![]() |
|
|||||||
| YÖNETİMDEN DUYURULAR YÖNETİMİN SİTE VE GENEL,GÜNCEL DUYURU VE ÇAĞRILARI |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
FERMAN PADİŞAHIN TAKSİM BİZİMDİR
TAKSİM 1 MAYIS VE PROLETARYANIN KURTULUŞ MÜCADELESİNİN SEMBOLÜDÜR 2010 1 MAYISI YİNE TAKSİM YİNE MÜCADELE YİNE PROLETARYA Taksim, Anadolu coğrafyası proletaryasının simgelerindendir. Taksim, tamamen ve sonsuza kadar kazanılana kadar bir sembol, mücadele imgesi ve kavga alanı olacaktır. Bu yılda Taksim ve Taksim’in sınıf mücadelesine kazanılmasında, başta komünist devrimciler olmak üzere devrimci demokratlar, ilerici, demokrat ve samimi Yurtseverler yine İşçi Sınıfının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü olan 1 Mayıs’a bu hedef doğrultusunda gitmek istemektedirler. Aylar öncesinden Taksim’i yasaklayan faşist diktatörlük zihniyeti ve pratiğine inat; proleter-emekçi kitleler ve onların lider güçleri Taksim merkezli mücadele pratiğinin içinde olacaklardır. İstanbul söz konusu olduğunda, sınıfsal olarak hesaplaşma alanı olarak öne çıkan Taksim’in 1 Mayıs ve sınıf mücadelesi açısından önemini artık anlatmaya gerek bile yok sanırız. Bu 1 Mayıs, kendinden öncekiler gibi yine sınıf mücadelesi açısından bir mevzi savaşının arenası olacaktır. Galibi, mağlubu tartışılmadan sadece önemi gözetilen bir alan olarak Taksim; bundan önceleri olduğu gibi bu yılda öneminden zerre yitirmeden proleter, emekçi kitleler ile sınıfın komünist devrimci öncüleri ile karşı-devrimci güruhun çarpışma alanlarının başında gelecektir kaçınılmaz olarak. Anadolu’nun birçok yerinde kendine has 1 Mayıs alanları olabilir. Ama Taksim Meydanı, Türkiye’nin değişik etnik-mezhebi kökenden milyonlarca proleterin ortak 1 Mayıs alanıdır. 77 1 Mayısındaki provokasyon ve sonrasındaki provokasyonlar neticesinde yasaklanan alan; o günden bugüne hala hedef olmaya, kazanılmaya ve de ardından zapt edilmeye çalışıldı. Nitekim, son yıllarda Taksim, kısıtlı da olsa emekçilere, proleterlere zımnen açıldı. Ama, diğer yandan Ocak ayında toplanan faşist diktatörlük memurlarının Taksim’i yasaklamaları da bundan öncekiler gibi bir anlam taşımakla birlikte; düzenin artık sınırlarının zorlandığı, buna tahammülü bile kalmadığını, düştüğü çukurdan yukarı çekilemeyeceğini gösteren bir yerde olduğunu da göstermekte idi. Bu yılki 1 Mayıs ve Taksim’in önceki yıllardan farklı olarak daha da çetin geçeceğini söyleyebiliriz. Zira yükselen ve trendi oldukça yukarılarda seyreden bir sınıf mücadelesinden söz edildiğinde; bunun Taksim ve diğer mücadele araçları ile birleştiği düşünülürse; düzenin daha da azgın saldırabileceğini kestirmek hiçte zor olmasa gerektir. Ferman vermiştir yine Paşalar. Ferman onlarınsa, Taksim tarihiyle birlikte komünizmin, komünist devrimcilerin ve de proletaryanın simgesi olmaya ve kapitalizm yıkılmadıkça da olacaktır. Yükselen sınıf mücadelesi, Tekel işçileri ile birlikte Tariş, Marmaray, İSKİ, taşeron işçilerin çeşitli illerde yükselen mücadelesi Taksim’i yine sınıfın mücadelesinin simgesi yapmaya çalışacaktır. Düzenin karşı-devrimci saldırıları, gözaltı, cezaevleri ve işkence tehditleri sökmedi, sökmeyecektir. Kavganın, sınıf kavgasının en önde gelen sembollerinden olan Taksim hedefli sınıf mücadelesi günlerinden olan 1 Mayıs her daim sınıfın mücadele, sosyalizm, komünizm kavgasının imgesi olmaya devam edecektir. Gerek tekil, gerekse de bütün bir sınıfın Taksim hedefli mücadelesi kapitalizm var oldukça ateşi sönmeyen, küllenmeyen bir yerde duracaktır, durmaya devam edecektir. Taksim, sosyalizm ve komünizm hedefi sınıf gündeminden çıkmadıkça canlı ve diri olarak orta yerde duracaktır. Karşı-devrimci faşist sömürgeci diktatörlüğün bastırma, sindirme, tehdit, şantaj ve yıldırma çabalarına rağmen bir avuçta kalsa sınıfın savunacağı, ele geçirmeye çalışacağı bir alandır Taksim niteliği gereği. Bu 1 Mayısta da öncekilerde olduğu gibi sonuna kadar Taksim İstanbul proletaryasının hedefi olacaktır, olmalıdır. Hele ki, dünya proletaryası ile Anadolu proletaryasının sınıfsal mücadelesi gittikçe keskinleştikçe, bu süreç elbette daha da keskin bir biçimde kendini gösterecektir. Taksim, proletaryanın devrimci sınıf mücadelesi ile komünizm mücadelesinin simgesi olmaya devam ediyor, devam edecektir kesin kazanılana kadar. Bu yolda mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLUNDA ATEŞ HIRSIZI MÜCADELE GÜÇLERİ TAKSİM ALANININ 1 MAYISIN ANADOLU COĞRAFYASININ SİMGESEL ÖNEMİNİ BİLİR VE ONUN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMEK ÜZERE DEVRİMCİ 1 MAYIS PLATFORMUNUN BİR BİLEŞENİ OLMAK İÇİN BU ALANIN KAZANILMASI İÇİN BİR MÜCADELE İÇİNDE OLDUĞUNU KESİN VE NET OLARAK İLAN EDER. ANADOLU KOMÜNİST İŞÇİ HAREKETİ, 1 MAYISI KOMÜNİZMİN KIZIL İLKELERİ VE ATEŞİ İÇİNDE BİR MÜCADELE, DAYANIŞMA VE KAVGA GÜNÜ OLDUĞUNU BİLEREK, BAYRAM-SEYRAN VS GÜNLERİN ANCAK VE SADECE KESİN KURTULUŞLA OLANAKLI OLDUĞUNU EN NET BİÇİMDE İLAN EDER. 05.04.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi: |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
DÜNDEN BUGÜNE 1 MAYISIN TARİHÇESİ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Şimdi işçiler 8 çalışıyor. Hafta tatilleri ve yıllık izinleri var. Günümüzde belli başlı bütün ülkelerde 8 saatlik işgünü uygulanıyor... Buraya nasıl gelindi? Yarına, insanlığın geleceğine neler bırakılmalı? Emperyalist sistemin derinleşen krizi yeniden işgününün kısaltılması için mücadeleyi için plana çıkarıyor. Uluslararası sermaye teknik gelişmenin ulaştığı boyut ve yaşanmakta olan krizi işçi sınıfına fatura etmek için, bütün sosyal hakları ve ücretleri budayarak, iş haftasını 4 güne indirmeyi dayatmaya çalışıyor. İşçi sınıfı ise tam ücret karşılığı iş haftasının 35 saate indirilmesini ve daha da aşağı çekilmesini talep ediyor. İşsizliğin çözümünü burada arıyor. Yüz yıl önce, 1880'lerde, Avrupa'da günlük çalışma süresi 12 saat civarındaydı. ABD ve İngiltere'de 10 saat, Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda'da 12 saat, İspanya ve Belçika'da örneğin dokuma dalında 13-14 saat idi. Rusya'da 15 saate yükseliyordu. Bu ortalama süreler ülkeler içinde işkollarına göre de değişiyordu... Çalışma saatlerinin uzunluğu işçilerin uğradığı yoğun sömürüyü, berbat çalışma ve yaşam koşullarını gösterir. 1875- 1908'ler arasında işgününün kısaltılması için işçi sınıfı sert mücadelelere girişti. Kapitalistler zorbalıkla ve kan dökerek mücadeleyi bastırmak istediler; ama mücadelenin başarısını önleyemediler. 1800’ler, ABD’de bir uçtan zenginliğin, diğer uçta sefaletin hızlandığı yıllardı. İşçi sınıfı bu vahşi sömürüye karşı büyük kitleler halinde grev silahına sarıldı.1875’de, 8 hafta boyunca 15 bin tekstil işçisinin grevi Amerika'ya yayıldı. Aynı yıl Pannsylvania maden işçilerinin 7 ay süren grevi gerçekleşti. Git gide 8 saatlik iş günü talebi için mücadele öne çıkıyordu. 1886'da 350 bin işçinin katıldığı Mayıs grevleri gerçekleşti. On binlerce grevci işçinin Şikago sokaklarını dolduran barışçı 1 Mayıs gösterileri kanla bastırıldı. Sermaye ve onun koruyucu bekçisi kapitalist devlet yine silaha ilk başvurandı. 3 Mayıs’da Mc.Cormisck fabrikasında grev kırıcıları protesto edilmesi sırasında polis işçilere ateş açtı. Ölen ve yaralananlar oldu. Ertesi gün sendikaların polisin saldırganlığını protesto etmek için High-market alanında bir gösteri düzenledi. Miting alanında önce bombalar patladı, sonra polis işçilerin üzerine ateş açtı. 4 işçi öldü ve pek çoğu yaralandı. Olaylara neden olduğu gerekçesiyle sekiz yazar ve sendikacı tutuklandı. Albert Person, August Speins, Adolf Fischer, George Engels ölüm cezasına çaptırıldı ve işçilere gözdağı vermek için 11 Kasımda idam edildiler. Amerikan İşçi Federasyonu 1888’de 1 Mayıs şehitlerinin anısını yaşatmak ve 8 saatlik iş günü kabul edilinceye değin her yılın 1 Mayıs’ında greve yapılması kararı aldı. Belçika, Almanya, İngiltere ve Fransa’daki işçi sendikaları da karar katılacaklarını ilan ettiler. 1 Mayıs şehitlerinin anısına ve Amerikan işçileriyle dayanışmak için 1886’da tüm Avrupa da yayılan grev ve gösteriler düzenlendi, grev dalgası kapitalist gelişmenin ilerlemekte olduğu bütün belli başlı ülkelerde daha sonraki yıllarda da devam etti, işçi sınıfı parlak bir uluslararası dayanışma örneği yarattı, 2.Entenasyonal'in kararıyla 1 Mayıs işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü, emek bayramı olarak tarihe geçti. 1890’de itibaren 1 Mayıs bütün ülkelerde proletarya tarafından yasal yada yasadışı yolla kutlana geldi. Her ülkede 1 Mayıs geleneği işçi sınıfının mücadelesinin gelişimine paralel şekilleniyordu. TÜRKİYEDE 1 MAYISIN TARİHİ Türkiye’de Osmanlı döneminde 1 Mayıs ilk kez 1909'da Üsküp, 1911 Selanik'te kutlandı. 1912'den itibaren İstanbul'da ve diğer bazı yerleşim merkezlerinde gösteriler düzenlendi, 1911 yılında Selanik'te yapılan 1 Mayıs gösterilerine Rum, Bulgar, Yahudi ve Türk işçiler katıldı, işçiler 1 Mayısı, Enternasyonal marşını söyleyerek sokaklarda dolaşıp gösteri yaparak kutladılar. 1920’de padişah hükümetinin koyduğu yasaklara karşın, İstanbul'da büyük çaplı 1 Mayıs gösterileri düzenlendi. 1921’de işgal altında işçileri 1 Mayısı anti-emperyalist gösteriye dönüştürdüler..Ellerinde "Bağımsız Türkiye" pankartının yanı sıra işçiler , kızıl ve ayyıldızlı bayraklar taşıdılar. 1922’dedeki 1 Mayıs gösterileri Türkiye İşçi ve Çiftçi Partisi, Türkiye İşçi Derneği; Beynelmilel İşçiler İttihadi, Türkiye Sosyalist Fırkası; Ermeni Sosyal Demokrat Fırkası’ndan oluşan bir komisyon tarafından düzenlendi.Komitenin çağrısı üzerine Şirkett-i Hayriyye, Haliç Şirketi, Tramvay ve Tünel kumpanyaları Seyrü Safabi İdaresi işçileri uluslararası işçi marşları eşliğinde Pangaltı’ndan Kağıthaneye kadar yürüdüler. 1923 yılında 1 Mayısa katılım daha büyük olur. İşçiler bayraklarla Sultanahmet’e kadar yürürler.Aynı yıl İzmir iktisat Kongresinde 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kabul edilir. Fakat bunun üzerinden henüz 1 yıl geçmemişken Temmuz, Kasım aylarındaki işçi grevlerinin yayılmasından korkan Kemalist hükümet 1924’te 1 Mayıs gösterilerini yasaklar. Ve ardından Kürt ulusal ayaklanmalarını bahane eden Kemalist diktatörlük 1925’de ilan etmiş oluğu Takrir-i Sükun Kanunu'yla yani sıkıyönetimle her çeşit muhalefeti bastırmaya yönelir. 1928'de işçi sendikaları da kapatılarak her türlü muhalefet ezilir ve örgütlenmeleri dağıtılır.. Kemalistler, 1 Mayıs'ı kutlama geleneğini daha kökleşmeden bastırmak için harekete geçer. Keskin bir sınıf sezgisiyle Cumhuriyetin temeli işçi sınıfına düşmanlık harcıyla atılmıştır. Kemalist burjuvazi toplumsal bilinci felç etmeye yönelir. 1 Mayıs’ın bahar bayramı olarak ilan edilmesiyle Kürtlerin ulusal varlığının inkarı el ele gider. Yok etme ve asimilasyon politikası, işçi sınıfını da hedefler, 1 Mayıs bahar bayramı olarak toplumsal hafızaya kaydedilmeye çalışılır. Uzun yıllar girer araya ve ancak 1976'da 1 Mayıs alanlarda kitleler tarafından kutlanır, Yüz binler İstanbul Taksim Meydanı'nı doldurur. Ve Taksim artık 1 Mayıs alanıdır. '77 1 Mayıs'ında yine yüz binler alanlardadır. Ama dizginleri. NATO ve Pentagon'un elindeki kontrgerilla da boş durmaz. Önceden çevreye yerleştirilmiş katiller Taksim'de yüz binlerin üzerine kurşun yağdırır. Yine şiddete başvuran ve kan döken burjuvazidir, 37 emekçi katledilir. '80 12 Eylül darbesine değin sıkıyönetimlere ve yasaklara rağmen 1 Mayıslar yaygın ve kitlesel şekilde kutlanır. Sermaye ve egemen sınıfların yüreğindeki dinmeyen korku olarak geçer tarihe. 12 Eylül darbesiyle askeri faşist diktatörlük işçi sınıfı ve emekçi halktan devrimci yükseliş döneminin intikamını almaya yönelir. 1 Mayıs yasaklanır, tatil günü olmaktan çıkarılarak bir sömürü günü haline getirilir. Ama faşist diktatörlüğün ve egemen sınıfların çabalarına 1 Mayıs'ı, yığınların bilincinden silemedi. Gericilik yıllarını takip eden kıpırdanış ve yükselişle birlikte 1 Mayıs geleneği yeniden canlandı. 89’da yığınlar Taksime 1 Mayıs alanına yöneldi. Sendika ağalarının ihanetini yaşadı polisin vahşi saldırısına karşı göstericiler direndi. Genç işçi Mehmet Akif Dalcı bu kavgada şehit oldu, 96 kutlamalarına saldıran polis 3 işçiyi katletti. 1 Mayıs mücadele sonucu Türkiye’de yasaklı bir gün olmaktan çıkarıldı. Ama hala 1 Mayıs alanı Taksim kutlamalarına kapalı. 1 Mayıs’ın yasallaşması ve tatil günü olmasının, 1 Mayıs Alanı Taksimin kutlamalara açılması için sesimizi yükseltmeliyiz. Ebette boşuna değil bunca kurbanlar, çekilen acılar ve dökülen kan. 1 Mayıslar burjuvazinin işçi ve emekçilerin kanını, iliğini emip, sömürerek kurdukları bu yer yüzü cennetini, yıkılmaya mahkum olduğunun habercisidir. İşçi sınıfının birlik dayanışma ve mücadelesi kurtaracaktır insanlığı kapitalizmin sömürü ve zulmünden. 1 MAYIS 1 MAYIS SENİ YAŞATACAĞIZ ! 1 MAYIS ALANI TAKSİME ÖZGÜRLÜK! dhb
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
İŞÇİ SINIFI VE EMEKÇİ HALKLAR ÖZGÜRLEŞMEDİKÇE 1 MAYISLAR BAYRAM DEĞİL MÜCADELE GÜNÜDÜR.
Bir 1 Mayıs daha yaklaşırken,öncesinde yaşanan tartışmalar ve hararetli açıklamalar sür git devam ediyor.Neredeyse tümüyle kanıksanan bu tarzda yaklaşım ve tartışmalar;artık eskisi gibi ilgi çekmiyor.Son iki yıla damgasını vuran Taksim çıkışı ve bu yıl sosyal güvenlik yasasına karşı geliştirilen sınıf mevzi direnişi;birazcık bu 1 mayısı daha öne çıkarır ve sarı sendikalar ve onların ağaları dahil ilgisine mazhar olmuş görünüyor.Ama dikkat çekilmesi gereken noktalar,gözden ırak tutulmaya özen gösteriliyor.Biz bu anlamda ,aykırı duruş ve çizgimizi komünist devrimci sorumlulukla ortaya koymak,sınıfa gerçekleri ve 1 mayısın gerçek anlamını kavratmak gibi bir görevle karşı karşıyayız. Birincisi,sınıf mücadelesi takvimler,tarihlerle sınırlı bir biçeme büründürülmek istenmektedir.Oysa,her gün her dakika,her saniye sınıfla ilgili bir çok gündem ve yetiştirmemiz gereken görevlerimiz var.Devrim nasıl ki,tarihler ve takvimlere ait değilse ve bu anlayış ve kavrayışla devrim kesinlikle başarıya ulaşmayacaksa,kampanyavari takvimleri oldukça sınırlamak,hele de 1 mayısı bu dar çerçevede görmemek gerekir.Bu bir mücadele günü olarak 1 mayıs,ancak bu bağlamda anlamlı kılınır.(Bunun için TAKVİM DEVRİMCİLİĞİ VE KOMÜNİST DEVRİMCİLİK başlıklı makalemiz yeniden incelenebilir.) İkincisi;1 mayısın içeriğinin boşaltılmasına ilişkin düzenin sistemli ideolojik-kültürel kampanyasıdır.Bu da, 1 mayısın Bahar bayramı olduğu şeklinde faşist diktatörlüğün yıllardır yürüttüğü propaganda ve ajitasyondur.Tüm olanaklarına ve içerik boşaltma çabalarına karşın,bunun başarılmadığı açık ve kesindir.Bunu elbette komünist devrimci ve devrimci demokrat hareketin kararlı bir biçimde,çeşitli yalpalamalar olsa da genel olarak olumlu bir biçimde hedefli 1 mayıs eylemleri içinde olmasına borçludur proletarya.Ama her halükarda faşist devlet,yine Bahar bayramı politikasına başvuracaktır.1 mayısın içeriğini boşaltmak için çaba sarf edecektir.Hatta yasalarla tatil bile ilan edebilir bir basit manevra ile.Bu anlamda 1 mayısın anlam,içeriği noktasında sürekli bir biçimde,(yinelemeler dahi olsa) ajitasyon ve propaganda ile ideolojik mücadele yürütülmeli ve uyanık olunmalıdır. Üçüncüsü,1 mayıs aynen Newroz vs de olduğu gibi devrim-özgürlük-sosyalizm kazanılmadan,Halklar eşit-özgür ve adil bir düzene kavuşmadan asla bayram gibi kutlanamaz.Bu tarz bir anlayış,kavrayış ve eylem hattı olsa olsa sendika patronlarının ve aslan sosyal demokratların işine gelir.1 mayıs,proletarya,emekçiler ve sömürgeci zulüm altındaki Kürt emekçileri özgürleşmeden bayram kutlama günü değildir.1 MAYIS ,PROLETARYA VE EMEKÇİLERİN ENTERNASYONAL BİRLİK-DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜDÜR.DEVRİMC-ÖZGÜRLÜK VE SOSYALİZM BAYRAĞI VE KAVGASININ DAHA DA YUKARILARA TAŞINDIĞI MÜCADELE GÜNÜDÜR.Kavganın doruklara taşındığı,sınıfın tek bir beden olup devrim ateşini daha çok harladığı gündür.1 mayısı,bir bayram kutlaması,bir piknik havasında geçirmek ve buna izin vermek,sınıfın sosyalizm hedefine sırt çevirmektir.Sınıfa ve onun temel değerlerine ihanet etmektir.1 mayısların elbette bayram gibi kutlanacağı günler gelecektir.İşte o günler gelene kadar,o günlerin gelmesi için kavganın ve mücadelenin büyütülmesi gerekmektedir.Ve de ideolojik ve teorik olarak,bu gerçeğin iyi kavranması ve kavratılması gerekir. Dördüncüsü,bu 1 mayıs her 1 mayıslarda olduğu gibi mücadele alanları doldurulmalıdır.1 mayısın simgesi haline gelmiş olan Taksim alanı gerek meşru ve gerekse de yasal 1 mayıs alanı olana kadar,Taksim hedefli tüm çıkışların öncüsü olmalıdır sınıfın öncü komünist devrimcileri.İstanbul açısından 1 Mayıs alanı kesinlikle Taksim’dir.İster yasal izinli isterse fiili olsun Taksim İstanbul için tek 1 mayıs alanıdır.Taksim geri kazanıldığı gibi;bu mevzi terk edilmemelidir.Diğer iller açısından da tüm alanlar 1 mayıs alanlarıdırlar.İşyerlerinde başlayan mücadele,mutlaka toplu alanlara taşırılmalı ve sınıfın ortaklaştırılması hedeflenmelidir.Sendika ağaları,reformist ve revizyonist tüm kesimlerin zorlanarak,alanların sınıfın özgür iradesinin yansıyacağı bir platform haline getirilmesi sağlanmalıdır.1 mayısın içeriği ve gerçeğine uymayan eylemler ret edilmeli ve eylemsel içerikleri belirleme noktasında mücadele verilmelidir. Beşincisi;sınıfın özgürlük ve sosyalizm mücadelesine dönük ajitasyon ve propaganda çalışmasına ek olarak güncel ekonomik-demokratik sorunları(Sosyal güvenlik yasası gibi),güncel siyasal durum ve mevcut klik çatışmaları,egemenlerin it dalaşları da ajitasyon ve propaganda ve eylem içeriklerinde iç içe geçmiş bir biçimde ele alınmalı;1 mayıs alanları özgürleştirilmelidir.Sınıfın bağımsız mücadele gündemi ,sosyalizmin kızıl bayrağı altında kavga alanlarını zapt etmelidir.Bağımsız bayraklar altında toplanan kesimler(gençlik,semtler vs) dışında sınıf içinde çalışan unsurlar bulundukları ,sınıfsal örgüt ve yapılar içinde sınıfı özgürlük ve sosyalizm kavgasına çağırmak için kalmalıdırlar.Bulundukları sendika,örgüt,dernekleri komünist devrimci bir çerçeveye alacak slogan,ajitasyon ve propaganda çerçevesi içinde olmalıdırlar. Altıncısı;düzenin uşakları ve faşist devlet ,hele bugünler de sınıfa,öncülerine dönük yok edim,eliminasyon,dezonformasyon,provokasyon vs çalışmalarını arttıracaktır.Zaten sosyal güvenlik yasası mecliste çıktı çıkacak.Uzun süredir sınıfa dönük yasal-yasa dışı tüm saldırılarını yoğunlaştırmıştır düzen.İMF politikalarını harfiyen uygulayan faşist devlet,onun hükümeti bu saldırılarını azgınlaştırarak sürdürecektir.Bu bağlamda sınıf,bu saldırılara karşı topyekün mücadele etme anlayışına çekilmelidir.Göstermelik ve içi boşaltılarak uygulanan(sevkli ve saatli iş bırakma gibi!) mücadele biçimleri yerine GENEL GREV GENEL DİRENİŞ sloganının yaşama geçirilmesi hedeflenmelidir.Artık bir slogan olmanın ötesine geçirilmelidir. Yedincisi;faşist devlet alanlarda,alanlara çıkışta ve eylem günleri öncesi provokasyon çalışması içinde olacaktır.Hele de at izinin it izine karıştığı ,klik çatışmalarının keskinleştiği,sistemin sivil itlerinin tekrar iplerinden boşandırıldığı şu günlerde,provokasyon gerçeğinin altını çizmekte yarar vardır.Azami bir biçimde uyanık olmak,gerekli tüm güvenlik önlemlerini almak,sol duyu ile sukunetle eylemin yönetilmesine çalışmak,eylem içeriğinden ve biçiminden kopmadan yığınlarla yıkılmış güven bağlarını yeniden inşa edecek kanalları açık tutarak hareket edilmelidir.Herhangi fevri,disiplinsiz,başı bozuk,anarşizan girişimler istenmeyen sonuçlara yol açabilir.Kendi kitlelerinden başlayarak bir bütün olarak geniş proleter-emekçi yığınların disiplinli,örgütlü,amaçlı bir biçimde hareket etmesi;sistemin provokatif girişimlerinin boşa çıkarılması bakımından elzemdir. Sekizincisi;komünist devrimci hareketler ile devrimci demokrat hareketlerin eylem birlikleri sonuna kadar zorlanmalıdır.1 mayısın ruhuna,içeriğine uygun dayanışma,birlik ve mücadele alanlar öncesinden başlanarak yaratılmalıdır.Siyasal olarak bu mümkün olduğu kadar zorunludur da.Herkes bu noktada kendi üzerine düşeni yapmalıdır.Sağlam eylem birlikleri ve gelecek uğruna tavizler vermek kesinlikle devrimcidir.Atılan olumlu adımlar ve iyi niyetli tüm çabalar destek görmelidir. Dokuzuncusu,1 mayıs halkların kardeşliğinin de cisimleştirildiği ve halkların kurtuluşunun yolunun bir ve tek olduğu gerçeğinin vurgusunun yapıldığı bir gün olmalıdır aynı zamanda.Zira yıllardır ,Kürtleri ve onun hareketini yok etmek,linç etmek,sömürgeci zulümle bitirmek üzerine kurulu faşist düzene karşı,işçi sınıfı ve emekçiler;Kürt halkı ile dayanışmasını da yine alanlarda ifade etmelidirler.Egemenlerin aksine,sınıfın ulusların ayrılma hakkı dahil olmak üzere kendi kaderlerini tayin hakkını tanıdıklarını alanlarda ete kemiğe büründürmelidirler.Newrozda gösterilen dayanışma örnekleri,1 mayıs alanlarında yeniden yaşam bulmalıdır.Ezilenlerin buluştuğu,ortak hedef ve amaçlarının birlikte haykırıldığı,ortak düşmana karşı ortak mücadele anlayışının yaşama geçirildiği alan olmalıdır 1 mayıs alanları. Sonuç olarak bir 1 mayıs yaklaşırken,aslında yeni olmayan bir sürü şey söylüyoruz,yazıyoruz,çiziyoruz.İçerik olarak yazdığımız şeylerde çok özel gündemler hariç yeni bir şey yok.Ama önemli olan yazılanların yaşama geçirilmesidir.Yaşama geçmeyen her şey ölü metinler,sözler bütünlüğünün anlamsız olmaması olanaklıdır,ama değeri tartışılırdır.1 mayıs,yeni,özgür,insani yarınların habercisi olsun. YAŞASIN 1 MAYIS ! BIJİ YEK GULAN ! 1 MAYIS BAYRAM DEĞİL;MÜCADELE GÜNÜDÜR ! YAŞASIN PROLETERYA ENTERNASYONALİZMİ YAŞASIN HAKLARIN KARDEŞLİĞİ,ÖZGÜR-EŞİT VE GÖNÜLLÜ BİRLİĞİ YAŞASIN BİRLİK-DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM Mahmut Halil Can (Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | jarasur (04-15-2010) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
İSTANBUL PAŞALARI BUYURMUŞLAR TAKSİM EYLEM ALANI DEĞİLDİR DİYEREKTEN
FERMAN PAŞALARINSA ALANLAR VE TAKSİM BİZİMDİR Düzenin uşakları yine kendilerince eylem ve miting alanlarını kendilerince hazırlamışlar ve bunu proleter-emekçiler-devrimcilere dayatmak yolunu seçmişlerdir. Fermanları da kendinden menkul bu düzen memurlarının başka bir şey yapmaları ya da düşünüp uygulamaya almaları beklenemez zaten. Zira geçtiğimiz yıl Taksim’in eylem alanı olarak kazanılması, moral bakımdan düzenin geriletilmesi ve ondan sonraki günlerde de bu psikolojik çöküntü içindeki düzen memurları yenilgiyi hazmetmemişlerdir hala. Taksim, uğruna mücadele eden her sınıf açısından oldukça değerli bir yerdedir. Kesin ve net olarak ta bu düzen içinde kalındıkça da böyle olmaya devam edecektir. Zira bu önem sayesindedir ki, düzenin bekçi ile memurları daha aylar varken 1 Mayısa şimdiden Taksim’in eylem ve miting alanı olmadığını ilan etmeleri. Bu geçmişte yaşadığı yenilgilerin tekrarını istemediklerinin ilanı kadar; aynı zamanda da şimdiden gelecek günlere ihtar, uyarı ve neler yapacaklarının da açıkça ifadesidir. Ama nafile. Düzen ve onun eli kanlı memurlarının, bekçilerinin sınıf ve onun mücadelesini tehdit-şantaj ve korkuların hegemonik dünyası ile yönlendirmeleri artık mümkün değildir. Bıçak kemiktedir ve artık kesilecek yer kalmadığı gibi, bir kere buz kırılıp yol açılmıştır. Taksim kazanılmıştır bir kez. Varsın burjuva düzenin itleri havlayıp dursunlar. Daha şimdiden aylar sonrasından korkularını yüksek sesle havlayarak duyursunlar. Sınıf ve onun devrimci kalkışmasından ne derece öcü misali korktuklarının kanıtıdır bu durum. “Eceli gelen köpeğin cami duvarına işemesi” misali, daha şimdiden yenilgi bayraklarını kendi burçlarına dikmeye çalışmaktır bu durum esasen. Artık kaçışın olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Varsın burjuvazinin itleri ile onun başıbozuk kurtları uluyup dursunlar. Korktukları kapılara dayanmış ve kızıl flamaları Ankara caddelerinin ana rengi haline getirmişlerdir bile. Burjuvazinin memurlarının başkentinden, emeğin başkentine sıçrayacak bir direniş ve mücadeleden ürkmektedir korkak burjuvazi ile onların faşist uşakları. Daha aylar öncesinden bu korkak ilanlarında gizli mesaj budur esasen. Korkun pislik dünyanın temsilcileri, memurları. Aşağılık düzeninizle birlikte tarihe gömülmekten korkun. Geliyor ayak seslerinin ötesinde kendisi sınıfın. Kaçacak delik arayınız kendinize. Gerçi kaçacak delik bile kalmayacak biz proleterler geldiğimizde. Ama bizden söylemesi yine de. Taksim ya da dünyanın her yanı Taksim olana kadar mücadeleye devam ettik, edeceğiz. Ya özgürlük, sosyalizm, komünizm ya da ölüm. 02.02.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | jarasur (04-15-2010) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Ya ileri fırlayacağız ya bugünleri de arayacağız!..
2010 1 Mayıs’ını, 1976 ve ‘96 1 Mayıs’larının ruhunun geri geldiği, işçi sınıfının gücünü ve gövdesini Taksim Meydanı'nda bütün heybetiyle gösterdiği bir gün haline getirme hedefi ve iddiasıyla kolları sıvamalıyız!.. ![]() Alınteri gazetesinin 2. sayısının manşet yazısını yayınlıyoruz: İşçi sınıfı hareketi yeni bir tarihsel eşiğin başında: 1996 1 Mayıs’ından bu yana bir türlü kıramadığı tutukluk ve durgunluk çemberini bu kez parçalayarak ya güçlü bir yükselişe geçecek ya da son olarak TEKEL hamlesiyle zorladığı o çürütücü çemberin bir kez daha üzerine kapanmasına meydan verecek!.. Her iki olasılığın sonuçları da büyük ve sarsıcı olmaya adaydır!.. Birinci durumda işçi sınıfı en başta, burjuvazi ve uşaklarının “köpeksiz köyde değneksiz dolaşma” rahatlığı ve pervasızlığına “dur” demiş olacaktır! Yıllardan beri çalışanların pestilini çıkaran, enerjisini tüketen, onurunu çiğneyen, iş arayanı sokaklarda süründüren, işçiyi ailesiyle birlikte sadece yoksulluk ve yoksunluğa değil geleceksizliğe ve güvencesizliğe sürükleyerek düşkünleştiren azami kar azgınlığına bir sınır çekilecektir! “Attım” deyince atmak, “sattım” deyince satmak, “işinize gelirse” deyip dayatmak, “yerseniz” deyip özelleştirmek, zam yapmak, sadakaya bağlamak artık öyle kolay olamayacaktır. Bu eşiği yine aşamaz, yine korkar, yine yalpalar, yine geri durursak, bugünleri bile mumla arayacağımız kesin!.. Çünkü burjuvazi yine krizde. Yeni sömürü ve soygun önlemlerine ihtiyacı var. Bunun için en başta haksız, hukuksuz, güvencesiz, sendikasız, esnek çalışmayı kural haline getirip yaygınlaştırmak istiyor. Paralı hale getirdiği hayatın kendisini ucuzlatırken, paralı hale getirdiği bütün gereklerine yeni zamlar bindirmeye hazırlanıyor. Asgari ücreti azami ücret haline getirmenin yollarını arıyor. Buna karşı “gak” diyene cop, “guk” diyene gaz… Onlar da yetmezse, PVSK var!.. Herkesin dinlenme ve izlenme korkusu ile yaşadığı “büyük gözaltı” var!.. Ucunu yeniden gösterdikleri “faili meçhuller” var!.. Birinci kefede ‘fırsat’ ikinci kefede ‘tehlike’ var. Hangisini seçiyoruz?.. Sonuç bizlerin tutumuna bağlı çünkü!.. “Fırsatı bu kez kaçırmayacağız” diyorsak, tutmamız gereken yolu TEKEL’deki kardeşlerimiz gösterdiler bize. Zaten önceki yılların direniş ve grevlerinden aldıkları bayrağı bu sıçrama eşiğinin kenarına getiren onlar oldular. En başta cesarete, inada ve ısrara ama bunlarla birlikte kendimizin kuracağı taban örgütlülüklerimize dayalı öz inisiyatif ve kafa açıklığına ihtiyacımızın olduğunu yine onlar hatırlatıp gösterdiler bir kez daha. Doğrulup ayağa kalkmak istiyorsak, bugün ilk yapmamız gereken şey, henüz sönmemiş olan TEKEL ateşini büyütüp yangına çevirmektir!..TEKEL’in arkasını getirip şekeri, karayollarını, enerjiyi, iletişimi, ulaşımı, ****li, otomotivi, tekstili…. TEKEL’e eklemektir!.. İkinci yolda bizi bekleyen felaketleri yaşamak için ise fazla bir şey yapmamız gerekmiyor!.. 15 yıldır yaptığımızı sürdürmek yeter bunun için: Korkmak, sinmek, “bana ne” demek, seyretmek, susmak, ilgilenmemek… Eğer tercihimiz birinci yoldan yana ise, önümüzdeki ilk sınav 1 Mayıs!.. Arkasından 26 Mayıs!.. Bugünü 1 Mayıs’a, 1 Mayıs’ı 26 Mayıs’a bağlayan halka ise TEKEL!.. 2010 1 Mayıs’ını, 1976 ve ‘96 1 Mayıs’larının ruhunun geri geldiği, işçi sınıfının gücünü ve gövdesini Taksim Meydanı'nda bütün heybetiyle gösterdiği bir gün haline getirme hedefi ve iddiasıyla kolları sıvamalıyız!.. 1 Mayıs bilincinin ve bu 1 Mayıs’ta bayraklaştırmamız gereken temel talep ve sloganlarımızın girmediği fabrika ve işyeri, OSB ve sanayi havzası kalmamalı!.. Militanlığı başa yazan birleşik ve yığınsal bir 1 Mayıs, 26 Mayıs genel grevinin de ilk büyük provası olmalı!.. Hatta onu öne çekme arzusu ve yönelimi doğurmalı, ona giden yolda çığlaşarak büyüyen bir süreci tetiklemeli!.. Hem militan, birleşik ve yığınsal bir 1 Mayıs hazırlığı hem de 1 Mayıs’tan 26 Mayıs’a uzanan yol, ateşi henüz sönmemiş olan TEKEL ekseninde örülmeli!.. Bu öncü direnişi büyütüp güçlendiren eylemli destek halkaları temelinde örgütlenmeli!.. Hepimiz adına dövüşen ve hepimizin direnişi haline gelen TEKEL’e omuz verme temelinde çabalar çabalara, sesler seslere, adımlar adımlara eklenerek büyümeli!.. ALINTERİ
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
DİSK: Yılmadık, direndik, kazandık
İSTANBUL (14.04.2010)- DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Taksim'in 1 Mayıs kutlamalarına açılmasına ilişkin "Yılmadık, direndik, kazandık" dedi. Çelebi, işçi ve emekçilerin gönül rahatlığıyla, çiçekleri ve pankartlarıyla Taksim Alanı'na geleceğini söyledi. DİSK Başkanlar Kurulu, konfederasyon Genel Merkezi'nde toplandı. Genel Başkan Süleyman Çelebi, toplantı öncesi 1 Mayıs 2010 kutlamalarına ilişkin bir açıklama yaptı. Çelebi, konuşmasına, "3 yıldır Taksim'in işçi sınıfına açılması konusunda bize destek veren, bizimle birlikte gaz yiyen, cop yiyen, mücadele azmini elden bırakmayan tüm emek dostlarına, bizim haklılığımızı kamuoyu ile paylaşan basın emekçilerine teşekkür ediyoruz" diyerek başladı. Çiçeklerle, pankartlarla Taksim'deyiz 3 yıldır 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak isteyen emekçilere yönelik saldırıları hatırlatan Çelebi, 1 Mayıs'ın bu yıl 6 işçi ve memur konfederasyonunun kararıyla Taksim'de kutlanması kararı alındığını belirtti. Çelebi, dün yapılan valilik görüşmesinde de 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması kararı çıktığını anımsattı. DİSK Genel Başkanı, bu kararı, "Türkiye ve işçi-emekçiler açısından çok olumlu bir gelişme" olarak nitelendirdi ve ekledi: "Bugün şu gerçeği bütün açıklığıyla ifade etmek isterim ki; Yılmadık, direndik, kazandık." Süleyman Çelebi, işçi ve emekçilerin gönül rahatlığıyla, çiçekleri ve pankartlarıyla Taksim Alanı'na geleceğini söyledi. Çelebi, Taksim ısrarının inatlaşma değil, demokratikleşme sorunu olduğunu ifade etti, "Çünkü 1 Mayıs 1977'de yaşanan katliam aydınlatılmadan Türkiye'de demokratikleşmeden söz edilemez" dedi. 1 Mayıs saldırılara karşı çıkış noktası 2010 1 Mayıs'ına girilen süreci de değerlendiren DİSK Genel Başkanı, şöyle konuştu: "Bir yanda Anayasa tartışmaları sürerken, diğer yandan kriz bahanesi ile emeğin kazanılmış haklarına yönelik saldırıda yeni cepheler açılıyor. Anayasa, 12 Eylül'ün baskıcı mantığının ve seçim barajlarının korunduğu, sendikal hak ve özgürlüklerin, düşünce özgürlüğünün, toplantı ve yürüyüş hakkının, çalışma hakkının güvence altına alınmadığı içi boş bir tartışma üzerinden şekillendirilmeye çalışılıyor. Bununla birlikte işten atılmalar, güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma biçimleri ile işsizlik ve yoksulluk yaygınlaşıyor. Gelir dağılımı bozuluyor. Sermayeyi teğet geçen, zengini daha da zengin yapan kriz, emekçileri açlıkla terbiye etmeye çalışıyor. Türkiye toplumu bir yandan her geçen gün faturası kabaran bir borç sarmalının içine çekilirken, diğer yandan toplumun ortak malı olan kamu kuruluşları özelleştiriliyor; arsalar, limanlar, enerji santralleri haraç-mezat elden çıkartılıyor. Hastanelere, okullara göz dikiliyor. Kıdem tazminatlarımız kaldırılmak isteniyor. Çalışma yaşamı özel istihdam büroları, esneklik uygulamaları ile bizim için bir cehenneme çevriliyor." Kazanılmış hakların gasp edilmesine, güvencesiz çalışma biçimlerine, taşeronlaştırmaya, sendikasızlaştırmaya, işten atılmalara karşı herkese güvenceli iş, herkes için sendika talebinin yükseldiğini belirten Çelebi, "İşte 1 Mayıs bu koşullar altında önemli bir karşı çıkış noktasıdır" dedi. Süleyman Çelebi, şunları söyledi: "Biz bu 1 Mayıs'ta işçisi, işsizi, sendikalısı, sendikasızı, beyaz yakalısı, mavi yakalısı, genci, emeklisi, kadını, herkesi işçi sınıfının evine, DİSK kortejiyle Taksim'e çağırıyoruz. Biz bu 1 Mayıs'ta 77'i 1 Mayıs'ında yakınlarını kaybedenleri, onların çocuklarını, torunlarını, o gün orada o coşkuyu ve şiddeti yaşayan herkesi, o günün anısına DİSK korteji ile Taksim'e çağırıyoruz." (ETHA)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
ESP: Taksim'i kazandık, İş Barış Adalet istiyoruz
İSTANBUL (14.04.2010)- Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamasına açılmasına ilişkin “Bu ayaklar baş olursa kıyamet kopar’ diyenlerin yenilgisidir” diye belirtti. “İş, barış, özgürlük taleplerimizi yükselterek 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağız” dedi. Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Merkezi, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamasına açılmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Yıllardır Taksim Meydanı üzerinde alan yasakçılığını sürdürenlere geri adım attırıldığına işaret eden ESP, “Sonunda... Rejimin, Taksim yasağı kırıldı. Taksim için kenetlenen ve kararlıca mücadele eden işçi sınıfı ve emekçiler, ilerici, devrimci ve sosyalist güçler kazandı. 33 yıl sonra, işçi sınıfı ve emekçiler, ilerici, devrimci ve sosyalist güçler, kazandığı zaferin de coşkusuyla 1 Mayıs'ı Taksim'de özgürce kutlayacaklar” dedi. Kazanımın Taksim için yürütülen kararlı mücadelenin sonucunda geliştiğine dikkat çekilen açıklamada, “polisin ve valiliğin faşist terörü, hükümetin baskıcı, zorba politikaları teşhir olmuş, yasak toplumsal vicdanda mahkum olmuş, meşruiyetini yitirmiş ve rejimin iradesi kırılmıştır” diye belirtildi. Fiili-Meşru mücadelenin zaferi Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “Bu, ‘ayaklar baş olursa kıyamet kopar’ diyerek tam bir sınıf tutumuyla, her türlü zorbalığa başvurarak Taksim'i işçi sınıfı ve emekçilere kapatanların yenilgisidir. Bu, sadece hükümet ve rejimin yenilgisi değil, aynı zamanda işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesini icazete sıkıştırmaya çalışan çizginin de yenilgisidir. Bu, kararlılığın ve devrimci iradenin zaferidir... Bu, fiili-meşru mücadelenin zaferidir... Devlet yetkilileri prestij kurtarmak ve geçen yıllarda neden oldukları terörü unutturmak amacıyla açıklamalar yaptılar. Fakat bu açıklamalar mücadeleyi yürüten onbinlerin ve halklarımızın yüzünde bir gülümseme bırakmaktan öteye bir anlam ifade etmiyor. Neden oldukları terörün hesabını sormaya devam edeceğiz.” 1977 katliamının failleri cezalandırılmalı ESP Genel Merkezi, alan yasağının kaldırılmasının ve 1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edilmesinin yeterli olmadığını dile getirdi. “Taksim'i emekçilere yasaklayanlar, 1977 yılındaki devlet provokasyonunu tertipleyenler ve failleri ortaya çıkarılmalı, cezalandırılmalıdır. Taksim zaferimiz, 1 Mayıs 1977 katliamının hesabını sorma çizgisinde devam edecektir. 2010 ve gelecek 1 Mayıslar bu adalet taleplerimiz için başka bir kazanım mücadelesinin günleri olacaktır” diye kaydetti. İş, barış, özgürlük için Taksim'e Açıklamada Taksim kazanımının işçi hareketinin yeni atılımlarının güçlü işaretlerinin ortaya çıktığı koşullarda sağlandığına vurgu yapıldı. Şöyle denildi: “Taksim kazanımı, işçi sınıfı ve ezilenlerin özgüvenini geliştirirken, kitle hareketinde bir sıçramanın da olanaklarını güçlendirmiştir. Bir yanda TEKEL direnişinin sürükleyiciliği ve yol göstericiliğinde yaygınlaşma ve militanlaşma eğilimi gösteren işçi hareketi, diğer yanda rejimin önüne koyduğu her tuzağı ve saldırganlığı aşmayı başaran Kürt halk hareketinin kazanımları ve yüksek moraliyle 1 Mayıs'a yürüyoruz. İşçi sınıfının kölece çalışma koşullarına, 4/C'ye karşı İş Barış Özgürlük taleplerimizi yükselterek 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağız. Sermaye'nin sınır tanımayan saldırılarına karşı işçi sınıfının dayanışmasını ve birleşik mücadelesini yükseltmek için 1 Mayıs alanlarını dolduracağız. 1 Mayıs 2010'un, işçi sınıfının sermayeye karşı birlik, faşist saldırganlığa karşı mücadele ve Kürt halkıyla kardeşleşme yolunda yeni bir eşik olması için 1 Mayıs'a akalım.”
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
MLKP Taksim'e çağırdı
İSTANBUL (13.04.2010)- MLKP milisleri, İstanbul Gazi Mahallesi'nde birçok bölgeye yaptıkları afişlerle, işçi ve emekçileri, ezilenleri 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'na çağırdı. Marksist Leninist Komünist Parti milisleri, İstanbul Sultangazi İlçesi Gazi Mahallesi'nde yaptıkları afişlerle işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri, işsizleri, ezilenleri 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'na çağırdı. Elimize e-posta yoluyla ulaşan habere göre, Sekizevler, Barajüstü, Cemevi, Sondurak bölgelerine 75. Yıl ve İsmetpaşa caddelerine yaygın olarak afişlerde “1 Mayıs'ta Taksim'e / MLKP” şiarı yer aldı.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
Taksim iradesi sermaye devletine geri adım attırdı
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Birleşik, kitlesel ve devrimci 1 Mayıs’a, Taksim'e! (13.04.10) – İşçi-emekçilerin, ilerici ve devrimci güçlerin son 3 yıldır azgın polis terörüne rağmen ısrarla korudukları Taksim iradesi, sermaye devletine geri adım attırdı. Düzen cephesinden yansıyan ‘ılımlı’ açıklamaların ardından, konfederasyon yöneticileri ile İstanbul Valisi Muammer Güler arasındaki beklenen görüşme bugün gerçekleştirildi. Görüşmenin ardından basının karşısına çıkan Güler, "Sendikalarla mutabakata vardık, Taksim 1 Mayıs’ta kutlamalar için tahsis edilecek"açıklamasında bulundu. Konfederasyon temsilcileri Vali Güler’le görüştü Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, KESK Genel Başkanı Sami Evren, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ile Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili görüşmek için bugün İstanbul Valiliği'ne gittiler. Görüşmenin ardından Vali Muammer Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile sendika temsilcileri basına konu ile ilgili açıklama yaptılar. Güler: Taksim’i 1 Mayıs için tahsis edeceğiz İstanbul Valisi Güler ilk olarak, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na göre Taksim'in bir toplantı ve gösteri yürüyüşü alanı olmadığını hatırlattı. Ardından “kanunun öngördüğü istisna çerçevesinde Taksim'in, 1 Mayıs günü bayram kutlaması tarzında o gün için tahsis edileceğini” duyuran Güler şöyle konuştu: “Üretimin vazgeçilmez unsuru olan emeğin kutsallığı çerçevesinde emekçilerin 1 Mayıs'ın huzur ve güven içinde, demokrasiye yakışır bir şekilde bayram havasında kutlaması en doğal hakları olarak görülmektedir. Bu itibarla 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün ülkemize yakışır bir şekilde tüm sosyal taraflarca barış ve huzur içerisinde demokratik bir olgunlukla kutlanması konusunda bir mutabakat sağlanmıştır.” Güler, günlük hayatın en az etkilenmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılacağını da bildirdi. Taksim iradesini bir adım ileri taşıyalım Konfederasyon temsilcileriyle İstanbul Valisi arasında gerçekleştirilen görüşme öncesinde düzen cephesinden yapılan açıklamalarda “provokasyon” demagojilerine bilinçli bir biçimde vurgu yapılmıştı. İlerici, devrimci güçleri işçi ve emekçilerden yalıtma planlarının ürünü olan bu açıklamalar, sermaye taşeronu konfederasyon temsilcileri nezdinde de hemen gereken karşılığını buldu. Sermaye düzeni, sözcüsü Vali Güler aracılığıyla Taksim'in kutlamalar için tahsis edileceğini açıklamıştır. “Taksim toplantı ve gösteriye uygun değil!”, “Kesinlikle izin veremeyiz!” söylemleriyle üç senedir işçi-emekçilere ve ilerici, devrimci öznelere azgınca saldıran düzen, gelinen noktada ortaya konan irade ve karalılığın da basıncıyla alanı “resmi olarak” açtığını açıklamak zorunda kalmıştır. Halbuki Taksim, önceki senelerle birlikte 1 Mayıs kutlamalarına zaten fiili olarak açılmıştır. Bundan sonraki süreçte atılacak adımlar, mücadelenin seyri için oldukça önem taşımaktadır. 1 Mayıs eyleminin, Taksim kazanımının moral ve motivasyonuyla da birlikte, daha etkin bir ön sürece konu edilmesi ihtiyacı yakıcı bir görev oluşturmaktadır. Taksim'de 1 Mayıs kutlamalarına TEKEL'in direniş ruhunu ve dayanışma coşkusunu taşımak için konfederasyonlara basınç yapmak, miting ve kürsü programından atılacak sloganlara kadar Taksim 1 Mayıs'ına kızıl rengi hakim kılmak oldukça önemli bir noktada durmaktadır. İşçi ve emekçiler, ilerici ve devrimci özneler, sendikal bürokrasinin ve düzen sözcülerinin demagojik söylem ve tutumlarını alaşağı ederek Taksim’deki 1 Mayıs kutlamalarının temel öznesi olmalıdırlar. Ancak böylesi bir müdahale sonucu sermayeye geri adım attıran Taksim iradesi bir adım daha ileri taşınmış olacaktır. KIZILBAYRAK
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Tesekkür: 5333 9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi |
İzmir'de devrimci bahar çağrısı!
(13.04.10) - İzmir'de "Emeğin baharını örgütleme!" şiarı ile geçtiğimiz hafta perşembe günü 1 Mayıs, 26 Mayıs ve sürmekte olan direnişler gündemli bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantı sonucunda önümüzdeki dönemi örmek ve eylem programı çizmek için 7 kurum tarafından ortak toplantı çağrısı yapılması kararlaştırıldı. Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Demokratik Haklar Federasyonu, Deri İşçileri Derneği, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emekçi Hareket Partisi, PARTİZAN tarfından çağrısı yapılan toplantı 14 Nisan Çarşamba akşamı saat 17.00'de TÜMTİS'te olacak. Kurumların çağrı metnini sunuyoruz: Emeğin baharını birlikte örgütleyelim! İşçiler, emekçiler, gençler; Sendikalar, kitle örgütleri, sol partiler ve devrimci güçler... Sınıfın yıllardır biriktirdiği öfke TEKEL direnişi ile birlikte açığa çıktı ve işçi sınıfına büyük bir moral kazandırdı. 78 gün süren direniş, hareketin üzerindeki ölü toprağının atılması için de önemli imkânlar ortaya çıkardı. Bunların en önemlilerinden biri de kuşkusuz ki “genel grev” şiarının direniş ile birlikte sınıfın gündemine oturması oldu. İşçilerin beklentisi ve talebi doğrultusunda ilan edilen 4 Şubat grevi ise son ana kadar belirsizliğe bırakıldı ve hak ettiği ön hazırlıktan mahrum kaldı. Eylem, gerek katılım gerekse kazanım planında amacına ulaşamadı. Çadırlar sökülürken ise sendika konfederasyonları 26 Mayıs tarihini ortaya attılar. 4 konfederasyon tarafından karar altına alınan bu tarihte bir genel eylem olacağı ve “hayatın duracağı” bir kez daha ilan edildi. Ancak gerek sendikal konfederasyonların tablosu, gerekse bugüne kadar yaşanan pratik; ne sendikaların, ne de siyasal kurumların bu genel eylemi tek başlarına örgütlemesinin mümkün olmadığını göstermiştir. 26 Mayıs'ın altının doldurulması ve sınıf hareketine anlamlı bir kazanım bırakmasının yolu tüm emekten yana güçlerin ortak hareket etmesinden, yüzünü fabrikalara ve emekçi semtlerine dönen bir faaliyet örgütleyebilmesinden geçmektedir. 26 Mayıs eylemine hazırlanmak için komiteler oluşturmak, sürekli eylem ve etkinlikler düzenlemek, direnişçi işçileri sürecin öznesi haline getirmek, tüm işçi ve emekçilerin kendilerini ifade edebilecekleri platformlar oluşturmak ve 1 Mayıs'tan 26 Mayıs'a mücadeleyi örmek hedefleri ile ilerlemek bugün için elzemdir. Önümüzdeki 1 Mayıs da 26 Mayıs'a yönelik yürütülecek faaliyet açısından adeta prova niteliği taşımaktadır. İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, bu yıl güncel anlamını direnişlerle dayanışmayı yükseltmekte ve 26 Mayıs'a hazırlanmakta bulmaktadır. TEKEL direnişi süresince İzmir yerelinde çeşitli bölgesel girişimler ve eylemler dışında bütünlüklü bir dayanışma örgütlenememiş olunduğu bilinmektedir. Aynı eksiklik bugün TARİŞ direnişi için de geçerlidir. Hem çadırları toplayarak kentlerine dönen TEKEL işçileri, hem de İzmir'in göbeğinde direnen TARİŞ işçileri sınıf dayanışmasının yükseltilmesini fazlasıyla hak etmektedir. Bu eksiklik aynı zamanda İzmir’de, işçi ve emekçilere dönük saldırılara karşı birlikte hareket etme ihtiyacının altını da kalınca çizmiştir. Bugün kamu hastane birlikleri yasası, özel istihdam büroları, kıdem tazminatının gaspı ve yeni özelleştirmeler sırada beklemektedir. Bu saldırılara hazırlıklı olmanın bir adımı da bahar sürecinin birlikte örülmesidir. Bizler emekten yana güçler olarak önümüzdeki bahar döneminin bu bakışla örülmesinin ve ortaya konacak mücadelenin yarınlara taşınma imkânlarının yaratılmasının önemine inanıyoruz. Tüm işçi ve emekçileri; sendikaları, kitle örgütlerini, sol partileri ve devrimci güçleri sınıf mücadelesinin çizdiği sorumluluğu yerine getirmeye ve emeğin baharını örgütlemek için birlikte mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Toplantıya çağrı: Tarih: 14 Nisan Çarşamba Saat: 17.00 Yer: TÜMTİS Alınteri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Demokratik Haklar Federasyonu, Deri İşçileri Derneği, Emek ve Özgürlük Cephesi, Emekçi Hareket Partisi, PARTİZAN
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: 1 mayis, 2010 1 mayisi, alanlara, ferman padisahin, kurtulus, mucadelesinin, proletaryanin, semboludur, taksim, taksim bizimdir, taksime |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| kurtuluş, mayis, mayıs, mucadelesinin, proletaryanin, proletaryanın, sembolüdür, taksim |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Son Gelişmeler Ve Sınıf Mücadelesinin Yönü | Mahmut Halil CAN | GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM | 0 | 06-26-2009 01:54 PM |
| 1 mayıs taksim meydanının önemi üzerine ve güncel durum | Mahmut Halil CAN | MÜCADELEDE ÖZEL VE ÖNEMLİ GÜNLER | 0 | 06-25-2009 07:01 PM |
| 1 mayıs 2009 meydan savaşı ve taksim | Mahmut Halil CAN | GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM | 0 | 06-25-2009 06:45 PM |