DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam
Cevaplar
50
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1930
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-03-2010, 07:11 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Exclamation Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

TAKSİM VE 1 MAYISLA BİRLİKTE ABARTMA HASTALIĞINA DEVAM



Geçtiğimiz yıl yine aynı konuda benzer bir değerlendirmeyi yapmış idik. Ve üzerine basa basa bu eski hastalıkla savaşmanın, sınıf mücadelesinin genel seyrine müdahale kadar önemli olduğunun altını çizmiş idik. Zira gerçeklerin ters yüz edilmesine ve rüyalar dünyasında yaşamaya kadar götürecek tehlikeli bir hastalıktır bu. Hata, eksik, zaaflara karşı tutarlıca mücadele etmek ya da gerçekleri görüp o gerçekler ışığında dünyayı değiştirmek mücadelesi içinde olmakla; mevcut abartı-böbürlenme hastalığına yakalanmış olmak ile kendini darı ambarında gören tavuk misali olmak kesinlikle farklı şeylerdir. Sonuçları da farklı olacaktır.

Taksim ve 1 Mayıs 2010’da yine bu hastalığın kurbanı olmaya aday gibidir. Zira 1 Mayıs 2010 ve Taksim üzerine TDH’nin başlıkları ile yazdıklarına bakılırsa artık” her şey bitmiştir”. “Proletarya ve emekçiler, örgütlü devrimci sosyalizm mücadelesi” veriyorlar sanırsınız yazılanlara bakılırsa. “Düzenle olan tüm bağlarını koparmışlar da, düzen ha yıkıldı, ha yıkılacak” gibi bir hava yaratılmak isteniyor.

Bunlar gerçekçi ve anı anlatan değerlendirmeler midir? Elbette kocaman bir hayır yanıtı verilmelidir buna. Ne proletarya ve emekçiler örgütlü sınıf mücadelesi içindedirler, ne komünist devrimciler proletarya ve emekçileri örgütlemiş ve düzenle olan bağlarını koparmışlardır? Öznel devrimci durumun ciddi hiçbir emaresi yoktur ortada. Proletarya içinde, komünist devrimciler deryada damla kadardılar ancak. Yüklenmeye ve çeşitli bölgelerden akın akın Taksim’e güç aktarmaya rağmen. Devrimci öznel durum, hala özlenenin altında olmanın da ötesinde bir yerde olmasına, sınıf içinde ciddi sınıf çekirdek örgütleri olmamasına rağmen; Taksim ve sınıf mücadelesinin seyri hakkında bu kadar gerçek dışı abartmalara yer verilmesinin moral motivasyonla açıklanması aldatıcı, ikiyüzlüce bir olgudur.

Taksim’in 1 Mayıs alanına çevrilmesinde yılların ısrarlı-kararlı-inatçı ve mücadeleci çizgisinin özel ve önemli bir kazanım olduğu açıktır. Ama 1 Mayıs öncesi yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere; Taksim’in açılmasının tek nedeni kesinlikle bu değildir. Taksim, düzen egemenleri açısından taktik bir adımdır. Her an geri alınabilecek bir taktik mevzi geri adım atmasıdır. Mücadelenin payının da yüksek olmasının yanı sıra, bu gerçeği göz ardı etmek aldatıcı, yanıltıcı ve de kesinlikle amaç ve hedefler konusunda gözleri boyamaya hizmet edebilir. Düzen, ciddi bir açmaz içindedir. Mücadelenin düzen dışına çıkmasından endişe ettiği açıktır. Çıplak zorun bu süreci hızlandıracağını kavramış olup, manevralarla yumuşak bir geçiş yapmaya çalışmakta; 1 Mayıs ve Taksim hedefinin içeriğini boşaltmak, birlik-dayanışma ve mücadele günü anlamı yerine Bayram vs havası yaratarak; sınıfın yükselecek düzen karşıtı mücadelesine bariyer oluşturmak hedeflidir.

Düzen keskinleşen sınıf mücadelesini düzen içinde tutmak, yeni sertleşmelerin önünü kesmek, topyekûn bir mücadeleye bir de Batıdan sınıf mücadelesini eklemek istemiyor şimdilik. Diğer yandan bu mücadelenin KUKM ile birleşme olasılığını da göz ardı etmeden bu yapılanmayı ele almaktadır bilindiği üzere.

Zira Kürdistan’da savaşın tırmandırılması süreci ise son sürat devam ediyor. Özellikle Türk sömürgeci faşist devletinin durmaksızın ve de ara vermeksizin sürdürdüğü operasyonlar ile Batıya gelen cenazelerde ki artış ile 1 Mayıs gününe denk gelen bir biçimde özellikle Nazımiye’deki karakol saldırısı da ilginç bir “tesadüf” gibi duruyor. Savaşın boyutlandırılması ile halkların boğazlatılması ile şovenist dalganın ayyuka çıkarılması yeniden ve de bunun sınıfa yansımaları ile Kirli-İğrenç ve Pis bir savaşın tarafı haline getirme çabaları ile “ilginç tesadüfi “ gelişmelerin düzenin amacına uygun yürüdüğü söylenebilir.

Tekel ve İSKİ işçilerinin Türk-İş Genel Başkanı ve sendika ağalarını protestosu ve kürsüden indirmeleri ile alandan kaçmaya itmeleri; sarı-gerici ve faşist sendikalara karşı sınıfın bir bilinç sıçramasına açık olduğunun net göstergesi olmuştur. Taksim’in açık 1 Mayıs alanı olarak ilan edilmesinin yanı sıra en büyük kazanım; sınıfın çeşitli bölüklerinin sendikal ihanet çemberini kırmaya dönük adımlarıdır. Ki bu arada sarı-gerici sendika ağalarının dayanışması da görülmesi gereken diğer halkadır.( Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu’nun durumu provokasyon ilan etmesi yanında DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin olayı kınaması gibi.) Mücadele sınıfı birleştirdiği gibi; karşı-devrimci cepheyi de birleştirmektedir görüldüğü üzere.

1 Mayıs 2010 ve Taksim’in yine yüz binlerce işçi-emekçiye açılması, eylemin içeriğinin bayram havasına dönüşmesi dışında en net kazanım olması öne çıkarılırken; dikkat edilmesi gereken noktalar da vardır. TDH, sınıf içinde örgütlü, lider durumda değildir. Sınıf hala sendika ağaları ile patronlarının güdümündedir. “Kendisi için sınıf” olma bilincine eriştirilmesi net görevi bir kez daha açığa çıkmışken; “Taksim Kazanıldı”, “irade kazandı” gibi var olan durumu tersine çeviren, abartma ve böbürlenme hastalığına muzdarip yönü kazımak gerektiği açıktır.

“Halkçı”, popülist, küçük burjuva devrimciliğinin de aynı hastalığın zaten üreticisi olduğunun altını çizersek; bu hareketlerin de giderek daha çok kendi nesnel tabanlarına oturduğunu söylemek yerinde olacaktır. Küçük Burjuva Devrimciliği, gittikçe kendi toplumsal tabanında örgütlenme, harekete geçirme eyleminde sınıfsal taşların oturmasına bilmeden hizmet ediyorlar ki; olması lazım gelende budur. Şu da göründü ki; reformist ve revizyonistler; devrimci-demokratlar ile komünist devrimcilerden daha çok emekçiler ve sınıf içinde örgütlüdürler.

Elbette ki artıları ifade edip öne çıkarırken; eksileri de ifade etmek gereklidir, yaşamsaldır. Zira eksiler tespit edilip üstüne gidilmedikçe, her şey pos pembe ise zaten yapılacak bir şey kalmamıştır! Bu söylediğimiz eğer doğru değilse; eskilerin tabiriyle “eğri oturup doğru konuşmak” lazımdır. Hele ki, söz konusu olan komünist devrimciler ise; bu vazgeçilemez bir örnek özellik olmak durumundadır.

Takdir edersiniz ki; sınıfın devrimci-demokratlar ile komünist devrimcilerden uzak durmasının bir nedeni de buradadır. Bu abartı, böbürlenme, dünyaları yarattık vs gibi yüksekten havalardır. Bu hastalık, geçmişten beridir TDH’ ye sirayet etmiş köklü kronik bir hastalıktır. Kronik rahatsızlıklarla; radikal tedavi yöntemleri ile mücadele etmezseniz kangrene dönüşür hastalık ve tedavisi imkânsız hale gelir.

Taksim’de kutlama gibi bir hava yaratmakta cabası. Yıllardır dikkat çekmeye çalıştığımız bir sorun var. O da Bayramların ancak eşit-özgür-insani bir dünyada bayram gibi bayram olacağıdır. 1 Mayıs, bir bayram değildir İşçi sınıfı ve emekçiler özgürleşmedikçe. Birlik-Dayanışma ve Mücadele Günüdür. Ama anlaşılan hala, çeşitli kesimler ile düzenin söylemleri birde bakıyorsunuz aynı noktalarda birleşmiş oluyorlar.

Taksim, sınıf mücadelesinin mevzilerinden idi. Psikolojik-moral değeri tartışılamaz bir mevzisidir. Kaybedilmiş ve uğruna aşağı yukarı 30 yıldır değişik biçimlerde mücadelesi verilen. Taksim’in önemini bu çerçevede ve kendi sınırları içinde ele alıp; hastalıklı ruh hallerini def etmeden komünist devrimci mücadelemiz başarıya ulaşamaz.



03.05.2010


Mahmut Halil CAN ( Sendiren )



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
kuzeyberdan (05-04-2010), Proleter Devrimci (05-04-2010), senol (05-03-2010)
Alt 05-03-2010, 07:13 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

ABARTMA VE BÖBÜRLENME HASTALIĞINA KARŞI MÜCADELE


Türkiye Devrimci Hareketi, eski ve köklü hastalıklarından kurtulmak için çaba sarfetmediği gibi tam tersine bu hastalığın onulmaz bir menem olduğunu ispat etmekte yarışıyor durmadan. 1 Mayıs 2009 Taksim kazanımının da yorumlarına bakılacak,değerlendirmeleri dikkate alınacak olursa sözünü ettiğimiz gerçeğin altının neden çizilmesi gerektiği açığa çıkacaktır. Bu tarihi olumsuz miras, dün olduğu gibi bugün de TDH’nin yakasını bırakmayan bir hastalığın kendisidir. TDH’nin kendini tatmini,var olan gerçeklerin üzerinin örtülmesi,gelecek açısından stratejik ve taktik belirlemeleri başından boğan, mevcut nesnel durumun kavranamamasının yanında değiştirmek için mücadele eksenlerinin tespitini de olanaksızlaştırmaktadır.
Zira Taksime girilmiş olması yalnız başına birkaç on yıldır verilen mücadelenin bir yan ürünü olduğu kadar; düzenin mevcut kriz ve sonuçlarını bertaraf etmek ve sınıfın mücadelesini düzen sınırları içinde boğmak, sınıfın devrimci enerjisinin önüne barajlar inşa edip reformist çıkışlarıyla açık çatışmadan kaçınmasının vs bir sonucudur da. Bununda her an geri alınabilir ve faşist diktatörlüğün güçlendiği anda karşı saldırıya geçip, kaybettiği mevziyi ele geçirebileceği olasılığını ortaya koymaktadır. Düzen mevcut durumda, yapısal ekonomik krizin üstüne dünya ekonomik krizinin eklenmesi gerçeğinden hareketle, işsizlik,açlık,sefalet vs nin yopunlaşması sonucu geniş proleter,emekçi ve işsiz yığınların devimci kalkışmasından oldukça fazla korkmaktadır şimdilerde. Bu resmi tatil ilanı ve Taksimin veriliyormuş gibi yapılmasının altında yatan temel gerçeklerden biri budur. Taksim gerçeğinin bir diğer yanı da şurasıdır: Taksimi devrimci sınıf mücadelesine değil, düzen içi reformist mücadele vermek kaydı ve reformist güçler olduğu sürece verebileceği mesajı da açıkça vermiştir faşist rejim. Zira Taksime girmeye çalışan tüm devrimci-demokrat, komünist devrimci güçler faşist rejimin paralı itlerince saldırıya uğramış, azgın faşist terörün tüm biçimleri uygulanmıştır. Yani buradaki temel gerçek şudur: “Benim kurallarıma uymazsanız asla.Ancak kendi koyduğum kurallarla oyunda varım” demiştir düzen.
Taksime girmiş bulunan işçiler,devrimci demokrat ile komünist devrimci güçler sınırlıdır. Taksim , psikolojik ve fiilen kısmen kazanılmıştır. Bu gerçeği ters yüz edip, düzenin temel taktiğini çözmek,anlamak ve bunun üstüne yeni karşı saldırı dizayn etmek yerine, Taksim üstüne efsaneler düzmek,yaratmak vs devrimci mücadeleyi asla büyütmez.Kaldı ki , Sınıf hala devrimcilerden oldukça uzak bir yerdedir. Orada direnen,faşist rejime kafa tutan sınıf bilinçli örgütlü güçlerdir.Esasta, hala sınıfla bağlar sorunu,sınıfı devrimci rotada örgütlemek sorunu orta yerde dururken; büyük-hamasi-gerçek dışı nutuklarla gaz verir gibi değerlendirmeler çiziktirmek sınıf hareketine ileri doğru bir şey vermez,veremez.
Kazanılan mevzilerin tahkimi ve ileri doğru yürünmesi ve üzerine konulması gereken bir süreçte, oldukça abartılı , hastalık derecesinde kendini beğenen,kendi ajitasyonunu gerçeklerden,gerçek durum değerlendirmesinden uzak bir yerde yapmak TDH’ni devrim,özgürlük ve sosyalizm davasından daha fazla uzaklaştırır.
TDH, hemen hemen tüm gelişmelere bu babda bakmaktadır. Sorunun öznesi olarak, süreci değiştirip dönüştürme mücadelesinin lideri olmak kararlılığındaki bir hareketin ; kendi güçlerinin sınırları ile düzenin manevralarını anlamak,kavramaktan aciz ; basit ajitatif bir sloganvariliğin cenderesinde sıkışıp kalması kesinlikle kabul edilir değildir. Taksime girilmesi ile ilgili son yazdığımız makaledeki düşüncelere aynen katılıp alıntı yaparak bitirelim:

Egemen düzenin 1 Mayısı resmi tatil ilan etmesi ile başlayan süreç, aslına bakarsanız sınıf mücadelesinin giderek derinleşmesi yüksek olasılığına,düzenden kopuşa doğru gidişatına karşı sınıfa verilen bir tavizdir. Bugün Taksim’in de her türlü tehdit,şantaj,baskı ve restleşmeye rağmen kazanılmış olması yine düzenin sınıf savaşındaki geri adımı olarak kabul edilmelidir. Ama bu geri adım düzen açısından mevzi savaşının, aynen sınıf açısından kabul edilmesi gibi bir mevzi savaşıdır. Bugün düzen zayıftır. Kriz ve onun sonuçlarının , düzene karşı bir devrim mücadelesine doğru yönlenmesinin önünü kesmek amaçlıdır. Yani düzen güçlendiği, mevcut sorunları ve tehlikeleri bertaraf ettiği an; karşı saldırıya geçip eski kaybettiği mevzileri geri almak isteyecektir. Bu bakımdan kazanılmış mevzinin korunması ve ileri taşınması mücadelesi yani bundan sonrası daha bir öne çıkmaktadır.
Taksimin kazanılması, sınıf mücadelesi açısından oldukça önemli bir durak olmasının yanında, abartılmaması gereken bir olgudur. Şimdi mevcut durumu korumanın da ötesine geçmek, kriz ve sonuçlarının işçi sınıfının üstüne yıkılması ve fatura edilmesini engellemek,onun da ötesinde özgürlük,sosyalizm ve devrim davasının büyütülmesi gereken bir süreçtir önümüzdeki süreç. Devrimci sınıf iradesinin her alanda büyütülmesi, sınıf çatışmasının gündelik mevzi savaşının üstüne , hakiki-açık bir meydan savaşına çevrilmesinin zamanıdır şimdi.” TAKSİME GİRİLDİ- TAKSİM DEVRİMCİ SINIF İRADESİNİN SONUCUDUR makalesi – Mahmut Halil Can ( Sendiren)


“1 Mayıs 2009 , sınıfın kazanımlarının yılı olmuştur. Ve de şunu göstermiştir ki, artık sınıf daha ilerileri hedef almalıdır. Kaybedilmiş mevzileri kazanmanın üstüne yatmak,istirahate ! çekilmek ; sınıfın kazandıklarını kaybetmesine yol açacaktır. Sınıf, şimdilik bu kazanımların üstüne kriz,işsizlik,açlık,sefalet,Kürt halkının soykırımına dönük çabaların bertaraf edilmesi, bütün olarak düzenin aşılması ve yok edilmesi uğruna mücadeleyi koymalıdır. Taksim rehaveti , tam da düzenin mevcut durumda istediği tek şeydir.Bu bakımdan , bundan sonraki sürecin önemi daha iyi kavranmak ve kılmak zorundadır. Düzen , geçici olarak kaybedeceğini bile bile mevzilerini teslim etmiştir. Ama , bunun anlamı faşist devletin zayıflığıdır ve bu durum geçicidir. Eğer devrim cephesi güçlerini iyi kullanmaz, süreci daha da devrimcileştirmek için kullanmaz ve devrim için ileri atılmazsa; düzen kaybettiğini geri almak için karşı saldırıya geçecektir. Burası kesindir. Bunu bilerek hareket etmek temel görevdir.
Taksim sınıfın özgürlük,sosyalizm ve devrim mücadelesinde sadece bir durak idi. Bu durak kazanılmıştır şimdilik. Ama sınıfın gerek genel olarak düzen dışı ve özel olarak şimdiki durumda kriz ve sonuçlarına karşı mücadelesi daha da keskin bir biçimde ilerlemek zorundadır.Daha yolun başındadır sınıfın devrimci mücadelesi. Daha çok sınıf liderlerinin üzerinde büyüyen ve sınıfla tam bir bütünleşmişlik sağlanamayan bu süreçte, bu bütünleşme,birleşme ve ileri doğru atılım sürecidir taktiğin temeli.Reformist,revizyonist ve sınıf düşmanı tüm kesimlerin de mahkum edilerek ilerlenmesi gereken bir süreçtir önümüzde duran. Ayrıca sınıf haini sendikalar ve onların ağaları ile sendika patronları da bu sürecin temel hedeflerinden olmak durumundadır.” Aynı makale..



04.05.2009


Mahmut Halil Can ( Sendiren)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Proleter Devrimci (05-04-2010)
Alt 05-03-2010, 07:14 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Taksim zaferi kutlandı -Video
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İSTANBUL (01.05.2010)- 32 yıllık hasretlik sona erdi, işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs, Taksim'de kutlandı. Yüz binlerce kişi "İşte Taksim işte 1 Mayıs" sloganıyla Taksim alanına aktı. Tarihi 1 Mayıs'tan hafızalarda kalan emekçilerin Taksim zaferini büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlaması oldu.
Taksim Meydanı artık 1 Mayıs alanı. Yüz binlerce emekçi, 1 Mayıs'ı Taksim'de tam bir bayram havasında kutladı. Her bir emekçi, "İşte Taksim işte 1 Mayıs" sloganıyla alana girdi. Taksim heyecanı, emekçilerin yüzlerine yansıdı, akıllara kazınan; insanların yüzlerindeki mutluluk, gözlerindeki ışıltıydı. 2010 1 Mayıs'ı, 3 yılın ardından kazanılan Taksim zaferinin kutlanışı olarak tarihe geçti. 250 bin kişi, Taksim Meydanı'nı "1 Mayıs Meydanı" olarak ilan etti.
Taksim zaferini yaratanlar Şişli'de toplandı
Tarihi 1 Mayıs, Taksim Meydanı'nda büyük bir coşkuyla kutlandı. 3 koldan yürüyüşle Taksim Meydanı'na giren işçiler, 1 Mayıs bayramlarını kutladı. Mitingin kalbi Şişli kolunda attı. 3 yıldır Taksim mücadelesi veren sendikalar, ilerici, devrimci siyasi parti ve kurumlar, Şişli kolundaydı.
Şişli kolu, katılımcıların farklılıkları ile dikkat çekti. Sendikacılardan devrimcilere, çevrecilerden, LGBTT bireylere, feministlerden futbol taraftarlarına kadar tüm ezilenler renkli bir kortej oluşturdu. Aynı zamanda, Şişli kolunda bağımsız olarak 1 Mayıs'a gelenler de yoğunluktaydı. Hiçbir korteje dahil olmayan emekçiler, çocuklarıyla birlikte gelerek 1 Mayıs İşçi Bayramlarını kutladılar. Şişli'den Taksim'e halk geçişi yaşandı. Bütün sendika ve kurumların görselliği göz doldurdu.
İşsizlik, kriz, yoksulluk, 4/C, güvencesiz çalışma gibi emekçilerin gündeminde yer alan konular pankartlar, dövizler ve sloganlarla yansıtılırken, yürüyüşe damgasını vuran "Taksim zaferi"nin sık sık dile getirilmesi ve "Devrim ve sosyalizm" sloganları oldu. Ayrıca, '77 1 Mayıs katliamının aydınlatılması talebi öne çıktı. Yürüyüşte, barış ve kardeşlik sloganları da sık sık atıldı, pek çok kurum Kürtçe ve Ermenice sloganların yazılı olduğu pankartlar taşıdı.
DİSK, KESK, TMMOB, Barış ve Demokrasi Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Halk Cephesi, Halkevleri, EHP, SDP, SP, DHF, Partizan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, 78'liler Vakfı'nın da aralarında bulunduğu kurumlar, sabah saatlerinden itibaren Şişli'de bir araya gelerek, kortejler oluşturdu. DİSK ve KESK, yürüyüş kortejinin en önünde yer aldı.
'77'de Taksim'deydik, bugün de
1977 1 Mayısı'nda Taksim'de olanlar bugün de oraydı, DİSK ile birlikte yürüdüler. "1 Mayıs 1977'de Taksim'deydik. Bugün de" yazılı pankart arkasında, 77 1 Mayıs katliamında yaşamını yitirenlerin yakınları ve katliam tanıklarının yanı sıra, aralarında Rutkay Aziz, Sadık Gürbüz, Tarık Akan, Halil Ergün, Fatma Girik, Hale Soygazi ve Mert Fırat'ın da bulunduğu sanatçılar yürüdü.
Usta yazar Vedat Türkali de oradaydı. 91 yaşındaki Türkali, tekerlekli sandalye ile 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı.
Büyük "DİSK" pankartının ardında, DİSK'e bağlı Lastik-İş, Nakliyat-İş, Birleşik ****l-İş, Dev Sağlık-İş, Dev Maden-Sen ve Sine-Sen'in de aralarında olduğu sendikalar pankartlarıyla kortejler oluşturdu.
DİSK kitlesinin neredeyse yarısını Birleşik ****l-İş Sendikası oluşturdu. Dev Sağlık-İş Sendikası'nın katılımı da oldukça kitleseldi. Direnişteki Balnak Lojistik işçileri de sendikaları Nakliyat-İş ile yürüyüşteki yerini aldı. Limter-İş Sendikası üyesi tersane işçileri iş cinayetlerinin son bulması talebini 1 Mayıs kutlamalarına taşıdı. Tersane işçileri ayrıca, gözaltında işkenceyle öldürülen Süleyman Yeter'in fotoğrafı ile "Süleyman Yeter ölümsüzdür" yazılı pankart taşıdı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ise beklenenden az katılım sağladı. Eğitim-Sen, SES ve BES'in de aralarında KESK'e bağlı sendikalar, pek çok ilden gelerek 1 Mayıs'a katıldı.
DİSK ve KESK'in ardından TMMOB yer aldı. Uzunca bir süre direniş yürüten Marmaray işçileri ise Tekstil Sen ile birlikte yürüdü.
Kürt halkı yıllar sonra kitlesel katıldı
Kürt halkı, İstanbul 1 Mayıs kutlamalarına yıllar sonra ilk kez kitlesel bir şekilde katıldı. Barış ve Demokrasi Partisi pankartı ardında 10 bini aşkın kişi yürüdü. BDP'liler, alana "Biji yek gulan" sloganıyla girdi.
Şişli'de kitleselliği ile dikkat çeken diğer kurumlar Halkevleri, Halk Cephesi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, EHP ve UİDDER oldu.
ESP: İş, barış, özgürlük
Batı illerinden merkezi olarak Taksim kutlamalarına katılan Ezilenlerin Sosyalist Partisi, sabah erken saatlerde Gebze'de toplanarak 40 araçlık konvoy ile Taksim'e geldi. Bayraklar ve pankartlarla süslenen ESP konvoyu, halk tarafından yoğun ilgi ile karşılandı. 3 bin kişilik ESP kortejinin çoğunluğunu kadınlar oluşturdu. Sosyalist Kadın Meclisleri, "Yaşasın 1 Mayıs, kadınlar eşitlik ve özgürlük istiyoruz" yazılı pankart taşıdı.
Kortejin en önünde "'77, '89, '96 1 Mayıs katliamlarının sorumluları yargılansın" pankartı arkasında '77 1 Mayıs tanıkları yürüdü. "İş, barış, özgürlük", "İşte 1 Mayıs, işte Taksim, işte zafer", "Yaşasın sosyalizm" pankartları taşıyan ESP'liler, ses aracı ile yürüyüş boyunca konuşmalar yaptı.
ESP üyeleri yürüyüşte, "Tek yol devrim", "Daha fazla Taksim, daha fazla direniş", "Biji bratiya gelan", "Taksim Meydanı 1 Mayıs alanı", "Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm" sloganlarını atıyor.
ESP kortejinin hemen arkasında "Sokakta, fabrikada, evde artık ölmek istemiyoruz" pankartıyla Emekçi Kadınlar Derneği yerini aldı. Onların arkasında ise "Parasız bilimsel anadilde eğitim" pankartıyla Liseli Öğrenci Birliği yerini aldı. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu da "Taksim'i kazandık, bekle bizi İstanbul" pankartıyla 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı.
SGD ve LÖB'ün coşkulu kortejleri, yürüyüş güzergahındaki halk tarafından sürekli alkışlandı. Gençler yürüyüş boyunca ve alanda tulum çaldı, halaylar çekti, tempolu bir şekilde koşarak hem coştu, hemde çevresindekileri coşturdu. Gençlerin coşkusu ve heyecanı, yol boyunca büyük bir enerji yarattı.
1 Mayıs'a ilk kez katılan "95.1 Özgür Radyo dinleyicileri" pankartlarıyla Şişli kolunda yer aldı. Ayrıca, Genç Fenerbahçeliler ve Beşiktaş'ın Çarşı grubu da yürüyüşe katıldı.
On binlerce kişi, Taksim Meydanı'na büyük bir coşku ve heyecanla yürürken, Agos gazetesi önünde Hrant Dink'i anan sloganlar atıldı.
Türk-İş kortejinde genel grev sloganı
1 Mayıs mitinginin diğer kitlesel kolunu Şişhane kolu oluşturdu. Bu kolda, Türk-İş, EMEP, ÖDP, İşçi Partisi, HKP ve CHP yer aldı. CHP, tüm uyarılara rağmen korteji beklemeyerek yürüyüşe geçti ve alana girdi. Direnişteki Samatya, itfaiye ve İSKİ işçileri ortak pankart ile yürüyüşteki yerini alırken, Ankara'da 78 günlük direnişleriyle tarihe geçen TEKEL işçilerinin bir kısmı Tek Gıda-İş Sendikası ile birlikte yürümedi, Şişli kolunda yer aldı. Türk-İş'e bağlı sendikalardan Belediye-İş'in geçen yıllara göre katılımının az olduğu görüldü. Siyasi partilerin katılımı ise hemen hemen aynıydı. Mitinge katılacağını açıklayan Kamu-Sen ise 1 Mayıs kutlamalarında yoktu.
Türk-İş kortejinde öne çıkan slogan "Genel grev genel direniş" oldu. Öte yandan, tüm alanda 1 Mayıs marşı çalarken Türk-İş'in ses aracından "10. yıl marşı" çalındı. Bu arada, Türk-İş üyeleri, Taksim'e girer girmez alandan ayrıldı.
Gümüşsuyu'nda TKP ve Hak-İş vardı
32 yıl aradan sonra Taksim'e yürüyen kollardan diğerinde ise Hak-İş, Memur-Sen ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) vardı. Yürüyüş kolunun en kitlesel kortejini TKP oluştururken, Memur-Sen temsili düzeyde katıldı. İnönü Stadının önünde buluşan eylemciler davul zurna eşliğinde halaylar, sloganlar ve alkışlarla 1 Mayıs alanına yürüdüler.
Geçtiğimiz yıllarda 1 Mayıs'ı Kadıköy'de kutlayan Hak-İş'lilere yürüyüş boyunca Sakarya Büyükşehir Belediyesi Bandosu ve işçi takımı Karabükspor'un oyuncuları da eşlik etti. Karabükspor oyuncuları, "Biz işçi takımıyız. Tabi ki 1 Mayıs'a katılacağız" dedi. Öz Gıda İş, Öz İplik İş, Hizmet İş gibi sendikalarla birlikte Kıbrıs'dan gelen Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası da Hak-İş kortejinde yürüdü. Yürüyüş boyunca "Yaşasın 1 Mayıs", "Herkese iş herkese aş" gibi sloganlar atıldı.
TKP kortejinde AKP karşıtlığı öne çıktı. TKP üyeleri, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'nun protesto edilmesi nedeniyle mitingin kesildiğini ileri sürerek Taksim 1 Mayıs alanından ayrılarak Dolmabahçe'de ayrı bir miting düzenlediler.
Şu günlerde "ekonomisi iflas mı ediyor" tartışmalarına konu olan Yunanistan'dan Yunanistan Komünist Partisi üyeleri de Gümüşsuyu kolundaydı. Kortejde genellikle "TEKEL işçisi yalnız değildir", "AKP'den hesabı emekçiler soracak", "Yaşasın 1 Mayıs" sloganları atıldı. Bazı TEKEL işçilerinin de bulunduğu yürüyüşte hayatını Ankara'daki TEKEL direnişinde kaybeden TEKEL işçisine atfen "Hamdullah Uysal burada, 1 Mayıs'ta" pankartı açıldı.
İşte Taksim işte 1 Mayıs
Tüm kortejler, Taksim Meydanı'na büyük bir coşkuyla girdi. Her bir emekçi, alana girerken "İşte Taksim işte 1 Mayıs" sloganını attı. 250 bin kişi, Taksim Meydanı'nı doldurdu, 3 yılın ardından büyük bir mücadele sonucu gelen Taksim zaferini kutladı. Rengarenk bayrak ve pankartlarla alanda görsel bir şölen olurken, emekçiler davul zurna eşliğinde, tulumlar eşliğine halay çekti, horon tepti. Emekçiler, bayram havasında yaşanan kutlamada "oradaydım" dercesine hatıra fotoğrafları çektirdi.
Kürsüden yayınlanan 1 Mayıs marşı, yüzbinler tarafından hepbir ağızdan söylendi. Taksim'de öne çıkan slogan "Yaşasın 1 Mayıs" oldu. Emekçiler aynı zamanda, insanca bir yaşam istedi, krize, işsizliğe, yoksulluğa, 4/C'ye, güvencesiz çalışmaya karşı tepkisini dile getirdi.
Alanda ayrıca MLKP ve TKPM-L'nin de pankart açtığı görüldü.
'77 1 Mayıs katliamında yaşamını yitirenler konfederasyon genel başkanları tarafından Kazancı Yokuşuna karanfiller bırakılarak anıldı. Daha sonra Atatürk Kültür Merkezi önüne kurulan platformda Timur Selçuk ve Ruhi Su Korosu, 1 Mayıs Marşı ve Türkiye İşçi Sınıfına Selam marşını seslendirdi. 1 Mayıs Marşı, Türkçe, Kürtçe, Ermenice ve Laca seslendirildi. Kutlamalara katılanlar da koroya eşlik etti.
Mustafa Kumlu konuşturulmadı
Mitingde Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu konuşturulmadı. Konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen Kumlu, Taksim alanındaki yüzbinler tarafından ıslık ve yuhalamalarla protesto edildi. Kumlu, 3-4 dakika boyunca konuşmaya çalışırken, bir TEKEL işçisi "Burası işçilerin kürsüsü" diyerek elindeki mikrofonu aldı. Bu arada bir grup TEKEL işçisi kürsüyü işgal etti, "Satılık sendika istemiyoruz" yazılı pankart açtı. Türk-İş Başkanı Kumlu, görevliler tarafından apar topar AKM'ye kaçırıldı. İşçiler de ardından AKM'ye doğru yöneldi, AKM'nin camları kırıldı. Arbedede yere düşen Sağlık Sen Genel Başkanı'nın kolu kırıldı.
Gerginlik, KESK Genel Başkanı Sami Evren ve DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin konuşmalarıyla yatıştı. Mitinge pankartlarıyla katılan, aralarında Ver.di ve IG ****l'in de olduğu uluslararası heyet adına da bir konuşma yapıldı.
Konuşmaların ardından miting programının sonlandırıldığı duyuruldu. Emekçiler, bir süre daha halaylar çekerek kutlamayı sürdürdükten sonra dağıldı.
1 Mayıs alanından notlar
-Kutlamalarda 22 bin 361 polis görevlendirildi. Binaların çatılarında da polisler konumlandırıldı. Taksim Meydanı'nda sabah erken saatlerinde onlarca polis dedektörlerle alanda bomba ve mayın taraması yaptı. Meydandaki çöp kutuları bile kaldırıldı.
-Taksim Meydanı'na çıkan yollar, saat 02.00'de araç trafiğine kapatıldı.
-Taksim Meydanı'na ilk gelen İzmirli TEKEL işçileri oldu. Yaklaşık 50 kişi, Cumhuriyet Anıtı önünde hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra, Şişli'deki DİSK Genel Merkezi'ne gitti. TEKEL işçileri, "Hamdullah Uysal ölümsüzdür" yazılı pankart ile "Direnişimizin 138'inci günü" yazılı dövizler taşıyor.
-İstiklal Caddesi ve Beyoğlu'nda neredeyse tüm iş yerleri kapalıydı.
-1 Mayıs'ı yerli ve yabancı basın ordusu takip etti. 20'ye yakın canlı yayın aracı meydana konumlandırıldı, haber kanalları canlı yayın stüdyoları kurdu. Alana yakın yerlerde onlarca panzer, itfaiye aracı, ambulans ve diğer hizmet araçları yerleştirildi.
-Taksim Meydanı'nı gören binalara çıkmak ücretlendirildi; 2 saati bin lira (1 milyar).
-Mitingin sonunda bir tinercinin ülkücü işareti yapması gerginliğe yol açtı.
-Kutlamalar sürerken, Şişli Feriköy Spor Kulübü arkasında ellerinde sopalar bulunan bir grup olduğu yönünde polise ihbarda bulunuldu. İhbarı değerlendiren polis, bölgeye giderek 5'i çocuk 17 kişiyi gözaltına aldı. 5 çocuk bir süre sonra serbest bırakıldı. (ETHA)
Taksim görüntüleri
Taksim Meydanı'ndaki görkemli 1 Mayıs kutlamasının görüntülerini izlemek için [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:15 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Tarihi 1 Mayıs'ı sen anlat

İSTANBUL (03.05.2010)- 32 yıllık hasret sona erdi, Taksim artık 1 Mayıs alanı. Yüz binler, Taksim'de olmanın mutluluğu ve gururunu yaşadı. Tarihi 1 Mayıs'a katılan herkesten düşüncelerini ve hissettiklerini mektup olarak göndermesini bekliyoruz.
2010 1 Mayıs'ı, Taksim zaferinin kutlanışı olarak tarihe geçti. Üç koldan akan nehirler, Taksim Meydanı'nda buluştu. Bu tarihi an, işçi sınıfı ve emekçilerin belleklerinde tazeliğini hep koruyacaktır. Taksim 1 Mayıs'ına katılanlar duygularını bizimle paylaştı. Siz de gözlemlerinizi, duygularınızı gönderin, gazetemizde yayınlayalım.
Oradaydım, bir çınarın dibinde
İşçi sınıfı Okmeydanı'ndaki kutlamalarından sonra yüzünü Kadıköy'e döndüğünde, yıl 2004'tü. Ezilenler, 2004 yılında 1 Mayıs kutlamaları için bu kez Saraçhane'de toplandılar. Benim için bir yanıyla buruk, diğer yanıyla gururlu ve özel bir 1 Mayıs kutlamasıydı. Türk edebiyatının koca çınarlarından Vedat Türkali, 2004 kışında talihsiz bir kaza geçirmişti. Kalça kemiğinde kırık oluşan Türkali, ağır ve yıpratıcı bir ameliyat geçirmişti. Tedavisi uzun ve zahmetli geçti. Hastanede refakatçisiydim. Günlerce yanında kaldım. Zaman 1 Mayıs'a doğru akıyordu. Gün gelip çattığında, ben yine Çınar'ın yanındaydım. Kitleler akın akın Saraçhane'de toplanmaya başladığında ben hastane odasında dönüp duruyordum. Nasıl edip de izin alacaktım. Bir türlü dile getiremedim. Vedat Türkali, halimi anlamış olacak ki, “Oğlum, biliyorum aklın 1 Mayıs'ta kaldı, oraya gitmek istiyorsun” dedi. Mahcup olmuştum; ama niyetimi yarım ağız belli ettim. Fakat bu 1 Mayıs'ın benim kişisel tarihimde özel bir kutlamaya dönüşeceğini bilmiyordum. “Bak, seninle bir anlaşma yapalım. Sen bu 1 Mayıs'ı benimle geçir, ben de sana 1 Mayıs marşını söyleyeyim” dedi. Hayır demenin mümkün olmadığı bir teklifti bu. Yatağında doğruldu, yumruğunu sıkıp kaldırdı. Başladı o çınar. “Günlerin bugün getirdiği, baskı zulüm ve kandır...” O bir Çınar. 91 yaşında. Koca ömrü ezilenlerin mücadelesine ışık tutmuş bir dev. 2010 1 Mayıs'ında yürüyüş kortejinde karşılaştım. Tekerlekli sandalyede. Yanında eşi. O da aynı. Yolun tam ortasında yürüyüşün aksi istikametine doğru götürülüyor. Sağından ve solunda kortejler sloganlarla adeta onu selamlıyor. Tanıyanlar gelip usul bir saygı gösterisinde bulunuyor. Ben de gördüm. Kafamda şimşek hızıyla o hastane odasındaki 1 Mayıs kutlaması geçti. Yanlarına yöneldim. Önündeydim işte, uzanıp elini tuttum. Bilerek gözlerinin içine baktım. “Beni hatırlamadığını anladım.” Olsun, bunun bir önemi yoktu. O buradaydı. 91 yaşındaki koca çınardı. Taksime kök salan işçi sınıfının, hasretine kavuşmasına tanıklık ediyordu. Ben ise bu tarihi 1 Mayıs buluşmasını daha yürüyüş başlarken hafızama bir kez daha kazıdım. Oradaydım. Bir kez daha, bir 1 Mayıs sabahı, O çınarın dibinde. Gerisini ben getirdim “Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez...”/Muharrem Demircioğlu
Mutluluğun resmi
Tarlabaşı Durağı'ndan Taksim Meydanı'na çıkan yokuşa bakınca görünen tek şey, sıra sıra dizilmiş panzer ve polislerdi. Bir yıl öncesinde Harbiye yönünden denedik, olmamıştı. Bu kez Tarlabaşı'ndan denemeye kararlıydık. Barikatı aşacak kuvvetlerin toplanmasını bekliyoruz. Polis duvarı yukarıda sabit duruyor. Sadece Taksim ve önündeki barikata kilitlenmenin saflığıyla, ara sokaklardan kuşatıldığımızın farkına bile varamadık. Ne olduğunu anlamadan, tıka basa belediye otobüslerine doldurulduk; ver elini Gayrettepe. Tarih yaprakları, 1 Mayıs 1990'ı gösteriyordu. Elimde fotoğraf makinesi, kağıt, kalem ve notlar. Unkapanı Köprüsü üzerinde uzayıp giden kortejin güzelliğine kendimi kaptırmış, dalmışım. Bir taraftan da gazeteci yanımla, “Ah, bir kayık bulsak da denizden de görüntü alabilsek”... Kaptırıyorum yürüyüş koluna kendimi. Kortejler hızlı hızlı akıyor. Aceleleri var belli ki, yılların özlemi Taksim Meydanı'na kavuşmak için. Benimse, her adımda yüreğim daha cıvıl cıvıl, daha ağır ağır. Tarifsiz bir ruh hali; tarifsiz sevinç, tarifsiz hüzün. Bir ara dalıyorum İstiklal'e doğru, soluklanıyorum; Cumartesi Anneleri'nin istikrar abidesi eylemlerini kayıt altına alıyorum. Taksim muharebesi de öyle değil mi? İnatçı ve istikrarlı mücadelenin sonunda kazanılmadı mı bu meydan? 37 canımız şehit düştüğünde adını koymuştuk. Mehmet Akiflerle, Gülaylarla, Hasanlarla kuşatmamızdan bu yana 32 bahar devirmişiz. Bense, 20 bahar önce polis duvarına bakıyordum Tarlabaşı Durağı'ndan. Şimdi... On binler Tarlabaşı yokuşunu tırmanmıyor sanki; yokuş aşağı elleri yana açılmış, Taksim'den esen özgürlük rüzgarına bırakmış kendini. Yüreğim kıpır kıpır. '90'lık çınar Vedat Türkali giriyor meydana, tekerlekli sandalyesinde. Hemen yanı başında Kutsiye Bozoklar eşlik ediyor ona. Alana her girenin yanında Denizler, Mahirler, İbolar, Mazlumlar... Yüreğim biraz ağır ağır. Taksim Meydanı'na giren bütün yüzlerde tarifsiz bir heyecan, çıkarken Nazım'ın anlattığı “Mutluluğun Resmi” vardı, 1 Mayıs 2010 Taksim civarında. Ne mutlu bu tarihi anı yaşayanlara. Şan olsun bu tarihi anı yaratanlara...”/Fuat Uygur
Kucaklaşmaların günü
1 Mayıs sabahı Taksim’e çıkan yollarda birbirini görenler, heyecanla kucaklaşıp sarılıyorlardı. Kollarındaki dostlarını, yoldaşlarını –daha dün görmüş olsa bile– yıllardır ilk kez görüyor gibiydiler… Herkes tarih yazdığının bilincindeydi. Kucaklaşmaların coşkusu, böyle bir anı paylaşmaktan geliyordu. Yürüyüş kollarında yan yana yürüyen devrimci, sosyalist, ilerici akımlarla işçi sendikaları, meslek örgütleri Taksim Meydanı’nda buluştular. Partiler ve sendikalar 1 Mayıs Meydanı’nda kucaklaştı. Sınıfın ekonomik ve siyasal mücadeleleri tek bir bütün halinde kaynaştı. İşçi sınıfı siyasetle, sınıf siyaseti yapanlar, işçi kitleleriyle kucaklaştı. O alanda; emekçi solu anlamını, emekçi kitleler amacını buldu. İşçi sınıfı, siyasal mücadelede bir özne olarak sahne aldığını dosta düşmana ilan etti. Sabah saatlerinden itibaren, kitleler akın akın Taksim’e yürüdü. Yıllardır Newroz’lardaki kitleselliğe gıptayla bakan emekçi solu, kitleselleşmenin yolunu keşfetmenin gururunu yaşadı. Bu görkemli kitlesellik, icazetle değil direnişle yaratıldı. Taksim’den uzak durmak için ‘kitlesel, birleşik 1 Mayıs’ sakızını çiğneyenlerce değil, kitlelerin önünü açmak için polis barikatlarını zorlayanlarca başarıldı. Yasalcılığın değil, emekçi meşruluğunun ürünüydü. Taksim’de geniş kitleler fiili-meşru mücadele çizgisiyle kucaklaştı. İşçi sınıfı sadece bir meydanı değil, tarih bilincini kazandı. 1970’lerin devrimci mücadele birikimini günümüzün mücadele pratiğiyle birleştiren köprü, o gün Taksim Meydanı’nda kuruldu. 1977 Taksim şehitleri, kortejlerde yürüyen yaşıtlarıyla buluştu. 1970’lerle 2000’ler kucaklaştı. Türkiye işçi sınıfı, 21. yüzyıla girdi.”/Alp Altınörs
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:16 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Sol Partiler 1 Mayıs'ı Değerlendiriyor

TKP'den Kuzulugil, "AKP'nin yandaş sendikaları ile emek örgütlerini dışarda bırakma çabası sonuçsuz kaldı"; EMEP'ten Tüzel, "Sendikalar işçi sınıfından çok kendilerini görünür kıldı" diyor. EDP'den Halis ve SP'den Akın'a göre, 1 Mayıs'ın en büyük anlamı, Taksim Meydanı'nın açılmasıydı.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
burcin@bianet.org

İstanbul - BİA Haber Merkezi
03 Mayıs 2010, Pazartesi


Türkiye Komünist Partisi (TKP) Siyasi Büro Üyesi Mehmet Kuzulugil, "1 Mayıs'ta AKP'nin yandaş sendikaları ile emek örgütlerini dışarıda bırakma çabası sonuçsuz kaldı"; Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, "1 Mayıs'ta sendikalar işçi sınıfının taleplerinden çok kendilerini görünür kıldı" diyor.
Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkanı (EDP) Ziya Halis'e, Sosyalist Parti (SP) Başkan Yardımcısı Kadir Akın'a göre, 1 Mayıs'ın en büyük anlamı 32 yıl sonra Taksim Meydanı'nın açılmasıydı.
EDP'den Halis, TKP'den Kuzulugil, EMEP'ten Tüzel, Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nden (ÖDP) Önder İşleyen ve SP'den Akın, 1 Mayıs'ı bianet'e değerlendirdi.
Kuzulugil: Taksim'i kazandık, memleketi kazanmak gerek

1 Mayıs'ta Taksim'de yandaş sendikaları ile emek düşmanı politikalarını perdelemeye heveslenen AKP'nin hevesi kursağında kaldı. Sendikal hareket, TEKEL işçilerinin Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu'ya tepkisini dikkate almalı.
Meseleyi "33 yıl sonra Taksim'de kutlanan 1 Mayıs'ın görkemi ve nostaljisi" olarak kavramak, işçi sınıfının sorunları düşünüldüğünde yetersiz kalır. Çok işimiz var. Örgütlenmek, sermaye düzenine ve emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltmek, 26 Mayıs için verilen "genel grev" randevusuna güç katmak gerekiyor.
Halis: 1 Mayıs amacına ulaştı

1 Mayıs'ın 33 yıl sonra barış içinde, coşkulu bir biçimde Taksim'de kutlanması çok önemli ve anlamlıydı. Bu bakımdan büyük bir iş başarıldı. 1 Mayıs'ta işçiler ve emekçiler sorunlarını ve taleplerini etkin bir biçimde dile getirdiler. Partimiz de flama ve bayraklarıyla, beklenenin de üstünde bir katılımla kutlamalara etkin bir biçimde katıldı. Bundan sonra da dayanışma duygusuyla emekçilerin yanında olacağız.
Tüzel: Sendikalar işçi sınıfının taleplerini değil kendilerini gösterdiler

Sendika ve konfederasyonların meseleyi "gösteri" boyutuyla ele aldıkları görülüyordu. Sendikalar, işçi sınıfının sorun ve taleplerini dile getirmekten çok kendilerini göstermeyi ön planda tuttular.
Sendikaların tutumunu böyle gördüğümüzde, hükümete, sermaye iktidarına, sistemin büyüttüğü sorunlara karşı 26 Mayıs'ta gerçekleştirilecek genel grevin sendikalar değil emekçiler tarafından örgütlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
26 Mayıs'ta genel grevin örgütlenmesine hazırlanmak, bunu konfederasyonlardan beklememek işçinin, emekçinin gücüyle bunu başarmasını sağlamak görevimiz.
Akın: Sosyalist hareketin birliği yeniden gündeme gelecek

1 Mayıs'ın en önemli kazanımı, Taksim alanının kazanılmasıydı. Beklendiği gibi görkemli oldu. 1 Mayıs'a TEKEL direnişi damgasını vurdu. Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'ya müdahaleyi de bu direniş doğrultusunda değerlendirmek gerekir.
1 Mayıs'ta yaşananların hem işçi sınıfına hem de sosyalist harekete eşik atlatacağı kanaatindeyiz. Oraya katılan kalabalık ve kitlesellik bunu gösteriyordu. Sosyalist hareketin birliği, bu 1 Mayıs'la birlikte yeniden aktüel bir konu olacak. Bir kuvvet ve odağın yaratılabilmesi, bugün dünden daha büyük bir görev olarak sosyalistlerin önünde duruyor.
Şimdi sıra 1977 1 Mayıs katliamının sorumlularını bulmaya geldi. Bunun takipçisi olmalıyız.
İşleyen: Sıra 26 Mayıs grevini örgütlemekte

Emekçilerin ayağa kalkışının izlerini taşıyan direnişlerin açtığı yol Taksim'de yeni bir dönemin kapısını da aralamıştır. Taksim'de işçilerden işsizlere; gençlerden kadınlara kadar düzenin mağdur ettiği tüm kesimler bir aradaydı.
1 Mayıs bir yandan TEKEL direnişinin izlerinden işsizliğe ve güvencesizliğe karşı emekçilerin ortak mücadele çağrısına dönüşürken diğer yandan da eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir anayasa talebinin ortaya konulduğu bir gün oldu.
1 Mayıs bir yandan TEKEL direnişinin izlerinden işsizliğe ve güvencesizliğe karşı emekçilerin ortak mücadele çağrısına dönüşürken diğer yandan da eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir anayasa talebinin ortaya konulduğu bir gün oldu.
Şimdi emek hareketinin önünde Taksim'in izinden yürüyerek 26 Mayıs genel grevini örgütlemek görevi vardır. 1 Mayıs'ta alanlarda biriktirdiğimiz güçle iş yerlerimize, mahallelere, okullara dönerek işsizliğe, yoksulluğa, sömürüye ve güvencesizliğe karşı 26 Mayıs'ta genel grevi örgütleyelim. (BB/TK)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:16 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

1 Mayıs ve Çıkış Fırsatı

1 Mayıs, sağcılaşarak ve mevcut iki egemen odaktan birinin söylemine yedeklenerek değil, mevcut sol birikimi kucaklayarak kitleselleşebilmenin, toplumu sola çekecek bir mıknatıs yaratmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bu ise mevcuttan farklı olarak yenilenerek birleşik sol bir merkez yaratma gereksinimini daha da belirginleştiriyor.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
doganertr@hotmail.com

İstanbul - BİA Haber Merkezi
03 Mayıs 2010, Pazartesi




"Yıllardan sonra, yollardan sonra" nihayet olması gerektiği gibi, Taksim'de ve barışçıl ve kitlesel bir 1 Mayıs yaşadı Türkiye.
Bu memleketin emeği, adaleti, eşitlikçi hafızası, sosyal yurtseverliği, tarihsel muhasebesi, gerçek demokrasisi, özgürlükçü laikliği, ahlakı, vicdanı, yüzünü sosyalizme dönmüş hukuk bilinci Taksim'e akan bir insan seli oldu.
Bu insan selinin ortaya koyduğu nitelik, bütün değerlerin içinin boşaldığı, halkın sadaka ve korkuyla teslim alındığı, eski sosyalistlerinin kendi hafızalarını ve ahlaklarını kırparak rafine birer ulusalcı ve liberal olarak Ordu veya AKP güzellemecisine döndüğü bir Türkiye'ye layık ve mahkûm olmadığımızı gösterdi
"Olay çıksa da Taksim'i tekrar yasaklasak" diye timsah gözyaşlarını hazırlamış olanların inadına 1 Mayıs, (Hükümetin tercihiyle seçilmiş ve yine hükümetin baskısıyla Tekel direnişini etkisizleştirmeye çalışmış) Türk-İş başkanının, emekçilerin kendiliğinden tepkisiyle kürsüden kovalanması sırasında yaşanan arbede dışında tümüyle barışçıl ve kitlesel bir kutlama olarak geçti.
Bundan böyle 1 Mayıs'ı yasaklamanın, Taksim'i 1 Mayıs'a kapatmanın hiçbir bahanesi olamayacaktır; ki bu büyük bir kazanımdır. 1925'de çıkan Takrir-i Sükun Yasası ile, o ana kadar "İşçi Bayramı" olarak kutlanan 1 Mayıs'ın yasaklamasıyla başlayan emeğe karşı devlet refleksi havlu atmıştır. Bu memleketi emekçilerin ve farklı olanların haklarına yönelik yasak ve korkutmalarla yönetme geleneğine karşı 1 Mayıs, Newroz'da da görmeye başladığımız gibi bu ülkenin toplumsal belleğinde bayramlaşmaya başlamıştır.
1 Mayıs'ın bayramlığı

1 Mayıs'ın bir bayram havasında yaşanıp bayram meşruiyeti kazanması, 'bayram' nitelemesine 'sol'dan geliştirilmeye çalışılan tüm karşı reflekslere rağmen, memlekete egemen kültüre karşı büyük bir kazanımdır. Bu memleketin bayramlarına Newroz'un ve 1 Mayıs'ın katılmasının, bu memleketin Türk İslamcı tektipleştirmeciliğinin, egemen üst-meşruiyetinin delinmesi, ötekileştirilenlerin toplumsal kültürde meşru yerlerini almaları, dolayısıyla demokratikleşme ve normalleşme yolunda mesafe alınması demektir. Newroz'u ve 1 Mayıs'ı da bayram olarak kabullenme bilincini hazmetmiş bir toplumsal kültür, bu iki 'yeni' bayramın sahiplerinin varlığını ve haklarını kabullenen bir değişim sürecinin başlangıcı olarak görülmelidir.
Bu gibi gelişmeler, emeğin, Kürdün, Alevinin, vb. reddi üzerinde inşa edilmiş milli kimliğin çözülerek, yeni ve çoğulcu bir toplumsal kimliğin oluşmaya başlaması, dolayısıyla ötekileştirilenlerin hareket alanının genişlemesi olarak görülmelidir. 1 Mayıs'ın bayramlığı, onun emeğin mücadele ve dayanışma günü olmaktan çıkması değil, bu mücadele ve dayanışmanın herkesin ortak meşruiyet alanı içinden sürdürülmesi anlamı taşır.
Bu bağlamda Türk-İş ve Hak-İş'in 1 Mayıs örgütlenmesine katılmak zorunda kalması, dahası KESK ve DİSK tarafından katılmaları için zorlanmaları da geri bir uzlaşma olarak değil, aksine bir karşı hegemonya başarısı olarak görülmeli ve bundan kaygı değil özgüven duyulmalıdır.
Bayram demek, emeğin mücadele ve dayanışma gününün ötekilerce de meşru bir anma olarak kabullenmeye başlaması, mücadele ve dayanışma azminin bir bayram olarak memleketin siyasal paydaları içine sokulması demektir; ki meşrebinden şüphesi olmayan hiçbir sosyalistin bu konuyu bir sorun gibi algılamaması gerek.
1 Mayıs'ın anlamı

Hükümetin engellemek için yıllardır elinden geleni ardına koymadığı Taksim'de 1 Mayıs, nihayet onun geri adım attırılmasıyla gerçekleşti. Mitingin tüm bileşenleri haklı bir gururla, Taksim'de 1 Mayıs'ın kendilerine bahşedilmediğini, aksine bu hakkı söke söke aldıklarını haykırdı.
Buna karşın Başbakan Erdoğan, "1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması bizim iktidarımızla mümkün oldu. Birileri kopara kopara aldık diyor. Kimsenin bu iktidardan kopara kopara aldığı bir şey yok. Bu böyle bilinsin. Kopara kopara alma güçleri varsa 77'den iktidarımıza kadar neredeydiler" tepkisi vermekte gecikmeyecekti. Bu tepkiyle Erdoğan, ondan demokrat bir sembol üretmeye çalışanların aksine, başların hep baş ve lütfeden, ayakların hep ayak ve şükreden kalması gerektiğini savunan egemen siyaset geleneğinin, tipik bir temsilcisi olduğu gerçeğini sergiliyordu.
Liberal ve İslamcı manipülasyona karşı altı çizilmelidir ki, yasaklı 32 yılın 8'inde iktidar olan AKP, her seferinde 1 Mayıs'ı, şehrin insansız alanlarına iteleme ve Taksim'i, emeğe karşı biber gazı ve copla koruma konusunda elinden geleni yapmış, ama nihayet sendikal hareket ve solun kararlılığı karşısında havlu atmak zorunda kalmıştır.
Bu noktada 1 Mayıs, bizi dünün vesayetinden yenisine razı etmek isteyen, ama (Anayasa paketi örneğinde gördüğümüz gibi) hiçbir demokratikleşme sorununa çözüm üretmeyen mevcut yeniden yapılandırma süreci karşısında da ne yapılması gerektiğinin dersi olarak okunabilir.
Üçüncü gücün çıkışı

Bir kez daha anımsanmalı ki, güncel bir devrim olanağının olmadığı bu alçak zamanda devrim sloganları atarak 1 Mayıs alanına yürüyen insanlar, Türkiye'nin en temiz, en adaletli, en ahlaklı, en vicdanlı, en yurttaş dinamiğini ve tabii tüm istismarlara rağmen Türkiye'nin gerçek zencilerini, gerçek mağdurlarını, gerçek mazlumlarını oluşturuyorlar. Dolayısıyla onların siyasette de etkin olamadığı bir Türkiye'nin yarını da sabahı da olmayacaktır. Kendini satmamış bir aydın iradesinin bunu görmemesi, teslim etmemesi, vicdanını onlarınkine katmaması düşünülemez.
2010 yılının bu 1 Mayıs'ı, katılımcılarının tek tek anlamlandırmalarından bağımsız olarak, egemenlerarası bir güç kavgası olarak şekillenen siyasette üçüncü bir güç odağının yığınağını oluşturuyor. Liberal ve ulusalcı savrulmalar içinde olan kimi unsurlarına karşın 1 Mayıs, yeni liberal vicdansızlık kadar darbeciliğe, sıtma ile ölüm arasında ehven-i şerciliğe, vesayetler arası savaşta halkı birine razı etmeye karşı gerçek bir demokrasinin çığlığıydı.
Taksim'e koşan dinamiği, sadece hükümete karşı tavra çekerek milliyetçiliğe karşı duyarlılığı köreltmeye çalışanlarla, Hükümete ve emek taleplerine duyarsızlıkla salt Ergenekon'a karşı tavra çekiştirmeye çalışanlara karşın 1 Mayıs, hem Hükümete hem de darbeciliğe karşı üçüncü güç ve gereksinimin gövde gösterisi oldu. 1 Mayıs, rejimin dünü ile bugünü arasındaki süreğenliği ve ABD işbirlikçiliğindeki ortak paydayı unutmayanların haykırışıydı.
Bu anlamda mevcut tek tek sol yapıları da aşan bir arayışın kendini belirgin bir şekilde yansıttığı bir 1 Mayıs'tı meydanda yaşanan. Dolayısıyla varoluşlarını bu dinamizmin Hükümetin ve darbecilerin kemik artıkları adına tahribine adamış olan sol eskilerinin de bozgunuydu 1 Mayıs.
1 Mayıs'ın sosyolojisi

1977 1 Mayıs'ıyla kıyaslanırsa görece az, ama Taksim'i boşluksuz dolduran umutvar bir katılım söz konusuydu. Yine aynı şekilde ona göre coşku dozu eksik ama ona göre daha demokratik bir katılımdı söz konusu olan
Katılımın yaş ortalaması büyümüştü. 78'liler kuşağının, tüm dernek, oda, parti bayrakları altında belirgin bir görünürlüğü, bunun dışında çok sayıda çocuklu aile katılımı söz konusuydu. Partiler ve dergi bayrakları altında dikkate değer bir gençlik katılımı olmakla birlikte bağımsız bir gençlik dinamizminden söz etmek mümkün değildi. Daha düzen içi ama daha özgürlükçü, daha çoğulcu, daha renkli bir 1 Mayıs'tı bu seferki.
1977'deki gibi, düzenle her türden bağını koparmış bir gençlik kuşağı ve başta DİSK, devrimci sendikal hareketin üyesi bir işçi hareketi yoktu. Ciddi bir işçi katılımından söz etmek mümkün olmakla birlikte katılımcıların ağırlığı yine de küçük-burjuvaydı.
Özetle aşağıdan gelen yeni bir devrimci dalga yine yoktu. Bununla birlikte gelecek sene katlanma umudu yaratan ciddi bir katılım ve egemen siyaset kadroları ile kıyaslanırsa ciddi bir insan niteliği göze çarpan en belirgin durumdu.
Çok sayıda farklı bayrağın aynı zamanda toplumsal-siyasal ihtiyaca rağmen bir zaafımızın yansıması, çoğalmış olan grupların yansıması olduğu da kaydedilmeli (sadece ÖDP çıkışlı 10 kadar farklı gruplaşma vardı). Bu anlamda "1 Mayıs 2010, yan yana ve birlikte ne kadar çok olabileceğimizi" gösterirken, aynı zamanda "tek tek ne kadar az olunduğunu göstermesi bakımından solun aklına bir şeyler düşürürse geleceğe bir not düşmüş olacaktır."(N. Ödemiş)
Evet bu tabloda sol, daha özgürlükçü ve rengarenk olmuştu, ama koca bir eksiklikle; örgütlü olmadan memleketin kaderine müdahil olamayacağımızın, örgütlü olmanın ise, reel siyaset yapamayan küçük partiler/gruplar olmayı aşarak memleketin bütününe seslenen, gündemine rengini katan, bütün bir halka adaletin sesini duyurabilen bir güç olmak demek olduğu bilincine varamamıştı.
Başarabiliriz...
Oysa artık harcayabileceğimiz daha çok zaman yok. Üstelik bunu başarabiliriz, yeter ki bizi en azla kirletmek isteyenlerin sol jargonuna teslim olmayalım. Başarabiliriz, yeter ki yine aynı sol jargonla kötülüğün kaynağını sadece Hükümette veya sadece onun dışında göstermeye çalışanların manipülasyonlarına teslim olmayalım.
Başarabiliriz, yeter ki ehven-i şerlerden birine tevekkül etmeyip kendimiz olmanın değerini anımsayalım.
Başarabiliriz, yeter ki meydandaki katılımın hiç olmazsa dörtte birinin, "hah işte bu bizim bayrağımız, bu bayrakla toplumun genişleyen kesimine seslenebiliriz, bu bayrakla meşru ve güven veren bir mücadeleyi yürütebiliriz" diyebileceği bir birleşik sol-sosyalist bir seçenek çıkarma erdemi gösterebilelim.
Başarabiliriz, yeter ki farklı bayraklar altında yürüyenlerin birbiri gibi sosyalist olduğu, dolayısıyla bu bölünme halinin normal ve kabul edilebilir bir durum olmadığını kabullenelim.
Başarabiliriz, yeter ki, bu farklı oluşumların, siyasal tarihlerinin doğru bilançosunu çıkarmak ve bunca sorun ve çelişkiye rağmen etkin bir büyümeyi niye başaramadığımızın dersini birlikte düşünme becerisi gösterebilelim.
Bu açıdan 1 Mayıs, sağcılaşarak ve mevcut iki egemen odaktan birinin söylemine yedeklenerek değil, mevcut sol birikimi kucaklayarak kitleselleşebilmenin, toplumu sola çekecek bir mıknatıs yaratmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bu ise mevcuttan farklı olarak yenilenerek sol bir merkez yaratma gereksinimini daha da belirginleştiriyor. Piyasanın hakimiyeti ve yeni liberal hegemonyaya, milliyetçiliğe ve militarizme karşı yüzünü sosyalizme dönmüş bir demokrasi gücünün inşası, mevcut birikimlerini kendine sıçrama tahtası yapması, bu devasa 1 Mayıs'tan sonra daha da acil bir gereksinim haline gelmiştir. (EA/TK)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:16 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Mustafa Türkel: 1 Mayıs'tan Herkes Kendi Dersini Çıkarsın

TEKGIDA-İŞ Başkanı Mustafa Türkel, 1 Mayıs’ta TÜRK-İŞ Başkanı Kumlu'nun konuşmasının engellenmesiyle ilgili "Bunu bütün TEKEL işçilerine mal etmek haksızlık, ama zamanında sessiz kalanlar bundan derslerini çıkarmalı" dedi.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
semrapelek@bianet.org

İstanbul, - BİA Haber Merkezi,
03 Mayıs 2010, Pazartesi


TEKEL İşçilerinin örgütlendiği TEKGIDA-İŞ sendikasının başkanı Mustafa Türkel, 1 Mayıs'ta Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Başkanı Mustafa Kumlu'nun konuşmasının engellenmesiyle ilgili "Bütün TEKEL işçilerine mal etmek haksızlık olur, ama herkes derslerini çıkarmalı" dedi.
1 Mayıs 1977'den sonra Taksim'de "yasaksız" kutlanan 1 Mayıs'ın en çok konuşulan olaylarından biri kürsünün kısa bir süreliğine işgal edilmesi oldu. Kumlu, konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığında kürsüyü işgal edenler tarafından konuşturulmadı.
Kumlu olayın ardından yaptığı açıklamada "Emekçilerin birlik ve dayanışması 100-150 kişilik bir grup tarafından sabote edilmek istenmiştir. Ne acı ki kürsüye taşlar, sopalar, ayakkabılar fırlatılmıştır.Biber gazına karşı günlerce ellerinde limonla gezen insanlar, Türk-İş Genel Başkanı'na biber gazıyla saldırmıştır" dedi.
İşçilere haksızlık olur

bianet'in görüştüğü Türkel, kürsünün işgal edilmesi ile ilgili, "Böyle olaylar mitinglerde zaman zaman oluyor" diyerek şöyle devam etti:
"Mitinglerin doğasında var böyle protestolar. Ayrıca Kumlu da ilk kez protesto edilmiyor. Maalesef 1 Mayıs'ta da böyle bir şey yaşandı ama bunun bütün TEKEL işçilerine mal edilmesi, TEKEL işçilerinin tümüne haksızlık olur. Aralarında kendilerine pay çıkarmak isteyenler olabilir."
"İçe dönük hesaplaşma yapılmalı"

Protestolar sırasında alanda işçilerin yanında olduğunu anlatan Türkel, "Biz bunun daha beterini 1, 2 Nisan'da Ankara'da yaşadık" diyerek konuşmasını sürdürdü:
"Ankara'daki olaydan sonra böyle kınamalar gelmemişti. Bir işçinin evine güvenlik kuvvetleri baskın düzenledi yine ses çıkmadı. O zaman sessiz kalanlar başlarına böyle şeylerin geleceğini bilmelilerdi. Dolayısıyla herkes bundan kendine ders çıkarmalıdır; içe dönük hesaplaşmalar yapılmalıdır. Ben TEKEL işçilerinin mücadelesini karalamayı haklı bulmuyorum."
"Taksim emekçilerin mücadelesiyle açıldı"

1 Mayıs'ın bir emek bayramı olduğunu söyleyen Türkel, "1 Mayıs işçilerin dayanışma günü. Ayrıca taksim alanı bayram yeri değil" dedi:
"İşçilerin dayanışma günü bayram havasında geçecekmiş gibi davranmaya gerek yok. O alan emekçilerin dayanışmalarını gösterdikleri alandır. İnsanların canı burnunda; memur, işçi her gün ayrı bir sıkıntı yaşıyor, işsiz yükselmiş. Durum böyleyken demokratik açılım peşine katılıyorlar. Emekçinin sorunları görmezden geliniyor. Böyle şeyler oluyorsa demek ki taleplerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şimdi çıkmış 'Alanı ben açtım' diyor. O alan TEKEL direnişiyle bu yıl doruk noktasına ulaşan emekçilerin yıllardır verdiği mücadele sonucu açılmıştır." (SP/TK)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:18 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Taksim şimdi özgür! -Deniz Canan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] 02 Mayıs 2010 - Günlerin bugün getirdiği, baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde
1 Mayıs! 1 Mayıs! İşçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

“Diyalektik Tiyatro”nun kurucusu Bertolth Brecht ünlü yazar Maksim Gorki’nin Ana adlı oyununu senaryolaştırmaktadır. Oyun 1905 yılı Rusya’sını anlatmaktadır.

Brecht, senaryonun bir yerinde işçilerin sahneye marşlarla girmelerini not düşer…

68 devrim dalgasının etkisini canlı tuttuğu 1974 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu bu oyunu sahnelerken işte senaryodaki o not düşülen kısma bu kez Sarper Özsan 1 Mayıs marşını besteleyecektir.

Cem Karaca ile milyonlar tarafından ezberlenecek hatta Kemal Sunal’ın baş rolünde oynadığı “Köşeyi Dönen Adam” filminin bir sahnesinin yasaklanmasına neden olacaktır.

Yine de emeğin hiçe sayıldığı, insan haklarının top yekün ihlal edildiği ve kimliksizleştirme, güvencesizleştirme bombardımanının hiç dinmediği ülkemde, emekçiler tarafından çığlık çığlığa söylenecektir.

Her yıl bu marşla ve tüm faşist baskılara karşı kararlılıkla arşınlanacaktır Taksim anıtına giden yol. Emekçinin ağzında umut olacaktır yıllar boyu.

1977’de faşist namlularla kana bulanacaktır, Taksimle buluşması 33 yıl yasaklanacaktır.

Oysa 1 Mayıs marşı en çok onlarca insanın katledildiği ve onların anısına ölümsüzleşen 1 Mayıs alanında yani Taksim’de anlamlıdır.

Devrimci sendikaların yıllar süren kararlı mücadelesi bu yıl buluşturdu 1 Mayıs marşını Taksim’le.

Yüz binler vardı Taksim’de.

Kadın, erkek, genç, yaşlı hatta bebek! Umut olmuş akmıştı Şişli’den, Şişhane’den, Dolmabahçe’den. Ellerinde pankartlar, kortej kortej akıyorlardı meydana.

Hey Tarih!

Tanıklık ettin mi dün Taksim Meydanındaki coşkuya?

Sanki Kemal Türkler, DİSK’in o ölümsüz başkanı yürüyordu en önde.

Sanki en çok o söylüyordu 1 Mayıs Marşı’nı. Sırf 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istedikleri için katledilen onlarca can geliyordu ardından.

Gördün mü?

Kortejler alana geldiğinde onlarca gül açtı Kazancı Yokuşunda.

Güvenli bir gelecek için çığlık çığlığa haykırıyordu emekçiler.

Yönetenlerin içini boşaltmaya, anlamsızlaştırarak bir şenlik havasına sokmaya çalıştığı 1 Mayıs emeğin birlik ve mücadele günü olarak yaşanıyordu.

Siz umudun düşmanları! Bekleyin!

1 Mayıs 2010 göstermiştir ki; yıllar yılı öldürdüğünüz, Mamak’ta, Diyarbakır’da, Metris’te işkencelerden geçirdiğiniz, faşist baskılarınızla her hakkını gasp ettiğiniz ama umudunu yetirmeyerek sizi şaşkınlığa düşüren emekçiler geliyor!

Ayak takımı dediğiniz, Ankara’da, Tekel Direnişinde, özlük hakları uğruna girdikleri ölüm orucunu şov olarak değerlendirdiğiniz emekçiler geliyor!

Sırf hamile diye işten attığınız, tersanelerinde, fabrikalarında haklarını gaspettiğiniz işçiler, tarikatlarınızda var olmayı reddettikleri için yurttan attığınız öğrenciler, aşsız, parasız bıraktığınız işsizler, adaletsiz eğitim sistemiyle paralı eğitime tutsak ettiğiniz, fuhuş batağında satılmasına göz yumduğunuz ve uyuşturucu mafyalarınca köleleştirdiğiniz gençler geliyor!

Alın teriyle evdeki tenceresini kaynatmak için emeğini 3 kuruşa satan emekçiler geliyor!

Korkunun faydası olur mu bilmem…

Hey 1 Mayıs’ın mutlak sahibi Taksim! Sen Sevin gayrı!

Emekçilerin namuslu adımları ve o çok sevdiğin 1 Mayıs marşı seninle!
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:18 PM   #9
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Yola devam- Aktüel Gündem [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] 03 Mayıs 2010 - Ve 1 Mayıs Taksim’de kutlandı; binlerle, on binlerle, yüz binlerle. Ülkenin her yerinde emekçiler ve emekten yana olanlar meydanlardaydı. Sadece bayramlarını kutlamadılar, sadece kaybettiklerini anmadılar. İşçi sınıfı ve onun ideolojisi alanlara taşındı. Siyasal, ekonomik talepleri taşındı. Toplumsal muhalefetin bileşenlerinin varlığı ve siyasal tercihleri de alanlardaydı. İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününün aynı zamanda tarihsel, mekânsal ve siyasal anlamıyla da bir bütün olduğu yeniden gösterildi.

Her 1 Mayıs önemlidir, her 1 Mayıs özeldir. Her 1 Mayıs yeni bir tarih yaratır, tarihi yeniden canlandırır.

1 Mayıslar işçi sınıfının tarihe yayılmış mücadelesinin yeniden hatırlandığı ve hatırlatıldığı özel günlerdir. Söz konusu olan, sömürü ve zulüm karşısında emeğin ve özgürlüğün mücadelesinin tarihidir. Bu tarih bilincini, ne patronların baş temsilcisi TÜSİAD’ın kutlama mesajları ne de yıllardır emekçilere şiddet uygulatan AKP’nin ve Vali Güler’in yeni maskeleri unutturamaz, değiştiremez. Her 1 Mayıs’ta işçi sınıfının ideolojisi, sosyalizm yeniden ete kemiğe bürünür.

1 Mayısların tarihi sadece 77 katliamını hatırlatmaz bizlere. Anılarımızda 1886’da katledilen, idam edilen Şikago’lu işçilerden Mehmet Akif Dalcı’ya kadar kaybettiğimiz yüzlercesi vardır. Ancak onlar geçmişte bıraktıklarımız değil, bugün birlikte yürüdüklerimiz ve yarın da birlikte yürüyeceklerimiz arasındadır. Ve her 1 Mayıs, bu katliamlarının hesabının kapanmayacağının, geleceğe taşınacağının kanıtıdır.

Her alan önemlidir; ama Taksim ayrıca önemlidir.

Egemenlik kurmak için yasaklamayı, yasaklamak için katliam yapmayı amaç edinmiş zihniyeti yenilgiye uğratmak için önemlidir. Taksim, egemenlerin katliam suçunu işledikleri ve onlarca yıl işçi sınıfı mücadelesine barikat kurdukları yerdir. Ancak yeniden kanıtlandığı üzere, egemenler bu mücadelenin başarısını sadece geciktirilebilir.

1 Mayıs elbette siyasal mücadelenin bir parçasıdır.

Egemenler ya da sınıfın bazı bileşenleri istedikleri kadar sınıfın mücadelesini engellemeye ve “sulandırmaya” çalışsınlar, sömürü ile emek arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi gideremezler. 1 Mayıs, işçi sınıfının siyasal varlığının ve siyasal çizgisinin en net gösterildiği gündür.Yığınsal bir güç değil, politik bir güç olduğunu göstermesi açısından değerlidir. Bugüne ve geleceğe dair somut siyasal ve ekonomik taleplerle doludur.

Bu yılki 1 Mayıs’ın iki kritik farkı mevcut. Kuşkusuz en önemlisi 33 yıl aradan sonra Taksim’in açılmış değil, açtırılmış olmasıdır. Taksim artık ve yeniden 1 Mayıs alanıdır. İstanbul’un en önemli meydanı işçi sınıfı mücadelesinin simgelerinden olmaya daha güçlü bir şekilde devam edecek ve katliamın sorumlularından hesap sorma cüretini de büyütecek. Diğer yandan 1 Mayıs 2010’un Taksim’de “olaysız” yaşanması, gerçek provokatörlerin kimler olduğunu da bir kez daha kanıtlamıştır. AKP hükümetinin ve Vali Güler’in daha önceki 1 Mayıslarda “provokatörler olay çıkaracak, biz o yüzden müdahale ediyoruz” yalanının yerine yeni yalanlar bulmaları gerekecek. Ancak yeniden hatırlatmakta yarar var; halka karşı işledikleri suçlar hiçbir zaman unutulmayacak. Hesabı ödemeyi sadece geciktirebilirler.
İkinci kritik fark ise altı konfederasyonun bu 1 Mayıs’a ortak katılımı idi. Türkiye’de uzun yıllar Türk-İş ve Hak-İş gibi sendikalar 1 Mayıs’ı sosyalizmin yaygınlaşmasının bir aracı olarak gördü. Hatta kendi üyelerini korkutmak için bunu doğrudan söylediler. Sosyalizmden korkmalarının nedeni bağımsız sınıf sendikacılığı yapmamaları ve sermayenin doğrudan/dolaylı etkisinde olmalarıdır.

Yıllardır gerici ve faşist sendikacılar patronlara karşı işçi taleplerinin sözcüsü olmak yerine, patronlar adına işçi sınıfının mücadelesini bastırmak için yırtındılar. Ancak özellikle son birkaç yıldır taktik değiştirmiş durumdalar. Sınıfın ortak mücadelesinin içinde olmaya özen gösterir oldular. Bu durumu, sosyalizmin özdeşleştirildiği Sovyetler Birliği’nin dağılmasına ya da "aşağıdan" gelen baskılara artık tahammül edememelerine bağlamak eksik olacaktır. Söz konusu olan bir taktik değişikliğidir.

Benzer bir biçimi AKP’nin 1 Mayıs’a yaklaşımında da görmek mümkün. 1 Mayıs’ı “emek ve dayanışma bayramı” ilan eden, CHP’nin “77 katliamını soruşturma önergesini” geri çevirip içine Sivas katliamını da katarak yeni önerge veren AKP, kendini demokrasi havarisi ilan etti. AKP, demokratlığına üç-beş tane liberalden başka kimi inandırabilir? Kendi kitlesi buna gerçekten inansa AKP’ye oy vermez. Doğrudan demokrasiye inanan ve uygulayan, demokratik hakları gerçekleştiren, kadın-erkek eşitliğini hayatın tüm alanlarında sağlayan, kul olmayı değil özgür iradeyi savunan bir AKP, gerici-tarikatçı tabanından nasıl oy alabilir? Temsilcisi AKP olmak üzere, gerici ve faşist sendikacılar sınıfa karşı mücadelede “akıllarınca” yeni bir taktik geliştiriyorlar: Mücadelenin sözde en önünde gitmeye çalışarak, sınıf mücadelesini kontrol altında tutmak, farklı kanallara ve örgütlenme biçimlerine dönüşmesini engellemek. Buna bu dönem niye bu kadar ihtiyaçları var? Çünkü emekçilere tarihin en büyük saldırılarından birini gerçekleştiriyorlar ve bu saldırıyı daha büyütmek ve genişletmek amacındalar. Mülksüzleştirme, işsizleştirme ve güvencesizleştirme siyasetinin yıkıcılığı her geçen gün daha büyüyecek.

Ancak bu böyle gitmez.
Toplumsal muhalefet ve emek hareketi artık daha rahat. Taksim barikatının aşılması sadece manevi bir kazanım olmayacak ve tek bir alanla sınırlı kalmayacak. Sırada diğer yasaklı alanların açtırılması var. Kendi gücünün bir kez daha farkına varan işçi sınıfı yeni dönemde hedeflerini büyütecektir. Tekel işçilerinin başarılı direnişinin, sağlık emekçilerinin kazanımlarının üzerine eklenen Taksim zaferi yenileriyle ilerleyecektir. 1 Mayıs’ın “gelecek yıllarda daha coşkulu geçmesini dileyen” Vali Güler’i de "memnun edecektir", merak etmesin. “Emek hareketinin birlik ve beraberliğini çok önemseyen”(!) Mustafa Kumlu’ya ise bu birlik ve beraberliğe ulaşmanın tek yolunun işçi sınıfının ideolojisinden, bağımsızlıktan, sarı-sendikacılığın tasfiyesinden geçtiğini de mutlaka kanıtlayacaktır.

Yeni dönemin kuşkusuz en önemli hedefi güvencesizliğin ortadan kaldırılmasıdır. 26 Mayıs’ın içeriğini de bu hedef belirleyecek. Ancak unutulmamalı ki “hak mücadelesi”yle bütünleşmeyen tekil talepler eksiktir, sınırlıdır. Devrimcilere şimdi çok daha kapsamlı görevler düşüyor. Bu yıl mayıs ayının tamamı yoğun ve yorucu geçecek. Anayasa tartışmaları da yeni bir siyasi krizin büyüyeceğinin göstergesi. İkinci tur oylamanın sonuçlarının belirsizliği AKP’ye panik yaptırıyor. İstediği sonucu alsa bile sırada referandum ve Anayasa Mahkemesi’nin kararı var. Bunlarda sorun yaşamasa bile ciddi bir rejim içi kapışma artarak büyüyecek. Üstelik toplumsal muhalefet devrede bile değil henüz. Göstermelik birkaç adımla yetineceğe de hiç benzemiyor. Kumlu’nun hesabının boşa çıkması, işçiler tarafından kürsüden yaka-paça indirilmesi diğerleri açısından da ders olacaktır. O kürsülerde zaten tedirgindiler artık hiç rahat olmayacaklar.
Taksim hakkımızdı, aldık. Yola devam…
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-03-2010, 07:19 PM   #10
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 32,832
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5333
9039 Mesajina 14706 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

İl il 1 Mayıs coşkusu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] 03 Mayıs 2010 - 1 Mayıs tüm Türkiye’de kutlandı. Taksim coşkusu farklı kentlerde düzenlenen mitinglere de yansıdı. Batman, Mersin gibi kentlerde yasaklı meydanlar mitinge açılırken mitinglere güvencesizliğe ve işsizliğe karşı mücadele damgasını vurdu. Karadeniz’deki mitinglerde bölgenin yakıcı sorunu olan HES’lere karşı mücadele kararlılığı yansıdı.

Adana
Adana’da 1 Mayıs, Uğur Mumcu Meydanı’nda kutlandı. Tertip komitesini Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, Türk Kamu Sen, Memur Sen, TMMOB ve Adana Tabip Odası’nın oluşturduğu mitinge katılan kurumlar öğlen saatlerinde Mimar Sinan Kültür Merkezi önünde buluşarak iki koldan miting alanına yürüdü. Yaklaşık 7 bin emekçinin katıldığı mitingde kürsü programı tertip komitesi adına KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa’nın yaptığı konuşmayla başladı.

Boğa, konuşmasında demokratik açılım ve anayasa tartışmalarının yapıldığı bir dönemden geçildiğini, AKP hükümetinin bu dönem de dâhil olmak üzere iktidarı boyunca sermayeyle işbirliği yaparak emeğe dönük saldırıları hayata geçirdiğini belirtti. Boğa, işsizliğin ve güvencesiz çalışmanın yakıcı bir sorun haline geldiğine dikkat çekerek, halkı yoksullaştıran ve hak kayıplarına uğratan yasal düzenlemeleri ve uygulamaları anımsattı. Boğa kamu emekçilerinin demokrasi taleplerini yineledi. İşsizliğe çözüm bulunmasını ve kayıt dışı çalışmanın engellenmesini istedi.

Boğa’nın konuşmasının ardından Eğitim Sen Müzik Topluluğu’nun verdiği konserle miting programı sona erdi. Alanın en kitlesel katılımını BDP’nin sergilediği mitingde Türk İş kortejine ve miting alanındaki sloganlara Tekel direnişi damgasını vurdu. Mitingin ana vurgusunun yansıdığı kortejlerden birisi de DİSK Dev Sağlık-İş Çukurova Bölge Temsilciliği’ne aitti. Sendika taşeron çalıştırmayı yasaklayan hukuki kazanımlarından aldıkları gücü alandaki kortejlerine de yansıttı.

Afyon
Afyonkarahisar'da 1 Mayıs KESK, Türk-İş ve Memur Sen'in çağrısıyla coşkulu bir şekilde kutlandı. Sendikalara ve kitle örgütlerine ait kortejler saat 14.00'den itibaren Cumhuriyet Meydanı'ndaki miting alanına girmeye başladı. Türk-İş, KESK ve Memur Sen'e bağlı sendikalar, Alevi Kültür Derneği, CHP ve Emek Partisi de 1 Mayıs alanındaydı.

KESK kortejinin alana girmesiyle coşkulu anların yaşandığı miting alanında sendika başkanları birer konuşma yaptı. Özellikle 1977 1 Mayıs'ında yaşanan katliamda ölenlerin anıldığı konuşmalar mitinge katılanlardan alkışlarla karşılık gördü. Müzik grubunun verdiği konserle coşan emekçiler uzun süre halaylar çekti.

Yaklaşık 1600 kişinin katılımıyla gerçekleşen mitingde alınan yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti. Mitingde herhangi bir olumsuzluk yaşanmazken, miting, çekilen halaylar ve 1 Mayıs Marşı ile sona erdi.



Ankara
Ankara‘da 1 Mayıs için örgütler Tren Garında toplanırken ÖDP ve Gençlik Muhalefeti Ulus Heykelde, Eğitim Sen Ulus Metro çıkışında toplanarak alana yürüdü.
Miting Tertip Komitesi Başkanı ve Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Mustafa Özgen, mitingde yaptığı konuşmada, insan onuruna yaraşır bir yaşam, hak ve özgürlükler, dayanışma ve hakları için bir arada olduklarını söyledi. Emekçilerin yarısının kayıt dışı çalıştığını vurgulayan Özgen, kuralsız çalışmanın da giderek yaygınlaştığını ifade etti. Sendikalarda örgütlenen işçilerin işten çıkarıldığını, ‘‘iş cinayetleri”nin durmak bilmediğini ifade eden Özgen, tüm çalışanların sendikalı olması için seslerini yükselttiklerini söyledi. Özgen, 1 Mayıs‘ın 26 Mayısta yapılacak ‘‘genel grevin‘‘ başarılı bir provası olarak tüm Türkiye‘de gerçekleştirildiğini belirterek "1 Mayıs 2010, yükselen emek mücadelesinin kazanımla sonuçlanmasının miladı olacaktır" dedi. DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Kani Beko da 1 Mayıs‘ı tatil ettirenin, Taksim’i işçi sınıfına açtıranın işçi sınıfının kararlılığı olduğunu söyledi. Bu gelişmelerin Türkiye emek hareketinin anlamlı bir başarısı olduğunu dile getiren Beko, ‘‘Ama emek hareketinin önünde 1 Mayıs ile ilgili ikinci bir görev daha durmaktadır. Bugün olabilecek en geniş birliktelik içinde çok güçlü ve etkili bir gösteriyle taçlandırmak ve 1977 katliamının hesabını sormaktır. Bir bayram sevinci yaşarken yaşamlarını yitiren 36 yurttaşımıza bir borcumuz var, umuda kurşun atanların kim oldukları aydınlatılmalıdır‘‘ diye konuştu. Miting öncesinde Gençlik Muhalefeti üyelerinin ABD bayrağı yakması ve Ankaragücü ve Bursaspor atkılarıyla bir taraftar grubunun katılımı oldukça dikkat çekti.



Antakya
1 Mayıs, Antakya'da düzenlenen bir mitingle kutlandı. Yunus Emre Parkı önünde toplanan DİSK, KESK, Halkevleri, ÖDP, BDP, ESP, BDSP, Partizan, TÖP ve çok sayıda demokratik kitle örgütü gerçekleştirilen yürüyüşün ardından düzenlenen mitingle 1 Mayıs’ı coşkusunu yaşadı.

İki bin beş yüz civarında kişinin katılım gösterdiği mitingde “Halkın Hakları Var” pankartı arkasında yürüyen Halkevleri’nin coşkulu katılımı, sloganları ve sınav sistemini eleştiren karakteri ‘Sınav Mağduru’ Abuzer Testçözer büyük ilgi gördü.
Mitingde emek örgütleri adına konuşma yapan DİSK Genel İş Hatay Şube Başkanı Mehmet Güleryüz, her türlü baskıya inat, yıllarca bedel ödeyerek, 32 yıl aradan sonra 1 Mayıs’ı Taksim’de kutladıklarına vurgu yaparak, “Yılmadık, direndik ve kazandık. Bugün taleplerimizi haykırmak için alanlardayız.” diyerek, hükümete şöyle seslendi.
“1 Mayıs 1977 Taksim katliamı aydınlatılmadan demokratikleşmeden söz edilemez. Kaybettiklerimizin faillerinin bulunmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. İşsizliğin önlenmesini, kiralık işçilik düzenlemesinden vazgeçilmesini istiyoruz. 4-C ve benzeri uygulamalardan vazgeçilmesini istiyoruz. Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu’nun işsizler için daha etkin kullanılmasını istiyoruz. Vergi adaletsizliğinin giderilmesini istiyoruz. Emekçilerin sesine kulak verilmesini istiyoruz.”

Miting alanında, üzerinde "Kürt Açılımı" yazan elleri kelepçeli ve ağzı bantlı gençler dikkat çekti. 1 Mayıs kutlaması yapılan konuşmaların ardından müzik eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.





Antalya
Türk-İş, DİSK ve KESK'in başvurusuyla düzenlenen 1 Mayıs etkinlikleri, saat 13:00'te Güllük TRT kavşağından yürüyüşle başlayıp Yavuz Özcan Parkı'nda düzenlenen mitingle son buldu. Miting kentte son yılların en kitlesel 1 Mayıs kutlaması oldu.

Yürüyüş kollarının miting alanına girmesinin ardından TÜRK-İş adına Yol-İş 1 No'lu Şube Başkanı Mehmet Ustali, DİSK adına Genel-İş Şube Başkanı Matoş Konca, KESK adına Eğitim-Sen Şube Başkanı Nurettin Sönmez birer konuşma yaptılar. Yalnızca konfederasyon temsilcilerinin konuşma yapma kararı alınmasına rağmen miting alanında ayrıca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın'a da bir konuşma yaptırıldı.

Polisin keyfi tutumuna karşı üstünü aratmak istemeyen Genç-Umut'tan öğrencilerle polisin arasında kısa süreli arbede yaşandı.



Artvin
1 Mayıs İşçi Bayramı Artvin’de de coşkuyla kutlandı. Geçen yıla göre daha kitlesel ve renkli bir katılımın olduğu 1 Mayıs mitingi katılımcı örgütlerin Atapark’ta toplanmasıyla başladı. KESK, DİSK, TÜRK-İŞ, ÖDP, CHP, EDP, Gençlik Muhalefeti, 78’liler Derneği, Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri Artvin örgütlülüklerinin katıldığı miting Atapark’tan yapılan yürüyüşle başladı. Yaklaşık 1 kmlik yürüyüş güzergâhının kat edilmesinin ardından çok katlı otopark önüne varılmasıyla miting programı başladı. Artvinlilerin 1 Mayıs coşkusuna HES karşıtı mücadele damgasını vurdu.

Miting Artvin Merkez Erenköy sakinlerinden Sedat Yıldırım ve Ardanuç Bulanık Köyü’nden Cevahir Dede’nin yaptığı HES’lere karşı mücadele çağrısı içeren konuşmalarla başladı.

İki Artvinlinin konuşmasının ardından Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Seyfettin Altıkulaç bir konuşma yaptı. Altıkulaç Artvinli emekçilerin özgürlük için, eşitlik için, barış için, zulme, sömürüye, işten atılmalara ve yoksulluğa karşı alanlara çıktığını ifade etti. Konuşmaların ardından miting sona erdi. Miting öncesi Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri polis engellemesini aşarak yasaklı Cumhuriyet Caddesi’nden Atapark önüne kortejler halinde yürüdü.





Şavşat
Artvin’in Şavşat İlçesi’nde de 1 Mayıs coşkuyla kutlandı. Sabah saatlerinde Şavşat Terminali’nden miting alanına yapılan yürüyüşte atılan sloganlarla Şavşatlı emekçiler Taksim coşkusunu kendi ilçelerine taşıdı. Yaklaşık 600 kişinin katıldığı mitingde Halkevleri, ÖDP, CHP, Eğitim-Sen, Tüm Bel Sen, Belediye-İş, Derelerin Kardeşliği Platformu, Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği kortejleri yer aldı. Miting yapılan konuşmaların ardından horonlarla sona erdi.



Hopa
Emeğin, kardeşliğin ve mücadelenin günü 1 Mayısta emekçiler Hopa’da buluştu. KESK, Halkevleri ve ESP’nin düzenlediği 1 Mayıs mitingine yaklaşık 800 kişi katıldı. Çay emekçileri Halkevleri kortejinde yoğun katılım gösterirken Rizeli iş adamlarının hazırladığı “Yeni Çay Kanun Yasa Tasarısı” mitingin ana gündemini oluşturdu. ‘Çay da bizim, dere de bizim söz de bizim’ diyen emekçiler çayına, Çay-Kur’una, deresine, emeğine, alın terine sahip çıkacaklarını bir kez daha göstermiş oldu.
Kaymakamlık ve polisin yasaklı alan olduğu gerekçesi ile yürüyüş yapılmasına izin vermediği halde yürüyüş Hopa Çay Fabrikası önünden başladı. Kortejler Hopa Meydanı’na kadar yürüdü. Miting de kurumlar adına temsilciler tarafından birer konuşma yapıldı. Konuşmalarda; işsizlik, yoksulluk, AKP iktidarının emekçilere karşı yürüttüğü Neo-liberal saldırılar ve tarımın tasfiyesine değinildi.
Kurum temsilcilerinin konuşmalarının ardından açık kürsü oluşturularak miting alanında bulunanlara mikrofon uzatıldı. Açık kürsü konuşmalarında çay emekçisi Zekiye abla başbakana seslendi “Bizim çay kanunumuzu neden iş adamlarına hazırlatıyorsunuz siz ne işe yararsınız mecliste? Karadeniz halkı çayı olmadan yaşayamaz, neden ekmeğimizle oynuyorsunuz?” diye sordu.
Atanamayan genç bir öğretmen ise; “Yıllardır KPSS giren ama bir türlü atanamayan tüm öğretmenler adına soruyorum Başbakan kolaysa KPSS ye sen gir, bakalım atanabilecek misin?” dedi.
Kürsüden ayrıca Derelerin Kardeşliği Platformu adına bir merhaba yazısı okundu. Açık kürsü sonrası Kemalpaşa Halkevi müzik grubu ve tulum sanatçısı Aygün Akçiçek tarafından bir müzik dinletisi sunularak 1 Mayıs programı sona erdi.



Balıkesir

Balıkesir'in Edremit İlçesi'nde KESK ve DİSK üyesi sendikaların çağrısıyla 1 Mayıs Edremit"te kutlandı.
Miting ve yürüyüşe DİSK'e ve KESK'e bağlı sendikalar ile körfezde bulunan Gümçed, Zeytur, Add, Kazdağı ve Mara Dağı Çevre Koruma Platformu, gibi derneklerin yanı sıra CHP, BDP, ÖDP, EMEP, TDH gibi partilerde katıldı.
Yaklaşık bin kişinin katıldığı yürüyüş ve kutlama coşkuyla devam etti. Sendika temsilcilerinin yaptıkları konuşmaların ardından çekilen halaylarla kutlama sona erdi. Kutlamada "Bijî yek Gûlan", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Savaşa hayır", "Barışa uzanan eller kırılsın" ve "AKP emeğe hesap verecek", "Yaşasın 1 Mayıs", "Her yer Taksim, Her yer direniş" sloganları atıldı.

Batman
Batman'da "Newroz'la direnen Halk 1 Mayıs ile özgürlüğe yürüyor" sloganıyla yapılan ve Diyarbakır, Şırnak, Siirt ve Mardin’i de kapsayan bölge mitingine yaklaşık on bin kişi katıldı. Diyarbakır Caddesi üzerinde bulunan Bahar Kültür Merkezi ve Zeki Oteli önünde oluşturulan kortejler uzun bir yürüyüşün ardından yılardır yasaklı olan Cumhuriyet Meydanı’na girdiler.

Saygı duruşuyla başlayan mitingin açılış konuşmasını yapan Batman 1 Mayıs Tertip Komitesi Başkanı Halis Yakut, 1 Mayıs'ın önemine değindi. 1 Mayıs demokrasinin olmazsa olmaz, eşitliğin, barışın ve özgürlüğün sağlanması mücadelesi verilen gün olarak değerlendirdiklerini belirten Yakut, Şırnak, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Batman ilçelerinden katılan halka teşekkür etti.

Mitingde konuşan Ahmet Türk ise seçim sistemindeki baraja vurgu yaptı, tam demokrasi istediklerini belirtti. Türk kardeşlik çağrısını yinelediği konuşmasında 1 Mayıs’ın kardeşliğe ve barışa hizmet eden bir gün olduğunu belirtti. Batman’ın tutuklu Belediye Başkanı Necdet Atalay’ın gönderdiği mesaj ise büyük bir coşkuyla dinlendi. Atalay mesajında ulusal özgürlük mücadelesiyle emek mücadelesinin birleştirilmesi vurgusu yaptı. KESK adına MYK üyesi Hüseyin Gölpunar bir konuşma yaparak emekçilerin eşitlik, özgürlük taleplerini dile getirdi. Konuşmaların ardından kemençeyle Kürtçe ve Lazca müzik yapan bir grubun verdiği konser Batmanlılardan büyük ilgi gördü. Miting Kazım Koyuncu şarkılarıyla sona erdi.





Burdur
Burdur’da 1 Mayıs mitingi Köprübaşı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na yapılan bir yürüyüşle gerçekleşti. Yaklaşık 1500 kişinin katıldığı mitingde Türk İş, Kamu Sen, Memur Sen, KESK, CHP, EDP, SP, ÖDP, İP kortejleri yer aldı. Yürüyüşçüler sloganlar eşliğinde miting alanına ulaştıktan sonra burada tertip komitesi adına bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasının ardından Burdurlu emekçilerin çektikleri halaylarla miting sona erdi.



Bursa
Bursalı emekçiler 1 Mayıs’ı Fomara Meydanı’nda yaptıkları mitingle selamladı. Öğlen saatlerinde Gökdere Meydanı’nda toplanan beş binden fazla emekçi buradan kortejler eşliğinde miting alanına yürüdü. Eğitim Sen yöneticisi Betül Öztürk ve Türk ****l Sendikası üyesi genç bir işçi yaptıkları konuşmalarla tertip komitesi adına Bursalılara seslendi. Kürsüden yapılan konuşmalarda güvencesiz çalıştırmaya karşı mücadele vurgusu yapıldı, Meclis gündemindeki özel istihdam bürolarına izin verilmemesi talebi dile getirildi.

Eğitim Sen’in kalabalık bir kortejle katıldığı mitingde tüm öğretmenlere güvenceli iş ve kadro talebi öne çıkıyordu. Bursa Halkevi, Livane Kültür Derneği ve Doğa-Der’in kortejlerinde su hakkı talebi öne çıkarken alanın en kitlesel ve coşkulu grubu Liseli Genç Umut oldu.







Eskişehir

Eskişehir 1 Mayıs yürüyüşü tüm coşkusuyla saat 15.00’da Aytaç Caddesi’nde başladı. KESK, DİSK, TÜRK İŞ, TTB, TMMOB, ÖDP, EMEP, Halkevleri, BDP, BDSP, Öğrenci Kolektifleri, Liseli Genç Umut ve çok sayıda grubun katıldığı 1 Mayıs kutlamalarında Sıhhiye Meydanı’nı yaklaşık 7 bin kişi doldurdu. Saat 14.00’de Eskişehir Halkevi’nden yürüyüşe geçen Halkevciler buluşma noktasına kortejler halinde gitti. Mitingin en kitlesel katılımını DİSK Birleşik ****l-iş ve TMMOB’nin sağladığı gözlendi.

Mitingde Tepebaşı Belediyesi temizlik işçilerinin çöp kutularından yaptıkları çalgılarla verdikleri konser büyük beğeniyle dinlendi. Konserin ardından saygı duruşunda bulunuldu ve hep bir ağızdan 1 Mayıs marşının okundu. Miting Sevinç Eratalay’ın konseriyle sona erdi.





İzmir
İzmir’deki 1 Mayıs kutlamalarına güvencesiz emekçiler damgasını vurdu. Tariş işçileri, Kent A.Ş. işçileri, Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçe işçileri ve Tekel işçileri, güvencesizleştirmeye ve taşerona karşı taleplerini haykırdı.

Alsancak Limanı, Basmane Garı ve Eski Sümerbank önünde toplanan emekçiler Gündoğdu Meydanı’na yürüdü. Gündoğdu Meydanı’nda 30 bin emekçinin katıldığı 1 Mayıs mitinginde ilk sözü DİSK Ege Bölge Temsilcisi Azad Fazla aldı. Fazla’nın konuşması sırasında alana gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışırken işten atılan park ve bahçe işçilerinin protestosuyla karşılaştı. Park bahçe işçileri, “Taşerona hayır” yazılı pankartlarını kürsü yerine Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na çevirdi ve yuhaladı. Belediye işçileri ile CHP’liler arasında kısa süreli bir gerilim yaşandı. Azad Fazla’nın konuşmasının ardından sözü, KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ramiz Sağlam aldı. Sağlam, Tekel işçilerinin güvencesizliğe karşı mücadelesinin tüm emekçilere örnek olduğunu söyledi. 4/C’ye ve taşerona karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Sağlam, 26 Mayıs genel eylemine çağrı yaptı. Sağlam’ın ardından Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Mustafa Kundakçı söz aldı. Kundakçı, “2010 1 Mayıs’ının iki önemi var. Birincisi, emekçilerin mücadeleleriyle Taksim’in kazanılması, diğeri ise bu mücadelenin ırk, din ve ideolojik ayrım yapılmaksızın bu günlere gelindi” dedi.

DİSK, KESK ve BDP mitinge en yoğun katılımı gösterirken Türk-İş, Halkevleri, ÖDP, EMEP de kitlesel bir şekilde mitinge katıldı. Mitinge Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu dışında Çiğli, Bornova ve taşeron çalıştırmayan Menemen Belediye Başkanları da katıldı.





Kayseri
İşçinin ve emekçinin bayramı 1 Mayıs Kayseri'de coşkuyla kutlandı. Her geçen yıl artan katılım bu yıl yaklaşık 2500 kişinin katıldığı bir mitingle en yüksek noktasına ulaştı.

Yürüyüş ve mitinge;KESK,DİSK,TÜRK İŞ ve KAMU SEN'e bağlı sendikalar ile siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri destek verdiler. Sendikalarla birlikte CHP, EMEP, ESP, EDP, İP, ADD, AKM, Devrimci 1 Mayıs Platformu ve Nevşehir Eğitim Sen Şubesi pankartlarını açarak yürüdüler.

Salih Avgunpaşa İlköğretim Okulu önünde saat 13.00'de toplanan katılımcılar buradan kortej halinde Mimar Sinan Parkı yanında miting alanı olarak belirlenmiş otoparka doğru yürüyüşe geçtiler. Yürüyüş boyunca marşlar ve şarkılar söylendi."Her yer Taksim, her yer direniş" , "AKP halka hesap verecek" şeklinde sloganlar atıldı.

Eğitim Sen kortejin yürüyüş kolunun en kalabalık kortejlerinden birisiydi.

Coşkulu kalabalık yürüyüşün ardından miting alanında kendilerine ayrılan bölümlere geçti. Burada konfederasyon temsilcileri birer konuşma yaptılar.

Eğitim Sen Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Sedat Ünsal konuşmasının başında, işçilerin, kamu emekçilerinin, işsizlerin, çiftçilerin, ev kadınlarının, öğrencilerin ve gençlerin birlik, mücadele ve dayanışma bayramlarını kutladı. Emekçilerin taleplerini yükseltmek için alanlara indiklerini söyledi. 1977 Taksim kutlamalarında şehit düşenleri anarak konuşmasına devam eden Ünsal "Taksim, emekçilerin sırtına sermayenin sapladığı bir hançerdir. Emeğe karşı işlenmiş bir komplodur." dedi. Taksim'in bu sene emekçilere açıldığını bunu da direnerek kazandıklarını vurgulayan Ünsal,"Ülkenin emekçileri olarak sahte açılımlara karnımız toktur" şeklinde konuştu.

Miting davul zurna eşliğinde halayların çekilmesiyle sona erdi.

Kocaeli

1 Mayıs Türkiye’nin çeşitli yerlerinde coşkuyla kutlanırken İzmit’te yapılan kutlama da Taksim kutlamalarını aratmadı. Yaklaşık bin kişinin yürüdüğü 1 Mayıs kutlamalarına emekçiler, memurlar, Arızlı depremzedeleri, basın emekçileri, öğrenciler ve İzmit halkı katıldı
1 Mayıs işçi bayramı İzmit’te coşkuyla kutlandı. İstanbul-Taksim alanından gelen KESK’e ve DİSK’ bağlı sendikalar merkez bankasından toplandıktan hemen sonra diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte Sabri Yalım Parkı’na yürüdüler hemen sonrasında park alanında toplanan kalabalık adına Emek ve Demokrasi Platformu temsilcisi ve KESK dönem sözcüsü İbrahim Yıldızkan, Birleşik ****l İş Kocaeli şube başkanı Hakan Akyol, EMEK partisi il başkanı Güner Kizir birer konuşma yaptılar. Eylemde basın emekçileri adına Hüseyin Cayıklı da bir konuşma yaptı.





Kütahya
1 Mayıs bu yıl Kütahya'da da coşkuyla kutlandı. Mitinge Eğitim-Sen, SES, CHP, Emek Gençliği, ÖGD ve Öğrenci Kolektifleri katıldı. İtfaiye önünden başlayan yürüyüş miting alanına dek sloganlarla devam etti.

Öğrenci Kolektifleri renkliliği ve canlılığıyla alana damgasını vurdu. Mitingde sık sık "Gençlik sokakta hak kavgasında", "Akp'den hesabı gençlik soracak", "Mahir Hüseyin Ulaş kurtuluşa kadar savaş", "Parasız eğitim parasız sağlık" sloganları atıldı. Mitingde Eğitim-Sen ve SES Kütahya Şube Başkanları ve üniversite öğrencileri adına Öğrenci Kolektiflerinden bir temsilci konuşmalar yaptı. Miting programı konuşmaların ardından sona erdi.



Mersin
Mersin de 1 Mayıs mitingi 10 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleşti. İstasyon Meydanı’ndan başlayarak Cumhuriyet alanına bir yürüyüş yapıldı ardından burada bir miting düzenlenen mitingle kutlandı. Cumhuriyet alanı uzun süredir kutlamalara kapalı tutuluyordu. 10 binin üzerinde kişinin katılımıyla gerçekleşen kutlamalarda Liseli Genç Umut, Öğrenci Kolektifleri, Dev-Lis ve Gençlik Muhalefeti’nin yoğun ve coşkulu katılımıyla alana gençlik damgasını vurdu.



Muğla
Muğla’da 1Mayıs beş yıl aradan sonra yeniden ve coşkuyla kutlandı. Yaklaşık iki bin kişi saat 11.00’den itibaren Kışla Parkı’nda toplanmaya başladı. DİSK, KESK, Eğitim-Sen, Halkevleri, SGDF, HÖC, TÖP, ESP ve TGB’nin katıldığı miting, çağrıcı kurumlar adına yapılan konuşmaların ardından yerel müzik gruplarının dinletisiyle sona erdi.



Niğde
Niğde’de binden fazla emekçi Şefik Soyer Meydanı’nda yapılan bir mitingle 1 Mayıs’ı selamladı. Niğde Eğitim Sen şubesi önünde toplanan kamu emekçileri, siyanürcü şirkete karşı mücadele eden Maden ve Hasangazi köylüleri, Niğde Çevre Platformu, Şeker-İş ve Harb İş üyeleri buradan miting alanına bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eylemciler yürüyüş boyunca polisin tüm çabasına rağmen kaldırıma çıkmayı reddederek trafiğe kapattıkları caddeden yürüdüler.

Miting alanına ulaşılmasının ardından 1 Mayıs Tertip Komitesi adına Eğitim Sen Niğde Şube Başkanı Göksel Rıza Özkan katılımcılara hoş geldiniz ve 1 Mayıs konuşmasıyla seslendi. Mitinge katılan siyasi parti temsilcileri kitleyi selamlama konuşmaları yaptı. Ulukışla Hasangazi Köyü adına söz alan Köy Meclisi Başkanın Hüseyin Özçelik kapitalizmin çevre tahribatına ve köyündeki siyanürle maden çalışmasına karşı yürüttükleri direnişi anlattı, Niğdelilerden destek istedi. Yapılan konuşmaların ardından Niğde Eğitim Sen Müzik Gurubu’nun konseriyle miting sona erdi.





Samsun
Bu yıl düzenlenen 1 Mayıs mitingi tertip komitesi Türk İş, KESK, Memur-Sen’den oluşuyordu. Son dönemde Samsun’da yaşanan ırkçı saldırıların kentteki olumsuz havasını kırmak için sırasıyla Halkevleri, Genç Umut, Öğrenci Kolektifi, Eğitim Sen, ÖDP, Sosyalist Parti ve EMEP yasaklı olan Çiftlik Caddesi’nden yaptıkları yürüyüşlerle toplanma alanına girdi. Alanda sırasıyla Türk İş, Dev Sağlık-İş, KESK, TMMOB, Eğitim-İş, Güvencesiz Eğitim İşçileri, Halkevleri, Genç Umut, Öğrenci Kolektifleri, ADD, ÖDP, Gençlik Muhalefeti, EDP, 78’liler Derneği, DSP, ÖGD, Demokratik Barış Hareketi, Sosyalist Parti, Dev-Lis, Liseli Arkadaş, Emep, CHP, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yerlerini aldı. Toplam 2500 civarında bir katılımın olduğu 1 Mayıs mitingi saat 13.00’de başlayan yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşti. Liseli Genç Umut alanın en kalabalık ve coşkulu kortejini oluşturdu. Kortejlerin miting alanına girmesinin ardından yapılan
konuşmalar ve halaylar eşliğinde miting sona erdi.





Trabzon
Trabzon’da 1 Mayıs yağmura rağmen coşkuyla kutlandı. KESK ve Türk İş öncülüğünde kutlanan bu yıl ki 1 Mayıs’a geçmiş yıllara göre daha yoğun bir katılım oldu. TEDAŞ yokuşunda toplanan sendikalar, siyasi partiler ve gençlik örgütlerinin oluşturduğu kortejler Atatürk Meydan’ına yürüdü. 1 Mayıs mitingine, Türk İş’ e bağlı sendikalar, KESK, Birleşik Kamu İş, Halkevleri, Öğrenci Kolektifleri, Liseli Genç Umut, Emep, EDP, ÖDP, Gençlik Muhalefeti, Öğrenci Dayanışması, CHP, ADD, İşçi Partisi, ÇYDD ve TEKEL işçileri katıldı. Kortejlerin Atatürk Meydanı’na ulaşmasıyla birlikte, sendikalar adına konuşmalar yapıldı. Sendika temsilcilerinin ardından bir Tekel işçisi kürsüye çıkarak, Tekel işçilerinin verdiği mücadeleye dair bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından, müzik grupları ve kemençeciler eşliğinde mitinge katılanların halayları ve horonlarıyla 1 Mayıs coşkuyla son buldu.




Zonguldak

Zonguldak Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen 1 Mayıs Mitingi saat 14.00’de İstasyon alanından yapılan bir yürüyüşle başladı. TMMOB, KESK, DİSK, TES İŞ, Öğrenci Kolektifleri, Genç Sen, Gençlik Muhalefeti, ÖDP ve CHP’nin katılımıyla madenci anıtında gerçekleştirildi. Yaklaşık 3000 kişinin katıldığı mitingde KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Şube Başkanı Orhan Yılmaz, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakcı tarafından konuşmalar yapıldı. Konuşmaların ardından miting konser ve halaylarla sona erdi.



Sendika.org
Ankara haberi: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], fotoğraf: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Balıkesir haberi kaynak: Soldiyalog
Batman Haberi hazırlanırken ANF’den yararlanılmıştır
Kayseri haberi Eğitim Sen şube yöneticisi Bekir Çevrim tarafından gönderilmiştir
Kocaeli haberi Erhan Altıparmak tarafından yapılmıştır
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
abartma, birlikte, devam, hastaliğina, hastalığına, mayisla, mayısla, taksim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
öcalan incilerine devam ediyor! Ml ustalara saldırıya devam Mahmut Halil CAN KÜRT ULUSAL SORUNU VE DEVRİM 0 06-25-2009 07:41 PM
Abartma ve böbürlenme hastalığına karşı mücadele Mahmut Halil CAN Felsefe ve politika ilişkisi 0 06-25-2009 06:39 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 10:11 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,