![]() |
|
|||||||
| SENDİKALAR VE KİTLE ÖRGÜTLERİ Devrim mücadelesi ve sınıfın öz örgütleri arasındaki ilişki |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
SARI SENDİKALAR VE ONLARIN AĞALARI ÖLÜM UYKUSUNDA
SENDİKA AĞALARI SINIF MÜCADELESİNE KARŞI KAYITSIZLIK İÇİNDEDİRLER SENDİKA AĞALIĞI, SINIFIN MÜCADELESİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR Sarı-gerici-faşist sendika ağalığı sistemi, sınıfın mücadelesine tümüyle kayıtsız kalmaktadırlar. Sınıfın mücadelesine, aşağıdan direnişlere kayıtsız kalındığı gibi, sınıfı ilgilendiren gelişmelere karşı kıllarını kıpırdatmamaktadırlar. Her gün iş cinayetlerine kurban giden işçilerden 657 sayılı yasada iş güvencesini ortadan kaldıran taslak çalışmasının Meclis’e gönderilmiş olmasına kadar konularda ölüm sessizliğini koruyan sarı sendika ağalığı sınıfın sendikal mücadelesinin karşılamadığı, karşılayamayacağı gün geçtikçe daha da net ortaya çıkmaktadır. Zonguldak’taki iş cinayetinin ardından 40 güne yakın bir süre geçmesine rağmen hala 2 işçi toprak altından çıkarılmadı. Hatta birkaç işçinin cenazelerinin karıştırıldığı açığa çıktı. Ama sarı sendika ağalarının çıtı çıkmadı. Her gün tersanelerde, çeşitli iş kollarında iş cinayetleri işlenmeye devam ediyor. Yine ölüm sessizliği. İstanbul’daki sel felaketinde bir taşeron işçisi açıkça katlediliyor, sarı sendika ağalarından yine bir ses yok. Burjuva basının kimi köşe yazarları bile, sınıfın mevcut durumunu sarı sendika ağalarından daha çok dillendiriyor. Tekel işçilerinin direnişine 26 Mayısta vurulan darbe hala hafızalara kazılı dururken; aylardır TÜBİTAK’ın işten attığı Aynur Çamalan’ın direnişine de kayıtsızlık üst düzeyde. Her taraftan işçi çıkarmaları, sendikal hakların tırpanı haberleri geliyor. Yine ölüm uykusunda sendika ağaları. Açlık, yoksulluk, sefalet, işsizlik, örgütsüzlük, taşeron çalışması, asgari ücret köleliği, esnek çalışma dayatmaları baş boyunu bile aşmışken; sınıfın sorunları her geçen gün katlanmakta iken; sarı sendika ağaları sıcak yataklarını ısıtmak, lüks arabaları ile evlerinin keyiflerini çatmaktadırlar. Hatta kimi sendika ağalarının işçilerin alın terinden kesilen aidatlarla milyarlarca liralık yarışlar, lotolar, totolar oynadığı açığa çıktı, ama çarçabuk üzerleri örtüldü. Her geçen gün Kürdistan üzerinde estirilen faşist devlet terörüne karşı zaten gıkları çıkmıyor. Faşist Siyonist İsrail devletinin saldırısı ve katliamlarına da topyekûn sınıf cephesinden bir tepki üretilmiyor. Sınıfın tavrı ortaya konmuyor. Anadolu’nun birçok yerinde lokal onlarca direniş, mücadele var sermayenin saldırılarına karşı; onları gündemleştirmek, sınıf dayanışması yaratmak bir yana siyah perdelemelerle yok sayılıyor bu direniş ve kavgalar. Temmuz ayına şunun şurasında 20 günlük süre kalmış olmasına rağmen Kamu işçileri-emekçi memurları zam artışları ile ilgili bir tek açıklama dahi yok bırakınız eylemsel aktiviteleri. Diğer yandan 657 sayılı yasaya tabi kamu işçilerinin iş güvencesini yok eden yeni taslak Meclis’e indirilmesine rağmen sözde Kamu Emekçileri konfederasyonlarının bir tek itirazı, açıklaması, doğru düzgün işi kavramaya dönük çalışmaları dahi yok. Sarı sendika ağaları ve sarı sendika ağalığı sistemi, düzeni tam da kendisine biçilen misyonu oldukça iyi oynamaya devam ediyor. Sınıfın içinde düzenin Truva atları olduğu onlarca deneyimle sabitleşmiştir bu durum. En son 26 Mayıs Genel Grevini kırmaları, Tekel direnişçileri ile sınıfın mücadelesini baltalamaları taze hafızalardadır. İşçi sınıfı ve emekçiler, sarı sendika ağalığını, ağalarını aşamadıkları sürece kesinlikle sınıf mücadelesini büyütemeyeceklerdir. Onları koltuklarından zorla indirmedikten, tarihin çöplüğüne göndermedikleri ve de sınıfın gerçek Sınıf sendikal anlayışını bu alanda hakim kılmadıkları sürece; sınıf mücadelesi kesinlikle ileriye doğru yürüyemez. Düzene karşı mücadele ile sınıfın tüm sorunlarına karşı mücadele ile bütün olarak siyasal mücadelenin, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin en büyük engeli sarı-gerici-faşist sendika ağalığı sistemi ve onun kullarıdır. Yolun üzerinden bu aşağılık uşak sınıfı temizlenmedikçe, sosyalizm bir hayal olacaktır. Bırakınız sosyalizmi, düzen içinde somut sorunlara karşı mücadele ile nispi insani haklar, ekonomik- demokratik hak kazanımı olmadığı gibi; her geçen gün daha da geri gidecektir kazanımlar. Bu aşağılık kapitalist düzen, bütün olarak sınıfı ölüme mahkum etmektedir. Her bakımdan köşeye sıkıştırmaktadır. Nasılsa kendilerine hizmet eden ağaları vardır ve sınıfın mücadelesi önünde barikattır bunlar. Barikatları adım adım aşmadan insani ve özgür bir dünya kurulamaz. Aşağıdan yukarıya Devrimci Sendikal Muhalefet Hareketinin oluşturulması, işyerleri ve işkollarında işyeri komiteleri, işyeri konseyleri oluşturarak fiili bir çatı yapı örgütlenmesi ancak ve kesinlikle sarı sendikal hareketine karşı Sınıf Sendikaları Hareketi’ni alternatif yapabilir. Sınıf Sendikaları Hareketi’ni yaratmak, mücadele içinde işlevsel kılmak için HAYDİ MÜCADELEYE. 10.06.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
26 MAYIS EYLEMİNE DARBE SARI SENDİKA AĞALARINDAN TÜRK İŞTEN
17 Mayıs 2010 tarihi itibarıyla basına düşen bir habere göre Türk-İş’in geçtiğimiz günlerde Başkanlar Kurulu toplantısında 26 Mayıs Eylemi tartışılmış; kimi sendikalar ve başkanlarının karşı çıkmasına rağmen 26 Mayıs eylemine katılmama kararı çıkmıştır. Ve yine haberlere göre; Başkanlar Kurulu kararı olarak bunların açıklanmaması istenmiş, DİSK ve KESK ile ortak toplantıya kadar gizli olması istenmiştir. Demek ki, sınıftan gizlenecek o kadar şeyleri var ki; bu devenin yanında kulak bile değil anlaşılan! Bilindiği üzere 26 Mayıs eylem kararı iş güvencesinin sağlamlaştırılması ve Tekel Direnişinin hedefleri uğruna alınmış bir karar idi. Tekel İşçilerinin Ankara’daki direnişinin kırılması, sendika ağalarınca bitirilmesinin bir yolu olarak alınmış bir karar idi. Devrimci demokratlar ile komünist devrimci sınıf hareketinin karşı çıkma ve 1 Nisan eyleminin satılma olduğunu söylemelerine rağmen alınmış bir karar idi. Zaman geçtikçe gerçekler açığa çıkmaya başlıyor işte. Gerçekler acıdır, acıtır. Tekel Direnişini adım adım bitişe sürükleyen, adım adım satan Türk-İş ve ona ortaklıkta sınır tanımayan KESK, DİSK, Kamu-Sen vs gibi sendika ağalarının başka türlü davranması zaten beklenemez. Zira Tekel Direnişini bastırmak, yok etmek, genele egemen olmaması için ellerinden geleni en az egemenler kadar isteyen düzen uşakları ileri tarihte ve belirsiz bir eylemi işaret ederek sınıfı oyalamaya çalıştı. Ona umutlarını tüketmede “zaman” tanıdı. Ardından İstanbul Taksim 1 Mayıs meydanında Tekel işçilerinin kürsü işgali ya da Mustafa Kumlu nezdinde sarı-gerici-faşist sendika ağalara olan tepkisini gösterince tek bir ağızdan işçileri kınayan sözde sendikacılar; şimdi Mustafa Kumlu ve Türk-İş ağalarının yan çizmesini nasıl karşılayacaklardır acaba? Geçtiğimiz günlerde sırf Türk-İş ağalarını memnun etmek için işçileri kınayan DİSK ve KESK reformist-revizyonist yöneticilerinin Türk-İş’in bu her daim tavrına karşı ciddi bir çıkış yapamayacakları da açıktır. Bu süreci Disk ve Kesk gibi sendikaların da örgütleyip ileri taşımayacakları açıktır ve alenidir. Sarı-gerici-faşist sendika ağalığı sistemi; proletaryanın sınıfsal mücadelesinin, basit haklar mücadelesinden sosyalizme kadar tüm mücadelesinin baltalanması demektir sürekli bir biçimde. Türk-İş başından beridir Tekel direnişini satmak, baltalamak uğruna düzene uşaklık ediyordu. Şimdiki tavrı da bunun kanıtıdır. Kurulduğundan bu yana düzene uşaklık edenler, yine uşaklıklarını yerine getiriyorlar. 26 Mayıs eyleminin de geçiştirme olacağı, geçiştirilip sınıfın enerjisinin düzene dönük boşaltılacağı kesindi. Buna rağmen Türk-İş’in yan çizmesi sınıf nezdinde önemli bir gerilemedir. Zira gerekçe olarak neler deniyor:” İşçiler, sınıf hazır değilmiş”. Bakınız siz bürokrat sınıf düşmanlarına. Sınıf, şimdi hazır olmayacak ta ne zaman olacaktır? Ya da sınıfı hazırlaması gereken kimlerdir acaba? Kendilerinin böyle dertleri olmadığı, olmayacağı açıkça bu ifadelerden anlaşılmaktadır. Tüm sınıf hainlerine inat 26 Mayıs eyleminin gerçek kılınması için her bir yoldan çalışma büyütülmelidir. Diğer sendika bürokratlarının satışına karşı direnç, mücadele odakları yaratılmalıdır. Sarı-gerici-faşist sendika ağaları-patronları ile bürokratlarının teşhiri ve Sınıf Sendikaları Hareketinin yaratılması mücadelesi birlikte ve aynı anda yürütülmelidir. 17.05.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
SERMAYENİN NEOLİBERAL SALDIRILARININ YENİ HEDEFİ MEMUR DENİLEN KAMU İŞÇİLERİ
Sermayenin gözü doymuyor. Kar oranlarına kar katmak yetmiyor. Çalışanları yeterince sömürdüğü yetmiyormuş gibi, onların kazanılmış haklarının yanı sıra insani çalışma, iş güvencesi, iş koşullarının ortadan kaldırılması gibi birçok olguya saldırmaktadır sermayenin kolektif sözcüsü olan devleti. Tüm kamu alanlarının piyasaya, ekonomik çıkar-kar-para alanlarına çevrilmesinin ardından bir de; kamu çalışanlarının iş güvencesinin ortadan kaldırılmaya çalışılması tamamen neoliberal kapitalizmin saldırı ayaklarıdırlar. Başta eğitim-sağlık olmak üzere sermayenin insafına açılan kamu alanlarının yanı sıra; kamuyu tamamen işlevsiz kılmak için vahşi bir biçimde denetimsiz, kontrolsüz bir kapitalist sömürü ağı yaratıp; bunu da kamu çalışanlarını da güvencesiz, güvensiz çalışma ortamına atarak tamamlamaya çalışmaktadır. Sermaye, neoliberal saldırısının en üst boyutu olan kazanılmış haklara dokunmaya başladı emeklilik koşullarından sonra, şimdi de bizatihi çalışmakta olanlara. Taşeronlaştırma, özelleştirme, iş güvencesiz çalıştırma, sendikasız-sigortasız çalıştırmaya şimdilerde de doğrudan kamuda 657 sayılı yasaya tabi olarak çalışan kamu işçilerine dönük iş güvencesini ortadan kaldıran, idarenin iki dudağı arasına sıkışmış iş güvencesi getiren; yaklaşık olarak 1.3 milyon çalışanın doğrudan iş güvencesiz çalışmasını getiren bir taslağı Meclise bu günlerde getirecek. 657 sayılı yasada değişiklik öngören yasa taslağının ana amacı, kamu çalışanlarının iş güvencesini ortadan kaldırmaktır. Genel müdürleri koruyup, Daire başkanlıklarını koruyup şube müdürlerini kaldırıp ve onların altında uzmanlık kadroları oluşturup; tüm kamu işçilerini-memurlarını sözleşmeli statüye alıp; onların iş güvencelerini sicil amirlerinin iki dudağı arasına hapseden bir uygulama getiriliyor. Muğlâk olarak çizilen ceza normlarına sığdırılabilecek uydurma gerekçelerle ceza alması sağlanan kamu çalışanı işçiler kolayca kapı önüne konar hale getiriliyor. Kınama, uyarı, aylıktan kesme cezaları alan kamu işçileri bunlar gerekçe gösterilerek sözleşmeleri yenilenmeyerek işten atılabileceklerdir yeni taslağa göre. Esnek çalışma koşullarına göre yapılan ayarlamalar; amirin fazla mesai taleplerine karşı itiraz eden bir memuru ceza vererek aylıktan kesme ve uzun vadede de işten atmaya götüren bir sürece götürebilmektedir. Kamu emekçilerini grev ve toplu sözleşme hakkından külliyen mahrum eden anayasa değişimi sonrasında bu taslakta yine bu hükmü onaylayan bir düzenleme öngörüyor. Ardından da, basın açıklaması, bilgi ve beyan vermeyi de yasaklayan hükümleri de ceza kapsamına alan taslak tam bir yasaklar zincirini ve karşısında da ciddi yaptırımları öngören bir halkalar bütününü andırıyor. Bu arada kısmi cilalamalarla yasa taslağının geçmesi ya da kamuoyunu aldatma da unutulmamış bu taslakta. Zira burjuva basın-yayın organları memura müjde diyerek bu makyajlı kısımları öne çıkararak taslağa destek alt yapısı sunmaya çabalıyor. Babalık izninin 10 güne çıkarılması, emeklilik harcırahının 500 liradan 750 liraya çıkarılması, elbise yardımının ayni yerine nakdi yapılması gibi makyajları öne çıkaran burjuva basın; taslağın ardındaki gerçekleri perdelemeye çalışmaktadırlar. Sermaye devleti ve onun parlamentosu; sınıfın en zayıf anlarını bekleyerek, onların en korunmasız, en birlikten uzak anlarını kollayarak bu yasal düzenlemeleri yapmaya çalışmıştır sürekli olarak. Kamu işçileri, kamu emekçileri açısından yaz dönemi en zayıf mücadele halkası olmuştur çoğunlukla. Zira kamu çalışanlarının motoru eğitim ve sağlık çalışanlarının bu aylarda tatil dönemidir. Bu bağlamda eylemsellik düzeyinin genel olarak en zayıf halkasıdır bu dönemler. Yine bu döneme denk getirilen bir yasal düzenleme karşısındadır kamu işçileri-emekçileri. Kazanılmış tüm hakların hemen hemen tümünü ortadan kaldıran bu taslağa karşı mücadele her zamankinden daha da öne çıkan bir yere sahiptir. Özellikle 26 Mayıs ile birlikte yalnızlaşan KESK açısından bu süreç daha bir öne çıkmaktadır. Zira KESK, 26 Mayıs sınavından kısmen alnının akından çıkan bir yerde durmaktadır. Bu da ona güven duygusunun öne çıkmasını ister istemez öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda; direkt olarak kendini ilgilendiren bir sorun üzerine Kamu işçileri-emekçilerini düzenin zayıf zaman diye gördüğü bir anda tersine çevirmek mümkün olabilir. Düzenin bu ince ayak oyunlarını boşa çıkabilir kamu emekçileri-işçileri. Aleyhte görülen süreci tersine çevirmek, iradi çaba, emek, mücadele ile mümkündür. Tam tersine iş güvencesiz, sendikasız, çoğunda da sendikasız taşeron çalıştırmaya karşı çıkıp mücadele eden kamu emekçileri-işçileri şimdi sınıf kardeşleri için verdikleri mücadelenin ilerisini kendileri için vermek durumundadırlar. Sınıf kardeşleri için verilen mücadele ile birleşik bir biçimde iş güvenceli, sendikalı, insani, grevli-toplu sözleşmeli sendikal mücadele hakları için birleşik, demokratik, genel çalışan mücadele perspektifini ileri taşımak ve geliştirmek için daha da ileri atılmak gerekiyor. Başarılabilir bu mücadele ve kamu işçileri-emekçileri-memurları bunu başarmak zorundadır. Neoliberal kapitalist saldırı halkasının zinciri bir yerlerinden parçalanmak zorundadır. Tekel işçileri bir yerlerinden kırdılar; kamu emekçileri-işçileri de diğer tarafından parçalayabilirler. Daha fazla irade, daha fazla çaba, emek, çalışma, geniş yığınlara ulaşıp işin içine katma ile olanaksız bir şeyler yoktur. Yeter ki, geleceğe ilişkin umutları yeşil tutacak umut kalıntıları canlı tutulsun. 07.06.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
SENDİKALAR,SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Sendikalar,proletaryanın sınıf mücadelesinin önemli kaldıraçlarından olup,sınıfın kapitalizme ve burjuvaziye karşı ekonomik-demokratik, sosyal ve politik mücadelesinin yığınsal ve kitlesel örgütleridir.Proletaryanın, günlük hayatın iyileştirilmesinden politik kimi taleplere kadar kendisini ifade ettiği,birliğini ve mücadelesini sağladığı kitle örgütleridir sendikalar. Sendikalar, proletaryanın kapitalizme karşı verdiği mücadelede toplumsal ideallerine ulaşmada kullandığı temel araçlardan biridir.Emeğin öz ve temel bir örgütüdür. Komünist toplumun üst aşamasına varana dek işçi sınıfın kendi öz çıkarlarını koruduğu,geliştirdiği ve birliğini sağladığı bu örgütler sınıfın vazgeçilmez bir silahıdır.Kapitalizme karşı mücadelede ileri bir karakoldur.Tarihsel olarak kapitalizmle yaşıt olan sendikalar ,sınıfın birlik olmadan başarılı olamayacağı anlaşıla beri var olageldi.Çartist hareket ve İngiliz işçi sınıfının öncülüğünde dünya çapında sınıfın en temel örgütlerinden biri oldu. Sendikalar, sınıfın en reel, en birleştirici örgütü olmasından kaynaklı olarak,sosyalizmin inşası ve geçişin tamamlanmasına kadar gerek ekonomik-demokratik-sosyal ve gerekse de politik yaşamın temel unsurlarından biri olmak zorundadır.Aynı zamanda partinin ve öncülerin sonuna kadar etkisine açık olmakla beraber özerkliğinden taviz vermemelidir.Öncünün ast örgütü haline getirilip özerkliği yok edilirse,öncüdeki her olumsuz hareket ve yozlaşma ile birlikte bu kitle örgütü de aynı yola kolayca girecektir.Sınıfın bilinç ve örgütlülük düzeyi ile sınıfın çıkarsal reflekslerine azami değer vermek zorunludur.Aksi halde geriye dönüşler sorunu,sınıftaki yozlaşma ve gericileşmeyi daha da derin ve yıkıcı hale getirecektir. Bu konu pratik sonuçları ve gelecek açısından hakkettiği şekilde ve objektif olarak değerlendirilip tartışılmalıdır. Sendikaların iki temel özelliği vardır. Birincisi, sınıfın önemli bir bölümünü kucaklayan din,dil,ırk,mezhep vs. ayrımı olmaksızın birlik,bütünlük ve kitleselliğinin sağlandığı temel bir örgüt olmalarıdır. İkincisi, sınıfın kendiliğinden taleplerinin ifade edildiği ve kapitalizme karşı verilen düzen dışı mücadelenin boyutlarına ve sınıftaki yansımalarına göre giderek politikleştiği bir eğitim ve savaş okuludur.Ve, kesinlikle en önemli özelliği demokratik olmak zorunluluğudur.Gerek eyleminin içeriği, gerekse de işleyiş ve yaşam biçimi olarak demokrasi vazgeçilmez olmak zorundadır. Kısacası, sendikalar demokratik ve kitlesel proletarya örgütleridirler. Ülkemizde Durum Ülkemizde sendikaların ömrü kapitalizmin gelişme ve ilerlemesiyle yaşıt olmakla beraber aşağı yukarı 100 yıllık sayılabilir.Reji ve demiryolu işçilerinin bu sürecin öncü kolu olduklarını söylemeden geçmek haksızlık olur. Kapitalizm gelişip serpildikçe proletaryanın bu örgütü ve mücadelesi de doğal olarak gelişip ilerlemiştir.Yer yer politik hedefli grev ve direnişler bile örgütlemiş olan sendikalar, politik önderlik gelişimiyle birlikte,kapitalist devletin faşizan saldırılarının boy hedefi haline de gelmiştir.Ciddi ve düzen dışına evirilme eğilimi belirginleşen sınıf hareketini düzen içinde boğup eritmede ustalaşmış olan devlet, bu duruma meydan vermemek için 1952’de sarı sendikalar konfederasyonu Türk-İş'i kendi eliyle kurmuştur.Türk-İş,kapitalist devletin sınıf içindeki ajanı ve ehlileştirici aracı görevini hakkını fazlasıyla vererek yapmıştır ve hala da yapmaktadır. İthal ikameci sanayileşme modeli ve 5 yıllık kalkınma planlarıyla palazlanmaya başlayan burjuvazi gerek ekonomik alt yapıda ve gerekse de üst yapıda egemen hale gelmiştir.Bu palazlanma ve büyümede kolektif kapitalist olan devlet ile 1940’lı yılların sonundan itibaren, uluslararası emperyalist tekellerin katkısını teslim etmekte yarar var.Sanayiinin yoğunlaştığı kentlerde,sınıf ve mücadelesi artık sosyalizm mücadelesinin can ve kan bulmasını da sağlamıştır. Burjuvazi ve proletarya arasındaki mücadelenin en üst seviyesine ulaştığı 60’lı yılların sonunda ve 70’li yıllarda, gerek ekonomik-demokratik, gerekse de politik kimi kazanımların elde edilmesinde sendikalar önemli rol oynamıştır.(Elbette DİSK’in bu sürece damgasını vurduğunu söylemek gerekir.)Tüm bu dönem boyunca gerek sendikalı-örgütlü işçi sayısının ulaştığı düzey, gerekse de grev, direniş, işgal vs. eylemlerden hareketle sınıf mücadelesinin keskinleştiği ve bir kırılma noktasına geldiğini vurgulamakta yarar vardır.Zira,bu süreçte uluslararası politik akımların, bu arada sosyalizmin, gelişme ve ilerlemesinin ülkemizde de etkisini gösterdiği, buna karşılık kapitalist-emperyalist kampın bu süreci tespitiyle birlikte iki karşı saldırıya geçtiğini ,71 ve 80 faşist darbelerinin sınıf hareketini ve sınıfın yığınsal devrimci mücadelesini boğmak-tüketmek-yok etmek amacıyla yapıldıklarını vurgulamalıyız.71 faşist darbesi,bir kurumsallık sağlamasa ve 80 darbesi kadar geniş kapsamlı olmasa da ,sınıf mücadelesinde kapitalistlerden gelen karşı saldırılarının ne derece ve hangi boyutlarda olacağının habercisi olmuştur. 71 sonrası sınıf kavgası,bir iç savaş ve iktidarın zaptı mücadelesine evirildi evirilecek derken 12 Eylül 1980 darbesi sınıfa karşı çok köklü bir saldırı dalgasını bir gerçeklik haline getirmiştir.80 Eylülü kapitalizmin ülkede yeniden örgütlenmesi anlamını taşımaktadır ve her alanda köklü dönüşümler yaratan bir milattır.. Bu yeniden örgütlenmenin ekonomik ayağını 24 ocak 1980 kararları ve İMF-Dünya Bankasının yeniden yapılandırma programları ile birlikte İhracata Dönük Sanayileşme modeli oluşturmuştur.Politik ayağı ise,faşizmin kurumsallaşması ve kolektif kapitalist devletin 82 Anayasasıyla, küçük bir azınlık dışında, toplumun hemen her kesiminin günlük yaşamda faşist saldırı dalgasından nasibini almasıdır.Toplumsal muhalefet,kimi öncü kesimlerin tasfiye edilmelerinin yanında, bir bütün olarak korku-baskı-yıldırma ve yok etmeyle hemen hemen tamamen susturulmuştur.Bunda sınıfın ve öncü geçinenlerin sınıf ile gerçek bağlar üretememelerinin ve direniş odakları yaratamamalarının,politik hareketlerin hemen hepsinin özce küçük burjuva akımlardan oluşmasının önemi büyüktür. Bu köklü ekonomik yeniden yapılandırma ve faşist terör, 80 Eylülü öncesi hemen hemen 3 ile 3.5 milyonu bulan sendikalı işçi sayısının giderek 1.5 milyonu bulan bir rakama inmesi sonucunu üretmiştir.Özelleştirme,taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma sacayaklı bu saldırı hedefine ulaşmış görünüyor.Günümüzde tahkim,esnek çalışma yasası vs. yasalarla kuşatılan sınıfın öz örgütlerinin ne bir politikası var, ne de ciddi bir mücadelesi. Tabandan gelen kimi dalgalar (89 bahar eylemlilikleri gibi) saman alevi gibi söndürülmüş ve bastırılmış olup,sınıfsal mevzilerde ileriye doğru kazanımlar elde edilemediği gibi, gerilemenin-yozlaşmanın ve yabancılaşmanın bugünkü boyutlara ulaşmasının önüne geçilememiştir.Zira,80 faşist darbesiyle kurulan politik rejim, psikolojik savaşı 80 sonrası gelişen Kürt ulusal hareketi ile olan savaştan öğrendiklerini de kullanarak, sınıf üzerinde bilfiil uygulamıştır.Bu durumdan diğer bir sorumlu da, politik hareketlerin küçük burjuva niteliği ve marjinalliği ile birlikte, sınıfla bırakınız kalıcı ilişkiler kurmayı geçici bağlar bile kuramamalıdır. Tekil kimi direnişlerde bağlar kurulsa bile, çalışma,eylem ve politika biçimlerinin yanlışlığı nedeniyle zamanla bu bağlar da tüketilmiştir. Bu süreçte, bağımsız gelişen ve sınıfın diğer katmanlarına göre nispeten daha hareketli ve militan bir hareketten bahsetmek gerekiyor.O da,657’ye tabi memur sayılan işçi kesiminin örgütlenme ve mücadelesidir.Çok ciddi eylemliliklerden geçen ve aşağı yukarı 15 yıllık bir maziye sahip 657’lik işçiler ve sendikaları da düzen içinde boğulup hapsedilmiş olup, sahte sendika yasasıyla cendereye alınan hareket hızla bürokratik-sarı sendikacılığın tuzağına düşmüş durumdadır. Devrimci ko...lerin etkinliğinin olmaması nedeniyle bu süreci tersine çevirmek şimdilik uzak görünmektedir. Günümüz Türkiye’sinde ciddi bir işçi hareketi,ulusal hareket veya genel bir halk hareketinden bahsetmek zor,hemen hemen imkansızdır.Cılız ve hemen hemen halktan tamamen kopuk olgulardan bahsetmiyoruz doğal olarak.Ulusal hareket de,uluslararası operasyonla, düzen içinde diğer toplumsal hareketlilikler gibi boğulmuştur ve de boğulacaktır. Bugünkü durum tam da yukarıdaki gibidir. Proletaryanın sendikal örgütlenme derecesi düşüktür. Sendikalı işçi sayısı, üç büyük işçi konfederasyonunun varlığına karşın, bunlarda örgütlü işçi sayısına 657’ye tabi olanları da dahil edersek, 2.5 milyonu bile bulmamaktadır. Sınıfın öz örgütleri olan sendikalarda örgütlü işçi sayısı,toplam işçi sayısının %25’ine bile denk düşmemektedir.İşsizleri ve gizli işsizleri de hesaba katarsak, örgütsüzlüğün ne boyutlara vardığı anlaşılır sanırız. Kısacası, mevcut durumda sendikalar sınıfın öz örgütleri,refleks,dayanışma,hak-çıkar,eğitim-savaş okulları olmaktan çıkmış ya da çıkarılmışlardır.Sendikaların ezici çoğunluğu tabela örgütünden ibaret olup, kongreden kongreye sandalye-makam-koltuk kavgasına arenalık eden,zaman zaman yığınların enerji birikimini çeşitli içi boşaltılmış eylemlerle deşarj eden göstermelik derneklere dönüşmüştür.Sendikalar, tam anlamıyla, bürokratik-sınıf işbirlikçisi sarı sendikacılık anlayış ve ilkelerinin egemen kılındığı marjinal örgütlere çevrilmiştir.Bu arada, çeşitli sendikal anlayışlara da vurgu yapmadan geçmek, tarihsel anlamda bu olumsuz gidişatın eksik tespit edilmesini beraberinde getirecektir. Anarko-sendikalist anlayış bir yanda sendikaların hiçbir biçimde politikayla uğraşmaması gerektiğini öne sürerken, öte yandan da bu yığınsal örgütlerin anarşist tarzda hareket etmesini ileri sürmektedir.Sendikalizmin temelini sendikaları politik örgüt olarak görmek,sınıfın nihai hedeflerini klasik reformcu taleplerle sınırlamak oluşturur.Yığınların kendiliğinden bilincini aşamayan ve ko...-devrimci sendikacılığın temeli olan,sınıfa politik bilinç kazandırıp bilinç sıçraması yapmayı yok sayan,kendiliğinden mücadeleye tapınmayı tek kutsal yöneliş sayan bu anlayış, çağımızın klasik sendikacılığının ve adına çağdaş sendikacılık dedikleri bulamacın reel görünümüdür.Sınıf, politikayla ve düzenle uğraşmamalı,mevcut kapitalist boyunduruğa boyun eğmeli,sınıf üretim ve tüketimde egemen sınıfla işbirliğini esas almalıdır.Öncü politik güçler,sınıfın bilincini politik bilince çevirmeyi ve sıçratmayı bırakmalı,yığınların seviyesine inip o düzeyde düşünmeli ve yaşamalıdır. Sınıf, mevcut olanları korumaktan bile acze düşmüşken onlara önerebilecekleri bir tek politikaları bile yoktur.Bu tarz bir sendikal anlayışın ne eylemsel içeriğinin, ne de işleyişsel sürecinin demokratik olmadığını söylemeye gerek bile yok.Tamamen antidemokratik merkeziyetçi ve bürokratik bir sendikal anlayıştır. Öte yandan, 657’ye tabi işçilerin sendikası olan KESK’te ise benzer süreçler yaşanmakta olup,yozlaşma ve gericileşme tavana vurmuş bulunmaktadır.Örnek model olarak diğer işçi sendikaları alınmakla birlikte,bir tek farkı vardır ki, o da kimi politik akımların KESK’i birer arka bahçe,birer ast örgüt haline getirmeye çalışmalarıdır.Son bir kaç yıllık gelişmeler bu tespitin ne kadar doğru olduğunu ve gidişatın bu yönde evirilip önemli mesafeler alındığını göstermektedir. Sendikalar, günümüz Türkiye’sinde sınıfın genel çıkarlarını hedef alan bir çalışma,plan ve programdan ziyade ve azade olmak üzere, günübirlik pratik çalışmalar içine girmekte, eylemci unsurların enerjileri bunlarla boşaltılmakta ve işçi sınıfının gözü boyanmaktadır.Klasik çalışma ve eylem biçimlerini faydalı kılıp onları aşan yeni ve üretken bir anlayıştan tamamen uzaktırlar. Yeri gelmişken, son yirmi yılın popüler sendikacılık anlayışlarından biri olan ve esasında sınıf sendikacılığının içini boşaltmak için ortaya atılan sözde sınıf ve kitle sendikacılığından bahsetmeden geçmek olmaz.Sınıf, zaten, bilindiği üzere, bir toplumsal kitleye denk gelmektedir. Ama sınıfın kendisi,proletarya kapitalizmin karşısında homojen bir kitleye denir. Sınıf ve kitle sendikacılığı tanımı bu anlamıyla heterojen bir kitle varmış gibi sınıfsal kategorisi olmayan bir yığınsal kitleye denk düşürülmektedir. Bu kelime oyunu esasta sınıfsal program ve politikaların içeriğini boşaltma amaçlıdır. Öte yandan, bu tür tanım ve kavramlar sınıfın eyleminin içeriğini ve programsal görüşlerini etkilediğinden, onların iyi niyetle yapılmış olduklarını düşünmek saflık olur. Kavram ve tanımlar politika ve programların en yalın ve kısa ifade biçimleridir.Bu saçmalık sınıftan uzak tutulmalı ve buna karşı ideolojik ve teorik savaşım verilmelidir. Demokratik Merkeziyetçilik Bir kitle örgütü olarak sendikalar,hem eyleminin içeriği ve hem de işleyiş itibarıyla demokrasiyi vazgeçilmezi yapmak zorundadırlar.Demokrasiyi işleyiş esası olarak ele alırsak şu başlıkları öne çıkarmak zorunludur.Eylemde birlik ve ajitasyon-propagandada özgürlük temel şiarından hareketle, sendika-içi demokrasi, herkesin kendini özgürce ifade edebildiği,azınlığın çoğunluğa dönüşme hakkının güvence altına alındığı, kararların aşağıdan yukarıya doğru alınıp yukarıdan aşağıya doğru uygulandığı,söz, karar ve yetki hakkının gerçekten tabanda olduğu, seçilmiş yöneticilerin istendiği anda geri çağrılabildiği vs. temel demokratik özgürlükleri içermelidir.Kendi içinde demokrasiyi yaşatmayan bir örgüt ya da kişi nasıl demokrasi ve özgürlük mücadelesi verebilir?Böylesi bir iç yaşama sahip olmayan bir örgüt bürokratik merkeziyetçidir.Burada, seçim sisteminin de model olarak demokrasiyi etkilediğini vurgulamakta yarar var. Şu ana kadar uygulanmayan ve bürokratik merkeziyetçi sendikal anlayışların bulaşıcı bir hastalıktan kaçar gibi kaçtıkları ve seçimlerde demokratik temsil olanağı sağlayan nispi temsil sisteminin, mevcut sistemlerden çok ileri olduğu gerçeğinin altını çizmekte yarar görüyoruz. Merkeziyetçilikte ise esas olan,eylemde birliği sağlamaktır.Özgürlük ve demokrasiyi dışlamadan..... Bir kez demokratik bir karar alındı mı onun uygulanması esas alınmalıdır.Tartışılacak her şey eylem sonuna bırakılmalıdır.Aksi halde anarşizm kaçınılmaz olur. Örgüt, elbette ki tüm üyelerince yönetilecektir; ama onların demokratik süreçte seçtikleri yöneticiler aracılığıyla ve seçilmiş yöneticilerin istendiği anda geri çağrılabilmeleri kaydıyla. Bu iki temel ilkenin doğru harmanlanıp bütünleştirilmesi yaşamsaldır.Zira, iki ucu keskin bıçak olarak hassas bir dengede tutulmazsa bir tarafta bürokratik sendikalizm, öte tarafta anarşi ve kaos kaçınılmaz olacaktır. Çalışma ya da eylem biçimlerinin eskidiğini söylemek olanaklı değildir.Belki üretken çabalarla çeşitlendirilip etkinliği arttırılabilir.Ama, çalışma ve eylem biçimlerindeki esas sorun, içeriklerinin boşaltılması,sıradanlaştırılıp günü kurtarmaya yönelik olmaları;öte yandan politikasız-programsız olunduğundan sınıfın enerjisinin hedefe kilitlenmeden deşarj edilmesidir. Diğer yandan, bir çok eylemci,bürokratik sendikal anlayıştan ve bu programsız-politikasız çalışma biçimlerinden yılmış ve köşeye çekilmiştir.Umutsuzluk,karamsarlık ana eğilim olmuştur.Bu sınıfın kendisi için de aynıdır.Artık o kadar kanıksanmıştır ki, bir çok şey artık kendini bile yeniden üretememektedir.Güvensizlik,gerek sınıfın kendisinde ve gerekse eylemcilerde diz boyudur.Bu sorun aşılmadıkça gerçekten ne sendikalarda, ne de genel politikada bir aşama kaydetmek olanaklı olur. Sonuç Genel olarak gidişatın olumlu olduğunu söylemek olanaklı değildir.Bürokratik merkeziyetçi, hatta yer yer faşizan uygulamaları esas alan sendikal anlayışların etkinliği kırılmadan,sınıf sendikacılığını tesis etmek ve sınıfın önündeki engelleri kaldırıp devrim ve sonuçta ko... düzene geçmek olanaksızdır.Bu yüzdendir ki,mevcut anlayışları gerek ideolojik-teorik platformda ve gerekse de eylemsel-pratik platformda hem tanımak, hem de sınıfın gözünde deşifre etmek zorunludur.Bununla da kalmayıp alternatif ve olması gereken anlayışı her açıdan ortaya koyup sınıfı seçeneksizlikten seçeneğe (kendi seçeneğine) sıçratmak gerekmektedir.Bu uzun soluklu mücadele , ko.. toplumsal ideallerin gerçekleşmesinde temel öneme sahiptir.Zira, sınıf için bir okul,savaş ve eğitim alanı olan sendikalar, gerçek sınıf örgütleri haline ancak bu temel anlayışla gelebilirler.Bu süreci doğru kavrayıp doğru hamleler yapmak ve ayrıca hızlı davranmak gereklidir.Demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak algılayamamış ve yaşamamış bir toplum ve onun temel kaldıracı olan proletarya,nerede,ne zaman ve nasıl patlar kestirmek zordur.Bizim gibi ülkelerde süreç ani sıçrama ve düşüşlerle karakterize edilir.Ani sıçramalara hazırlık her alanda olduğu gibi ,sınıfsal temel çalışma alanı olarak sendikalarda daha da öne çıkarılmalı ve bilince kazınmalıdır... Aktivistlerin bu alandaki politik-ideolojik-pratik eğitimi önem kazanmaktadır.Süreç ani sıçrama,volkanik patlamalara hızla evirilmektedir.Görev zorlu ve ağırdır.Ama gelişmeler bizlerin lehinedir.Yeter ki görmesini bilelim ve hazırlığımızı çok yönlü olarak yapalım. MahmutHalilCan(Sendiren) Not:Bu yazı,2002 yılında kaleme alınmıştır ve güncelliğini korumaktadır.Zira dün bugünün işaretlerini vermektedir.Ve de ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.Reformist revizyonist sendikal anlayışın iflasının belgeleridir ayrıca bu yazılar...
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
Kömür De Kara, Yollar Da (İş Kazaları Raporu Mayıs 2010) Mayıs ayında meydana gelen iş kazalarında ulaşabildiğimiz verilere göre 47 işçi hayatını kaybederken 178 işçi de yaralandı.
“Denetimler yapıldı; ihmal yok”, “Madencinin kaderi bu”, “Ölenler güzel öldü” Bu sözler, 17 Mayıs’ta Zonguldak’ta yaşanan ve 30 madencinin hayatına mal olan iş cinayetinin ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sarf edildi. 14 Mayıs’ta Kütahya’da “üretim yapamaz” denilen madende göçük olmuş ve 2 işçi yaşamını yitirmişti. Mayıs ayında yerin derinliklerinde 33 madenci kardeşimizi kaybederken yerin üstünde de benzer bir tablo vardı. Taşeron sistemi ve güvencesiz çalıştırma yerin altında madencilerin canını alırken yer üstünde de emekçilerin peşini bırakmadı. Mayıs ayında işçileri taşıyan araçların karıştığı kazalarda 2’si mevsimlik tarım emekçisi 4 işçi hayatını kaybederken 73’ü mevsimlik tarım emekçisi 165 işçi de yaralandı. İnşaatlar da mayıs ayında can almaya devam etti; kazalarda 7 işçi hayatını kaybederken birçok işçi de yaralandı. Tersaneler mayısta da can almaya devam etti ve Tuzla tersanelerinde 2002’den bu yana iş cinayetinde ölen işçi sayısı 134’e yükseldi. İşçileri taşıyan araç nehre uçtu: 2 işçi öldü (30 Mayıs-Artvin) Artvin´in Yusufeli ilçesinde bir kamyonet Barhal Çayı’na uçtu. Meydana gelen kazada trafik kazasında 2 kişi öldü, 3´ü ağır 6 kişi yaralandı. Çoruh Nehri üzerindeki barajların yol inşaatlarında çalışan işçileri taşıyan Abdullah Yılmaz yönetimindeki 52 ER 965 plakalı kamyonet, sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu 50 metrelik yükseklikten Barhal Çayı’na uçtu. Sürücü Abdullah Yılmaz ile kamyonette bulunan işçilerden Süleyman Peltek, Hüseyin Deniz, Harun Şahin, Hüseyin Biçer ve Emrah Çelik, kendi çabaları ve çevreden yardıma gelenler tarafından kurtarıldı. Kaybolan Ahmet Ruhsaran ve Erdal Zengin’in cesedi kaza yerine birkaç kilometre uzaklıkta bulundu. Yusufeli Devlet Hastanesi´ne kaldırılan yaralılardan durumları ağır olan Hüseyin Deniz, Hüseyin Biçer ve Emrah Çelik, ambulans helikopterlerle Erzurum’a sevk edildi. Öte yandan yaralıları almaya gelen helikopter inecek yer bulamadı. Helikopterin inmesi için hastanenin yanındaki boş arazide buluna elektrik kabloları kesildi. Daha sonra iniş yapan helikopter yaralıları alarak Erzurum’a hareket etti. İşçileri taşıyan minibüs trafik kazası yaptı 7 işçi yaralandı (29 Mayıs-İzmir) İzmir Bornova'dan otogara giden, bir cips firmasında çalışan işçileri taşıyan Arif Erçil (36) yönetimindeki 35 HA 0987 plakalı servis minibüsü kavşaktan dönerken, Evka- 3'ten yine otogar yönüne giden Akif Pinal (42) yönetimindeki 35 AP 786 plakalı bir turizm şirketine ait yolcusu bulunmayan servis midibüsüyle çarpıştı. İki araç çarpışmanın etkisiyle devrilip yan yatarken, minibüsteki 7 işçi yaralandı. 4. kattan düşen işçi hayatını kaybetti (29 Mayıs-Konya) Konya Ticaret Odası-Karatay Üniversitesi inşaatının dördüncü katından düşen işçi, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yük asansöründen kum indirirken çatı katındaki montaj demirinin yerinden çıkması sonucu makaranın ucundaki demir kovanın sırtına çarpması ile dengesini kaybederek 4'üncü kattan aşağıya düşen inşaat işçisi 36 yaşındaki Hacı Ali Çelik hayatını kaybetti. Çelik'in 5 gün önce Adana'dan çalışmak için Konya'ya geldiği öğrenilirken, polis olayla ilgili soruşturma başlattı. Servis otobüsü kamyona çarptı 12 işçi yaralandı (28 Mayıs-Manisa) Manisa'da servis otobüsünün kırmızı ışıkta duran kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 12 kişi yaralandı. Tuzla’da 134. can (27 Mayıs-İstanbul) Tuzla tersaneleri can almaya devam ediyor. Tuzla Tersaneler Bölgesinde, Selahattin Arslan Tersanesi'nde kızak kaldırma sırasında halatın kopması sonucu bir işçi hayatını kaybetti, bir işçi de yaralandı. Selahattin Arslan Tersanesi'nde kızak kaldırma sırasında, 15 işçinin de yardımına rağmen vincin halatı koptu. Halatın kopması üzerine başına parça isabet eden bir işçi öldü, bir işçi de omzuna gelen parça nedeniyle yaralandı. Krom madeninde göçük: 1 işçi öldü (25 Mayıs-Malatya) Malatya’nın Hekimhan İlçesi’nde özel bir maden ocağında meydana gelen göçük sonucu bir işçi hayatını kaybetti. Özel şirketin sahip olduğu krom madeninin önceden kamunun elinde olduğu öğrenildi. Mevsimlik işçileri taşıyan araç kaza yaptı: 6 işçi yaralandı (24 Mayıs-Siirt) Siirt merkeze bağlı Emekçiler köyünde tarlada çalışan işçileri taşıyan Sabri Gökçe (42) yönetimindeki 56 M 0542 plakalı araç, virajı alamayarak devrildi. Araçta bulunan 6 işçi yaralandı. Yaralılar yoldan geçen vatandaşların yardımı ile Siirt Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yüksek gerilim hattına kapılan işçi yaralandı (22 Mayıs-Antep) Gaziantep’te bir inşaata çalışırken yüksek gerilim hattına kapılan bir kişi ağır yaralandı. Edinilen bilgiye göre, Şirinevler Mahallesi'nde bulunan bir inşaata kum taşıyan Şerif A. en üst katta yüksek gerilim hattına kapıldı. Vücudunda ağır yanıklar meydana gelen inşaat işçisi, arkadaşları tarafından inşaattan çıkarılırken olay yerine gelen ambulansla Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Yanık Merkezi'nde tedavi altına alınan Şerif A'nın hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. İnşaattan düşen işçi yaşamını yitirdi (22 Mayıs-Malatya) Edinilen bilgiye göre olay, Malatya merkez Turgut Özal Mahallisi'ndeki bir inşaat alanında meydana geldi. Abdulvahap Doğan adlı 29 yaşındaki işçi, inşaatta vinç halatının kopması sonucunda yere düştü. Yaralı olarak Devlet Hastanesi Beydağı Acil Servisi'ne kaldırılan talihsiz işçi, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. Kamyon içinde sıkışan işçi öldü (22 Mayıs-Giresun) Giresun’un Güce ilçesi Tekkeköy köyünde şantiye sahasında, kamyon ile hafriyat boşaltıldığı esnada, yumuşak zeminli toprağın aşırı yağış nedeniyle kaymasından dolayı araç, 12 metrelik uçuruma devrildi. Kazada sürücü M.A. araç içinde sıkışarak hayatını kaybetti. Tarım işçilerini taşıyan minibüs kaza yaptı: 26 yaralı (21 Mayıs-Çanakkale) Çanakkale'nin Biga İlçesi'nde tarım işçilerini taşıyan minibüsün kaza yapması sonucu 23 işçi yaralandı. Edinilen bilgiye göre, Biga İlçesi Kocagür Köyü'ne biber toplamaya giden tarım işçilerini taşıyan 17 KA 027 plakalı minibüs, aracın önüne çıkan başka bir araca çarpmamak için direksiyonu kırması sonucunda yoldan çıktı. Yoldan çıkan minibüs köyde kullanılmadığı belirtilen eski köy kahvehanesinin duvarına çarptı. Kazada, minibüste bulunan 26 kişi yaralanırken, yaralı işçiler Biga Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, standartlarına göre 16 ile 18 kişilik minibüse en az 23 işçinin bindirilmiş olması da dikkatlerden kaçmadı. İki işçi servisi çarpıştı: 17 işçi yaralandı (20 Mayıs-Uşak) Uşak'ta, işçi taşıyan iki servis aracının çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 17 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi'ndeki tekstil firmalarında mesaisi sona eren işçileri şehir merkezine taşıyan Erol Çolakgil (38) yönetimindeki 64 S 464 plakalı servis minibüsü, Akar mevkisinde aynı yönde giden Gökhan Yıldırım'ın (46) kullandığı 64 S 172 plakalı bir başka servis otobüsüne arkadan çarptı. Kazada iki servis aracında bulunan 17 kişi hafif şekilde yaralandı. Yaralılar, olay yerine gelen ambulanslarla Uşak Devlet Hastanesine kaldırıldı. Boya yaparken yere düşen işçi öldü (19 Mayıs-Kütahya) Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde bir inşaat işçisi, dış cephe boyama işinde çalıştığı 3 katlı binanın çatısından düşerek öldü. Çevredekiler tarafından Altıntaş Devlet Hastanesine kaldırılan Hilmi Limon (38), buradaki ilk müdahalenin ardından Kütahya Devlet Hastanesine sevk edilirken yolda yaşamını yitirdi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. İnşaattan düşen işçi hayatını kaybetti (18 Mayıs-Mersin) Mersin'in Tarsus ilçesinde inşaat halindeki binanın 4. katından beton zemine düşen işçi hayatını kaybetti. İnşaatın 4. kattaki balkonunda çalışan Zühtü Bilican (34), bir anda dengesini kaybederek beton zemine düştü. Ağır yaralanan Bilican, 112 Acil Servis ekiplerince kaldırıldığı Tarsus Devlet Hastanesi'nde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 3 çocuk babası Zühtü Bilican'ın ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı. İşçi servisi kaza yaptı 14 işçi yaralandı (18 Mayıs-Kocaeli) İzmit’te özel bir şirketin çalışanlarını taşıyan 41 P 1134 plakalı minibüsü, sürücüsünün yağışlı havanın da etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu İzmit Kuruçeşme mevkiinde kayarak yan yattı. Kazada 14 işçi yaralandı. Yaralılar yoldan geçen vatandaşlar tarafından minibüsten çıkartılarak bir kısmı özel araç bir kısmı da ambulanslarla Kocaeli'deki hastanelere kaldırıldı. Kazada yaralanan işçilerin sağlık durumu iyi olduğu belirtilirken, olayla ilgili polis inceleme başlattı. İnşaatın 3. karından düşen işçi öldü (17 Mayıs-Muğla) Muğla'nın Fethiye ilçesinde, çalıştığı inşaatın 3. katından düşen işçi, tedavi gördüğü hastanede öldü. Alınan bilgiye göre, Fethiye'nin Patlangıç Mahallesi'ndeki inşaatta kalıpçı olarak çalışan Seyfettin Soylu, dün henüz belirlenemeyen nedenle 3. kattan düşerek ağır yaralandı. Sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Soylu'nun yaşamını yitirdiği öğrenildi. Soylu'nun evli ve 3 çocuk babası olduğu belirtildi. Kamyon mola halindeki tarım işçilerinin minibüsüne çarptı 2 işçi öldü 14 işçi yaralandı (17 Mayıs-Ankara) Trafik Ankara’nın Şereflikoçhisar İlçesi’nde, sebze yüklü kamyonun minibüse çarpması sonucu 2 işçi öldü, 14 işçi de yaralandı. Mersin’den Ankara’ya sebze taşıyan Mehmet Ali Bıyıklı(36) yönetimindeki 33 UD 868 plakalı kamyon, ihtiyaç molası için yol kenarında duran ve mevsimlik işçi taşıyan Bekir Boy(33) yönetimindeki 27 K 6056 plakalı minibüsün ilerlediğini zannederek arkadan çarptı. Kazada, minibüsü kullanan Bekir Boy olay yerinde öldü. Kamyon sürücüsü Mehmet Ali Bıyıklı ile minibüste yolcularından Nuri İlhan, Hasan Köseoğlu, Ahmet Aslan, Osman Karakaya, Yusuf Çelik, Ahmet Gerekli, Mehmet Güneş, Mahmut Korkmaz, Ahmet Çelik, Seyit Karaca, Yaşar Solar, Ercan Solar, Yakup Kartal ve Bekir Emre yaralandı. Yaralılar, ambulanslar ile Şereflikoçhisar, Aksaray ve Ankara’daki hastanelere kaldırıldı. Aksaray Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Bekir Emre, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Kanalizasyonda göçük: 1 ölü (16 Mayıs-Yozgat) Yozgat'ın Sorgun ilçesi Araplı beldesinde kanalizasyon çalışmaları sırasında meydana gelen göçükte toprak altında kalan işçi öldü. Kandilli’de madende kaza bir işçi yaralandı (13 Mayıs-Zonguldak) Zonguldak'ın Ereğli ilçesine bağlı Kandilli beldesinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) çalışan İsmail Ünlü yaralandı. Kömür yıkama tesisindeki konveyöre kolunu kaptıran Ünlü'nün AKP belde başkanı olduğu bildirildi. Kömür taşınan konveyöre kolunu kaptıran Ünlü'nün kolu bilek ve omuz bölgesinden koptu. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Ünlü'nün ameliyata alındığı, kolunun bileğe kadar olan kısmının dikildiği ancak elinin dikilemediği bildirildi. Üretim yapamaz denilen özel madende göçük: 2 işçi öldü (13 Mayıs-Kütahya) Kütahya'nın Tavşanlı ilçesi Yörgüç köyünde, "Üretim yapamaz" raporu verilen Tayla Madencilik’e ait maden ocağında meydana gelen göçükte iki işçi hayatını kaybetti. Göçükten sağ kurtulan Ahmet Faruk Durgun isimli işçi, 16.00 ile 24.00 saatleri arasındaki vardiyada çalıştıklarını ve 22.30 sıralarında aniden göçük oluştuğunu belirterek şunları anlattı: "İki arkadaşımız da bir hafta önce işe girmişti. 20 gün önce müfettiş gelip ocakta inceleme yaptı. Maaşlarımızı alamadığımız için geçen yıl 31 Aralık'ta grev yaptık. İki aylık maaşımızı alamadığımız için dava açtık. Grevden sonra birçok arkadaşımız gibi ben de işi bıraktım. Ancak başka iş bulamadığım için şubatta yeniden işe girdim." Bu arada göçüğün yaşandığı ocakta, bu yılbaşına kadar 115 kişinin çalıştığı, maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle ayrılanlardan dolayı işçi sayısının beş ayda 30'a düştüğü öne sürüldü. Göçük oluşan maden ocağıyla ilgili İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü'nce geçen mart ayında hazırlanan raporda ise "Burada kömür üretimi yapılamayacağı, eksiklerin tamamlanmasından sonra faaliyetine devam edebileceği'' kaydedildi. Buna karşın ocaktan kömür çıkarılmaya devam edildi ve eksikler de giderilmedi. Aynı ocakta 3 yıl önce de göçük olduğu ve 1 kişinin öldüğü ortaya çıktı. Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde, özel şirket tarafından işletilen maden ocağında 12 Mayısta meydana gelen ve 2 işçinin ölümüyle sonuçlanan göçükte ihmalleri bulunduğu iddia edilen şirket görevlisi 3 kişi tutuklandı. İşçi servisi ile otomobil çarpıştı 14 işçi yaralandı (13 Mayıs-Osmaniye) Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, işçi servisi ile otomobilin çarpışması sonucu 16 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Kadirli-Sumbas kara yolunun 5. kilometresinde, Sumbas istikametine giden Ali Koruyucu (27) yönetimindeki 80 KB 631 plakalı otomobille Kadirli OSB'ye tekstil işçilerini taşıyan Alpay Seyidoğlu (33) idaresindeki 80 KG 379 plakalı servis minibüsü çarpıştı. Kazada, iki aracın sürücüleriyle minibüste bulunan işçiler Esra Çakır, Sezai İçen, Canan İçen, Meryem Nü, Elif Nü, Ayşe Demirci, Tuğba Tosun, Diden Sertten, Mehmet Demiroğlu, Hatice Kara, Nebilay Öztorun, Cennet İyiler, Muzaffer Köz ve Görkem Tekkeşli yaralandı. Kadirli Devlet Hastanesinde tedavi altına alınan yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi. Tarım işçilerini taşıyan traktör kaza yaptı 10 işçi yaralandı (12 Mayıs-Konya) Konya’nın Yunak ilçesinde tarım işçisi olarak çalışmaya gelen Urfalı işçileri taşıyan traktör kaza yaptı. 10 tarım işçisi yaralandı. Edinilen bilgiye göre Yunak ilçesi Yığar Köyü’ne Urfa’dan tarım işçisi olarak çalışmaya gelen işçiler işlerini bitirip çadırlarına dönmek üzere beklerlerken kendilerini götürecek olan aracın gelmemesi üzerine oradan geçmekte olan İsmail Mesken adlı kişinin kullandığı traktörünü durdurarak kendilerini götürmelerini istediler. Tarım işçilerini traktörünün römorkuna dolduran İsmail Mesken işçilerle birlikte Yunak ilçesine doğru hareket etti. Yunak-Yavaşlı yolunu 3. kilometresinde römork çekici piminin kopması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybolan traktör kaza yaptı. Bu sırada traktörün römorku da devrildi. Devrilmenin etkisiyle römorkta bulunan çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan tarım işçileri yola ve şarampole savruldu. Kazada yaralanan 10 işçi ambulanslarla Yunak Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Tekstil işçilerini taşıyan servis kaza yaptı 2 işçi yaralandı (6 Mayıs-Kastamonu) Kastamonu`nun İğdir beldesinde faaliyet gösteren bir tekstil firmasının çalışanlarını Karabük`e bırakmaya gelen Hüseyin Us yönetimindeki 37 HD 619 plakalı minibüs önünde seyreden Nur Ayden Demetmiş yönetimindeki 06 PK 956 plakalı kamyonetle çarpıştı. Kaza sonrası tekstil işçilerini taşıyan minibüste Remzi Cep(30), Recep Işık(30) ve sürücü Hüseyin Us ile kamyonet sürücüsü Nur Ayden Demetmiş(65) yaralandı. Yaralılar çevreden yetişen vatandaşların da yardımıyla araçlardan çıkarılarak ambulanslarla Karabük Şirinevler Devlet Hastanesi`ne kaldırıldı. Mevsimlik işçileri taşıyan araç kaza yaptı 27 işçi yaralandı (4 Mayıs-Mersin) Siirt'ten Atayurt'a çilek toplama işinde çalışmak üzere giden işçileri taşıyan araç kaza yaptı. Edinilen bilgiye göre, tarım işçilerini taşıyan Emin Albayrak yönetimindeki 33 S 5466 plakalı minibüs, Arkum beldesi istikametinden Atayurt beldesi istikametine seyir halinde iken direksiyon hâkimiyetinin kaybedilmesi neticesinde yol kenarındaki kanala devrildi. Yan yatan minibüsün içinde bulunan 27 yolcu yaralandı. Yolcuların bir kısmı ön camı kırılan minibüsten kendi imkânlarıyla çıkarken, bazı yolcular da vatandaşların yardımıyla minibüsten çıkarıldı. Yaralılar, olay yerine gelen 112 acil servis ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslar ve jandarma araçlarıyla Silifke Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastanede yapılan müdahalelerin ardından bazı yaralılar taburcu edilirken, bazıları ise gözetim altına alındı. Patos makinesi bir işçiyi öldürdü (3 Mayıs-Burdur) Burdur Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren tarım makineleri fabrikasında yaşanan iş kazasında bir işçi hayatını kaybetti. Fabrikada 1 buçuk ay önce işe başlayan 23 yaşındaki Ali Aldemir’in, buğday ve arpa gibi tahılları sapından ayırmak için kullanılan ve yapımı tamamlanan patosu test ederken kayışının kopması sonucu yüzü parçalandı. Aldemir, fabrikadaki işçiler tarafından Burdur Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı ancak yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı. Toprak altında kalan iki işçi öldü (3 Mayıs-Denizli) Denizli’nin Sarayköy ilçesinde, toprak kayması sonucu iki işçi öldü. Olay, M.P.’ye ait arazide sulama borusu döşeyen işçilerin çalışması sırasında toprak kaydı. Toprak kayması sonucu Hasan Hüseyin Aydemir (37) ve İbrahim Kaygısız (19) isimli işçiler toprak altında kaldı. Onlara yardım etmek isteyen Mehmet Yalçınkaya isimli işçi de toprak altında kalmaktan son anda kendi çabalarıyla kurtuldu. Cam silerken düşen işçi hayatını kaybetti (1 Mayıs-Ankara) Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde taşeron şirket bünyesinde çalışan temizlik işçisi Aytekin Körsülü resmi tatil olan 1 Mayıs günü hastanenin camını silerken aşağı düştü. Körsülü tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Körsülü’nün hayatını kaybetmesinin ardından SES Ankara Şubesi, kazanın suçlusunun resmi tatil günü işçileri çalışmaya zorlayan taşeron şirket olduğunu belirtti. Kaynaklar: memlekethaber.net, CNNTürk, malatyaguncel.com, Tellal, medyayenigün.com, YeniAsır, gercekgundem.com, Sabah, Türkiye, Yeni Tirebolu, Sol.org.tr, haberx.com, Hürriyet, haberfx.com, Siirt Haber Ajansı, ANF, hurhaber.com, telehaber.com, Gaziantep Güncel, pervasiz.com, kastamonupostasi.com, haberdiyarbakir.com, 08haber.com. sendika.org Taşeron aklanıyor, hayatlar kararıyorZonguldak'ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında 17 Mayıs saat 13.30'da bir grizu patlaması meydana geldi. 4 gün süren kurtarma çalışmaları neticesinde 30 madencinin cesedine ulaşılırken kazada 8 işçi de yaralandı. Hükümet olaydaki sorumluluğundan kurtulmaya çalıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, madenin en son 2009 Ekim ayında kapsamlı bir denetimden geçmiş olduğunu ve ihmalin söz konusu olmadığını söyledi. Madenci yakınlarının protestolarıyla karşılanan Başbakan iş cinayeti için “Zonguldak’ın kaderi” dedi. Hemen ardından devletin taşeron sistemini aklama çalışmaları başladı. Eski TTK Genel Müdürü Ömer Yenal, özel sektörde bu tür kazalara çok az rastlandığı yalanını söyledi ve iş cinayetinin sebebini kar hırsı olarak gösterenleri “insafsızlıkla” nitelendirdi. Maden mühendisleri ve sendikalar, taşeron sistemi kaldırılmadığı, madenlerdeki denetimlerin işçilerin kontrolünde olmadığı ve teknik nezaretçilerin işverene bağlı olduğu sürece bu tür kazaların önüne geçilemeyeceğini belirtti. Madenlerinde taşeron uygulamasının başladığı 2004 yılından bu yana madenlerde meydana gelen kazalarda neredeyse yüzde yüze varan bir artış var. Son 5 yılda meydana gelen maden kazalarının çok büyük bir kısmı özel şirkete ait madenlerde yaşanıyor. Kazalarda ölen ve yaralananlar taşeron bir firma çalışanı oluyor. Zonguldak’taki iş cinayeti sıcaklığını korurken Malatya Hekimhan’daki bir krom madeninde göçük oldu ve bir işçi yaşamını yitirdi. 14 Mayıs günü de Kütahya’da Tayla Madencilik’e ait bir kömür madeninde meydana gelen göçükte 2 işçi hayatını kaybetmişti. Bu maden için “Üretim yapılamaz” deniliyordu.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9065 Mesajina 14739 Tesekkür Aldi |
TEKEL DİRENİŞİNİ BİTİREN, GERİ İTEN SENDİKAL İHANETTİR
KAHROLSUN SENDİKA AĞALARI, KAHROLSUN SENDİKAL İHANET ŞEBEKELERİ, YAŞASIN PROLETARYANIN ONURLU MÜCADELESİ Sendikal ihanet çeteleri olan sendika ağaları, sendika patronları Tekel Direnişi başladı başlayalı birçok kez sahne aldılar; sınıfın mücadelesine hainlik ettiler. Ta başından beridir sendikal ihanet şebekelerinin, sınıfın mücadelesinin önündeki en büyük engel olduğunu ifade etmiştik. Nitekim son 1 Nisan Ankara Buluşmasının sonuçsuz kalmasının nedeni de sendikal ihanetin kendisidir. Sendika ağalığı, sendika patronluğu sistemi; kapitalizm var olalı beri sınıfın içinde satın alınmış sınıf düşmanlığının kendisidir. Düzenin, patronların, kapitalist burjuva sınıfın proletarya içindeki ihanet hançeridir. Keklik soylarıdırlar. İngiliz Çartist hareketi içinde yaratılan bu ayrıcalıklı, satılmış, sözde işçi sınıfının yanında görünüp egemen burjuvazinin sınıfın mücadelesini baltalayan, sınıf mücadelesini bölmek, parçalamak, hedeflerinden ve düzenden uzaklaştırmak amaçlı bu güruh proletarya kadar eskidir. Sendikalar, herkesin bildiği üzere sınıfın öz, ilkel, ekonomik-demokratik çıkar ve hak mücadelesinin temel yapılarıdırlar. Sınıfın en geniş, yaygın, düzene ilk elden vuran kitlesel örgütleridir sendikalar. Bu bağlamda, proletaryanın komünist devrimci mücadelesi açısından ne derece önemli ise; burjuvazi açısından da o kadar önem taşımaktadır. Bu bakımdan, satın alınmış, düzene para-çıkar ilişkileri ile bağlanmış bir bürokratlar topluluğuna ihtiyaç duymaktadır burjuvazi. Sendikal bürokrasi, sendika ağa ve patronları düzen-burjuvazi için ne kadar gerekli ise; sınıfın devrimci mücadelesi ile günü birlik hak mücadelesi açısından o kadar gereksiz, fazla, ön kesici, mücadeleyi baltalayıcı bir role sahiptir. Bu bağlamda sendikal mücadelenin de, sınıfın sosyalist mücadelesinin de en büyük ayak bağlarıdırlar bu kesimler. Son Tekel Direnişi cephesinde de yaşananlar bunların kanıtlarıdırlar. Tek Gıda-İş sendikası genel başkanı Mustafa Türkel’in tüm maskeleme çabalarına karşın sendikal ihanet çetesinin, düzene uşaklıkta sınır tanımadığı bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır. Her ne kadar Mustafa Türkel, hem popülizmi bir yandan elden bırakmadan, bir yandan da makamını, gelir kaynağını- aidatlar, rüşvetler, güç vs gibi- elden bırakmamak uğruna zaman zaman Türk-İş ve hükümete yükleniyormuş gibi görünse de bu tamamen zevahiri kurtarmak üzerinedir. İşin özünde işçilerin direniş ruhunu bitirmek, onların gazını almak ve sözde gelecekte başarılabilecek şeyleri olgunlaştırmak uğruna mola, zaman kazandırmak- tabiî ki egemenler lehine olarak- vardır. Türk-İş her zamanki gibi sendikal mücadelede bile ne derece hain bir yerde durduğunu ispatlamıştır bir kez daha. İşçileri oyalamak, sözde görüşmeler yaparak düzene zaman kazandırmak, esas mücadele zemininden uzak tutmak, sınıfın mücadele azmini sahipsiz bırakmak vs gibi işlevlerine uygun tüm her şeyi yapmıştır. Direniş daha önceki yazılarımızda da altını çizdiğimiz gibi çadırlar sökülüp mola dendiğinde bitirilmişti. 1 Nisan ile ardından 2 Nisan gelişmeleri sendikal ihaneti gözler önüne çıplak bir biçimde sermiştir. Bunu Tekel işçilerinin görmemesi olanaksızdır. Bu direniş, sınıfın mücadelesinde sınıf sendikaları hareketi ile sınıf sendikacılığının altını bir kez daha kalınca çizmiştir. Diğer yandan sınıf mücadelesinin yanında, önünde, ardında olan kesimler açısından oldukça olumlu bir sınav verildiği aşikârdır. Devrimci-demokratlar ile komünist devrimcilerin iki güne yayılan lokal direnişleri, sınıfla “dışarıdan” kucaklaşma ve buluşma denemeleri ile düzenle karşı karşıya gelem iradeleri ile birlikte-ortak hareket etme zeminlerini güçlendirme bakımından oldukça önemli veriler sunmuştur. Sendikal ihanete karşı Sınıf Sendikaları Hareketinin ve Sınıf Sendikacılığının artık pratik sınıf mücadelesi ile birleştirilmesi gerekiyor. Embriyo yeterince büyümüştür ve de artık “ dış “ dünya ile tanışıp onu değiştirip dönüştürme mücadelesine katılması gerekmektedir. Sınıf Sendikacılığının sınıfın gerçek lider kafa yapısı, pratik öncüsü yapılmadan sınıf mücadelesinin güncel ve nihai amaçlarına yönelip başarılı olamayacağı binlerce örnekle orta yerdedir. Sendikal ihanet çemberi kırılmadan ne Tekel Direnişi ne bir başka direniş ne de sınıf mücadelesinin nihai hedefi olan komünizm gerçek olabilir. Tüm sınıfın Sınıf Sendikaları Hareketi çevresinde örgütlenmesi, mücadelesi, kazanılan geçici bağların kalıcı bir örgütsel kimya içinde dönüştürülmesi mücadelesi önümüzdeki görevdir. Tekel Direnişi, belki geçici olarak yenilmiştir. Geri çekilmiştir. Bunun da nedeni Sınıf Sendikaları Hareketinin zayıflığı ile sendikal ihanet çemberinin kırılmamış olmasıdır. O halde hedef kendiliğinden öne çıkmaktadır. Anadolu Komünist İşçi Hareketinin yaratılmasının yolu, sınıfın Sınıf Sendikaları Hareketi çerçevesinde örgütlenmesi ve sendika ağa-patronlarının satılık yüzlerinin teşhiri, insan yüzüne çıkamaz boyuta getirilmesidir. KAHROLSUN SENDİKAL İHANET ŞEBEKELERİ TEKEL DİRENİŞİ YOL KAZASINA UĞRAMIŞTIR, 1 MAYISA KADAR TEKEL DİRENİŞİ BÜYÜMELİDİR YENİDEN 1 MAYISTA ALANLARDA HESABINI SORMAYA KAHROLSUN SENDİKA AĞALARI YAŞASIN SINIF SENDİKALARI HAREKETİ YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM 02.04.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | yakamoz (06-12-2010) |
![]() |
| Anahtar Kelimeler: 657, agalari, engel, is cinayetleri, kayitsizlik, kurdistan, olum uykusunda, sari sendikalar, savas, sermaye, sinif mucadelesi, taslak, tersane, tuzla, yasa |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ağalari, ağaları, ölüm, onlarin, onların, sari, sarı, sendikalar, uykusunda |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Onların KOÇu olmayacağız | Mahmut Halil CAN | EĞİTİM VE EĞİTİM SORUNLARI | 0 | 01-11-2010 07:10 PM |