DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > DEVRİM VE POLİTİKA > KOMÜNİST DEVRİMCİ USTALARDAN SEÇMELER > Marks,Engels,Lenin'den seçme yazılar,makaleler


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Politik Kayıtsızlık
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
200
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-15-2010, 06:45 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9062 Mesajina 14735 Tesekkür Aldi
Standart Politik Kayıtsızlık

Politik Kayıtsızlık - Karl Marx
Bu yazıya toplam 0 yorum yapıldı.
1873

İşçi sınıfı kendi başına bir politik parti oluşturmamalıdır; hiçbir mazeretle politik eyleme girişmemelidir, çünkü devletle savaşmak devleti tanımaktır. İşçiler grev yapmamalıdır; çünkü birisinin ücretini yükseltme ya da düşmesini önleme mücadelesi ücreti tanımaktır: ve bu işçi sınıfının kurtuluşunun ölümsüz ilkelerine aykırıdır!

�Burjuva devletine karşı politik mücadelede işçiler yalnız ödünler koparmayı başarırlarsa, uzlaşma suçunu işlerler; bu da ölümsüz ilkelere aykırıdır. İngiliz ve Amerikan işçilerinin alışkanlıkları olan tüm barışçıl hareketlerden tiksinilmelidir. İşçiler çalışma gününe yasal bir sınır koyma mücadelesine girmemelidir, çünkü bu patronlarla uzlaşmadır, tek sonucu patronların on dört ya da on altı yerine on ya da on iki saat sömürmesidir. On yaşın altındaki çocukların fabrikalarda çalışmasının yasaklanması için de uğraşmamalıdırlar, çünkü bu şekilde on yaşın üzerindeki çocukların sömürülmesine son vermiş olmazlar: böylece yeni bir uzlaşma yapmış olurlar, bu da ölümsüz ilkelerin saflığını bozar.

�Bütçesi işçi sınıfından aşırılanlarla şişen devletin, ABD�de olduğu gibi işçi çocuklarına ilk eğitim vermesi işçilerin en son isteyeceği şeydir; çünkü ilk eğitim tam bir eğitim değildir. Erkek olsun kadın olsun bir işçinin okuma yazma bilmemesi ya da toplama çıkarma yapamaması devletin okulunda eğitim almasından iyidir. Cehaletin ve on altı saatlik iş gününün işçi sınıfını sefil etmesi ölümsüz ilkelerin çiğnenmesinden çok daha iyidir.

�İşçi sınıfının politik mücadelesi şiddetli biçimler alır ve işçiler burjuva sınıfının diktatörlüğünü kendi devrimci diktatörlükleriyle değiştirirlerse, ilkelere saldırı suçunu işlemiş olurlar; çünkü böylelikle, kendi zavallı dünyevi ihtiyaçlarını karşılamak ve burjuva sınıfının direncini kırmak için, silahlarını bırakmak ve devleti yok etmek yerine, devlete devrimci bir geçiş biçimi verirler. İşçiler her sektörde sendikalar kurmamalıdır, çünkü böylece emeğin toplumsal bölümlenmesini burjuva toplumunda buldukları gibi sürdürürler; işçi sınıfını parçalayan bu bölümlenme, köleliklerinin gerçek temelidir.

�Kısacası, işçi sınıfı kollarını kavuşturmalı ve politik ve ekonomik hareketlerle vakit geçirmeyi bırakmalıdır. Bu hareketler kısa vadeli sonuçlardan başka bir şey üretmezler. Gerçekten dindar insanlar olarak gündelik ihtiyaçlarla dalga geçmeli ve inanç dolu bir sesle bağırmalıdırlar: �Sınıfımız çarmıha gerilsin, soyumuz kurutulsun, fakat yeter ki ölümsüz ilkeler temiz kalsın!� Dindar Hıristiyanlar gibi papazlarının sözlerine inanmalı, bu dünyanın nimetlerinden nefret etmeli ve yalnız cennete gitmeyi düşünmeliler. Siz cennet yerine günün birinde dünyanın bir köşesinde nasıl ve kim tarafından gerçekleştirileceği bilinmeyen toplumsal ödeşmeyi anlayınız, mistikleştirme ikisinde de aynıdır.

�Bu meşhur toplumsal ödeşme umuduyla, işçi sınıfı saygılı bir tavır takınmalıdır, iyi beslenmiş bir koyun sürüsü gibi; hükümeti rahat bırakmalı, polisten korkmalı, yasalara uymalı ve kurbanlıklar gibi itaatkar olmalıdır.

�Gündelik hayatlarında işçiler devletin en itaatkar hizmetçisi olmalı, fakat kalplerinde onun varlığına karşı en enerjik biçimde protesto etmelidir, devletin yıkılışı üzerine yazınsal denemeleri okuyarak ona karşı derin nefretlerini kanıtlamalıdır; bu iğrenç rejim sona erdiğinde ortaya çıkacak geleceğin toplumu hakkında açıklamalar dışında kapitalist rejime herhangi bir direnç göstermekten bilinçli bir şekilde uzak durmalıdır!�

Politik kayıtsızlığın havarileri kendilerini bu kadar açıkça ifade etmiş olsalardı, işçi sınıfı onlarla ilişkisini kesip atar ve bu doktriner burjuva ve konum değiştirmiş beyefendilerden kurtulurdu, bunlar o kadar aptal ya da saftır ki işçi sınıfının her türlü gerçek savaş aracına karşı çıkarlar. Çünkü mevcut toplumda savaşın yürütüleceği silahlar ve bu mücadelenin ölümcül koşulları, bu sosyal bilim doktorlarının özgürlük, otonomi, anarşi adları altında tanrı katına çıkardıkları idealist hayallerine kolay kolay uyum sağlayamazlar. Neyse ki, işçi sınıfı hareketi bugün bu kadar güçlü olduğundan bu hayırsever sekterler politik mücadele hakkında ilan ettikleri büyük doğruları ekonomik mücadele hakkında tekrarlamaya cesaret edemiyorlar. Bunları grevlere, sendikalara, meslek birliklerine, kadın ve çocuk emeği üzerine yasalara, çalışma gününün sınırlandırılmasına vs. uygulamak için fazla korkaklar.

Eski güzel geleneklere, kanaatkarlığa, inanca ve ölümsüz ilkelere dönme yetenekleri olup olmadığını göreceğiz.

İlk sosyalistler (Fourier, Owen, Saint-Simon vs.), toplumsal koşullar işçi sınıfının militan bir sınıf olarak örgütlenmesi için yeteri kadar gelişmediğinden, kendilerini geleceğin model toplumu hakkında rüyalarla sınırlandırmak ve işçilerin kazançlarını arttırmak için grev yapma, sendika kurma ve politik hareketlere kalkışma gibi denemelerini eleştirmek zorunda kaldılar. Kimyacılar nasıl kendi öncüleri olan simyacıları reddedemezlerse biz de sosyalizmin bu atalarını reddedemeyiz ama yine de onların hatalarına düşmekten kaçınmalıyız, bizim bu hataları tekrarlamamız affedilemez.

Daha sonra, 1839�da, İngiltere�de işçi sınıfının hareketi belirgin bir karakter kazanmışken, Owen�ın öğrencilerinden ve Proudhon�dan çok önce yardımlaşma düşüncesini ortaya atmış olan Bray, Emeğin Hataları ve Emeğin İlacı başlıklı bir kitap yayınladı.

Bugün kullanılan yöntemlerin tümünün yetersizliği hakkındaki bölümde, İngiliz işçi sınıfının politik ve ekonomik tüm eylemlerinin bir eleştirisini yapıyor, politik hareketleri, grevleri, çalışma gününün sınırlanmasını, kadın ve çocukların fabrikada çalışmalarının sınırlandırılmasını mahkum ediyordu, çünkü bunların hepsi bizi bugünkü toplum durumundan çıkarmak yerine, burada tutar ve ancak çelişkileri daha yoğun hale getirir �en azından o böyle iddia ediyor-.

Bu bizi, sosyal bilim doktorlarının mabedine, Bay Proudhon�a ulaştırıyor. Bu usta, bir yandan kendi yardımlaşma teorisiyle çelişen tüm ekonomik eylemlere (sendikalar , grevler vs.) enerjik bir şekilde karşı çıkma cesaretini gösterirken, öte tarafta yazıları ve kişisel katılımıyla işçi sınıfı hareketini cesaretlendirmiş, öğrencileri ona açıkça karşı çıkmaya cesaret edememişti. Daha 1847�de, ustanın büyük eseri Ekonomik Çelişkiler Sistemi ortaya çıktığında, işçi sınıfı hareketine karşı bu saçmalıkları eleştirdim. Bununla birlikte 1864�te, Fransız işçilerine çok sınırlı bir biçimde de olsa sendika hakkı veren Ollivier yasası�ndan sonra, Proudhon İşçi Sınıfının Politik Kapasitesi başlıklı, ölümünden sonra yayınlanan bir kitap yazdı.

Ustanın kısıtlamaları burjuvazinin o kadar hoşuna gitti ki, 1866�da Londra�daki büyük dokumacı grevinde The Times Proudhon�u tercüme etti ve ona grevleri kendi sözleriyle mahkum etme şerefini verdi. İşte bazı seçmeler.

Rive-de-Gier madencileri greve başladılar; askerler onları akıl yoluna davet etmek için çağırıldı. Proudhon bağırıyor: �Rive-de-Gier madencilerine ateş açtıran otoritenin hareketi onursuzcaydı. Fakat baba sevgisiyle konsüllük görevi arasında ikilemde kalan Brutus gibi hareket etti: Cumhuriyeti korumak için çocuklarını feda etti. Brutus tereddüt etmedi, ve gelecek onu mahkum edemedi.� Proletarya�nın hafızasında kendi çıkarları uğruna işçileri kurban etmekte tereddüt eden bir tek burjuva yoktur. Burjuvalar ne Brutuslermiş!

�Hayır; sendika kurma hakkı yoktur, dolandırma ya da çalma veya ensest ya da zina yapma hakkı olmadığı gibi.�

Oysa açıkça aptallık hakkı vardır.

Ustanın mistik aforozunu dayandırdığı şu ölümsüz ilkeler nelerdir?

Birinci Ölümsüz İlke: �Ücretler **** fiyatlarını belirler�

Politik ekonomi hakkında hiç bilgisi olmayan ve büyük burjuva ekonomisti Ricardo�nun 1817�de yayınlanan Politik Ekonominin İlkeleri adlı kitabında bu yanlışı tamamen çürüttüğünü bilmeyenler bile, İngiltere�de ücretlerin diğer herhangi bir Avrupa ülkesinden yüksek olmasına rağmen İngiliz sanayisinin ürünlerini diğer ülkelerden ucuza sattığının farkındadır.

İkinci Ölümsüz İlke: �Sendikaları yasallaştıran kanun anti-hukuksal, anti-ekonomik ve her türlü toplum ve düzene karşıttır.� Kısacası �ekonomik serbest rekabet hakkına karşıttır.�

Eğer usta biraz daha az şovenist olsaydı, nasıl olup da kırk yıl önce ekonomik serbest rekabet hakkına bu kadar karşı bir yasanın İngiltere�de ilan edildiğini ve sanayiyle birlikte serbest rekabet geliştikçe �her türlü toplum ve düzene bu kadar karşı olan- bu yasanın burjuva devletleri için bile bir zorunluluk haline geldiğini kendisine sorardı. Böylece belki de (baş harfi büyük H olan) bu hakkın yalnızca burjuva politik ekonomisinin Cahil Kardeşleri tarafından yazılan Ekonomi Elkitaplarında bulunduğunu görürdü; bu el kitaplarında şunun gibi inciler yer alır: �Mülkiyet emeğin meyvesidir� (�başkasının emeğinin� demeyi unutmuşlar)

Üçüncü Ölümsüz İlke: �Şu halde, işçi sınıfını sözde toplumsal aşağılık konumundan kurtarmak için, tüm bir yurttaşlar sınıfını, patronlar, girişimciler, ustalar ve burjuvalar sınıfını suçlayarak başlamak gerekir; orta sınıfların bu aşağılık üyelerinden nefret etmek için işçilerin demokrasisini yükseltmek gerekir; yasal baskıya karşı ticari ve endüstriyel savaşı, devlet polisine karşı sınıf çelişkisini tercih etmek gerekir.�

İşçi sınıfının sözde toplumsal aşağılığından kurtulmasını engellemek için, usta işçi sınıfının kendisini saygıdeğer ustalar, girişimciler ve burjuvalar kategorisine karşıt bir sınıf olarak örgütlemesini sağlayan sendikaları mahkum ediyor; bu kategoriler kendi hesaplarına, Proudhon�un yaptığı gibi, sınıf çelişkisine karşı devlet polisini tercih ederler. Bu saygıdeğer sınıfa karşı her türlü saldırıdan kaçınmak için, sevgili Bay Proudhon işçilere (yardımlaşma rejimi gelene kadar, üstelik ciddi dezavantajlarına rağmen) �tek garantimiz� olan rekabet özgürlüğünü öneriyor.

Usta ekonomi konusunda kayıtsızlığı kutsuyordu �tek garantimiz olan burjuva rekabet özgürlüğünü korumak için. Öğrencileri politik konularda kayıtsızlığı kutsuyorlar � tek garantileri olan burjuva özgürlüğünü korumak için. Politik kayıtsızlığı kutsayan ilk Hıristiyanların, ezilen bir kesimden ezen kesime dönüşmek için yalnız bir imparatorun silahlarına gerek duyması gibi, politik kayıtsızlığın modern havarileri de kendi ölümsüz ilkeleri gereğince burjuva toplumunun dünyevi zevkleri ve geçici ayrıcalıklarından uzak durmaları gerektiğini düşünmüyorlar. Gene de kabul etmeliyiz ki işçilerin aşırı çalışması demek olan on dört ya da on altı saatlik iş gününü destekleyerek ilk Hıristiyan şehitlerine yakışır bir stoacılık sergiliyorlar.



Stalin Arşivi çeviri birimi tarafından Türkçeleştirilmiştir.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
kayıtsızlık, politik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Politik tiyatronun tarihi üzerine Mahmut Halil CAN DEVRİMCİ TİYATRO 0 11-24-2009 01:00 PM
Kıvılcımlı: Teorik-Politik Bir Marksizm için-Metin Kayaoğlu Mahmut Halil CAN TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ 3 08-26-2007 03:47 PM
İç Politik Durum Raporu-I. Kurucu Konferans Belgesi Mahmut Halil CAN POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ 0 08-26-2007 01:23 PM
Kaypakkaya’nın Pratik-Politik Marksizmi Mahmut Halil CAN POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ 0 08-21-2007 04:03 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:04 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,