![]() |
|
|||||||
|
|||
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
YETKİSİZ SENDİKALAR, TOPLU SÖZLEŞME HAKKININ YİTİMİ VE ÖRGÜTSÜZ İŞÇİ SINIFI
09.01.2012 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) Bu ayın sonuna doğru Çalışma Bakanlığı sendikalar, üye oranları ve yetkili sendikaları açıklaması gerekiyor. Normal olarak her yıl yapılması gereken bu açıklama üç yıldır yapılmıyor. Zira Türk-İş, Hak-İş ve bilimum düzen sendikacılığı ile birlikte sermaye sınıfı ve onun son otuz yıllık ekonomik politikasının sonucu olarak işçi sınıfı bu hallere gelmiştir. En basit örgütlülüğü olan sendikaları bile elinden yitirmiştir. Bu ekonomik politikanın esası İhracata dönük Sanayileşme Modelidir. Ki bunun da temeli emek yoğun sektör, çocuk-kadın emeğinin azami sömürüsü, özelleştirme ve taşeronlaştırma ile açlık sınırında çalışma koşulları, esnek çalışma ve de en önemlisi sendikasızlaştırma-örgütsüzleştirmedir. Nitekim son otuz yıllık gelişmeler de bunu doğrulamaktadır. Resmi rakamlara bakılacak olursa 10 Milyonun üzerinde kayıtlı çalışan varken, bunların örgütlü sayısı 1 Milyon civarındadır. Yine Çalışma Bakanlığı verilerine göre 110 Yetkili Sendika %5’lik barajı aşamadığından 88 sendikanın yetkisi düşmek üzeredir şimdilerde. Özellikle hizmet Sektöründe birçok yetkili sendikanın yetkisi düşecektir açıklama yapıldığında. Bu çok acı bir tablodur işçi sınıfı açısından. Zira kendiliğinden bilincin ifadesi olan sendikal örgütlülüğün bile bu ülkede ne kadar ayaklar altında olduğunun çok önemli göstergesidir. Daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz üzere sendikal-ekonomik-demokratik örgütlenme sorunu bile bu ülkede komünist devrimcilere yüktür ve bu örgütlülüğe de önderlik edecekler ne yazık ki yine aynı liderliktedir. Öylesine düzenle-sistemle iç içe olan bir sendikal anlayışa sahip düzen sendikacıları, sarı-gerici-faşist sendikal anlayışı bile sermaye sınıfı tarafından ürküntü yaratmaktadır bu topraklarda. Nüfusunun yarısının çalışma yaşamının şu ya da bu biçimde olduğunu varsayarsak bu ülkede örgütlü insan sayısı, sendikalı işçi sayısı %1 civarlarında olsa gerek. Zira resmi rakamlar çalışan insan sayısını 10 milyonun biraz üzerinde gösteriyor. Bu durum sendika ağalığının, sendika patronlarının ve de sermaye sınıfının çıkarlarına olduğu gibi; tam tersine işçi sınıfı ve emekçilerin asla çıkarına değildir. Örgütsüz toplum, sürüdür, istendiği gibi yönetilendir, asla insani ve özgür dünyaya ulaşabilecek niteliğe sahip olmamaktır. Ne yazıktır ki, proletarya ve emekçilerin kendiliğinden bilincinin ürünü olması gereken sendikal örgütlülükleri için mücadele de böylece komünist devrimciler-işçi sınıfı devrimcilerinin üzerine yıkılmıştır. Demokrasi bilincinin olmayışı, demokratik devrimci gelişmenin yaşanamayışı bu sorunun temeli de olmaktadır. Ama unutulmamalıdır ki, her ne kadar demokratik bilincin olmayışı istikrarlı bir mücadelenin olmayışının da kaynağı ise de; aynı zamanda da ani patlama ve sıçramaların da kaynağını oluşturmaktadır. Bu anlamda hazırlıklı bir komünist devrimci sınıf partisi ya da örgütünün varlığı kritik temel sorun olmasının da nedenini göstermektedir. Komünist devrimci sınıf örgütünün önemi daha da öne çıkmaktadır her bakımdan. Ve de sınıf açısından ikili görev ilişkisini doğru kavrayan bir komünist devrimci sınıf örgütü. Sınıfın hem ekonomik-demokratik kendiliğinden bilinicinin yapıcısı olarak ve hem de yine sınıfın siyasal bilincinin yaratıcısı, ortaya çıkarıcısı ve yapıcısı olarak. Görev, açık, kesin ve nettir. 09.01.2012 Mahmut Halil CAN ( Sendiren ) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi: | Adil Can (01-10-2012), Deniz Kızı (01-10-2012), Mehmet Asi Okçuoğlu (01-31-2012), Yılmaz Can (01-11-2012) |
|
|
#2 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Sosyal İş genel kurulu sona erdi
09 Ocak 2012 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Sosyal İş sendikasının 13. Olağan Genel Kurulu sona erdi. 7-8 Ocak tarihlerinde Ankara/Angora Otel’de gerçekleşen genel kurul örgütlenme modellerinin ve işçi sorunlarının tartışıldığı bir genel kurul olarak hafızalardaki yerini aldı. Konuşmaların ve tartışmaların ardından yapılan seçimle Metin Ebetürk ikinci kez Sosyal İş Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Eski yönetimden değişen tek isim ise Nesimi Turgut oldu. 13. Olağan Genel Kurulun ardından Sosyal İş yönetim kurulu şu şekilde; Metin Ebetürk, Celal Uyar, Engin Sezgin, Hüseyin Kaşif ve Turgut Çivi. Sendika.Org/ Ankara
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Adil Can (01-10-2012), Deniz Kızı (01-10-2012) |
|
|
#3 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
4688′e karşı sokağa
09 Ocak 2012 | [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Benzer Yazılar
KESK, Bakanlar Kurulu’nda kabul edilerek TBMM‘ye gönderilen 4688 sayılı yasaya karşı eylemlere hazırlanıyor. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’ndaki değişiklikler öngörülen ve “kamu emekçilerine toplu sözleşme” vaat eden taslak kamu işçilerine grev hakkı tanımıyor. Sadece Memurs-Sen’in “hassasiyetleri” dikkate alınarak hazırlanan bu tasarıyı tanımadığını ilan eden KESK’in eylemleri 10 Ocak günü başlayacak. KESK, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘ın geçtiğimiz ay yaptığı “Memur Sen ile masaya otururuz” açıklamalarının da hükümetin amacını ortaya koyduğunu belirterek, bu yasa tasarısında taleplerinin kabul edilmediğini bildirmişti. KESK, yasanın grevli toplu sözleşme hakkını, örgütlenme özgürlüğünü, özlük ve demokratik haklarını yok saydığı görüşünde ve yasanın, yandaş konfederasyon dediği Memur Sen’in taleplerine uygun olarak hazırlandığını belirtiyor. KESK 10 Ocak Salı günü tüm illerde basın açıklamaları yapacak, merkezi postanelerden Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonu başkanlarına, komisyon üyelerine ve her ilin milletvekillerine yasaya ilişkin talep ve görüşlerini ifade eden fakslar gönderecek. Yasanın meclis gündeminde görüşüldüğü süre zarfında milletvekillerine faks ve mail gönderme eylemleri sürdürülecek. KESK, 4688 Sayılı yasanın yanı sıra enflasyon rakamlarına göre belirlenen ek zamlara, Genel Sağlık Sigortası’na, sağlıkta ödenecek olan katkı ve katılım paylarının artırılmasına karşı da eylemler yapacak. Bunun için 14 Ocak Cumartesi günü illerde “Bordro Yakma” eylemleri gerçekleştirilecek. Tasarının Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldüğü günlerde de KESK üyeleri sokaklarda olacak. Grev hakkını içermeyen 4688 sayılı yasa tasarısının önümüzdeki günlerde TBMM komisyonlarına gelmesi bekleniyor. 16-20 Ocak‘ta ise TBMM Genel Kurulu’na gelmesi öngörülüyor.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Adil Can (01-10-2012), İpek Deniz CAN (01-10-2012) |
|
|
#4 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
ÖİB köleliktir!
Özel İstihdam Büroları işçi kiralarsa ücret düşer, tazminat ortadan kalkar. Bu sistem işçiler için kölelik getiriyor ![]() Özel İstihdam Büroları işçi kiralarsa ücret düşer, tazminat ortadan kalkar Mini İstihdam Paketi'nin en can alıcı noktası Özel İstihdam Büroları'na (ÖİB) işçi kiralama hakkı tanınması. İki kez yasalaştırılmaya çalışılan bu düzenleme işçiler için kölelik sistemi getiriyor. Sendikaları, tazminatı ve ücretli izni kaldırıyor. Seçimin mürekkebi bile kurumadan, verilen vaatler arasında olmayan Özel İstihdam Büroları'na (ÖİB) işçi kiralama uygulaması yola çıkmış bile. Mini istihdam paketinin en can alıcı noktası bu. İŞÇİ KÖLEDEN BETER OLACAK İki kez yasalaştırma denemesi yapılan ÖİB'lerin işyerlerine işçi kiralaması işçilerin mal-**** haline getirileceği, alınıp satılabileceği bir sistem ve tamamen "kölelik" demek. Sendikaların, toplu sözleşmelerin, kıdem tazminatının ortadan kalkması ve ücretlerin de asgari seviyeye inmesi demek. İlk önce 5920 Sayılı Kanun ile uygulamaya sokulmak istenen ÖİB'lerin işçi kiralaması Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edilmişti. Ardından bir deneme daha yaptılar, ama "seçimler geliyor" diye geri adım attılar. Şimdi seçim bitti, buzdolabına kaldırılan "kölelik yasası" yeniden gündemde. 1 Ağustos 2008'de Resmi Gazete'de yayınlanan Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği'yle ki bu yönetmeliğin yasal dayanağı da 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu'nun 32'nci maddesi-ÖİB'ler işçilere iş, işverenlere de işçi bulup karşılığında işverenden komisyon alacak. Özel İstihdam Büroları'nın İŞKUR gibi işçi ile işvereni buluşturup iş bulması ayrı, aynı büroların işçi istihdam etmesi ve istihdam ettikleri işçileri başka işverene kiralaması ayrı şey. Özel İstihdam Büroları, halen var olan (yani İŞKUR'un yaptığı gibi) işçi ile işvereni bir araya getirip işçiye iş, işverene de işçi bulma işlevinin dışında "işverenlere kiralık işçi verme" işini sağlamaya çalışıyor. Yanlış olan da bu büroların iş ve işyeri, sektör kısıtlaması olmaksızın işçi kiralayabilecek olması. 10 metrekarelik büroda 2000 işçi On metrekare büroda ÖİB açan biri, işe 2 bin işçi alıp asgari ücret ödeyecek (bölgesel asgari ücret kanunu da çıkarsa şimdiki asgari ücretten daha az parayı işçiye verecek), ama işçileri çalışmak üzere gönderdiği fabrikalardan, atölyelerden fatura mukabili para alıp kâr edecek. İşçilerin kanuni olarak işyeri 10 metrekare büro gözükecek, ama çalışacağı yer koca koca fabrikalar olacak. Sendikalı olabilecekleri tek yer 10 metrekarelik ÖİB, gerekirse grev yapacakları yer 10 metrekarelik ÖİB, ücretlerini alamazlarsa dava açacakları yer 10 metrekarelik ÖİB, sigorta primleri ödenmezse şikâyet edecekleri yer 10 metrekarelik ÖİB, kıdem tazminatı isteyecekleri yer ÖİB, ihbar tazminatı isteyecekleri yer ÖİB, izin isteyecekleri yer ÖİB olacak. Yıllık ücretli izin hakkı olmayacak İşçiler normal şartlarda işyerinin sahibi olan gerçek veya tüzel kişilerin işçileridir ve işçi ile işveren birbiriyle aracısız iletişime geçer. Taşeron işçilere karşı asıl işyeri işverenleri de taşeronlarla birlikte sorumlu. ÖİB'ler işçi kiralama hakkı elde ederse, işçiyle belirli süreli iş akdi yapan Özel İstihdam Bürosu, asıl işverenle sadece işçi kiralama sözleşmesi yapacak. İşçiye karşı asıl işverenin en ufak bir sorumluluğu yok. Tuzla'da çok sık görülen iş kazaları ve ölümlerde Sosyal Güvenlik Kurumu, işçilere ödediği geçici veya sürekli işgöremezlik ödeneklerini hem asıl işverenden, hem de taşerondan isteme hakkına sahip. ÖİB ile sözleşme yapılırsa SGK sadece ÖİB'den rücu parası isteyebilecek. İşçi de sadece ÖİB'ye dava açabilecek. Yine (veto edilen) ilgili yasa metnine göre, ÖİB'ler işçi ile belirli bir süre için sözleşme yapacak. Belirli süreli iş akitlerinin sona ermesinde de gerek ihbar gerekse kıdem tazminatı olmayacağından, tüm ÖİB kiralık işçileri ihbar ve kıdem tazminatı alamayacak. Bu arada belirli süreli akitler 359 gün veya daha az süreyle bağıtlanırsa bu sefer yıllık ücretli izin hakları da olmayacak. Fabrika tüm işçileri kiralayabilir! Örneğin, şu an 1500 işçisi olan bir otomobil fabrikası, tüm işçilerine "Hepinizi işten çıkardım, ama şimdi gidip ÖİB'lerle anlaşır gelirseniz hepinizi kiralık işçi olarak tekrar alacağım" derse, yasal olarak bunu engelleme imkânı yok. Yani işverenler şimdi tüm işçilerini ÖİB'lerden kiralayıp kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ve parası verme zorunluluğundan kurtulacaklar. İşverenler kârlarını katlayacaklar, işçiler de daha önce aldıkları ücretlerden daha az kazanıp daha çok çalışacak. Kaynak: Ali Tezel
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Adil Can (01-10-2012) |
|
|
#5 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Özel İstihdam Büroları'na karşı eyleme!
Elimizde kalan kırıntıları dahi almaya çalışan bu sistem şimdi yeni bir elle karşımızda duruyor: Özel İstihdam Büroları! ![]() Çağımızın modern kölelik sisteminin yeni adı olan Özel İstihdam Büroları ile işçi ve emekçiler güvencesiz, daha düşük ücrete köle gibi çalıştırılmak isteniyor. Sadece yatacak yeri ve 2 öğün yemeği olan geçmiş zaman kölelerini aratmayacak bu uygulamaya karşı sesimizi daha fazla çıkartmamız gerekiyor. Özel İstihdam Büroları' na izin vermeyelim. Özel İstihdam Büroları Köleliktir başlığıyla yapacağımız basın açıklamasına başta Alınteri okurları olmak üzere tüm işçi ve emekçileri bekliyoruz. Tarih: 11 Ocak 2012 (Çarşamba) Saat: 11:30 Yer: Beşiktaş Askeri Müze Önü
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Adil Can (01-10-2012) |
|
|
#6 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Hastanede işçi kıyımına protesto
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (09.01.12) – İstanbul Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinde işten atılan taşeron işçileri farklı birimlerde çalışan sağlık emekçilerinin desteğiyle kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi. İşten atılan arkadaşlarına sahip çıkan işçiler 2 saat boyunca iş bıraktı. Çapa Meclisi'nin çağrısı ile yapılan eylem için saat 08.00'de Çapa Tıp Fakültesi Poliklinikleri önünde toplanan sağlık emekçileri, Tıp Fakültesi Dekanlığı önüne yürüyerek işten atmaları kabul etmediklerini, yönetimin bu baskılardan derhal vazgeçerek, işçileri geri alması çağrısında bulundu. Emekçilere gözdağı Çankaya Temizlik isimli taşeron firma bünyesinde çalışan 8'i radyoloji teknisyeni toplam 22 sağlık işçisinin hiçbir açıklama yapılmadan işten çıkarıldığının belirtildiği açıklamada, taşeron işçilerinin tıp fakültesinde asıl işi yapan işçiler olduğunu belgeleyen 2 müfettiş raporu ve bir de mahkeme kararı olmasına rağmen işten atılmaların yaşandığının altı çizildi. Sağlık emekçileri, bu durumun tamamen haksız ve hukuksuz bir uygulama olduğunu ve 21 Aralık grevi ile mücadele yolunu seçen emekçilere gözdağı vermek amacıyla devreye sokulduğunu ifade ettiler. Ellerinde “Çıkarılan işçiler geri alınsın!”, “ Mahkeme kararı uygulansın!”, “Kadrolu çalışmak istiyoruz!”, “Sırada kim var!” yazılı dövizler taşıyan sağlık emekçileri yürüyüş boyunca ajitasyon konşmaları ile birlikte “Atılan işçiler geri alınsın!”, “Sağlıkta taşeron ölüm demektir!”, “Susma sustukça sıra sana gelecek!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganlarını attılar. Dekanlık önünde yapılan açıklamada, işçilerin çalışma koşullarının kötülüğüne dikkat çekilerek nitelikli sağlık hizmetinin, verimli çalışma koşulları ile olacağının altını çizildi. Taşeron işçilerinin çalışma koşularının esnekliğine ve ağırlığına dikkat çektiler. İşten çıkarılmalarının sebebinin açıklanmasını isteyen işçiler, atılmaları kararının üniversite yönetimi tarafından verildiğini belirttiler. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Üniversitenin piyasacı, kar-zarar hesabı yapan tüccar politikası sadece hukuk dışı değil, aynı zamanda çocukları aç, babaları ve anneleri işsiz, hastaları çaresiz bırakmakta, işçilere ve hizmet bekleyen hastalara ve yakınlarına da ağır bedeller ödetmektedir. Taşeron işçileri, artık örgütlüdür ve derneğimiz aracılığıyla bugüne kadar yazılı uyarılar, iş mahkemesi ve müfettiş raporlarıyla uyardığı Üniversite yönetimi karşısında GöREV'ini yerine getirmek üzere yeniden uyarmaktadır.” Açıklamada İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, SES Aksaray Şube Başkanı Ersoy Adıgüzel de birer konuşma yaparak mücadelede birlikte olduklarını ifade ettiler. Kızıl Bayrak / İstanbul
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Adil Can (01-10-2012), İpek Deniz CAN (01-10-2012) |
|
|
#7 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
KESK eyleme geçiyor
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (09.01.12) – AKP hükümeti 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası’nda değişiklik yaparak hazırladığı taslağı önümüzdeki günlerde meclis gündemine alınacak. “Kamu emekçilerine toplu sözleşme” maddesi ile makyajlanan taslak, kamu emekçilerinin grev hakkını tanımıyor. Toplu sözleşmede kamu emekçileri sendikalarını temsilen 7 kişinin tanımlanırken, bunun 4'ü Memur-Sen'e, 2'si Kamu-Sen'e ve 1'i de KESK'e ayrılıyor. Bu bileşenle toplu sözleşme hakkı sadece Memur-Sen'e tanınmış oluyor. Toplu sözleşmeyi kabul etmeyen konfederasyon ise daha sonra yapılacak sözleşmelerde yok sayılıyor. Bu tasarıyı tanımayacağını beyan eden KESK, tasarıya karşı sokaklara döküleceğini açıkladı. Programa göre ilk eylem 10 Ocak günü yapılacak. KESK üyeleri 10 Ocak'ta bulundukları kentlerden Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonu başkanlarına, komisyon üyelerine ve her ilin milletvekillerine e-posta ve faks yoluyla taleplerini iletecekler. Bunu yasa mecliste görüşülene kadar da sürdürecekler. 14 Ocak'ta da KESK üyeleri bulundukları kentlerde bordro yakma eylemleri düzenleyecekler. Tasarının meclis gündemine alınarak görüşülmeye başladığı gün de KESK üyeleri bulundukları tüm kentlerde sokağa çıkacaklar.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Adil Can (01-10-2012) |
|
|
#8 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Sağlıkta fabrikasyon sistemi
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (09.01.12) – Sağlıkta dönüşüm adı altında yıkım politikalarınıhayata geçiren Sağlık Bakanlığı, doktor-hasta ilişkisinde 'fabrikasyon sistemini' temel alacak bir düzenlemeyi daha hayata geçirdi. Doğum sürecini an be an kayıt altına alan partograf sistemi ile “normal dışı doğumların önüne geçmeyi hedeflediğini” belirten Sağlık Bakanlığı, sistemin uygulanmasını zorunlu kılan bir genelge yayınladı. Bakanlık, 'artık doğum yöntemini doktor değil sistem belirleyecek' diyor. 'Partograf' adı verilen ve doğumu saat saat kayıt altına alan sistem, Türkiye'de tüm sağlık kuruluşlarında kullanılmaya başlanacak. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi ile harekete geçen Bakanlık, 'partograf' kullanımına ilişkin, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü koordinasyonunda tüm il sağlık müdürlüklerine bir genelge göndererek, sistemle ilgili bilgilendirme yaptı.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Adil Can (01-10-2012) |
|
|
#9 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Ücretler asgari, sömürü azami...
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] İnsanca yaşamak için örgütlü mücadeleye! 2012 yılı için geçerli olacak olan asgari ücret 29 Aralık günü yapılan Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısında belirlendi. Yeni belirlemelere göre, 2012'nin ilk altı ayında asgari ücrete yüzde 5.91, ikinci altı ayında ise yüzde 6.09 artış yapıldı. Yani, 16 yaşından büyük çalışanlar yılın ilk altı ayında asgari geçim indirimi dahil net 701.14 TL, ikinci altı ayında, net 739.80 TL. 16 yaşından küçük çalışanlar yılın ilk altı ayında, net 610.94 TL, ikinci altı ayında, net 643,15 TL alacak. Ortaoyununa dönen asgari ücret toplantılarından da başka bir şey çıkması mümkün değildi zaten. İşbirlikçi-uşak Türk-İş ağaları da bu ortaoyununa ortak olarak geleneksel rolünü bir kez daha oynamış oldu. İnsanca bir yaşama yetmeyeceği ortada olan bu asgari ücretten bir de 306 TL sigorta primi ve 27 TL işsizlik sigortası primi kesiliyor. Ayrıca asgari ücretliden ayda 50 TL gelir vergisi, 6 TL de damga vergisi alınıyor. Bu kadar çok vergisi, kesintisi olan asgari ücretin hali ortadayken DİSK'in yaptığı araştırmanın sonuçları da bir başka gerçeği gösteriyor. DİSK Araştırma Enstitüsü tarafından kamuoyuyla paylaşılan 'Asgari Ücret ve Ekonomik Büyüme' raporuna göre, Türkiye ekonomisi son 33 yılda %350 büyürken, reel asgari ücretteki artış oranı sadece %>da kalmıştır. Her ne kadar Tayyipp Erdoğan son grup toplantısında asgari ücreti "9 yılda enflasyona ezdirmedik" deme arsızlığını gösterse de gerçek hiç de öyle değildir. Görüldüğü gibi o çokça sözü edilen “verimlilik ve ekonomik büyüme” asgari ücretliye yansımamaktadır. Raporda 1978'den bu yana ekonominin sabit fiyatlarla 3,5 kat, dolar bazında yaklaşık 5 kat büyümesine rağmen, gerçek asgari ücretin yerinde saydığı ifade edilmektedir. Ayrıca raporda asgari ücretin gelişme seyrinin, ekonomik büyüme ile paralel gitmesi halinde 34 yılda net 1973 TL'ye ulaşması gerektiği belirtilmektedir. Bir kez daha bu rakamlar ekonomik büyümenin, işçi ve emekçilerden yapılan kesintilerle sağlandığını göstermektedir. Bundan dolayı sermaye hükümetinin bakanları asgari ücrete fazla bir zammın verilmesini “ekonomi batar” hezeyanlarıyla karşılıyorlar. DİSK-AR'ın TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları, TÜFE Endeksi ve Çalışma Bakanlığı verileri üzerinden yaptıkları başka bir hesaplamaya göre asgari ücrete yapılan aylık 42,9 TL’lik, günlük 1,41 TL artışla, günlük yalnızca 100 gram beyaz peynir, 244 gram nohut ya da 123 gram zeytin alınabiliyor. Asgari ücretli, aldığı zamla et almaya kalkarsa, günlük 58 gram dana, 240 gram tavuk etinden birini seçmek durumunda. Eğer tercihini süt ve süt ürünlerinden yana kullanacaksa o zaman ya 644 gram süt, ya 100 gram beyaz peynir alacak. Asgari ücretli 1 kilo pirinç için 1,5 saat, bebek maması için 17 saat ter akıtmak durumunda. 1 kilo et için çalışılması gereken süre ise 8 saat. Asgari ücretin insanca bir yaşamın gereklerini sağlamaktan uzaklığı ortadadır. Yine DİSK-AR tarafından Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi'nin desteği ile yapılan araştırmada Kasım ayında açlık sınırı 992 lira, yoksulluk sınırı 3136 lira olarak belirlendiğini düşünürsek asgari ücretlilerin nasıl koyu bir sefalete itildiği açıktır. Buna rağmen çoğu işçi asgari ücret bile alamamaktadır. Özellikle tekstil, gıda, turizm vb. işkollarında büyük oranda kayıtdışı çalıştırma yaygındır. Maaşlar ve fazla mesai ücretleri patronların keyfi durumuna terkedilmiştir. Çalışırken koyu bir sefalete mahkum edilen işçiye emekli olunca da insanca bir yaşama yetecek ücret verilmemektedir. İşçi emeklisinin ortalama maaşı da 823 TL’dir. Oysa milletvekillerinin şu an ve emekli olduklarında alacakları maaşlar bunun katbe kat üzerindedir. Bilindiği gibi, büyük tepkilere de konu olan, emekli milletvekili maaşlarına yüzde 100'lük zam yapılması için meclis topyekün bir çalışma içindedir. Cemil Çiçek, bu zammı “ihtiyaçtan kaynaklanmıştır” diyerek açıklıyor. Ama aynı ihtiyaçtan asgari ücretin insanca yaşama yetecek düzeye çekilmesi için yapılan eylemlere ise sermeye devletinin hiçbir tahammülü olmuyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun asgari ücreti belirlemek için son toplantısını yaparken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde “İnsanca yaşamaya yeterli ücret isteyen” DİSK'e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası üyelerine polis saldırdı. Aynı şekilde milletvekillerinin emekli maaşlarına yapılan kıyak zammı protesto etmek için TBMM'ye yürümek isteyen SES Ankara Şubesi üyelerine de polis saldırmıştı. Görüldüğü gibi bu düzende, sermayenin uşaklarına kıyak, işçi ve emekçiye ise dayak reva görülmektedir. Kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyorlar! Sermaye devleti işçinin sırtından geçinmek için, komik zamlı asgari ücretten kestiği vergiler ve kesintiler yetmezmiş gibi bir de temel tüketim maddelerine fahiş zamlar yapıyor. Yeni yılın ilk zammı ise doğalgaza geldi. Tepkilerin önünü almak için doğalgaza doğrudan zam yapılmadı. Ancak tarifelerde yapılan değişikliklerle aboneler doğalgaza daha fazla para ödeyecekler. Yakında elektriğe, benzine ve gaza en az %25 oranında zam geleceğini de yine bu düzenin kalemşörleri haber veriyor. Sadece elektriğe, benzine ve gaza zam gelmeyecek. Artan maliyetler sonucu diğer tüketim maddeleri de pahalılaşacaktır. Sonuçta zaten düşük olan ücretlerle geçinmeye çalışan işçi ve emekçiler için yoksulluk daha da katmerleşecektir. Ücretler asgari, sömürü azami; bu devran böyle gitmeyecek! İşçi sınıfının örgütsüzlüğünden güç bulan sermaye devleti bu kadar pervasızlaşmaktadır. İşçi sınıfının örgütlerinin başına çöreklenmiş ağalar zaten onların işlerini oldukça kolaylaştırmaktadır. Bundan dolayı işçi için, sömürü ve kölelik koşulları artmakta, insanca yaşam koşulları ise giderek azalmaktadır. Sermaye ve devleti her fırsatta işçi ve emekçinin haklarını gaspetme peşindedir. O nedenle işçi ve emekçilerin yürütecekleri örgütlü mücadele belirleyicidir. İşçi sınıfı ancak örgütlü ve eylemli gücü sayesinde insanca çalışma ve yaşama koşullarına sahip olabilir. Fabrikalarda, işyerlerinde taban örgütlenmeleri-komiteler halinde bu gücü açığa çıkarmalı, haklarımızı söke söke almalıyız.
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Adil Can (01-10-2012), İpek Deniz CAN (01-10-2012) |
|
|
#10 |
|
SİTE EMEKÇİSİ
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Tesekkür: 5345 9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi |
Savunma sanayinde özelleştirme hamlesi
![]() Silah üretimi, bakımı, onarımı ve idamesi için kurulan TSK’ya bağlı fabrikalar kapanacak veya özelleşecek. İlki geçtiğimiz eylülde tamamlanan “milli gemilerden” dördüncüsünü ise özel sektör yapacak. Taraf gazetesi bugün ordunun silah satın alma, üretim, bakım, onarım ve idame çalışmalarından bütünüyle çekilmesine ve silah satın alma ve bakımı yetkisinin özel sektöre devrine yönelik bir hazırlık yapıldığını duyurdu. “Ordu ticaretten çekiliyor” başlığıyla verilen haberde, bundan böyle satın alınan silahları üreten firmaların silah sistemlerinin bakım, onarım ve idamesini de kendilerinin yapacağı, böylece TSK’ya bağlı olarak bu konularda faaliyet gösteren fabrikaların kapanacağı ifade edildi. Taraf’ın haberinde TSK’nın da söz konusu düzenlemeye sıcak baktığı belirtilirken, “OYAK’ın bu haliyle varlığını sürdürüyor olması sorun olmaya devam ediyor” ifadesine yer verildi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na bağlı bir lojistik birim oluşturulduğunu ve bu birimin özel sektör firmalarının silah sistemlerinin bakım, onarım ve idame ettirilmeleri işlevini de üstlenmelerini sağlamak üzere çalıştığı belirtiliyor. Taraf’tan özelleştirme propagandası Haberin devamında “demokratik ülke ordularında ve ordunun sivil demokratik denetimini sağlayan NATO dışı bazı ülkelerde, silahın kullanıcısı olan silahlı kuvvetlerin, söz konusu silahların aynı zamanda alıcısı olması gibi bir işlevi bulunmaz” iddiası ortaya atılıyor. Ordunun silah alıcısı konumunda olmasının şeffaflık mekanizmasına ortadan kaldırdığı ve orduyu tüccar konumuna soktuğu ifade edildikten sonra, silah alımı ve lojistik faaliyetlerin özel firmalar tarafından yapılmasının “ekonomi üzerindeki kamburu azaltacağı” da öne sürülüyor. Taraf’ın haberi, “Zira, TSK fabrikaları, devlet destekli ve kar gütme amacı da olmayınca verimli çalışma motavisyonları ortadan kalkıyor. Oysaki, lojistik hizmetlerini yerine getiren özel ya da devlet sektörü firmalar, ekonomiden yemedikleri gibi istihdam yaratıyorlar ve devlete vergi ödüyorlar. Dolayısıyla ekonomiye katma değer yaratıyorlar” şeklinde devam ediyor. “Milli gemi” de özelleşecek Düzenleme kapsamında TSK’ya bağlı İstanbul Tersanesi’nin de özel sektöre devredileceği söylendikten sonra, “milli gemi” adı verilen savaş gemilerinden dördüncüsünün üretiminin özel sektöre devri için ihaleye çıkılacağı, ayrıca gemilerin lojistik hizmetinin de yapımcı firma tarafından üstlenileceği belirtiliyor. İlki geçtiğimiz eylülde tamamlanan Heybeliada adlı “milli gemi”nin donanmaya katılma töreninde konuşan Başbakan Erdoğan “Türkiye artık savaş gemisi tasarım ve inşasını gerçekleştirebilen 10 ülke arasına girmiştir. Ekonomimiz sağlam şekilde hedeflerine ilerlerken, dış politikada her mecrada barışın bayraktarlığını yaparken, savunma sanayisinde tarihi bir eşiği bugün aşmış oluyoruz” demişti. Erdoğan, hükümet olarak savunma sanayisine “Dünyanın gelişmiş ülkeleri kendi silahını, kendi helikopterini, kendi savaş gemisini inşa edebiliyorsa, Türkiye neden bunu yapamasın?” dediklerini söylemiş ve sözlerini “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 2023’te milli tüfeğini, topunu, tankını, helikopterini, uçağını, uydularını, üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonunu başaracağız” diye sürdürmüştü. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, “Daha önce dışa bağımlı olarak satın aldığımız bu gemileri bugün kendi mühendislerimiz, teknisyenlerimiz, işçilerimiz, emekçilerimizle beraber üretmenin gururunu yaşıyoruz. En önemli nokta buna karar vermek, bunu öncelik haline getirmek ve ‘bunu biz yapacağız’ demektir. Şu bir gerçek ki önceliklerinize alırsanız azimli hareket ederseniz yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Biz bu kararları almakla gerçekten ülkemizin büyüklüğüne yakışır harekete başlamış durumdayız” şeklinde konuşmuştu. Konuşmasında silah sanayiinde dışa bağımlılıktan kurtulmanın önemine de işaret eden Gül, “Bir ülkenin ordusunun, silahlı kuvvetlerinin güçlü olması da dışa bağımlı olmamasından geçiyor. Türkiye bunun acılarını geçmişte yaşamış bir ülke. Müttefiklerimizin bile yeri geldiğinde, bütün geçmişteki ilişkilerimizi unutup silah ambargosuna maruz kaldığımız bir ülkeyiz. Dolayısıyla artık gururlanabiliriz” demişti. Yeni düzenlemeyle birlikte özelleştirilecek “milli gemi” projesinin yabancı bir firma tarafından sürdürülmesi mümkün olabilecek. Zira Taraf, “ordu ticaretten çekiliyor” haberinin sonunda Heron İnsansız Hava Araçlarının lojistik hizmetleri için açılacak ihaleye Heron’ların üreticisi olan İsrail’li IAI adlı firmanın da gireceğini belirterek, “ IAI’ya ihaleye katılma izni verilmesi, bu ülkeye yönelik sert tutumun bir nebze olsun gevşetilmesi anlamına da geliyor” diyor. Başka bir ifadeyle artık silah sistemlerinin üretiminden, alımına ve lojistik hizmetlerine kadar her safhasında yabancı silah üreticilerinin de bulunması mümkün. Bu durumun “milli gemi” projesi için de geçerli olup olmadığı ise henüz bilinmiyor. (soL-Ekonomi)
__________________
SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ... |
|
|
|
| Mahmut Halil CAN Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Adil Can (01-10-2012), İpek Deniz CAN (01-10-2012) |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| hakkinin, hakkının, işçi, örgütsüz, sendikalar, sinifi, sözleşme, sınıfı, toplu, yetkisiz, yitimi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Toplu görüşme aldatmacasına karşı grevli toplu sözleşmeli sendikal hak için genel gre | Mahmut Halil CAN | SENDİKALAR VE KİTLE ÖRGÜTLERİ | 35 | 01-26-2012 08:25 PM |
| M.e.t.a.l işçileri, toplu sözleşme ve sarı sendikaların olası tutumlarına karşı ta | Mahmut Halil CAN | GÜNCEL SINIF HAREKETİ VE DEVRİM | 104 | 04-07-2011 05:41 PM |
| Türkiye Işçi Sınıfı Tarihi | Mahmut Halil CAN | TÜRKİYE DEVRİM TARİHİ | 0 | 06-28-2009 06:32 PM |
| işçi sınıfı-1 | Mahmut Halil CAN | Siyasal kavramlar ve politika tarzı | 0 | 06-28-2009 05:04 PM |
| İHD: “Grev ve toplu sözleşme haktır!” | Mahmut Halil CAN | Dernekler,odalar,meslek örgütleri ve devrimci mücadele | 0 | 08-30-2007 04:33 PM |