![]() |
|
|||||||
| SENDİKALAR VE KİTLE ÖRGÜTLERİ Devrim mücadelesi ve sınıfın öz örgütleri arasındaki ilişki |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
SENDİKAL İHANET ÇEMBERİNİ KIRMADAN SINIF MÜCADELESİ KENDİ KANALINDAN AKAMAYACAKTIR
Sendikal ihanet çemberi, sınıf mücadelesini her yandan boğmaya, sıkmaya devam ediyor. Sınıf sendikacılığı ile sınıfın komünist devrimci mücadelesinin en önemli engeli düzenden önce kesinlikle sarı-gerici-işbirlikçi sendikal ihanet çeteleri, sendika ağaları ve bürokratlarıdır. Bundan önceden de, aşılmadıktan ve temizlenmedikçe yine sınıf mücadelesini baltalamaya, geriye çekmeye, satmaya devam edeceklerdir. En son İzmir Karşıyaka Belediyesine bağlı Kent A.Ş işçilerinin mücadelesinin satıldığını gördük. Aylardır mücadelelerini büyük bir kararlılıkla sürdüren işçiler, büyük İzmir-Ankara yürüyüşünü başarı ile gerçekleştirip Ankara sokaklarını da ısıtmaya başlamışlardı ki; tam da bu noktada DİSK Genel-İş sendika ağalarının kavgayı, direnişi Ankara’da sonlandırma kararı çıktı ortaya. Genel-İş sendika ağaları, patronları olan CHP Genel Başkanı ile görüşemeyince ve de muhtemeldir ki, yedikleri fırça sonrası apar-topar direnişin tam da genelleşme eğilimine girdikleri zamanda direniş sonlandırdılar. DİSK’in tipik düzen içi sosyal demokrat bile olmayan CHP’ye yakınlıkları bilinmeyen bir şey değildir. Zaten CHP Genel Başkanına kendine bağlı bir Belediye Başkanını şikayet etmek dışında bir şeyler yapacakları da yoktu. Ama patronları buna bile izin vermedi. Sendika ağalarının eylem ve direniş baskısıyla bu direnişi buralara taşıdıkları açıktır. İşçilerin kararlı, inatçı, inançlı, ısrarlı tutumudur ki; Ankara’ya taşındı direniş. Yoksa sendikal bürokrasinin Ankara’yı zorlamak bir yana, aklının ucundan geçirmesi bile olanaksızdı. Ama diğer yandan işçi sınıfının bilinç ve örgütlülük düzeyinin sendikal ihanet çetelerini aşacak düzeyde olmamasından kaynaklı da dönüş kararına karşı direnilememiştir. Sınıf bilinçsiz proletaryanın en büyük düşmanıdır sendikal bürokrasi, ağalık sistemi. Zira istedikleri gibi kullanabilmektedirler işçi sınıfını. Eylemlerde ve direnişlerde asla inisiyatifi sınıf bilinçli işçiler ile komünistlere bırakmadıkları gibi, aynen ağa babaları patronlar gibi, yeri geldiğinde tehditler-şantajlardan da geri durmuyorlar. Kent A. Ş. İşçilerinin direnişi de ve ileri doğru atılımla, kendinden sonra gelecek sınıfın diğer kesimlerine bir direniş geleneği bıraktırmadan ve de elde edilmiş somut bir kazanım olmadan bitirilmesi sendikal ihanetin en somut örneklerinden birisi olarak hafızalara kazınmış oldu. Bu anlamda çeşitli sonuçlar ve dersler çıkarılması lazım gelen bu süreç oldu aynı zamanda. Her ne kadar sınıf tarihinde ne ilk ve ne de son olacak bu süreçten yine bazı başlıklarla sonuçlar, dersler çıkarmak gereklidir. Birincisi, sendika ağalığı,bürokrasisi, ihanet çeteleri sınıfın önünden temizlenmek zorundadır. Bu şebekeler, patronların sınıf içindeki ajanlarıdırlar. Sınıf bilinci ve mücadelesinin en büyük düşmanlarındandırlar. İkincisi, sözde sosyal demokratlar mevcut emperyalist kapitalizmin sınıfı düzen içinde tutmak için yedek lastikleri ya da stepneleridirler. Sosyal demokrasinin tarihsel misyonu ve gereği de budur zaten. Sınıftan yana gibi gözüken bu sınıf düşmanı, sınıfın düzen içinde tutulmasının sac ayaklarıdırlar. Bu açık ve net bir biçimde bu süreçte ortaya çıkan bir gerçektir. Üçüncüsü, sınıf bilinçli işçi sınıfımız yoktur ve sınıfın bu bilinci kazanmasının kaldıracı olacak komünist devrimci sınıf liderlerinin sınıfla ilişkisi kesinlikle istenilenin ötesinde olmamasının yanında yoktur. Sonradan müdahale ve içeriye taşma girişimleri ise çoğunda başarı kazanacağı zaman ya direniş bitiriliyor ya da etkili bir müdahale yapılamadan uzak kalınıyor. Dördüncüsü, sınıf mücadelesine stratejik mücadele araçları yoktur komünist devrimci öncülerin. Bu anlamda merkezi düzeyde ve yerel düzeyde süreci, devrimci bir sınıf mücadelesine dönüştürecek araçlar yaratılmalıdır. Devrimci Sendikal Muhalefet örgütlenmek ve sar-gerici-faşist sendikal anlayışı ile ağalık-bürokrasi aşılmalıdır. Aşağıdan yukarıya örgütlenen , işyerlerinden başlayarak ilerleyecek bu muhalefet örgütünün başarılması olanaklı ve gereklidir. Beşincisi Devrimci Sendikal Muhalefetin amacı kesinlikle Sınıf Sendikal Hareketini yaratmak olmalıdır. Sınıf sendikal anlayışının temel alındığı muhalefet hareketi kendi içinde sınıf bilincini oluşturmak, geliştirmek, sınıf içindeki çalışmayı sendikaların olması gereken yere çekilmesi yanında; devrimci sınıf mücadelesinin ve sosyalizmin temel unsuru haline getirmeyi amaçlamalıdır. Devrimci Sendikal Muhalefet hareketi, tüm devrimci güçleri kapsamalı ve ortak hareket etme anlayışının ötesinde bir Cephe mücadele alanı olarak işlevlendirilmelidir. Bu olanaksız gibi görünen birlik zemini başarılması aslında çokta zor olmayacak bir süreçtir. Gurupçu zihniyetlerin mahkum edilmesiyle başlanacak bir atılım süreci, sürecin önünü açabilir. Samimiyet birincil basamak ise, ortak düşmana karşı birlikte mücadele de ikinci basamaktır. Sınıfın kendi öz örgütlerinin kendi eline geçirilmesi sürecinde herkes olmalıdır. Sınıf mücadelesi verdiğini söyleyen herkes. Devrimci sınıf mücadelesinin önündeki en büyük engel , kesinlikle Sendikal ihanet çeteleridirler. Sarı-gerici-faşist sendika ağaları ve sendikal bürokratlardır. İşçilerin aidatlarıyla palazlanıp, düzene yine işçisini pazarlayanlardır. Bu kamburu sırtından atacak sınıf bilinci mücadelesinin temelleri sınıfın kendisinde zaten vardır. Sınıfın öncüleri ile kendisi birleştikçe, bu süreç ve kambur atılacaktır. Kent A.Ş. direnişinin bu biçimde satılması, geri çekilmesi ne ilk ne de son olacaktır. KURTULUŞ DEVRİMDE VE SOSYALİZMDEDİR. 10.11.2009 Mahmut Halil CAN ( Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi: |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
SENDİKA AĞALARI SINIF MÜCADELESİNİ BALTALAMAYA DEVAM EDİYORLAR
Oldukça hareketli geçecek ve sınıf mücadelesinin keskinleşeceği bir yıla girdik.Tüm dünya ekonomisi,emperyalist kapitalizm kökünden sarsılıyor,sarsılacak.Kriz aslı etkisini bu yıl gösterecektir.Dünya kapitalizminde daralma,durgunluk,üretimin azalması,kısılması,krizle birlikte işsizlik,açlık,yoksulluk,sefaletle yeni bir sürece girilecektir.Bu süreç her bakımdan kırılma noktaları yaratacaktır. Yine ülkemizde de durum oldukça olumsuzdur. Krizin etkileri yoğunlaştıkça, açığa çıktıkça derinleşen ve keskinleşen kırılmalar olacaktır. Bu bakımdan krizin esas sonuçlarının her şeye rağmen bu yıl içinde ortaya çıkacağı kesindir. Bir yıl içinde 500.000 civarında işçi işinden çıkarılmış ve kapıya konulmuştur. Bu rakamın , yıl içinde daha da yukarılara çıkması bekleniyor. Krizi fırsat bilen kapitalistler , daralma, küçülme bahanesi ile işçi tenkisatlarını daha da yoğunlaştıracaklardır. Beri yandan ücretler olduğu yerde saymakta, asgari ücrete 27 TL gibi komik bir artış yapılmaktadır. Toplu sözleşmelerde de sendika ağaları ve sarı sendikacıların ihaneti ve patronların tehdidi ile işçi sınıfı komik yüzdelik artışlara razı edilmiştir. Hak-İş bilindiği üzere , AKP’nin ya da yeşil- gerici sermayenin borazanlığını yapmaktan öteye gidemiyor. Geçmişte de böyle idi. Ama bu yıl içindeki tavırları ile tamamen sınıf düşmanı ve siyasal İslam savunuculuğu tavırlarını açıkça ortaya koymuşlardır. Türk-İş yılların sarı sendika ağalık sisteminin katmerlenerek sürdüğü bir ihanet şebekesi tarafından idare edilmektedir. Türk-İş başkanları ve yöneticileri trilyonluk servette , burjuva politikacıları ile yarışmaktadırlar. Bu servetlerini de Kıbrıs gibi kara para aklama cennetlerinde tutmakta ayrı becerileri. Yine sendika aidatları ile at yarışlarına servetler dökmekte; çoluk –çocuklarının lüks yaşantısını garanti altına almaktadırlar.Yine toplu sözleşmede özellikle ****l sektöründeki sözleşmede sınıfa ihanet ederek yüzde 4 gibi komik bir rakama imza atmışlardır. Yine ****l sektöründe, otomotiv ve yan sanayi ağırlıklı olmak üzere binlerce işçini işinden olmasına ses bile çıkarmamaktadırlar. Anlaşılan patronlarla bu konuda tam bir uyum içindedirler. Olasıdır ki, çıkarılacak işçilerin listesini bile birlikte hazırlamışlardır. DİSK, sözüm ona “sosyal demokrat” bir sendika olmakla övünerek, sürekli CHP , SHP, ÖDP, EP gibi partilerle dirsek temasında olarak sınıfa ihanette sınır tanımamışlardır. Türk- ****l’in imzaladığı sözleşmeye Birleşik-****l de aynen, biraz oyalayarak işçileri imza atmıştır. Sermayenin ve ihanetin renginin olmadığını bir kez daha ortaya koymuşlardır. Onlar CHP listelerinden aday gösterilecekleri günleri bekleyedursunlar; sınıf her gün krizle boğuşmaya devam etsin. Yine Kamu emekçileri, işçileri sendikaları olan Türkiye Kamu-Sen, aynen Türk-İş fonksiyonu üstleniyor.Bütçe görüşmelerinde IMF faizlerine, borçların geri ödemelerine, sermayeye ve de Diyanete, Savunmaya ayrılan paylar ülke bütçesinin 2/3 ‘ünü götürürken, emekçilere yüzdelik 4 gibi komik rakamlara boyun eğmişlerdir. Onlardan beklenen de budur zaten. Memur-Sen ise aynen Hak-İş fonksiyonundadır Kamu işçileri açısından. AKP ve dinci gericiliğin-sermayenin koltuk değnekliğinde beis görmemektedirler. Onlar için hükümete koltuk değneği olmak tek ve önemli görevdir. KESK ise, yeni sosyal demokrat olan güçlerin denetiminde sınıfa ihanet etme yolunda ve bürokratik-sarı sendika ağalığına hızla sürüklenmektedir. Epeydir emareleri olan süreç, artık açıktan yürümektedir. Koltuk pazarlıkları ile geçirilen kongreler, şimdiler de ÖDP, EP ve DTP ‘nin yan örgütü gibi hareket etmektedir. Emekçilerden hızla uzaklaşan yapı, bütçe görüşmeleri ve dayatılan yüzdelik zamlara karşı eylem örgütlemeyi bir kenara bırakın artık yazılı açıklamalar bile yapmaktan aciz hale gelmiştir. Devrimci-demokrat ve komünist devrimcilerin etkinliği ise oldukça sınırlanmış olup; bu sendika da artık sarı-gerici-bürokrat sendika ağalarının insafına kalmıştır. Ne yapmalı ? Bu sarı-gerici-bürokratik sendika ağalığı sistemine topyekün savaş açmadan başarı imkansızdır. Sınıf , kriz ve sonuçları ile daha da ağır şartlara doğru giderken , bu süreçte sendikal mücadele yürütülmemesi, direnişlerin ,grevlerin örülmemesi,sokakların isyan alanlarına çevrilememesinde sorumluluk ; bu sendika ağalarının olduğu kadar sözünü ettiğimiz komünist devrimciler ile gerçek devrimci-demokratlarında sorumluluğundadır. Tüm muhalif ve devrimci güçlerin birlikte hareket etmesi kaçınılmaz olarak kendini dayatmaktadır. Bunun karşısında olmak karşı-devrimci güruha hizmet ve sınıfa ihanet etmekle eş anlamlı olarak ele alınmalıdır.Zira süreç , kesin olarak güç birliklerini dayatmaktadır. Yukarıdan oluşturulan Güç birliklerinin ortak ve birlikte hareketinin ilke ve çalışma biçimleri net olarak çizilmelidir. Hiçbir devrimci hareketin koltuk, örgütsel çıkar ve beklentileri ile kaprislerine takılmadan bu üst birlik hemen çalışmaya başlamalıdır. Bu üst birlik ,ana koordinasyon merkezi ve beyni olarak tabandan işyeri-fabrika komiteleri ve onun üzerinde sektörel bağıntılı konsey örgütlerine doğru ilerlemelidir. İşyerine dayanmayan örgüt-komite ve konseylerin başarısız olacağını peşin kabul etmeden ilerlemek olanaksızdır. Diğer yandan , sınıfın günübirlik çıkarları, krize karşı tutum, çalışmalar, mücadelenin örülmesi ile sendika ağalığının ve ağalarının ortadan kaldırılması sürecin en kritik öğelerinden birisidir. Muhalif Sınıf Sendikaları Hareketinin örülmesi, çalışmalarının merkezileştirilmesi kesin olarak zorunludur. Sınıfın devrimci politikaya kazanılması ile birlikte yürüyecek bu ekonomik-demokratik-sendikal çalışmaların ustaca birleştirilmesi ; komünist devrimciler ile devrimci-demokratların ne kadar ilkeli-duruşuna sadık-becerikli-yetenekli olduğunu da açığa çıkaracaktır. Sendika ağaları sınıf mücadelesini baltalıyorlar ve baltalamaya devam edeceklerdir. Sınıfın her alandaki devrimci mücadelesinin önünü açmak , sendika ağalarına-ağalığına ve hain şebekelere karşı mücadele edilmeden başarısızlığa mahkumdur. Sınıfın öz örgütlerinde , sınıfın egemenliğini tesis etmeden sosyalizm, özgürlük ve komünizm , proletarya diktatörlüğü olanaksızdır. Sendikalar , sınıfın sınıf mücadelesini boğmak uğraşı içindeki kesimlerce kuşatılmıştır. Bu kuşatmayı yarmak için Sınıf Sendikaları Hareketini yaratmak,başarmak elzemdir. Her devrimci, her komünist bunun için daha fazla enerji harcamak durumundadır. SINIF SENDİKALARI İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE SINIF SENDİKALARI İÇİN SINIF SENDİKALARI HAREKETİ 02.01.09 Mahmut Halil Can (Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (11-10-2009), Toprak (11-17-2009) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Yalçın BAYER ybayer@hurriyet.com.tr
'Sendika ağalığı' zor bir meslektirYOL-İŞ Sendikası yıllarca temsil ettiği sınıftan ayda işçi yevmiyesinin %80'ni aidat olarak alıyor. Bu da ortalama her işçiden 30-50 YTL maaştan, çek-of sistemiyle sendikanın hesabına geçiyor. Bu sistem böyle devam ettikçe de kendi sınıfının kanını emmeye devam edecek. Bugün Yol-iş Başkanı 9.5 bin YTL, yardımcıları 8 bin YTL civarında net maaş alıyorlar. 4 tam maaş tutarındaki ikramiyeyi de sayarsak ortalama maaşları 12 bin YTL'ye geliyor. Sınırsız temsil karşılama, harçırahlar v.b. hariç... Bu ülkede sürekli milletvekili maaşları konuşulur ama sendikacıların maaşları hiç konuşulmaz. Bari sendikacılık konusunda bir gayretleri olsa da, o da yoktur! Sendikacılık aslında zor bir iştir. Fakat, kamu sendikacılığı 'fırıldak' çevirmeyi becerebiliyorsan, düzene ayak uydurabilmişsen kaymaklı ekmek kadayıfıdır. Çünkü, kamuda hak elde etmek mücadeleye tabi değildir. Kamuda işten atılmak sorunu da yoktur. Sendika işten atılmış birilerinin hakkını arasın. Sözleşme zamları sendikaların mücadele ile aldıkları zamlar olmamıştır. Çünkü siyasetçiler oy uğruna seçim kazanma arzusu ile zaten işçiye parayı vermektedirler... Türkiye'nin en büyük sendika konfederasyonu Türk-İş'in üyesi kamu işçisidir. Bu konfederasyona bağlı sendikaların ise, Türk sendikacılığına zerre kadar faydası yoktur! Özel sektör sendikacılığı yapmak gibi gayeleri yoktur. Çünkü, özel sektör sendikacısı olmak, sendikacı olmayı gerektirmektedir. Oysa bunlar düzenden sömüren, düzenin tuzu kurularıdır. Türk-İş'in 400 bin civarında üyesi vardır. Ve bu konfederasyon en büyük konfederasyon olarak öğünmektedir. Oysa Türkiye'de işçi sıfatıyla çalışan 10 milyon insan varken,400-500 bin kamu işçisi ile en büyük konfederasyonum demek için insanın utanması gerekmez mi? Bunlar utanmazlar! 20 milyar maaş alırken de, gayrimenkul krallığı ortaya çıksa da haksız elde ettikleri kazanımlar ortaya çıksa da bunlar utanmazlar! Bir de biz sivil toplum örgütüyüz derler. Hangi sivil topluma hizmet ettiklerini de bilen yoktur! Maalesef ağalık sistemini eleştiren bu çağdaş zihniyet kendileridir. 'Modern ağalık' sistemi kurmuş ve bizim kafası çalışmayan vatandaşlarımız ise bunlar bizim haklarımızı koruyor diye arkalarından sürükleniyor. Bizler bunlara mustahakız... Ne düşündürücü bir durum ki bir devlet düşünün kendi işçininin haklarını koruyamıyor da sendika dedikleri 'modern ağaların' ellerine teslim ediyor. Fuat ÖZBEY-ANKARA TCDD, Deniz Feneri'ne bağış standı açtıramaz AKP hükümetinin iş başına gelmesinden bu yana meydana gelen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya döküldüğü bir süreci yaşamaktayız. Biz emekçilere insanca yaşam koşullarını yaratmak, sosyal devletin gereklerini yerine getirmekle görevli hükümet uygulamalarıyla her geçen gün sosyal devleti sadaka kültürüyle yaralamakta, bunun yerine sadaka toplumu yaratma çabası içinde olduğunu görmekteyiz. Deniz Feneri Derneği e.V de bu uygulamaların bir aracı olarak faaliyetini sürdürmektedir. Aç ve yoksul vatandaşlara yardım adı altında iyi niyetli vatandaşlardan topladıkları bağışları nasıl suiistimal ettikleri Alman mahkemeleri kararıyla ortaya çıkmıştır. Bu derneğin yolsuzlukları bu kadar ayyuka çıkmışken bu dernekle aynı ismi taşıyan ve ülkemizde faaliyet gösteren Deniz Feneri Derneği'nin TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'ın bilgisi dáhilinde olduğunu düşündüğümüz Ankara Garı içinde yardım ve bağış toplama standı açmışlardır. Kendi işyerimiz olan Gar'da Sendikal faaliyetlerimiz için her türlü engeli ortaya koyan anlayış, söz konusu 'Memurlar Vakfı' ve 'Deniz Feneri' gibi yandaşları olunca her türlü kolaylığı ve kurum imkánlarını seferber etmekten çekinmemektedirler. Sendikamız demiryolcuların ve yurttaşlarımızın iyi niyetlerinin sömürülmemesi için Ankara Gar'da kurulan Deniz Feneri bağış standının kaldırılması için TCDD nezdinde girişimde bulunmuş ancak kurum yetkilileri bunu dikkate almamışlardır. Bunun üzerine Deniz Feneri Deneği bağış standının kaldırılmaması durumunda standın önünde basın açıklaması yapacağımızın kurum yetkililerine iletilmesiyle 'bağış standı' apar topar kaldırılmıştır. Almanya'da faaliyet gösteren bu derneğin adaşının mahkeme tarafından onaylanmış bu kadar suçlama ve suiistimal ortadayken, Ankara Gar'da Deniz Feneri Derneği standının açılmasına izin vererek Demiryolcularını ve Demiryollarını kullanan yurttaşlarımızın iyi niyetinin sömürülmesine izin verilmesini kınıyoruz. Yunus AKIL-Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Yenimahalle Belediye Başkanı bizi kandırdı BİZLER Yenimahalle'de oto galericiler olarak Ahmet Duyar'dan şikayetçiyiz. Yenimahalle bölgesinde oto galericileri toplayarak size yer göstereceğim, kendi aranızda kooperatif kurun size Galeri Sitesi yapacağım dedi. Ama maalesef kaç aydır bizler galerici olarak, kooperatif kurmamıza rağmen, belediye yer göstermiyor. Belediyede bir yetkili ile muhatap olamıyoruz. Kimse bize yer göstermiyor. Daha öncede oto galerilerine kapatılacak diye tebligat gönderen Ahmet Duyar şimdi de bize arsa göstermekten kaçıyor. Bir kaç galerici arkadaş kendi aramızda para bile topladık, bankaya yatırdık. Belediye bize yer gösterirse kendi yerimizi yaparız diye... Maalesef Yenimahalle Belediye Başkanı Ahmet Duyar bizleri kandırdı. Yer dahi göstermedi. Bari galerileri kapatsınlar da bizler kurtulalım. Meskenlerin altlarından taşınalım çünkü zabıta memurlarıyla uğraşmaktan biz de bıktık. Eğer Yenimahalle'den tekrar adaylığını koyup bizlerden oy almak istiyorsa yanılıyor. Bize sahip çıkmayan yer göstermeyen Belediye Başkanına neden oy verelim? Bina sakinleri ile her gün arabalar yüzünden sıkıntı yaşıyoruz. Ankara milletvekilleri de bize sahip çıkmıyor, ancak sesimizi sizin köşenizde duyurmak istedik. Halil KOŞAR
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (11-17-2009) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
KLASİKLEŞEN SATIŞ SÖZLEŞMESİ İMZALANDI
SENDİKA AĞALIĞI YIKILMADAN PROLETARYA SOSYALİZMİ KAZANAMAZ Türk-İş satış sözleşmesini bir iki restten sonra imzaladı yine ve yeniden. İlk altı ay için %3 ve ikinci altı ay içinde %5.5 ile satış sözleşmesi imza altına alındı. Anadolu işçi sınıfı bir kez daha tescilli satışa geldi.Ne yazık ki işçi sınıfının örgütsüz,sınıf bilinçsiz durumundan kaynaklı olarak yapacağı hiçbir şey yoktur. Ve fakat sürece müdahil olması gereken komünist devrimci işçiler ile sınıf devrimcilerinin , bu sendika ağalarının , gerici- faşist-düzen uşaklarının gerçek yüzünü açığa çıkarma faaliyetinin en üst düzeye çıkması gereken bir dönemdir bu dönem. Bu mevcut gelişme beklenmeyen bir gelişme olmadığı gibi; tamı tamına beklenen bir durumdur. Kamu sektöründeki memur sıfatıyla çalışan emekçiler ile işçiler konusunda bu yıl hemen hiçbir eylem yapmayan KESK’in durumunu da bunlara eklemek lazımdır. KESK’te bu yıl kendisine egemen olan ÖDP geleneğinin ikiye bölünmesinden kaynaklı ve etkilenmiş olarak zamların açıklanması öncesinde de sonrasında da bir şey yapmayarak , daha önceki değerlendirmelerimize ; yani düzen içine endeksli , sendika ağalığına doğru gidişi doğrulamış oldu. Artık KESK’in de kesin ve net olarak sarı-gerici sendika ağalığı sistemine dahil olduğunu söyleyebiliriz. Sınıf mücadelesi ve hareketinin sendika ağalığını aşmadan, devrim,özgürlük ve sosyalizme doğru yürümesi olanaksızdır. Sendika ağalığı ve sınıf ihaneti üzerinden yürütülen bu çirkin sınıf savaşını inkar ve içini boşaltma harekatının gerçek içeriği ortaya konup mahkum edilmeden asla ve nihayet , devrim bir ham hayaldir. İşçi sınıfının kölelik zincirlerinin en büyük tutucuları kesin ve net olarak burjuvazi kadar; belki de ondan öne çıkan biçimiyle sendika ağalığı ile sınıf hainleridir. Sınıf sendikacılığı hareketi yaratılmadan bu kölelik zincirlerinin parçalanması olanaksızdır. İşçi sınıfı gerçek kurtuluş yolu olan devrime doğru yürürken kendisini satan, kendisine ihanet eden unsur ve güçleri tasfiye etmek zorundadır. Tarih tekrardan ibaret değildir.Ama maalesef, yeniden ve yeniden işçi sınıfı ile emekçilerin maruz kaldığı durum elbette birebir aynı olmamakla birlikte oldukça benzerdir. Dünya ekonomik krizinin göbeğinde bu satış sözleşmesini imzalayan ve bunu onaylayanların işçi sınıfının dostları olduğunu söylemek olanaksızdır. Birebir tüm alanlarda krizin sorumlusu olmayan işçi sınıfı ve emekçilerden krizin faturası bir bir çıkarılmaktadır, çıkarılacaktır. Son çıkarılan yasalar,vergi artırımları, işsizlik, işçi kıyımı, sefalet-açlık ücretlerinin açıklanması vs bunların başlıcalarıdır. Emeklilere aylık 11 milyon lira zam yapılmıştır. Bu düpedüz alay etmektir emekli ve çalışanlar ile ülke insanına. Ama işin başı dediğimiz üzere düzen,onun yardakçıları ile aveneerine karşı mücadele edilmeyişidir. Sınıfın sınıf bilinçsiz ve sınıf örgütsüz olmasıdır. Bu da ister istemez , bu gerici-faşist-sarı sendikacıların ve sistemlerinin devamı anlamına geliyor olup , sınıf her halükarda olması gereken yerde olmadığı gibi günbe gün hakları traşlanıyor ve buna karşı çıkmayı bir kenara bırakın sınıf haini sendika ağaları , sınıfın gazını almak görevini yerine getiriyorlar. Sendikalar ve ağaları sınıfa yine ihanet etmektedirler,ediyorlar. Bu anlamda düzenle iç içe olan sarı-gerici-faşist sendikacılık anlayışı ile bunun uygulayıcılarını aşan bir mücadele kesin ve net olarak düzene karşı mücadele ile özdeştir. Sendika ağalığı sistemine karşı verilen mücadele düzene karşı verilen mücadeledir. PROLETARYA SARI-GERİCİ-FAŞİST SENDİKA AĞALIĞINA,AĞALARINA KARŞI VERDİĞİ MÜCADELEYİ EMPERYALİST KAPİTALİZME KARŞI MÜCADELESİ İLE BİRLEŞTİRMEK ZORUNDADIR. KURTULUŞUN YOLU BURADAN GEÇMEKTEDİR. 07.07.2009 Mahmut Halil Can ( Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (11-17-2009) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
‘Yolsuzluklar’ ve sendikal mücadele
Cum, 2008-09-12 13:40 — gocebe
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] darbecilerinin sendikaları köşeye sıkıştırıp etkisizleştirmek için dayandıkları en önemli gerekçe, sendika yöneticilerinin aldıkları maaşların bir işçinin ücretiyle kıyaslanamayacak kadar büyük olması, “yolluk”, “harcırah” gibi “ek ödentiler”in yüksekliği ve burjuva bir hayat sürmeleriydi. Onu için de; [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bile konuşmalarında sendika yöneticilerine “sendika ağası” diyor; kendi maaşıyla onların maaşların kıyaslayarak; “Bunlar nasıl işçiyi temsil eder?” diye soruyordu! Böylece patronların kışkırttığı cuntacılar, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] mücadelesine sendika fikrine saldırdılar ve işçilerle sendikalar arasına sınır çekmeye, sendikacıların da işçileri sömürdüğü propagandasına koyuldular. Döndüler, bundan aldıkları güçle; sendikalar yasasını, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ve toplusözleşme yasalarını patronların istediği gibi düzenlediler. Dün ise Star gazetesinde; Yol-iş ve [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]-İş’in eski başkanı [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Meral’in milletvekilliği sırasında, Yol-İş’ten kendisine, “Milletvekili maaşıyla geçinemezsin” diye, “sendika danışmanı” unvanıyla aylık 5000 YTL maaş bağlandığı, ama Meral milletvekili olduğu için onun yerine sözleşmeye oğlunun imza attığını bildiren bir [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] çıktı. Gazeteye göre Meral haberi doğrulamış ve sözleşmeyi de kendi yerine oğlunun imzaladığını kabul etmiş! Tabii sadece maaş da değil. Meral’e 120 bin YTL değerinde bir Mercedes [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] alındığı, bu otomobilin 60 bin YTL’ye Meral’e verildiği, paranın da “maaşı”ndan kesildiği de var haberde. Tabi sendikalarda bu hesapsızlıklar, yöneticilerinin sendikaları babalarının çiftliği gibi yönetmeleri ne yeni ne de birkaç kişiye mahsus bir şey değil. Şöyle bir hafızamızı yoklasak bile; Demiryol-[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], Haber-[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sendikalarında trilyonlarca liralık yolsuzluk yapıldığını ve bundan dolayı da sendikaların olağanüstü genel kurullara giderek, yolsuzlukla suçlanan yöneticilerin hiç olmazsa bir bölümünü görevlerinden alarak haklarında suç duyurusu yaptığını hemen hatırlarız. En son geçen hafta sonu Yol-İş’in olağanüstü genel kurulu yapıldı yöneticilerin; yılın 365 günü kendilerine harcırahlı görevler uydurup, sendikadan usulsüz para aldığı gerekçesiyle sendikanın üst kimi yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Bu vesileyle ortaya çıktı ki, Yol-İş’in üst yöneticileri 14 bin YTL aylık alıyorlar ve bu da yetmemiş olmalı ki, kendilerine aylık 2000 YTL de “harcırah” uydurmuşlar! Burada tek “sevindirici” şey belki; sendikaların yolsuzluklar konusunda olağanüstü genel kurullarla sendikaların kendi iç denetimlerini yapacaklarını gösteren bir girişim içinde olmalarıdır. Bu elbette sendikalara kısmen de olsa, belirli bir mali disiplin getirecektir. Ancak bu kurulların bile, sendikaların yöneticileri tarafından bir arpalık gibi kullanıldığı, böyle bir sendikacılık zihniyetinin savunucularının temizlenecek bir sendikacılık çizgisinin sendikalarda egemen olmaması durumunda, sendikaların bir yolsuzluk odağı olmasının önüne geçilmesi çok zor olacaktır. Ve bu zihniyet, bir yanıyla da sendikanın profesyonel yönetici ve görevlilerinin işçinin gelirini aşırı aşan biçimde gelirlere sahip olmasıdır. Örneğin [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] yöneticilerinin 14 bin YTL almasını hiçbir vicdan ve mantık kabul edemez. Bu belki yasaldır ve sendika kurullarından geçerek alınmaktadır ama; yine de sendika yöneticileri ve işçiler; sorunun bu boyutunu da görüp; sendikacıların gelirlerinin makul bir çizgiye çekmeyi gündeme almak zorundadırlar. Aksi halde; 14 bin YTL maaş alan bir sendika yöneticisinin 700-800 YTL (bilemediniz 1500-2500 YTL) alan sendika üyesi işçinin davasını savunacağına kimseyi inandıramazsınız. İşin ilginci 12 Eylülcüler, sendikacıları “sendika ağalığı” ile suçlayıp sendikaları her konuda zaptı rap altına alırken, sendika yöneticilerinin maaşlarına bir sınırlandırma getirmedikleri gibi, sendikaların, vakıf vb. adlarla ticaretle uğraşmasının önünü açık bırakarak, sendika yöneticilerini [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ilişkilerinin içine çekmede yarar ummuşlardır. Çünkü; böylece sendika yöneticilerini baştan çıkarmanın yolunu açık tutmuş olacaklarını düşünmüşlerdir. Bugün sendikalar; imajlarını düzeltmek, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] örgütü ve üyelerinin çıkarlarını savunan örgütler oldukları konusunda şüpheleri kaldırmak ihtiyacındadırlar. Sendikacılar da işçilerin en önünde yer alan mücadeleci işçiler olarak davrandıklarını kanıtlayan bir çizgiye yöneldiklerini gösteren adımlar atmak durumundadırlar. Sendikalar yasasında bu doğrultuda düzenlemeler yapmayı savunmak; bunu da ötesinde sendikaların profesyonel ücretleri ve harcamalarını (her faaliyetini) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] denetimine açmak için önlemler almak gibi konularda pek çok şey yapılabilir. Bu konunun bir biçimde gündeme alınması sendikal hareket için artık ertelenmez bir ihtiyaçtır; aksi halde, yeni yeni olağanüstü kurullarla sendikalar tıkanacak, üstelik de istenen amaç elde edilemeyecektir. İ. Sabri Durmaz-durmaz@evrensel.net [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]; [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (11-17-2009) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Hak-İş bürokratı Salim Uslu 25 Kasım uyarı grevini desteklemeyeceğini ilan etti... / KB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Sendika ağalarından hesap sormaya! KESK Genel Başkanı Sami Evren ve MYK üyeleri, 25 Kasım uyarı grevine destek istemek amacıyla Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu’yu ziyaret etti. Görüşmede 25 Kasım’da kamu emekçilerinin 1 günlük uyarı grevi yapacağını ifade eden Sami Evren, emek örgütlerinin böyle önemli günlerde dayanışma içinde olması gerektiğini dile getirdi. Yapılan görüşme sonrası Salim Uslu, Hak-İş’in alanda olup olmayacağı üzerine yöneltilen soruyu şöyle yanıtladı: “Hak-İş sahada olmayacak. Çünkü herşeyden önce bu karar aşamasında biz taraf değiliz, bütün desteklerin fiili katılımdan ziyade moral boyutunun son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Biz bu bağlamda destekliyoruz.” Onun bu eyleme destek vermeye imkanı yok, zira o özel sektörde örgütlü… O, mesai gününe denk gelen 1 Mayıslar’da bile alanlara çıkmakta zorlanan bir sendikanın genel başkanı… Üstelik ona göre Hak-İş üyesi işçilerin bilinç düzeyi çok düşük (!) Tüm bu açıklamalar Hak-İş’in kamu emekçilerinin haklı ve meşru eylemini desteklemeye niyeti olmadığının açık göstergesidir. Hak-İş başkanının ipe un serme tutumu sadece 25 Kasım uyarı grevi ile sınırlı değildir. AKP’yi rahatsız etmeme, onun desteğini alarak yetki alanını genişletme politikasının devamıdır. Dinci partinin adeta yan örgütü gibi çalışan Hak-İş, hükümetin emekçilere yönelik sosyal yıkım programını, saldırı yasalarını kolaylıkla hayata geçirebilmesi için tüm gücüyle çalıştı. Geçtiğimiz 1 Mayıs’ta yaşanan Taksim tartışmasında, Türk-İş’in ağaları bile Taksim derken, Hak-İş tam da AKP’nin istediğini yaptı. Taksim tartışmasında AKP’nin yanında yer aldı. Salim Uslu, Taksim talebini anlamsız bulduğunu açıkladı. Sermaye devletinin açıktan “polis devleti”ne dönüştüğü, 1 Mayıs’ta işçi ve emekçilere uyguladığı azgın faşist terörle bunu bir kez daha ortaya koyduğu bir dönemde, Hak-İş Genel Başkanı “Rotası demokratikleşme ve çağdaşlaşma olan Türkiye”den söz edebildi. Salim Uslu, Sendikalar Kanunu’nda yapılan değişiklikleri de alkışladı. İşsizlik Sigortası Fonu’nun yağması, kıdem tazminatının gaspı vb. temel konularda da Hak-İş bürokratının tutumu sermayenin ve hükümetinin işini kolaylaştırmak olmaktadır. İMF ve Dünya Bankası’nın direktifleriyle hayata geçirilen sosyal saldırıları alkışlayan yine Salim Uslu’ydu. SSGSS Yasası’nın sunduğu “hizmetleri” anlatmak da ona düşmüştü. SSGSS saldırısını reform olarak sundu ve “yürütülen çalışmalarda reform anlayışına sekte vurmadan ancak kazanılmış haklardan da hiçbir şekilde geri adım atılmadan sistemin revize edilmesi için emek harcadık” diyebildi. SSGSS ile emeklilik yaşı ve prim gün sayısının arttırılması, emekliliğin mezara havale edilmesi, sağlığın piyasalaştırılarak paralı hale getirilmesi Hak-İş bürokratını hiç ilgilendirmiyordu. O, bir işçi konfederasyonu başkanı olarak değil hükümetin basın sözcüsüymüş gibi konuştu. Kamu emekçilerinin 25 Kasım uyarı grevine destek vermekten, alana çıkmaktan özenle kaçınan Salim Uslu, Hak-İş’in İMF-DB toplantılarına katılmasını ise tereddütsüz onayladı. Böylelikle işçilerin ve emekçilerin canına okuyan emperyalist haydutlar ve Hak-İş ağaları aynı sofraya birlikte oturdular. Salim Uslu sonrasında bu rezil tutumunu“sorumlu sendikacılık anlayışının bir gereği” olarak boşuna aklamaya çalıştı. Hak-İş ağaları İMF-DB’nin yenilenmesi ve politikalarının değiştirilmesi için toplantılara katıldılar. Bu tartışma toplantılarında güya itirazlarını ve önerilerini sundular. İşçilerin haklarını savunmak bir yana mevcut haklarına dönük saldırıları bile alkışladılar. Bu ihanet şebekesi, “teşviklerin” her şeyden önce sendikalı işyerlerinde uygulanmasını talep ederek, örgütlü oldukları işyerlerindeki kapitalistlere yaranmaya çalıştılar. Kapitalistlerin “rekabet edebilirliğini arttırarak”varlık koşullarını uzatabilmelerinin hesabını yapacak kadar soysuzlaştılar. Salim Uslu üzerine düşen görevi yaparak, düzen için ne kadar “makul sendikacı” olduğunu göstermektedir. Kamu emekçilerinin 25 Kasım uyarı grevine destek vermeyen, işçi sınıfına ihanette sınır tanımayan Salim Uslu türünden hainlerin emek mücadelesinde yeri yoktur. Salim Uslu türünden sendika ağalarını her yerde teşhir etmek gerekmektedir. İşçi sınıfı Salim Uslular’dan kurtulmak için tabandan örgütlenmeli, bu ağaları sendikalardan defetmelidir. (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2009/44, 13 Kasım 2009)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (11-17-2009) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Eylemin adı ‘grev’ olunca – Özgür Müftüoğlu
Grev, emekçinin ekmek kavgasında sermayeye karşı kullanabileceği en güçlü silahtır. Grevle birlikte bir taraftan emekçiler üretimden -hizmet sunumundan- ve dayanışmadan gelen gücün farkına varırken diğer taraftan sermaye düzeni ideolojik olarak sorgulanır ve sarsılır. Bu nedenle sermaye, grevle ortaya çıkacak tehdide karşı grevleri engellemek için her türlü yola başvurur. Sermayenin engellemelerinin aşılarak grevin başarılı olabilmesinin koşulu grevin önce emekçiler sonra da toplum tarafından benimsenmesidir. Bunun için greve katılacak emekçilere ve bu grevden etkilenecek toplum kesimlerine grevin gerekçesi en açık biçimiyle anlatılmalı ve ikna olmaları sağlanmalıdır. Eğer greve çıkması beklenen emekçiler, grevin gerekçesi konusunda yeterli bilgiye sahip değilse ve tam olarak ikna olmamışlarsa greve katılım düşük düzeyde kalacaktır ki bu grevi daha baştan başarısızlığa mahkum edecektir. Katılımın düşüklüğünden kaynaklanacak başarısızlığı önlemek için grev kararının ya tabanı oluşturan emekçilerin talebiyle alınması ya da tabandaki emekçiler ikna edildikten sonra açıklanması gerekir. Greve katılım konusunda diğer önemli bir nokta da greve katılacak emekçilerin grevi yürütecek sendikaya güvenidir. Sermayenin, grevi başarısızlığa uğratmak için en çok başvurduğu yol, grevi kanunsuz ilan ederek emekçileri tehdit etmektir. Grev kararını alan sendika greve katılan emekçilerin karşılaşabilecekleri sorunları sahipleneceği güvencesini vermelidir. Ayrıca grev kararı alan sendikanın hedefine ulaşana kadar grevi sürdürmesi beklenir. Greve çıkılırken ortaya konulan hedeflerden yarı yolda cayılması, sendikanın kendi eliyle grevi kırması anlamına gelir ki bu da sendikaya olan güveni onarılmaz biçimde tahrip eder. Başarılı bir grev için greve çıkacak emekçiler kadar grevden etkilenecek toplum kesimlerinin de desteği alınmalıdır. Özellikle kamu hizmeti gören emekçilerin gerçekleştireceği grevlerde bu destek çok daha önemlidir. Örneğin grev nedeniyle hastane kapısından dönen, vergi dairesinde işini göremeyenler grevin gerekçesi konusunda ikna olmamışlarsa tepkilerini emekçilere yöneltirler ki bu grevin meşruluğunu ortadan kaldırır ve grevi haksız duruma düşürür. Hal böyle olunca da grevin başarısız olmasının ötesinde belki uzun yıllar bir daha o alanda grev gerçekleştirmek mümkün olmaz. İşveren de bu zafiyeti en etkili biçimde değerlendirir ve emekçilerin haklarını daha da geriye götürme fırsatını elde etmiş olur. Bugün emekçilerin içinde bulunduğu durum en etkin biçimde mücadeleyi gerektirmektedir. Bu mücadele süreci içinde elbette grev de vardır. Ancak eylemin adı grev olunca gerekli koşulların mutlaka yerine getirilmiş olması gerekir. Eğer bu koşullar tam anlamıyla yerine getirilmezse grev silahı geri teper ve emekçilere yarardan çok zarar verebilir. Kamu emekçilerinin 25 Kasım’da aldıkları grev kararında gerekli koşulların ne ölçüde yerine getirilmiş olduğu konusunda kendi adıma endişelerim olduğunu belirtmek isterim. Umarım grev sürecine dair –olumsuz- izlenimlerim ve endişelerimde yanılırım ve 25 Kasım grevi başarıya ulaşır. Aksi halde sadece grev gibi son derece önemli bir mücadele aracının içi boşaltılmış olmaz, aynı zamanda zaten son derece zor durumda olan sendikal hareket çok büyük bir darbe daha alır ve yeniden toparlanması uzun yıllar mümkün olmayabilir (!) Evrensel / 13.11.09
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Toprak (11-17-2009) |
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Sarı sendikacılığı mahkum edelim!
Haber-İş 1 nolu şubeye üye Telekom işçi ve temsilcileri, şaibeli delege seçimlerine karşı açtıkları mahkemeye ve basın açıklamasına çağrıda bulunuyor: Mahkemeye ve basın açıklamasına çağrı metni Basına, halkımıza, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine, meslek odalarına, siyasi partilere, Sarı sendikacılığı mahkûm etmek isteyen herkesi davamızla birleşmeye çağırıyoruz!Türkiye Haber İş Sendikası İstanbul 1 No'lu şube üyesi işçileriyiz. Sendikamız ve şubemizde yaklaşık 20 yıldır aynı kişiler tarafından yönetiliyor. Bizler Telekom da çalışan işçiler olarak oluşturduğumuz inisiyatiflerle 20 yıldır işçiler lehine hiçbir olumlu uygulama içinde olmayan bu yönetimleri aşmaya çalışıyoruz. Ne yazık ki her seferinde haksızlığa uğramaktan kurtulamıyoruz! Eğer seçimler gerçekten demokratik bir ortamda yapılsaydı sonucu sinemize çekmemiz bu kadar güç olmayacaktı. Ancak seçim süreçlerimize genel merkez ve şube yönetimimizce her türlü hileli, haksız, hukuksuz uygulamalar ortaya konmaktadır. Bu durum sadece bizim sendikamız Haber-İş te değil aşağı yukarı tüm işçi sendikalarında benzer durum ve uygulamalar yaşanmaktadır. Sarı sendikacılık diye bilinen bu tarz sendikal uygulamalar nedeniyle sendikalar işçilerin örgütü olmaktan büyük oranda çıkmaktadır. Bu durumda sermayeye politikalarını karşılarında etkili bir muhalefet olmadan kolaylıkla hayata geçirme fırsatı vermektedir. Sendikamızın şube yönetimini seçecek delegasyonun oluşturulması süreci şube yönetimince usulsüz ve hukuk dışı yöntemlerle işçilerden kaçırılarak, olmamış uygulamalar olmuş gibi gösterilerek işletilmiştir. Bu yolla 100 delegenin 41'i belirlenmiştir. Diğer delegasyon işçilerin müdahalesi sonucu seçimle belirlenmiştir. Bu duruma mahkeme yoluyla itiraz ettik. Mahkeme sürerken Şube kongremiz gerçekleşti. Şube yönetimi hukuksuz belirlenmiş 41 delege ve şube yönetimine ait 5 doğal delegenin toplamda 46 oyuyla seçimi kazanmıştır. Bizler bu vicdansız sarı sendikacılıkla hukuki zeminlerde de mücadele etmek istiyoruz. İşçi sendikalarını kangren gibi saran, bu sendikal anlayışlardır. Sendikaları işçilerin mücadele ve dayanışma örgütü olmaktan başka her şeye benzeten bu anlayışlara karşı sesimizi, gücümüzü birleştirmek istiyoruz. ARTIK YETER diyoruz. Delegasyon seçimlerindeki anti demokratikliğe ve hukuksuzluğa ortak tavır almak için sizleri 18 Kasım Çarşamba günü saat 10.00'da Sirkeci İş Mahkemesi'ndeki duruşma ve basın açıklamasına davet ediyoruz. Telekom İşçilerinin Sesi Tabanda Sendikal Birlik Hareketi
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Artık karşınızda Ayşe-Fatma yok!
Çalıştırdığı ev işçisini gece yarısı sokağa atıp ücretini de gaspeden Zeynep Yılmaz, villasının önünde ev işçisi kadınlar tarafından protesto edildi Ev patronlarından Zeynep Yılmaz, çalıştırdığı ev işçisini bir gece yarısı hiçbir gerekçe göstermeden ve ücretini ödemeyerek sokağa attı. Tarabya İntes Park Villaları'nda 5 Kasım'da gerçekleşen bu saldırı, ev işçilerine yapılan ne ilk saldırı, ne de az rastlanır bir olay.. İşçi gibi bile görülmeyen, her iş yaptırılan, köle gibi kullanılan ama bir örgütlenmesi dahi olmayan ev işçileri, artık ev patronu kadınlara seslerini yükseltiyor. Bu eylemlerden ilki pazar günü patron Zeynep Yılmaz'a karşı “Ev işçisi kadınlar” pankartını taşıyan ev kadını işçiler ve kadın grupları tarafından yapıldı. Yaklaşık bir senedir sendikalaşma mücadelesi veren ev işçisi kadınlar yaptıkları bu ilk eylemde “Köle değiliz, ev işçisiyiz, Can güvenliği, iş güavenliği, sağlık güvenliği istiyoruz-alacağız” pankartını açtılar. Okunan basın açıklaması metninde ev işçisi kadın işçinin yaşadıkları anlatıldı: 5 Kasım 2009 tarihinde, haftalık 24 saatlik iznini tamamlayarak işyerine geri dönen arkadaşımız, çalıştığı sitenin güvenlik görevlisi tarafından "Sizi içeri alamayız, Zeynep Aslan'ın kesin talimatı var" denilerek kapıdan çevrilmiştir. Gerekçe gösterilmeden işten atılmasının yanı sıra, özel eşyalarını almasına dahi izin verilmemiş ve çalıştığı süre karşılığındaki ücreti ödenmemiştir. Parasını almak için Zeynep Aslan'a ulaşamayan ev işçisi arkadaşımız tehdit ve hakarete maruz kalmıştır.Basın açıklamasının devamında Zeynep Aslan ve onun gibi ev işçilerinin haklarını gaspedenlere seslenilerek "Artık karşınızda tek başına Ayşe Fatma yok, örgütlü ev işçisi kadınlar var” denildi ve artık ev işçilerinin gücünü bir sendikada birleştirdiği duyuruldu. Ardından “Ona göre davranın, ona göre konuşun! İşçilerin birliği sizi ve sizin gibileri yerle bir eder. Yaşasın örgütlü mücadelemiz! Yaşasın işçilerin birliği! Cinsiyetçi, sınıfsalcı, ırkçı, sömürüye son!” denilerek Zeynep Aslan kınandı ve hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Eyleme Entes Direnişinden, Yörsan Platformu'ndan, Plaza Eylem Platformu'ndan işçiler ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Cem Çekil ile Emekçi Kadın Komisyonları da katıldı. Lüks siteler dışındaki emekçiler de alkış ve kornalarla eyleme destek verdi. ALINTERİ
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEMSİLCİLİK SEÇİMİNE BAŞKAN GÖLGESİ
01:50 18 Kasım 2009 ALEVİ TEMSİLCİLER ÇEKİLDİ İddialarla ilgili Genel-İş 5 nolu Şube Başkanı Mehmet Çınar şöyle konuştu: “Ben Kent A.Ş. işçilerinin eylemi nedeniyle uzun süredir Ankara’daydım, geldiğimin ertesi günü Karabağlar Belediyesi’nde KARBEL’e bağlı işçiler sendikamıza katılacaktı, onun törenine gittik. Gittiğimizde kendimi planlanmış bir porgramın içinde buldum. Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm aynı gün içinde iş yeri temsilcisi seçimlerini de yapmak istediğini söyledi. Biz ne sandık götürdük ne de sandık başlarına görevli belirledik. İşyeri temsilcilerinin seçilmesinde bazı adayların tehditle adaylıklarının geri çektirildiğini duyduk ve bu iddiaları başkana da sorduk. Kürüm “Biz yeni bir belediyeyiz, daha önceki temsilciler Aleviydi, işçiler arasında küskünlük ve sıkıntı olmaması için bu adayların adaylığını uygun görmedik. İşçilerimizin uyumlu çalışması için eski işyeri temsilcilerinin tekrar seçilmesini uygun görmedik ve 12 olan aday sayısını 4’e indirdik” dedi. Sayın Kürüm belediye başkanı olduktan sonra sendikamızla ve işçilerimizle uyumlu davrandı. ‘SON KARAR BİZİM’ Mehmet Çınar şöyle devam etti: “Başkan bize Karşıyaka’da yaşanan sorunu yaşatmadı. Fakat bizim KENT-AŞ işçileri ile Ankara yürüyüşümüzün başlamasıyla Kürümü’ün Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak’ın ve CHP genel merkezinin müdahaleleriyle yönünü değiştirmeye başladığını gördük. Umarız yanılıyoruzdur.” Seçilen temsilcilerini onaylamanın kendi ellerinde olduğunu söyleyen Çınar, “Eğer ortada sendikaya karşı bir restleşme yapılıyorsa biz de restleşir, seçimleri kabul etmez istediğimiz kişileri atarız. Son kararı genel merkezimiz ve biz vereceğiz” dedi. Birgün/İzmir
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: burokratlar, chp, disk, genel is, ihanet, karsiyaka, kent as, sendika agalari, sendikal muhalefet, sinif bilinci, sinif mucadelesi |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| akamayacaktir, akamayacaktır, çemberini, ihanet, kanalindan, kanalından, kendi, kirmadan, kırmadan, mücadelesi, sendikal, sinif, sınıf |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sınıf mücadelesi ve bayramlar algısı üzerine | Mahmut Halil CAN | DİN SORUNU VE DEVRİM | 16 | 11-14-2010 04:18 PM |
| Sınıf bilinci, sınıf içi bölünme ve sendikal hareket tartışmasına bir katkı-S.Murat Ç | Mahmut Halil CAN | GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM | 0 | 09-03-2007 06:50 PM |