DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > İŞÇİ SINIFI VE DEVRİM > GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM

GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız
Cevaplar
112
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2686
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-16-2011, 07:27 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Exclamation Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

TORBA YASA MECLİSTE, SENDİKALAR UYKUDA, SINIFTA SESLER CILIZ


Egemen sınıf burjuvazinin işçi sınıfı ve emekçilere kapsamlı saldırısının bir parçası olan Torba Yasası Meclis’e geldi nihayetinde. Öğrenci Affı, Silikozisli hasta işçilere maaş gibi bir iki makyaj dışında kapsamlı saldırı paketinde esnek çalışma, kadın ve çocuk emeğinin korkunç vahşete maruz bırakılmasına, kamu emekçileri ile işçilerin genel olarak iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına, kısa ve uzun vadeli sürgünlerin yasalaştırılmasına kadar birçok olumsuzluk var. İşin enteresan tarafı ise; bu kapsamlı saldırı paketi seçimler öncesi geçiriliyor.

Hükümetlerin kolay kolay başvuramayacağı bir şekilde. Zira seçimlerin hemen arifesinde hükümetler bu türden girişimler de genel olarak bulunmazlar. Demek ki düzen, onun şimdiki hükümet edenleri bu sessizliği, mücadelesizliği fırsat biliyorlar ve de egemen burjuvazi de durumu sınırsızca kullanmaya kararlıdır. Torba yasa ile kazanılmış haklar bir bir gasp edileceği gibi, aynı zamanda sendikal haklara da tırpanlama getiriliyor.

Bu kapsamlı saldırıya rağmen Türk-İş başından itibaren yan çizdi bile. Zira ilkten eylem kararı alacak gibi görünen Türk-İş hemen ardından işten çekildi. Sendikal bürokrasi ve ihanette sınır tanımayan bu çetenin şimdilerde AKP ve düzen lehine olan her şeye karşı bu türden tavır alması oldukça olağan oldu.

Bunun iki tarafı var tabii ki. Birincisi Tekel direnişi ve ardından işçi sınıfının tepkisi gittikçe büyümektedir. Bu da her eylem dalgasının sendikal bürokrasiye darbe vurduğu açıktır. Bu pakete karşı mücadele ve eylem kararlarının da nihayetinde buraya varmasına karşı başından işin içinde olmamayı yeğ tuttu Türk İş sendikal ihanet şebekesi. İkincisi, bu saldırı paketine, torbaya karşı mücadele etmemesi ağababaları tarafından emredilmiştir. Dolayısıyla sendikalara da darbe vuran bir yasa tasarısına karşı çıkmayarak Türk İş aynı zamanda kendi ayağına da kurşun sıkmaktadır dolayısıyla.

Diğer sendikalarında Türk İş’ten üstte yer alacak bir tavır içinde olmadıkları açıktır. Hak İş zaten hükümet güdümünde bir sendikadır. DİSK ise, alana ve mücadeleye kıyısından dokunmakla birlikte enerji verip mücadele etmemektedir esasen. Çeşitli yerlerdeki direniş ve mücadele bahane edilerek bu saldırı paketine karşı mücadele tehir edilmektedir DİSK tarafından. Kamu İşçileri sendikalarından da aynı şekilde tavır yoktur. KESK’in de son Olağan üstü Genel Kurul çalışması ile tamamen içe dönmüş olması Torba Yasa’ya karşı direniş ve mücadeleyi güdük bırakmış, zayıflatmıştır.

Çeşitli sendikaların şubelerinin birkaç direnişi, eylemsel aktivitesi ise cılız ötesi kalmaktadır. Bu da yasanın geçmesi, hızlandırılması için cesaret vermektedir düzen uşaklarına. Torba Yasa tasarısı bu biçimiyle Meclis’ten geçecektir. Doğru düzgün içeriğinin bilinmemesi, işçi sınıfı ve emekçilere ellerindeki tüm propaganda aletleri ile makyaj kısmı sunulan bu yasanın bu biçimiyle geçmesi sınıf ve mücadelesi ile kazanımları açısından büyük bir kayıp olacaktır.

Sendikal ihanet şebekeleri her türden mücadelenin önündeki en büyük engeldir torba yasa içinde olmak üzere. Mücadelenin önünde birçok engel olmakla birlikte, emekçiler ile işçi sınıfının sınırlı, cılız da olsa duyarlılıkları mücadelenin büyütülmesi noktasında umut vermeye de devam ediyor.

Torba Yasa, sınıfa dönük ciddi saldırı dalgasının bir parçasıdır. Bu yasanın Meclis’ten geçmesi demek, sınıfın mücadelesinin ve kazanımlarının onlarca yıl geriye çekilmesi demektir. Bu anlamda sınıfın duyarlılığı arttırılmalı, sendikal ihanet şebekeleri tabandan sıkıştırılması ve sınıf mücadelesinin örgütlü tüm biçimleri harekete geçirilmelidir. Kaybedecek fazla bir şeyimiz kalmadı. Canımızdan başka. HAYDİ, KAVGALARIN SONUNCUSU UĞRUNA MÜCADELEYE.




16.01.2011



Mahmut Halil CAN ( Sendiren )


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:31 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Sorumluluk ve emekçilerin güveni – Erkan Aydoğanoğlu


Daha iyi bir yaşam ve gelecek için mücadele eden her mücadele örgütü herhangi bir konuda tutum belirlerken yaptığı işin önemini, yürüttüğü mücadelede başarılı olmasının hangi etkenlere bağlı olduğunu düşünmek ve bu düşüncenin omuzlarına yüklediği sorumluluk ile hareket etmek zorundadır. Örgütlü olanların, sayıca kendilerinden çok daha fazla olan örgütsüz kitlelere göre en büyük avantajı, kendilerini ilgilendiren konularda örgütlülüklerinin verdiği güçle hareket edebilmeleridir.
Yıllar içinde sendika yönetimleri ile iş yerleri arasındaki mesafe giderek açıldığından ve sendikalarda tabanın denetiminin yeterince sağlanamaması nedeniyle yaşanan sorunlara zamanında müdahale etmek ve çözüm üretmek zorlaşıyor. Sendikal mücadele sürecinde başından sonuna açıklıkla ve sorumluluk duygusuyla hareket edilmediğinde başarılı olma ihtimali düştüğü gibi, sendikalara yönelik güven yitiminin önüne geçebilmek de mümkün olmuyor.
Günlük hayatın akışı içinde emekçiler sürekli şikayet ettiği koşulların ya kendiliğinden değişmesini bekliyor ya da birilerinin gelip bu koşulları düzeltmesini istiyorlar. Tek tek emekçiler yaşadığı koşulları kendi lehine düzeltmek adına bir şeyler yapmak için harekete geçirilemediği için, hep kendileri dışında bir kurtarıcı beklentisi içine girmeleri kaçınılmaz oluyor. Durum böyle olunca, o her fırsatta eleştirdiğimiz, bazen yerden yere vurduğumuz sendikal bürokrasiye karşı mücadelede önemli bir dayanak noktası yeterince kullanılamıyor.
Emekçilerin yaşadığı herhangi bir sorun karşısında kendilerini yalnız hissetmeleri, bu duyguyu tersine çevirmesi gereken sendikaların çoğu zaman emekçilerden farklı gündemlerinin olması önemli ve mutlaka aşılması gereken bir sorun. İşin daha da acı tarafı, söz konusu yalnızlık ve güvensizliğin örgütlü emekçiler arasında giderek yaygınlaşıyor olması. Örgütlü insanlar bile çeşitli umutlarla örgütlendikleri sendikalar gündeme yeterince müdahale etmedikleri için, daha pasif ve edilgen tutumlar takınıyorlarsa, örgütsüz milyonların halini varın siz düşünün.
İşçi ve kamu emekçileri için son derece tehlikeli düzenlemeler içeren torba yasa tasarısına, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda ilk gündeme geldiği halinden bile geri eklemeler yapıldı. Tasarıya karşı örgütlü tepkilerin geç ortaya çıkmış olması zaten önemli bir sorundu. Yaşanan bütün olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu olmakla övünen Türk İş’in hâlâ hükümetten olumlu anlamda beklentilerinin olması, Türk İş’e bağlı sendikaları bile isyan noktasına getirmiş durumda.
Şu açık bir gerçek ki, torba yasa tasarısına karşı mücadele konusunda ve diğer konularda sendikalar içinde bulundukları mevcut durumu ve bu durumdan kaynaklı sorunları çözmek için birlikte harekete geçmeden somut bir ilerleme sağlamak mümkün değil. Sendikaların harekete geçebilmesi için tıpkı Belediye-İş (Türk-İş), Genel-İş (DİSK) ve Hizmet-İş’e (Hak-İş) bağlı sendikaların üyelerinin yaptığı gibi aşağıdan yukarıya doğru bir basınç oluşturmak gerekiyor.
Emekçilerin çalışma koşullarında ve günlük yaşamlarında tek başına değiştiremeyeceği, kontrol edemeyeceği onlarca şey olabilir. İnsanlar bu temel gerçeği gördükçe ya da yaşayarak öğrendikçe örgütlenme ve mücadeleye katılma ihtiyacı hissederler. Bu anlamda yaşanan sorunların üstesinden gelmek için atılması gereken ilk adım, tek tek örgütlü bireylerden en tepedeki sendikalara kadar herkesin emekçilerin ve emek hareketinin ihtiyaçları doğrultusunda sorumluluk alması ve yarının bugünden daha kötü olmaması için aynı sorumluluk bilinciyle mücadelenin ortaklaştırılmasıdır.
Sınıfın örgütlü gücünü temsil eden sendikalar, gündeme zamanında ve doğru araçlarla müdahale etmek, aşağıdan yukarıya karar alma süreçlerini işletmek ve alınan kararları cesaretle uygulamak için harekete geçtikleri zaman, yitirdikleri itibarı ve emekçilerin güvenini yeniden kazanacaklardır. torba yasa tasarısına karşı yürütülecek mücadele, bunu sağlamak için yeterince olanak sunuyor.
Evrensel / 13.01.11
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:33 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Çelebi'den torba yasa açıklaması



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(16.01.11) - Türk-İş tarafından 15 Ocak günü Abant'ta düzenlenen'Çalışma Yasası, Çalışma Hayatını İlgilendiren Yasalar ve Sendikalar Kanunu' konulu toplantıya DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de katıldı. Çelebi toplantı öncesinde torba yasa hakkında açıklamalarda bulundu.
Çelebi torba yasanın özellikle emeği ilgilendiren, hak kayıplarına yok açan düzenlemelerle dolu olduğunu belirterek tasarının geri çekilmesi talebinin defalarca dile getirildiğini söyledi. Tasarının bütçe plan komisyonundan geçtiğini hatırlatan Çelebi, “Meclis gündemine gelirse üzerine bir bardak su içecek halde değiliz. İşçiler çok daha yaygın, etkin eylemlerini bu hafta yapacaklardır. Bunu da hep beraber göreceğiz'' dedi.
''Burada emek örgütleri arasında ayrım yapmadan, bütün emek örgütlerinin, (sendikalıyım) diyen herkesin, bir sorumluluk içerisinde bu sürece karşı demokratik tepkilerini ortaya koymasını istiyoruz ve talep ediyoruz. Burada (DİSK'in öne çıkması) diye bir hedefimiz yok. Bütün emek örgütleri bu sürece katkı vermelidirler'' diyen Çelebi, çalışanların geleceğini karartan düzenlemenin ortadan kalkmaması halinde eylemlerini ve mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.
Eylemlere çağrı
Yasa geri çekilinceye kadar alanlardan çıkmayacaklarını belirten Çelebi, “Perşembe günü İstanbul'da bütün örgütler bir araya gelerek eylem yapacağız. İstanbul'da ve Türkiye'nin her ilinde.'' dedi.
"Gaz bombaları, coplar bizleri yıldıramaz"
Basının polislerin orantısız güç kullanması hakkındaki sorusu üzerine Çelebi, ''Tek taraflı bir yapı kurgulanıyor. Özgür anlamda kendilerini ifade edenler büyük bir baskı altında tutuluyor. Türkiye'de bu tip hakları elde etmenin bazı bedelleri var'' dedi.
Bedel ödenmeden kamuoyu oluşmadığına dikkat çeken Çelebi, “Söylediklerimiz zaten diyalogla çözülmüyor. Diyalog yollarının hepsini aradık ve buradan bir netice üretemedik. Bundan sonra da diyalog noktası bitmiştir. Hükümet bu konuda ısrarını sürdürdükçe biz de ısrarımızı bu anlamda sürdüreceğiz. Gaz bombaları, coplar ve benzeri zulümler bizleri artık yıldıramaz. Biz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz'' dedi.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:34 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Torba yasa saldırısına karşı mücadelenin durumu ve görevler / KB



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
İşçi sınıfı “torba yasa” denilen kapsamlı bir saldırıyla yüzyüze bulunuyor. Esnek çalışmayı ağırlaştıracak uygulamalardan çocuk ve kadın sömürüsünü kolaylaştıracak düzenlemelere, kamu emekçilerini ve onbinlerce işçiyi işgüvencesinden yoksun bırakarak sürgüne gönderecek kararnamelere kadar, dizginsiz bir saldırı programıdır sözkonusu olan.
Hükümet seçim yılına girdiğimiz şu günlerde böylesine cüretli bir hamle yapmış bulunuyor. Çünkü krizi fırsata çeviren kapitalistler daha fazlasını istiyorlar. Hükümet de seçimleri dahi beklemeden, ancak seçim atmosferine de girmeden bu programı bir an önce hayata geçirme çabasında. Bu amaçla bilinen düzenbazlıklara başvurarak bu yasayı hazırladı. Zira “torba yasa” zehirin şekerlemeyle karıştırılarak sunulmasına olanak veriyor. Bunun için torbada kapsamlı saldırı yasalarıyla birlikte bir takım göstermelik hak kırıntıları da var. Slikozise yakalanmış işçilere aylık bağlamak, öğrencilere af getirmek gibi...
Buna rağmen saldırı gözlerden saklanamayacak kadar acı ve yıkıcı. Nitekim işçi ve emekçiler torba yasanın getirdiği ağır yıkımın farkına vardılar, bu nedenle de yaygın bir duyarlılık gösteriyorlar. Ancak bu duyarlılığa rağmen gösterilen tepkilerin düzeyi son derece yetersiz.
Normal koşullarda bu şiddet ve kapsamda bir saldırı programı karşısında yer yerinden oynamalıydı. Bir avuç asalağın çıkarları uğruna milyonlarca işçi ve emekçinin hayatıyla bu derece oynanması karşısında başka türlüsü olmazdı. Ancak, işçi sınıfının yakın tarihinde görülen benzer saldırılar karşısında gösterilen mücadele düzeyi dikkate alındığında, mevcut tepkinin düzeyi son derece yetersizdir.
Bunun böyle olmasının en temel nedeni, üst kademe sendika bürokratlarının baştan ihaneti seçmiş olmasıdır. Özellikle de Türk-İş yönetiminin. Türk-İş yönetimi tabandan açığa çıkan tepkiler karşısında eylem kararları alacağını duyurdu, ancak karar anı geldiğinde yan çizdi. Kuşkusuz Türk-İş yönetiminin ihaneti seçeceği dünden belliydi. Ancak dikkat çekici olan, bu ihanetin oldukça kaba ve kestirmeden yapılmış olmasıdır. Geçmişte de benzer pekçok ihanete imza atan Türk-İş yönetimi belki de ilk kez bu kadar rahat ve pervasız davranmıştır.
Manevra yapma ihtiyacı hissetmeden, göstermelik eylemlere başvurmadan, daha baştan sürecin önünü kesmiştir.
Türk-İş yönetiminin sonuçları kendisini de vuracak olan (çünkü onbinlerce işçi sendika üyeliğini kaybedecek) bir saldırı karşısında bu biçimde önden kapıları açması boşuna değildir. Çünkü bugün Türk-İş’in başını tutan çete hükümetin basit bir oyuncağı durumundadır. Bu nedenle ayağına kurşun sıkmakla eş değerdeki böylesi bir saldırı programını baştan kabullenmektedir. Türk-İş bürokratlarının pervasızlığının bir diğer nedeni ise tabanda birikmiş öfkeden duydukları korkudur. Çünkü saldırının bu kadar ciddi, doğacak öfkenin de o ölçüde büyük olması, denetlenmesi zor bir hareketin ortaya çıkmasına neden olabilirdi. Geçtiğimiz yılı TEKEL direnişiyle boğuşarak geçiren Türk-İş bürokratları, böyle bir ihtimalden ölesiye korkuyorlar. Bu nedenle hiç riske girmeden mücadeleden çarkediyorlar.
Bu da, oldukça kapsamlı saldırı programı karşısında birleşik mücadele ihtiyacını yakıcı biçimde duyan sınıf kitlelerini kendi başlarına bırakmak anlamına geliyor. Böyle olduğu ölçüde de bu, işçi ve emekçilerin mücadeleyle kazanılabileceği yönündeki inançlarını yaralıyor. Bu da oldukça parçalı olan eylemlere katılıma yansıyor. “Nasıl olsa bu yasa geçer” düşüncesine kapılan işçi ve emekçiler, yapılan basın açıklaması ve yürüyüş gibi eylemlere itibar etmiyorlar. Bu durum, alt kademe yöneticilerin saldırıyı kabullenmiş bir havaya girmelerini pekiştiriyor.
Yine de henüz bu saldırıya karşı mücadelenin kaderi çizilmiş değildir. Çünkü tüm zayıflıklarına ve geriliğine rağmen, mevcut tabloda ileriye çıkışın imkanları da görülmektedir. Zira halihazırda yaygın ve daha da yaygınlaşma potansiyeli taşıyan bir hareketlenme vardır. Ayrıca Türk-İş merkez yönetiminin ihaneti ve alt kademe sendika bürokratlarının suskunluğuna rağmen bazı mücadeleci şubeler hala da direnişi yükseltme kararlılığındalar. Bu kararlılıklarını ileri bazı eylem biçimleriyle ortaya koymaları da oldukça anlamlıdır. Özellikle İzmir ve Adana’da belediye işçilerinin Türk-İş’i hedef alan eylemleri ile birlikte büro emekçilerinin greve hazırlanmaları bu bakımdan olumlu işaretlerdir.
Elbette bu örnek tutumlar, mevcut durumu değiştirme gücüne sahip değildir. Ancak bu gibi ileri ve mücadeleci çıkışların sınıf ve emekçi hareketinin toparlanmasında belli bir işlev göreceği unutulmamalıdır.
Bununla birlikte, mücadele sürecini örgütlemek ve üst kademe sendikal bürokrasiyi aşmak doğrultusunda çeşitli sendikalar veya bazı siyasal güçler tarafından oluşturulan tartışma platformları da mücadelenin toparlanması bakımından işlevsel olabilir. Sınıf devrimcilerinin başlattığı kampanya çerçevesinde gündeme getirilen kurultaylar da böylesi bir işlev görmektedir. Bu tür platformları mücadele görevlerinin omuzlanması yönünde değerlendirebilmek büyük bir önem taşımaktadır.
Tüm bunlar bir arada, mevcut saldırı programını püskürtebilecek düzeyde bir mücadeleyi örgütlemenin büyük zorluklar taşıdığını göstermektedir. Ancak zorlukların derecesi ne olursa olsun, sınıfın bilinç ve örgütlenme düzeyini geliştirmeye odaklanmış bir ileri-devrimci pratik mutlaka sonuç yaratacaktır. Çünkü sendikaların bugün düşürüldüğü duruma rağmen, işçi sınıfı hareketi güvencesizliğin ve örgütsüzlüğün içerisinde düşürüldüğü güç koşullarda belini doğrultmaya çalışıyor. İleri ve devrimci politik müdahale ve yönlendiricilikle birlikte bu süreç ileriye taşınabilecek, işçi sınıfı sermaye ve uşaklarına karşı koyacak birleşik mücadele gücünü ortaya koyabilecektir.
(Sosyalizm Yolunda Kızıl Bayrak, Sayı: 2011/02, 14 Ocak 2011)
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:35 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Arası ve ötesi yok!..

Tarihin yeni bir kavşağındayız: Ya insanlık, devrimci protelaryanın öncülüğünde kapitalizmin işini bitirerek sosyalizmi kurmaya girişecek ya da insanlığa verecek hiçbir şeyi kalmamış olan kapitalist sisem insanlığı bitirecek!.. Sosyalizm bu yüzden güncel ve zorunlu!.. Korkunun ecele faydası yok!.. Yan ve titrek durmanın da!..


Dünyada da Türkiye’de de işçi sınıfı ve emekçi yığınların silkinip ayağa kalkmaya yöneldikleri bir yılı geride bıraktık. Türkiye’de TEKEL Direnişi başını çekip simgesi oldu bu silkinişin. Dünyadaysa Fransa ve Yunanistan proletaryaları… Yunanistan, Fransa, İtalya, İngiltere, İrlanda… derken şimdi de Tunus ve Cezayir sokaklarını tutuşturan gençliğin yayılan öfkesini de unutmamak lazım!..


Mali sermayenin ardı arkası kesilmeyen açgözlü saldırılarının yarattığı tepki birikimi var peşpeşe gelen bu patlamaların arkasında… Neoliberal sömürü ve yağma politikalarının biriktirip kızıştırdığı sınıfsal çelişkiler var. İşsizlik ve sefaletteki büyümeye duyulan öfke, güvencesizlik ve geleceksizlikten kaynaklanan endişe ve korkular var… Neoliberalizmin vaat ve demagojileri de eskisi gibi uyuşturamıyor artık beyinleri… Kapitalist emperyalist sistem bugün sadece ekonomik bir kriz içinde değil. Bugün burada yarın başka bir tarafta patlak veren, kah bir genel grev kah bir öğrenci isyanı biçimine bürünen kitle eylemlerinin artışı ve yayılışının da gösterdiği gibi bu aynı zamanda toplumsal ve ideolojik bir kriz. Siyasi krizler döneminin de açılışıyla halkanın tamamlanması için çok beklemek gerekmeyecek. Velhasıl, bundan 20 yıl önce “tarihin sonu”nu ilan eden neoliberalizmin sonunu yaşıyoruz…

Tarihin yeni bir kavşağındayız: Ya insanlık, devrimci protelaryanın öncülüğünde kapitalizmin işini bitirerek sosyalizmi kurmaya girişecek ya da insanlığa verecek hiçbir şeyi kalmamış olan kapitalist sisem insanlığı bitirecek!.. Sosyalizm bu yüzden güncel ve zorunlu!.. Korkunun ecele faydası yok!.. Yan ve titrek durmanın da!.. Ve zaman ipe un sermenin, yan gelip yatmanın, göstermelik bir iki çıkışla oyalanıp avunma zamanı değil!.. İşçi sınıfı ve ezilen emekçiler olarak ya sömürüsüz ve sınıfsız bir dünya, eşitliğin ve kardeşliğin dünyası özlemimizi kılavuz olarak örgütlü ve gözükara bir kavgaya atılacağız ya da da kavgaya atılacağız!.. Bizler için de arası ve ötesi yok!..

[Alınteri'nin Ocak 2011 tarihli sayısından alınmıştır]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:35 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Torba Yasası Çöpe!

İstanbul Anadolu Yakası Emek Bileşenleri "Torba Yasa"sına karşı eylem yaptı
DİSK'e bağlı Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası Şubeleri 'Torba yasa'sına karşı eylem yaptı. Kartal Ahmet Şimşek Koleji önünde toplanan emekçiler, AKP Kartal İlçe Başkanlığına yürüdü.

Ellibin belediye işçisini etkileyen torba yasaya karşı yaklaşık binlerce emekçi gasp edilmeye çalışılan haklarını savunmak için tek yumruk oldu. Eylemde birçok devrimci ve demokrat kurumun katılımının yanısıra Kurtköy’de direnişlerini sürdüren TÜMTİS üyesi UPS işçileri, Topkapı AVPİM önünde direnişlerini sürdüren PTT taşeron işçileri ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda işten atılan Hava-İş Sendikası üyesi İSG Yer Hizmetleri AŞ işçileri de yerlerini aldılar.

Akşam saat 18:00'de toplanan işçilerin fiili olarak yolu kapatmaları üzerine sendikacılar ve polisler arasında kısa süreli tartışmalar gerçekleşti. Sendika yöneticilerinin yolu açtırmaları üzerine işçiler sendikacılara yönelerek “Zaten kaybedecek birşeyimiz kalmamış, biz neyin peşindeyiz, buraya neden geldik o zaman” diyerek yolu kapatmaya devam ettiler.

Yürüyüşe geçildiği sırada işçi ve emekçiler; “ İş ekmek yoksa barışta yok!”, “ Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Genel grev genel direniş!”, “Ücretli köle olmayacağız!”, “Zafer direnen işçilerin olacak!”, “Hükümet yasanı al başına çal!”, “ Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!” sloganlarını attı. İşçiler, Ankara Caddesine geldiklerinde ise çarşı içerisinde esnaf ve orada çalışan emekçilere bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

Yürüyüş boyunca işçi ve emekçilere yönelik saldırıların arttığını ve çıkarılacak olan torba yasasının dayattığı kölece çalışma koşullarının teşhiri yapıldı.

AKP Kartal İlçe Başkanlığı önüne gelindiğinde ise işçiler, polisin ablukası ile karşı karşıya kaldı. İşçilerin Toma aracının üzerine yürümesi sonucu Toma aracı geri çekilirken, polis ise kitle önüne barikat kurarak kitlenin AKP binası önüne gelmesini engelledi. Bunun üzerine kitle, basın açıklaması polis barikatının önünde yaptı.
Kitle adına basın açıklamasını Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası Bölge başkanı Veysel Demir gerçekleştirdi.
Torba Yasa'sı hakkında birtakım açıklamalarda bulunan Demir, “Bu haliyle, her kesimden çalışanların aleyhine olan ve geniş bir toplum kesiminin de süreç içinde olumsuz bir biçimde etkileneceği bu tasarıya karşı ortak bir mücadelenin hayata geçirilmesi zorunluluğu açıktır. Sessiz kalınması krizle birlikte başlayan ve adım adım gelişen sermayenin ve iktidarın açık ve sonu gelmez taleplerini, saldırya dönüşen hak gasplarına boyun eğilmesi sonucuna getirecektir. Toplumun örgütlü kesimleri olarak, üyelerimizden başlayarak tüm topluma karşı taşıdığımız sorumluluğun gereğini yerine getirmek ve halkın yoksullaşması, haklarından koparılmasına karşı güçlü ve yaygın direniş hattı örmek görevimizdir.” Ülkenin her yerinde eylemlerini sürdüreceklerini belirten Demir, “Talebimiz işçiler ve kamu çalışanları ile ilgili düzenlemelerin Torba Yasa Tasarı'sından çıkarılarak gündemden düşürülmesidir” şeklinde konuştu.
İstanbul Anadolu Yakası Emek Bileşenleri; Basın-İş Sendikası İstanbul Şubesi, BES Kartal Temsilciliği, Birleşik ****l İş Sendikası İstanbul 1 Nolu Şubesi, Çelik-İş Sendikası İstanbul 2 Nolu Şubesi, Deri-İş Sendikası Tuzla Şubesi, Devrimci Sağlık-İş Sendikası, Eğitim-Sen İstanbul 5 Nolu Şubesi, Emekli-Sen Kartal Şubesi, Genel-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası 1 Nolu Şubesi, Genel-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası 2 Nolu Şubesi, Genel-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası Bölge Başkanlığı, Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Anadolu Yakası Şubesi, Hava-İş İstanbul Anadolu Yakası Şubesi, Hizmet-İş Sendikası İstanbul 5 Nolu Şubesi, Tek Gıda-İş Sendikası Kartal Şubesi, Tüm Bel-Sen Kartal Temsilciliği, Yol-İş Sendikası İstanbul 1 Nolu Şubesi.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:36 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

‘Torba’ Meclis’te sendikalar nerede? - İhsan Çaralan (Evrensel) 16 Ocak 2011 - 29 Kasım 2010’de TBMM’ye gönderilen “torba yasa” olarak adlandırılan yasa tasarısı, 24 Ocak kararlarının yıldönümü olan 24 Ocak 2011’de TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye başlanacak.
Türkiye emek mücadelesi tarihinde emekçilerin haklarına yönelik en kapsamlı saldırı olan yasa tasarısı iki aya yakın bir zamandan beri Meclis komisyonlarında görüşülmesine karşın sorun henüz Türk-İş başta olmak üzere konfederasyonların ve pek çok işçi sendikasının ciddi olarak gündemine girmiş değil.

4 Ocak 2011’de toplantıya çağırılan Türk-İş Başkanlar Kurulu da Genel Başkan Mustafa Kumlu’nun Başbakan Erdoğan’la görüşmesi üstüne toplandığı gibi, bir karar alamadan dağılmıştır. Türk-İş’in ve Başkanının beklentisi “Başbakan ve hükümetin Türk-İş’in şikayetini dikkate alacağı” biçimindedir. (*)
Şimdi “torba yasa” komisyondan geçmiş TBMM Genel Kuruluna sevk edilmiştir. Ve “torba yasa” metninin son halinden de açıkça görüldüğü gibi ne asgari ücretli genç işçilerin ve çırakların (stajyer öğrencilerin) ücretlerinin düşürülmesinden, ne esnek çalışmanın yaygınlaştırılmasından, ne kamu emekçilerinin iş güvencesini yok eden maddelerinden vazgeçilmediği açıkça ortaya çıkmıştır. (“Torba yasa”nın son haline ilişkin ayrıntılı haberimiz bugün ve yarın sayfalarımızda yer alacaktır)
Kısaca hükümet ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Türk-İş’in, onun başkanının Başbakana ilettiği öne sürülen, emek düşmanı maddelerinin tasarıdan çıkarılması isteğini umursamamıştır!

Şimdi ne olacaktır?
Önce olanlara bakalım:
Evet konfederasyonlar sorunu ciddi olarak gündemlerine almamışlardır ama Genel-İş, Belediye-İş, Hizmet-İş gibi sendikalar ve diğer sendikaların çeşitli şubeleri çeşitli biçimlerde tepkilerini ifade etmeye başlamışlardır. Perşembe günü toplanan İstanbul Türk-İş’e bağlı sendika şubelerinin düzenlediği “temsilci toplantısı”nda; “Konfederasyonlar yapmıyorsa biz yapacağız!” diyen temsilciler, iş yerlerinde bölgeler çapında eylem kararları almışlardır. Yine değişik sanayi merkezlerinde ve kamu emekçilerinin yoğun çalıştığı merkezlerde (vergi daireleri, hastaneler, belediyeler) sendika şubelerinden hareketlenmeler vardır ve önümüzdeki günlerde bu türden eylemlerin yaygınlaşması elbette beklenmektedir.

Ve Meclis, 24 Ocak 1980’deki “24 Ocak Kararları”nın 31. yılında sermaye temsilciliğine yakışan bir tutumla “torba yasa”yı yasalaştırmak için son hamleyi yapacağına göre, sendikalar sadece yaygın eylemlerle yetinemezler. Tersine bugün elbette eylemlerin yaygınlaştırılması, en tabandaki emekçinin kendi tutumunu ortaya koyması mücadelenin bugünü için olduğu kadar yarını için de önemlidir. Ancak bu yaygın eylemlerin toplanması ve bir hedefe yönlendirilmesi de belirleyici bir önem kazanmıştır. Bunun için konfederasyonların hem kendi aralarında hem de mücadeleyi derleyip toparlayarak, bir genel grevi (genel grevleri) de içeren bir genel eylem çizgisine geçmeleri, mücadelenin ilerlemesinin olduğu kadar aklın da gereğidir. Çünkü, mücadele toparlanıp bir genel eyleme dönüşmeden, hükümetin olup biteni ciddiye alması, Meclisin bugün bulunduğu emek düşmanlığı çizgisinden geri basması beklenemez. Bekleyenler ise ya aşırı saflar ya da hükümetin işbirlikçileridir.

Başka türden her tutum sendika merkezleri ve konfederasyonlar için geri, hükümetin yasayı çıkarmasına çanak tutmak olacaktır. Bunu bugün işçiler ve kamu emekçileri de görecek durumdadırlar. Çünkü gözler sendika merkezleri ve konfederasyonların üstündedir. Bu yüzden hiçbir bahane de bunu gizleyemez. İstanbul’da yapılan temsilciler toplantısında, temsilcilerin olup bitenden ve ortaya çıkan durumdan sendika üst yönetimlerini sorumlu tutan konuşmalar yapmaları sendikal bürokrasiye özel vurguları da işçinin gözünün sendikacıların üstünde olduğunun ifadesidir.
Hükümetle, sermaye ile hesaplaşmaktan kaçınacak sendika yönetimlerinin önümüzdeki genel kurullarda işçiyle hesaplaşmak zorunda kalacağını söylemek hiç de abartı olmaz!

(*) “Torba yasa”da, Başbakanın Kumlu’ya Yol-İş üyesi Köy Hizmetleri’nde çalışan işçilerin 4-c statüsüne geçmesinin önleneceği sözü verdiği belirtilmektedir. Aynı şeyin belediye işçileri için söz konusu olmadığı belirtilmektedir. Burada da Kumlu’nun yaklaşan Türk-İş Genel Kongresi’nde Yol-İş’i yanında tutmak istediği Belediye-İş ile ise bağlarını kopardığı için belediye işçileriyle ilgili bir girişim yapmadığı söylenmektedir ki; böyle küçük hesaplarla nereye kadar gidilebilir?
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:38 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Torba yasasına karşı mücadele, engeller ve görevler



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
AKP’nin burjuvazinin ihtiyaçlarına yanıt vermek için gündeme getirdiği torba yasa tasarısının içinde birçok saldırı başlığı yer alıyor. Torba yasa tasarısı ile sermayenin borçları yeniden yapılandırılıp düşürülürken, alacaklarının ise faiziyle birlikte ödenmesi hedefleniyor. Diğer taraftan ise sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunu, çalışma yaşamına ait kanunlar ve 657 sayılı kanunda yer alan işçi ve emekçilerin lehine olan tüm maddeler ayıklanmak isteniyor.
AKP hükümeti torba yasa tasarısı ile işgücü piyasalarını esnekleştirmenin önündeki engelleri kaldırmayı hedefliyor. Esnek çalışma biçimlerinin önünü ardına kadar açıyor. Çalışma sürelerinin tümüyle belirsizleştirilmesi uygulamasına yasal kılıf giydiriyor. Kıdem tazminatı, yıllık izin gibi sermayenin uzun zamandır üzerinden atmak istediği yükleri ise hafifletiyor.
Torba yasa tasarısı ile işçi ve emekçilerin hak arama yolları tamamen kapatılmak isteniyor. Kamu emekçileri grev yasağı kıskacına alınıyor. Grev kararı almak, grev propagandası yapmak ve desteklemek yasaklanıyor. Fiilen uygulanan performansa dayalı çalışma yasallaştırılıyor. Çalışanların ücret ve sosyal haklarını gösterdikleri performansa göre ayarlamanın önü açılıyor.
Torba yasa tasarısı ile güvenceli çalışma yerine “belirli süreli çalışma, kısa zamanlı çalışma, çağrı üzerine çalışma, evden çalışma, özel istihdam büroları aracılığı ile geçici iş ilişkisi ile çalışma” vb. sözleşme biçimleri hakim kılınmak isteniyor. Diğer taraftan esnek çalışma ile çalışanların sendikalaşma hakkı dahil olmak üzere, sağlık ve sigorta hakkı tamamıyla kapitalistlerin lehine ortadan kaldırılıyor.

Sendika bürokratlarının tutumu
Torba yasasına karşı sendikaların protesto eylemleri ve iddialı açıklamaları ise sürüyor. Kırıkkale, Bolu, Düzce, Çankırı ve Eskişehir’den çok sayıda işçi, Torba Yasa’ya karşı Türk-İş Genel Merkezi önünde toplandı. Bazı işçiler elbiselerini çıkararak yasa tasarısını ve hükümeti protesto etti. Eyleme, İl Özel İdareleri işçileri, Tez Koop-İş, Yol-İş, Şeker-İş, Türk ****l-İş üyeleri katıldı.
Mustafa Kumlu torba yasasını protesto eden işçilere yönelik yaptığı konuşmada yasanın yeni yılın ilk günlerinde meclis gündemine geleceğini, Türk-İş’in 4 Ocak’ta bir araya gelip Torba yasasına karşı mücadelenin yol haritasını belirleyeceğini belirtti.
Sermaye hükümeti torba yasa tasarısını yılbaşından sonra yasalaştırmak için mecliste son hazırlıklarını yapıyor. Türk-İş başkanı topu 4 Ocak’ta toplanması beklenen başkanlar kurulu toplantısına atıyor. Tek başına, belirlenen toplantı tarihi bile Türk-İş bürokratlarının torba yasasına karşı mücadele diye bir dertleri bulunmadığının açık kanıtıdır. Çünkü onların işçilerin mücadelesini dizginlemenin dışında herhangi bir derdi bulunmuyor.
Hak-İş Başkanı Salim Uslu ise, kayıt dışı istihdamla ilgili üzüntüsünü belirtti. Kayıt dışı ile ilgili taleplerinin torba yasada da karşılanmadığını ifade eti. ‘Bu torba yasa canımızı yakacak. Bunu görüyoruz.’ dedi. Hak-İş SSGSS saldırısına karşı mücadele de dahil tüm kritik süreçlerde AKP’nin yanında saf tuttu, bu kez de aynı misyonu yerine getiriyor.
Kamu-Sen bürokratları ise Meclis’te görüşmeleri devam eden torba yasasını eleştirdi. Yasayı “çorba yasa” olarak tanımladı. Yani olumlu ama su katarak tadını kaçırdınız demeye getirdi. Eleştirileri de yasanın kamu emekçileri ile ilgili bölümleriyle sınırlı kaldı. Bu yaklaşım Kamu-Sen’in işbirlikçi sendika anlayışının sonucudur. Zaten Kamu-Sen’den torba yasa tasarısına karşı ciddi bir eylemli mücadele beklemek, ölüden gözyaşı beklemekle eşdeğerdir.
Torba yasa tasarısına karşı olduklarını ve ortak tutum alacaklarını ilan eden TTB, TMMOB, DİSK ve KESK ise, basın açıklamasıyla torba yasasını protesto etti. Bu örgütler torba yasa tasarısına karşı protesto eylemlerinin dışında bir tutuma sahip olduklarına dair bir iradeyi ise hala ortaya koymadı. Torba yasasını püskürtmeye yönelik genel grev vb. eylemliliklere yönelmeyeceklerini ise daha şimdiden ilan ettiler.
Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu başta olmak üzere alt sendika yönetimleri ise torba yasasına karşı mücadele konusunda oldukça radikal açıklamalarda bulunuyorlar. Sendika genel merkezlerini uyarıyor, işçilerin gücüne dayanmak gerektiğini dile getiriyorlar. Genel grevin örgütlenmesi gerektiğini belirtiyorlar. Torba yasa tasarısına karşı zehir zemberek açıklamalarda bulunurken saldırı yasasına karşı pratikte kararlı bir mücadele hattı ortaya koymaktan ise özenle kaçınıyorlar. Fabrikalarda işçilerin torba yasasına karşı harekete geçirilmesi konusunda kıllarını dahi kıpırdatmıyorlar.
Özcesi sendika bürokratları olan bitenlere karşı güçlü eylemler örgütlemek için harekete geçmedikleri gibi, var olan mücadele dinamiklerinin içini boşaltmak için büyük bir çaba içindeler. Sendika ağalarının torba yasasına karşı oldukları yönünde yaptıkları açıklamalar, ortaya koydukları göstermelik tepkiler, işbirlikçiliklerini işçi ve emekçilerden gizlemeye ve sendikalardaki konumlarını korumaya yöneliktir.
Torba yasa saldırısına karşı mücadeleye!
Sendika bürokratlarının harekete geçmesi işçi ve emekçilerin mücadele azmine ve örgütlülük düzeyine bağlıdır. Taban örgütlenmelerine sahip olmadıkları koşullarda ise işçi ve emekçiler mücadeleyi büyütme yolunda gerekli adımlar atmakta zorlanıyorlar. İşçi ve emekçiler inisiyatif kullanma gücü gösteremediği ölçüde de, mücadele sermaye ve satılmış sendika bürokratları tarafından kötürümleştirilmektedir.
Bugüne kadar sermayenin birçok saldırısının püskürtülememesinin temel nedeni de işçi sınıfı ve emekçilerin mücadeleyi sendika bürokratlarının insafına bırakmasıdır. Bu nedenle saldırı göğüslenecekse bu ancak işçi ve emekçilerin inisiyatifi almaları ölçüsünde mümkündür.
Böylesi kapsamlı bir saldırıyı püskürtmenin bircik yolu da genel grev, genel direnişten geçmektedir. Bu ise işçi ve emekçilerin bağımsız örgütlenme düzeylerini yükseltmeleri ile doğrudan bağlantılıdır.



KIZILBAYRAK
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:39 PM   #9
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-16-2011, 07:40 PM   #10
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Torba yasa mecliste, sendikalar uykuda, sınıfta sesler cılız

Haklarımız ve geleceğimiz için torba yasa tasarısına hayır!



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
(23.12.10) - İşçi sınıfı ve emekçilere yönelik hazırlanan yeni ve kapsamlı saldırı programının adı “Torba yasa” oldu. Adına yakışır biçimde “torba” yasada yok yok. Birbiriyle ilişkisi olmayan pek çok yasa, tek bir yasa başlığı altında toplanıp yürürlüğe konacak. "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" adını taşıyan Torba Yasa Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne 29 Kasım tarihinde sunuldu. 3 Aralık'ta da “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlığı altında ek maddeler “torba”ya kondu.
Torba yasa tasarısında işçi ve emekçilerin haklarını ve geleceklerini ilgilendiren pek çok madde bulunmakta. Sermaye hükümeti hak gasplarıyla ilgili maddeleri çeşitli ilgisiz yasayla karıştırak tek bir “torba” içinde yasalaştırmaya çalışıyor. Böylelikle kapsamlı saldırıları gürültüye getirip hayata geçirmek istiyor.
Torbada, kamu emekçilerinden meslek liselerine, kot taşlama işçisinden genç işçilere ve kadın işçilere kadar pek çok kesimi hedefleyen maddeler bulunmakta. Ayrıca Genel Sağlık Sigortası ile ilgili düzenlemeler ile esnek ve kuralsız çalışmayı dayatan pek çok hak gaspı da yine torbada yer alıyor. Torbayla gasp edileceklerin ağırlığını gördükçe iştahlanan sermaye ve hükümet durmadan yeni gasp yasalarını da torbaya ekliyor bu arada.
Torbada yer alan saldırı maddelerini burada ana başlıklar halinde özetlemeye çalışacağız.

Torba yasada genç işçiler için azami sömürü planı var!

Bugüne kadar asgari ücret 16 yaşından küçükler ve 16 yaşından büyükler için farklı uygulanıyordu. Tasarıda yer alan madde 23’teki değişiklikle 16 yaş sınırı 18'e çekiliyor. Bu uygulama ile 18 yaş altı genç işçilerin sömürüsü katmerlenecek.
Meslek liselerinde okuyan öğrencilere staj sırasında ödenen ücretin düşürülmesi ise 54. maddede yer alıyor. Mevcut yasada meslek liselerinde staj yapan öğrencilerin eline geçen ücrete ilişkin “Asgari ücretin % 30’undan daha az ödenemez” ibaresi, yapılması planlanan değişiklikle “Asgari ücretin net tutarının % 30’undan daha az ödenemez” biçiminde değiştiriliyor. Böylece meslek liselilere daha da düşük ücretler reva görülüyor.
Yine tasarıyla sosyal güvenliğin kapsamı genişletiliyor. Çıraklar, stajyerler, kısmi süreli çalışan öğrenciler GSS kapsamına alınarak primleri devlet tarafından ödenecek. Bu değişiklik, ilk etapta genç işçilerin yararına gibi görünse de gerçekte, sermayeye daha ucuz işgücü kaynağı yaratma amacıyla getirilmek isteniyor. Çünkü sigorta primleri işçilerden kesilen fonlardan karşılanacaktır.
Kamuda çalışan işçi ve emekçilere güvencesizlik dayatılıyor!
Tasarının 109. maddesinde ise belediyelerde yer alan ihtiyaç fazlası işçilerin başka kurumlara atanacağını öngörülmektedir. Bu yapılırken de rıza unsuru aranmamaktadır. 50 bin belediye işçisini ilgilendiren bu yasayla belediye çalışanlarının 4-C kapsamına alınarak güvencesiz çalışmaya mahkûm edilmesi hedefleniyor. Yasa geçerse belediye hizmetleri tamamen taşeronlar eliyle yürütülecektir.
Torba yasa tasarısında ayrıca il özel idarelerinin bünyesinde çalışan yol ve inşaat işçilerini de ilgilendiren bir madde bulunmaktadır. Bu madde de diğer kamu işçilerini olduğu gibi yol işçilerini de güvencesizliğe itmektedir.
75. madde ise, 657 sayılı yasanın 91. Maddesinde yapılacak bir değişiklikle ilgili. Maddede, “kadrosu kaldırılan memurlar, en geç altı ay içinde kendi kurumlarında niteliklerine uygun bir kadroya atanırlar. Bunlar, atama işlemi yapılıncaya kadar kurumlarında niteliklerine uygun işlerde çalıştırılır ve yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait malî haklardan ve sosyal yardımlardan yararlanmaya devam ederler” denilmektedir.
Bu maddeyle tümüyle kamu emekçilerinin iş güvencesini ellerinden almanın önü açılıyor ve kamuda esnek çalışma yaygınlaştırılıyor.
Ayrıca yasa tasarısı ile yapılmak istenen değişiklikle özel sektörden yöneticilerin, kamuya üst düzey bürokrat olarak atanabilmesinin önü açılmaktadır. Yine yasa tasarısı ile sicil sitemi ortadan kaldırılmaktadır. Mevcut sicil sistemi de sorunlu olmakla birlikte bu düzenleme ile sicilin yerini neyin aldığı belirtilmemiştir. Kuşkusuz tüm bunlar hükümet yanlısı kadrolaşmanın önünü açacak bir uygulamadır.
Torba yasa tasarısına eklenen daha pek çok madde ile de, belirlenen performansa ulaşılmadığı durumda emekçiye disiplin cezası verilerek işten atılmasının kolaylaştırılması, çalışma sürelerinin kurumun keyfine bırakılarak daha fazla çalıştırılması, çalışma yerlerinin belirsiz hale getirilmesi gibi keyfi yöntemlerin önü açılmaktadır.
Kadın emekçilerin kazanılmış hakları tırpanlanıyor!
Tasarı ile kadınları çalışma yaşamından dışlayan uygulamalar getirilmektedir. Örneğin, doğum borçlanması uygulaması ve süt izinlerindeki düzenlemelerle kadının çalışma yaşamına katılmasını teşvik eden haklar tırpanlanmakta, kadın emekçiler evde oturmaya zorlanmaktadır.
Kot taşlama işçilerin talepleri torba yasayla yok sayılıyor!
''Torba Yasa Tasarısı''nda silikozis hastası kot kumlama işçilerinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin bir düzenleme de yer almaktadır. Buna göre silikozis hastalığı nedeniyle işgücünün en az yüzde 40'ını kaybeden işçilere yoksul özürlülerin yararlandığı aylığın bağlanması öngörülüyor. Bu kot taşlama işçilerinin meslek hastası işçilerin yararlandığı haklardan yararlandırmamak demektir. Kısacası kot taşlama işçilerinin mücadele kararlılıkları ile elde ettikleri yasal değişiklikler, içleri boşaltılarak torba yasayla sessiz sedasız ortadan kaldırılmak istenmektedir. Böylelikle kot taşlama işçilerinin hiçbir talepleri karşılanmamaktadır.
Torba yasayla, sermayenin “yükü” azalıyor, işçi hakları yok ediliyor!
Yasa tasarısında yer alan 59. madde ile 18–29 yaş arası işçiler için işverenin ödemesi gereken sigorta primi, işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Bir başka deyişle, işçilerden kesilen fon patronlara vergi indirimi olarak iş görecek. Bunu da istihdamı artırmak için işçilere yapılan bir iyilikmiş gibi sunuyorlar. Oysa gerçekte bu düzenleme yürürlüğe girdiğinde, işverenler prim desteğinden yararlanabilmek için 29 yaş üstünde olan işçileri işten çıkartacak ya da işe almayacaktır. 29 yaş altında olanları istihdam ederek prim desteğinden yararlanmaya çalışacaktır.
Bunlara ek olarak yasa tasarısı ile grev yasağının çerçevesi genişletilerek sendikal haklar, toplu pazarlık hakkı gibi kazanılmış haklar kullanılamaz hale getiriliyor. Özel istihdam büroları, geçici iş ilişkisi, belirli süreli sözleşme, yıllık ücretli izinler, ücretsiz izinler, denkleştirme süreleri, fazla çalışma süreleri, telafi çalışması, kıdem tazminatı gibi başlıklar üzerinden sermaye lehine yeni düzenlemeler getiriliyor.
Örneğin tasarıda, “Zorlayıcı sebepler nedeniyle haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak azaltılması, işyerinde faaliyetin kısmen veya geçici olarak durdurulması” vb. ifadeler ile sermayenin keyfiyeti ile kurallı çalışma yok ediliyor.
Diğer bir madde ise kısa süreli çalışma sistemiyle güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılmasını içeriyor. Bu sistemle işçiler üç ay gibi kısa zaman dilimleri ile istihdam edilebilecek. “Çağrı üzerine çalışma” düzenlemesine, “evden çalışma”, “uzaktan çalışma” vb. tanımlar da eklenirken bunlardan kaynaklı nedenlerle bir ay içinde sigortası eksik yatmış olan bir işçinin sigortasını, “30 tam güne” tamamlaması sağlanıyor. İşçi ve emekçilerin uzun vadede elde ettiği haklardan yararlanması engelleniyor. Kiralık işçi bürolarının da bu vesileyle hayata geçirilmesi öngörülüyor.
Özelleştirmenin önündeki tüm engeller kaldırılıyor
Sermaye yağma ve talan işinde önünde hiçbir engel istemiyor. Bu nedenle tasarıya eklenen bir maddeyle, özelleştirmeleri durduran yargı kararlarının uygulanmasının kamuyu zarara uğratacağı, aksi yönde işlem yapılmasının uygun olacağı savunularak özelleştirmelere karşı açılan iptal davalarında mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma ya da iptal kararlarının yok sayılması planlanıyor.
Tasarıda daha pek çok madde sermayenin çıkarına, işçi ve emekçinin zararına olacak şekilde düzenleniyor. Burada özetlenenler bile, torba yasa tasarısının içeriğinin işçi sınıfına ve emekçilere yönelik kapsamlı bir saldırı olduğunu göstermektedir. Uzun vadeli hesaplarla bu yasa “kargaşalığı” içinde saldırılarına kılıflar üretilmektedir. Öte yandan, torba yasa tasarısı ile sermayeye borç ertelemesi, cezaların affı gibi büyük teşvikler yapılmaktadır.
Topyekün saldırıya topyekün direniş!
Tamamen patron örgütlerinin çıkarına göre hazırlanan bu yasa tasarısına karşı mücadeleyi büyütmek acil bir zorunluluktur. Sınıfın farklı kesimlerini etkileyen ve buradan doğru ortak mücadele zemini sunan kapsamlı bu saldırı paketini birleşik bir mücadele yürütmeden püskürtmek mümkün değildir. İşçi ve emekçiler haklarına ve geleceklerine yönelik bu son derece ciddi saldırılar karşısında direnmeli, örgütlü mücadeleyi yükseltmeli, topyekün direnişi yükseltmelidirler.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
ciliz, cılız, mecliste, sendikalar, sesler, sinifta, sınıfta, torba, uykuda, yasa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:04 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,