DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam
Cevaplar
50
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1975
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-21-2010, 07:31 PM   #51
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Taksim ve 1 mayısla birlikte abartma hastalığına devam

Sahi, Taksim 1 Mayıs'a nasıl açıldı?

İBRAHİM ÇİÇEK
“1 Mayıs'ın rüzgarıyla 26 Mayıs'a!” Evrensel'in 2 Mayıs başyazısının başlığı böyle diyor. Saptama da çağrı da doğru, yerinde. Fakat nasıl oluştu 2010'un “1 Mayıs rüzgarı”? 1 Mayıs rüzgarının nasıl oluştuğunu niçin açıklayamıyor Evrensel? Ve hatta neden açıklamaya bile çalışmıyor? 2010 1 Mayıs rüzgarının oluşmasında Taksim alanı talepli mücadelenin özel olarak belirleyici bir yeri, bir ağırlığı yok mu?
Aynı konuyu bir başka açıdan tartışan İhsan Çaralan şu tespiti yapıyor: “Taksim'de 1 Mayıs'ı kutlamak isteyenlere daha geçen yıl 'kırmızı görmüş boğa gibi saldıran hükümet ve bürokratları'nın birden böyle yumuşaması, elbette 'hayra alamet' sayılamaz!” Evet, evet bu işte bir bit yeniği olmalı! İşçilerin ve ezilenlerin mücadelesiyle kazanılmış olması düşünülemeyeceğine göre, bu böyle olmalı! Çaralan, bu “Bir yanıyla popülizmle, seçimlerin yaklaşmasıyla bağıntılı görülse de sadece bunlarla da açıklanamaz” diyor. “Sermaye politikacılarının emek değerlerine yönelmesi”nden; keza “emekçileri avlamak için artık; kapitalist, bireyci değerleri öne çıkarmanın bir işe yaramayacağını bilmekte” olmalarından dem vuruyor. Fakat Çaralan'ın, Taksim 1 Mayıs alanının, 2010'da 1 Mayıs kutlamalarına açılmasını/verilmesini açıklama çabası, okuru aydınlatamadan karaya oturan bir gemi gibi saplanıp kalıyor.
Eğer Taksim alanı talepli bir mücadele olmasaydı ve eğer Taksim'in 1 Mayıs kutlamasına açılması koparılıp alınamamış olsaydı, büyük olasılıkla o Evrensel'i şaşkına çevirip sarhoş eden rüzgarın yerinde yeller esiyor olacaktı. Ol sebepten 2010 1 Mayıs rüzgarı her şeyden önce Taksim'in kazanılmasıdır. Ve zaten Taksim'in 1 Mayıs'a açılmasının açıklanmasıyla 2010 1 Mayıs rüzgarının açıklanması çok da farklı şeyler değildir. Evrensel, Taksim'in 1 Mayıs'a açılmasını açıklamaya çalışıyor, ama burada önemli olan şu ki, bakışını tümüyle hükümete ve egemen sınıflara kilitlemiş bulunuyor.
Sahi bu 2010 1 Mayıs rüzgarı nasıl oluştu? Bu rüzgarın itici güçleri yok mu? Örneğin, “alan fetişizmi yapmayın” politikasının bir tarihi olduğunu biliyoruz. İsteyen 2004'ten 2010'a Evrensel koleksiyonlarına bakabilir! Peki bu 1 Mayıs rüzgarı tarihsiz mi? Gökten zembille mi düştü bu rüzgar? Nasıl oluştu bu rüzgar? Hangi politikalar bu rüzgarın itici gücü oldu, hangileri rüzgar kıran? Örneğin bu rüzgarın oluşumunda Evrensel (EMEP'in) 1 Mayıs politikalarının rolü ve katkısı ne oldu? İtici, oluşturucu bir güç mü? Yoksa ayak bağı ve hatta paslı bir pranga mı? Belki de unutmuştur. Evrensel'e de hatırlatalım:
Taksim 1 Mayıs alanının yeniden kazanılması mücadelesinin bir uzun ve bir de kısa tarihi var.
Uzun tarih 1977'den günümüze, 32 yılı kapsar. Daralır, genişler, sertleşir, “yumuşar” da hiç durmaz. Süregelir bu mücadele. Kısa tarihi haliyle yakın. 2004'te Abide-i Hürriyet'le hesaplaşma ile başlar. Yol ayrımıdır; 2005 ve 2006 1 Mayıslarının “birlikte” Kadıköy'de yapılmasına karşın.
Biliniyor, emek hareketi ve emekçi sol hareketin bir kanadı, 2004'te 1 Mayıs kutlaması için Taksim alanını talep ediyor, bunu “uzlaşmazlık” (Abide-i Hürriyet'e dönmeme!) konusu haline getiren bir kararlılık ve irade sergiliyordu.
Ama henüz koşulların ve kuvvetlerin Taksim'i almak için olgunlaşmadığı açığa çıkıyor, bu arada Taksim'i ileride kazanacak olan politikanın ve ittifakın temeli atılıyordu. Peki, Evrensel ne yapıyordu? 2004'te Abide-i Hürriyet'ten çıkmaya, o tecridi, o sürgünü kırmaya karşı direniyor. Abide-i Hürriyet'e saplanıyordu. Evrensel, Abide-i Hürriyet'ten çıkanları, Saraçhane'de fiili meşru ve de kitlesel 1 Mayıs kutlamasını gerçekleştirenleri sorumsuzluk, rekabet ve bölücülükle itham ediyor, suçluyor, mahkum ediyordu.
Sonra mı? Fiili meşru ve kitlesel 2004 Saraçhane 1 Mayısı'nda sergilenen kararlılık ve irade, Kadıköy Meydanı'nın 1 Mayıs kutlamalarına tekrardan açılması kazanımını getiriyordu. Abide-i Hürriyet sürgün ve tecridi son buluyor, Kadıköy Meydanı geçici ve ara bir çözüm oluyordu. Ama Evrensel-EMEP için alanın bir önemi yoktur. O fıtrattan alan fetişizmine külliyen karşıdır. Zaten ona göre bir alan için mücadele, bu isterse işçi sınıfı açısından özgün tarihsel anlamı ve moral-manevi değeri kuşku götürmeyen Taksim 1 Mayıs alanı olsun, politik sınıf mücadelesi mertebesinde yer alamıyordu.
Sonra mı? Bu defa da Kadıköy alanına demir attır, öyle değil mi? Taksim için hamle yapmak '90'lardan beri akıllarına bile gelmez olur!
Ya ondan sonra? 2007'de, yani 1977 Taksim 1 Mayıs katliamının 30. yıl dönümünde ne yapar? Taksim'i kazanma mücadelesinde 30. yıl dönümünü bir imkan ve bir fırsata dönüştürme politikasına karşı yaman bir direniş sergiler. Yüksek perdeden “alan fetişizmine” veryansın eder. Haklarını yemeyelim, tipik sendika bürokratları gibi direttir. Bu statükocu, gerici direncin adı birlik savunuculuğu olur. Çok sağduyuludur. Aklıselimdir! Ulaşılması her faniye nasip olmaz yüksek sınıf politikası yapıyordur. Ona göre, sendikalar/sendikacılar birbirleriyle rekabet etmektedir, birbirleriyle gerici bir kapışma içerisindedirler. Ama asıl sorumlular tabi ki, Taksim talebi için devrimcilerle birlikte mücadele edenlerdir. Ona göre sorun, ne mücadelenin ilerletilmesidir ne de işçi sınıfı ve ezilenler için tarihi, moral-manevi, simgesel değeri yüksek, emek hareketi ve emekçi sol hareketi ileri itecek, özgüven kazandıracak bir rüzgar yaratabilecek çok değerli bir mevzinin kazanılması!.. Birlikte olunmalı ve mümkün olduğunca kalabalık olunmalıdır. Bir de talepler sıralandı mıydı tamam! Taksim, Kadıköy ya da Abide-i Hürriyet, olsun ne fark ederdi ki!
Biliyor musunuz, bu farkı Türk-İş bile çok iyi anladı! Yazık! Evrensel sanki görme yetisini kaybetmişti. Bir türlü ayılmadı, bir türlü anlayamadı! 2008 1 Mayıs'ında ne yaptı?
Sorulması, hatırlatılması nezaketsizlik mi olur? İyi ama bunların yüzüne söyleneceğini, bunlarla yüzleşmenin önünüze konacağını hiç mi düşünmediler? Tamam peki, ya 2009 1 Mayıs'ında “1 Mayıs politikası” neydi? Yine politikasının omurgası, en önemli işi, o da kendi imalatı “alan fetişizmi” hayaletini taşlamak oldu, değil mi? 2009'da neyin kazanıldığını, Taksim'i kazanmak için yürütülen mücadelenin gücünü, sarsıcı, uyarıcı etkilerini ve de baskısını/basıncını anlayabildiğinizi söyleyebilir misiniz? Anlamadınız! Taksim'in 1 Mayıs kutlamalarına açılması talebi için yürütülegelen mücadelenin git gide büyüyen toplumsal meşruiyetini de anlamadınız. Bu mücadelenin gücünü görmediniz!
Bir düşünün, Taksim alanının kazanılması mücadelesi bahsinde anlama yetiniz nasıl ve neden felç oldu? Dumura uğradı? 2009 1 Mayıs gerçeklerine rağmen, Taksim'in kazanılabileceğini düşünmediniz. Aklınıza bile getirmediniz. İşçi sınıfı ve ezilenlerin gücüne güvenmiyordunuz. Taksim'in kazanılabileceğini tahayyül bile edemiyordunuz. 2010 1 Mayıs'ı için Taksim'in kazanılmasına dair hiçbir öngörünüz olmadı. Kaldı ki, siz bu meseleyle “alan fetişizmine” karşı mücadele kapsamında ilgileniyordunuz.
Kendinizi, nasıl oldu da baktığını göremez hale getirdiniz? 2009 Mart'ında erken harekete geçip, “alan fetişizmi”ne karşı ön kesici bir ideolojik-politik huruç hareketi başlattınız!.. Bununla ne kadar övünseniz, yeridir. Gerçekten hak ettiniz.
Fakat gördünüz mü nasıl da ters köşeye düştünüz! Hazin değil mi bu! Farkında değil misiniz; böyle burnunuzun ucunu göremez hale nasıl geldiniz! Evrensel'in söz konusu başyazısı da tanıktır ki, burjuvazinin, diktatörlüğün ve hükümetin işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesinin basıncıyla 2010 1 Mayısı'nda geri adım atmak, ödün vermek zorunda kalabileceğini aklınıza getirmediğiniz gibi ihtimal hesaplarına dahi katmadınız. Başyazı, Taksim'in 1 Mayıs'a açılmasının nedenlerinden birisi olarak bile, işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesini zikretmiyor. Evrensel'in başyazısı, “1 Mayıs'ın rüzgarı”ndan bahsediyor, ama Taksim'in 1 Mayıs'a açılmasının bir kazanım olduğunu ve keza işçiler ve ezilenlerin dişe diş mücadeleleriyle sökülüp alındığını bırakın vurgulamayı, belirtmiyor bile! Başbakan T. Erdoğan ne diyordu: Mücadeleyle alınmadı biz bahşettik! Tam da bu noktada, Evrensel'in Başbakan gibi düşündüğünü söylemek, haksızlık mı olur?
1 Mayıs talepleri bağlamında hükümetin geri adımlar atacağının ilk belirtileri 2007 ve 2008'de açığa çıktı. 2009'da ise 1 Mayıs “emek ve dayanışma” bayramı ve izin günü olarak yasallaştı. Taksim yarı-yarıya 1 Mayıs'a açıldı. Yani, Taksim belki yarı yarıyadan da fazla “hemen hemen” kazanılmıştı.
2010'da Taksim'in 1 Mayıs'a açılmasını şaşkınlıkla karşılamak, inanılması güç bir sürpriz, açıklanamaz-izah edilemez bir gelişme gibi sunmak, olsa olsa böyle sunanların aymazlığı ve kendi şaşkınlığı olabilir. Ve çok çarpıcı bir politik miyopluk hali.
Burjuvazi ve AKP Hükümeti, Taksim'in 1 Mayıs'a açılması talebinin git gide güçlenen bir kabul ve onay gördüğünü, genelleşen bir toplumsal meşruiyet kazandığını gördü ve anladı. Keza onlar, Taksim talebi için mücadeleyi özel politik ve ideolojik bir sorun haline getiren ana güçlerin kitlesel kararlılık ve iradesini de gördüler, sınadılar. O arada Doğu'da savaşın tırmanma eğilimine girmesi de Batı'da zaten çözüm yoluna girmiş Taksim-1 Mayıs meselesinde bir adım geri atmayı zorluyor ve kolaylaştırıyordu. Batı'da da işleri kızıştırıp iki cephede birden tırmanacak “savaşın” her şeyden önce siyasal yükünü taşımak artık o kadar da kolay değildi.
Fakat siz ne onlar kadar gerçekçi olabildiniz; ne onlar kadar öngörülü davranabildiniz. Ve ne de onların gösterdiği politik esnekliği gösterebildiniz! Unutmuş olamazsınız. Mart'ta hala “alan fetişizmi”nden söz edebiliyordunuz! Boynunuzda değirmen taşı bağlı gibi kendi statükonuza çakılıp kaldınız. Şimdi sureti haktan görünüyorsunuz. Pes doğrusu!



ATILIM
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
abartma, birlikte, devam, hastaliğina, hastalığına, mayisla, mayısla, taksim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
öcalan incilerine devam ediyor! Ml ustalara saldırıya devam Mahmut Halil CAN KÜRT ULUSAL SORUNU VE DEVRİM 0 06-25-2009 07:41 PM
Abartma ve böbürlenme hastalığına karşı mücadele Mahmut Halil CAN Felsefe ve politika ilişkisi 0 06-25-2009 06:39 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:49 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,