurum tarafından örgütlenen Newroz kutlamaları geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Zeytinburnu Kazlıçeşme'deki Newroz alanında gerçekleştirilecek. Yüzbinlerce kişinin katılmasının beklendiği kutlamalar saat 10.00'da başlayacak. Birol Topaloğlu, Çar Newa ve Yasemin Göksu'nun da aralarında bulunduğu sanatçıların da yer alacağı kutlamalarda Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Ufuk Uras birer konuşma yapacaklar. Newroz kutlamalarında ayrıca bir TEKEL işçisi de konuşma yapacak. Aralarında Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu'nun (BDSP) da bulunduğu ilerici-devrimci güçlerin de yer alacağı Newroz mitinginin kitlesel bir katılımla gerçekleşmesi bekleniyor. Adana’da 20 Mart Cumartesi günü saat 10.00’da Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek Newroz kutlamaları için 18 Mart Perşembe günü basın açıklaması gerçekleştiren Newroz Tertip Komitesi alanlara çıkma çağrısı yaptı. Newroz Tertip Komitesi Başkanı ve BDP Yüreğir İlçe Başkanı Hasan Beliren tarafından okunan açıklamada 2010 Newrozu’nun “Baskıya, inkâra, kelepçeye karşı emek, barış ve özgürlük için yaşasın halkların kardeşliği” şiarıyla kutlanacağı ifade edildi. Beliren, Newroz’un Demirci Kawa’dan bu yana zulme, zorbalığa başkaldıran insanlığın özgürlük çığlığı olduğunu söyledi.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#28 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Emperyalistlerle Ankara’daki işbirlikçileri teslimiyet ve tasfiye dayatıyor… / KB
Newroz’un isyan ateşi daha da kızıllaştırılarak saldırılar yanıtlanmalıdır! Kürt halkı, 2010 Newrozu’na hem Türk sermaye devleti hem emperyalistler tarafından paralel yürütülen bir saldırı altında girmeye hazırlanıyor. Tek neden bu olmasa da, saldırı ve kuşatmanın Newroz öncesine denk düşürülmesi tesadüf olmasa gerek. Emperyalistlerle işbirlikçilerinin ezilen halkların direnme iradesini kırmaya verdikleri önem dikkate alındığında, Kürt halkını hedef alan bu saldırının zamanlamasının da özel bir tercihe dayandığı kanısı güçlenmektedir. Özelde Kürt hareketini ve öne çıkmış Kürt siyasi şahsiyetlerini, genelde Kürt halkını hedef alan saldırı Türkiye, Avrupa ve kısmen Güney Kürdistan’ı kapsamaktadır. KCK liderleri ise, saldırının esas olarak ABD merkezli olduğunu ifade ediyorlar. Kürt halkına karşı kurulan “üçlü mekanizma”yı harekete geçirme girişimleri hızlandı… Kürt halkına karşı yürütülen kapsamlı saldırının askeri ayağını da güçlendirmek isteyen AKP hükümeti, ABD ile Irak’taki kukla rejimin katılımıyla oluşturulan “üçlü mekanizma”yı harekete geçirmek için son günlerde girişimlerini yoğunlaştırdı. Ankara’daki Amerikancılar, Kürt hareketine “teslimiyet ya da imha” ikilemini dayatmak için “üçlü mekanizma”yı işletmenin ellerini güçlendireceğini düşünüyorlar. Ancak mekanizmanın üçüncü ayağındaki temelli sorunlardan dolayı bu amaca ulaşmakta güçlük çekiyorlar. Buna karşın Türk sermaye devleti, “üçlü mekanizma”yı çalıştırma girişiminden sonuç alma konusunda fazlasıyla ısrarcı görünüyor. Aslında ABD-Türkiye ikilisinin oluşturduğu “mekanizma” yıllardan beri Kürt halkına karşı işliyor. Fakat Bağdat’taki kukla rejim ile Güney Kürdistan’daki yönetimi sürece dahil etmek, Ankara’daki ırkçı-inkarcı rejimin hem işini kolaylaştıracağı hem “meşruluk” görüntüsü sağlayacağı için, AKP hükümeti, “üçlü mekanizma”yı işletmeye özel bir önem veriyor. Nitekim konuyla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, PKK’nin Kuzey Irak’tan çıkarılması için Türkiye, ABD ve Irak arasında kurulan 3’lü mekanizmanın eylem planının kısa sürede hazırlanmasını istediklerini ancak Irak’taki seçim süreci nedeniyle planın tam şekillenmediğini söyledi. Kapitalist/emperyalist sistem Kürt ulusal sorununa köklü çözüm üretme yeteneğinden yoksundur! Türk burjuvazisi ve onun devletinin, bir açmaz olduğu bilindiği halde ırkçı-inkarcı politikada ısrar etmesi, salt beceriksizlik veya korkaklıkla açıklanamaz. Olayın böyle bir yönü olmakla birlikte, esas olarak sorun, kapitalist sistemin açmazları ve tarih karşısındaki gericiliğinden kaynaklanıyor. Ekim Devrimi ile kurulan Sovyet iktidarı, devasa bir “halklar hapishanesi” olan Rusya’yı birkaç on yılda bir “halkların kardeşliği okyanusu”na çevirirken, kapitalizmin beşiği İngiltere 150 yılda İrlanda sorununu bile çözemedi. Türk burjuvazisi ve onun devletinin de 90 yıldır Kürt sorununu çözüme konusundaki acizliği ve Kürt halkının ulusal özgürlük ve eşitlik taleplerini devlet terörüyle ezmeye çalışması da, kapitalist sistemin bu gerici yapısından kaynaklanıyor. Kürt halkının kararlı direnişi karşısında acze düşen Türk sermaye devleti, bazı tavizler vermek zorunda kalmasına rağmen, Kürt sorununun çözümünü talep edenleri hapse atmaktan bile vazgeçemedi. Nihayet ABD emperyalizminin bölgesel politikaları çerçevesinde “etkin taşeronluğa” soyunduğunda “Kürt açılımı” başlattığını ilan eden sermaye iktidarı, ABD’nin isteği ve desteğine rağmen, iğreti çözüm karşısında bile ayak sürümeye devam ediyor. ABD’nin biçtiği taşeronluk rolünü oynayabilmek için Kürt sorununu “ayak bağı” olmaktan çıkarmak isteyen rejimin icra kolu AKP hükümeti, havuçtan çok sopa kullanıyor. “Demokratik açılım” adı altında Kürt sorununu çözeceğini iddia eden AKP hükümetinin bu işe vekil ettiği Beşir Atalay, açılımla değil, “üçlü mekanizma”yı harekete geçirmekle iştigal ediyor. Bireysel tercihlerini değil, sermaye iktidarının planlarını icra etmeye çalışan Beşir Atalay’ın sergilediği tutum, Amerikancı sermaye iktidarının içine yuvarlandığı açmazın somut göstergesidir. Kürt hareketinin11 yıldan beri düzen içi çözüm uğruna harcadığı çabanın, verdiği tavizlerin haddi hesabı yok. Direnişten teslimiyete uzanan bir süreç yaşanmasına rağmen, kayda değer bir sonuç alınamaması, sermaye iktidarının Kürt sorununa iğreti de olsa çözüm üretme güç ve yeteneğinden yoksun olduğunu çoktan kanıtlamıştır. Hal böyleyken Kürt hareketinin halen dinci gerici AKP hükümeti veya NATO’nun ikinci büyük ordusundan medet umması, Kürt sorununa devrimci çözüm üretme iddiası ve ufkunu yitirmesinden kaynaklanıyor. Zira 11 yıllık süreç, Amerikancı düzenden çözüm beklemenin bir açmaz olduğunu, dahası, ödenen bedellere rağmen bu bekleyişin Kürt halkına hiçbir şey kazandırmadığını ayan beyan ortaya koymuştur. Nitekim devletten çözüm bekleyen Abdullah Öcalan’da son açıklamasında, “Biz demokratik çözüm ve barıştan yanayız. Bu konudaki çabalarımız devam ediyor ama çözüm bir türlü gelişmiyor…” diye konuşarak bu durumu teyit etmek durumunda kalmıştır. Sermaye devleti terörü azdırarak Newroz’a hazırlanıyor! Kürt halkı ile ilerici devrimci güçler Newroz kutlamalarına hazırlanırken, sermaye devleti de kendi hazırlığını yapıyor. Devletin hazırlığı, Kürt illerini ablukaya almak, sınır bölgeleri başta olmak üzere stratejik öneme sahip alanlara askeri birlikler ve zırhlı araçlar yerleştirmek, il emniyet müdürlerine talimat göndererek gerekli hazırlıkları tamamlamalarını emretmek oluyor. BDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile görüşerek Newroz hazırlıkları konusunda bilgi vermelerine, dahası kutlamaların barışçıl bir atmosferde geçmesini istediklerini belirtmelerine rağmen devlet, terörünü estirmekten geri durmadı. Şırnak merkez ile Cizre, Silopi Beytüşşebap ilçeleri başta olmak üzere Kürt illerinde ev baskınları, gözaltılar, hatta tutuklamalar gerçekleştirildi. Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde “Newroz’da suç işleme ihtimalleri var” gerekçesiyle gözaltına alınan 9 kişiden 8’i tutuklandı. Saldırılar ise halen sürüyor. Bu icraatlar, devletin Newroz’u terörize etme politikasında kayda değer bir değişiklik olmadığını gözler önüne seriyor. Kürt halkı demirci Kawa’nın direniş yolunu tercih etmelidir! Newroz’un öngünlerinde saldırıları yoğunlaştıran Türk sermaye devleti ile emperyalist güçler, Kürt halkını bir sınama ile karşı karşıya bırakıyorlar. Kürt hareketini tasfiyeye dönük saldırılar eşliğinde gerçekleşecek olan Newroz, Kürt halkının bu planlara vereceği yanıtın simgesi olacaktır. Bundan dolayı isyan ateşleri etrafında ortaya konacak direniş ile ulusal özgürlük ve eşitlik özlemlerinin savunulması kararlılığı, Newroz sonrasındaki dönem için de belirleyici olacaktır. Emperyalistlerle Ankara’daki işbirlikçileri, Kürt halkına bir ikilem dayatmış bulunuyorlar; teslimiyet ya da ulusal özgürlük ve eşitlik uğruna direniş! Bu dayatma, 2010 Newrozu’na, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde bir eşik niteliği yüklemektedir. Kürt halkı, gerici güçlerin zorbalıklarına, demirci Kawa’nın direniş yolundan giderek yanıt vermelidir. Teslimiyet ve tasfiye planlarını bozmak için tüm Newroz alanları isyan ateşleriyle donatılmalı, ezilen haklara özgürlük değil, kölelik dayatan emperyalistlerle işbirlikçilerine karşı direniş azmi daha da bilenmelidir. İsyan ateşlerinin harlandığı Newroz alanlarında ulusal özgürlük ve eşitlik giden yola işaret eden “İşçilerin birliği, halkların kardeşliği” şiarı dalga dalga yankılanmalıdır! (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2010/12, 19 Mart 2010)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#29 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Onbinler Newroz ateşini harladı
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (18.30.10) - Dün Yüksekova'da yüzbini aşkın kişiyle kutlanan Newroz'un ardından bugün de Kürdistan illerinde onbinler Newroz ateşini harladı. Zulme karşı isyanın simgesi olan Newroz kutlamalarına bugün Kars, Güroymak, Suruç, Kozluk, Kocaköy, Beytüşşebap, Hani ve Dicle'de devam edildi. Onbinlerin katıldığı kutlamalarda Kürt halkı özgünlük talebinin dillendirdi. Kars Kars'ta Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan kutlamalara binlerce kişi katıldı. Alana "Ya demokratik çözüm, ya görkemli bir direniş" yazılı pankart asıldı. Burada konuşma yapan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye'nin temel problemleri olarak nitelendirdiği demokrasi sorunu, Kürt sorunu, Alevi sorunu, başörtüsü sorunu, açlık, yoksulluk ve işsizlik sorunlarının çözümünün demokratik mücadele ve demokratik direnişte olduğunu ifade etti. Bu nedenle 30 yıldır coşkuyla, kararlılıkla yürüttükleri mücadelenin 2010 yılında artık bir çözümü, demokratik bir zafere kavuşmasını istediklerini ifade eden Demirtaş, 2010 yılının Kürtler için çözüm yılı olduğunu ve Newroz'un bunun başlangıcı olduğunu belirtti. Demirtaş, "Newroz ateşi çözümün, barışın, özgürlüğün ateşidir. Kars'ta da bu coşkuyla yakılan ateş 3 gün içinde bütün Türkiye'ye dolaşacak ve gittiği her yere barış mesajlarını iletecektir" diye konuştu. Kutlama çekilen halaylar ve Heme Heci'nin verdiği konserle sona erdi. Bitlis Bitlis'in Güroymak (Norşîn) İlçesi'nde kutlamaların gerçekleştirildiği alana sabah saatlerinden itibaren binlerce kişi akın etti. Alan'da “Ya demokratik çözüm ya görkemli bir direniş” pankartı asıldı. Yakılan Newroz ateşinden sonra Norşin Belediye Başkanı M. Emin Özkan bir konuşma yaptı. Özkan konuşmasında, Newroz'un bir diriliş ve direniş bayramı olduğunu söyleyerek, Newroz'a halkın katılımının bunun bir göstergesi olduğunu belirtti. Özkan'dan sonra kürsüye çıkan BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, son dönemde yaygnlık kazanan gözaltı ve tutuklamalara işaret etti. "Biz baskılar ve zülümler gördükçe direnişimiz gençleşiyor, direnişçi bir ruha sahip oluyoruz. Newroz bunun kanıtıdır" diyen Karabaş'ın konuşmasının ardından kutlama müzik eşliğinde çekilen halaylarla son buldu. Beytüşşebap Beytüşşebap'ta yapılan kutlamalara binlerce kişi katılırken, giyilen Botan yöresine özgü yöresel kıyafetler kutlamalara renk kattı. Soğuk ve yoğun kar yağışına rağmen alanı dolduran binlerce kişi, şal û şapik giyerken, kadınlar fistanlarıyla soğuk havaya rağmen Newroz alanını renk cümbüşüne çevirdi. Alanda "Daha çok kadın daha çok demokrasi", "Newroz Pîroz be", "Kato Dağı'nın canlı gülleriyle sizleri selamlıyoruz" pankartları açılırken, BDP Şırnak Milletvekilleri Sevahir Bayındır, Hasip Kaplan ve BDP Şırnak İl Başkanı Abit İk ile Beytüşşebap İlçe Başkanı Yusuf Temel Newroz ateşini yaktı. Gerçekleştirilen konuşmalarn ardından BDP'liler beyaz güvercin uçurdu. Kutlama Diyar'ın verdiği müzik dinletisiyle son buldu. Diyarbakır Hani Diyarbakır'ın Hani İlçesi'nde ilk kez resmi izin verilen Newroz, Hani Futbol Sahası'nda gerçekleştirildi. "Umudu haykırmanın ve direnişin simgesi Newroz kutlu olsun", "Newroza sıma piroz be" yazılı pankartların açıldığı kutlamada, "Müslüm Yoldaş ölümsüzdür", "Şeyh Said'in torunlarıyız", "Ceylan'ı unutmadık" dövizleri taşındı. Dicle "Umudun haykırışın ve direnişin simgesi olan Newroz şima proz bo", "Adirê Newroz serê koyande azadî ra slam rendone" ve "Ya onurlu bir barış ya görkemli bir direniş ya özgür bir yaşam ya da hiç" pankartlarının asıldığı Newroz alanında, katılımcıların giydiği yöresel kıyafetler dikkat çekti. Bir çok öğrenci de Newroz kutlamalarına okul formalarıyla katıldı. Newroz ateşini yakan BDP Milletvekili Emine Ayna, Newroz için yanan her kibrit çöpünün zulüm edene zulmünüzde yanacaksınız mesajı olduğunu söyledi. Tüm Kürtlere birer Kawa olma çağrısı yapan Ayna, koruculara da seslenerek şunları ifade etti: "Gelin zalimlere ve onların zulmüne boyun eğmeyelim. Düne kadar korucuda olabilirsiniz. Gelin bırakın bu silahı. Newroz Kürtlerin ulusal bayramıdır. Tüm Kürtleri birlik olamaya çağırıyorum." Diyarbakır Kocaköy Diyarbakır'ın Kocaköy ilçesinde ilk kez düzenlenen Newroz kutlamaları coşkuyla gerçekleşti. Etkinliğe yöresel kıyafetler ile katılan kadınlar ellerinde, "Ya demokratik çözüm ya da görkemli direniş", "Newrozun ateşi halkın iradesidir" dövizlerini taşırken, Newroz platformunun üstüne de "Umudun, Haykırmanın ve direnmenin simgesi olan Newroz Pîroz Be" pankartı asıldı. Batman Batman'da kutlama alanına "An çareseriyek demokratik an jî berxwedana bi heybet" pankartı asıldı. Binlerce kişi, Newroz ateşi yakarak halaylar çekti. BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, konuşmasında şunlar söyledi: "Newroz ateşini yakmak için bedenlerini ateşe veren Mazlum Doğanlar, Amed surlarında bedenini ateşe veren Zekiyelere selam olsun, sizleri unutmadık, unutmayacağız". Akat Ata, bu şehitler sayesinde her geçen yıl Newroz ateşini gürleştirerek özgürlüğe yaklaşıldığını dile getirdi. Alanda, İstanbul MKM'ye bağlı Koma Afat ve Hozan Bamerd şarkıları eşliğinde halaylar çekildi. Kaynak: ANF
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#30 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9061 Mesajina 14734 Tesekkür Aldi |
Newroz ve Kürt halkının trajedisi! - M. Can Yüce
Kürt halkı yeni bir Newroz’u kutlamaya hazırlanıyor. Bu yıl da Newroz’u, daha önceki yıllarda olduğu gibi yine coşku ve heyecanla, tam da direnişçi özüne uygun kutlayacağından kuşku yok. Ancak sorun, Kürt halkının direnişçi duruşunda ve potansiyelinde değil. Son iki yüz yıllık tarihine bakıldığında, genel olarak Kürt halkının direnişçi duruşunda bir sorun olmadığı, sayısız bedel ödemekten çekinmediği görülecektir. Sorun, direniş hareketinin önderliklerinin kendisinde, bu öncülüklerle halk direnişinin özü arasındaki derin ve her dönemde biraz daha açılan çelişki ve paradokslarındadır. Yani önderliklerin politik programları, örgütsel ve kişiliksel duruşları ile halk direnişinin kendisi, onun içsel talepleri her zaman derin çelişkiler içinde olmuştur. Bundan dolayı halkımız, hak etmediği bedeller ödemiş ve direnişleri ağır yenilgiler, sonuçları on yıllara yayılan tahribatlar yaşamıştır. Şimdi de durum bundan farklı değildir. Dahası halk hareketinin yaşadığı paradokslar çok daha derin ve etkileri uzun vadeli, bedelleri çok daha ağır olmaktadır. Yaşanan derin paradoksların çok kalın bir yanılsama ve sis perdesiyle örtülü olması, durumu daha da içinden çıkılmaz kılmaktadır… Kuşkusuz her direniş hareketinin, hele her şeyiyle yok sayılan, dört başı mamur bir inkâr ve imha sistemine karşı direnmenin bedelleri çok ağır olur. Bunlar işin doğasında var. Ama gerçekten ödenen bedelleri bu sınırlar içinde değerlendirmek mümkün mü? Direnişin doğru yönetimi, güçlerin doğru harekete geçilmesi ve yerine ve zamanına göre alınması gereken tedbirlerin alınmasından sonra, bütün bunlara rağmen, ödenen bedelleri, yaşanan kayıpları, genel olarak “olayın doğasının gerekleri” bağlamında değerlendirmek mümkündür. Ancak güçlerin genel konumlandırılması ile politik program, politik-askeri strateji arasında büyük dengesizlikler varsa, yaşanan kayıplara, ödenen bedellere “normal” gözüyle bakmak olanaklı değildir. Özellikle son altı ay içinde Kürdistan’da ve Türkiye’de çok yoğun saldırılar var, kitlesel tutuklamalar, aşağılatıcı sorgulamalar ve yargılamalar var. Tutuklananların içinde belediye başkanları, DTP ve BDP’nin her düzeyde yöneticileri var. Bu tutuklama dalgası son olarak Avrupa ülkelerini de içine aldı. Belçika’da yapılan operasyonda Kongra-Gel’in eski ve yeni başkanlarının da içinde bulunduğu birçok kişi tutuklandı, Roj TV binaları basıldı, yayını durduruldu, paralarına el konuldu. Bütün bunlar, birbiriyle bağlantılı ve ortak yürütülen bir kampanyaya işaret ediyor. Gerekçeleri ne olursa olsun, bu saldırı ve tasfiye kampanyalarının hiçbir meşruiyeti ve haklılığı olamaz; son derece haksız, saldırganca bir yaklaşımın ürünleridir. Bu yaklaşımları reddetmek, kınamak ne kadar gerekli ve kaçınılmazsa, aynı şekilde bu haksız uygulamaların hedefi olan halkımızın mahkûm edildiği, tabi olduğu politikaları eleştirmek, bu konuda bir “iç hesaplaşma” sürecinin gelişmesine önayak olabilecek sorular sormak da bir o kadar gerekli ve yurtseverliğin kaçınılmaz bir gereğidir… Soru şu: Bu kadar ağır bedeller bir kader mi? Daha da önemlisi şu: Ne uğruna, hangi politik hedef ve talepler için? Bağımsız, özgür veya federal, özerk Kürdistan için mi? Yoksa teslimiyetten başka bir şey olmayan “demokratik Türkiye ulusunun bir parçası olarak kimliğinin tanınması” talebi için mi? Ya da bütün bu bedeller, tek bir kişinin bireysel tercihleri, yaşamı ve eğilimleri için mi? Bu soruların yanıtlarını aydınlatacak daha önemli bir soru da şu: Çok kapsamlı saldırılar var, peki senin duruşun, tedbirlerin, dost ve düşman tanımların, bunların stratejik planlanması, bunun da bağlandığı politik programın nedir? İçinde bulunduğun “düzen”, bir “savaş düzeni” mi? Yoksa başka bir şey mi? Peki, sen her şeyinle buna göre mi konumlanıyorsun, yoksa başka türlü mü? İmralı Partisi’nin politik programı af edilerek düzene kabul edilmedir. Ama buna karşılık içinde bulunulan durum ise esas olarak “savaş düzeni”… Aslında bir yanda savaş düzeni var, bir yandan da teslimiyetçi programın getirdiği “rahatlık ve düzen içi” düzen ve çalışma tarzı var… Bir, politik program ile mücadele yöntem ve genel konumlanış arasındaki uçurum; İki, dost ve düşman kavramlarının yitirilmesi, olduğu gibi politik stratejiye yansımış, bu da genel konumlanış ve duruşu belirler hale gelmiştir. Üç, savaşa denk düşmeyen taleplerin varlığı, var olan savaş “düzeninin” de bir askeri stratejiden yoksun olmasını koşullamıştır. Bir yanda “savaş düzeni”, bunun her kesim, dost ve düşman tarafından böyle algılanması; ama öte yandan tam da buna uygun olmayan bir konumlanış, bir mücadele ve örgütlenme biçimi; işte bu derin çelişki halkımızın günümüzde yaşadığı temel paradoksa ve temel trajediye işaret etmektedir. Yaşadığı sonuçsuz, politik bir getirisi olmayan kayıpların en büyük nedeni de bu çelişki ve paradoksun kendisidir. İmralı Partisi “savaş düzeni” içinde olmakla övünür, bunun politik rantını elde etmek için, özellikle iç iktidarını güçlendirmek için bu durumu sonuna kadar kullanır. Ama gerçekte buna uygun bir dost ve düşman tanımı, buna dayanan bir politik stratejisi yoktur. Kongra-Gel, TC yasalarına göre PKK’nin bir devamı, hatta kendisi olarak tanımlanır ve her zaman cezalandırma konusu yapılır. Yine bu örgüt Avrupa tarafından “yasadışı” ilan edilir. Ama eski ve yeni başkanları Avrupa’da açıktan açığa yaşamakta bir sakınca görmezler. Ama zamanı geldiğinde yine bu ülke hükümetleri tarafından tutuklanır. Avrupa, NATO, TC ve diğerleri “kendi işlerini” yapıyorlar. Sen onlara göre “suçlu”, “terörist”sin! Onların politik gerçekliği bu… Peki, senin bu konuda dost ve düşman tanımın net mi? Yine kendini “savaş düzenine” mi göre konumlandırıyorsun, yoksa “barış” kodlu teslimiyet çizgisinin rehavetiyle mi hareket ediyorsun? Yanıtlanması gereken soru budur! Ya savaşıyorsun, buna göre bir politik, örgütsel, mücadelesel ve yaşamsal bir duruş sergilersin, yoksa savaşla oynadığın zaman, ya da onun içini boşalttığın zaman ayaklar altında ezilmekten kurtulamazsın! Şimdi yaşanan bu değilse nedir? “NATO Operasyonu”dur, çok yönlü tasfiyeye hareketlerine konu edildi, gibi değerlendirmeler yapmanın bir anlamı yok? Yapılması gereken, kendini tepeden tırnağa gözden geçirmek ve kayıpların en genel anlamda ciddi, tutarlı politik bir program, yaşanan gerçekliğe denk düşecek bir politik ve askeri stratejik çizgiden yoksun olmaktan kaynaklandığı bir an önce tespit etmek olmalıdır! Olmalıdır, ama bunu kim yapacak? İmralı mı, yoksa gözlerini ve ruhlarını daha ilk günden itibaren İmralı’ya mutlak olarak teslim etmiş olanlar mı, yani Kandil ve diğerleri mi? Bunlar, bu gerçekliği görmek ve ona göre bir tutum geliştirme konumunda, gücünde ve daha önemlisi iradesine sahip değillerdir, bu, çok açık! Ancak halk ve gerçek talepleri özgürlük ve sözcüğün gerçek anlamında eşitlikten yana olan, bundan aşağısını kabul etmeyen halkımız ve yurtseverler içinde geçmekte olduğumuz süreç üzerinde düşünmek, temel paradoksları görmek ve bunu aşmaya dönük bir tartışma sürecini başlatmak durumundadırlar. Sorulması gereken soru son derece basit ve yalındır: “Düşman güçler, kendi politikasını icra ediyor; peki, biz ne yapıyoruz?” Direniş bayramımız Newroz’un öngününde bu acı gerçeklere, bir parça da olsa dokunmak, elbette kaçınılmaz olmakla birlikte, acı veriyor! Hak edilmeyen kayıplar, politik olarak boyun eğişçi duruşlar ve bunun hemen hemen bir halkı teslim alır noktaya gelmesi acıdan başka bir şey vermez. Dahası bunun görülmemesi çok daha büyük bir acı… Her şeye rağmen Newroz umut ve coşku bayramı, bir direniş günüdür! Mazlum’un direnişinde ifadesini bulan büyük bir direniş destanıdır! Ne Newroz, ne de onun yaratıcısı bu halk teslim alınamaz! Mazlum Doğan ve diğer Newroz şehitleri ölümsüzdür! Halkımızın büyük direniş bayramı NEWROZ kutlu olsun! Bijî Newroz! 16 Mart 2010 (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2010/12, 19 Mart 2010)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: bayram, biji azadi, biji sosyalizm, dehak, demirci kawa, kardeslik, kurt halki, mucadelesidir, newroz, newroz piroz be, ozgurlugun gucu, ozgurluk, yasamin bahari, zalim |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bahari, baharı, gücü, mücadelesidir, newroz, Özgürlüğün, yaŞamin, yaşamın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Marttan devrime doğru atılım, devrimin baharı süreci | Mahmut Halil CAN | MÜCADELEDE ÖZEL VE ÖNEMLİ GÜNLER | 1 | 03-16-2012 07:59 PM |
| Devrimci iç yaşamın örgütlenmesi | Mahmut Halil CAN | Devrimci yaşam,devrimci ahlak,devrimci kişilik | 0 | 08-28-2007 05:11 PM |