![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
TEKEL İŞÇİLERİ DEVRİMCİ PROLETARYANIN MUM IŞIĞI OLUYOR
Yaprakların Anadolu cephesinde işçi sınıfı cephesinde kıpırdamadığı bir süreçte Tekel İşçileri bu ülkede sınıfsal olarak geleceği, hak-hukuk-adalet-eşitlik-özgürlük vs gibi şeyleri temsil eden bir sınıfın olduğunu hatırlattılar çok değişik kesimlere. Yılların kurt tadında puslu havalarında yitip giden direnişlerin ardından Tekel İşçileri yılmaz, usanmaz, bıçak kemikte direnişin bir simgesi oldular toplumun değişik kesimlerinde. Hem de birçok mesajı kendi içinde taşıyarak. Özelleştirmelerle birlikte kapı önlerine konulmak istenen ya da 4-C yasasıyla işsizlik ile açlık ikizkenar üçgenine mahkûm edilmek istenen yaklaşık 12 bin işçinin sesi oluyor Tekel işçileri. Aslına bakılırsa milyonlarca işçinin ama kendi çaplarında düşünüldüğünde mevcut kesimlerini. Ama işsizlik, yoksulluk, açlık, sefalet vs içinde yaşam mücadelesi veren milyonların sesi durumunda oldular şimdiye kadar. Elbette diğer yandan kendilerinin maruz bırakılmak istendiği durumda olan İstanbul Belediyesi İtfaiye İşçileri ya da Demiryolu çalışanlarının direnişleri de bu direnişi besleyen bir yerdedirler. Demiryolu çalışanlarının geçici olarak işlerine dönmüş olmaları direnişin ana öğesini değiştirmemekle birlikte, İtfaiye işçileri yılbaşından itibaren işsiz kalmış olacaklardır. Tekel işçileri, işçi sınıfının mücadelesinin nasıl olması gereği üzerine oldukça güzel örnekler sunmaktadırlar. Direnmede ve hak kazanmada ısrarın, kararlılığın öneminin altını çiziyorlar. Düzenin tüm saldırılarına karşın direnişi devam ettirmedeki ısrarın diğer toplumsal kesimleri de harekete geçirme duruşunu sağlayacağının da altını çizmiş oluyorlar. Bir gün değil, her gün eylem ve her gün ateş demenin direnişin devamlılığında etkili olduğunun da kararlılıkla altını çiziyorlar. Tekel işçileri direnişi sürdükçe, sınıf mücadelesi ölü toprağını üzerinden attığı gibi, değişik toplumsal kesimlerin duyarlılıkları ile sürece katılımlarını sağlıyorlar, sınıf mücadelesinin ateşli harcı içinde kendilerine yer açıyorlar. Faşist düzenin kolluk güçlerinin saldırılarına karşı, en amansız silahlarına karşı bile direnişi sürdürmeye çalışıyorlar. Bu anlamda da direniş mevzilerinde nasıl savaşılacağı, saldırılara karşı her aracın nasıl kullanılacağına dair birçok deneyim sunmaktadırlar. Ufak gölcüklerin bile nasıl bir mücadele aracına dönüştürüldüğü gibi. Kar-kış ve soğuğa rağmen direnişin nasıl örülmesi gereğine ilişkin olarak ta. Bir diğer önemli başlık konusu da elbette bu sınıf bölüğünün nitel durumu ile şu anda düzenin kışkırtmaya çalıştıkları üzerinedir. Zira son zamanlarda düzenin sınıf içinde şovenist-ırkçı gericiliği provoke ederken, Anadolu’nun her yerinden gelen Kürt-Türk-Laz-Çerkez-Abhaz-Ermeni vs tüm etnik kimliklerden işçilerin işi-aşı-ekmeği-geleceği uğruna mücadelede nasıl yekvücut olduklarının da bir görüntüsü ve aynasını sunuyor. Bu da sınıfsal temelin mi, yoksa etnik temelin mi esas olduğunun da bir kanıtını sunduğu gibi, sınıfın dil-din-ırk-cinsiyet gibi ayrımlara tabi tutulmadan maruz kaldığının aynı olduğunun da şahididir. Tekel işçileri, diğer yandan sendika ağaları ile bürokratlarının da nasıl eylemlerle, disiplinle sıkıştırılıp mecbur kılınacağının; sınıf mücadelesi önündeki engel durumlarının lokal anlamda nasıl egale edilebileceğinin de işaretlerini vermişlerdir. Zira sendikal bürokrasi ve sendikal ağalığa kalsa idi; çoktan eylem bitirilmiş idi. Zira tüm düzenin baskısına, Bakanından Başbakanına kadar, faşist-gerici polis kolluk güçlerinden şovenist -provokatif girişimlere kadar direnişin gerilememesi, sürmesi bu bakımdan oldukça önemlidir. Tekel işçilerinin bu sessiz-sedasız, sınıfın esemesinin okunmadığı bir ortamdaki direniş ve mücadeleleri, sınıfın diğer bölükleri ile toplumsal olarak diğer kesimlere anlamlı mesajlar göndermektedir. Sınıfın uyuşturulmuş beyinlerine umudun, direncin, ateş ile barutun kokusunu taşımaktadır. Tekel işçileri, bir mum ışığı yakmışlardır hara ihtiyaç duyan. Çırağ gibi ateşi harla newroz ateşlerine taşıyan işçi sınıfına öncü olmaktadırlar Tekel işçileri. Ama her şey bir yana sınıf mücadelesinin komünist devrimci sınıf öncüsüne ihtiyacı da bir o kadar açığa çıkmaktadır. Sınıfın komünist devrimci sınıf partisine gereksinimi ve onun siyasal öncülüğüne açlığı gün geçtikçe daha da açığa çıkmaktadır. Sınıfın komünist devrimci sınıf öncüsünü yaratmak ve sınıfla bütünleştirmek için mücadeleden başka bir yol yoktur. 20.12.2009 Mahmut Halil CAN ( Sendiren) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 5 Kisi: | Chelikkanat (12-29-2009), kuzeyberdan (12-27-2009), senol (12-27-2009), Serife Can (12-27-2009), WeLa_SuRI (01-08-2010) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Tekel'de 13. gün; öfke, isyan, gözyaşı
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ANKARA- Tekel direnişinde bugün Başbakan'a öfke, uyarı vardı, gözyaşı vardı. Direniş 13. gününde. Dayanışma büyüyor. Tekel işçileri hala dimdik. Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, hükümete uyarıda bulundu, tam gün genel grev işaretleri verdi. Türkel'den “anlaştık” diyen Başbakan'a tepki Tekel işçilerinin direnişi 13. gününe girdi. İşçilerin, kara kışa rağmen Türk-İş genel merkezi önünde bekleyişi sürüyor. Diğer illerden katılımlarla süren direnişte işçiler, bugün Başbakana ve Hükümete ateş püskürdü. Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, “Yöneticilerle anlaştık” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan'a tepki gösterdi. Türkel, “Hodri meydan” şeklinde seslendi. Türkel, “Yalan söylüyor. Hafızanızı bir kez daha zorlayın. O zaman Başbakan, işçiler başka fabrikada çalışor. 4/C falan demiyordu” dedi. Türkel, günlerdir direndiklerini kaydetti, “Bizi test etmeyin” uyarısında bulundu, “Sabrımızı zorlamayın. büyük direnişi başlatırız. Kimse bizi test etmeye kalkmasın. Bunu yapacak gücümüz var” diye konuştu. Mustafa Türkel, Türk-İş Başkanlar Kurulu'nun her hafta bir saat artarak sürecek olan işe bırakma eylemi için, “Genel grev saatle başladı” dedi, tam güne dönüşeceğini belirtti. Tek Gıda-İş Başkanı, bu mücadelenin artık Türkiye işçi sınıfının mücadelesi olduğunu kaydetti, “4/C'ye razı olmayacağız. Geri adım atmayacağız” dedi. Çocukları gibi sarıldılarTekel işçilerini bugün Nazım Hikmet Çocuk Kumpanyası ile 4 yıldır barınma hakkı mücadelesi veren Dikmen Vadisi halkından kadınlar ziyaret etti. Nazım Hikmet Çocuk Kumpanyası'nın ziyaretinde, duygulu anlar yaşandı, işçiler gözyaşlarını tutamadı, isyan etti. Çocuklar, “Biliyoruz çocuklarınızı özlediniz. Biz de sizin çocuklarınızız” dediler. Bir Tekel işçisi, çocuğa sarılıp ağlamaya başladı. Bir çok işçinin gözyaşlarını tutamadığı andan sonra işçiler, Başbakan'a ateş püskürdü. İşçiler, “Günlerdir burada bekliyoruz. Bu mu vicdan” şeklinde isyan etti. Yük kadınların omuzlarında Dört yıldır evleri yıkım tehdidi altında yaşayanr Dikmen Vadisi halkından kadınlar da Tekel işçilerini yalnız bırakmadı. Dikmenli kadınlar, AKP Belediyenin evlerini yıkmalarına karşı birleştiklerini, bir araya geldiklerini ifade etti, “Birbirimize destek olursak kazanacağız. Burada en büyük iş kadınlara düşüyor.” dedi. Dikmenli kadınlar, Tekel işçileri ile yan yana olmayı sürdüreceklerini ifade etti. ATILIM
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (12-27-2009), WeLa_SuRI (01-08-2010) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Bursa’da TEKEL işçileriyle dayanışması eylemi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (26.12.09) – Özelleştirme sonucu işyerlerinin kapatılması ve özlük haklarının gasp edilmesine karşı başlattıkları direnişlerini kararlılıkla sürdüren TEKEL işçileriyle sınıf dayanışması artarak büyüyor. Bursa’da bir araya gelen ilerici devrimci kurumlar, TEKEL işçileriyle bir dayanışma eylemi gerçekleştirerek tüm işçi-emekçileri direnişi sahiplenmeye ve büyütmeye çağırdılar. Saat 14.00’da Osmangazi Metro İstasyonu önünde toplanan kitle, “Tekel işçileri yalnız değildir! Yaşasın sınıf dayanışması!” pankartı açarak sloganlarla Kent Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Canlı ve coşkulu sloganların atıldığı yürüyüş boyunca ajitasyon konuşmalarıyla Bursalı işçi ve emekçiler mücadeleye çağrıldı. Kent Meydanı’na gelindiğinde kurumlar adına konuya ilişkin ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada, 80’li yıllardan itibaren başlayan özelleştirme saldırısıyla birlikte kamu kuruluşlarının sermayeye peşkeş çekilerek işten atma, taşeronlaştırma, ücret düşürme vb. saldırıların birer birer hayata geçirildiği vurgulandı. “İşçi ve emekçiler özelleştirmenin yıkıcı sonuçlarını bugün daha yoğun bir şekilde yaşamaktadırlar. Bugün TEKEL işçilerinin durumu özelleştirme saldırısının sonuçlarını tüm boyutlarıyla bizlere göstermektedir” denilen açıklamada, hükümetin TEKEL işçilerinin fabrikalarının kapatılmasına karşı verdiği mücadeleyi boğmaya çalıştığı, ortaya çıkan durumun devletin direnişe ve sınıf mücadelesine karşı olan tahammülsüzlüğünün bir göstergesi olduğu ifade edildi. Fabrikalarının kapatılmasına, iş akitlerinin Ocak ayı sonunda feshedilmesine ve özlük haklarının gasp edilmesine karşı direndikleri için kolluk güçlerinin vahşi saldırılarına maruz kalan TEKEL işçilerinin tüm bu baskı ve tehditlere rağmen mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüğü söylendi. Kürt halkına yönelik saldırıların yoğunlaştırıldığı şu günlerde, halkları birbirine kırdırmak isteyenlere karşı en iyi cevabın TEKEL işçilerinden geldiği vurgulanan açıklamada “Türk- Kürt burada, AKP nerede?” gibi dövizler açan işçilerin, halkların kardeşliğinin somut bir örneği olduğu dile getirildi. “Direnen TEKEL işçileri, tüm işçi-emekçilere saldırılar karşısında pratikte izlenmesi gereken yolu göstermektedir. Özelleştirmelerle sermayeye yeni talan alanları açılmasına ve işçilerin işten çıkarılmasına karşı yapılacak tek şeyin eylemli ve fiili meşru bir direniş örmek olduğunu göz önüne serdiler” denilen açıklama, “TEKEL işçilerinin direnişi tüm işçi ve emekçilere de sorumluluklar yüklemiştir. Direnen TEKEL işçilerine verilecek destek işçi-emekçilerin zorunlu bir görevidir. Çünkü TEKEL işçilerinin kazanımı tüm işçi sınıfının kazanımı olacaktır. TEKEL işçileriyle yükseltilecek sınıf dayanışması da bunda önemli bir rol oynayacaktır” sözleriyle son buldu. BDSP, BATİS, BAMİS, DBH, DÖH, ESP-G, SDP, Sosyalist Parti, Partizan, TÖP ve ÜRÜN’ün örgütlediği eylem boyunca ‘TEKEL işçisi yalnız değildir!’, ‘TEKEL işçisi direnişin simgesi!’, ‘İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!’, ‘Yaşasın sınıf dayanışması!’ ve ‘Her yer TEKEL, her yer direniş!’ sloganları atıldı. Eyleme çevredeki birçok emekçi de alkışlarıyla destek verdi. Kızıl Bayrak / Bursa
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (12-27-2009), WeLa_SuRI (01-08-2010) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Tekel işçisi sağlığını kaybetti, direncini kaybetmedi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Özelleştirme sonrası işlerini kaybeden Tekel işçileri şimdi de sağlıklarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya. Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelerek 12 gündür seslerini duyurmaya çalışan Tekel işçileri bir taraftan da sağlık problemleriyle uğraşıyor. Beton üstünde geceleyerek mücadele veren Tekel işçileri, solunum yolu enfeksiyonu, kas ve eklem ağrıları, ayaklarında apse ve tansiyon gibi rahatsızlıklarla boğuşuyor. Bu rahatsızlıklarına rağmen yaklaşık 12 bin kişiyi bulan Tekel işçileri mücadelelerini sürdürmekte kararlı. Adana, Urfa gibi Türkiye’nin farklı illerinden Ankara’ya gelen ve ilk günler Türk-İş’te kalan işçiler, Türk-İş’in faaliyetlerin aksaması gerekçesi ile başka sendikaların misafirhanelerine yerleştirildi. Ancak, misafirhanelerde sadece 400’e yakın işçiye yer bulunurken, kalan binlerce işçi ya sendikaların konferans salonu ve bodrum katı gibi yerlerinde ya da koridorlardaki beton zeminin üzerinde sabahlıyor. Son derece kötü koşullarda yaşam savaşı veren işçilerin, sağlık problemlerinde de sorunlar her geçen gün artış göstermeye başladı. Yorgunluk had safhada Radikal’e bilgi veren Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kerim Bora Yılmaz, özellikle işçilerde, alanlarda yüksek sesle bağırmak ve ayazda beklemekten dolayı solunum yolu enfeksiyonları ile karşılaşıldığını söyledi. Dr. Yılmaz, ayrıca 12 gündür betonun üstünde yatan, bazen ayakta geceyi geçiren işçilerden bazılarının, vücut direncini yitirmesi nedeniyle yere düşerek kaşları patlayanların olduğunu söyledi. İşçiler arasında uzun süre ayakta kalmalarından dolayı ayaklarında apse nedeni ile tedavi olanların sayısının arttığına dikkat çeken Yılmaz, şunları söyledi: “Bu rahatsızlıklarına rağmen işçiler mücadelelerini sürdürmekte kararlı. İşçilerin hastalıklarından dolayı geri dönme niyeti yok. Bunlar sadece soğuktan kaynaklı sorunlar ve üzüntü yaşamıyorlar. Ancak işçilerin soğukta kalmaları ve miting sırasında yüksek sesle bağırmalarından dolayı solunum yolu enfeksiyonu rahatsızlığı ortaya çıkıyor. Kronik hastalıklar arttı Ayrıca tansiyon gibi bazı kronik problemleri olanların rahatsızlıkları artış gösterdi. Ankara Hekim Odasından ve Türk Eczacılar Odasından ilaçlar temin ediyoruz. Soğuktan dolayı kas ve eklem ağrıları meydana gelebiliyor. Gece sendikada kalanlar boyunlarında bellerinde ağrılar oluyor.” Banyo yapmak lüks Zor şartlarda mücadelelerini sürdüren işçilerin bir kısmı 12 gündür hiç banyo yapamamış. Yaklaşık 12 bin kişiyi bulan işçilerin bir kısmı dönüşümlü olarak Ankara’da bulunuyor. Dün Adana’dan gelen bazı işçiler diğer şehirlerden gelen arkadaşlarından nöbeti devraldılar. İşçilerin büyük bir çoğunluğu izin problemi yaşarken, şehir dışından Ankara’ya gelen işçiler bu sorunu ücretsiz izine çıkarak ya da rapor alarak aşmaya çalışıyor. Tekel işçilerine Ankara’ya geldikleri ilk günler sokaklarda kaldı. Türk-İş Sendikası işçileri sokakta bırakmamak için kapılarını açtı. Ancak, bu durumda sendikanın faaliyetlerinin aksamasına neden oldu. Bu durum karşısında önlem almaya çalışan Türk-İş, işçileri binadan çıkartarak, bir kısmını diğer sendikaların misafirhanelerine yerleştirdi. Ancak misafirhanelerde sadece 500 kişinin yerleştirilebildiği ve bunların çoğunun da kadınlardan oluştuğu belirtiliyor. Erkek çalışanların büyük bir çoğunluğunun ya dışarıda ya da sendika binasının zemin katlarında kaldıkları ifade ediliyor. İşçiler mücadelenin süreceğini belirtiyor. Radikal / 27.12.09
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (12-27-2009), WeLa_SuRI (01-08-2010) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Entes direnişinden TEKEL'e destek
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (26.12.09) – Ankara'da direniş ateşini yakan TEKEL işçilerine Entes direnişinden destek geldi. 227 gündür Entes patronunun işten atma saldırısına karşı direnen Gülistan Kobatan ve üyesi olduğu OSB-İMES İşçileri Derneği, Tekel işçileriyle dayanışmak için 26 Aralık günü eylem gerçekleştirdi. Taksim Tramvay Durağı'nda saat 12.30’da biraraya gelen dernek üyeleri, “Entes’te Tekel’de direnen işçiler yol gösteriyor / OSB-İMES İşçileri Derneği” pankartını açtılar. İşçiler çaresiz değil Basın açıklamasını okuyan Entes direnişçisi Gülistan Kobatan, sermayenin özelleştirme ve fabrika kapatma saldırısına karşı 12 bin Tekel işçisinin işten çıkarılarak açlığa ve çaresizliğe mahkum edildiğini ifade etti. Sermayenin saldırısına karşı Tekel işçilerinin gereken cevabı verdiğini belirten Kobatan, işçilerin asla çaresiz olmayacağını, kararlı ve militan Ankara direnişiyle dosta düşmana gösterildiğini vurguladı. Krizin faturasının emekçilere ödetilmesine de değinen Kobatan, mücadele eden işçi ve emekçilerin karşısına çıkan kolluk güçlerinin toplumda yılgınlık ve korku yaratmaya çalıştığı da ifade etti. Açıklama şu sözlerle sona erdi: “TEKEL işçisi kararlı ve militan direnişiyle tüm işçi ve emekçilere yol göstermektedir. Bu haklı ve onurlu direniş hepimizin direnişidir, kazıaımı da tüm işçi sınıfının olacaktır. Bugün tüm işçi ve emekçilere düşen görev, var olan direnişlerle dayanışmayı büyütmek, sermaye sınıfının saldırılarına karşı yeni direnişler yaratmaktır.” Eylemde, “Tekel / Entes işçisi yalnız değildir!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Direnen işçiler yol gösteriyor!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”, “Kriz sürüyor, direnişler büyüyor!” sloganları atıldı. Kızıl Bayrak / İstanbul
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (12-27-2009), WeLa_SuRI (01-08-2010) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Binler, TEKEL işçileriyle dayanışma için yürüdü!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] “Genel grev genel direniş!” (26.12.09) – Ankara’da kış ayazına rağmen direnişlerini sürdüren binlerce TEKEL işçisine Türkiye’nin çeşitli illerinden binlerce dayanışma eli uzandı. 25 Aralık sabahı Türk-İş Başkanlar Kurulu kararı doğrultusunda TEKEL işçileriyle dayanışma için işlerine 1 saat geç başlayan Türk-İş, DİSK ve ve KESK üyeleri aynı günün akşam saatlerinde ise AKP binalarına yürüyüş gerçekleştirdi. Binlerce kişinin katıldığı kitlesel yürüyüşlerde Türk-İş, DİSK ve KESK’e bağlı sendikaların üyeleri TEKEL işçileriyle dayanışma sloganlarını hep bir ağızdan haykırdı. Eylemlere ilerici devrimci kurumlar da pankart ve dövizleriyle katıldı. Atılan sloganlarda TEKEL işçileriyle dayanışma ve sermayenin saldırılarına karşı “genel grev genel direniş” vurgusu vardı. Türk-İş’e bağlı sendikaların üyelerinin kitlesel bir şekilde destek verdiği eylemlerde sokak eylemlerinde pek görülmeyen Türk-İş'e bağlı sendikalar dahi kitlesel bir katılımla yer aldı. Başta İstanbul'un Anadolu ve Avrupa Yakası olmak üzere Bursa, İzmir ve Tokat'ta TEKEL işçileri için kitlesel eylemler gerçekleştirildi. Kartal’dan Ankara’ya bir ses: “Yaşasın sınıf dayanışması!” Saat 17.30 sularında Ahmet Şimşek Koleji önünde toplanıldı. Genel-İş Sendikası'nın kortejindeki canlılık ilk andan itibaren dikkat çekiciydi. “Kazanıncaya kadar Mücadele!” pankartıyla Genel-İş 1 ve 2 No’lu şubeler, Türk ****l, Petrol-İş 2 No’lu şube, Deri-İş, Tarım-İş, Demiryol-İş, Basın-İş, Tek Gıda-İş, Yol-İş, TÜMTİS, Harb-İş, Dev Sağlık-İş, BMİS, KESK kendi kortejleri ve pankartlarıyla eylemde yerlerini aldılar. UİD-DER, ESP Girişimi, Yurtsever Cepheli işçiler ve EMEP de eyleme destek verdi. Sloganlarla süren bekleyişin ardından saat 18.30’da Bankalar Caddesi’ne yüründü. Ses aracının arkasında sendika yöneticileri, onların arkasında da sırasıyla Türk-İş’e bağlı sendikalar, DiSK, KESK ve diğer destekçi kitle örgütleri sıralandı. Yürüyüş boyunca ajitasyon konuşmaları yapıldı. TEKEL işçisine destek çağrıları arasında diğer direnişçiler de unutulmadı. Sinter ****l direnişinden Esenyurt Belediye işçilerine, itfaiye işçilerinden Ataşehir belediye işçilerine, E-Kart’tan Entes direnişçisi Gülistan Kobatan’a kadar direnen işçiler selamlandı. “Yaşasın sınıf dayanışması!” sloganları ile direnişçi işçilerin sesi Kartal’a taşındı. Kobatan’ın tek başına olmasına rağmen süren direnişine özel vurgu yapıldı. Yol boyu yapılan konuşmalara çevredeki kitlenin de desteği yoğundu. Alkışlarıyla destek olanların yanı sıra yürüyüşe katılanlar da oldu. Bankalar Caddesi’ne girildikten sonra polisin ses aracını sokmak istememesi üzerine yürüyüş durduruldu. 10 dakika kadar beklendikten sonra oturma kararı alınınca ses aracının girişine izin verildi. İşçilerin kararlılığı polisin yönlendirme girişimlerini boşa düşürdü. Sloganların hiç durmadığı yürüyüşün önü Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi önünde kesildi. Çevik kuvvet ve panzerle kapatılan yoldan ileri gidilmesine izin verilmedi. Sendika başkanların yaptığı pazarlıktan sonuç çıkmayınca AKP ilçe binası önünde yapılacak olan eylem kültür merkezinin balkonu kürsü olarak kullanılarak başlatıldı. Kitlenin mücadele kararlılığı ve militan duruşuna rağmen sendikalar AKP önüne gitmeyi zorlamadı. Eylem başlamadan yolu kapatan Harb-İş üyelerinden birçoğu yürüyüşün sürmemesine tepki gösterdi. Keza TEKEL işçilerine destek için Ankara’ya gidileceği ifadesi sonrası somut eylem planları konmaması da işçilerin tepkisini çekti. Yol-İş 1 No’lu Şube Başkanı Erdem Arcan, Türk-İş’in hazırladığı basın metnini okudu. Metinde TEKEL işçisinin kararlılıkla süren direnişine vurgu yapıldı. Yakın bir zaman diliminde özel istihdam bürolarının yeniden gündeme getirileceği ve zaten taşeronlaştırmalarla süren saldırıların arttırılacağı vurgulandı. TEKEL işçisinin yanında olunduğunu ve desteğin sürdürüleceği söylendi. 4C tartışmalarına da değinen konuşmada hükümetin kriz uygulamaları ve yeni yasalarla faturayı işçilere kesilmesine dikkat çekildi. Sloganlarla sık sık kesilen basın metninin okunmasının ardından bir konuşma da Genel-İş Anadolu Yakası Bölge Başkanı Veysel Demir yaptı. Demir konuşmasında sınıf dayanışmasının önemini vurguladı ve direnen işçilerin her zaman yanında olacaklarını ifade etti. Yaklaşık 4 bin işçinin katıldığı eylem sloganlarla bitirildi. Eylem bitiminde alt geçit kullanımına önce izin vermeyen polis sonra yolu açmak zorunda kaldı. Bu sırada kısa bir gerginlik yaşandı. Eylem boyunca öne çıkan sloganlar; “Şalter inecek bu iş bitecek!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “TEKEL işçisi onurumuzdur!”, “Hükümet 4C’yi al başına çal!”, “İşçi memur el ele genel greve!”, “Genel grev genel direniş!” sloganlarıydı. Eylemin başından sonuna bir tepki havası hâkimdi. TEKEL işçilerine azgınca saldıran polise duyulan öfke yer yer gerginliklerin çıkmasına neden oldu. İşçilerin eylemdeki kararlı duruşu ve militan çıkışı ise eylemde öne çıkan noktaydı. Şişli: “Sokağa, eyleme, genel greve!” Cevahir Alışveriş Merkezi önünde saat 18.00’de biraraya gelen Türk-İş’e bağlı sendikaların İstanbul şubeleri kendi pankart ve dövizleriyle alanda toplandılar. Eyleme KESK İstanbul Şubeler Platformu ve siyasi partiler de destek verdi. Ayrıca ulusalcı/faşist örgütlenmeler de eyleme katılarak, emekçilerin öfkesini şovenizmle düzene bağlamaya çalıştılar. Eylemde, “TEKEL, itfaiye, demiryolu emekçilerine yapılan insanlık dışı saldırıyı kınıyoruz / Türk-İş” ana pankartı ve “Yaşasın onurlu TEKEL mücadelemiz” ve “Yandaşlara ihale işçilere gaz” dövizleri taşındı. Esenyurt Belediyesi işçileri, Sabiha Gökçen Havaalanı’nda çalışan İSG işçileri, itfaiye işçileri de kendi pankartlarıyla eyleme katıldılar. AKP Şişli İlçe Başkanlığı’na doğru yürüyüşe geçen bini aşkın işçi sık sık “TEKEL işçisi yalnız değildir”, “Genel grev genel direniş!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Sokağa, eyleme, genel greve!”, “İstanbul uyuma itfaiye’ye sahip çık!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!”, “Her yer TEKEL her yer itfaiye!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Hükümet istifa!”, “TEKEL’e kalkan eller kırılsın!” sloganlarını attılar. Eylemde basın açıklaması okunurken de, “Dört cuma yetmez, genel greve!” sloganı atılarak sendikal bürokrasi göreve çağrıldı. AKP Şişli İlçe Başkanlığı önüne gelindiğinde basın açıklamasını Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak okudu. Hükümetin emekçilerin taleplerine karşı sağduyudan uzak, kaba ve şiddete başvurmasını kabullenemediklerini belirten Büyükkucak,“Hak aramak ne zamandan beri suç? Barışçı toplu eylem bütün yurttaşların temel bir hakkıdır. Emniyetin görevi onlara gaz ve su sıkmak değildir” dedi. Çevreden de eyleme alkışlarla destek verildi. Bursa: “TEKEL işçisi yalnız değildir!” 24 Aralık akşamı Fomara Meydanı’nda toplanan Türk-İş'e bağlı sendikaların Bursa şubeleri Haşim Caddesi’ndeki AKP İl binasına gerçekleştirdikleri yürüyüşle hükümetin TEKEL işçilerine yönelik saldırılarını protesto ettiler. Saat 17.00'de toplanan Türk-İş'e bağlı Türk-****l, TÜMTİS, Yol-İş, Petrol-İş, Haber-İş üyesi işçiler “Türk-İş Bursa Sendikaları” pankartı açarak sloganlarla Bursa AKP İl binasına yürüdüler. DİSK, KESK, BATİS, BDSP, Halkevleri, ÖDP, TKP ve EMEP de eyleme destek verdi. Bursa AKP İl Başkanlığı önünde işçilere seslenen Türk-İş 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, 15 Aralık 2009 tarihinden beri devam eden TEKEL işçilerinin mücadelesinin ekmek ve yaşam mücadelesi olduğunu vurgulayarak “TEKEL işçileri, mücadeleyi yalnız kendisi için değil tüm emekçi kesim için vermektedir” dedi. TEKEL işçilerine yapılan saldırıyı kınayan Kanca ayrıca özelleştirme sonucu işten çıkarılan itfaiye işçilerine de aynı saldırının gerçekleştirildiğini hatırlatarak “İşlerini isteyen işçiler biber gazına hedef oluyorlar” dedi. 28 Aralık pazartesi günü Ankara’da olacaklarını belirten Kanca açıklamasını “emeğimizin ve haklarımızın takipçisi olacağız” sözleriyle sonlandırdı. “TEKEL işçisi yalnız değildir!”, ”Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Geliyor geliyor genel grev geliyor!”, “İşçiye uzanan eller kırılsın!”, “Hükümet istifa!” sloganlarının atıldığı eyleme çoğunluğunu Türk ****l üyesi işçilerin oluşturduğu yaklaşık 800 kişi katıldı. Tokat’ta sendikacılara rağmen... Eylem 17.30’ da Cumhuriyet Meydanında Türk İş il temsilcisinin basın metnini okumasıyla başladı. Basın metni okunurken işçiler de yaktıkları mumlarla tepkilerini dile getirdiler. Açıklaması sırasında sık sık “Direne direne kazanacağız!”, “AKP 4/C’yi al başına çal!”, “İşçi memur el ele genel greve!”, “Hükümet istifa!” sloganları atıldı. Basın açıklaması yapıldıktan sonra kitle AKP il binasına doğru yürüyüşe geçti. Bu esnada yol trafiğe tamamen kapatıldı. Ancak sendikacıların ve polisin yoğun çabaları ile yol yeniden açıldı. Kitle kaldırıma sıkıştırılarak AKP il binasına doğru yürüdü. Binanın önünde emekçiler AKP’ye olan öfkelerini dile getirdi. İl binasının önüne gelince “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek!”, “Hükümet istifa!” sloganları atıldı. Burada bir müddet bekleyen kitleye sendikacılar müdahale ederek dağıtmaya çalıştı. Ancak dağılmayan kitle yol boyu sloganlar atarak yürüdü. Hedefsiz, öncüsüz ve dağınık olan kitle 10-15 dakika sonra dağıldı. Pankart ve döviz bile taşınmayan, Tek Gıda İş ve Türk İş İl Temsilciliği’nin hiçbir çalışma yapmadığı eyleme yaklaşık 500 kişi katıldı. İzmir’de TEKEL işçileriyle dayanışma eylemi Saat 18.00’da TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla bir araya gelen ÖDP, TKP, Halkevleri ve EMEP üyeleri İzmir AKP il Başkanlığı'na yürüdüler."TEKEL işçisi yalnız değildir / ÖDP, EMEP, TKP, Halkevleri" ozalitinin ardında toplanan 150 kişilik kitlenin önü AKP binasının önünde panzerler ve çevik kuvvet tarafından kesildi. Kitle barikatın önünde basın açıklamasını gerçekleştirdi. ÖDP il Yönetim kurulu üyesi Mesut Güngör'ün konuşması ve basın açıklamasını okumasıyla başlayan eylemde, Tekel işçilerine destek amaçlı gerçekleştirilecek olan cuma işbırakma eylemlerini ÖDP, TKP, EMEP ve Halkevleri olarak destekleyecekleri ifade edildi. TEKEL işçilerinin de bu eylemde yer alacağı ancak daha sonra Türk-İş' in çekildiğini belirten Güngör Türk-İş’i bu gerici tavrından dolayı teşhir etti. Bir TEKEL işçisinin eşi konuşma yaparak "başbakanın yıllardır yatarak para alıyorlar dediği TEKEL işçilerinin yıllardır zor çalışma koşulları altında meslek hastalıklarına yakalanarak mevcut tütün depolarında çalıştığı ve 4C uygulaması ile TEKEL işçilerini işsizliğe sefalete mahkum etmek istediklerini’’ ifade etti. Ardından EMEP, ÖDP, TKP il örgütü ve Halkevleri İzmir Şubesi adına da birer konuşma yapılarak, AKP İzmir il binası önünde her akşam aynı saatte TEKEL işçilerine destek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirileceği duyuruldu. Kızıl Bayrak / İstanbul - Bursa – Tokat - İzmir
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kuzeyberdan (12-27-2009) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
İşçi ve emekçiler TEKEL işçileriyle sınıf dayanışmasını yükseltti!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Türk-İş, DİSK ve KESK üyeleri TEKEL için eylemdeydi! (25.12.09) – TEKEL’e bağlı işletmelerin kapatılarak çalışanların özlük haklarının gaspedilmesine karşı Ankara’da Türk-İş Genel Merkezi önündeki direnişlerine devam eden Tek Gıda-İş Sendikası üyesi TEKEL işçileriyle Türkiye’nin dört bir yanında dayanışma eylemleri gerçekleştirildi. Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun 23 Aralık günü gerçekleştirdiği toplantıdan çıkan “sürekli eylem” kararı çerçevesinde başta Türk-İş’e bağlı sendikaların üyeleri olmak üzere DİSK ve KESK’e bağlı sendikaların üyeleri de işlerine bir saat geç başlayarak TEKEL işçileriyle dayanışmasını gösterdi. KESK ve DİSK’ten destek KESK Yönetim Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda konfederasyon üyeleri de Türk-İş'in örgütlü olduğu işyerlerinde eyleme katıldı. DİSK üyeleri de çeşitli işyerlerinde eylemi gerçekleştirdi. Kumlu: Eylemler sürecek Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, konfederasyon yöneticileri ve Türk-İş'e bağlı sendikaların genel başkanları ile Resmi Gazete'nin basıldığı Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü önüne geldi. Kumlu, burada yaptığı açıklamada, Türk-İş Başkanlar Kurulu'nun "sürekli eylem" kararı aldığını anımsatarak, bu eylemin "sürekli eylem" kararının ilk adımı olduğunu, eylemlerin süreceğini söyledi. Başkanlar Kurulu'nun her hafta çarşamba günü toplanarak gelişmeleri değerlendirip yeni eylem kararları alacağını ifade eden Kumlu, özelleştirmeler ve işyeri kapatmalarıyla yaşanan işsizleştirmelere itirazları olduğunu söyledi. TEKEL işçilerine yönelik polis saldırısına da değinen Kumlu, asgari ücret, kiralık işçi düzenlemesi, sağlık hizmetlerinin paralı hale getirilmesi, kıdem tazminatının kaldırılması ve işten çıkarmalara Türk-İş olarak itirazları olduğunu söyledi. Üretenin, alınterinin baştacı edildiği, özgürce örgütlenebildiği, yasakların olmadığı bir Türkiye istediklerini vurgulayan Kumlu, "Türkiye'yi emekçilerin alınteri var ediyor. Ama ilk fırsatta işsiz, aşsız, umutsuz kapıya bırakılan bizler oluyoruz. Her fırsatta sağlık hakkına, eğitim hakkına, kıdem tazminatı hakkına, sendikalaşma hakkına göz dikilen bizler oluyoruz. Seçim zamanı geldiğinde kapımızı aşındıranlara sesleniyorum: Demokrasi emeğin üzerinden yükselen rejimin adıdır. Bunun farkına varın. Türk-İş Başkanlar Kurulu bugünü 'TEKEL işçileriyle dayanışmak için eylem günü' ilan etmiştir. Ekmek parası için mücadele eden TEKEL işçilerine selam olsun. Eylemimiz, hükümetin sesimizi duyması, haklı taleplerimizi yerine getirmesi içindir. Hükümetin duyarsızlığı devam ettiği sürece, bizim eylemlerimiz de devam edecektir" dedi. Açıklama sırasında işçiler, "TEKEL işçisi yalnız değildir!" ve "AKP şaşırma, sabrımızı taşırma!" sloganlarını attı. Kumlu ve beraberindeki yöneticiler, daha sonra işyerindeki işçileri ziyaret etti. Maden işçilerinden TEKEL’e destek Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) bağlı Üzülmez, Karadon, Kozlu, Amasra ve Armutçuk maden ocaklarına işçiler 1 saat geç girdi. Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ramis Muslu, Üzülmez Müessese Müdürlüğü'nde maden işçilerine yönelik yaptığı konuşmada Türk-İş'e bağlı tüm iş yerlerinde çalışanların mesailerine 1 saat geç başlayacağını belirtti. Muslu yaptığı konuşmada, "Hükümet öncelikle 4-C uygulamasına son vermelidir. TEKEL işçilerinin özlük haklarının kaldırılmasını istemiyoruz. İşçilere, Ankara'da misafirhanemizi açarak destek veriyoruz" diye konuştu. Zonguldak Belediyesi işçileri de belediye binası önünde alkışlara TEKEL işçilerinin eylemine destek verip, mesailerine 1 saat geç başladılar. Samsun'da TEKEL işçileriyle dayanışma Ankara'da eylem yapan Tekel işçilerine destek vermek amacıyla DSİ Samsun 7. Bölge Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapıldı. DSİ Samsun 7. Bölge Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasına, Türk-İş Samsun 6. Bölge Temsilcisi İsmail Topçu, KESK Dönem Sözcüsü Suat Yıldız, Türk-İş, KESK ve DİSK'e bağlı sendikaların üyeleri ve bazı siyasi parti temsilcileri katıldı. İstanbul’da Türk-İş üyeleri TEKEL için eylemdeydi Türk-İş’e bağlı sendikaların İstanbul şubeleri, örgütlü oldukları işyerlerinde TEKEL işçileri için 1 saat geç işbaşı yaptı. Deri işçilerinden TEKEL’e destek Deri-İş Sendikası Tuzla Şube üyesi işçiler sabah erken saatlerde TEKEL işçileri için eylemdeydi. Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde kitlesel yürüyüş yapan deri işçilerine Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Musa Servi seslendi. TEKEL işçileriyle dayanışma çağrısı yapan Servi, TEKEL işçilerine yönelik saldırıları protesto etti. Karayollarından TEKEL’e destek... Yol-İş Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube üyesi karayolları işçilerinin Küçükyalı’da gerçekleştirdiği işe 1 saat geç başlama eylemine KESK’e bağlı Yapı - Yol Sen İstanbul Şube üyeleri de destek verdi. Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü kapısı önünde toplanan Yapı Yol Sen ve Yol-İş üyeleri basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada Yapı Yol Sen İstanbul Şube Başkanı Çetin Dinçer ve Yol-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Erdem Arcan TEKEL işçileriyle dayanışma içinde olduklarını belirten konuşmalar yaptılar. Tez-Koop-İş üyeleri TEKEL için eylemdeydi Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 5 No’lu Şube üyeleri de TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla çeşitli işyerlerinde iş bıraktılar. İstanbul Üniversitesi Sosyal Tesisleri'nin özelleştirilmesine karşı 24 Aralık günü SES üyeleriyle birlikte Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde ortak eylem gerçekleştiren Tez-Koop-İş Sendikası, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde (Çapa) toplandı. Tez-Koop-İş üyeleri SES üyesi sağlık emekçileri ve öğrencilerin de desteğiyle yürüyüş gerçekleştirdiler. İÜ’deki taşeronlaştırma saldırısına karşı da sloganların atıldığı eylemde konuşan Tez-Koop-İş İstanbul 5 No’lu şube Başkanı Rabia Özkaraca, sınıf dayanışmasının önemine değindi. Dayanışma grevinin önemine dikkat çeken Özkaraca, “sınıfımız için mücadele etmeliyiz” diyerek ortak mücadele çağrısı yaptı. Belediye-İş üyeleri Bakırköy’deydi Bakırköy Belediyesi'nde çalışan Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube üyeleri, TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla sabah saatlerinde Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda toplandı. İşçiler; TEKEL ve itfaiye işçilerinin yanlarında olduklarını "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz" pankartı açarak gösterdi. Belediye-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamaya Tüm Bel-Sen üyeleri de destek verdi. DİSK ve KESK’ten TEKEL direnişine destek... Çelebi'den genel grev çağrısı Şişli Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü'ne gelerek Genel-İş Sendikası üyesi işçilere destek veren DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi genel grev çağrısı yaptı. 1 saatlik iş bırakma eylemlerinin ses getirmemesi halinde bu eylemi 2-3 saate çıkarabileceklerini belirten Çelebi, eylemlerden sonuç alınmaması durumunda genel greve gideceklerini sözlerine ekledi. Genel-İş’ten TEKEL işçilerine destek TEKEL işçilerine bir destek de DİSK / Genel-İş üyesi belediye işçilerinden geldi. Genel-İş Sendikası üyesi Kartal Belediyesi işçileri TEKEL işçileri için 1 saat geç işbaşı yaptı. Kartal Esentepe’deki belediye garajında toplanan işçilere DİSK Yönetim Kurulu üyesi Celalettin Aykanat da destek verdi. Burada işçilere seslenen Genel-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası Bölge Başkanı Veysel Demir, sınıf dayanışmasının önemine vurgu yaptı. Entes, Sinter, demiryolu, Kent AŞ işçilerinin direnişlerine değinen Demir, TEKEL işçileriyle dayanışmanın süreceğini söyledi. Memurlar TEKEL için yürüdü Çankaya Belediyesi önünde toplanan Tüm Bel-Sen üyeleri, TEKEL işçilerine destek eylemi yaptılar. Türk-İş Genel Merkezi önüne memurlar adına açıklama yapan Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şube Başkanı Satı Buruncu Çalı, TEKEL işçilerinin 11 gündür direndiğini belirterek, farklı milliyetlerden işçilerin gösterdiği dayanışmaya vurgu yaptı. Eylem sırasında sık sık “Yaşasın sınıf dayanışması!” sloganı atıldı. Ankara’da DİSK’ten destek Çankaya Yıldız'da bulunan Çankaya Belediyesi Fen İşleri Şantiyesi'nde çalışan Genel-İş üyesi işçiler de TEKEL işçileri için toplandı. İşçilere seslenen Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Erol Ekici, saldırıları engellemenin tek yolunun işçi sınıfının birleşik mücadelesinden geçtiğini vurguladı. Sabah gerçekleşen iş bırakma eylemlerinin ardından Türk-İş, DİSK ve KESK'e bağlı sendikaların üyeleri akşam iş çıkışında AKP binalarına yürüyüş gerçekleştirecekler.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Direnişçi TEKEL işçileri yol gösteriyor! / KB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] 40’ı aşkın işyerinin kapatılmasına ve özlük haklarının gaspına karşı mücadele eden 12 bin TEKEL işçisi, yerellerde başlattıkları direnişi Ankara’ya taşıdılar. TEKEL işçilerinin bir haftayı geride bırakan Ankara direnişi, olumsuz koşullara rağmen temel gündemler arasında yerini aldı. Sınıf hareketinin zayıf olduğu bir dönemde eyleme geçen TEKEL işçileri, sendika bürokrasisinin ilgisizliğine, devletin tepesinden savrulan tehditlere rağmen geri adım atmadılar. Sermaye cephesinden gelen bu pervasız saldırıya karşı başkentin merkezinde uzun soluklu bir direniş kararlılığı sergiliyorlar. Devlet terörüne ve “provokasyon” tehditine rağmen... Polis terörü ve cinayetlerinin giderek arttığı bir dönemde başlayan TEKEL işçilerinin eylemi, kolluk kuvvetlerinin vahşi saldırılarına maruz kaldı. Aynı günlerde İstanbul’da eylem yapan itfaiyeciler ile demiryolu çalışanlarına gaz bombaları ve biber gazıyla saldıran polis, TEKEL işçilerine de azgınca saldırdı. Başkentin merkezini gaza boğan kolluk kuvvetleri, onlarca işçiyi yaraladı, bir o kadarını da gözaltına aldı. Sendika yöneticilerini gözaltına alarak TMŞ’ye götüren polis, saldırıya karşı direnen işçileri Abdi İpekçi Parkı’ndaki havuza sürükledi. Uzun süre havuzdan çıkmalarına izin verilmeyen işçiler, ardından polis tarafından gözaltına aldı. Ankara polisinin gözü o kadar dönmüştü ki, alanda düzen partilerinin bazı milletvekillerinin bulunmasına rağmen, işçilerin üzerine acımasızca bomba yağdırdı. Vahşi saldırının ardından medyaya açıklama yapan Ankara Valisi de TEKEL işçilerini tehdit etti. “Provokasyon ihbarı” aldıkları için saldırdıklarını öne süren vali, utanmadan işçilerin iyiliği için çalıştıklarını söyledi. Kitle eylemlerinde provokasyonların kolluk kuvvetleri ya da onların işbirlikçileri tarafından yapıldığı göz önüne alındığında, Ankara Valisi açıkça TEKEL işçilerini tehdit etti. Ancak polisin azgın terörü karşısında bir milim gerilemeyen işçiler, valinin provokasyon tehditlerine de aldırmadılar. Talepleri kabul edilinceye kadar Ankara’yı terk etmeyeceklerini vurgulayan direnişçi işçiler, kefenli eylem yaparak zorbalığa boyun eğmeyeceklerini ilan ettiler. Direniş toplumsal dinamikleri hareketlendirdi Burjuva düzen gericiliği ve medyası, Tokat’taki şaibeli olayın ardından ülke atmosferine yüksek dozda şovenizm zehri salmaya başladı. Bazı illerde faşist güruhları sokaklara salan egemenler, vahşi linç sahneleri sergilemekten kaçınmıyorlar. İşçi ve emekçileri etnik temelde parçalayıp güçten düşürmeye çalışan rejimin efendilerine en iyi yanıtı ise TEKEL işçileri veriyor. Türkiye’nin dörtbir yanından Ankara’ya gelen işçiler, Kürt, Türk, Arap, Çerkez ve diğer milliyetlere mensup olsalar da, sermaye karşısında birleşen işçi sınıfının neferleri olarak direniyorlar. Bu direniş, insanlar arasındaki temel ayrımın sınıf ayrımı olduğu, diğer ayrımların da buradan türetildiği gerçeğini bir kez daha kanıtlamıştır. Ankara’da direnen işçiler, yapay ayrımları bir kenara itip sınıfsal temelde birleşmenin yaratabildiği etkiyi dosta düşmana gösterdiler. TEKEL işçileri bu yönüyle de Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerine yol gösteriyorlar. Sınıf dayanışmasının dibe vurduğu, sendika ve kitle örgütlerinin belli bir atalet içinde bulunduğu günlerde başlayan TEKEL işçilerinin direnişi, toplumsal dinamikleri de kısmen de olsa hareketlendirdi. Polis terörüne, hava koşullarının elverişsizliğine, barınma ve beslenme sorunlarına rağmen Ankara’yı mesken tutan TEKEL işçilerinin kararlılığı, Türk-İş’in başına çöreklenen sendika ağalarını çok sarsamasa da, işçileri, emekçileri, gençliği, hekimleri, hukukçuları, eczacıları harekete geçirmiş, istenen düzeyde olmasa bile anlamlı dayanışma eylemleri örgütlenmiştir. Dayanışma eylemlerinin yanısıra revir oluşturan ilerici doktorlar ile tıp öğrencileri rahatsızlanan işçileri muayene etmekte, TEKEL işçileriyle dayanışma içinde olan eczacılar ise ücretsiz ilaç sağlamaktadırlar. DİSK yönetimi dayanışma grevine hazır olduğunu ilan ederken, Türk-İş’e bağlı sendikaların İstanbul’daki şubeleri ise, konfederasyon yönetimini göreve çağırma gereği duydular. Özellikle işçileri hedef alan polis terörünü sessizce izleyen konfederasyon yönetimini eleştiren şube başkanları, Türk-İş yöneticilerini TEKEL işçilerine sahip çıkmaya çağırdılar. İşçi düşmanı zihniyet teşhir oldu Toplumsal muhalefeti devlet terörüyle ezme politikası izleyen AKP hükümeti, TEKEL işçilerinin Ankara’ya gelmesinden duyduğu rahatsızlığı ilk andan belli etti. Hizmetindeki kolluk kuvvetlerini işçilerin üzerine salan dinci gerici hükümetin zorba zihniyeti, bu vesileyle de tüm çirkinliğiyle ortalığa serildi. 1 Mayıslar’da kolluk kuvvetlerini işçilerin üzerine salan Amerikancı AKP hükümeti, haklarını arayan TEKEL işçilerine karşı da aynı zorba politikayı izledi. İşçilerin kararlılığı karşısında adeta kuduran kolluk kuvvetleri ise, hiçbir yasa ve kural tanımadan TEKEL işçilerine saldırdılar. Milletvekillerinin biber gazından nasibini almaları, saldırının meclise taşınmasına da vesile oldu. Böylece polisin hak arama mücadelesine katılan herkese kinle saldırdığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Kolluk kuvvetlerine arka çıkıp TEKEL işçilerini tehdit eden Ankara Valisi’nin de tam bir işçi düşmanı olduğu toplumun farklı kesimleri tarafından görülmüştür. Kolluk kuvvetleri ile Ankara Valisi’nin yanısıra AKP hükümetinin de teşhir olmasına katkıda bulunan bu direnişi, tüm egemenlerin derin bir kinle izlediğinden şüphe etmemek gerek. Sermaye medyası direnişi görmezden gelemedi Sokak ortasında cinayet işleyen polisin suçuna gerekçe uydurma işini üstlenen, kimi burjuva kesimlerin kokuşmuş özel yaşamını “ana haber” olarak sunan sermaye medyası, işçilerin, emekçilerin, gençliğin, ilerici ve devrimci güçlerin hak arama mücadelesini ise görmezden gelir. Çoğu zaman toplumsal eylemleri suskunluk fesadıyla karşılayan sermaye medyasının izlediği yayın politikası, temsil ettiği kokuşmuş sınıfa her yönüyle uymaktadır. Hal böyleyken sahibinin sesi medya, TEKEL işçilerinin kararlı direnişini yansıtmak zorunda kalmıştır. Bunu istediğinden değil, mecbur kaldığından yapmıştır. Bu örnek, medyanın suskunluk fesadını parçalamakta da sınıfın örgütlü gücünün etkisini ortaya koymaktadır. Saldırıları püskürtmenin yolu örgütlü direnişten geçiyor! İşçi sınıfı örgütlü bir güç olarak meydanlara inmediği sürece, sermaye iktidarının saldırganlıkta sınır tanıması için bir neden olmayacaktır. Nitekim son yıllarda hükümetlerin ekonomik, demokratik, sosyal, siyasal hakların gaspı noktasında sergiledikleri pervasızlık, bu konuda rahat olmalarıyla açıklanabilir ancak. Egemenler işçi sınıfının örgütlü gücünün basıncını tepelerinde hissedene kadar saldırıların hız kesmeden sürecektir. İşte TEKEL işçilerinin direnişi, uzun sayılabilecek bir aradan sonra, Ankara’daki gerici rejimin temsilcilerine bu gücün varlığını yeniden hissettirmiştir TEKEL işçilerinin mücadelede sergilediği kararlık, direnişin toplumun ileri kesimlerinde yarattığı etkiyi güçlendirmiş, ülkedeki puslu havada bir dağılma başlatmış, toplumsal dinamikleri hareketlendirmiş, egemenleri toplum nezdinde teşhir etmiş, medyanın suskunluk fesadını kısmen parçalamıştır. Tüm bunlar, işçi sınıfının örgütlü direnişinin gücünün somut göstergeleridir. Olumsuz koşullara rağmen toplum geneline yayılan bu etkiyi yaratan sınıfın bir sektöründeki bölüklerinden sadece biridir. Henüz politikleşmeyen sınıfın bir kesimi tarafından bu kadar güçlü bir etkinin yaratılabildiği gözönüne alındığında, ihtilalci sınıf partisiyle birleşen işçi sınıfının açığa çıkartacağı devrimci enerjinin önünde hiçbir gücün duramayacağını kestirmek güç olmadığı gibi, tarihsel deneyimler de bunu defalarca kanıtlamıştır. (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2009/49, 25 Aralık 2009)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | kuzeyberdan (12-27-2009), Serife Can (12-27-2009) |
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
TEKEL direnişi, sorunlar ve görevler / KB
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bir süredir sokaklar Kürt halkının militan eylemlerine sahne olmaktaydı. Kapsamlı bir kirli propagandayla toplum düzeyinde örgütlenmeye çalışılan bir gericilikle karşılanan bu eylemler, düzeni oldukça zorladı. Emperyalistlerle kapalı kapılar ardında hazırlanmış olan ve belli bir plan dahilinde uygulamaya sokulan senaryo, Kürt halkının militan eylemlilikleriyle uygulanamaz noktaya getirildi. Böylelikle kitle mücadelesinin düzen tarafından hesaba katılması gereken bir güç olduğu bir kez daha görüldü. Sermaye iktidarı, yaptığı manevralarla ve şovenizm silahını kullanarak bu hareketliliğin üstesinden geleceğini düşünüyordu. En azından toplumu yönetmenin bir olanağı olarak değerlendirerek, durumdan azami ölçüde yararlanmaya bakıyordu. Bu açıdan belli bir başarı kazanmış olsa da, durumu kontrol altına aldığını düşündüğü bir aşamada bu kez sokağa işçiler çıktılar. Şovenizmin kendilerini mücadeleden geri tutamayacağını, sokaklara çıkmaktan alıkoyamayacağını göstermiş oldular. Sermaye devleti ise Kürt halkının üzerine saldığı kolluk güçlerini tereddütsüz biçimde işçilerin üzerine gönderdi. Günler boyunca Kürt halkına karşı acımasızca kullanılan polis copu ve bombası bu kez işçilerin üzerinde kullanıldı. Demiryolu emekçileri, itfaiye işçileri ve TEKEL işçileri devletin terörüne maruz kaldılar. Fakat böylece devletin suçüstü yakalandığı manzaralar ortaya çıktı. Özellikle TEKEL işçilerinin Ankara’nın göbeğinde maruz kaldıkları vahşet ters tepti. Devlet terörüne yönelik olarak şovenizmle oluşturulan toplumsal destek havası büyük ölçüde dağıldı. Artık sokak eylemlerinin odağında TEKEL işçileri var. TEKEL işçilerinin direnişi giderek toplumsal muhalefetin de çevresinde toplanmaya başladığı bir mücadele mevzisi konumuna gelmiş durumda. Ankara’da eylemlerini kararlılıkla sürdüren TEKEL işçileri kazanıncaya kadar devam edeceklerini söylüyorlar. Mücadelelerini güçlendirmek üzere yeni eylem biçimlerine başvuruyorlar. İşçilerin bekleyişlerini sürdürdüğü Türk-İş binasının önü bir mücadele alanı durumunda. Çeşitli işkollarından işçiler ve emekçiler dayanışmak amacıyla direniş alanına yürüyüşler düzenliyorlar. TEKEL işçilerinin yoğun olarak yaşadıkları illerde işçi aileleri eylemler gerçekleştirdiler. Bunların yanısıra direniş daha ileri eylem biçimlerini de gündeme getirdi. Genel grev istemi gerek TEKEL işçileri tarafından ve gerekse de ileri ve mücadeleci sınıf bölükleri tarafından yükseltilmeye başlandı ve Türk-İş bürokrasisinin de önüne konuldu. Bu noktada Türk-İş bürokratlarının tutumu dikkatle izlenmelidir. Zira bir süredir Türk-İş bürokratları önemli bir çatlakla yüzyüzeydiler. Merkezi Başkanlar Kurulu toplantılarını dahi yapamaz duruma düşmüşlerdi. Ancak TEKEL işçileri yaptıkları eylemlerle Türk-İş Başkanlar Kurulu’nu toplanmaya mecbur bıraktılar. İşçilerin isteği bir genel grevdir. Ancak Türk-İş Başkanlar Kurulu’ndan bir genel grev kararının çıkmayacağı bugüne kadarki pratikleri üzerinden bilinmektedir. Daha çok tehditlerle birlikte uyarı eylemleri sözkonusu olabilirdi ki nitekim böyle olmuştur. Başkanlar Kurulu’ndan altı boş tehditler ve göstermelik eylem kararlarından başka bir şey çıkmamıştır. Fakat bu uyarı eylemlerinin de büyük ölçüde kağıt üzerinde kalacağı açıktır. İlerici bazı sendikacıların yönetimde olduğu sendika şubeleri ve bazı mücadeleci sınıf mevzileri dışında sahipsiz kalması muhtemel bu eylem kararlarının işçi sınıfının beklentilerini karşılaması mümkün değildir. Kuşkusuz bu bir hayal kırıklığı da olmayacaktır. Çünkü işçi sınıfı sendika bürokratlarından umudunu kaybedeli çok oldu. Bugün döne döne sendika bürokratlarının kapısına dayanıyorsa eğer, birincisi, sendikalarının öz savunma örgütü olduğu yönündeki kendiliğinden sahip olduğu bilincinden dolayıdır. Diğeri ise sendikalarına yaslanmaktan başka bir yol bulamadığı ölçüde, sendikalara çöreklenmiş sendika ağalarıyla da bir biçimde ilişki içerisine girmek durumunda kalmasındandır. Ve işçi sınıfının mevcut geri durumu bu ilişkinin niteliğini belirlemektedir. İşçi sınıfı sendika ağalarının ne olup olmadıkları konusunda belli bir bilinç açıklığına sahip olmakla birlikte, mücadele gücü ve örgütlülüğü bakımından geri durumda olduğu için, bu bilince uygun davranamamakta, sendika ağalarının yakasına yapışamamaktadır. Bunun içindir ki, Türk-İş Başkanlar Kurulu’ndan çıkacak kararlar ne kadar beklentilerin gerisinde olursa olsun, işçi sınıfının bu sonuçtan dolayı hain ağalarından hesap soracak bir eylemli duruş içerisine girmesi halihazırda zor görünmektedir. Elbette homurtuların yükselecek ve hayal kırıklığının ürünü hoşnutsuzluk dışa vuracaktır. Ancak bu tepkilerin bürokratları önüne katacak kadar güçlü ve sürekli olması en azından verili koşullar bunun böyle olacağını göstermektedir. Diğer taraftan, bir süredir Türk-İş bünyesinde alt kademe sendika yöneticileriyle merkezi Türk-İş yönetimi arasında varolan gerilimin bir çatışmaya dönüşme olasılığı vardır fakat zayıftır. Zira bir kısmı ilerici olan bu muhalif kesimler bunu başaracak bir iradeye, bu süreci bir hesaplaşmaya çevirecek özgüvene sahip değillerdir. Elbette bu konuda önden kesin belirlemeler yapılamaz. Fakat sonuçta bu güçlerin yapısal özellikleri, eğilimleri ve sınırları bellidir. Hareket sınırları esas olarak işçi sınıfının mücadele gücü tarafından belirlenmektedir. SSGSS döneminde sergiledikleri muhalefet, devrimci güçlerin de katkısıyla belli bir ivme kazanmış, merkezin bürokratları üzerinde belli sonuçlar da yaratmıştı. Fakat bu sürecin sonunda tehdit ve baskılarla susturuldular. Bu alt kademe bürokratlar geçtiğimiz yıl kamu TİS’leri döneminde de sahnedeydiler. İstanbul ve Ankara’da Türk-İş yönetimini hedef alan ileri kitlesel eylemler gerçekleştirdiler. Fakat TİS’lerin satışla sonuçlanmasına engel olamadılar ve bir kez daha kendilerinden ileri bir tutum bekleyenleri yarı yolda bıraktılar. Bugün TEKEL işçileri tarafından bir mücadele mevzisi açılıp, mücadele isteği güçlü işçi ve emekçiler tarafından bu mevzi bir toplanma merkezi haline getirilince, alt kademe sendikacılar yeniden ortaya çıktılar. Türk-İş bürokratlarına karşı muhalefeti yükseltmeye başladılar. Bu davranış çizgisi onların karakteristik özelliğidir. Özgüveni zayıf, siyasal mücadele ufku dar olan bu tabaka, sendika üst bürokrasisi karşısında kararsız ve kaypak bir davranış çizgisine sahiptir. Fakat, bu sınırları ve zayıflıkları bir veri olmakla birlikte, işçi sınıfının etkisine açık olmaları ve taban hareketine yaslanmak kaygısı duymalarından dolayı, mücadelenin gelişimi açısından yine de belli bir işlev görebilmektedirler. Bugün taban basıncını üst bürokrasiye yansıtan bu güçler, özellikle taban örgütlenmesinin zayıf olduğu bugünkü şartlarda işçi hareketinin istek ve eğilimlerini nispeten örgütlü biçimlerde kendisini ifade etmesine olanak sağlayabilmektedirler. Bununla birlikte, bu alt kademe bürokratlar hakkında abartılı beklentilere girmek doğru değildir. Zaten sınıf içerisinde de onların neyi ne kadar yapacağı konusunda belli bir bilinç ve güvensizlik söz konusudur. Bu durum alt kademe sendika bürokratları üzerinde bir basınca neden oluyorsa, bunu anlamlı görmek ve teşvik etmek gerekir. Ancak, asıl önemli olan, sınıfın tabandan örgütlülüğünü güçlendirmesi, bağımsız sınıf hareketine güvence oluşturacak iç örgütlülüklere ve öncüleri şahsında devrimci siyasal bir bakışa sahip olmasıdır. Bu sağlandığı ölçüde, taban basıncının ileri tutumlar almak zorunda bıraktığı güçler ya işçi sınıfının yararına çalışmak zorunda kalır, ya da bir engele dönüştükleri yerde aşılırlar. Bugünkü durumda ise, tüm olanaklarına karşın TEKEL işçilerinin direniş ateşinin içten içe söndürülmesi ve mevcut olanaklarının ya alt kademe sendika yönetimleri ya da burjuva siyaseti tarafından istismar edilmesi kaçınılmazdır. Bu ikincisi halihazırda belli bir başarıyla gerçekleştirilmektedir de. Uzun zamandır işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesinden uzak duran ve gericiliği bayrak yapmış olan CHP’nin TEKEL işçilerinin eylemlerini siyasal ranta dönüştürmek için gösterdiği çaba ortadadır. İşçi sınıfı bağımsız bir sınıf kimliği ve gücü kazanamadığı ölçüde bu burjuva siyaset bezirganlarının istismarından kurtulması mümkün olmayacaktır. TEKEL direnişini ve bu direnişin ortaya çıkardığı imkanları sınıf hareketinin gelişimi yönünde bir dayanağa dönüştürebilmek bugünün öne çıkan görevidir. Bu, direnişi her alandaki siyasal çalışmanın merkezine oturtabilmek ve sınıf hareketinin mücadele hatlarının kurulabilmesi açısından bir olanağa çevirebilmek yönünde yoğun bir çaba demektir. TEKEL işçilerine siyasal sınıf bilinci kazandırmak, yani onların dikkatini düzene ve düzenden kaynaklanan diğer sorunlara (Kürt sorunu, devlet terörü vb.) çekmeyi hedefleyen bir müdahale çabası içinde olmak demektir. Güçlü bir sınıf dayanışmasının örgütlenmesi konusunda üzerimize düşeni en etkin bir biçimde yapmak demektir. Bu aynı zamanda TEKEL işçilerine yönelik devlet terörünün, yürütülmekte olan “Polis terörüne ve cinayetlerine son!” kampanyası kapsamında ele alınması demektir. (Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2009/49, 25 Aralık 2009)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
İşçi düşmanı CHP-MHP TEKEL işçilerinin eylemlerinde boy gösteriyor... / KB
Tekel işçilerinin direnişi ve işçi düşmanı düzen partileri! Sermayenin sosyal yıkım saldırıları meclisten geçerken kıllarını kıpırdatmayan CHP ve MHP’li milletvekilleri, AKP’yi her gün daha fazla sarsanTEKELişçilerinin eylemlerinde boy göstermeye başladılar. Zira AKP karşıtlığı üzerinden rant peşinde koşan düzen partileri açısından içinden geçtiğimiz süreç bulunmaz fırsatlar sunuyor. CHP ve MHP, bu süreçten güçlenerek çıkmanın hesaplarını yapıyor. Tekel işçilerinin mücadelesinde nemalanmak isteyen CHP ve MHP’nin işçi düşmanlığını tescilleyen onlarca örnek bulunuyor. Özellikle CHP'li belediyelerde işçilere yaşatılan hak gaspları ve saldırılar noktasında Kent AŞ direnişi en güncel örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Düzen partileri işçi ve emekçilerin düşmanıdır! CHP ve MHP’nin “işçi dostu” partiler imajıyla TEKEL işçilerinin eylemlerinde yer almalarının hiçbir inandırıcılığı yoktur. MHP ve CHP, TEKEL işçilerine dönük olarak yüzleri kızarmadan yalan söylüyorlar. Tüm sorunların kaynağı olarak AKP’yi gösteriyorlar. TEKEL işçilerinin tepkisinin AKP ile sınırlandırmak, TEKEL işçilerinin tepkisinin sermaye düzenine yönelmemesi için çaba gösteriyorlar. İşçilerin örgütsüzlüğünü kendilerine dayanak yapmaya çalışıyorlar. AKP’nin işçi düşmanlığı tescillendi. AKP, tıpkı kendisinden önce hükümet olan diğer düzen partileri gibi bugüne kadar çıkardığı tüm yasaları burjuvaziye hizmet anlayışıyla hazırladı. AKP’nin işçi düşmanı olduğunu söyleyen CHP ve MHP de en az AKP kadar emeğin toplumsal kesimlerine düşmandırlar. CHP’nin işçi düşmanı tutumu, 30 Nisan'da CHP'li İzmir Karşıyaka Belediyesi'ne bağlı Kent AŞ. tarafından işten atılan işçilere yönelik düşmanca tutumla bir defa daha tescillendi. İzmir'den başlayan yürüyüşlerinin sonunda Ankara'da Abdi İpekçi Parkı’nda kamp kuran işçilere, 34 PKK’linin Türkiye'ye girişini protesto etmek için eylem yapan faşistler saldırdılar. Faşistler, Kent AŞ. işçilerini linç etmek istediler. İşçi düşmanı CHP'li belediye yönetimi üniformalı ve sivil faşistlerle, işçi düşmanlığı noktasında ortaklaştı. Kent AŞ. işçilerine yapılan saldırı, bu süreci olduğu gibi gözler önüne serdi. CHP-MHP SSGSS saldırısı karşısında sessiz kaldı! 8 Nisan’da meclisten geçen SSGSS Yasası’na karşı yaygın protesto gösterilerinin ancak 2008’de başladı. Oysa bu yasa çok uzun zamandır meclisin gündemindeydi. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, SSGSS’nin bazı maddelerini veto etmişti. O dönemde bu yasanın geçmesi durumunda sağlık ve emeklilik konusunda yaşanacak hak gasplarını CHP ve MHP elbette ki, biliyordu. TEKEL eylemlerinde boy gösteren “işçi dostu” CHP ve MHP uzun süre olan biteni sessizce izlediler. CHP ve MHP, işçi ve emekçilere yönelik saldırılara dönük tepkiyi AKP’yi yıpratma ekseninde ele aldılar. 2008’e gelindiğinde SSGSS saldırısı bütün işçi ve emekçilerin ortak sorunuyken ve tam da bu sorun etrafında bir kıpırdanma başlamışken, birden CHP ve MHP’nin “işçi dostu” damarı kabarmaya başladı. Hızını alamayan bazı CHP’li milletvekillerinin de eyleme destek verdi. Tepkiler SSGSS vesilesiyle AKP’ye yönelmişken aynı günün akşamı AKP’ye kapatma davası açıldığı haberi geldi. Tam da bu süreçte CHP ve MHP ikilisi işçi ve emekçilere “AKP işçi düşmanıdır, oysa biz dostuz, biz olsak bu yasayı geçirmeyiz” mesajını vermeye çalışıyorlardı. Emek düşmanı CHP-MHP ikilisinin yalanları ve gerçekler! 1 Mayıs tartışmalarını fırsat bilen CHP ve MHP, hemen safını “işçiden yana” belirledi CHP, 1979’da Taksim’in kendi hükümeti döneminde emekçilere kapatıldığını “unutarak”, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması gerektiğini, kendilerinin de Taksim’de 1 Mayıs’a katılacağını söyledi. AKP, 1 Mayıs’ın tarihçesini detaylarıyla anlatıp asıl işçi düşmanı CHP’dir derken, CHP de AKP’yi faşist olmakla suçladı. 1 Mayıs günü devlet terörü televizyonlardan naklen yayınlanırken, mecliste 1 Mayıs tartışması yapılıyordu. CHP’li Muharrem İnce, TBMM Genel Kurulu’nda, “12 Eylül yönetiminin bile yapamadığını, bu hükümet yapmıştır. O palabıyıklı emniyet müdürünü (Celalettin Cerrah) uyarıyorum. Gün gelecek hesap sorulacak” derken, AKP’li bakan Ertuğrul Günay, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da görev yaptığı hükümetin işbaşında olduğu 1978-1979’lu yıllarda Merter’de, dönemin DİSK Genel Başkanı ile sendikacıların sokağa yüzüstü yatırıldığını hatırlattı. Tüm bu açıklamalar, “tencere dibin kara, seninki benden kara” ifadesiydi. 1 Mayıs tartışmalarında MHP de yerini almıştı. Seçim döneminde ip fırlatan, faşist provokasyonlarda her taşın altından çıkan MHP, 1 Mayıs’tan sonra AKP’yi “kuru bir inat ve anlamsız bir tahrikçilik bayraktarlığı yapmakla” suçladı. AKP’yi tahrikçilikle suçlayan MHP, Newroz kutlamalarında 15 yaşındaki çocuğun kolu kameraların önünde kırılırken, kadınlar vahşice dövülürken, insanların üzerine kurşun sıkılıp katledilirken, faşist saldırganlığı alkışlıyordu. 28 Nisan’da Sakarya’da bir düğün salonunda etkinlik yapan DTP’lilerin gecesine 1000 kişilik faşist güruhun saldırısını ise vatandaş duyarlılığı olarak tanımlıyordu. Faşist MHP, işçi sınıfına düşmandır! Faşizm, işçi sınıfının tüm siyasal ve sendikal örgütlülüklerini ortadan kaldırarak onu atomize etmeyi hedefler. Faşist bir siyasal parti olan MHP’nin tarihsel pratiği de bu tespiti doğrulayan örneklerle doludur. 12 Eylül öncesindeki dönemde yükselen işçi sınıfı mücadelesinden korkan büyük patronların en büyük yardımcısı MHP ve onun silahlı gençlik örgütü Ülkü Ocakları idi. 1970’li yıllarda başta ****l işkolunda yaşanan grevler olmak üzere farklı sektörlerdeki çok sayıda grev ve direniş MHP’li komandoların silahlı saldırısına uğradı. Çok sayıda mücadeleci işçi ve sendikacı faşistler tarafından yarandı ve öldürüldü. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Kemal Türkler 1980 yılında MHP’li faşistler tarafından katledildi. Sermaye devletinin kendilerine verdiği işçi sınıfına saldırma görevini yerine getiren faşistler, bir yandan da emekçilere kendilerinin işçi ve yoksulların dostu olduğu ve onların haklarını korumaya çalıştığı yalanını söylüyordu. Faşist partinin ikinci büyük parti olarak içinde yer aldığı DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti, 1999 ile 2002 arasındaki dönemde IMF-Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası sermaye örgütleri ile işbirliği içinde emekçi düşmanı politikalar uyguladı. Bu nedenle 1999 ve 2001 yıllarındaki ekonomik krizler sırasında milyonlarca emekçi işini kaybetti. 2001 krizinin hemen ertesinde, Mart 2001’de Dünya Bankası’ndan transfer edilerek ekonomiden sorumlu devlet bakanlığına getirilen Kemal Derviş’in hazırladığı emekçi düşmanı “kemer sıkma” politikaları, Devlet Bahçeli’nin başbakan yardımcısı olduğu koalisyon hükümeti tarafından harfiyen uygulandı. Bu çerçevede, Uluslararası Tahkim Yasası, Mezarda Emeklilik Yasası vb. işçi düşmanı yasalar ile çiftçileri yoksullaştıran tütün ve şeker yasaları MHP’nin ortağı olduğu hükümet tarafından kanunlaştırılarak hızla uygulamaya kondu. Bu saldırılara karşı direnmeye çalışan sendikalar ve siyasi yapılar baskı ve yasaklarla yıldırılmaya çalışıldı. Tüm düzen partileri sermaye sınıfının sosyal yıkım programlarını uygulamada tam bir anlayış birliği içindeler. Bu nedenle sermaye adına ister AKP hükümet olsun, ister CHP, MHP vb. düzen partileri hükümet olsun, sonuç değişmez. Zira sermaye partilerinin varlık nedeni burjuvaziye hizmet, işçi ve emekçiler düşmanlıktır. TEKEL işçilerinin kazanmasının tek yolu, düzen ve düzen partilerinden bağımsız olarak sürdürecekleri, militan mücadeledir.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: devrimci proletaryanin, direnis, kar, kis, mucadele, mum isigi, oluyor, sendika agaligi, sendikal burokrasi, sinif bolukleri, soguk, tekel iscileri |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| devrimci, işçileri, işiği, mum, oluyor, proletaryanin, proletaryanın, tekel, ışığı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 12 eylül ve devrimci proletaryanın yolu | Mahmut Halil CAN | TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ | 107 | 01-22-2012 04:02 PM |
| Kıbrıs’ta devrimci proletaryanın yolu | Mahmut Halil CAN | KIBRIS SORUNU VE DEVRİM | 2 | 09-08-2011 01:17 AM |
| Proletaryanın Devrimci Mücadelesi Büyüdükçe Marksizm Leninizme Saldırılar Da A | Mahmut Halil CAN | FELSEFE VE POLİTİKA | 0 | 06-26-2009 11:04 AM |
| Proletaryanın öncüsü Ile Kendisini Buluşturma Zamanı | Mahmut Halil CAN | POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ | 0 | 06-26-2009 12:45 AM |
| Burjuva parlamentarizmi ve Proletaryanın Partisi | Mahmut Halil CAN | POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ | 0 | 08-13-2007 05:03 PM |