![]() |
|
|
#111 |
|
Köşk'ten 'Torba'ya onay
Sendika ve meslek örgütlerinin itiraz ettiği Torba Yasa, Meclis'in ardından Köşk'ten geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tüm tepkilere rağmen yasayı onayladı. Haber Fotoları: 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Etkin Haber Ajansı / 25 Şubat 2011 Cuma, 19:57 ANKARA- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Torba Yasa" olarak bilinen 6111 sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"u onayladı. Bazı kamu alacaklarını yeniden yapılandıran yasa, işçi ve emekçilerin haklarının ellerinden alınmasını sağlayan önemli maddeler de içeriyor. Yasaya göre, 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş vergiler ile bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, idari para cezaları, gümrük vergileri; belediyelerin beyannamelere ilişkin vergileri, 2010'da tahakkuk eden vergileri, ödenmemiş ücret, su kullanım, büyükşehir belediyelerinin su ve atık su bedeli alacakları yeniden yapılandırılacak. Ancak Torba Yasanın tartışma yaratan, sendikaların karşı çıktığı maddeler, çalışma hayatına ilişkin hükümler. Esnek çalışma modellerinin benimsendiği maddeler içeren yasanın ana başlıkları şöyle: -Memur, kendisi istemese de başka bir kuruma veya yere gönderilebilecek. -Belediye işçilerinin eğitime ve vasfına bakılmadan karakollarda çalıştırılabilecek. -Meslek liseli öğrencilerin staj yapabilecekleri işletmelere, 10 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmeler de staj kapsamına alınıyor. 10 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmeler, staj yapan meslek liseli öğrencilere asgari ücretin üçte birini verirken, 20’den fazla işçi çalıştıran yerlerin asgari ücretin üçte ikisini öğrencilere ücret olarak verecek. Sendikalar, bu maddeyi staj sömürüsünün genişlemesi olarak yorumluyor. -Yasaya göre "özürlü" olarak kabul erdirilen silikozis hastalarına kazanma gücünü en az yüzde 15 kaybedenlere SGK aylık bağlanacak -İş yerlerinde 3 ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilecek -Yeşil kart sahibinin, sigortalı olarak işe başlaması ve genel sağlık hizmetleri sigortasından yararlanması halinde kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yeşil kartları askıya alınacak. -İşe alınacakların deneme süresi 2 ay, ilk defa işe alınacakların deneme süresi ise 4 ay olacak. 2 aylık süre, toplu iş sözleşmesiyle 4 aya kadar uzatılabilecek. -Turizm sektöründe 2 ay olan denkleştirme süresi toplu iş sözleşmesi ile 4 aya kadar çıkarılabilecek. -Erken doğum yapan kadın işçi, doğumdan önce kullanamadığı izni doğum sonrasında kullanabilecek -Sözleşmeli personel, ilgili mevzuatta belirtilen hükümler çerçevesinde sendika kurabilecek ve bunlara üye olabilecek. Ancak sözleşmelilerin grev kararı vermesi, bu yolda propaganda yapması, herhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılması, grevi desteklemesi ya da teşvik etmesi yasak olacak -Türkiye Kalkınma Bankasının merkezi Ankara dışına taşınabilecek, BDDK ve SPK'nın merkezi İstanbul olacak -Yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilenlere üniversiteye dönüş yolu açıldı. Öngörülen sürede bitiremeyen üniversiteden atılmayacak -Siyasi partiler, amaçlarına ulaşmak için her türlü harcama yapabilecek. Partilerin harcamaları fatura, yoksa harcamanın doğruluğunu gösterecek belgeyle yapılabilecek -Sendikaların yetki tespitinde, 30 Haziran'dan sonra yayımlanacak istatistikler dikkate alınacak.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
|
#112 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
"Torba"dan Kadınlara Özel Düzenlemeler
Torba Kanun yasalaşırken İş Kanununda değişiklik yapan üç maddesi çıkarıldı. Bunlardan biri "evden çalışma" ile ilgili olup, evden çalışanların neredeyse tamamı kadın işçilerden olduğu için, kadın işçilere özel bir düzenleme olarak değerlendirilebilecek bu çalışma biçimiyle ilgili hükmü, son anda yasa metninden çıkarıldı. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] keskindogan@gmail.com İstanbul - BİA Haber Merkezi 04 Mart 2011, Cuma Torba Kanunla pek çok yasada değişiklik yapılmıştır. Torba Kanun, ikiyüzonbeş madde ve onsekiz geçici maddeden oluşmaktadır. Torba Kanun yasalaşırken İş Kanununda değişiklik yapan üç maddesi çıkarılmıştır. Bunlardan biri "evden çalışma" ile ilgili olup, evden çalışanların neredeyse tamamı kadın işçilerden olduğu için, kadın işçilere özel bir düzenleme olarak değerlendirilebilecek söz konusu çalışma biçimiyle ilgili hükmü, son anda yasa metninden çıkarılmıştır. Bu durumda, yasalaşan 6111 sayılı Torba Kanunla İş Kanununda ve Sosyal Sigortalar Kanununda yapılan değişiklikler bağlamında, kadın işçileri doğrudan ilgilendiren üç düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, erken doğum nedeniyle kullanılamayan doğum öncesi iznin ne olacağına açıklık getiren; ikincisi, önceki düzenlemelere göre sağlık yardımından yararlanan kız çocuklarının durumları değiştiği için bakmakla yükümlü kişi olma özelliklerini yitirdikten sonra tekrar çalışmayarak veya evliliği sonlandırarak ilgili kanuna göre benzer koşullara dönmeleri halinde yine 5510 sayılı Kanundan önceki haklardan yararlanmaya olanak veren; üçüncüsü, kadın işçinin istihdamını teşvik eden düzenlemelerdir. 1.Kullanılamayan Doğum Öncesi İznin Doğum Sonrasına Taşınması ve Geçici İş Göremezlik Ödeneği Torba Kanunla yapılan ve kadın işçileri ilgilendiren düzenlemelerden biri, doğum öncesi ve sonrası doğum izin haklarıyla ilgilidir. Bu nedenle, hem 4857 sayılı İş Kanununda hem de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda değişiklik yapılmıştır ( 4857 sk.m. 74; 5510 sk.m.18). İş Kanununun, "Analık Halinde Çalışma ve Süt İzni" başlıklı maddesinin birinci fıkrasına, "Kadın işçinin erken doğum yapması halinde ise doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılmayacak süreler, doğum sonrası sürelere eklenmek suretiyle kullandırılır" cümlesi eklenmiştir(6111 sk.m.76). İş Kanununun değişmeden önceki 74.maddesinin birinci fıkrasında, "Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir" denilmekteydi Buna göre, kadın işçinin istemesi ve hekim raporuyla sağlık durumunun uygun görülmesi halinde kadın işçiler, doğum öncesi kendilerine tanınan sekiz haftalık sürenin son üç haftasına kadar çalışacak ve çalışarak geçirdiği beş haftalık süreyi doğum sonrası izinle birleştirerek doğum sonrası izni 13 hafta olarak kullanabileceklerdir. Dikkat edilirse, bu düzenlemede, sıklıkla karşılaşıldığı halde erken doğum nedeniyle doğum öncesi iznini kullanamayan kadın işçilerin kullanamadıkları bu hakkın ne olacağı konusunda bir açıklama bulunmamaktadır. Her ne kadar, erken doğum nedeniyle kullanılamayan doğum öncesi iznin, doğum sonrasına eklenebileceği sonucuna hukuki yorum yoluyla varılabilse dahi, doğum sonrasına taşınan doğum öncesi iznin geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeneceğine dair 5510 sayılı Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından, kullanılamayan doğum öncesi iznin ne olacağı hususu sorunlu bir konu olarak ortada kalmaktaydı. Nitekim, 5510 sayılı Kanunda yapılmış düzenleme sadece, kadın işçinin isteğinin hekim raporuyla da uygun görülmesi halinde, doğum sonrasına en çok beş haftalık sürenin taşınabilmesine ve bu sürenin geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenebilmesine olanak vermekteydi(5510 sk.m.18). İşte 6111 sayılı Torba Kanunla, 4857 sayılı İş Kanununda yapılan değişiklikle, erken doğum nedeniyle doğum iznini kullanamadan doğum yapan kadın işçinin, kullanamadığı doğum öncesi izin süresinin doğum sonrasına taşınması yasal bir hüküm haline gelmiştir. İş Kanununda yapılan bu değişikliğe paralel olarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda da değişiklik yapılmıştır(5510 sk.m.18/d). Buna göre, yasada var olan, "sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde," cümlesi, "sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde," şeklinde değiştirilmiştir(6111 sk.m.29). Böylece, sigortalı kadın işçinin sadece son üç haftası değil, erken doğum nedeniyle kullanamadığı doğum öncesi izin süresi, doğum sonrası izin süresine eklenebilecek ve doğum öncesinde kullanılamayan izin karşılığında ödenecek geçici iş göremezlik ödenekleri, doğum sonrasında kullanılırken ödenebilecektir. Özetlersek, hem 4857 sayılı İş Kanununda hem de 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortaları Kanunda 6111 sayılı Torba Kanunla yapılan değişiklere göre kadın işçiler, doğum öncesinde hakettikleri izin haklarını ya kendi istekleri üzerine hekimin de uygun görmesi halinde son üç haftaya kadar çalışabilecekler ve kullanmadıkları beş haftalık izin (çoğul gebelikse 7 haftalık)haklarını ya da erken doğum nedeniyle kullanılamayan doğum öncesi izin süresi( hiç kullanılamadıysa sekiz haftanın, çoğul gebelikse on haftanın tamamı), doğum sonrası izinle birleştirerek kullanabileceklerdir. Bu sürelere ait geçici iş göremezlik ödenekleri de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. 2. Kız Çocukların Sağlık Hizmetlerinden Yararlanması Bu düzenleme, esasen devlet memuru statüsünde çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kız çocuklarını ilgilendiren yapısı ile doğrudan işçi statüsündeki kadınlarla ilgili olmasa da, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yapılmış olduğundan bu yazı kapsamında ele alınmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda, "Bakmakla yükümlü olunan kişi", "... genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan; a) Eşini b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını, c) Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını, kapsamaktadır" şeklinde tanımlanmıştır(5510 sk.m.3). Halbuki, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 206.maddesinde, "Aşağıdaki hallerde çocuklar için aile yardımı ödeneği verilmez: 1. Evlenen çocuklar, 2. 25 yaşını dolduran çocuklar (25 yaşını bitirdiği halde evlenmemiş kız çocukları ile çalışamayacak derecede malûllükleri resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilenler için süresiz olarak ödeneğin verilmesine devam olunur)..."denilmektedir. Görüleceği üzere 657 sayılı Kanuna göre, eğitimi bitmiş olsa bile eğer çalışmıyorsa, evlenmediyse kız çocukları, bakmakla yükümlü kişi olarak tedavi yardımından yararlanmaya devam etmektedir (657 sk.m.206). Bu nedenle, 5510 sayılı Kanunun, kız çocuklarının çalışmaları veya evlenmeleri nedeniyle kaybettikleri tedavi yardımını, bu hallerin ortadan kalkması üzerine artık geri vermeyen ve 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre durumlarının değerlendireceğini söyleyen düzenlemesine geçişte süreci hafifletmek üzere geçici madde düzenlenmiştir(Geçici madde 12) Bu düzenlemede, "İlgili kanunları gereği tedavi yardımları karşılanan kişiler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanun açısından genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları bu Kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları bu Kanun hükümlerine göre yeniden belirlenir. Bu kişilerin sigortalı ve sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin bilgileri ilgili kurumlar tarafından bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç üç ay içinde Kuruma bildirilir" denilmektedir(5510 sk. Geçici madde 12). Buna göre, 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girdiği tarihte ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları da Genel Sağlık Sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılarak tedavi yardımından yararlanma hakları korunmuştur. Ancak, kız çocuklarının durumları değiştiğinde (çalışmaya başlayıp sonra ayrılmak veya evlenip sonra boşanmak gibi) tekrar sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları artık ilgili kanunlarına göre değil 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenecektir. Yani, ilgili kanunları uyarınca yaşlarına bakılmaksızın tedavi yardımından yararlandırılan kız çocukları, çalışmak veya evlenmek gibi tedavi yardımını kesen eylemlerde bulunmazlarsa, 5510 sayılı Kanuna göre de genel sağlık sigortasından yararlanmaya devam edeceklerdir. İşte, 6111 sayılı Torba Kanunla yapılan değişiklikle, "Geçici madde 12" nin sekizinci fıkrasındaki, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları bu Kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları bu Kanun hükümlerine göre yeniden belirlenir" cümlesinden sonra gelmek üzere, ""Kız çocuklarının durum değişikliklerinin ortadan kalkması halinde, bu kişiler tekrar ilgili kanunlarına göre bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır." cümlesi eklenerek, kız çocuklarının hak kaybına uğraması önlenmek istenmiştir. 5510 sayılı Kanunu geçici 12.maddesinde 6111 sayılı Torba Kanunla yapılan düzenlemeyle, evlenerek veya çalışmaya başlayarak tedavi yardımından yararlanma hakkını kaybeden kız çocukları, boşanmaları veya işten ayrılmaları halinde, ilgili Kanunları uyarınca yaşlarına bakılmaksızın tekrar tedavi yardımından yararlanmaya başlayacaklardır(6111 sk.m.49 ve 657 sk.m206). 3. Kadın İstihdamının Teşviki 6111 sayılı Torba Kanun ile genel olarak işsizlerin istihdamının güçlü bir şekilde teşvik edilebilmesi amacıyla 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa yeni bir madde eklenmiştir. (Geçici madde 10). Buna göre, 31/12/2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; 3.1. İşe alındıkları tarihten önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları (işsiz), 3.2.Aynı döneme ilişkin işe alındıkları işyerinden bildirilen prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları( bu amaçla önce işçi azaltılması yapıp sonra istihdam etme yolunun kapatılması amacıyla) ve bu maddede belirtilen diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, istihdam edilenlerin işveren hissesine düşen sigorta primleri, istihdam edilenlerin niteliklerine göre farklı sürelerle İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. Buna göre, 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadınlardan; 1) Mesleki yeterlik belgesine sahip olanlara kırksekiz ay süreyle, 2) Mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yükseköğretimi veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirenlere otuzaltı ay süreyle, 3) Yukarda belirtilen belge ve niteliklere sahip olmayanlara yirmidört ay süreyle, prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. Bu kişilerin, Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları halinde, teşvik uygulamasında yararlanma süresi altı ay daha uzayacaktır. Görüleceği üzere, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen geçici madde ile özellikle genç işçilerin ve her yaştaki kadın işçilerin istihdamı, 31.12.2015 tarihine kadar sürecek zaman diliminde teşvik edilecektir. Bu süre, Bakanlar Kurulu kararıyla 2015 yılından itibaren beş yıla kadar uzatılabilecektir. (DK/EÖ)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
|
#113 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
"Torba"dan Kadın Devlet Memurlarına Dair Düzenlemeler
Devlet memuru statüsünde çalışanların sağlık ve güvenlikleri ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda sistematik bir düzenleme bulunmuyor. Memur statüsünde çalışan kadınlara yönelik olarak 6111 sayılı Torba Kanun ile getirilen düzenlemeler, sağlık ve güvenlik bağlamında da önem taşıyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] keskindogan@gmail.com İstanbul - BİA Haber Merkezi 08 Mart 2011, Salı İş Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile İşsizlik Sigortası Kanununda yapılan düzenlemelerden(bak.03.04.2011/Bianet) başka kadını ilgilendiren bir dizi düzenleme de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılmıştır. Devlet memuru statüsünde çalışanların sağlık ve güvenlikleri ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda sistematik bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, memur statüsünde çalışan kadınlara yönelik olarak 6111 sayılı Torba Kanun ile getirilen düzenlemeler, sağlık ve güvenlik bağlamında da önem taşımaktadır. 1. Doğum öncesi ve sonrasında gece çalışma yasağı Gece çalışması, sağlık açısından başlı başına bir iş riskidir. Bu nedenle, İş Kanununda gece çalışması sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Gece işi yapacak işçiler için sağlığının elverdiğine yönelik sağlık raporu alınacaktır. Bu raporlar, kadın işçiler açısından her altı ayda bir yenilenecektir. Postalar(vardiya), haftada bir en geç onbeş günde bir yer değiştirecek, gece postası gündüz postası olacaktır. İşçi statüsünde çalışan kadına doğum öncesi ve sonrasında gece çalışması yaptırılamayacaktır. Bu süre içinde kadın işçilerden fazla çalışma yapması istenemeyecektir. Halbuki, devlet memuru statüsünde çalışanlar için benzer düzenlemeler bulunmamaktadır. Bu nedenle 6111 sayılı Torba Kanun ile doğum öncesi ve sonrasında memur statüsünde çalışan kadın için getirilen gece çalışması sınırlandırması ayrıca önem kazanmaktadır. Nitekim Torba Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılan değişiklikle, günün yirmidört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan kadın memurlara; hekim raporunda belirtilmesi halinde hamileliğin yirmidördüncü haftasından önce ve her halde hamileliğin yirmidördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki bir yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemeyecektir (6111 sk.m.105, 657 sk.m.101). Bu arada, gece nöbeti ve gece vardiyası görevi, kendi isteği olmadıkça, özürlü memurlar için de uygulanamayacaktır. 2. Kullanılamayan doğum öncesi iznin, doğum sonrasına taşınabilmesi 4857 sayılı İş Kanununda yapılan düzenlemeye paralel olarak daha önce 2004 yılında 5223 sayılı yasayla 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna eklenen düzenlemeyle, kadın memura da doğum öncesi ve sonrasında sekizer hafta olmak üzere toplam onaltı hafta analık izni verilmiştir (657 sk.m.104/A). 2004 yılında yapılan bu düzenlemeye göre, çoğul gebelikte, doğum öncesi izne iki hafta daha eklenecek ve doğum öncesi izin on hafta üzerinden kullanılacaktır. Yine, sağlık durumunun uygun olduğunun hekim raporuyla doğrulanması halinde kadın memur kendi isteğiyle son üç haftaya kadar çalışabilecek, çalışarak geçirdiği beş haftayı doğum sonrasına taşıyarak doğum sonrası izni onüç hafta üzerinden kullanabilecektir. 6111 sayılı Torba Kanun ile 657 sayılı Kanuna bu kez," Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir." cümlesi eklenmiştir(657 sk.m.104). Böylece, memur statüsündeki kadın işçilere de, erken doğum nedeniyle kullanılamayan doğum öncesi iznin doğum sonrasına taşınabilmesine olanak sağlanmıştır. Yine, doğum sırasında veya doğum sonrası analık iznini kullanan kadın memurun vefat etmesi halinde, doğum sonrası iznin babaya verilmesine ilişkin düzenleme de önemlidir. Bu haktan yararlanabilmesi için, babanın da memur statüsünde olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle, memur statüsünde olmayan babalar, bu haktan yararlanamayacaktır. 3. Emzirme izni süresi arttırılmıştır 6111 sayılı Torba Kanunla kadınları ilgilendiren bir başka düzenleme yine analık konumuna bağlı olarak, emzirme izni ile ilgilidir. Buna göre, kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat süt izni verilecektir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağını kadın işçinin tercihi belirleyecektir (657 sk.m.104/A). 4. Doğum sonrası aylıksız izin 657 sayılı Kanunda yapılan başka bir düzenlemeyle, "Doğum yapan memura, 104 üncü madde uyarınca verilen doğum sonrası analık izni süresinin bitiminden; eşi doğum yapan memura ise, doğum tarihinden itibaren istekleri üzerine yirmidört aya kadar aylıksız izin verilir." hükmü getirilmiştir (6111 sk.m.108-B). Buna göre doğum yapan memur statüsündeki kadın, doğum sonrasında önce analık iznini kullanacak, izin süresi bitiminde de istekte bulunması halinde kadın memura, talep ettiği süre kadar ama en uzun yirmidört aya kadar aylıksız izin verilecektir. Bu hak, eşi doğum yapan memura da tanınmıştır. Bu durumda, baba konumuna gelen memura da isteği üzerine, doğum tarihinden itibaren olmak üzere yirmidört aya kadar aylıksız izin verilecektir. Ancak evlat edinmede, eşlerin her ikisinin de memur olması halinde, hem kadın hem da erkek memura aylıksız izin hakkı verilirken, doğum yapanın memur olması halinde memur olan babaya aylıksız izin hakkı tanınmamıştır. Bu, önemli bir eksikliktir. 5. Evlat edinmede aylıksız izin 657 sayılı Kanunda yapılan bir başka değişiklik, evlat edinme durumunda uygulanacak izin konusuna ilişkindir. 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, "Üç yaşını doldurmamış bir çocuğu eşiyle birlikte veya münferit olarak evlat edinen memurlar ile memur olmayan eşin münferit olarak evlat edinmesi hâlinde memur olan eşlerine, çocuğun ana ve babasının rızasının kesinleştiği tarihten veya vesayet dairelerinin izin verme tarihinden itibaren, istekleri üzerine yirmidört aya kadar aylıksız izin verilir. Evlat edinen her iki eşin memur olması durumunda bu süre, eşlerin talebi üzerine yirmidört aylık süreyi geçmeyecek şekilde, birbirini izleyen iki bölüm hâlinde eşlere kullandırılabilir."şeklindedir(6111 sk.m.108-C). Bu düzenlemeyle, evlat edinilen çocuğun üç yaşını doldurmamış olması halinde de, evlat edinen memura yirmidört aya kadar aylıksız izin verilecektir. Evlat edinen eşlerin ikisinin de memur olması halinde yirmidört aylık izin her ikisine de verilecektir. Ancak memur eşler, ayrı ayrı yirmidört ay değil, tamamı yirmidört ay olacak şekilde birbirini izleyen bölümler olarak izin hakkını kullanabileceklerdir. (DK/EÖ)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: ciliz, hak is, is guvencesi, kesk, mecliste, ogrenci affi, sendikal burokrasi, sendikalar, sendiren, sesler, silikozis hastalari, sinifta, surgunler, torba yasa, turk is, uykuda |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ciliz, cılız, mecliste, sendikalar, sesler, sinifta, sınıfta, torba, uykuda, yasa |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|