![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
SENDİKAL İHANET ÇEMBERİNDE BUZ KIRILIP YOL AÇILMALIDIR
TEKEL İŞÇİLERİ OYALANIYOR, TEKEL DİRENİŞİ KIRILMAYA ÇALIŞILIYOR Sarı sendika ağalarının gölgesinde ama onlara rağmen süren direniş oldukça mesafe kat etmiş bulunmaktadır. Son olarak Başbakan ile görüşmelerinden sonra sendikal ihanetin oldukça açık bir biçimde oyalama, zamanı tavsatma, Seka vb gibi örneklere doğru ilerleneceğinin işaretleri belirginleşmiştir. Bu arada işçilerin de Türk-İşten tam olarak kopuş sağlamamış oldukları gözlemi ile birlikte hala düzenden medet ummaları, kendilerine bu durumu reva gören burjuva düzen ve onun politik temsilcilerinden umudu kesmedikleri görülüyor. Diğer yandan ekonomik mücadele içinde siyasal bilincin yeşertilmesinde de ciddi mesafe alınamadığı da açıktır. Zira bunda biz komünist devrimciler ile devrimci demokratların direniş ve mücadelenin kendisine desteği sıradanlaştırıp, direnişin gerçek bir siyasal savaşıma taşınması mücadelesinde iyi liderlik edemeyişimizin ve bu konuda ki deneyimsizliğin mevcut süreci değiştirip dönüştürmede kısır kaldığı görülecektir. Beri yandan direnişi desteklemek ile yönetmek arasındaki ince çizgiyi yakalayamama ya da desteği yönetmeye çevirmeye çalışma noktasındaki irade eksikliğinin başat olduğu görüşecektir. Pratik olarak sürece yedeklenme ve eklemlenmeden söz edilebilir ama esas görevimiz olan liderlikten ise söz edilemez. Oldukça taze ve yüksek düzeyde destek ve kadrosal aktarıma rağmen, sürecin değiştirilmesine yönelik ileride bir yerde olunamamaktadır. Tekel işçileri sınıf açısından direnişsel bir yol açmışlardır. Zonguldak Maden İşçilerinin direniş ve Ankara’ya doğru yürüyüşünden bu yana kapsamlı bir direnişe, mücadeleye sahne olmayan Anadolu’da sınıf mücadelesi açısından buzun kırıldığı ve yolların açıldığı da görülüyor açıkçası. Ama sürecim ekonomik mücadeleyi aşamadığı, sınıfın siyasal liderliğinin sınıfla kenetlenip bütünleşemediğinin de bilinerek arayışlara girilmesi kesinlikle gereklidir. Günlük değil orta ve uzun vadeli mücadele dinamikleri, süreçleri ile mücadele saha analizleri ile değişimin yaratılmasının kapsamlıca ele alınması zorunludur sınıf devrimcileri açısından. Olasıdır ki, bir ara çözümle Tekel Direnişi kırılacaktır. Sendikal ihanet şebekesi Türk-İş sınıfın şimdiye kadarki zorlamalarıyla buraya kadar gelse de, bundan sonraki süreçte sınıfa hainlik etmesi kaçınılmazdır. Hükümetin de Tekel direnişinin daha da genişlemesi, büyümesi, genelleşmesine karşı olarak, kısmi tavizlere vereceği ve fakat bunun geçici olacağı da açıktır. Sınıfa bunların anlatılması zorunludur. Sınıfla düzenin arasının açılması kadar, düzenin uşağı sendikal ihanet şebekesi ile de arayı açması sağlanmadan sınıfın ekonomik-demokratik ve nihayetinde siyasal mücadelesi başarılı olamaz. Tekel işçileri hala direnişin meyvesini toplayabilirler yukarıdaki iki şeyi aşarlarsa. Elbette devrimci liderlikle birlikte. Diğer yandan düzenin türlü kışkırtma, halkların dil-din-ırki özellikleri ile ayırma çabasına karşılık nispeten direnişle aşılmış gibi görünse de ayrımcılık; düzenin etkisinin hala sürdüğü bariz bir biçimde gözlenmektedir. Özellikle Kürt işçileri ile Anadolu’dan diğer halklardan işçiler arasındaki mesafe de gözden kaçmamaktadır. Milliyetçi ruh halinin Batı işçileri arasında olduğu gözleminin altını çizmek lazımdır. Diğer yandan örgütlülük bakımından Kürt işçilerinin ilerde olduğu ve daha bir siyasal bilince ulaştıkları da açıktır. Tekel işçileri mücadelesi açısından kritik bir dönemece giriliyor. Sendika ağalarının baskıyla buraya kadar getirdikleri direnişi masada çeşitli geçici tavizler alarak bitirmeleri hemen hemen kesindir. Oyalama ile başlayan süreç sonunda bir biçimde satışa getirilecektir. Tekel işçilerinin bu sürece karşı uyanık tutulmasına dönük çalışmaya ağırlık verilmelidir. Genel Grev ve Genel Direnişin zorlanması, eylem ve etkinliklerin çeşitlendirilmesi, Ankara’nın terk edilmemesi kesinlikle zorunludur. Ankara terk edildikten sonra geri gelinmesi ve mücadelenin merkezi, sonuç alıcı niteliği zorlanacaktır. Tekel direnişi her bakımdan deneyim olmaktadır hem sınıf ve hem de sınıfın devrimcileri açısından. (Bunları zaman zaman açmaya çalışacağız. )Tekel direnişinin açtığı yolun derinleştirilmesi, kazanımlarla taçlandırılması her zamankinden önemlidir. Zira yolların açılması, kazanımlarla taçlandırılması anlamlı, kalıcı hale gelecektir. 31.01.2010 Mahmut Halil CAN (Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Komunce_ (02-01-2010), Mehmet Asi Okçuoğlu (01-31-2010) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEKEL İşçileri Merhamet Değil, Haklarını İstiyor
Bakan Şimşek'in "Merhamet ettik" sözünü yanıtlayan TEKGIDA-İŞ Sekreteri Amaç "Bakan yanıltıyor. Biz özelleştirilmedik, kapatıldık. Hakkımızı alana kadar buradayız. 42 gündür eylemdeyiz, hükümete uysaydık ilk hafta dönüp gitmemiz gerekirdi" dedi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] tolgakorkut@bianet.org Ankara - BİA Haber Merkezi 25 Ocak 2010, Pazartesi
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in TEKEL işçilerinin direnişiyle ilgili "Hükümetimizin bir hatası varsa, özelleştirme sonucu açıkta kalan işçilerimize merhamet göstermesidir" sözlerini yanıtlayan TEKGIDA-İŞ* Genel Sekreteri Mecit Amaç, "Bakan yanıltıyor. Bu söylediği özelleştirilen işletmelerle ilgili. Biz özelleştirilmedik. Yıllarca çalışıp vergi şampiyonu yaptığımız 43 işletmeyi kapattılar. Biz merhamet istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz. Alana kadar da buradayız" dedi. Konfederasyonların verdiği süre yarın doluyor bianet'in görüştüğü Amaç'ın kendisi de, yaklaşık altı yıl önce TEKEL'in Diyarbakır, Silvan işletmesinden emekli olmuş biri. Bugün TEKEL işçilerinin Ankara'da eksi üç derecede sürdürdüğü direnişlerinin 42. günü. İşçiler, kapatılan TEKEL tütün yaprağı işletmelerinden diğer kamu işletmelerine özlük hakları korunarak devredilmek istiyor. Hükümetse, 4C denen düzenleme kapsamında, daha düşük maaşla, iş güvencesi olmaksızın, bütün yılı kapsamadan çalışabilecekleri şekilde, sendikal hakları olmaksızın işçileri devretmek. Ayrıca bu düzenlemeye göre, ikinci dönemde çalışabileceklerine dair hiçbir güvence de yok. 4C'nin esasıyla ilgili adım atmayan, Amaç'ın deyişiyle "küçük iyileştirmeler" yapmakla yetinen hükümete altı emek örgütü konfederasyonunun verdiği süre yarın (26 Ocak) 17:00'de doluyor. TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KAMU-SEN ve KESK, 21 Ocak'ta yaptıkları toplantı sonucunda, bu süre içinde sonuç alınamaması halinde "dayanışma grevi"ne gideceklerini [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. "Biz 4C'yi toptan reddediyoruz" diyen Amaç, yarına dair beklentisini şöyle özetledi: "Altı büyük konfederasyonun açıklamalarının arkasında durmalarını bekleriz. Biz yola devam edeceğiz. 10 bin TEKEL işçisiyle yola çıktık. Şimdi kitlesel, toplumsal destek artınca rahatsız oldular. 'Siz hak arayamazsınız, biz hakkınızı veririz' demeye getiriyorlar. Ama TEKEL işçileri yalnız değil. Hükümet hep üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyor. Biz de 'Hak arayışı için yola çıktık. Hakkımızı almadan gitmeyiz' diyoruz. " "Seçimlerde verdikleri sözleri unuttular" Amaç, hükümetteki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üyelerinin medyaya yansımayan konuşmalarda kendilerine hak verdiklerini ve özellikle 2007'deki genel seçimler ve 2009'daki yerel seçim çalışmaları sırasında "Diğer kamu işletmelerine özlük haklarınızla geçeceksiniz" diye söz verdiklerini, ama şimdi sözlerinden döndüklerini dile getirdi. (TK) * TEKGIDA-İŞ: TEKEL işçilerinin örgütlü olduğu Türkiye Tütün Müskirat Gıda ve Yardımcı İşçileri Sendikası. ** TÜRK-İŞ: Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu; HAK-İŞ: Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu; DİSK: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu; MEMUR-SEN: Memur Sendikaları Konfederasyonu; KAMU-SEN: Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu; KESK: Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Erdoğan’a TEKEL İşçisinden Mektup var!
Darbelere karşı mücadele ettiğini söyleyip göz yaşartıcı demokrasi nutukları atarken, arkana aldıklarının sesi çıkamıyor. Yarattığın bu boşlukta işçiye zulmediyorsun. İşte senin statükonun adı da bu. Senin hiçliğine karşılık sınıf mücadelesine inancım tutuyor beni ayakta. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] muratutku@yahoo.com İstanbul - BİA Haber Merkezi 26 Ocak 2010, Salı
Korkuyorum biliyor musun? Aç kalmaktan, hasta çocuğumu tedavi ettirememekten, onu okula gönderememekten... Korkmak insanlıktır, senin tümden kaybettiğin şey. İktidar hastalığıdır korku yitimi, vicdan zedelenmesidir, sorunun bu. Bu durum senin gerçek yüzünü "şak" diye ortaya çıkarıyor. Kazandığım üç kuruşla beraber, hayatımı zorla almak istiyorsun, senin iktidarın beni tükete tükete yeni bir sınıf yaratıyor. Sen, tıpkı iş hayatında olduğu gibi benim omzuma basıp yükselmeyi hedefliyorsun; ayak oyunlarının hedefinde ben varım, zirveye taşımayı hedeflediğin kitle ise senin yeni sermaye sınıfın. Onları yükseltebilmek için yaşama dair attığım her adımın takatini kesmek, işimi elimden almak, haklarımı gasp etmek istiyorsun, senden öncekilerden, mesela Kenan Evren'den hiçbir farkın olamadığını söylüyorum tastamam. Bana, "Yeter sana baktığım, iş yerimde çalıştırdığım, senin için yatırım yaptığım" diyorsun, "Ne halin varsa gör. Fabrikanı çok uluslu şirketlere verip kurtuluyorum sizden"... Kendine karşı darbeleri engellemek adına hamle ederken asıl darbeyi bana vuruyorsun. Devletten çok "patron" gibisin artık. Gerçi seninle başlamadı ama sen özelleştirmenin en aç gözlü takipçisi oldun. Ekonomik büyüme diye diye, "benim" diyen patrondan daha acımasız oldun. Oysa bana sahip çıkmak senin ödevin. Bana ödediğin maaşı benden alıyorsun zaten. Niyetin benden aldığını başkasına, dostuna, yandaşına aktarmak için yapıyorsun. Beni yarattığın yeni patron tipinin paralı kölesi haline getirmek istiyorsun. Statükonun bugüne kadar yaptığından hiç farkın yok aslında. Devlet eliyle semirtilip senin arkanda durmasını sağlayacak yeni bir sermaye sınıfı yarattın. Hikmetinden sual olunmaz! Yıllar boyu uyguladığın politikalarla gücü tükenip giderek daha da yalnızlaşan işçiyi, emekçiyi elinin tersiyle savurup atıyorsun. Maliye bakanın benim hakkımda konuşmuş geçen gün, "Bizim hükümetimizin varsa bir hatası, özelleştirme sonucu açıkta kalan işçilerimize karşı merhamet beslemesi" buyurmuş. Geldiğin sadaka kültürünün bir parçası bu. Ve unutma: Her iktidar bir gün yenilgiyi tadacaktır. Zira benim için hayatta kalmanın tek yolu senin işçi sınıfı karşısında yaşayacağın hüsran olacaktır. Ben Bitlis'ten geldim Ankara'ya, öteki İzmir'den, bir diğeri Tokat'tan. İstanbul'dan gelen de var, Batman'dan da. Bize, tüyü bitmedik yetimin hakkından dem vurup, "seni açlığa mahkum ediyorum" diyorsun, gözlerimin içine baka baka. Daha geçen ay Bursa'da göçük altında kalan işçilerin kanı daha dudağının kenarında duruyor oysa. Sen işini yapmadığın, denetlemediğin, çalışanı hiç iplemediğin için öldü o insanlar, yerin bilmem kaç metre altında. Ölen işçinin yetim kalan çocuğunun önünde, benim de canımı almaya kalkıyorsun. "Uyum sağladım" demeye getiriyorsun yani. Dünyanın insanı yok eden, paraya tapan, çıkarları için kıtalararası savaşlar başlatmakta sakınca görmeyen düzenine ayak uydurmak adına yapıyorsun bunları. Statükonun demokrasiye evrilmesi için adım atarmış gibi yapıp, geçmişte cuntalar, ardı sıra gelen Özallar emekçiye ne yaptıysa daha beterini yapıyorsun şimdi. Üstelik o kadar maharetlisin ki kendine ittifaklar yaratmakta. Sınıf mücadelesinden bir anda vazgeçen eski solcuları, liberalleri, eski MHP'li yeni liberalleri, gericileri kolayca aynı hatta buluşturuyorsun. "Darbelere karşı mücadele ediyoruz" bahanesiyle arkana aldığın "solcu"ların da sesi çıkmıyor böylece. Ciddi bir muhalefet partisinin yokluğunda, "müebbet muhalif"leri de kendi tarafına alıverince, yarattığın bu boşlukta işçiye zulmediyorsun. Ezilen kitleleri giderek çoğaltıyorsun. Sokakların gazdan geçilmiyor artık, coptan... Senin o meşhur teğet geçen krizin yüzünden alabildiğine artan işsizliği, TEKEL'i ve benzer daha birçok işletmeyi özelleştirip uluslararası kartellere satarak daha da çoğaltıyorsun. Buna da "merhamet" diyorsun. 1980'li yıllardan başlayarak hızla dünyaya egemen olan neo-liberal işleyişi buraya da tam anlamıyla hakim kılmaya çalışıyorsun. Bunu göstermek için yıllardır 1 Mayıslarda işçiyi su sıkıp, gaz atıp sürüm sürüm süründürüyorsun. Hakkını aramak için sokağa çıkanların hepsine dünyayı dar ediyorsun. Ayrım yapmadan itfaiye erine de, doktoruna da, TEKEL işçisine de aynı muameleyi reva görüyorsun. Suç işliyorsun, insanlığını yitirmektir senin en büyük suçun, paraya köle olmaktır. İşte senin statükonun adı da bu. Kurtuluş ise yine bizim mücadelemizde. Senin hiçliğine karşılık sınıf mücadelesine olan inancım tutuyor beni ayakta.(MU/EÜ)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEKEL İçin Erdoğan'la TÜRK-İŞ 28 Ocak Akşamı Görüşecek
Başbakan Erdoğan, TÜRK-İŞ Başkanı Kumlu'yu TEKEL işçilerinin durumu için 28 Ocak 18:00'de görüşmeye davet etti. Altı konfederasyonun hükümete verdiği süre bugün doldu. Ankara - BİA Haber Merkezi 26 Ocak 2010, Salı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) TEKEL işçilerinin durumunu görüşmek üzere 28 Ocak Perşembe, saat 18:00'de buluşuyor. bianet'in TÜRK-İŞ'ten edindiği bilgiye göre, Başbakan'ın Özel Kalem'i, bugün telefonla arayarak randevu isteyen konfederasyon başkanı Mustafa Kumlu'yu davet etti. Sendikalar toplantıda TEKEL işçilerinin talepleriyle ilgili hükümete adım atması için bugün saat 17:00'ye kadar süre veren altı konfederasyon*, toplantılarına başladı. bianet'in haberinin yayına hazırlandığı sırada (17:30) konfederasyon başkanları toplantıdalardı. TEKEL işçileri genel grev bekliyor TEKEL'in kapatılan yaprak tütün fabrikalarındaki işçiler, Ankara'daki direnişlerini 43 gündür sürdürüyor. İşçiler, özlük hakları aynen korunarak diğer kamu işletmelerine devredilmeyi istiyor. Hükümetse, 4C adı verilen düzenleme kapsamında iş güvencesiz, düşük maaş ve sendikal haklardan yoksun olarak diğer kamu işletmelerine 31 Ocak'ta aktarmak istiyor. Hükümet, TEKEL işçilerinin direnişi sonucunda bu düzenlemenin esasını değiştirmemiş, ancak küçük iyileştirmeler yapmayı kabul etmişti. bianet'in görüştüğü TEKEL işçileri, haklarını alana kadar direnişten vazgeçmeyeceklerini, hükümetin olumlu adım atmaması halinde, sendika konfederasyonlarından ortak bir genel grev ya da genel eylem kararı beklediklerini [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. (TK) * TÜRK-İŞ: Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu; HAK-İŞ: Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu; DİSK: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu; MEMUR-SEN: Memur Sendikaları Konfederasyonu; KAMU-SEN: Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu; KESK: Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEKEL İşçilerinden Erdoğan'a: 4C Demeyi Aklından Bile Geçirme
Direnişteki TEKEL işçileri Albayrak, Karlıkaya ve Yılmaz "Başbakan bize yine 4C teklif etmesin. Bunu kesinlikle kabul etmeyiz. Yalnızca hakkımız olanı istiyoruz. Altı konfederasyonun ortak eylem kararı alması çok önemli. Direnişimiz gelecek kuşaklara kapı araladı" diyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] tolgakorkut@bianet.org Ankara - BİA Haber Merkezi 27 Ocak 2010, Çarşamba
Ankara'da 44 gündür direnişte olan TEKEL işçileri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kazanılmış haklarını hiçe sayan 4C düzenlemesini yeniden teklif etmeyi aklından bile geçirmemesini öneriyor. Erdoğan ve yarın TÜRK-İŞ Başkanı Mustafa Kumlu, yarın saat 18:00'de TEKEL işçilerinin durumunu görüşmek üzere bir araya [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. Bu görüşmeden işçiler için olumlu sonuç çıkmazsa, altı sendika konfederasyonu,* 3 Şubat'ta ortak eylem [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. "4C'yi asla kabul etmeyiz" bianet'in görüştüğü, kapatılan TEKEL yaprak tütün fabrikalarının işçileri, özlük haklarımızla başka kamu işletmelerinde çalışmayı sürdürmek istediklerini, başka hiçbir öneriyi kabul etmeyeceklerini söylüyor. Hükümetse, 4C adı verilen düzenleme kapsamında iş güvencesiz, düşük maaş ve sendikal haklardan yoksun olarak diğer kamu işletmelerine 31 Ocak'ta aktarmak istiyor. Hükümet, TEKEL işçilerinin direnişi sonucunda bu düzenlemenin esasını değiştirmemiş, ancak küçük iyileştirmeler yapmayı kabul etmişti. bianet'in sorularını yanıtlayan işçiler şunları söyledi. Halil İbrahim Albayrak (TEKGIDA-İŞ** Trabzon Akçabat fabrikası işyeri temsilcisi): 4C'yi kesinlikle kabul etmiyoruz. Bugüne kadar devlette kadrolu işçiler olarak çalıştık, aynı özlük haklarımızla yeni kadrolara aktarmalarını istiyoruz. Başbakan'dan bunun dışında da bir öneri beklemiyoruz. 17 yıldır TEKEL'de çalışıyorum 12 yıl depoda, bakım ve üretimde; son beş altı yıldır idari işlerde. Lisede okuyan iki çocuğum var. 23 gündür buradayım. Özlemesine özlediler, ama çocuğum bana "Bizim geleceğimizi garantiye almadan gelme" diyor. Kendimizden çok çocuğumuzun geleceğini düşündüğümüz için, onların yaşam seviyesini düşürmemek için mücadele ediyoruz. Ankara'da tarih yazdığımıza inanıyoruz. İşsizler, emekçiler, bizden sonraki nesil için bir kapı araladık. Emekçinin, işçinin sesini duyurduk, bundan sonra da duyulmasını istiyoruz. Hak aramanın mümkün olduğunu gösterdik. Kazanırsak bütün emekçiler, bütün işçiler, yeni nesil kazanmış olacak. Hakkımızı alana kadar buradayız. "TEKEL direnişi insanları birleştirdi" Suat Karlıkaya (TEKGIDA-İŞ Tokat Şube Başkanı): 4C'yi kabul etmeyeceğiz. 4C'de sabah başladığın mesainin sonunu bile bilmiyorsun. Başbakan 4C'yi önermesin. Kararlıyız; insan tatile gelse 44 gün kalamaz, biz 44 gündür sokakta yatıyoruz. TEKEL'e 1997'de girdim, elektrikçi, teknik eleman olarak. 11 binden fazla TEKEL işçisi senelerce hizmet verdi, TEKEL senelerce vergi rekortmeni oldu. Bundan sonra da haklarımızla çalışmayı sürdürmek istiyoruz. Başbakan'a konunun iyi aktarılmadığını düşünüyorum, iyi anlatılırsa anlayacağına inanıyorum. Olumsuz sonuç çıkarsa açlık grevine de devam edeceğiz. Genel eylem kararı bizi memnun eti. Yıllardır altı konfederasyon bir araya gelmemişti. Bu direniş, bundan sonraki işçi hareketine de örnek olacak; TEKEL direnişi insanları birleştirdi; tarihe bir not düştü. "Çocuklarımızın geleceğinden fedakarlık yapmamız düşünülemez" Nuri Yılmaz (TEKGIDA-İŞ İzmir 3 No'lu Şube Başkanı): Net söylüyoruz. Ne olursa olsun, iyileştirme de, süre uzatımı, para iyileştirmesi de önerseler, 4C'yi kabul etmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğinden fedakarlık yapmamız düşünülemez. İstediğimiz tek şey özlük haklarımız. 17yıldır İzmir Balaçık yaprak tütün işletmesinde çalışıyorum. Yükleme boşaltma işçisiyim. İki çocuğumuz var. Biri 15, diğeri 9 yaşında. Onlar da tedirgin. Bütün işçilerin çocukları böyle. İhtiyacı olsa bile para harcamıyorlar. Amacımız kavga etmek değil, sadece emeğimizin karşılığını istiyoruz. Direnişimiz bu yüzden Türkiye'nin her tarafında karşılık buluyor. Konfederasyonların bir araya gelmesi çok güzel. Bundan sonra da emek camiasında hep beraber olmalarını diliyorum. (TK) * TÜRK-İŞ: Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu; HAK-İŞ: Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu; DİSK: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu; MEMUR-SEN: Memur Sendikaları Konfederasyonu; KAMU-SEN: Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu; KESK: Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu. ** TEKGIDA-İŞ: TEKEL işçilerinin örgütlü olduğu Türkiye Tütün Müskirat Gıda ve Yardımcı İşçileri Sendikası.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEKEL Direnişi 45. Gününde: Biz Kazanırsak Herkes Kazanacak!
Türk-İş Genel Merkezi'nin etrafındaki sokaklara kurulan çadırlardan gökyüzüne uzanan soba boruları direnişin mevsimi olmadığını, işçi sınıfının hak gaspına müsaade etmeyeceğini söylüyor TEKEL işçisi. bianet, direnişin günlüğünü Ankara'dan, direniş çadırlarının içinden tutuyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] muratutku@yahoo.com Ankara - BİA Haber Merkezi 28 Ocak 2010, Perşembe TEKEL işçisi 45 gündür direniyor. Yaşam hakkını almak için direniyor, hayatta kalıp yarına güzel bir gelecek bırakmak için... Hayatı kollamak istiyor, hükümetin neo-liberal saldırılarına karşı sadece kendisini değil, tüm emekçileri korumaya çalışıyor. Kendi gücünün daha etkili olması için de sendika ve konfederasyonlar nezdinde tüm işçi sınıfını yanı başında dayanışmak için genel greve çağırıyor. Çadırlarda sobalar, sokaklarda ateşler yanıyor. Ne hükümet ne de soğuk işçinin direncini kırıyor. 45 gün değil, 365 gün de geçse mücadelesinden vazgeçmeyeceğini söylüyor hepsi. Ankara'da lapa lapa kar yağıyor. Sokaklarda artık dikkatli yürümek gerekiyor. Ankara'nın buzdan kayganlaşan, iktidarın emekçiye saldırıyı düstur edinen politikalarıyla iyice tekinsiz hale getirdiği sokaklarında kurulan çadırlarda bir mücadele sürüyor. Kendileri için değil, hepimizin çocukları, onların yarını için. TEKEL işçileri ile birlikte... Bugün cismen de onların yanındayım, buz gibi Ankara'nın kardan geçilmeyen sokaklarında sürdürdükleri direnişi izliyorum. Trenden inip sokağa çıkar çıkmaz karşılaştığım kar da, soğuk da, ne inancını eksiltiyor onların, ne de mücadele azimlerini. Türkiye'nin her yerinden geldiler. Omuz omuza günlerdir hükümete rağmen, kendilerinin değil, çocuklarının yarınını düşünüyorlar. 4-C'ye mahkum olmadan, haklarını tastamam istiyorlar, ne eksik ne fazla. Hem de densiz "Merhamet gösteriyoruz" histerisinin rüzgarını ellerinin tersiyle itip Maliye Bakanı'nın yüzüne çarparak. Hemen hepsi çocuklarından ayrı 45 gündür. Tıpkı tütün işçisi Hüsniye Bayram gibi: "Hükümet hakkım olanı elimden almaya çalışıyor, biz de vermemek için direniyoruz. Maliye bakanı merhameti kendisine etsin. Biz yıllardır, kimsenin merhametine ihtiyaç duymadan, alnımızın teriyle çalıştık. Emeğimizin gücüyle çalıştık. Ucuz köleler istiyorlar, tamamen kendisine bağımlı bir millet. 'Ben tepelerine vurayım, vereyim ellerine bir torba kömür bir torba makarna, hükümete bağımlı kalsın' istiyorlar". Özelleştirmenin sosyal maliyeti Sonra rakamlarla açıklıyorlar yaptıkları direnişi somutlaştırmak için. Nasıl mı? İzmir'den 20 yıllık yaprak tütün işçisi Hüseyin Bayar bakın nasıl anlatıyor özelleştirme sonrası yaşananları, işçinin başına gelenleri, ne kadar net: "Bizim içki fabrikasından örnek vereyim ben. 292 milyon dolara içki fabrikasının tamamı satıldı. Satıldıktan sonra, sözleşmesi yapılıp teslim edilene kadar da sözleşme gereği 50 milyon dolarlık da bir yatırım yaptı devlet. İçinde de o kadar çok stok vardı ki, tam rakamı ben bilemiyorum. Alan firma iki yıl sonra fabrikanın yüzde 70'ini 900 milyon dolara başka bir kartele sattı. 600 küsür milyon dolar hiçbir yatırım yapmadan cebine koydu". Türkiye'deki özelleştirme politikalarının ülkeye maliyeti işçi Hüseyin Bayar'ın sözleri ile daha iyi anlaşılıyor. Başbakanın söyledikleri ne büyük bir tezat var arada. Hangisi gerçek peki? Özelleştirdikçe varsıllaşan başbakan ve çevresinin söyledikleri mi, yoksa işçinin sözleri mi? Başbakan batıni bir ekonomik "fayda analizi" yapıyor, işçiye yalan söylüyor. İşçi sınıfının yaşadıkları ise zahiri. Gün gibi ortada özelleştirmenin sosyal maliyeti. Yine işçi Hüseyin Bayar anlatıyor: "Satılan İzmir içki fabrikası işçilerinin 120'si o fabrikada kaldı. 2 sene sonra onlar da işlerinden oldular. Onlar 4-C statüsünde sonradan başka yerlerde istihdam edildiler. Sigara fabrikaları satıldıktan sonra yaprak tütün işletmelerine geldi bu işçi arkadaşlar. Şimdi hepimiz buradayız, sonuna kadar da burada kalacağız. İstediğimizi alana kadar da buradan gitmeyeceğiz". Çocuklarından uzakta direniş... Yine İzmir'den gelen bir kadın işçiye kulak veriyoruz şimdi. Deniz Bostancı 38 yaşında... "Ben de sürecin başından bu yana buradayım" diyor, 8 yaşındaki oğlunu İzmir'de bırakıp 44 gündür direnişe devam ediyor. "Ondan ayrılmak tabii çok kötü, ama sonuçta onun geleceği için buradayım. Sadece kendimiz için değil tüm işçi sınıfının geleceği için buradayım. Biz kazanırsak herkes kazanacak diye düşünüyorum. Sonuna kadar da buradayım. Eğer bir bedel ödenecekse de ödenmeli diye düşünüyorum" diyor. O sıradaki yanındaki bir başka kadın işçinin telefonu çalıyor. Telefonda 13-14 yaşlarındaki kızı var. Annesine çamaşır yıkayacağını anlatıyor, beyazları. Anne baba direnirken, çocukları kendilerinden uzakta, yalnız başına ayakta kalmayı öğreniyor. İşçi sınıfı bütünleşiyor Batmanlı işçilerin çadırına giriyorum sonra. Kardan korunmak için boyunlarına sardıkları poşuyu "Nerelisiniz?" diye soruyorum. "Burası Batmanlı işçilerin çadırı" diyorlar hep bir ağızdan. Ama cümleye devam ediyorlar sonra: Sadece Batmanlıların değil bu çadır, Trabzonluların, İstanbulluların, Tokatlıların, Türkiye'nin çadırı". Bir diğeri geliyor yanımıza, "Diyarbakırlıyım ben ama Batmanlı arkadaşlarımın yanındayım" diyor, 20 yıllık TEKEL işçisi. Emekliliğine az bir zaman kala hükümet tarafından 4-C'ye mahkum edilmekten, "yargısız infaz"dan, hükümetin aç gözlülüğünden şikayetçi o da . Batmanlı işçi Çetin Tunç alıyor sözü sonra: "45 gündür buradayız. Çözüm almayı umuyoruz. Başka çaremiz yok, iki tane üç tane daha 45 gün olsa, yine burada direnmeyi sürdüreceğiz. Almadan dönmek yok. Yaşam koşullarımız gördüğünüz gibi. Çadır kentte yaşıyoruz. Vatandaşlarımız sonsuz destek veriyorlar, onlara da çok teşekkür ediyoruz. Biz bu Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olan herkesin çoluk çocuğu için mücadele ediyoruz. Onları da desteğe davet ediyoruz." Hükümet yok ama halk burada Destek yanıtsız kalmıyor zaten. İstanbul'dan geldiğini söyleyen Nalan Sağbaş'a "Siz hangi fabrikada çalışıyorsunuz" sorusuna verdiği yanıttan anlıyorum olup biteni.: "Ev hanımıyım, İstanbul'dan bu sabah geldik, arkadaşlara destek verelim diye. Neden destek olmak istiyoruz peki? Kazançları için, hakları için mücadele veriyorlar, o yüzden destekliyorum onları". Sadece onlar değil, dün Karaman'dan gelen bir grup kadın da evde pişirdiklerini işçilere ikram ediyorlar gün boyu. Bir başka çadırda işçilerle sohbet ederken çadırın derme çatma çatısı aralanıyor. 60'larında bir adam giriyor içeriye, "merhaba" diyor. Gözler ona tanıdık bir ifadeyle bakınca soruyorum, "TEKEL'den mi emeklisiniz" diye? Değilmiş, bir Ankaralı yurttaş o, 45 gündür her gün ziyarete geliyormuş çadırlara. Bu sorunun çözülmesi gerekiyor diyor, "özelleştirip insanları kapının önüne koymak ne vicdana ne insanlığa sığar". Başbakan'a çay yok Esnaf da yardımcı oluyor, lahmacun geliyor öğle yemeği için Tokatlı işçilerin çadırına. Bir önce yemek yiyorlar, sonra da çadırda kurulan çay ocağından çaylarını içiyorlar. Çay bedava. Ama ocağın üzerinde kartonun üzerine elle yazılan tabela dikkat çekici: Başbakan ve adamlarına çay parayla. Ocakta duran Tekel işçisi levhaya baktığımı görünce söyleyiveriyor. Başbakana parayla da çay yok bu ocaktan... Hak gaspının sonu. Erdoğan'a işçiden yağmurlu havada su bile yok artık. Direniş günlüğünü Ankara'dan tutmaya devam edeceğiz...(MU/EÜ)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Psikologlar da TEKEL İşçilerinin Yanında
Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Girişimi, TEKEL işçilerine destek vermek üzere işçilerle 24 saat dayanışma nöbeti tutacak. Ankara - BİA Haber Merkezi 29 Ocak 2010, Cuma Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Girişimi, TEKEL işçileri ile dayanışmak için yarın ve Pazar günü bir dizi etkinlik gerçekleştirecek. Girişim tarafından yapılan açıklamada, "Varoluş amaçları insanlara hizmet etmek olan psikologlar olarak, TEKEL işçilerinin verdikleri mücadelede onlarla yan yana olmamız gerektiğini biliyoruz. İşçiler ve aileleriyle dayanışmak ve gerçekleşmesini istemesek de açlık grevi, ölüm orucu sürecine girildiğinde onlara ve ailelerine destek vereceğimizi ilan etmek, dertlerine ve mücadelelerine ortak olmak için; 30 Ocak Cumartesi gününden başlayarak, işçiler ve yakınlarıyla birlikte 24 saat dayanışma nöbeti tutuyoruz" denildi. Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Girişimi, dayanışma nöbetine başlamadan önce yarın saat 16.30'da Sakarya Meydanı'nda bir basın açıklaması yapacak. Ardından Sakarya Meydanı'ndan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Merkezi önüne yürüyecekler. (BB)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Bakan Yazıcı: 4C Çok İyi Değil, Kötü de Değil
Başbakan'ın "yeni çalışma yapması" talimatı verdiği bakanlardan Yazıcı, yalnız TEKEL işçileri için değil, 4C kapsamında olan herkes için "imkanları araştırdıklarını" söyledi; ancak 4C kapsamı dışında bir ihtimalden söz etmedi. Ankara - BİA Haber Merkezi 29 Ocak 2010, Cuma
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın TEKEL işçileriyle ilgili görüşmede "yeni çalışma yapması" [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bakanlardan Hayati Yazıcı, 4C kapsamındaki bütün işçiler için imkanları araştırdıklarını söyledi. Dün akşam Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) yetkilileriyle yapılan görüşmeye Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'le birlikte katılan Yazıcı, bugün NTV'de canlı yayında "Sendikalara yeni bir pozisyon sunduk, içlerine sindiremediler" diye konuştu. "Aynı ücreti vermek mümkün değil" Yazıcı, bu "pozisyonla" ilgili ayrıntı vermedi; ancak TEKEL işçilerinin aldığını söylediği 1.500-1.600 TL'lik ücretin mümkün olmadığını vurguladı. 4C kapsamında çalışan ve çalışacaklar için yeni çalışmanın bütçeye ne kadar yük getireceğini, değişiklik için yasal düzenlemelerin uygun olup olmadıklarını araştıracaklarını söyleyen Yazıcı, çalışmanın pazartesi tamamlanabileceğini ifade etti. Yazıcı 4C'yi savunuyor Yazıcı, özelleştirilen kamu işletmelerinden çıkarılan işçiler için uygulanan "geçici süreli çalışma" diye nitelediği 4C düzenlemesinin "çok iyi olmadığını, çok kötü de olmadığını" söyleyerek bu uygulamayı savundu. Her yıl Bakanlar Kurulu kararıyla bu uygulamanın içeriğinin düzenlendiğini anlatan Yazıcı, 2010 için belirlenen çalışma süresinin 11 ay, aylık net ücretin de işçilerin eğitim durumuna göre 772 TL'yle 938 TL arasında değiştiğini söyledi. Yazıcı, 4C'yi savunurken, işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarını aldığını, TEKEL işçileri için bunun toplamının 20-80 bin TL arasında olduğunu, 4C kapsamında sosyal güvenlik primlerinin ödendiğini, emeklilik olanaklarının sürdüğünü anlattı. Ancak Yazıcı, bu düzenlemede işçilerin sendikal haklarından, kıdem tazminatından ve sosyal haklardan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], sözleşme süresi dolduğunda yeniden çalışma güvencelerinin olmayışından bahsetmedi. TEKEL işçileri 4C olmaz diyor Bugün TEKEL işçilerinin Ankara'daki direnişlerinin 46. günü. İşçiler, kapatılan tütün yaprağı işletmelerinden diğer kamu işletmelerine özlük hakları korunarak devredilmek istiyor. Hükümetse, 4C denen düzenleme kapsamında, işçileri devretmek istiyor. Süreç boyunca hükümet 4C düzenlemesinin esasına dair hiçbir adım atmayıp yalnızca ücret ve sürede iyileştirmeler teklif etti. bianet'in görüştüğü TEKEL işçileri, hiçbir koşulda 4C uygulamasını kabul etmediklerini, konfederasyonların genel grev kararı almasını istediklerini [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. "Merhamet ettik" diyen bakan çalışma yapıyor Erdoğan'ın yeni çalışma yapması talimatı verdiği Bakan Şimşek, TEKEL işçilerinin direnişiyle ilgili ""Hükümetimizin bir hatası varsa, özelleştirme sonucu açıkta kalan işçilerimize merhamet göstermesidir" [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. Anlaşma olmazsa 3 Şubat'ta genel eylem var TEKEL işçileri için bir araya gelen altı sendika konfederasyonu*, hükümetin adım atmaması halinde 3 Şubat'ta "üretimden gelen güçlerini kullanarak" ortak eylem yapma [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. (TK) * TÜRK-İŞ: Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu; HAK-İŞ: Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu; DİSK: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu; MEMUR-SEN: Memur Sendikaları Konfederasyonu; KAMU-SEN: Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu; KESK: Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Tekel İşçisi "Temkinli Bir Umut"la Pazartesiyi Bekliyor
Hükümetin iki bakanı, Perşembe günü başbakan ve TEKEL işçilerini temsilen sendika yöneticileri arasındaki görüşmelerin ardından yeni bir plan üzerine çalışacak. İşçilerin bugün feshedilmesi gereken eski sözleşmeleri hala yerli yerinde duruyor, kıdem tazminatları da bankaya yatmadı. TEKEL işçileri Erdoğan'a güvenmeseler de bunun olumlu bir gelişme sayılabileceğini söylüyorlar. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] muratutku@yahoo.com Ankara - BİA Haber Merkezi 29 Ocak 2010, Cuma [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] TEKEL işçisi hükümet dışında pek çok kesimin desteğini arkasına aldı. Çeşitli siyasal partilere mensup milletvekilleri ara sıra uğruyorlar Türk-iş genel merkezi çevresindeki direniş çadırlarına. Parlamentoda temsil edilmeyen sol partilerin mensupları ise 24 saat bölgede TEKEL işçilerine destek veriyor, bedelsiz çay, yemek dağıtarak, işçilerin günlük ihtiyaçlarını ellerinden geldiğince karşılama gayreti içinde... Onlar da kendi direniş çadırlarında yaşıyorlar. "Bar emekçileri"nden direnişe selam Dün de sözünü etmiştim, esnaf da elinden geleni yapıyor. Esnafın ve mahallelinin işçiye verdiği desteği pankartlarda da görmek mümkün. Pek çok pankart arasından birisi gerçekten çok dikkat çekici. Üzerinde şöyle yazıyor: "İki elin nesi var, TEKEL'in sesi var. Direnişiniz onurumuzdur. Sakarya bar emekçileri". , Ankara gece hayatının önemli mekanı Sakarya Caddesindeki bar ve restoranların çalışanlarından anlamlı bir jest bu. TEKEL direnişi, onurlu halk kitlelerine Türkiye'de uzun bir zaman sonra yeniden işçi sınıfının hak arayışı için mücadeleyi yükseltebileceğini hatırlattı kısacası. TEKEL işçileri "Direne direne kazanacağız" derken, halkın astığı pankartlar da "Ya hep beraber, ya hiç birimiz" mesajı veriyor, hükümete "ayağını denk al" diyor kısacası. Güven bunalımı AKP güçlü bir direnişle karşı karşıya. Bu nedene sendikacıların başbakanla perşembe akşamı yaptıkları görüşme yeni bir umut ışığı oldu işçiler açısından. Ancak temkinli konuşuyor mikrofon uzattığımız işçiler. Hükümet kanadına duydukları güvensizliğin bir sonucu bu. Günün belki de en önemli gelişmelerinden bir tanesi bugün (29 Ocak Cuma) eski sözleşmelerin fesh edilip, işçilerin 4-C statüsüne geçirilmelerinin ertelenmesiydi. Kıdem tazminatlarının da bankalara yatırılması gerekiyordu bu durumda, o da ertelendi. "Belki iyi bir şeyler olabilir" diyor işçiler, başbakana pek güvenleri olmasa da... Direnen işçilerden Mustafa Eker, "Bu şimdilik olumlu bir gelişme. Pazartesine kadar bekleyeceğiz. Tazminatların yatmaması bizde özlük haklarımızla bir başka kamu kurumuna geçecekmişiz gibi bir düşünce yarattı" diyor. Başbakan işçiyi aşağılıyor İşçiler, başbakan ve maliye bakanının sözleri ile kendilerini aşağıladığını söylüyor. En çok buna içerliyorlar. 45 yaşındaki 21 yıllık işçi Cemal Yurdakul, "Biz kimseden merhamet dilemeye gelmedik, biz kazanılmış haklarımızı korumak istiyoruz. Şu anda bizim istediğimiz tek şey şu: SEKA'da, Karayoları'nda ne yapıldıysa biz de o yapılsın. Kapatılan bu iş yerlerindeki işçiler özlük haklarıyla beraber başka kurumlara geçtiler. SEKA işçileri belediyeye geçirildi, Karayolları işçileri özel idarelere. Geçmiş örnekleri sayıp Erdoğan'ın bunları niye akıl etmediğine şaşıyorlar. Sonra da "Geçmişini unutma" diyorlar eski bir fotoğrafı gösterip. Fotoğrafta Erdoğan, tahminimce İETT'de çalışırken, üzerinde "Grev gözcüsü" yazan önlük ile görülüyor... Ancak insan belli ki güce kavuşunca dünü çok çabuk unutuyor. İşçi Cemal Yurdakul, başbakana sitem ediyor: Tekel işçisi şov yapıyor diyor başbakan. Şov yapanlar, elektriği suyu olmayan köylere çamaşır makinesi gönderen, doğalgazlı binalara kamyon kamyon kömür götürenlerdir. İdeolojik olmakla eleştiriyor bizi başbakan. Senin ideolojin kamu malını satmak, özelleştirmek, bizimkisi halkın malına sahip çıkmak, tabii ki bu da bizim ideolojimiz... İşçi 4-C'yi tamamen reddediyor Yine Tokat'tan Hasan Al ile konuşuyoruz bu kez. "Görüşmelere fazla umut da bağlamadık, başbakanın ne yapacağı belli değil" diyor. Erdoğan'a güvenmiyor. "4-c bizi köleliğe mahkum etmek için hazırlanan bir statü. Benim 3 çocuğum var, biri üniversitede, biri lisede, öteki ortaokulda okuyan. Maaşlarımız düşürülünce onları nasıl okutmaya devam edeceğiz. Bu nedenle 4-c'ye de geçmeyeceğim belki, işsiz kalacağım ama kabul etmeyeceğim o statüyü" Karın yavaş yavaş eridiği direnişle canlanan sokaklarda yürüyorum. Sakarya Caddesi'nin çevresi bir çadır kenti andırıyor. Ancak başbakanın yol açacağı bir felaketi önlemek için kurdu işçiler bu kez o çadırları. Yol beni bu kez Batmanlı işçilerin çadırının önüne götürüyor. Sokakta kurulan sobanın başında ısınmak için ben de oturuyorum, işçi Ferit Ergen'in yanına. Ona göre Türkiye'nin gerçek yüzünü ortaya çıkardı bu direniş. İnsanlar diyor ki, demek ki bu haklı bir mücadeledir bu karda kışta yaptığımız direnişe bakıldığında. Ve herkes destek sunmaya çalışıyoruz, biz çocuklarımızın, biz Türkiye'nin geleceğini garanti almaya çalışıyoruz. Çünkü eğer TEKEL direnişi başarısız olsaydı yarın öbür gün Şeker Fabrikaları'nın da başka kurumların da başına aynı şeyler gelebilir". "Şimşek sermayenin adamı" Son günlerde en çok Mehmet Şimşek'in "merhamet" sözüne kızıyor işçiler. Hislerini dışa vuruyorlar, Batmanlı Ferit Ergen şöyle söylüyor: "Düşünebiliyor musun? Koskoca bir maliye bakanı sosyal hukuk devletinin gereklerini yapması gerekirken , işsizlere iş yaratması gerekirken kalkıp merhamet diliyor. Kendisi de bir çelişki içerisinde, güneydoğulu olduğunu söylüyor sık sık ama bölgenin durumunu bilmiyor. Dışarıda yaşamışsın, sermayenin adamı olmuşsun. Biz ilkokul çocukları değiliz, her şeyin farkındayız, her şeyi görüyoruz, her şeyin bilincindeyiz, yapmayın etmeyin, bundan sonra artık kimseyi kandıramazsınız" Bianet'te TEKEL direnişini ve açlık grevine katılan işçilerin yaşadıklarını yazmayı sürdüreceğiz...(MU/EÜ) * Fotoğraf Ali Öz
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEKEL'de Hükümet "Yeni Çalışma" Yapacak
TÜRK-İŞ Başkanı Kumlu, Başbakan'ın Bakanlar Şimşek ve Yazıcı'ya, TEKEL işçilerinin durumu için "Pazartesiye kadar çalışmayı bitirin" talimatı verdiğini söyledi; "Çalışmanın sonucunu görmeden bir şey diyemem" dedi. TEKEL işçileri açlık grevine ara verdi. Ankara - BİA Haber Merkezi 29 Ocak 2010, Cuma Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Başkanı Mustafa Kumlu, TEKEL işçilerinin durumunu görüştüğü Başbakan Erdoğan'ın bu konuda yeni bir çalışma yapılması için Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e ve Devlet Baklanı Hayati Yazıcı'ya talimat verdiğini söyledi. Kumlu, dün akşam saat 18:00 sularında başlayıp yaklaşık iki saat süren görüşmenin çıkışında yaptığı açıklamada, Başbakan'ın iki bakana çalışmayı "üç beş gün içinde bitirmeleri" talimatını verdiğini, çalışmanın sonucunu gördükten sonra TÜRK-İŞ heyetiyle tekrar görüşmek istediğini açıkladı. Daha sonra TÜRK-İŞ binası önündeki TEKEL işçilerine seslenen Kumlu, hükümetin eğilimine dair bir bilgi vermezken, çalışmanın içeriğini görmeden kendisinin ya da Erdoğan'ın bir şey söylemesinin mümkün olmadığını dile getirdi. Başbakanlık'taki görüşmeye, TÜRK-İŞ Genel Mali Sekreteri Ergün Atalay ve TÜRK-İŞ Genel Eğitim Sekreteri Nihat Yurdakul da katıldı. TEKEL işçileri, açlık grevi eylemlerine sürç netleşene kadar ara verdi. TEKEL işçileri için bir araya gelen altı sendika konfederasyonu*, hükümetin adım atmaması halinde 3 Şubat'ta "üretimden gelen güçlerini kullanarak" ortak eylem yapma [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. "Merhamet ettik" diyen bakan çalışma yapıyor Erdoğan'ın yeni çalışma yapması talimatı verdiği Bakan Şimşek, TEKEL işçilerinin direnişiyle ilgili ""Hükümetimizin bir hatası varsa, özelleştirme sonucu açıkta kalan işçilerimize merhamet göstermesidir" [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. 46 gündür direnişteler Bugün TEKEL işçilerinin Ankara'daki direnişlerinin 46. günü. İşçiler, kapatılan TEKEL tütün yaprağı işletmelerinden diğer kamu işletmelerine özlük hakları korunarak devredilmek istiyor. Hükümetse, 4C denen düzenleme kapsamında, daha düşük maaşla, iş güvencesi olmaksızın, bütün yılı kapsamadan çalışabilecekleri şekilde, sendikal hakları olmaksızın işçileri devretmek. Ayrıca bu düzenlemeye göre, ikinci dönemde çalışabileceklerine dair hiçbir güvence de yok. Süreç boyunca hükümet 4C düzenlemesinin esasına dair hiçbir adım atmayıp yalnızca ücret ve sürede iyileşltirmeler teklif etti. bianet'in görüştüğü TEKEL işçileri, hiçbir koşulda 4C uygulamasını kabul etmediklerini, konfederasyonların genel grev kararı almasını istediklerini [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. (TK) ** TÜRK-İŞ: Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu; HAK-İŞ: Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu; DİSK: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu; MEMUR-SEN: Memur Sendikaları Konfederasyonu; KAMU-SEN: Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu; KESK: Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Komunce_ (02-01-2010) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| açilmalidir, açılmalıdır, buz, çemberinde, ihanet, kirilip, kırılıp, sendikal, yol |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sendikal ihanet çemberini kırmadan sınıf mücadelesi kendi kanalından akamayacaktır | Mahmut Halil CAN | SENDİKALAR VE KİTLE ÖRGÜTLERİ | 10 | 05-30-2010 01:21 PM |
| Tekstil TİS’leri ihanet öncesi sessizliği yaşıyor... | Mahmut Halil CAN | Sınıfın öz örgütleri olarak sendikalar ve devrimci mücadele | 0 | 08-22-2007 12:21 PM |