![]() |
|
|||||||
| GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM Sınıf hareketinin güncel durumu ve devrimci mücadele ilişkisi |
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
YENİ ANAYASA KANDIRMACASI İLE KÜRT HAREKETI İLE DEMOKRATİK DEVRİMCİ MÜCADELE TASFİYE EDİLMEK İSTENİYOR
Referandumdan Boykotun oldukça güçlü çıkması BOP-Yeşil Kuşak kliğinin yeni manevralar yapabilmesine de olanak sağladı. Boykot bir yandan Kürt Hareketinin elini güçlendirirken; diğer yandan da Türk egemenlerinin ABD patentli projelerinin uygulanmasını da hızlandırır, tasfiye hareketini öne çeker bir sürece girdi. Yeni Anayasa talebi ile bu talebin egemen klik nezdinde zaten girilen süreçte hedeflerden olduğu düşünülürse, bu tasfiye sürecinin bu bağlamda hızlanacağının göstergesidir. Yeni Anayasa dillendirmesi ve de yönlendirme de esas olarak Kürt Hareketinin özgürlükçü, düzene dönük yüzünün tasfiye edileceği açıktır. Zaten BDP-AKP görüşmesi sonrası Güney Kürdistan’a MİT müsteşarı ile İç İşleri Bakanı Beşir Atalay’ın ziyaretinin olması tesadüf değildir. PKK’nin tasfiyesinde özel bir rol alacak Kurtlar sofrasının büyük elemanlarından olanların Güney Kürtleri lider hareketlerinin olacağı da açıktır. Yine bu tasfiye planının bir parçasının da dolaylı olarak İmralı ile ilişkilenmesi de kaçınılmazdır. Zira Abdullah Öcalan’dan gelen dengesiz, kendisi ile çelişen mesajlara rağmen öne çıkan ve algıda seçicilikte öne çıkanın bir biçimde faşist devlet ile sürekli görüşmelerin yapıldığıdır. Yeni Anayasanın hangi temelde olacağının işaretlerini düzen ve onun şu andaki sözcülerinin açıkça vermesine rağmen hala sözde iyimser bir hava ile tasfiyeci sürecin parçası olmak anlaşılır değildir. Zira anadilde eğitim hakkından tutalım da ateşkes veya silah bırakılması sorununa kadar birçok konuda Recep Tayyip Erdoğan hem İl Başkanları toplantısında ve de burjuva medyayı kendi hizasına getirme toplantısında açıkça ifade etmiştir. Bu da demektir ki burjuva düzen ve onun egemenleri açısından dün ne ise, bugün de aynıdır. Yaşadığımız referandum süreci ile hamasetle sunulan ileri demokratikleşme ajitasyonuna rağmen gündelik yaşam ile demokrasi konusunda değişen bir şey var mıdır? Ya da darbe ve darbecilerle hesaplaşma adına bir girişim olmuş mudur? Hayır. Bu da ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz lafının bir kez daha doğrulanması anlamını taşımaktadır. Referandum ile geçirdikleri anayasa değişiklik paketinde demokratikleşme adına bir şey varmı idi ki; şimdiki değişimde demokratikleşme olsun. Bunlara aldanmak saflık değilse; düzenle aynı kulvarda koşmak anlamındadır. Zira ister şimdiki isterse de sözde yeni anayasa çalışması olsun; halkların, emekçilerin lehine bir şey üretmediği, üretmeyeceği açık ve aşina değil midir? Zira RTE’nin ilk toplantılarında bile savaş, savaşın gerekleri, en basit insan hakları konusunda bile şoven çıkışına rağmen hala demokrasiyi getirebileceğini düşünmek aptallık değilse nedir? Yine keklik soyundan Güneyli Kürt liderlerin ve ABD emperyalizminin Kürtler ve Anadolu halkları için gerçekte olumlu şeyler üretmesini, ortaya koymasını beklemek saf dillik değilse nedir? Yeni Anayasa taleplerinin ister düzen içinde eklemlenme adına olsun, isterse de sözde düzen içinde sözde emekçiler lehinde bir çerçeve içinde yapılacağı söylensin netice de pratik-gündelik yaşam içinde proleter, emekçi kitleler ile Halklara bir şey sağlamayacağı açıktır. Yeni Anayasa aldatmacası ile düzen gerçekleştirmek istediklerini egemen klik doğrultusunda değiştirmek ve ardından da düzen açısından tehlikeli sayılan unsurların tasfiyesini hedeflediği aslına bakılırsa gün kadar açık bir gerçektir. Bunu görmemek için körlüğün ötesinde bir yerde olmak gerektir. Yeni Anayasa referandumla değiştirilen maddelerin ötesinde neler sağlayacak, neler getirecek, neler götürecek vs gibi hiçbir şey bilinmeden düzenin bir kliğinin peşine takılan düzen solcularına ve de Kürtlerin kekliklerine denilecek elbette bir şeyler olmalıdır ve de denecektir. “Yolunuz açık olsun, ama alnınız kara olacaktır.” Zira yeni Anayasa adı altında geniş yığınların aldatılmasında daha da ileri bir aşamaya sıçranmış olunacağı gibi, devrimci demokrasi güçleri ile Kürt Hareketi tasfiye edilecektir. Referandum süreci ile aldatılan yığınlar; bir kez daha düzenin yeniden organizasyonu sürecinin bir parçası ve suç ortağı haline getirileceklerdir. Değişen şeyler olacaktır elbette. Bu da Kürt Hareketinin gerçek kurtuluşuna giden yola döşenmiş mayına çarpan hareket tasfiyeye doğru gidecektir. Anadolu coğrafyasında yığınların demokratik devrimci mücadelesi ile ona eşlik eden güçleri tasfiye edileceklerdir. Zaten reformizm aktığı kanaldan akmaya devam edecektir doğal olarak. Zira ister Kürt reformizmi ve isterse de Türk reformizmi referandumda açıkça düzen klikleri tercihlerinde kendilerini oldukça açıkça gösterdiler. Ve fakat düzen ve düzenden taleplerini formüle eden sözde devrimci demokratlar ile Kürt Hareketi beklentilerinin altında ezilecek, bitirilecektir. Kürt Hareketi bu reformist çizgi doğrultusunda ilerleyen tasfiyeci sürece karşı devrimci dinamik mücadelesini yükseltmek zorundadır. Kürt Hareketi sürecin tasfiyeci bir süreç olduğunu anlamalıdır. Çok kollu bu sürece karşın devrimci iç savaş sürecinin kendisinin kurtuluşun kendisi olduğunu kavramalıdır. Komünist devrimci sınıf hareketi ile komünist Anadolu işçi hareketinin kurtuluşun asıl adresi olduğunu bilmek zorundadır. TDH ve Kürt Kurtuluş Hareketi bu anlamda bir kırılma daha yaşayacaklardır. Yeni Anayasa tartışmaları ve gelişmeleri ışığında devrim ile karşı-devrim safları bir kez daha netleşecektir. Ama görünen köy klavuz istemez: YENİ ANAYASA DÜZENİN YENİDEN REORGANİZASYONUNUN ARACIDIR. KÜRT VE ANADOLU COĞRAFYASINDA MÜCADELEYİ TASFİYE AMAÇLIDIR. Bu gerçek ışığında mücadeleden başka çıkar yol yoktur. Hiçbir güç çıkmış olduğumuz özgürlük ve sosyalizm mücadelesinden bizi döndüremez. YAŞASIN ÖZGÜRLÜK YAŞASIN SOSYALİZM MÜCADELEMİZ…. 26.09.2010 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Sıınırötesi tezkeresı uzatılacak
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Yurtdışına asker gönderme ile ilgili tezkerenin süresinin 17 Ekimde sona ereceğini" belirterek, bunun uzatılması yönündeki Bakanlar Kurulu kararını bugün imzaya açtıklarını, TBMM açıldığında bunun görüşüleceğini bildirdi. Etkin Haber Ajansı / 27 Eylül 2010 Pazartesi, 18:55 ANKARA- Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Yurt dışına asker gönderme yetkisini içeren tezkerenin süresinin 17 Ekim'de dolacağı" hatırlatılarak süresinin uzatılıp uzatılmayacağı sorusunu yanıtlayan Çiçek, sürenin uzatılması yönündeki Bakanlar Kurulu kararının bugün imzaya açıldığını, TBMM açıldığında da konunun görüşüleceğini bildirdi.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Gül, New York'ta başka İstanbul'da başka
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Youtube yasağının Türkiye'nin uluslararası arenada imajını zedelediğini aktardı, sansürü teyit etti. Gül, BM genel kurulunda katıldığı bir toplantıda internet sansürü olmadığı savunmuş, sorunu vergi yasalarıyla ilgisi olduğunu belirtmişti. Etkin Haber Ajansı / 27 Eylül 2010 Pazartesi, 19:10 İSTANBUL- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Bersay İletişim Grubu tarafından Çırağan Sarayı'nda düzenlenen "Yeni Normal Dünyada Türkiye'nin yeni konumu, Yeni Gücü" adlı panele katıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Gül, Türkiye'de özgürlüğe bakış açısının henüz muhafazakar olduğunu dile getirdi, Youtube internet sitesine mahkeme kararıyla verilen giriş yasağını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Gül, "Youtube sitesini yasaklarken, bu sitenin ve benzerlerinin yasak olduğu ülkelerin kimler olduğunu ve Türkiye'yi hangi ülkelerin arasına koyduklarının farkında mı? Biz istediğimiz kadar uğraşalım, konuşalım, konferanslar, PR'lar yatırımlar yapalım. Ufak bir şey bakıyorsunuz bütün imajınızı alt üst edebiliyor." şeklinde konuştu. NEW YORK'TA VERGİ SORUNU İDİ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, New York'ta BM genel kurulu kapsamında Columbia Üniversitesi'nde düzenlenen "Dünya Liderler Forumu"nda yaptığı konuşmada, Türkiye7de sansür olmadığını vergi yasalarıyla ilgili bazı sıkıntıların olduğunu savunmuştu. Gül, "Bunun sansürle ilgisi yok. Bu, bizim vergi kanunlarımızın yetersizliğinden kaynaklanıyor. Hem hükümeti hem de Meclisi, bu kanunları en kısa zamanda güncellemeleri konusunda teşvik ediyorum. Türkiye bunu yapmakta gecikmeyecektir" diye konuşmuştu.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Başbakan MİT Müsteşarı ile görüştü
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile kısa bir görüşme gerçekleştirdi. Etkin Haber Ajansı / 27 Eylül 2010 Pazartesi, 17:21 ANKARA- MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Bakanlar Kurulu'na kısa bir süre ara veren Başbakan Erdoğan ile kısa bir görüşme gerçekleştirdi. Fidan, binadan ayrılırken Başbakan Erdoğan'a, "bir konuyu arz ettiği'' bildirildi.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Atalay 'çözüm'ü' Erbil'de aradı
ERBİL (27.09.2010)- İçişleri Bakanı Atalay, Güney Kürdistan Yönetimi ile PKK'nin tasfiyesini görüştü, Güney Yönetiminden 'daha somut gelişmeler' bekledi. AKP medyası ise PKK'yi ordan oraya göç ettirip duruyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile görüşmek için Erbil'e gitti. Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ve Kürdistan Demokratik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Neçirvan Barzani ile görüşen Atalay, temaslarının olumlu geçtiğini ancak bölgeden daha fazla somut gelişmeler beklediklerini söyledi. Bu konuda talepleri ilettiklerini belirten Atalay şunları söyledi: "Ziyaretimiz bildiğiniz konu ve konularla ilgilidir. Bizim ziyaretimizin özel konusu bildiğiniz gibi daha çok terör sorunu ile ilgilidir. Bu konuyu bütün boyutları ile Sayın Barzani ile buradaki diğer hükümet mensupları ile görüşmüş olduk. Bu konuda bizim taleplerimiz var. Zaten yürüyen üçlü bir mekanizma var. Üçlü mekanizmada oluşmuş bir eylem planı var. Alınmış kararlar var onun uygulanması var. Bunun uygulanması ile ilgili arkadaşlarımızla geldik ve değerlendirmelerde bulunduk. Zaten Bağdat Büyükelçimiz zaman zaman buraya gelip görüşüyor. Onlarla oturup hangi konuda neler yapılıyor daha neler yapılmalı, beklentilerimiz neler onları değerlendirdik. Görüşmelerimizin hepsi olumlu geçti. Ama daha fazla somut gelişmeler beklediğimizi ifade ettik." Atalay'ın 'somut gelişmeler' diye tarif ettiği beklentilerin, PKK'nin ateşkes süresini uzatması için Güney Kürdistan yönetiminin devreye girmesi, PKK'nin silahsızlandırılması ve PKK'nin sınırdaki etkinlikleri olduğu belirtildi. PKK, AKP medyasını yalanladı Erbil'de bu görüşmeler yapılırken, hükümet yanlısı basın da PKK militanlarına yer bulamıyor. Taraf, günlerdir Kuzey Kürdistan sınırları içinde kalan PKK militanlarının sınır dışına çıkmaya başladığı şeklinde haberler yapıyor. Taraf'a göre Abdullah Öcalan tarafından örgüte talimat gönderilmiş, militanların sınır dışına çekilmesinin 6 ay sürebileceği ve bu süre içinde operasyon yapılmayacağı güvencesi verilmesi istenmiş. Hükümetin yarı resmi gazetesi Yeni Şafak ise, Kandil'deki kampların boşaltılmaya başlandığını, buradan inecek gerillaların ilk adres olarak Mahmur Kampı'na yerleştirileceğini duyurdu. PKK, söz konusu iddiaları yalanladı. PKK açıklamasında, “Örgüt İmralı'da Öcalan'la yapılan görüşmelerin sonucunu bekliyor ve sürece değerlendiriyor. Bütün silahlı güçler mevzilerinde bekliyor, tek bir silahlı militan bile yerinden kıpırdamış değil” denildi.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Yeni bir Kürt konsepti mi oluşturuluyor? -Yusuf Ziyad (ANF)
27 Eylül 2010 - Irak merkezi hükümetin kurulma çalışmaları ile bölge de Kürt sorunu görüşmeleri her ne kadar birbirinden ayrı gibi görünse iyice irdelendiğinde pekte öyle olmadığı rahatlıkla görülecektir. Irak'ta kurulacak olan yeni hükümette Kürtler ne kadar ağırlık kazanacak, Federal Kürdistan Bölgesi giderek güçlenecek mi yoksa merkezi hükümet tarafında sınırlandırılacak mı? Kürtlerin bölgedeki ve uluslararası arenadaki konumlarının ne olacağı bölgedeki güçler tarafında yakından takip edilmektedir. Kürtleri inkar politikası yürüten güçlerin tüm çabası Federal Kürdistan Bölgesinin bölgedeki konumunu zayıflatmaya dönüktür. Onun için bu güçler Kürtlerin ağırlık kazanacağı bir merkezi Irak hükümeti istememektedirler. Bundan bir iki gün önce hiçbir resmiyeti olmamasına rağmen Irak Petrol Bakanı Hüseyin el Şehristani ile Türkiye'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hattı anlaşması yenilenirken Iraklı bakan tarafından çok önemli bir başka ayrıntıya imza atıldı. Türk ve Iraklı bakanlar arasında imzalanan metinde Kürdistan Bölgesi’nden çıkarılan ham petrol ve doğal gaz ihracatını da Irak devletinin iznine bağladılar. Bu adımı eski Kürt parlamenter olan Sami Etruşi bu durumu şu şekilde değerlendiriyor: 'Şimdide bu anlaşmayla Kürdistan'ın Nabucco projesine katılmasını engellemeye çalışıyor. Tabi burada elbette siyasi bir amaç söz konusu, bunu yasalar veya halkın çıkarına bağlamak söz konusu olamaz.' Uluslararası dev bir proje olan Nabucco'ya Kürt bölgesinin dahil olmasını bölgedeki hangi güç ister. Irak merkezi hükümetin kurulmamasının elbette Kürt sorunundan farklı sebepleri de vardır. Ama Kürt sorununun bölgedeki güçlerin yumuşak karnı olması ve bölgedeki tüm güçlerin üzerinde mutabık kaldığı tek sorun olduğunu unutmayarak bu çerçevede Kürt sorunun Irak'ta hükümet kurma çalışmalarına etkisini görmek lazım. Kürtlerin geldiği düzey itibariyle bölgedeki güçlerin Kürtleri inkar politikasını sürdürmekte oldukça zorlandıkları görülmektedir. Uluslararası ve bölgedeki koşullar bu güçleri Kürt politikasında değişikliğe zorlamaktadır. Burada dış koşullardan ziyade Kürtlerin kendi iç dinamikleri daha belirleyici bir konumdadır. Kürtler giderek bölgede öz güçlerine dayalı olarak ayakları üzerinde duracak gücü adım adım elde ediyorlar. Bu durum dört parçadaki Kürtler içinde ciddi bir özgüven ve moral kaynağı yaratmıştır. Kısa bir süre önce Ahmet Türk başkanlığında gelen DTK ve BDP heyetleri hemen arkasında dört parçadaki Kürt kadınlarının ulusal Kürt Kadın Konferansının ikinci toplantısını Hewler'de yapmak için yapmış oldukları toplantı Kürt kamuoyu tarafında yakından takip edildi. Yine Leyla Zana ve heyetinin Federal Kürdistan'da yapmış oldukları diplomatik görüşmeler büyük bir ilgi ile karşılanmış Federal Kürdistan basını tarafında geniş yer verilmiştir. Ahmet Türk başkanlığında gelen heyet oldukça büyük bir ilgi ile karşılanmıştı. Zamanları olsaydı Federal Kürdistan'da toplanan dört parçadaki aydınlar, parti temsilcileri ve çeşitli çevreler görüşme talebinde bulunmuşlardı. Fakat zaman kısıtlığından kaynaklı bu görüşmeler gerçekleşmemiştir. Bunları dile getirmemin sebebi dört parçadaki Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkilerinde nitelik değişikliğinin geldiği düzeyi kısmı de olsa gözler önüne sermeye çalışmaktır. Sınırlar giderek anlamsızlaşıyor beyinlerde, düne kadar hayal olan Kürt ve Kürdistan inşası gerçekleşiyor. Elbette bugünlere kolay gelinmedi, bundan on yıl öncesi düşünüldüğünde bugün gelinen düzeyin birçok eksikliği olsa da azımsanmayacak bir mesafe olduğu görülecektir. İç ve dış koşullar dört parçadaki Kürtlerin giderek çeşitli ortak kurum ve kuruluş çatıları altında bir araya gelmeye zorlayacaktır. Bu tren bu raya girmiştir, ona O dönüşü yaptırmak oldukça güçtür. İşte tamda bu noktada 21 Eylül 2010 günü Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Murat Özçelik'in Federe Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani ile görüşmesini, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Amerika ziyaretleri ve yakın zamanda Türkiye İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Irak, Federal Kürdistan, İran, Suriye ve Avrupa ülkelerine yapacağı diplomatik geziler bölgede oluşan yeni konjektöre uygun bir Kürt politikası oluşturmaya dönüktür. Mevcut konumda İran, Irak, Suriye ve Türkiye'nin dayanmış olduğu Kürt inkar politikasının hiçbir anlamı kalmamıştır. Türkiye'nin yaşamış olduğu bu telaş onların çokça dile getirdiği gibi demokratik standartları yükseltme telaşı değildir. Onların telaşı Kürtlerin kaderini Kürtlerin ellerine teslim etmeme telaşıdır. Kürtler artık onlardan hiç bir şey beklemeden kendi öz güçlerine dayalı olarak ihtiyaç duymuş oldukları kurum ve kuruluşlarını kurmaya başladılar. Onları tedirgin eden noktada bu durumdur. Bu diplomatik yoğunluk Kürt sorununu bölgede çözmeye yönelik bir adımdan ziyade biraz daha inceltilerek, Kürt rengi de katarak oluşturmak istenen yeni Kürtleri inkar politikasının ön adımları olarak yorumlamak gerekiyor diye düşünüyorum.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Medya Jöle Denetleme Kurulu -Nihat Sırdar (Akşam)
27 Eylül 2010 - Çünkü yapılan yorumlar 'Yeni ve ılımlı bir dönemin başlayacağı' yönünde. Tabii böyle bir toplantıdan sonra hiçbir medya yöneticisinin 'Aynı tas aynı hamam. Değişen bir şey olmayacak. Aynı söylemleri yıllardır dinliyoruz ama yaşananlar ortada' demeye maçası yemeyeceği için yorumlar genelde ortada. İçinde bulunduğumuz baskı döneminde belki de bu korkuyu normal karşılamalıyız. Ama sorulan sorular içinde biri ve o soruyu soran öyle biri var ki. Türkiye jöle üreticilerinin kendisinden pek bir memnun olduğunu tahmin ettiğim Yiğit Bulut, bütün Türk medyasını denetleyebilecek RTÜK benzeri bir kurum kurulup kurulamayacağını sormuş. Başbakan'ın katıldığı televizyon programından sonra bu buluşmada da görevini layıkıyla yapmış. *** RTÜK benzeri bir kurum öyle mi? RTÜK'ün nasıl işlediğini, yayın kuruluşları üzerinde baskı kurmak için nasıl cezalar verdiğini, üyelerinin nasıl seçildiğini, özerk gibi görünüp bildiğiniz bir siyasi kuruluş olarak çalıştığını üç aşağı beş yukarı hepiniz biliyorsunuz. Düşünün ki yazılı basın üzerinde de böyle bir kurum olacak. Beğenilmeyen yazılarla ilgili gazetelere cezalar verilecek, köşeler kapanacak, gazetelerin reklam alması engellenecek. Hatta belki o gün gazete yerine 'belgesel' ilavesi verilecek. Bize radyoda böyle ceza veriliyor çünkü. Benim yayınım yerine içi geçmiş belgeseller yolluyorlar RTÜK'ten. *** Peki Yiğit Bulut bir gazeteci olarak nasıl isteyebiliyor böyle bir kurumu? Bir gazeteci nasıl yeni bir sansür kuruluşu daha hayal edebilir? Cevap şu: Eğer bir gazeteci veya televizyon yöneticisi, çalışanlarının giriş kartlarının raporlarını her gün masasında istiyorsa, bununla yetinmeyip muhabirlerinin cep telefonlarına gps takip sistemi kurulmasını talep edebiliyorsa, bunu da ister bence. Başbakan 'Olmaz öyle şey' demiş Yiğit Bulut'un talebi için ama eğer olursa başına kesin kendisi geçsin. Kurumun ödenek ve harcamalar kısmında ise jöle kalemi kesin olsun. Bu arada... Şimdi ben bu yazıyı yazdım diye köpek oldum değil mi? Oldum oldum... Kopya çekene aferin ÖSYM Başkanı istifa etti. ÖSYM kime bağlı peki? YÖK'e... YÖK Başkanı ne yaptı? Yerinde oturuyor ve pişkin pişkin açıklamalar yapıyor. Sıkıysa yapmasın (Kemal Unakıtan mikrofonların açık olduğunu unutup, yeni Başkan olan Yusuf Ziya Özcan için böyle demişti.) Rektör atamalarındaki kepazelikleri geçtik, sınavlardaki bu rezillikler görevden alınmasını veya istifa etmesini gerektirmez mi? Peki soruları çalanlar gözaltına alınıyor, sorgulanıyor. Bu arada eğitim bilimleri sınavının yeniden yapılacağı açıklanıyor. O sorulara önceden alıp tamamını doğru yapan ve kopya çektiği kesinleşenler ne yapıyorlar biliyor musunuz? Yeniden sınava girmeye hazırlanıyor. Bir ceza verilmediği gibi sınava tekrar girmelerine göz yumuluyor. 'Kusura bakmayın yakalandınız. Bir dahakine yakalanmayın olur mu?' deniliyor. Böylece bu durum bize aslında amacın ne olduğunu, adalet sağlanacak diye kimlerin kayrıldığını ve istenen sonuca nasıl ulaşıldığını açık seçik gösteriyor. Yaşasın YÖK ve onun dokunulamaz başkanı. En kısa sürede gazetelerin hafta sonu ilavelerinden birinde kendisinin yeni motosikletiyle resimlerini bekliyoruz.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Yeni demokrasi manzaraları - Nihal Kemaloğlu (Akşam)
25 Eylül 2010 - Geride bıraktığımız 15 günlük yeni demokrasi takvimi de acaba bu eşikten geçtiğimizi ve demokrasinin genişleyen sınırlarının ilk işaretlerini bize verebiliyor muydu? Tabii ki o akşam basketbol final karşılaşmasındaki madalya töreninde, Başbakan'a yapılan 'uğultunun' sahiplerinin kimliklerinin CIS yöntemiyle tespitleri, bu miladın gözdağı icraatı olarak kayda geçirildi. Bilahare yeni dönemin özgürlüklerini genişlettiği sermayenin tarihi, kültürel ve çevre yıkım hareketliliğini gözledik. Anadolu tarihin dünyaya armağanı antik termal kent Allianoi'yi sulara gömme işlemine başlandı. Yortanlı Barajı'nın suları altında kalacak Allianoi'nin üzeri mahkeme kararını beklemeden(!) betonlama işlemine girişildi. Uzmanlar kültürel katliamda 'horasan harcının' kullanılmadığını, kiremit tozu katılmış beton yapıldığını bildirdiler, kendilerini vinçlere zincirleyen eylemciler ve Doğa Derneği Başkanı gözaltına alındılar. Demek ki Allianoi kısa sürede gerçekten 'tarih' olacaktı. Demokratik anayasanın kabul ertesinde üniversitelerimiz de fazla mesaideydi. Disiplin amiri rektörler, öğrencilerine fahiş cezalar keserek 'özerk ve demokratik' üniversitenin arkaik bir hayal olduğunu kanıtladılar. İstanbul Üniversitesi Rektörü, bir kişiye 1'er hafta, 6 öğrenciye 1'er ay, bir öğrenciye iki dönem disiplin cezası kesti. Geçen yıl kestiği cezalarla rektör 100'e yakın öğrenciye '20'yılı aşkın uzaklaştırma cezası vermiş oldu. Yasal 1 Mayıs kutlamasına çağrı afişi asmak, okula zorla girmek 'suç' olarak nitelenmişti. Halbuki Başbakan'ın, '1 Mayıs'ı kutlamak bizim iktidarımıza nasip olmuştur, 33 yıl sonra tarihi bir gün yaşadık' sözleri, ülkenin olgunlaştığı ve statükonun yıkılmasından duyduğu mutluluk beyanatı, hala kulaklarımızdan gitmemişti. Anayasa değişikliği, sermayenin yeni göz bebekleri yani HES inşaatlarına da dinamizm katacaktı. Yöre halkına karşın jandarma kuvvetleri eşliğinde yapım çalışmalarına girişildi, gerekirse halkla arbede yaşanarak makinelerle dere yatağına girilecekti. Kastamonu'nun Loç Vadisi'ndeki HES yapımında seksen yaşındaki nineler, yeni anayasada yer almayan 'su' ve 'çevre' hakları için iş makinelerinin önüne atlarken, jandarmalar 60 yaşındaki Halime Çakmak'ı gözaltına aldı. Loç Vadisi'nin yer aldığı Cide İlçesi'nin dünyayla elektrik ve telefon bağlantısı olaylar esnasında nedense bir müddet kesildi! Köylüler elektrik kablolarının iş makineleriyle koparıldığını söylediler. Ve dün çıkan bilirkişi raporu Loç'taki HES projesinin çevreye zarar vereceğini söylüyordu. Öte yandan Başkent'te de çiftlere yönelik kimlik kontrolü 'güvenlikte' bir ilk olarak ses getirdi. Kurtuluş Parkı'nda el ele dolaşan, bank ve çimlerde oturan çiftlere GBT uygulaması yapıldı. Parkın içindeki bir polis minibüsüne kimlik kontrolü için çağrıldılar, çiftlerin bazıları uyarıldı ve tutanak tutuldu. 12 Eylül'ün sorumlularının yargılanması için suç duyurularının yapıldığı hafta 12 Eylül hukukundan geri kalmayan yargı kararlarını da beraberinde getirdi. Referandum kampanyasını idam edilen devrimci Erdal Eren'i anarak, duygulu konuşma ve gözyaşları içinde başlatan Başbakan'ın 'darbecilerle hesaplaşma' çağrısına maalesef Samsun ve Adana'dan gelen dava haberleri uymamıştı. Samsun'daki Halkevleri ve Kolektifler üyesi öğrencilerin 'Deniz Gezmiş'i anmaktan' , Adana'daki gençlerin de 'Mahir Çayan'ı anma toplantısı düzenleme ve terör propagandasıyla suçlandıkları yargılanmalarına devam edildi. Ve Adana'daki davada 21 kişiye 10 ay hapis cezası verildi, 12 Eylül başımızdan gidemiyordu... Yeni demokrasi manzaralarının en popüler ve medyatik olanı Tophane baskını idi, ekranları doldurdu. Bayıcı yaşam tarzı tartışmasından, bezdirici laik muhafazakar çatışmasına, inek altında komplo buzağısı bakınmaktan, soylulaştırma operasyonun yan etkilerine varıncaya dek konuşuldu, yazıldı... Kültür Bakanı, Tophane'de esnaf ve galeri sahipleriyle ayakta çikolata yedi, tatlı konuştular... Ama en hakiki açıklama, 'serbest bırakılan' saldırganlardan geldi, işin özetini vecizleştirmişti. Şöyle diyordu: 'Dayanamadık saldırdık'!
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
“Açılım” için yoğun diplomasi trafiği!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (27.09.10) – Sermaye devleti yoğun biçimde iki yönlü “açılım” diplomasisi yapıyor. Bir yandan, BDP yöneticileri ve Öcalan’ı da içine alan biçimde Kürt hareketi temsilcileri ile görüşmeler sürdürülüyor. Diğer yandan ise, uluslararası görüşme trafiği yoğunlaştırılarak Kürt hareketi daha geniş ölçekte cendere altına alınmaya çalışılıyor. Böylece tasfiye operasyonu hedefe ulaştırılmaya çalışılıyor. Fidan ABD'nin ardından Erbil’e gidiyor Geçtiğimiz hafta MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ABD’de temaslar kurduğu açıklanmıştı. Fidan bu görüşmelerin ardından önümüzdeki hafta Erbil’e giderek çeşitli görüşmeler gerçekleştirecek. Görüşmelerde Mesud Barzani ve ABD’li askeri yetkililer yer alacak. Fidan, PKK’nin önce Kandil’den indirilmesi ve silahsızlandırılması konusunda görüş alışverişi yapacak. PKK'nin tasfiyesi durumunda nasıl ortak bir çalışma yürütüleceği ile ilgili konuları görüşecek. Türkiye, ABD ve Irak arasında kurulan “üçlü mekanizma komutanlığı” ile de temaslarda bulunacak. Atalay Kürdistan’da görüşmelerini sürdürecek İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani ve Başbakanı Berham Salih'le bir araya geldi. Konuyla ilgili Salih, "Evet, görüştük. Biz uluslararası yasalara riayet ediyoruz ve bölgemizde, herhangi bir komşu ülkemize tehdit unsurunu içimizde barındırmak istemiyoruz. Ama komşu ülkelerden de Irak’ın egemenliğine saygı duymalarını bekliyoruz" dedi. Akşam saatlerinde Ankara’ya dönen Atalay ise Türkiye’nin “terör” konusunda çok boyutlu görüşmeler içerisinde olduğunu bir kez daha vurguladı. Erbil ziyaretinin de bunun bir parçası olduğunu belirten Atalay, görüşmelerin daha önce başlatılan eylem planının bir devamı niteğinde olduğunu söyledi. Atalay şunları söyledi: “Bizim yürüyen çalışmalarımız var. Üçlü Mekanizma, eylem planı var. Herkesin yapması gerekenler var. Bunları bir kere daha gözden geçirdik, değerlendirdik. Barzani ile, oradaki yöneticilerle görüşmeler yaptık." yanıtını verdi. Bununla beraber, Atalay’ın önümüzdeki günlerde PKK’nin silahsızlandırılmasıyla ilgili İran ve Suriye’ye de giderek buradaki içişleri bakanlarıyla görüşmesi bekleniyor. Almanya ile istihbarat paylaşımı Bunun yanısıra, düzen temsilcilerinin son günlerde Almanya ile yaptığı görüşmeler de dikkat çekti. Almanya İçişleri Bakanı Thomas Maiziere, 24 Eylül Cuma günü Ankara'da Beşir Atalay’la bir araya geldi. Maiziere, Atalay tarafından kendisine iletilen "PKK dosyası"nın Almanya istihbarat servislerine verileceğini ifade ederek, PKK’nin Almanya'da yaşayan yönetim kadrosunun ve diğer Avrupa ülkeleriyle olan bağlarının bilindiğini belirtti. Maiziere, bu gelişmelere paralel olarak operasyonlar gerçekleşebileceğine dikkat çekti. AKP hükümeti ile BDP yöneticilerinin gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, BDP tarafı görüşmeleri müzakereye çevirme niyetini açığa vurmuştu. Fakat sermaye devleti, Kürt sorunuyla ilgili her ne kadar çeşitli vaatlerde bulunsa da, asıl hedef PKK’nin tasfiyesi. Yaşanan diplomasi trafiği de bunu doğruluyor.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Kuzey Irak'ta kritik temas
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İçişleri Bakanı Beşir Atalay, daha önce yapmayı planladığını duyurduğu ve dün sessiz sedasız gerçekleştirdiği bir günlük Kuzey Irak seyahatinden döndü. Atalay, Selahaddin'de bölgesel yönetimin başkanı Mesut Barzani ve Başbakanı Berham Salih'le bir araya geldi. Mesut Barzani ve Beşir Atalay, Barzani’nin konutunda gerçekleşen uzun süreli görüşmenin ardından herhangi bir açıklama yapmadı. Bakan Atalay, daha sonra Başbakan Salih’le bir araya geldi. Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından soruları yanıtlayan Salih, terör örgütü PKK konusunu ele alıp almadıklarının sorulması üzerine, "Evet, görüştük. Biz uluslararası yasalara riayet ediyoruz ve bölgemizde, herhangi bir komşu ülkemize tehdit unsurunu içimizde barındırmak istemiyoruz. Ama komşu ülkelerden de Irak’ın egemenliğine saygı duymalarını bekliyoruz" dedi. Salih, bir başka soru üzerine Irak’ın yakında kurulacak olan yeni hükümeti gibi iç meseleleri de ele aldıklarını söyledi. “BU ZİYARET ÇALIŞMALARIN BİR BOYUTUYDU" Temaslarının ardından akşam saatlerinde yurda dönen Atalay, Irak’a yaptığı ziyarette ilgili olarak, "Şu günlerde, bu konu ile ilgili çok yoğun çalışmalarımız var. Türkiye olarak terör konusunda çok boyutlu görüşmeler, çalışmalar yürütüyoruz. Bu ziyaret, o çalışmaların bir boyutuydu" dedi. Atalay, ziyaretinde terörle ilgili konuların görüşüldüğünü de ifade ederek, yürütülen, daha önce başlatılan eylem planı olduğunu kaydetti. Eylem planının yürütülmesiyle ilgili konuların gündemlerinde olduğunu anlatan Atalay, "Şu günlerde, bu konu ile ilgili çok yoğun çalışmalarımız var. Türkiye olarak terör konusunda çok boyutlu görüşmeler, çalışmalar yürütüyoruz. Bu ziyaret, o çalışmaların bir boyutuydu" diye konuştu. Bir gazetecinin, "Barzani, planınıza destek verecek mi?" şeklindeki sorusu üzerine de Atalay, "Bizim yürüyen çalışmalarımız var. Üçlü Mekanizma, eylem planı var. Herkesin yapması gerekenler var. Bunları bir kere daha gözden geçirdik, değerlendirdik. Barzani ile, oradaki yöneticilerle görüşmeler yaptık" yanıtını verdi. Irak’taki özel bir hastanenin Türk başhekiminin çocuğunun orada kaza geçirdiğini belirten Atalay, yaralı çocuğu, ailesi ile birlikte Türkiye’ye getirdiklerini ve tedavisinin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılacağını kaydetti. Radikal / 27.09.10
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | kamerduran (10-02-2010) |
![]() |
| Anahtar Kelimeler: demokratik, devrimci mucadele, edilmek, guney kurdistan, icisleri bakani, imrali, isteniyor, kandirmacasi, kurt hareketi, mit mustesari, referandum, tasfiye, yeni anayasa, ziyaret |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| anayasa, demokratik, devrimci, hareketi, hareketİ, ile, kandirmacasi, kandırmacası, kurt, mücadele, tasf, yeni |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Proleter Devrİmcİ MÜcadele Ve GenÇlİk Hareketİ | Mahmut Halil CAN | Gençlik Mücadelesi ve Örgütlenme Sorunları | 3 | 10-21-2011 10:35 PM |
| Düzenin yeni oyuncağı ve klikler çatışmasının yeni rengi anayasa paketleri | Mahmut Halil CAN | EKONOMİK-SİYASAL KOŞULLAR-KAPİTALİZMİN GÜNCEL DURUMU VE SOSYALİZM | 91 | 07-08-2010 08:26 AM |
| Devrimci Demokratik Kamuoyuna | Mahmut Halil CAN | TÜRKİYE KOMÜNİST VE DEVRİMCİ HAREKETİ | 0 | 03-28-2010 05:58 PM |