DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor
Cevaplar
69
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2528
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-08-2010, 08:55 PM   #61
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

Boğaziçi'nden TEKEL'e destek


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(08.01.10) – İstanbul'da Boğaziçi Üniversitesi’nde biraraya gelen KESK / Eğitim Sen İstanbul 6 No'lu Üniversiteler Şube üyesi eğitim emekçileri TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdiler.
25. gününe giren TEKEL direnişinin yanında olduklarını belirttiler.TEKEL işçilerine telgraf yollayan Eğitim-Sen Boğaziçi Temsilciliği sınıf dayanışmasının anlamlı bir örneğini sergiledi.
8 Ocak sabahı kömpüs içinde bulunan postaneye yürüyüş gerçekleştiren Eğitim-Sen'liler “TEKEL işçisi yalnız değildir!”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!” sloganlarını attılar. Eylemde okunan basın açıklamasında ise TEKEL direnişinin, emekçilere yönelik saldırılara karşı verilen güzel bir yanıt olduğunu ifade ettiler. TEKEL işçilerinin direnişe başlama sebeplerinin de anlatıldığı basın metninde şu ifadelere yer verildi.

“Evet, TEKEL işçileri direniyor. TEKEL işçileri haklarını, 12 aylık insanca yaşayacakları bir ücret istedikleri için direniyor. Ve yeni yılı birçok zamla karşıladığımız şu günlerde, AKP’nin, sermayenin emekçi düşmanı politikalarına karşı, TEKEL işçilerinin direnişi güzel günlere umudu taşıyor. Bugün TEKEL işçileri mücadeleleri sonucu eski hakları ile bir kamu kurumunda çalışmayı tekrar kazanırsa, bütün emekçiler kazanır. AKP’nin, sermayenin acımasız saldırılarına, zamlarına, özelleştirmelere karşı şimdi sesimizi yükseltmenin, TEKEL işçileri ve direnişte olan diğer emekçilerle dayanışmanın tam zamanıdır. Şimdi emeğimize sahip çıkmanın, saldırılara boyun eğmemenin zamanıdır.

Biz de aileleriyle, çocuklarıyla Ankara’nın ayazında, gerektiğinde soğuğa gerektiğinde gaza, copa karşı vücudunu siper eden onurlu TEKEL işçilerini Boğaziçi Üniversitesi emekçileri ve öğrencileri olarak selamlıyoruz, direnişlerinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.”

Kızıl Bayrak / İstanbul
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-08-2010, 08:55 PM   #62
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

Samsun'da TEKEL eylemi



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(08.01.10) - 8 Ocak akşamı saat 17.30'da AKP Samsun il binası önünde toplanan TEKEL işçileri basın açıklaması yaptılar.
Eylemde konuşan Türk-İş temsilcisi TEKEL işçilerinin “yan gelip yatmadığı”nı ifade etti.
AKP önünde yapılan basın açıklamasından sonra kol kola girilerek Cumhuriyet Meydanı yanındaki Ziraat Bankası'nın önüne doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüş esnasında yol çift taraflı olarak trafiğe kapatıldı. Ziraat Bankası'nın önünde toplanıldıktan sonra sloganlar eşliğinde öfkeli tekel işçileri eylemlerini sonlandırdılar.
Eylemde “Yan gelip yatmadık yetim hakkı yemedik!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Zam zulüm işkence işte AKP!”, “İşçi memur el ele genel greve!”, “Yılgınlık yok direniş var!”, “Tekel işçisi direnişin simgesi!” sloganları atıldı. Eylemde, 14 Ocak'ta Ankara'da buluşma çağrısı yapıldı.
Kızıl Bayrak / Samsun
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-08-2010, 08:55 PM   #63
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

41 TEKEL işçisi gözaltında



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Türk-İş'in, çalışma hayatındaki sıkıntılar ve TEKEL işçilerinin sorunlarının çözülmesi amacıyla başlattığı ''çalışmama hakkını kullanma eylemi'', bazı iş yerlerinde ikinci kez gerçekleştirildi. 25 gündür eylem yapmak isteyen TEKEL işçilerinden bir grup AKP Genel Merkezi önünde eylem yapmaya kalkışınca güvenlik görevlileri 41 işçiyi gözaltına aldı.
Ankara/İzmir - Bir grup TEKEL işçisi önce AKP İl binası önünde eylem yapmak istedi. Ancak burada polisin eyleme izin vermemesi üzerine işçiler bu seferde AKP Genel Merkezi önüne geçtiler. Burada kendilerini zincirleyen işçilerden yaklaşık 41 kişiyi polis gözaltına alarak, Karşıyaka Polis Karakolu'na götürdü.
Eylemden notlar
TEKEL İşçilerinin 31 Ocak'ta kapatılacak işyerlerinden diğer kamu kuruluşlarına geçmek için başlattıkları eylem çerçevesinde TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu 8-15-22 Ocak tarihlerinde işe geç başlama eylemi yapma kararı almıştı.
TÜRK-İŞ'e bağlı sendikalar büyük ölçüde karara uyduğu öğrenildi. Ancak Orman-İş Sendikası yetki problemi nedeniyle üyesi bulunmamasından dolayı sadece destek verdi. Petrol-İş'te 82 işyerinde örgütlü olmasına rağmen 62 işyerinde bu karara uydu.
BESK üyelerinden eyleme destek
KESK'e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BESK) üyeleri, Türk-İş'in ''çalışmama hakkını kullanma eylemi''ne destek vererek, Danıştay Başkanlığı önünde açıklama yaptı.
Sendika üyeleri, mesai bırakarak, Danıştay Başkanlığı önünde toplandı.
Türk-İş Genel Merkezi önünde eylemlerini sürdüren bazı TEKEL işçileri de Danıştay Başkanlığı önüne geldi. Gruptakiler, ''işçi memur elele genel greve'' ve ''TEKEL işçisi direnişin simgesi'' sloganları attı.
Grup adına yapılan açıklamada, yargının 4C statüsünde çalıştırmayı ''angarya'' olarak nitelendiren kararlar verdiği savunuldu. 4C statüsünün yargı tarafından aklanmadığı öne sürülen açıklamada, bu kararları uygulamayan idareler ve yöneticiler hakkında suç duyurularında bulunulduğu bildirildi.
TEKEL işçilerinin 25 gündür süren eyleminin başarıyla sonuçlanmasının tüm çalışanların yararına olduğu dile getirilen açıklamada, TEKEL işçilerinin talepleri karşılanıncaya kadar desteğin süreceği kaydedildi.
"Türkiye işçi hak ve ihlalleriyle yandı"
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, özelleştirme ve iş yeri kapatmalarıyla işsizler ordusunun her geçen gün daha da büyütüldüğünü savunarak, Türkiye'nin işçi hak ve ihlalleriyle yandığını ileri sürdü.
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, İzmir Bornova Ağaçlı Yol Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü'nde yapılan 2 saat geç işe başlama eyleminde bir basın açıklaması yaptı. Kumlu, hak ihlalleriyle yanan Türkiye'de, İstanbul'da itfaiye işçilerinin, Ankara'da TEKEL işçilerinin bu yangını söndürmek için mücadele verdiğini iddia etti. Kumlu, aldıkları sürekli eylem kararı gereği bugün yaptıkları 2 saat geç işe başlama eylemini 15 ve 22 Ocak'ta da tekrarlayacaklarını ifade etti.
Emek ve meslek örgütlerini de davet ederek, bölgesel mitingler yapacaklarını anımsatan Kumlu, ekonomik güvenlik ve sosyal adalet istediklerini belirtti.
TEKEL işçileri ve itfaiye işçileri başta olmak üzere çalışanların verdiği mücadeleye duyarsız kalındığını savunan Kumlu, "Karda kışta sokakta verilen mücadelenin nedenleri üzerinde durmak yerine 'ideolojiktir' denilerek işin kolayına kaçılıyor" dedi.
Türk-İş torluluğunun ekmek mücadelesi için, daha fazla hak ve özgürlük için ayağa kalktığına işaret eden Kumlu, şunları söyledi: "Hükümete düşen görev, inadından vazgeçip, taleplerimizi hemen dikkate alarak gereğini yapmaktır. Hükümetin olgun eylemlerimizden gerekli mesajı çıkararak, uzlaşma zeminini hazırlamasını umuyoruz."
Türkiye'nin en önemli sorunu işsizlik
Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Mustafa Özgen, yaptığı açıklamada, TEKEL işçilerinin Türkiye'nin gerçek gündeminin açığa çıkmasına katkıda bulunduğunu, Türkiye'nin en önemli sorununun işsizlik ve yoksulluk olduğunu söyledi.
TEKEL işçilerinin mücadelesinin tüm işçiler için yol gösterici olduğunu ifade eden Özgen, bu mücadeleye özellikle örgütlü tüm işçilerin sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Bugün TEKEL işçilerinin, itfaiye işçilerinin başına gelenlerin yarın tüm işçilerin başına gelebileceğini dile getiren Özgen, ''TEKEL depolarının 2 yıldır boş olmasının, fabrikalarının satılmasının sorumlusu hükümettir. İdeolojik olan TEKEL işçilerinin eylemi değil, işçileri yan gelip yatmakla suçlamak, asgari ücrete 31 lira zam yapmaktır'' dedi.
TEKEL işçilerinin taleplerinin meşru ve helal olduğunu ifade eden Özgen, şöyle konuştu:
''Bugün TEKEL işçileriyle dayanışmayan, onları ziyaret etmeyen, yanlarında olmayan, sıkıntılarını içinde hissetmeyen işçi, işçi değildir. Hiçbir işçi bu mücadeleye kayıtsız kalmamalıdır. Buradan bir kampanya öneriyorum. Çalışanların 4/c'ye yönledirildiği bir ortamda sorun çözülene kadar tüm milletvekilleri 4/c koşullarında çalışsın. Yoksulluk, sefalet varsa yoksulluk ve sefalette eşit olalım. Refahı siz paylaşırken, yoksulluğu niye biz paylaşıyoruz.''
ANKA/ AA / 01.08.10
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-08-2010, 08:56 PM   #64
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

TEKEL işçisi öğretmeye devam ediyor… - Özgür Müftüoğlu



12 Eylül darbesinin hedefi doğrudan işçi sınıfının örgütlülüğüydü. 12 Eylül’ün arkasındakiler örgütlenme özgürlüğünün, yani kolektif hakların, ortadan kaldırılmasıyla bireysel hakların da hiçbir anlamının kalmayacağını biliyordu. Planlanan gerçekleşti. Sendikal hak ve özgürlükler ortadan kaldırıldı ve işçi sınıfının harcı da dağılıverdi. Sonra ne sosyal hak, ne ekonomik hak ne de insan hakkı kaldı…

12 Eylül 1980’den bugüne neredeyse 30 yıl geçti. Bu arada “demokrasi” dillere pelesenk edildi. 12 Eylül darbecileri de dahil olmak üzere 30 yılda her iktidara gelen demokrasiden söz etti. İktidarların sözleri inandırıcılığını kaybedince devreye AB girdi, demokrasinin AB’den geleceği beklendi. Ama olmadı demokrasi gelmedi. Çünkü kolektif haklar yani gerçek anlamda örgütlülük yoktu ve örgütsüz mücadele olamazdı. Emekçileri mücadeleye yönelten bazı denemeler oldu. Bunların başında 1989 Bahar Eylemleri geliyordu, sonra büyük madenci yürüyüşü gerçekleşti. İzmit SEKA işçilerinin direnişi de son derece önemliydi. En sonra da SSGSS’ye karşı Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu, Türkiye emek mücadelesinin son 30 yılındaki hatırlarda kalan mücadele örnekleri oldu.

Kolektif haklardan yoksun geçen 30 yıldaki mücadele deneyimlerinin işçi sınıfı için sınırlı öğreticiliği olsa da bunların hiçbiri kalıcı bir kazanım sağlayamadı. Bu mücadelelerden bazıları başarıya çok yaklaşmıştı ve tüm işçi sınıfını da umutlandırmıştı. Ama son kertede bir güç araya girerek mücadelelerin başarıyla sonlanmasını engelledi. Mücadelelerin başarısını engelleyen o gücün ne olduğuna baktığımızda maalesef tüm örneklerde bu gücün sendikalar olduğunu gördük.

Büyük yürüyüşte yüz bin kişiyi yolundan çeviren, SEKA işçisini direnişi sonlandırmaya ikna eden, SSGSS’yi engellemek için sokaktaki işçiyi yok sayıp, Bakanla anlaşan hep sendika(cı)lardı. Ancak özellikle büyük madenci yürüyüşü ve SEKA gibi direnişlerin başarısız olmasında bu direnişleri yürüten sendikalar kadar, onlarla gereken dayanışmayı göstermeyip yalnız bırakan konfederasyon ve sendikaların da büyük sorumluluğu vardır.

Son 30 yılın en büyük mücadelelerinden bir diğeri 25. gününde olan TEKEL direnişidir. TEKEL direnişi uzun bir süreden sonra örgütlü olmanın, örgütlü mücadeleyle hak aramanın önemini bir kez daha hatırlatmıştır. TEKEL direnişi sadece hükümetin emekçilere yönelik politikalarının ne kadar düşmanca olduğunu ortaya çıkartmakla kalmamış, Türk İş’e de sendika olduğunu hatırlatmıştır. Sadece bu iki nedenle bile TEKEL direnişi son yılların en önemli mücadeleleri arasında sayılmayı hak etmektedir.

Ama elbette bu yeterli değildir. TEKEL direnişinin daha önceki hayal kırıklıkları arasında yer almaması ve Türkiye işçi sınıfı hareketinde bir dönüm noktası olması, nihai hedefe ulaşana kadar mücadeleye devam edilmesiyle mümkündür. TEKEL işçisi yapılan referandumda yüzde 99 gibi mutlak bir çoğunlukla mücadeleye devam iradesini göstermiştir. Bu irade sadece Türk İş’e değil, işçi sınıfını bitti sayıp, mücadeleyi gereksiz gören, uzlaşmacılığı sendikacılık zanneden tüm sendika ve sendikacılara da bir ders niteliğindedir.

Mevcut sendika yönetimleri içinde TEKEL direnişini, tıpkı madenci yürüyüşü, SEKA direnişi veya SSGSS mücadelesi gibi sonlandırma çabasında olanlar mutlaka mevcuttur. Bunlara karşı TEKEL işçisinin, oyuna gelmeyip mücadelesini sonuna kadar sürdürmesi gerekir. Ama şunu da kabul etmek gerekir ki TEKEL direnişi sadece TEKEL işçisi ile kazanılamaz. Hangi statüde ve işkolunda olursa olsun tüm emekçilerin, tüm sendikaların bu direnişi kendi direnişleri gibi sahiplenmesi gerekir. Bugüne kadar yaşananlara baktığımızda en azından sendika ve konfederasyonlar düzeyinde dayanışmanın son derece göstermelik olduğunu söylemek gerekir. Sadece saatlerle sınırlı bir eylem türü yasak savmaktan başka bir şey değildir. Yapılması gereken üretimden ve dayanışmadan gelen gücün samimiyetle kullanılacağı dayanışma eylemleridir. Böyle bir eylem, sadece hükümeti değil, emekçileri örgütsüzleştirerek etkisizleştiren ve onları yok sayan politikaları uygulama hevesindeki tüm güçleri sarsacaktır.
Evrensel / 08.01.10
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2010, 02:29 PM   #65
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

İşçiler: Kölelik düzenine isyan ediyoruz
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İSTANBUL (09.01.2010)- Tek Gıda-İş üyesi TEKEL işçilerinin Ankara'daki direnişine İstanbul'dan kitlesel yanıt geldi. Özlük hakları için direnen TEKEL işçilerine destek vermek için dün sabah iş bırakan işçiler, akşam ise Mecidiyeköy'de bulunan AKP İlçe Başkanlığı'na yürüdü.
TEKEL işçilerine destek vermek için İstanbul'da bir araya gelen Türk-İş üyesi binlerce işçi, AKP binasına yürüdü, “Kölelik düzenine isyan ediyoruz” dedi. İşçiler, sendikalı ve güvenceli çalışma haklarını kazanana kadar eyleme devam edeceklerini dile getirdi.
Cevahir Alışveriş Merkezi önünde toplanan 4 bine yakın işçiye, aralarında SGD, EHP, Halkevleri'nin de bulunduğu çok sayıda kurum destek verdi. Türk-İş üyesi işçiler, “Tekel, demiryolu, itfaiye emekçilerine yapılan insanlık dışı saldırıyı kınıyoruz” yazılı pankart açtı. “İşçiye iş bulun, ya da defolun”, “Halklarla barış, patronlarla savaş”, "Üreten biziz yönetende biz olacağız", "Kahrolsun ücretli kölelik düzeni" yazılı dövizler taşıyan işçiler, polisin yol kenarında açtığı alana sığmadı. Yolu trafiğe kapatarak AKP binasına yürüdü.
İktidarın gerçek yüzü tarihe geçiyor
AKP binası önünde açıklama yapan Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, tüm kentlerde AKP binaları önünde eylem yapıldığını duyurdu. Hükümetin işçilere, düşük ücretli, sendikasız, sigortasız çalışma koşulları dayattığını vurgulayan Büyükkucak, hükümet yetkililerinin TEKEL işçilerinin ile ilgili yaptığı açıklamalara tepki gösterdi. “Öfke ve kin dolu cümlelerle, işçileri toplumun sırtında yük gibi gören aşağılayıcı ifadelerle yapılan her açıklama, siyasal iktidarın gerçek yüzünü gözler önüne seren belgeler olarak tarihe geçiyor” şeklinde konuştu.
AKP Hükümeti'nin hak ve hukuk gözetmediğini ifade eden Türk-İş Bölge Temsilcisi, “Karşımızda Anayasayı, yasaları, Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeleri dikkate alan bir hükümet yok. Karşımızda asgari ücreti sefalet ücreti olarak sabitleyen, işçiye memura emekliye maaş ve ücret artışı olarak devede kulak bile olmayan artışları öngören, halkın temel ihtiyaç mallarına yaptığı zamlarla kaşıkla verdiğini kepçeyle geri alan bir siyasal iktidar var” dedi.
İşçilere kölelik düzeni dayatıldığını vurgulayan Büyükkucak, “Tekel, itfaiye, kent ulaşım, Esenyurt Belediyesi ve şeker işçilerinin yanındayız. Yüreklerimizi mücadele edenlerin yüreklerinin yanına koymaya devam edeceğiz" dedi. Türk-İş Bölge Temsilcisi Büyükkucak, işçilere güvenceli, kadrolu ve sendikalı çalışma hakkı tanınmasını istedi, özeleştirme planlarının durdurulması çağrısı yaptı.
İşçiler yürüyüş esnasında sık sık “İş ekmek yoksa barışta yok”, “Genel grev genel direniş”, “İtfaiyede taşeronlaşma istemiyoruz”, “İtfaiye işçisi satılık değil”, “İtfaiye yatmadı vatandaşı satmadı” sloganları attı.



ATILIM
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2010, 02:35 PM   #66
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

TEKEL direnişi kritik bir döneme giriyor... / KB



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Eylemli dayanışma birleştirilmeli ve büyütülmelidir!


TEKEL işçilerinin Ankara’da sürdürdüğü direniş üçüncü haftasını geride bıraktı. Üç hafta boyunca azgın devlet terörü ve ablukaya rağmen işçilerin kararlılığıyla sürdürülen direniş toplum çapında bir etki alanı yarattı. Kimi sınıf ve emek güçlerini de harekete geçiren TEKEL direnişi uzun bir dönemin ardından önemli bir dinamizm yarattı.
Fakat gelinen yerde direniş ortaya çıkaracağı sonuçlar açısından kritik bir döneme girmiş bulunuyor. Zira bugüne kadar işçilerin basıncı ile harekete geçmek zorunda kalan Türk-İş bürokrasisi, süreci pasif bir zemine çekerek yeni bir ihanetin altına imza atma çabasında.
6 Ocak günü birçok ilde kurulan referandum sandıklarından ezici bir çoğunlukla “direnişe devam” kararı çıkmış bulunuyor. Türk-İş bürokrasisi bu referandumu, tüm sorumluluğu işçilere yıkma çerçevesinde değerlendireceğe benziyor.
Eylemli dayanışma birleştirilmeli ve büyütülmelidir!

Geride kalan süreç içerisinde direnişin etkisi ve basıncı ile bir dizi sendika, emek örgütü ve çeşitli sol güçler TEKEL direnişi etrafında harekete geçmeye başladı. Direnişin sürdürüldüğü Türk-İş Genel Merkezi’nin önü tam bir uğrak yerine döndü. Bu aynı dönem içerisinde yine TEKEL işçilerinin basıncı ile genel grev söylemi başta Türk-İş olmak üzere bir dizi konfederasyon tarafından dillendirilmeye başlandı. Tüm bunların gerisinde elbette işçilerin direniş kararlılığı vardı.
Fakat bu süreç büyük oranda “ziyaretler” ve “anlamlı dayanışma mesajları” sınırında kaldı. Burada sunulan desteğin önemini tartışmak için değil ama daha ötesini örgütlemek için bu gerçekliğin altını kalınca çizmek gerekiyor. Çünkü mevcut direnişin seyri ve yaratacağı sonuçlar açısından sınıf dayanışması gelinen aşamada temel bir yer tutuyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen dayanışma eylemleri bile her fırsatta direnişi geri bir konuma çekmeye çalışan Türk-İş bürokrasisi üzerinde basınç yaratmakta, yer yer harekete geçiren bir etkene dönüşebilmekteydi. Geride kalan dönem içerisinde Türk-İş bürokrasisi ensesinde sadece TEKEL işçilerinin öfkesini değil, yanısıra onların direnişi ile harekete geçen güçlerin basıncını da hissediyordu. Bunun kendisi dahi muhtemel bir ihaneti engelleyen bir etkene dönüşebilmektedir. Çünkü direnişe yönelik her eylem ve müdahale direnişçi işçiler tarafından ilgiyle karşılanmakta, direnişçi işçiler üzerinden direnişin seyrine yönelik müdahalenin önünü açmakta, böylece ihanet hazırlıklarını sürdüren bürokrasinin işini zora sokmaktadır.
Tüm bunlar TEKEL direnişi ile dayanışmayı daha ileri bir zemine çekmenin ne kadar acil bir görev olduğunun işaret etmektedir. Önümüzdeki kritik dönemde “ziyaret ve dayanışma mesajları” ile yetinilmemeli, mevcut dayanışma pratiği birleşik bir zemine kavuşturulmalı, sınıf ve emek güçlerini harekete geçirecek bir eylem programı çıkarılarak bunun üzerinden süreç örülmelidir. Sürece müdahale kanalları açılmalı ve ilk fırsatta direnişi bitirme hesabında olan sendika bürokrasisi üzerindeki basınç arttırılmalıdır.
Sınıf devrimcileri direnişe yönelik müdahalelerini güçlendirmelidir!

Elbette sürece müdahalede sorumluluk en başta sınıf devrimcilerinin omuzlarındadır. Direnişin seyrine yönelik devrimci müdahale gelinen yerde ayrı bir önem kazanmıştır.
Önümüzdeki süreçte sınıf devrimcilerini ikili bir sorumluluk beklemektedir. Birincisi, yukarıda işaret edilen sorumlulukları aksatmaksızın sürdürmek, ikincisi ise direnişe yönelik bağımsız devrimci müdahalenin etki alanını güçlendirmektir.
Birinci başlık üzerinden atılması gereken ilk adım, mevcut hareketliliğin birleşik bir temele kavuşturulması ve bu temel üzerinde bir eylem programı çıkartılmasıdır. Zira TEKEL direnişi etrafında harekete geçen güçler böylesi bir zemine kavuşabildiği ölçüde sürece müdahale edebilecek bir güç ve etki alanı yaratılabilecek, şu anki sınırlılıklar aşılabilecektir. Sınıf devrimcileri bu bakışla, başta direnişin merkezi Ankara’da olmak üzere bulundukları her alanda çağrılar yapmalıdır. Bu çağrılara verilen yanıtlar üzerinden süreç örülmeye başlanmalı, atılacak adımlar sınıf hareketinin genel çıkarları çerçevesinde ele alınmalı, yapılacak çağrıdan eylem ve etkinlik programına kadar bu bakış hakim kılınmaya çalışılmalıdır.
Sınıf devrimcileri açısından bir diğer görev ise, bağımsız devrimci müdahaleyi daha ileri bir düzeye taşımaktır. Sınıf devrimcilerinin sürecin başındaki müdahaleleri görece sınırlı kalmış, bu tablo direnişin ikinci haftası itibarıyla aşılmış, direnişe müdahale çerçevesinde bir dizi faaliyet örgütlenmiştir. Bugün direnişin girdiği kritik aşama ile birlikte bu müdahalelerin önemi daha da artmıştır.
Sınıf devrimcilerinin TEKEL direnişine müdahalesinin iki yönü vardır. İlki TEKEL işçisini sürecin öznesi haline getirmek için bizzat direniş üzerinden yapılması gereken müdahalelerdir. Bu çerçevede direnişteki işçilerle olan ilişkiler güçlendirilmeli, öncü olanların inisiyatifi ele almaları ve bir direniş komitesi oluşturmaları için özel bir çaba ortaya konulmalıdır. Direnişçi işçilere yönelik hazırlanan materyallerde, yapılabildiği oranda toplantı ve etkinliklerde bu acil ihtiyaç öne çıkarılmalıdır. Zira direnişin kaderini belirleyecek olan budur. Bu yapılamadığında, sürecin seyrini sendikal bürokrasi belirleyecektir.
Yürütülecek bağımsız faaliyetin diğer yönü ise sınıf ve kitle çalışması alanıdır. TEKEL direnişinin kesintisiz bir şekilde diğer sınıf bölüklerine taşınması büyük bir önem taşımaktadır. Bulunduğumuz tüm alanlarda sınıfın diğer kesimleri TEKEL direnişi ile dayanışma içerisine çağırılmalı, bu doğrultuda eylem ve etkinlikler gerçekleştirilebilmelidir.
Sermayenin saldırılarına karşı genel grev genel direniş!

TEKEL direnişi bir kez daha sermayenin saldırıları karşısında “genel grev-genel direniş” şiarını gündeme getirmiştir. 12 bin TEKEL işçisi şahsında gündeme gelen saldırı ve direniş genel bir eylem isteğini ortaya çıkarmıştır, Türk-İş’ten DİSK’e kadar kimi konfederasyonlar bile genel grev söylemine başvurmak durumunda kalmıştır. Daha direnişin ilk haftası Türk-İş hükümeti genel grev ile tehdit ederken, hemen ardından DİSK “genel greve” hazır olduklarını açıklamıştır. Bu söylemlerinin gerisinde, var olan tepkinin ve genel eylem eğiliminin basıncı olduğu açıktır.
TEKEL süreci bir kez daha göstermektedir ki, sınıfın farklı bölükleri içerisinde sermayenin saldırıları karşısında yer yer genel bir eylem eğilimi açığa çıkabilmekte, bu eğilim kendi dışını da etkileyecek bir potansiyeli barındırmaktadır. Üç haftalık TEKEL süreci bir kez daha bu eğilimi ortaya koymuştur. Sorun bu eğilimi sınıfın genel eğilimi haline getirebilmekte, saldırılar karşısında biriken hoşnutsuzluğu ortak bir kanala akıtmakta ortaya çıkmaktadır.
Sınıf devrimcileri, sınıf hareketinin genel çıkarları ekseninde, TEKEL direnişi üzerinden bir kez daha açığa çıkan bu eğilimi güçlendirmek için büyük bir enerji ile sürece yüklenmelidir. Önümüzdeki dönemde kıdem tazminatının gaspından özel istihdam bürolarının açılmasına kadar sınıfa yönelik yeni saldırılar gündemdedir. Mevcut kriz süreci düşünüldüğünde, bu saldırıların şiddeti ve etkisi daha da artacaktır. Elbette buna bağlı olarak sınıf içerisinde mayalanan genel bir eylem ve mücadele isteği de... TEKEL sürecine müdahale bu bakışla ele alınmalı, değişik araç, yol ve yöntemlerin yaratıcı bir biçimde kullanıldığı etkili ve çok yönlü bir faaliyet örülmelidir.
(Sosyalizm İçin Kızıl Bayrak, Sayı: 2010/02, 08 Ocak 2010)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-11-2010, 07:08 PM   #67
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

Tekel işçilerinden iş bırakma çağrısı

Tekel işçileri 14 Ocak mitinginin ardından tüm sınıf kardeşlerini 15 Ocak'ta iş bırakmaya çağırıyor. İşçiler; "Bizim için değil, kendi geleceğiniz için iş bırakın"...


Eyleme güç verin


DİRENİŞLERİNİN 27. gününü geride bırakan TEKEL işçilerinin gözü Türk-İş Başkanlar Kurulu'nun kararı doğrultusunda 15 Ocak'ta yapılacak iş bırakma eyleminde. Saldırının tüm işçi ve emekçilere yönelik olduğunu vurgulayan TEKEL işçileri, tüm sınıf kardeşlerini cuma günü yapılacak eylemi güçlendirmeye çağırdılar.

Gazeteciler ziyaret etti


GAZETECİ örgütleri, Çalışan Gazeteciler Günün'nde TEKEL işçileriyle bir araya geldi. Gazetecilerin sorunlarının işçi sınıfının sorunlarından bağımsız olmadığına dikkat çekilen ziyarette, basın özgürlüğü mücadelesinin işçi sınıfının mücadelesinin başarısıyla zafere ulaşacağı dile getirilerek, dayanışma çağrısı yapıldı.

TEKEL işçileri 15 Ocak'ta iş bırakmaya


TEKEL işçileri direnişlerinin birinci ayını doldurmak üzereler. Şimdiye kadar halkın ve emekten yana herkesin desteğini alan TEKEL işçileri, şimdi gözlerini 15 Ocak'ta yapılacak iş bırakmaya çevirdiler. Saldırının tüm emekçilere yönelik olduğuna dikkat çeken işçiler, sınıf kardeşlerine "Bizim için değil, kendi geleceğiniz için iş bırakın" çağrısı yaptılar.

Adıyaman'dan TEKEL işçisi Yusuf Aşan, geçtiğimiz Cuma günü gerçekleşen iş bırakmak eyleminin zayıf kaldığını belirterek, 15 Ocak'ta yapılacak eylemin daha etkili ve daha geniş katılımlı olması gerektiğini belirtti. Türk-iş'in mücadelelerine verdiği desteği daha da arttırması gerektiğini belirten Aşan, Türk-iş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'ya "Sendika başkanımız Mustafa Türkel ve işçilerin seslerine kulak ver. Biz inandık, konfederasyonumuz da inansın. 15 Ocak'ta nasıl tüm TEKEL işçileri burada olacaksa, Türk-lş'i de yanımızda görmek istiyoruz" dedi.

15 Ocak'ta direnişlerinin birinci ayını dolduracağına dikkat çeken Aşan, sorun çözülmezse genel grev kararı alınmasının şart olduğunu bildirdi.

'BANANE' Dersek kaybederiz


Diyarbakır'dan Mehmet Karataş da, dünyanın 85 ülkesinde emekçilerin TEKEL işçisinin sesini duyduğunu, ancak Türkiye'de hâlâ sessiz kalanlar olduğunu belirtti. Karataş, "Bizim için değil, artık herkes kendisi için mücadeleye girmek zorunda. Biz bugün 'Bana ne dersek' yarın aynı şey bizim başımıza gelir" dedi.

Saldırının tüm emekçilere yöneldiğini belirten Karataş, kapitalizmin vahşi pençesinden kurtulmak için işçilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Geleceği düşünen herkes iş bırakmaya


İskenderun'dan Ahmet Çot, TEKEL işçilerini 4-c ile açlık sınırının altında çalışmaya mahkum eden zihniyetin, eğitimcileri de ders ücreti karşılığı asgari ücretin altında çalıştırmaya başladığını ifade etti. Mücadelenin bu nedenle ortaklaşması gerektiğini vurgulayan Çot, 14 Ocak'tan sonra başlayacak 3 günlük oturma eyleminin ardından genel grevin başlatılması gerektiğini söyledi. Aydın'dan Şaban Taşdemir ise, 27 gündür yaptıkları çağrıyı artık herkesin duymuş olması gerektiğini belirterek, "çoluk çocuğunun geleceğini düşünen herkesi" 15 Ocak'taki işbırakmayı güçlendirmeye çağırdı. TEKEL işçilerinin direnişine destekler de sürüyor. Dün de Çorum Çalyaka Köyü Derneği üyeleri TEKEL işçileri için aşure kaynattılar.

kaynak: Tek Gıda İş Sendikası/ Ankara
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-11-2010, 07:29 PM   #68
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

'Yan gelip yatmak' ya da 'eğri oturup, doğru konuşmak' - Ahmet Öncü




Başlarken...
Çok değil bundan iki yıl önce dahi sınıf mücadelesinden, işçi sınıfından ve hatta kapitalizmden bahsetmek en iyi tabirle entelektüel bir gerilik ya da zaaf, daha yaygın bir tabirle “dinozorluk” belirtisi sayılıyordu. Fakat hiç beklenmedik bir şekilde işçi sınıfı grevleriyle, direnişleriyle ve halaylarıyla geri dönünce işler biraz değişti. Polis copuna, biber gazına, tazyikli suya, gözaltına almalara, işten ayırmalara, işten çıkartmalara rağmen yılmadan daha fazla işçi ve emekçi yollara yeniden düşmeye başladı. Bu süreçte iş, ekmek ve barış özleminin bütün yakıcılığıyla kendisini siyasal gündeme dayattığı ülkemizde ve dünyanın bütün diğer coğrafyalarında kapitalizm ile hesaplaşmaya girişmek niyetinde olan herkes aniden o çok aranan “yeni” özneyi buluverdi. Aslında bu yeni özne o çok bildik “yurdu tüm cihan olan” kadim “amele” sınıfıydı.

İşte böyle bir bağlamda, biz de, BirGün’deki ilk yazımıza bu noktadan ve şöyle başlayalım dedik: “Selam yaratana selam, selam tohumların tohumuna selam. Selam işçi sınıfına selam”. Haftalık yazılarımızla sizlerin sesi, sizleri sözü olmaya çalışacağız. Bir de şu var: Bu sütundaki satırlar şimdilerde Londra metrosunda Friedrich Engels’e atfedilen şu sözlere bağlı kalınarak yazılacak: “Bir gram eylem, bin ton teoriden daha değerlidir”. Yani yer yer günlük mücadelenin dilinden kopup teorik bir söyleme saparsak, bilin ki, eyleminizi temel alan bir teori arayışı içinde olacağız. Söylemeye gerek yok ama görüşlerinizi ve eleştirinizi sabırsızlıkla bekleyeceğiz.
YETİM HAKKI ÜZERİNE BİR TARTIŞMA
Kamuoyunun malumu olduğu üzere, Başbakan Erdoğan uzunca bir zamandır özelleştirmeler sonucunda işini ve kazanılmış sosyal haklarını kaybeden birçok emekçiyi “yan gelip yatmakla” suçlamaktadır. Hükümetin bakış açısından bir akıl yürütecek olursak, “üretken” olmayan bu tür kamu emekçileri sadece ülke ekonomisine ve hükümetin bütçesine yük olmakla kalmayıp, deyim yerindeyse, yetimlerin hakkını yemektedir. Elimizdeki “Direnişçi Tekel İşçileri”ne ait bir bildiri de ise bu iddianın tam tersi bir ifadeye yer verilmektedir. Bildiride, hiçbir parçasına dokunmadan olduğu gibi alıntılarsak, şöyle denilmektedir: “Biz, her yıl TEKEL’i vergi ödeme şampiyonu, Türkiye’nin üçüncü büyük şirketi yaptık. ASLA YAN GELİP YATMADIK. YETİM HAKKI YEMEDİK. YETİM DOYURDUK.” Görüldüğü gibi, günümüzde emek ve sermaye arasında giderek derinleşen sınıf çatışmasının merkezinde, diğer önemli birçok meselenin yanı sıra, “yetimin hakkını kimin yediği” ya da daha doğru bir deyişle, “yetimi kimin doyurduğu” tartışması yer almaktadır.
Kapitalist toplumu ve ekonomiyi emek değer teorisine bağlı kalarak anlamaya çalışanlar -bunlara kısaca sosyalistler de diyebilirdik ama bir başka yazımızda ele almayı düşündüğümüz bazı nedenlerden dolayı açık bir şekilde yazmayı tercih ettik- açısından bu tartışmada kimin haklı ya da doğru olduğu aşikâr olmakla birlikte, birtakım “postmodern” duyarlılıklara sahip kuşkucu yurttaşımız “acaba başbakanımız haklı olabilir mi?” diye düşünebilir. Kanımızca, bu tür üçüncü şahısların merakını giderebilmenin tek bir yolu mevcuttur. Tartışmaya taraf olanların yani sermaye sınıfı ve sözcüleriyle işçi sınıfı ve sözcülerinin “eğri oturup, doğru konuşması.” Tahmin edileceği gibi, kuşkucuların tarafların “eğri oturacağına” dair herhangi bir teorik şüpheleri bulunmaz -bağımsız bir üçüncü taraf oluşturduklarından emin olan böyleleri bir tek kendilerinin doğru oturduğunu düşünür! Onlar daha çok tarafların “doğru konuşup konuşmadığı” hakkında, her zaman olduğu gibi, karar vermekte zorlanırlar. Yani onlara göre, teorik nedenlerden dolayı ve daha da önemlisi “nesnelliğin” gereği olarak birbirleriyle mücadele halinde olanların sözleri karşısında her zaman şüpheci olunmalıdır: “Hükümet mi yoksa direnen işçiler mi doğru?” Yani gizemli bir durumla karşı karşıyayız.
Oysa, Aristo’dan beri bildiğimiz gibi, dost ve düşmanın saflaşarak karşı karşıya gelmesi anlamına gelen siyasi mücadelede gizemciliğe hiçbir yer yoktur. Ve hiç şüphesiz, sınıf çatışmasından türeyen sınıf mücadelesi tümüyle siyasi alana dahildir. Bu anlamda da, siyasi alana bakanların orada dile getirilen görüşleri ve eylemleri anlamak gibi bir çabaları varsa, asıl meselelerinin, Marx’ın bütün çıplaklığıyla dile getirmiş olduğu bir koşulu anlamış olmaları gerektiğini bilirler: “Tüm toplumsal yaşam, özünde pratiktir. Teoriyi gizemciliğe saptıran bütün gizemler, ussal çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin anlaşılmasında bulurlar.” Bugünün insan pratiği ise, dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu düşünüldüğünde, “ücretli kölelik” olarak tanımlanabilir.
Bugünkü yazımızı bitirirken, “Direnişçi Tekel İşçileri”nin her türlü gizemcilikten kurtulmuş olduklarını, yine onların bildirisinden bir alıntıyla vurgulayalım: “Köleliği kabul etmiyoruz. Haklarımızı alıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz”. Haftaya işçilerin bu zorlu mücadelesinde karşılaşabilecekleri birtakım sorunlar üzerine düşüncelerimizi sizlerle paylaşacağız.
Birgün / 11.01.10
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-12-2010, 06:53 PM   #69
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

Dünya Kadın Konferansı Katılımcıları'ndan TEKEL direnişine destek...



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(12.01.10) – Latin Amerika ülkesi olan Venezüella'da düzenlenecek olan “2011 Dünya Kadınlar Konferansı” hazırlıklarını Almanya'nın Stuttgart kentinde yürüten emekçi kadınlar direnişteki TEKEL işçileri için dayanışma mesajı kaleme aldılar.
“Stuttgart Kadın Konferansı, Dünya Kadınlar Konferansı 2011 Venezuella'ya Hazırlık Çalışması Katılımcıları” imzasıyla yayımlanan dayanışma mesajında özelleştirme saldırısının sonuçlarının Almanya'dan da bilindiği söylendi. Enternasyonal dayanışmanın önemine vurgu yapıldı.

Dayanışma mesajının tam metni şöyle:

Sevgili TEKEL grevcisi kadın ve erkek işçi arkadaşlar;
"Stuttgart Kadın Konferansı” katılımcıları olarak, haftalardır sürdürdüğünüz grevinizi öğrenmiş bulunuyoruz. TEKEL'in özelleştirilmesinin sonucu olarak, siz çalışanların mücadeleyle kazandığınız hakları yoketmek istiyorlar. "4-C" saldırısı, modern kölelik koşullarının daha da ağırlaştırılmasından başka şey değildir. Bununla, sizleri ve çocuklarınızı açlığa ve güvencesizliğe mahkum etmek istiyorlar.
Sizinle ve sizlerin ailelerinizle tam ve tereddütsüz bir dayanışma içerisinde olduğumuzu ilan ediyoruz. Bilincimiz ve yüreğimiz sizinledir.
Sizlerin kavgası ve direnişinin Almanya'da tanınması ve dayanışmanın geliştirilmesi çabası içerisinde olacağız.
Özelleştirmelerin, biz çalışanlara direk bir saldırı olduğunu Almanya'daki uygulamaların sonuçlarından da biliyoruz; ücretlerde düşüş, sosyal, yasal ve siyasal hakların gaspı ilk akla gelenlerdir.
Sizlerin cesur direnişi, hangi ülkede olursak olalım, biz işçilere ve emekçilere cesaret veriyor. Onurlu direnişinizden öğreniyoruz.
Sizlere kavganızda başarı, zafer dileklerimizi ve yürekten dayanışma selamlarımızı yolluyoruz.
Yaşasın işçilerin enternasyonal dayanışması!
Stuttgart Kadın Konferansı, Dünya Kadınlar Konferansı 2011 Venezuella'ya Hazırlık Çalışması Katılımcıları
10 Ocak 2010
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-12-2010, 06:54 PM   #70
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Tekel işçileri devrimci proletaryanın mum ışığı oluyor

Demokrasi külahını düşüren Tekel işçileri – Nihal Kemaloğlu


Tekel işçileri, son 25 yılın en ilham verici toplumsal dayanışma ve hak arayışını simgelerken aynı zamanda 'demokrasi havarilerini' de yapı bozumuna uğrattı.
29. gününe giren Tekel işçilerinin hak mücadelesi 'demokratlarımız' için de demokrasi sınavı mahiyetindeydi...

Ve topluca sınıfta kaldılar, yapmadıkları 'ev ödevi' de ortaya çıktı...

Demokrasi tellalları, örgütlü hak mücadelesinin 'temel insan hakkı' olduğunu yazmayan 'küreselleşme' kitabından çalışmışlardı.

Üstelik küreselleşmenin gereği emeğin kendine 'yabancılaştırılma' ve 'yalnızlaştırılma' operasyonlarını başarıyla tamamlamışlardı.

Üzerine kalın ölü toprağı attıkları 'emeğin' sesinin kesildiğine eminlerdi.

Küreselleşmeye ülkemizin sıhhi, asayişli alan olarak tesliminde demokratlarımızın 'taşeron hizmetleri' unutulmazdı.

Toplumu kültürel kompartımanlara ayrıştırıp, ellerine tutuşturdukları 'çok kültürlülük' kartıyla 'emek ve dayanışma' kökünden halledilmişti.

Neoliberalizmin 'akıllı kartı' herkese kültürel cephesini gösterip 'ötekisini' tayin ettirmiş ve böylelikle piyasa 'sosyal haklardan' temizlenmişti .

Şimdi zapturapt altındaki piyasadan 'insan' sesleri yükselip,'Tekel işçileri' kefenlerini de giyince demokratların 'hayalet görmüşçesine' dilleri ve kalemleri tutuldu!

Tek satır yazamadılar, tek kelam edemediler, sanki şeytan azabı geri dönmüştü.

Çünkü sokağa çıkan 'demokrasinin kendisiydi', herkes için insan haysiyetine yakışır 'çalışma ve yaşama talebiydi'.

En temel insan hakkına gözlerini ve kulaklarını kapatan 'demokratların' külahı düşmüştü.

'Emek öğütücü ekonomizmin' filtre edemediği Tekel işçilerine, itfaiyeciler, demiryolu işçileri, taşeron işçiler, öğrenciler, kamu çalışanları,emekliler omuz verdi.

Kar, piyasa ve rekabete boğulmuş dünyaya 'devasa insan eşitsizliğini' haykırdı.

Yani 'insan haklarını', 'neoliberalizme angaje kör zihinlere' hatırlatıyordu.

Sermaye düşkünü, sosyal devlet düşmanı politikaların 'ötekileştirdiği' adı anılmayan emeğin muhteşem dirilişini Tekel işçileri gerçekleştirdi.

Tabii ki ülkemizdeki 'demokratik güçler' harekete geçti, 'taleplerin' icabına bakmak için Emniyet kuvvetleri görevlendirildi.

Cop, panzer, tazyikli su, gözaltına almalar günlerce sürerken ülkenin biber gazı stoğu tükendi Ama Tekel işçilerini tüketemediler, büyüttüler.

Sermayenin 'ötekileri' artık GSMH'dan aldıkları payı, yitirdikleri kamusal zenginlikleri, gitgide yoksullaştırılmalarını sorguluyor...

Piyasacı demokratlara dair toplumsal ezber hızla bozuluyor.

Düşen demokrasi külahının altından 'neoliberal body guardlar' çıkıyor.

Demokrat kılığındaki 'neoliberal ajanlar için' emek ve hakları', taşını ve toprağını küreselleşmenin tescillediği ülkemizde fazlasıyla yüklü maliyet demek.

İşsizlik ise 'makul' görmemiz gereken yeni kapitalizmin 'insan bakiyesi'.

Tekel işçileri, itfaiyeciler, taşeron işçiler, atanamayan genç öğretmenler, kan kusturulan eczacılar, kamu çalışanları sistemin 'ötekisi' olduklarının bilincindeler, örgütleniyorlar ve saflarını sıkılaştırıyorlar.

Tekel işçilerinin 'demokrasi kitabında' sosyal haklar ilk ders.
Akşam / 12.01.10
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
devrimci, işçileri, işiği, mum, oluyor, proletaryanin, proletaryanın, tekel, ışığı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
12 eylül ve devrimci proletaryanın yolu Mahmut Halil CAN TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ 107 01-22-2012 04:02 PM
Kıbrıs’ta devrimci proletaryanın yolu Mahmut Halil CAN KIBRIS SORUNU VE DEVRİM 2 09-08-2011 01:17 AM
Proletaryanın Devrimci Mücadelesi Büyüdükçe Marksizm Leninizme Saldırılar Da A Mahmut Halil CAN FELSEFE VE POLİTİKA 0 06-26-2009 11:04 AM
Proletaryanın öncüsü Ile Kendisini Buluşturma Zamanı Mahmut Halil CAN POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ 0 06-26-2009 12:45 AM
Burjuva parlamentarizmi ve Proletaryanın Partisi Mahmut Halil CAN POLİTİK HAREKETLER,PROĞRAMLARI VE TAKTİKLERİ 0 08-13-2007 05:03 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:57 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,