DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > ATEŞ HIRSIZI GENEL > GÜNCEL KONULAR VE SORUNLARA YÖNELİK KISA GÜNCEL MAKALELER,SINIF BAKIŞ AÇISI

GÜNCEL KONULAR VE SORUNLARA YÖNELİK KISA GÜNCEL MAKALELER,SINIF BAKIŞ AÇISI GÜNCEL KONULAR VE SORUNLARA YÖNELİK KISA GÜNCEL MAKALELER,SINIF BAKIŞ AÇISI


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı
Cevaplar
7
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
298
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-10-2010, 07:34 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Exclamation Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

TAYYİP’İN DİNMEYEN GÖZYAŞLARINDAKİ TİMSAHLIK VE OY AVCILIĞI


09.09.2010 Tarihinde AKP ve Tayyip’in televizyonu olan ATV’ ye çıkan Tayyip Erdoğan Ahmet Kaya görüntülerini görünce “gözyaşlarını” tutamadı. Tayyip Erdoğan bunu sürekli bir biçimde kullanan en adi burjuva düzen politikacılarından birisi olarak tarihe geçecektir bundan zerre kuşkumuz yoktur. Çıkarları, oy avcılığı ve sahtekârlık noktasında herhalde Tayyip’ yetişip geçecek bir burjuva siyasetçi yoktur.

Tayyip Erdoğan ve onun takipçilerinin çeşitli toplumsal kesimlerin acılarını oya prim etmeleri son yıllarda oldukça yüksek seviyede ayyuka çıktı. Tayyip Erdoğan faşistinin oy avcılığı uğruna Ahmet Kaya, Yılmaz Güney, Şiwan Perver, Ape Musa, Nazım Hikmet, Erdal Eren, Necdet Adalı vs gibi isimlerini uzatabileceğimiz birçok muhalif ve düzenin gadrine uğramış kesimlerin kullanılması yeni değildir. Sıkıştığı yerde ya da olduğu yere göre demagojide, duygulara oynamada sınır tanımayan bir pervasızlık örneğidir Erdoğan.

İçinde bulunmuş olduğu ve kendisinin ortak olduğu düzenin dolaysız ya da dolaylı katlettiği insanları kullanmaya çalışmakta zerre kadar beis duymayan Tayyip faşisti, beri yandan önceki günlerde operasyonlarda katledilen gerillalar için eylem yapanların içerisinde yer alan Kürt Çocuğu Vedat için de ağlar mı acaba? Elbette ağlayamaz, ağlamaz.

Kendisini parlatmak ve alternatif yapmak amaçlı sözde cezaevlerinde kalma sürecini hatırladığı için “gözyaşlarını” tutamayan Erdoğan; F tipi cezaevlerinde katledilen, yavaş yavaş ölüme terk edilen tutsaklar için tek bir gözyaşı döker mi acaba? Elbette hayır. Zindana tıkanların, katledenlerin ağlamalarını beklemek abesle iştigaldir.

Ama iş oy avcılığına, klikler arası çatışmanın bir parçası-oyunu olarak sahneye konan referandum için kitleleri etkileyip peşine takmaya gelince timsah gözyaşlarını akıtırlar. Hele ki gözyaşlarını döken sözde İmamlar ve yeşil kuşak ile BOP’ un koordinatörleri olunca bu daha da yüksek olasılıktır. Zaten Tayyip ağlama konusunda önderi Fettullah Gülen ile yarışır bu konuda.

Tayyip’in gözyaşları kesinlikle timsah gözyaşlarıdır ve oy avcılığı amaçlıdır. Zira dediğimiz gibi kendisi bu gözyaşlarını dökerken, Kürdistan’da operasyonlar hızını kesmeden devam ediyor, Kürt gençleri katledilmeye devam ediyor, Kürtlerin coğrafyası ateşler içinde yanıyor. İplerini saldığı itler sürüsü ya da provokatörleri Bursa mitinginde BDP Diyarbakır milletvekili Akın Birdal’a saldırıp yaralıyor. Bu gözyaşlarına inanmak mümkün müdür bunlara rağmen!

Ahmet Kaya’nın sürgünde ölmesinin nedeni bu düzen ve onun uşağı AKP ve Tayyip değil midir? Düzene muhalif tüm insanlar, kesimler ve örgütlerin yaşadığı acıların kaynağı olan düzen ve onun sorumluluk seviyesindeki insanların, bu acıların sonucuna ağlamaları inandırıcı olabilir mi? Elbette hayır.

Bu aşağılık düzen ve sonu yaklaştıkça bu türden “duygusal” sahnelerin tekrarlanması olasılığı artmaktadır. Düzen ortadan kalkmadıkça da bize, emeğe, emekçilere, ezilenlere ait değerlerin kullanılması da olasıdır. Bunun önünün kesilmesinin yolu bütün olarak burjuva kapitalist düzenin ortadan kaldırmaktır.



10.09.2010


Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 07:34 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

Gündüz idam propagandası gece Ahmet Kaya'ya göz yaşı

10.09.2010 - 10:45 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Başbakan Erdoğan hem MHP hem de BDP tabanına seslenmeye devam ediyor. Gündüz dilinden 'idam' kelimesini düşürmeyen Erdoğan, gece de göz yaşı dökebiliyor.
Bütün referandum mitinglerinde MHP'ye Abdullah Öcalan'ı neden idam etmediniz diye soran, klasik sağ seçmene komünistlerle ve Kürtlerle aynı oyu mu vereceksiniz diye propaganda yapmaktan geri kalmayan Erdoğan, dün İstanbul'da katıldığı mitinglerde aynı uslüp ve içerikle propaganda yaptıktan sonra gece katıldığı bir televizyon programında göz yaşları döktü.
Referandum çalışmalarının başladığı dönem Erdal Eren'in adını 'anarak' göz yaşları döken Erdoğan, dün de Ahmet Kaya'nın adını duyunca göz yaşlarını 'tutamadı'.
Programda, Erdoğan’ın ve Ahmet Kaya ile bir araya geldiği Cumhuriyetin 75. yıl dönümünde İstanbul’da düzenlenen bir etkinliğe ait görüntülere yer verildi. Kaya’nın "Şafak Türküsü" adlı eserini seslendirdiği görüntüleri izlediği sırada gözyaşlarını tutamayan Erdoğan, "Sağ olsun orada da bizi yalnız bırakmadı" dedi.
"Cezaevinde özgürlüğü daha iyi anladım"
Cezaevinde kaldığını hatırlatan Erdoğan, "Bu arada işte siz de birçok şeyleri öğreniyorsunuz. İşte o olmasaydı ben özgürlüğü bu kadar iyi öğrenemeyecektim. Ama süreç oldu, özgürlüğü daha iyi anladım" diye konuştu.
"Ahmet Kaya da o bizi gördüm"
"Sizi bu kadar duygulandıran, gözyaşlarınıza engel olamadığınız nokta nedir burada? Dönüp baktığınızda ne hissediyorsunuz?" sorusuna Erdoğan, su yanıtı verdi:
"Bir defa burada beni bir kenara koyalım, ben yok. Burada biz var çünkü ben merhum Ahmet Kaya’da o bizi gördüm. Ahmet Kaya, şahsımın dünya görüşünü bilen, tanıyan bir insandır. O, şiir okuduğu için özgürlüğü elinden alınan bir belediye başkanı için kalktı, oraya geldi. Türkiye bu kadar büyük bedeller ödememeliydi. Ama ne yazık ki Türkiye’ye bu bedelleri ödettiler."
Bugün hala bedel ödetmek isteyenlerin bulunduğunu iddia eden Erdoğan, "İşte şimdi şu anayasa değişikliği, bu bedel ödetmenin önüne geçiyor. Şimdi bundan rahatsız olan çevreler zaten ’hayır’da toplandılar, sıkıntı burada, bunu hiç hazmedemiyorlar. Merhum Ahmet’in oradaki yaklaşımı, sözleri, aynı şey Ali Sami Yen’deki, o çatalların, bıçakların, her şeyin o fırlatıldığı akşamdaki sözleri filan... Hakikaten izlediğinizde orada insan gözüyle baktığınız zaman şu andan daha farklı bir şey düşünmemiz mümkün değil" diye konuştu.
Ahmet Kaya’nın dünya görüşüne herkesin saygı duyması gerektiğine, bu konularda hakarette bulunulmaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bazı sanatçılar var, sanat adı altında bakıyorsun hakaret yapıyorlar, bu hoş değil. Eleştir ama hakaret etme. Ama Ahmet’te bu yoktu. Ahmet sanatını en güzel şekilde icra etmek suretiyle düşüncesini, sanatına yansıtan, şurada anne ile ilgili olan şeyi dinleyip de ağlamamak mümkün mü? Hele hele bir de ebediyete intikal eden anne, yaşayan anne bunlarla şöyle hemhal olmamak mümkün mü?"
Erdoğan belli ki, o gün Ahmet Kaya'ya çatal kaşık fırlatanların çoğunun şu an AKP'yi desteklediğini, o gecede saldırının başını çeken popçu Serdar Ortaç'ın AKP'ye çok yakın olduğunu da herkesin unuttuğunu sanıyor.
(soL - Haber Merkezi)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 07:35 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

Erdoğan'dan gözyaşlı oy avcılığı



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(10.09.10) - Son günlerde Kürt halkının ve devrimcilerin yaşadığı acıları kendince istismar eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir televizyon programında Ahmet Kaya görüntülerini görünce yine gözyaşlarını “tutamadı”.
Dün gece gerçekleştirilen bir programla hükümetin gayrı resmi yayın organı ATV’ye çıkan Erdoğan, Kürt halkına dönük oy avcılığına devam etti. Tescilli kalemşörlerden Mehmet Barlas ve Hasan Bülent Kahraman’ın yönettiği “Başbakanla Gündem Özel” programında Erdoğan, düzen içi çatışmadaki pozisyonlarını gerekçelendirmeye çalıştı ve refrandumda “evet” için bol bol propoganda yaptı.
Ahmet Kaya’da bizi gördüm!
Referandum mitinglerinden pek bir farkı olmayan programın ayırt edici yönü ise Erdoğan’ın Kürt halkının oyları için giriştiği “göz yaşı şovu” oldu. Tartışma sırasında sözüm ona Erdoğan’dan habersiz bir biçimde gösterilen Ahmet Kaya görüntülerini izlerken Erdoğan yine gözyaşlarını “tutamadı”! Programda, cumhuriyetin 75. yılı törenleri kapsamında İstanbul’da gerçekleştirilen bir konserin görüntüleri ekrana taşındı. Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve okuduğu şiir yüzünden aldığı ceza kesinleşmiş olan Tayyip Erdoğan’ın ve konsere katılan Ahmet Kaya’nın konuşmalarına yer verilen görüntülerde, Kaya “Şafak Türküsü” adlı şarkısını seslendirirken de gösterildi. Erdoğan ise timsah gözyaşlarını dökerken, Ahmet Kaya için “Sağ olsun orada da bizi yalnız bırakmadı” dedi.
Ahmet Kaya’ya sürekli olarak “Ahmet” diye hitap etmesi dikkat çeken Erdoğan, “Sizi bu kadar duygulandıran, gözyaşlarınıza engel olamadığınız nokta nedir burada?” sorusuna da Kürt halkının acılarını sömürerek cevap vermeyi tercih etti:
Bir defa burada beni bir kenara koyalım, ben yok. Burada biz var çünkü ben merhum Ahmet Kaya’da o bizi gördüm. O, şiir okuduğu için özgürlüğü elinden alınan bir belediye başkanı için kalktı, oraya geldi. Türkiye bu kadar büyük bedeller ödememeliydi. İşte şimdi şu anayasa değişikliği, bu bedel ödetmenin önüne geçiyor. Merhum Ahmet’in oradaki yaklaşımı, sözleri, aynı şey Ali Sami Yen’deki, o çatalların, bıçakların, her şeyin o fırlatıldığı akşamdaki sözleri filan. Hakikaten izlediğinizde orada insan gözüyle baktığınız zaman şu andan daha farklı bir şey düşünmemiz mümkün değil
Acıların sorumluları acılara çare olamaz
Sermaye sınıfının temsilcilerinden Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Kaya için timsah gözyaşları dökerken, Kürt halkına yönelik imha ve inkâr saldırılarına dayalı operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor, Türk ordusu Hakkari kırsalında 9 gerillayı katlediyor ve bunu protesto eden onlarca Kürt insanı gözaltı furyası ile yüzyüze geliyor. Dahası bu azgın saldırılar sırasında bir Kürt genci kurşunla yaralanıyor ve halen ölümle pençeleşiyor.
Kürt halkına yönelik saldırılardan ise en çok payını ise, Erdoğan'ın “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” hezeyanlarının eşliğindeki “Kadın da olsa, çocuk da olsa gözünün yaşına bakmayın” talimatına uygun olarak Kürt halkı yeni acılar yaşamaya devam ediyor.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 08:42 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

ERDAL EREN VE NECDET ADALI TAYYİP EFENDİNİN TİMSAH GÖZYAŞLARININ MEZESİ DEĞİLDİR


TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü meclis grup toplantısında referandum oyununa 12 Eylül Cuntasınca idam sehpalarında katledilen Erdal Eren’i ve Necdet Adalı’yı alet etmeye gayret eden bir konuşma yaptı. Sanki karşımızda Cuntanın işkence hanelerinden geçmiş, cunta ile gerçekten hesaplaşmaya niyetli görünüp; onların mektuplarını okudu, Şafak Türküsü şiirini okuyup ve arkasından da timsah gözyaşlarını döktü.

Referanduma Evet dedirtmek için türlü kıyafetleri giyinmeye çalışan, bir yandan da gerçekte canı yanmışları kendi safına çekmek isteyen Yeşil egemen klik, riyada sınır tanımadığını bir kez daha göstermiştir. 12 Eylülün piç çocuğu olan Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Eylül ve onun ardındaki güçlere karşı olması imkânlı değildir. Amerikan uşağı ve BOP koordinatörü bizatihi kendisi olan RTE’nin klik çatışmaları ve günü birlik politikalarına devrim yolunda toprağa düşmüş devrimcileri alet etmesi ilk değildir.

Daha önce Nazım Hikmet’ten tutun da Ahmet Kaya’ya Yılmaz Güney’den tutun da şimdilerde Erdal Eren’i diline dolayıp kullanmaya kalkması aşağılık düzenin çukurda sınır tanımamasının bir işaretidir. Ahlaksızlıkta, düşkünlükte, iki yüzlülükte, asmayalım da besleyelim mi zihniyetinin devamıdır, tam da 12 Eylül piç çocuğu olarak.

Zira Yeşil Kuşak projesi Amerikancı bir politika olup; 12 Eylülün zeminini yarattığı bir projedir. Şimdi bu söylemlerle değerlerimizi ağzında alması esasen, değerlerimize küfür niteliği taşımaktadır.

Bir MHP’li ile bir devrimciyi aynı zeminde ele almak bile başlı başına bir hakaret niteliği taşımaktadır. Zaten Erdoğan’ın da buna oynadığı, değer erozyonu amacı taşıdığı da kesindir. Zira Cunta generallerinin cezaevlerinde ki mahkûmlara dayattığı da bu idi. Karıştır-barıştır politikasının ekseni. Devrimci değerlere, ahlaka, kimliğe saldırıdır bu durum.

Başbakan RTE’nin devrimci değerleri ağzına alması ilk değil elbette. Bunun nedeni de TDH’nin yaratılan bu değerlere yeterlice sahip çıkamamasıdır. Sınıf mücadelesinde hala bir alternatif olamayış ve gerilik olmasındandır. Bu boşluğa yeşil-gerici egemen klik oynamaya çalışıyor, oynuyor. Elbette dolduramayacak ve timsah gözyaşları ile kullanma mantığı teşhir edilecek ve gereken yanıtlar verilecektir.

Ama önemli olan siyasal devrimci alanda boşluk bırakmamaktır. Bu aşağılık burjuva düzen ve onun aşağılık yöneticilerine bu boşluğu tanımamaktır. Devrimci değerlerimize, inançları uğruna idam edilmek ve ölmek dahil her şeyi göze alanlara layıkıyla sahip çıkmaktır önemli olan. Burjuvazinin kirli ve aşağılık ağızlarına bu değerlerimizi pelesenk haline getirmemektir öne çıkan.

Maalesef sınıf mücadelesi ve TDH bu noktalarda refleksini yitirdiği gibi, siyasal duruş ve mücadele geleneğine de sahip çıkmakta oldukça kötü sınavlar vermeye devam etmektedir. Aksi durumda RTE gibi bir aşağılık katliamcı, burjuva politikasının en aşağılık yüzlerinden birisinin ağzında değerlerimiz olmazdı.

En aşağılık işleri yapan AKP hükümeti ve RTE, gerilla cenazelerine işkence yapılmasını savunurken inanabilir misiniz ki Erdal Eren için üzülsün? Bu mümkün değildir. Ceylan Önkol’ları katleden ve Alaattin Karadağ’ı sokakta infaz eden cinayet şebekelerinin başı olan RTE’nin samimi olmasını bekleyebiliyor musunuz? Buna inanmak için safdil olmanın da ötesinde bir yerde olmak lazımdır.

Erdal Eren ve Necdet Adalı, kendi aşağılık düzenlerini yıkmak ve yerine insani-özgür-adil-eşitlikçi ve sosyalist bir dünya uğruna toprağa karıştılar. RTE, efendilerinin yaptığı katliamlara her daim örnek gözüyle bakmış, burjuva pragmatizmi ile makyavelizminin sınırlarını sonuna kadar zorlamış iflah olmaz bir gerici-faşisttir.

Burjuva faşist düzen ile onun en aşağılık temsilcisi olan RTE kliği ve hempasının çatışmalarının tarafı olarak değerlerimizi ayaklar altına almasına izin veremeyiz. Tarihin mezarlığına ve devrim yolunda düşenler ile aynı topraklarda olmamak kaydı ile düzeni ve onların uşaklarını göndermek için daha fazla irade, daha fazla mücadele ve daha fazla ileri çıkmaya.




20.07.2010



Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 08:45 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

AKP VE TAYYİPİN DİYARBAKIR MİTİNGİ ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKMADI


Uzun süredir beklentiler yaratılan 3 Eylül Diyarbakır mitinginden rutinin dışında bir şey çıkmadı. Ya da şapkadan her zamanki gibi tavşan yine çıkmadı. Başbakan Tayyip Erdoğan bugüne kadar yaptığı konuşmaların, Kürtleri ya da başka kesimleri kullanmak amacıyla sarf ettiği söylemler dışında bir şeyler demedi, diyemezdi de. Zira özellikle yaratılan beklentiler genel olarak eylemsizlik kararı ile birleşince ve Kürt Sorunu üzerine yeni bir şeyler bekleyenler, tavrını yine konuşmaya endeksleyenler sükûtu hayale uğradılar. Bu düzeni ve onun uşaklarını bugüne kadar tanımamış olanlar ve hala düzenden beklentisi olanlar açısından oldukça büyük bir hayal kırıklığı olsa gerektir bu durum. Ama komünist devrimci sınıf mücadelesi açısından bu durum hiçte şaşırtıcı olmadı.

Düzenin ve onun uşaklarından olan AKP hükümeti ile onun liderinin savaş, süre giden çatışmanın taraflarından oldukları, bu savaştan nemalandıkları, savaşın bitmesinden zerre kadar yarar görmeyeceklerini bilmek için allame-i cihan olmak lazım değildir. Kürdistan’da yürütülen kirli savaştan emperyalizm ile onların yerli uşaklarının faydalandıkları, BOP gereği bu orta yoğunluktaki savaşın sürmesinden yana oldukları, düzenin birçok sorununu ve yapısal krizi öteleyen de bir olgu olduğunu gayet iyi biliyor yönetenler. Bunu bilmeyen ve kabul etmeyenler ise Kürt-Türk vs birçok kesimden reformist, düzen içi beklentileri olan ve düzene yedeklenmiş toplumsal kesimlerdir. Devrimden, Kürt Halkının gerçekten özgür-bağımsız ve sosyalist devrimci bir Kürdistan hedefinden öcü gibi korkanlardır ancak bu beklentileri yayanlar.

Herkes, cümle alem de gördü ki TC Başbakanı veya Recep Tayyip Efendi şovenist-faşist-ırkçı-sömürgeci söylemin dışına çıkamaz. Ancak geniş Kürt yığınlarını aldatmak söylemine sarılabilir. Çeşitli sorun, kişi, ya da olguları ancak sistemin çıkarları gereği pragmatist bir biçimde kullanmaya çalışabilir ancak. Nitekim konuşmanın genel olarak özeti de budur zaten. Muhataplarına belden aşağı vurarak, dinleyicilerinin can alıcı sorunlarında demagoji yapmak. Tayyip efendinin imamlıktan gelme büyük yeteneğidir zaten. Diyarbakır mitinginde de bunu oldukça fazla yaptı.

Bu aşağılık düzenin bekçisi, düzenin yeni sonradan görme zengin sınıf sözcüsü Tayyip diline Ahmet Kaya’dan Şiwan Perwer’e, Ape Musa’dan Diyarbakır Cezaevine kadar birçok devrimci demokrat, ilerici vs değeri doladı durdu. Bunları demagojik bir biçimde kullanmaya çalıştı daha öncelerinde yaptığı gibi. Sanki bu gelişmeler ile bu kişilerin sonuçta başına gelenlerin müsebbibi kendi aşağılık düzenleri değilmiş gibi!

Bu değerlerin kullanılmasına devrimci komünist güçler, devrimci demokratlar ve Kürt Yurtseverlerinin izin vermesi olanaklı değildir. Diğer yandan faşist sömürgeciliğin vurucu gücü AKP ve Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır cezaevi ve onun tanıklıkları konusunu da kullanma mantığının karşılığında sadece cezaevinin yıkılacağı sözünün öne çıkması bile düzen ve onun uşağı Tayyip’in düzen dışında bir adım içinde olamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Zira dürüst-samimi bir anlayışın Diyarbakır Cezaevi ve yaşanılanları acıları ve sancıları ile anımsansın diyerek Müze yapması anlamlıdır. Aynen Madımak katliamına sahne olan Madımak Otelinin Müze yapılması talebi gibi bu talebin de düzen açısından ne anlama geldiği oldukça açık ve net bir biçimde orta yerdedir.

AKP, Tayyip Erdoğan ve taifesi BOYKOT’u kırmak için özellikle 3 Eylül Diyarbakır beklentisi yaratmaya gayret ettiler. Ve görüldü ki, düzen şapkadan asla savaş, Kürt Halkının kıyımı, yok edilmesi, iradesinin kırılması dışında bir şey çıkaramaz. AKP ve Tayyip Erdoğan düzenin savaşan Truva atıdır. Şimdi ki lider kadrosudur. Klasik asker-sivil bürokratik klik ile Kürt Sorunu ve Kürtler söz konusu olduğunda zerre kadar farkları yoktur. Çoğunda demokratiklik, demokrasinin turnusol kâğıdı görevi gören Kürt Sorunu bir kez daha mihenk taşı olmuş olup; egemen çevrelerin Kürt Halkının çıkarlarına değil tam tersine egemen emperyalist kapitalist düzene hizmet ettikleri açığa çıkmıştır.

Kürt Halkı bir kez daha düzen ve onun uşaklarının gerçek yüzlerini görmüşlerdir. Diyarbakır mitingi ve beklentilerin havada uçuştuğu tarih bir kez daha egemenlerin Kürt Halkına hiçbir şey vaat etmediğinin resmini çizmiştir.

Artık Kürt Halkı düzen ve onun uşakları ile yollarını ayırmak durumundadır. Bu referandum ve BOYKOT tavrı bu değişimin devrim lehine, Kürt Halkının gerçek kurtuluşu lehine gerçek bir kırılma noktası olmalıdır. Kürt Halkı ve onun lider güçleri, düzen ve onun çeşitli renklerden uzantılarının kullanabileceği bir figür olamaz, olmamalıdır.


03.09.2010


Mahmut Halil CAN ( Sendiren )


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 08:47 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

Başbakan canlı yayında ağladı!


Canlı yayında cezaevinde kaldığı günleri hatırlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Kaya'nın 'Şafak Türküsü' adlı eseriyle gözyaşlarını tutamadı. Erdoğan yine TÜSİAD'a sert çıktı.


Bu haberi önerir misiniz?

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Bu haberi 11.472 kişi okudu.
Son güncelleme: 09:45 TSİ 10 Eylül 2010 Cuma Yazı boyutu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yazdır [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Atv'de yayınlanan 'Gündem Özel' programının konuğu olan Başbakan Erdoğan, gazetecilerin referanduma ilişkin sorularını yanıtladı.

"İstanbul sermayesi ile çelişkiniz var. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sermayesi ne istiyor hükümetten" sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:

"İstanbul sermayesi bizimle [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] kazanmada anlaştı ama siyasette anlaşamadı. Çok da önemsemiyorum. Önemli olan benim milletimin sahip çıkması. Anadolu sermayesini de içlerine almadılar. Ama isteseler de istemeseler de, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'de sermaye ciddi manada el değiştirmeye başladı. Bu bizim için çok önemli bir güven kaynağı. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'nin dört bir yanında yatırımlar ve ihracat, 3-5 yıl öncesiyle mukayese edilmeyecek oranda arttı. Bu da [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sermayesini rahatsız ediyor."

'TÜSİAD kendine çeki düzen versin'
"Sermayeyi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ya da Anadolu diye ayırmak da doğru mu" soru üzerine Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:

"TÜSİAD'ın üyelerinin onurlarıyla oynamak istemem. Ben bir Konukoğlu ile iftihar ederim. Gaziantep'ten çıkmış ama dünya markası haline gelmiş. Vestel de aynı şekilde. Belki bir üslup, yaklaşım farkı olabilir. Doğrudur. Ama [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'ın da kendine çeki düzen vermesi lazım. Ben buradayım, böyle olur diyemez." [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'ın referandum konusunda kurumsal bir görüş açıklamamasını eleştiren Erdoğan, "Kapattık o defteri" dedi.

Ekranda Erdoğan'ı ağlattı
Erdoğan, 11 yıl önce cezaevine girmeden önce [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'da kendisi için bir [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] düzenlenmişti.

Erdoğan, konserde Ahmet Kaya'nın Şafak Türküsü şarkısını söylediği anki görüntüleri izlerken gözyaşlarını tutamadı.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 08:48 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

Timsah Gözyaşları

Kürt sorununda uyguladığı şiddet politikasıyla birçok sivilin ölümüne neden olan AKP hükümeti, Kürtlerin tasfiyesini meşrulaştırma peşinde.

KAN ÜZERİNDEN SİYASET

28 Mart 2006'da [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'da 4'ü çocuk 10 kişinin yaşamını yitirdiği olaylarda kadınlar ve çocukları hedef gösteren Başbakan Erdoğan, 3 Ocak'ta yaşanan patlamada ise yerel seçimleri kazanma pahasına sivil kayıpların kanı üzerinden siyaset yapma derdine düştü. Birçok patlamanın yaşandığı yerlerin başında gelen [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'a ilk defa çıkarma yapan devletin zirvesi, Kürt sorununun çözümü yerine 'kararlılığımız artmıştır' sözleriyle şiddeti tırmandıracaklarının altını çizdi.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'Yİ HALKTAN KOPARMAK

Bir süredir yürütülen tasfiye konseptinin bir ayağını askeri operasyonlar oluştururken, diğer önemli ayağını [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ile halk arasındaki bağı koparmak oluşturuyordu. Bu nedenle devletin zirvesi bu acı olaya 'mal bulmuş mağribi' edasıyla yaklaştı. Kürt sorununun demokratik çözümüne karşı yürütülen şiddetten birincil dereceden sorumlu olan Büyükanıt, Erdoğan ve Baykal'ın, halkı [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'ye karşı birlikte mücadele etmeye çağırması bu yaklaşımın sonucudur. 10'da

Patlamadan vazife çıkardılar

Kürt sorunundaki çözümsüzlük ısrarı çatışmaları derinleştirirken, yaşanan şiddet sivilleri de tehdit etmeye devam ediyor. Uygulamaya konan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'yi tasfiye planı ile pek çok sivilin yaşamına mal olan sınırötesi operasyonların ardından 3 Ocak'ta [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'da meydana gelen ve resmi açıklamalara göre 6 sivil yurttaşın yaşamına mal olan patlama bunun son örneği. İlk defa bir patlama sonrası Bölge'ye akın eden devletin zirvesi ise bu ölümleri durduracak bir çözüm yaklaşımı sergilemek yerine 'kararlılığımız artmıştır' sözleriyle şiddeti tırmandıracak çözümsüzlük ve inkar politikalarında ısrarcı olduklarının altını çiziyorlar. Askeri aracı hedef alan bombanın sivil insanların ölümüne yol açmasını, tasfiye planının güçlü argümanı haline getirme niyetlerini, Bölge ziyareti esnasındaki demeçlerinde açıkça ifade eden iktidar sahipleri tasfiye ve imha planlarına Bölge halkını da katmaya hazırlanıyorlar.

Koşuyolu'nda neredeydiler?

Olayın hemen ardından Başbakan Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve CHP Lideri Deniz Baykal'ın [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] çıkartması Bölge halkı üzerindeki siyasi oyunların ve tasfiye planının yeni bir aşamaya taşınması olarak yorumlanıyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'da son bir buçuk yıl içerisinde artan ve onlarca sivilin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırıların hiçbirinde devlet zirvesinin gelmemiş olması bu düşünceyi güçlendiriyor. Zira sadece son bir buçuk yıl içerisinde [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'da 4 bombalı saldırı meydana geldi. Bu patlamalarda biri polis toplam 17 kişi yaşamını yitirdi.

Bu olayların en büyüklerinden ilki 12 Eylül 2006 tarihinde Koşuyolu Parkı'nın kenarında Koşuyolu Caddesi'nde gerçekleşen bombalı saldırı oldu. Yoksul halkın yoğunlukla yaşadığı Bağlar'ın göbeğindeki saldırıda 6 aylık Abdullah, 4 yaşındaki Nazlıcan, 2 yaşındaki Nazar Çetinkaya kardeşler, 6 aylık Şilan, 8 yaşındaki Zilan, 10 yaşındaki Evin, 12 yaşındaki Mizgin Demir kardeşler ve anneleri Faide Demir'in yanında 14 yaşındaki Hasan Marangoz, 28 yaşındaki Rojhilat Aslan da yaşamını yitirdi. Patlamada 5 yaşındaki Barış Demir, Maide Çetinkaya ve Ali Haydar Kaplan ayağını, Emine Yetişecek ise sol elini kaybetti, onlarca kişi de çeşitli yerlerinden yaralandı. Saldırıyı derin devletle bağlantılı Türk İntikam Tugayı'nın (TİT) üstlenmesini devletin zirvesi 'hedef saptırılıyor' sözleriyle karşılarken, birkaç kınama mesajıyla yetindi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] halkını ayağa kaldıran olayın ardından ne Erdoğan, ne Büyükanıt, ne de Baykal kente gitmedi. Geçen 1.5 yıla rağmen devlet 8'i çocuk 10 kişinin ölümüne yol açan olayın faillerini de bulamadı!

Daha sonraları Gevran Caddesi'nde meydana gelen patlamada 6 kişi yaralandı. Yine 10 Ekim 2007 tarihinde Balıkçılarbaşı'nda polisle işbirliği yaptığı söylenen Mehmet Mazhar Toptancı'ya ait Güven Terzihanesi'ne bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda Hüseyin Özdemir adlı sivil polis memuru yaşamını yitirdi. Olay yerine giden bir panzerin sürüklediği 65 yaşındaki Emine Arık, feci şekilde can verdi. 4'ü çocuk 10 yurttaşın yaşamına mal olan 28 Mart olaylarında ise [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]lı kadın ve çocuklar bizzat Erdoğan tarafından hedef gösterildi. Bu olayların hiçbirinde Bölge'ye gitmeyen yetkililer, son olayın hemen ertesinde [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaretle birlikte bombalı geçmişin izlerini taşıyan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]lılar daha önceki tüm şiddet olaylarında yanlarında olmayan devletin bu defaki acil kucaklamasının nedenini de sorgulamaya başladılar.

Sivil ölümlerinden medet umuluyor

Tasfiye konseptinin önemli ayaklarından birini oluşturan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ile halk arasındaki bağı koparma hedefi bulunan devletin zirvesi bu acı olaya 'mal bulmuş mağribi' edasıyla yaklaştı. Olay sonrası [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'a gelen ve bugünkü şiddet ortamının birincil dereceden sorumlusu olan Büyükanıt'ın, da Erdoğan'ın da, Baykal'ın da halkı [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'ye karşı olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırması bu yaklaşımın somut ifadesi oldu. Bu çağrılar yaşanan acı olaydan özel savaş konseptinin güçlendirilmesi vazifesi çıkarıldığı anlamına da geliyor. Zira bir süre önce başlayan uluslararası tasfiye planının bir ayağını yoğun askeri operasyonlar oluştururken, diğer ayağını [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'nin halk desteğini ve bağını kesmek oluşturuyordu. Kürt sorununun çözümüyle ilgili değil, [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'nin tasfiyesiyle ilgili 'ETA'laştırma da dahil pek çok argümanı masaya koymuş olan devletin bu tasfiye planına göre en büyük ayakbağını [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'nin kitle tabanı oluşturuyordu. Bu çerçevede sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki bir dizi düzenlemeyi de gündemde tutan devlet, tasfiye konseptinin başarısı için psikolojik savaş araçlarına öncelikli rol biçtiğini duyurmuştu. Devletin zirvesinin [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'da yaşanan son patlamadaki sivil ölümlerini şiddet politikalarında ısrarın sonucu olarak ele almak ve payını görmek yerine, psikolojik üstünlük yaratma çabası olarak kullanmaya kalkması bu olayı da planın hizmetine sokma yaklaşımı olarak yorumlanıyor.

Büyükanıt 'muhbirlik' peşinde

Askeri servis aracını hedef alan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'daki patlamanın ardından çok sayıda askerin yaralanmasıyla kente ilk gidenlerden olan Büyükanıt, bildik söylemleriyle [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]lıların karşısına çıktı. Başından bu yana tasfiye planının başarısı için topyekžn mücadele talebinde bulunan Büyükanıt, söz konusu argümana Diyabakırlıları da katma çabasında bulundu. 'Halkımız duyarlı olduğu takdirde birçok işbirlikçi de yakalanabilir. Ufacık bir köy düşünün, orada kimin ne olduğu herkes tarafından bilinir. Eğer orda bir şey varsa ve bu deşifre edilmiyorsa terörle mücadelemiz zorlaşır' sözleriyle halkı [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ile savaşta muhbirliğe davet eden Büyükanıt, yaşanan acı olaydaki payını görmedi. 'Kararlılığımızı değiştirmeyiz, kararlılığımız daha da artar' sözleriyle yeni acılara davetiye çıkaracak nitelikte sözler sarfetti. Öte yandan bir süre önce 1984 yılından bu yana [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ile savaşta insanlığın yüksek değerlerini ellerinden kaçırdıklarıyla ilgili itiraftan kısa bir süre sonra yaşanan olayı bu değerleri yeniden 'ele geçirme' fırsatı olarak da değerlendirme çabasına girdi. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük ve barış gibi insanlığın yüksek değerlerini ifade eden kavramları kendilerinin değil de [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'nin kullanıyor olmasına hayıflanan Büyükanıt, yaşanan bombalamanın, uyguladıkları şiddet ve çözümsüzlük politikalarıyla bağını kurup olaydaki payını üstlenseydi belki bu değerleri ilk defa 'ele geçirmiş' olacaklardı. Ancak şiddet kararlılığıyla Bölge'den ayrılması bu söylemin halen Genelkurmaylık cenahında hayıflanma olarak kalacağına işaret ediyor.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], 28 Mart'ı unutmadı

28 Mart 2006'da kimyasal silahların kullanıldığı bir operasyonda yaşamını yitiren 14 gerillanın cenazesinde meydana gelen ve 4 gün süren, 4'ü çocuk 10 yurttaşın yaşamını yitirmesi ve yüzlerce çocuğun karakolda işkenceye maruz kalmasıyla sonuçlanan olaylar esnasında çocuk ve kadınları hedef alan konuşmasıyla tepkilerin odağı olan Erdoğan, ziyaretinde operasyonların artacağı mesajını vermekten çekinmedi. 28 Mart olayları sırasında 'Buradan annelere, babalara sesleniyorum... yarın ağlamanız boş yere olacaktır. Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun gerekli müdahale ne ise bunu yapacaktır. Bunun böyle bilinmesini istiyorum' diyen Erdoğan'ın bu defa 'Masum insanların gencecik çocukların hayatına kast ederek, hiçbir şey elde etmeleri mümkün değildir...' sözleri, takiyyecilikte ne denli ileri olduğunu da gösterdi. Terörü, hedefler arasında hiçbir ayrım yapmama hali olarak tanımlayan Erdoğan'ın kendisinin hedef gösterdiği, polisin kullandığı 'güç' nedeniyle 4'ü çocuk 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan 28 Mart olaylarının izahını [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]lılara hangi tanımlamayla yapacağı ise merak konusu.

Patlamanın yarattığı sonuçta hükümetin yürüttüğü şiddet politikalarının payını görmekten uzak olan Erdoğan, ziyaretiyle [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]lıların acısı üzerinden siyasi rantçı bir söylem kullanmaktan da çekinmedi. 22 Temmuz seçimlerinin ardından Bölge'nin temsilcisi olma iddiasındaki bir partinin lideri ve ülkenin Başbakanı olarak, şiddet ve çözümsüzlük konseptinin acı sonuçlarını giderecek en ufak bir söylemde bulunmak yerine olayı AKP'nin Kürtlerin siyasi temsilciliğinin teyidi olarak yorumladı. Söylemlerinin büyük kısmı belediye seçimlerinde Kürtlerin kalesi olan [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'ın alınmasına dönük yatırım niteliği taşıdı. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ile savaşta kararlılıklarının arttığını söyleyen Erdoğan'ın Kürt sorununun çözümüne dönük olarak anadilde eğitim ve yayın taleplerinde bulunan STK'lere 'Sorumluluk mevkiinde değilsen atış serbest! Bekara karı boşamak kolay!' sözleriyle yanıt vermesi çözüme ne denli uzak olunduğunu da gösterdi. Ziyareti esnasında [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'yi yenmenin yolunun daha çok demokrasi olduğunu dilinden düşürmeyen Erdoğan'ın bu en basit kültürel taleplere dahi gösterdiği tahammülsüzlük, Kürt sorununu halen 'terör' sorunu olarak ele aldığının göstergesi olurken, demokrasi takiyyeciliğinin de son örneği oldu. 'Herkesin buna göre davranması, hesaplarını buna göre yapması gerekir' sözleriyle adeta halkı saf belirlemeye davet eden Erdoğan'ın, olayın yarattığı acı üzerindeki pragmatist yaklaşımı dikkatlerden kaçmadı.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] onu çoktan unuttu

Bombalamanın ardından gerçekleşen en ilginç ziyaretlerden biri de anamuhalefet partisi CHP'nin lideri Deniz Baykal'a aitti. Kürt sorununda akılalmaz uzlaşmazlığıyla tanınan, Kürt sorunu konusunda milliyetçi söylemlerle etnik siyasetçiliğin naçiz örneklerinden birini sergileyen Baykal'ın ziyaretini en fazla da [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]lılar garipsedi. Bu nedenle olsa gerek Sezgin Tanrıkulu'nun 'Kürt sorunu politikanız dışlayıcıdır. Annem bile televizyonda sizi gördüğü zaman 'Bu Baykal bizden ne istiyor' diyor.' sözleri Baykal'ın Kürtler cephesinden nasıl algılandığının özeti oldu. 6 yıldır Bölge'ye gelmeyen, Kürtlerle ilişkilenemeyen Baykal'ın patlamayla Bölge'ye gelmesi Kürt sorununun çözümsüzlüğünden ve yaşanan acılardan sorumlu Türkiye siyasetçilerinin durumdan vazife çıkarma girişiminin son örneği oldu. Kürt sorununda yaşanan ağır inkarın en önemli aktörlerinden olan ve patlamaya yol açan 'sınırötesi operasyon' gerekçesini yaratmak için canla başla çalışan Baykal'ın 'Çerkesler, Arnavutlar kendisini Türk hissediyor, Kürtler neden kendisini Türk hissetmiyor' hayıflanması ise gezisine damga vuran sözlerden oldu. Kürt sorununun inkarıyla bir yere varılamayacağını 22 Temmuz seçimlerinde Bölge'den oy alamamak pahasına anlayan Baykal'ın ziyaret esnasındaki söylemleri 'nikare bi kerê dibaze kurtan'* özdeyişini hatırlattı.

Bazı patlamalar sonucu yaşanan sivil ölümleri

15 Temmuz 2004'te Hakkari'de Kıran Mahallesi'nde Hacı Demir yönetiminde seyir halindeki bir otomobilde patlama oldu. Olayda 3 kişi yaralandı. Bu tarihten itibaren Şemdinli'ye uzanan sayısız patlama meydana geldi. 20 Temmuz'da Yüksekova Lisesi Lojmanı önünde bulunan çöp kutusu önüne bırakılan bombanın patlamasıyla bir kişi yaralandı.

29 Temmuz 2004'te Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'nda görevli astsubaylar Şevket Kaygusuz ve Burhan Baykal'ın araca bindikleri esnada, önceden yerleştirilen bomba uzaktan kumanda ile patlatıldı. Olayda 2 asker öldü, 3 kişi yaralandı.

6 Ağustos 2004'te Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı Askeri Gazinosu ile askeri misafirhane arasındaki bölgeye bırakılan patlayıcı maddenin patlaması sonucu 5 asker yaşamını yitirdi. Bu olayın ardından kendine BŞKYK (Beş şehidimizin kanı yerde kalmayacak) adını veren paramiliter bir grup bir dizi bombalama olayı gerçekleştirdi.

1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Şemdinli'de kurulan Barış Çadırı yakınında patlatılan bomba 1'i ağır 5 kişinin yaralanmasına yol açtı. Aynı gün Yüksekova'da Akarsu İş Merkezi'nin bodrum katına yerleştirilen bomba da patladı.

15 Eylül ve 28 Ekim 2004'te Yüksekova'da Zagros İş Merkezi bombalandı.

1 Kasım 2004 tarihinde Şemdinli'de gece geç saatlerde jandarma lojmanlarının yanına park eden 150 Kg TNT yüklü araçta büyük bir patlama meydana geldi. 3 polis, 4 asker olmak üzere toplam 23 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı. 67 ev ve işyeri hasar gördü. Patlamanın olduğu gece askeri lojmanların boşaltılmış olması dikkat çekti.

9 Kasım 2004'te Şemdinli'de Umut Kitabevi'ne 2 adet el bombası atıldı. Kitabevinin önünde inceleme yapan savcıya da ateş açıldı. Olayda Zahir Korkmaz ve Ali Yılmaz isimli iki yurttaş yaşamını yitirdi. Halk Ali Kaya ve Özcan İldeniz isimli iki astsubayı ve itirafçı Veysel Ateş'i suç üstü yakaladı. Olay kamuoyunda 'devlete suçüstü' olarak yorumlandı ve heyecan yarattı. Ancak Yaşar Büyükanıt'ın Ali Kaya için 'Tanırım, iyi çocuktur' demesi üzerine davanın seyri değişti. Suçüstü yakalananlar beraat ederken saldırıya uğrayan Umut Kitabevi'nin sahibi Seferi Yılmaz yargılandı, devletin paramiliter güçlerine işaret eden savcı iddianamesi dolayısıyla görevden alındı.

15 Kasım 2004'de 'Suç üstü yakalanan' devletin tutumunun ve Şemdinli olaylarının protesto edildiği Yüksekova'da uçaklar alçak uçuş yaptı. Halkın üzerine ateş açılması üzerine 5 kişi hayatını kaybetti, 32 kişi yaralandı. Ertesi gün Hakkari'ye sıçrayan olaylarda yine halkın üzerine ateş açıldı. 15 kişi yaralandı.

20 Kasım 2004'te itirafçı ve korucular Silopi Emniyet Müdürlüğü'ne el bombası ile saldırı gerçekleştirirken yakalandılar. Ardından Silopi'de bir mağazaya bombalı saldırı gerçekleştirildi

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]'in Hozat ilçesine bağlı Boydaş köyünde 27 Eylül 2007'de asker saldırısı sonucu Bülent Karataş öldürüldü, Ali Rıza Çiçek yaralandı. Sivil ve silahsız olan bu yurttaşlar Genelkurmay tarafından 'terörist' ilan edildi.

29 Eylül 2007 tarihinde Beytüşşebap'ın Hemka köyünde 12 sivil yurttaş minibüs içerisinde katledildi. Minibüsün saldırıya uğradığı yerin askerlerin bulunduğu alana yakın olması ve aynı saatte bir helikopterin olay yerine gelmiş olması gözleri askere çevirdi. Olay 1994'te yaşanan ve 11 kişinin minübüste yanarak ölmesiyle sonuçlanan Güçlükonak katliamını hatırlattı. O saldırı da asker kaynaklı paramiliter çete örgütlenmelerce gerçekleştirilmişti.

YÜKSEL GENÇ
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2010, 09:07 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tayyip’in dinmeyen gözyaşlarındaki timsahlık ve oy avcılığı

Kışanak: Operasyonlar Erdoğan'ın bilgisi dahilinde yapılıyor

ANF
15:34 / 10 Eylül 2010
AMED - 12 Eylül'de yapılacak anayasa referandumunu boykot çalışmaları kapsamında Diyarbakır'ın ilçelerinde vatandaşlarla bir araya gelen BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, son zamanlarda yapılan operasyonların Başbakan Erdoğan'ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini belirtti.

BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, referandum gezileri kapsamında Diyarbakır'ın Lice ve Hani ilçelerini ziyaret etti. Hani İlçesi girişinde BDP Hani İlçe yöneticileri tarafından karşılanan Kışanak, ve beraberindekiler ilçe merkezinde dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Bir kahvehanede vatandaşlarla bir araya gelen Kışanak, Hakkari'deki askeri operasyonu protesto ederek, "Bu hayırlı günde, Kürt halkına bayramı haram ettiler. 3 gün önce Hakkari'de 9 Kürt genci infaz edildi" dedi.

Şeyh Sait'ten bu yana Kürtlere hep ölüm dayatıldığına dikkat çeken Kışanak, "Bayramda, yani bu kutsal günde ateşkes ilan eden kişilerin üzerine panzer ve bombalarla gidiliyor. Son bir ay içerisinde 30 gerilla yaşamını yitirdi. Nerede başbakanının Müslümanlığı" diye sordu.

Son zamanlarda yapılan operasyonların Başbakanının bilgisi dahilinde olduğunu kaydeden Kışanak şöyle konuştu: "Bunlar hepsi kontrollü bir merkezden yönetiliyor. Hakkari'de uzman çavuş, 15 yaşındaki çocuğun kafasını hedef alarak ateş ediyor" dedi.

Hakkari Valiliğinin konuya ilişkin açıklamasını "komik" olarak nitelendiren Kışanak, "Çocuk şu anda Van'da ölümle pençeleşiyor. Ama valilik, açıklamasında 'uzman çavuş havaya ateş açtı'. diyor. Bu çocuk havada mıydı ki bu kurşun kafasına isabet etti" dedi.

Kışanak ve beraberindeki daha sonra Lice'ye geçti. BDP İlçe binası önünde bir araya gelen yüzlerce kişiye hitaben konuşan Kışanak, Hakkari'deki operasyonunun hükümettin sorumluğunda olduğunu söyledi. Kışanak'ın konuşmasının ardından yüzlerce kişi çarşı merkezine kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte sık sık, "İntikam", "PKK halktır halk burada" sloganları atıldı. Yürüyüşe esnaflar da alkışla destek verirken, helikopterlerin kitlenin üzerinden alçaktan uçuşu yapması dikkat çekti. Kışanak ve beraberindekiler buradaki programlarının ardından Kulp İlçesine geçti.

ANF NEWS AGENCY
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
avciliä�i, avcılığı, dä°nmeyen, dinmeyen, gã�zyaå�larindakä°, gözyaşlarındaki, tä°msahlik, tayyä°pâ��ä°n, tayyip’in, timsahlık


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yürü bre tayyip paşa , yeni osmanlı bop’un ağasıdır Mahmut Halil CAN ORTADOĞU VE DÜNYA DEVRİM HAREKETİ 0 06-25-2009 09:03 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:50 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,