DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı  
İletişim Anahtar Kelimeler Devrimci Siteler Konularım Cevaplarım Radyo Tüzük Radyo Neden Ateşhırsızı Anasayfa

Geri git   DEVRİMCİ PROLETARYANIN YOLU'NDA Ateş Hırsızı > ATEŞ HIRSIZI GENEL > ÖZGÜR KÜRSÜ

ÖZGÜR KÜRSÜ ÜYELER VE YÖNETİCİLERİN SERBEST BAŞLIK ALANI,BAŞKA BİR BAŞLIKTA OLAMAYAN BAŞLIKLAR


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar
Cevaplar
7
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
294
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-24-2011, 10:24 PM   #1
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Exclamation Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

ZAZACILARDAN DEVRİMCİ DEMOKRATLARA TEHDİTKAR SALVOLAR
24.11.2011
Mahmut Halil CAN ( Sendiren )


Veli Sarısaltık’ın TKP/ML’ce bundan bir süre önce öldürülmesinden sonra Dersimci Zazaların devrimci demokratlara saldırısı başladı sürgit her fırsatta olduğu gibi. Dersimci Zazacılar, bilimum Dersimci geçinenler her fırsatta devrimci demokratlara, komünist devrimcilere, sınıf mücadelesi yürüten militan devrimci güçlere saldırmayı uzun süredir alışkanlık edinmişlerdir. Bu saldırı mekanları daha çokta genel olarak internet siteleri aracılığıyla olmuştur, olmaya da devam ediyor.

Son olaylardan birisi de Veli Sarısaltık’ın öldürülmesi olayıdır. Bu olayın faili kendisi bilfiil yaptığı eylemi yayınladığı bildiriyle kabul eden TKP/ML’dir. Ve açıklamanın kendisinde defalarca uyarılmasına rağmen, hala düzene dolaylı yollardan da olsa hizmet etmenin cezasını verdiğini ifade eden bir çerçeve varlığı dikkate alınmak zorunda olunmasına rağmen; sanki eylemin kendisi bizatihi gereken tüm şeyler yapılmadan gerçekleşmiş gibi kullanılması gereken bir olgu olarak Dersimci Zazacıların kucağına düşmüştür. Ya da onlar böylesine fırsat kollamaktadırlar her daim olduğu gibi.

Elbette söz konusu olan sıradan bir insanın katli değildir. Zira açıklamaya güvenecek olursak daha önceleri uyarılmışlar bu kişiler. Buna rağmen düzen güçlerine dolaylı hizmet etmeye devam etmişlerdir bu kişiler. Veli Sarısaltık’ın bir işçi olması bu gerçeği değiştirtmiyor doğal olarak. Zira kendisinin de uyarıldığı söyleniyor açıklamada.

En nihayetinde eylemin kendisi birçok bakımdan tartışılabilinir. Askeri, toplumsal, siyasal, sosyal, kültürel vs her bakımdan masaya yatırılıp eylemi yapanlar sorgulanabilinir. Ama bu işin iyi niyetle yapılmış olması gereklidir. Zira eylemden sonra yapılan açıklama, değerlendirme, yargılarını bu iyi niyet çerçevesinde olduğunu iddia etmek kesinlikle imkansızdır. Zira karalama, aşağılama, bir hareketi uşak, kullanılan bir örgüt vs gibi de gösteren tonlarca yazı yazıldı, değerlendirme yapıldı. Bu devrimci demokrat, sınıf mücadelesi ekseninde olunmadığının ve asıl amacın devrimci demokrat, komünist devrimci sınıf mücadelesini karalamak, Dersim’den soyutlamak vs amaçlı olduğu açıktır.

Halim Kar ya da Oturan Adam’ın da bu noktada değerlendirmeleri, kendince sürece bakış oldu ve yayınlandı. Kendileri ya da Dersimci Zazacılar devrimci demokrat bir harekete kolayca yafta yapıştırma hakkını kendinde görüyorlarken; Halim Kar’ın da beşinci kol değerlendirmesine bu derece içerlemeleri! anlaşılır değildir aklı başında herkes tarafından.

Kendileri ağızlarına geldiği biçimiyle hesapsız bir biçimde aşağılama, karalama, yaftalamayı hak gören bu kerameti kendinden menkuller; yine kendi düşünce ve değerlendirmelerini yapan Halim Kar’a tehditler savurmalarının anlaşılır bir yanı var mıdır acaba? Kendilerine hak gördüklerini, başkalarına görmeyenlerin demokratlıkları nicedir acaba?

Halim Kar’ın süreci ve eylemin içeriğiyle ilgili tespit, değerlendirme ve sorun çözümlemelerine ilişkin birçok şey söyleyebilir ya da karşı düşüncelerinizi ifade edebilirsiniz! Ve fakat kalkıp Halim Kar ya da onun üzerinden bir hareket, kişi ya da değerleri tehdit etmeye çalışırsanız işin rengi değişir elbette.

Bu anlamda Dersimci Zazacıların tehdit, şantaj ve hakaretlerini doğru, yerinde, olması gereken olarak görmek asla olanaklı değildir. Dersimci Zazacılar kadar, Halim Kar ya da birçok Dersimli devrimci demokrat ya da komünist devrimci Dersim ve Dersim değerleridirler. Dersimci Zazacılar en azından bu alt çerçevede düşünseler bile bu değerleri temel alıp; üslup-tarz-yaklaşım vs lerine azami dikkat ederlerdi.

Dersimci Zazacıların ezici çoğunluğunun önceki besin kaynaklarının Devrim, sosyalizm ve özgürlük olduğu biliniyor her bakımdan. Ne zamanki ülke, toplum, genel ortadan kaygı olarak yitti; elde kaldı bir Dersimcilik. Elbette bu kendilerini ilgilendirdiği kadar bizleri de ilgilendirse de; eleştiri ölçü ve kuralları herkes için aynı yerdedir. Kimse ölçülerden fazlasını kendisine, azını başkasına kullanmak lüksüne, kabalığına sahip değildir ve olmamalıdır.

Halim Kar, devrimci, demokrat, komünist devrimci cenah içinde olan bir kişidir. Ve asla yalnız değildir. Kendilerinden olmayanı başkası ilan eden ve kişileri tehdide varan seviye sorunlarına karşı; her daim komünist devrimci dayanışma duyguları ve mücadele kültürümüzle hareket edilmesi gereği açıktır. Halim Kar, devrimci duyguları ve sol duyusu ile devrim, özgürlük ve sosyalizm kavgasına baş koymuş birisi olarak; hiç kimse onun nesnel değerlendirme dışında bir değerlendirme yapacağını iddia edemez.

Dersimci Zazacıların zaman içerisinde olgunlaşmaları, dost ile düşman noktasında kendilerince bir yan-taraf olmaları gerekirken tehdit-şantaj vs nin yoluna girmeleri doğru, iyi niyetli, insani, özgür ve geleceğe ait bir dünyanın yolu değildir.

24.11.2011
Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-24-2011, 10:34 PM   #2
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Dersimzaza.com/ 'Halim Kar' imzalı Yazıya İlişkin Kısa Bir Açıklama! Ek.Tarihi Pts Kas 21, 2011 5:36 am Gön: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Katkıda Bulundu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Buradan 'Halim Kar' adıyla yazan kişiye şunu duyuruyoruz:
Bu iğrenç yazıyı 22.11. 2011 tarihine kadar internetten silip, bizden özür dilemezsen; hakaret,iftira, ölümle tehdit ve bir suçu (cinayeti) övme suçlarından senin ve bu yazıyı yayınlayan internet siteleri hakkında, İsviçre adli makamları nezdinde suç duyurusunda bulunacağız.


5 Kasım 2011 Cumartesi tarihinde, 'devrimcidemokrat.com' adlı internet sitesinde 'Halim Kar' imzası ile yazılan yazıda, TİKKO’nun üstlenği Veli Sarısaltık cinayetini eleştiren tüm kesimler ve özellikle bu olayı eleştiren Dersimli sosyalistler ve internet siteleri düşmanca bir söylemle hedef haline getirilmiştir.
Bu cinayeti eleştirenler, 'Mit, Kontra, 5. Kol, devletin beslemesi…' gibi hakaret, iftira ve karalamalara maruz bırakılmış ve ayrıca el altından ölümle tehdit edilmişlerdir.
Ayrıca, uydurma gerekçelerle bir cinayet savunulmuştur. Bu zihniyetin devrimcilikle ve hatta insanlıkla bir alakası yoktur.
Sunu da bilmekte yarar var: Kendisini 'Türk ve Kürt devrimcilerinin sözcüsü'pozisiyonunda pazarlayan bu kişinin gerçekte bu örgütlerle de bir ilişkisi yoktur.
Aslında ciddiye alınacak bir tarafı da yoktur.
Dolayısı ile bu kişininsöylediklerini direk bazı örgütlere mal etmek ve bu asamada bu örgütlerle birkavgaya tutusmak, tam da oynanmak istenen oyuna düşmek olacaktır.
Ancak, her önüne gelenin de Dersimlilere böyle pervasızca ve kolaylıkla saldırmasının daönüne geçmek için bu çirkin saldırı cevabını almalıdır.
Kim olursa olsunlar, insan haklarını ihlal eden ve masum insanlara zulüm eden güçleri, hiç bir tehdit ve baskıya aldırmadan eleştireceğiz, karşı geleceğiz.
Buradan 'Halim Kar' adıyla yazan kişiye şunu duyuruyoruz:
Bu igrenç yazıyı 22.11. 2011 tarihine kadar internetten silip, bizden özür dilemezsen; hakaret,iftira, ölümle tehdit ve bir suçu (cinayeti) övme suçlarından senin ve bu yazıyıyayınlayan internet siteleri hakında, Isviçre adli makamları nezdinde suç duyurusunda bulunacağız.
20. 11. 2011 Dersimzaza.com ve Forum Raver Yönetimi
Devrimci Demokrat.com'un Not'u: Yukarıdaki yazı, 'dersimzaza.com' tarafından sitemize yollanmıştır. Hiçbir kısaltma yapmadan yayınladık. Gramer hatalarını okurlarımız için düzelttik sadece. İtalikler bize aittir -devrimci demokrat-
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-24-2011, 10:34 PM   #3
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Seyfi Cengiz/ Halim Kar'a Cevaben Ek.Tarihi Sal Kas 22, 2011 8:15 am Gön: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Katkıda Bulundu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Halim Kar’ın ’5. Kol’ tabirinin ne demeye geldiğini bilmediğinden eminim.Çünkü asıl ’5. Kol’luk tam da kendisinin bu yazısında yaptığına denir.


Birkaç gün önce bir arkadaş bana yolladığı bir eMail’e Halim Kar tarafından yazılmış bir yazının linkini ekleyerek burada Dersim düşüncesini savunan hemen herkesin, tabi bu arada benim de hedef gösterildiğimi hatırlattı.
(Bkz. ’Veli Sarısaltık Eylemi ve 5. Kol Korosu’, Devrimci Demokrat, 4 Kasım 2011).
Mesajı okurken verilen linke gidip yazıya şöyle bir baktım.
Başlığı görünce Veli Sarısaltık cinayetiyle ilişkili bir yazı olmalı bu dedim.

Ama uzun mu uzun.
Asıl konu kayıp.

Konusu üzerinde yoğunlaşmak yerine çok uzağında dolanıp durmuş.
Birinci ve İkinci dünya savaşları, Vietnam savaşı, Libya ve Ömer Muhtar, Nazi Almanyası, Latin Amerika, daha neler neler...

Düzeni oldukça bozuk bir yazı bu.
İmlası da oldukça kendine özgü.
Bu gezegende konuşulan hiçbir dilde olmayan kurallar.
Ne soru işaretleri olması gereken yerde, ne ünlemler, ne noktalar, ne virgüller, ne de noktalı virgüller.
Hepsi yer değişmiş.

Kendisini TKP/ML’nin ’eski kadrolarından biri’ olarak tanıtan biri tarafından yazılmış; ama öyle kolay kolay okunup anlaşılacak gibi değil.
Bu vaziyeti görünce kaçtım.

Elimdeki işi bırakıp böyle bir yazıyla vakit kaybedemem dedim
Halim Kar (HK), kendi şahsında bu hareketin bilgi, bilinç ve birikim düzeyini de açık etmiş bu yazısıyla.

Nihayet bugün şu yazıya bir daha bakayım diyerek el mecbur uğraştım.
Yazı, Veli Sarısaltık cinayetini ve TKP/ML açıklamasını savunuyor, dahası bu cinayeti protesto eden herkesi, hepimizi,’5. Kol Korosu’ olarak suçluyor.

Şaşırdım.
Çünkü, yazarı 1990 yılı başında TKP/ML’den ayrıldığını söyleyen ve bu örgütle arasındaki mesafeyi bu örgütün bulaştığını söylediği ’kirli beyaz ticareti’, Hakkı Şenli ve Kenan Demir cinayetleri vd gibi olaylarla ilişkilendiren ve bu konularda örgütten defalarca özeleştiri talep ettiği halde bir zihniyet ve tavır değişimi görmediğini söyleyen biri.

Böyle biri nasıl olur da Veli Sarısaltık cinayetini savunur, bu konuda TKP/ML’nin kendi içinden bile muhalif seslerin yükselmeye başladığı bir sırada bu cinayeti işleyen zihniyeti aklamaya kalkışır? Bununla da kalmaz, bizlerin bu ve benzeri gibi konulardaki duyarlılığını ’5. Kol’ faaliyeti olarak tanımlar, duruşumuzu Veli Sarısaltık eyleminde kendi sonu’muzu gördüğümüze bağlayarak açık açık tehditler savurur.

’Devrimci Demokrat’ maskesi ile gezinen ve haddini bilmeden genel devrimci hareketin (bütün ’devrimci güçlerin/örgütlerin’) temsilcisi/sözcüsü havalarına giren bu adamın en azından benim ve yoldaşlarımın Dersimli devrimciler ve sosyalistler olarak bu tür tehditlere sadece gülüp geçeceğimizi ve Dersim halkının sahte devrimcilerle gerçek devrimcileri ayırmaya başladığını bilmesi gerekirdi.
Halim Kar’ın ’5. Kol’ tabirinin ne demeye geldiğini bilmediğinden eminim.
Çünkü asıl ’5. Kol’luk tam da kendisinin bu yazısında yaptığına denir.
Ne dediğini bilmeden ’düşmanla her türlü teması’ ’işbirliği’ gibi yorumlamaya denir.

Vergi vermek, askerlik yapmak, devlet memurluğu, devlet okullarında okumak düşmanla bir tür temas değilse nedir?
Bu dediğinizde samimi iseniz, bütün sivil halkı cezalandırmanız gerekir.
Sizin yoldaşlarınız veya yandaşlarınız arasında hiç mi vergi veren, askerlik yapan, devlet memurluğu (öğretmenlik, vd) yapan yoktur?
Yoksa Dersim’de muhtar kırımını bundan ötürü mü yaptınız?
’5. Kol’ tanımlaması olsa olsa Dersim’i kuşatan çevrenin Dersim’deki uzantıları tarafından yürütülen faaliyetlere yakışır.

Dersim’e başka kimlikler telkin etmek tam da bu kategoriye girer.
Bu ise Halim Kar’ın kendisi ve kafadarlarının yaptığı şeydir.

Halim Kar, ABD yönetiminin politikalarına ve uygulamalarına karşı direnişiyle ünlenen bir Kızılderili kabile reisi olan ’Oturan Boğa’’nın (Oturan Adam) bu sıfatını hak etmiş olamaz. Halim Kar, olsa olsa Oturan Boğa’yı öldüren Kızılderili milislerin/polislerin Dersim versiyonudur.
Halim Kar’ın devrimciliği uçuk, sahte, devşirme modeli bir devrimciliktir.

Halim Kar, Seyit Rıza’nın ’be-xetayme’ (hatasız olmak) sözünu dahi ’hata ettik’ diye tam ters şekilde çevirmekle Dersim’e ne denli yabancı olduğunu kanıtlamıştır.
Halim Kar, Dersim hareketi içindeki bölünmeleri bilmeyen biri değil.
O, Dersim düşüncesini savunan veya savunur görünen herkesi kasıtlı olarak aynı torbaya doldurup ’5. Kol’ diye birilerine hedef gösterirken ne yaptığının farkındadır.

Bu düşünceyi savunan herkesi tehdit eden bir zihniyetten Veli Sarısaltık cinayetine başka türlü yaklaşması beklenemez.

Bu adamın her türlü saçmalığına cevap vermek zaman kaybıdır.
Arşivden çıkarıp aşağıya aldığım alıntılar bu adamın ne olduğunun aynasıdır:


ARŞİVDEN ALINTILAR:
Halim Kar, beş altı yıl kadar önce, Zaza milliyetçileriyle Dersim Forum’da yaptığım tartışmaların birine katılıp şunları yazmıştı:

(I)
Yazı: U. Pulur Arkadaşa Sorular
Yazarı: Halim Kar
Tarih, gün ve saat: 14 Aralık 2005, 20:52:00
Yer: Dersim Forum

(...)
“Siz sayın Seyfi Cengiz’in sorularına nasıl bu kadar lakayt cevaplar verebilirsiniz? Bir soru daha: Seyfi Cengiz’i komünist olmakla eleştirmiyor, suçluyorsunuz?..”

(II)
Yazı: ‘Saldırılara Cevaplar!’
Yazarı: Halim Kar (Oturan Adam)
Tarih, gün ve saat: 15 Aralık 2005, 22:02:56
Yer: Dersim Forum

(...)
“SEYFİ CENGİZ SORUNU....

Seyfi Cengiz arkadaşı şahsen tanımam, ama onun yazılarını 1975-1976 yıllarından beri okurum...Bana göre Seyfi Cengiz’in Türk ve Kürt solu içerisinde ayrı bir yeri vardır, o arkadaş bir EKOLDÜR! Araştırma, inceleme dalında da çok yetenekli bir Teorisyendir! Bugüne kadar TC faşist devleti karşısındaki durşu övülecek bir durumdur. Onunla sadece TC değil, PKK da çok uğraştı...Neyse benim bu tartışmaya katılışım Seyfi Cengiz’e yardım amacı taşımıyor, bana ihtiyacı olacağını da sanmam tartışmalarda. Zaten görüşlerimiz de farklı...Seyfi Cengiz açık açık söylüyor, ‘TC ile aranıza sınır çekin, Kürdistan sorununda duyarlı olun, TC ile flört etmeyin’ diye. Doğru söylemiyor mu?”

(III)
Yazı: Alişan Karsan’a
Yazarı: Halim Kar
Tarih, gün ve saat: 16 Aralık 2005, 11:34:15
Yer: Dersim Forum

“Sayın Alişan, dalga kıran rolü oynamaktan vazgeçiniz. Bırakın muhataplar konuşsun, sonra devreye girin. Bu kadar aceleci olmayınız....Sizinle yine tartışacağız ama önce ve ivedilikle Seyfi Cengiz’in çığlığına kulak verip gündemi onun önemli açıklama ve sorularına bırakalım. Kimdir bu Zaza harekti içindeki devlet uzantıları? Bekleyelim hep beraber izleyelim....’’

(IV)
Ve Dersim 38 Forumu’ndaki bir yazım:

Sayın Kar, Ne Yaptığınızın Farkında Mısınız?
Seyfi Cengiz,
16 Ocak 2007

Sayın Kar,
Sizinle şu ana kadar şahsen karşılaşmadık.
Sadece gıyaben tanışıyoruz.

İsminizi ilk kez yaklaşık bir yıl önceki bir tartışma sırasında duydum. O tartışmada bana destek vermiştiniz. Bir dava adamı olarak bu desteğinizi şahsıma değil temsil ettiğim fikirlere verilmiş saydım. Size bu yüzden haksızlık edildiğinde protesto ettim.
İkinci kez, yaklaşık bir-buçuk ay kadar once (30. 11. 06’da) bu foruma girdiğinizde karşılaştık. Forum yönetimi ve katılımcılarına, bu arada şahsıma oldukça içten görünen bir dille “Merhaba” demiştiniz. Bizler de aynı içtenlikle karşılık vermiş, “hoşgeldin” demiştik. Benimle aynı forumda yazmayı “ayrıcalık” saydığında, benzer bir karşılık verdim.
Her iki karşılaşmada da hakkımda oldukça olumlu şeyler söylediniz. Ama dikkatimi bazı konularda hayli farklı görüşleriniz bulunduğuna çekmeyi ihmal etmediniz. Farklılıkları doğal karşılayan bir insan olduğuma inanıyorum.

Bu nedenle siz farklılıkların ciddiyetinden sözettiğinizde hiç mi hiç sorun yapmadım. Çünkü az once dediğim gibi, olduğu kadarıyla bu sempati ve desteğinizin şahsımdan ziyade savunduğum fikirlere olduğunu sanıyordum. Bu fikirlerin güçlenmesi için elimden geldiğince yapıcı ve kazanıcı olmaya gayret ettiğim için, farklılıklarınızın ciddi olduğunu söyleseniz de, ola ki bir gün ortak dava için birlikte çalışabileceğimiz ihtimalini düşündüm. Buradan hareketle kurulu kontağı korumaya ve geliştirmeye niyetlendim.
Sizi tanımadığıma gore adınız “Halim Kar” değil de “Bertal” bile olsaydı yaklaşımım değişmezdi. Nitekim foruma sizden sadece bir hafta once “Bertal” diye biri de teşrif buyurmuştu. Tarzı sizinkinden farklıydı. “Merhaba“sı yoktu. Başlığı “DERSIM??????” olan (23 Kasım 2006) ve “Yahu Arkadaşlar” diye başlayan tuhaf bir makalesini de birlikte getirmişti.
Bu makalesinde görüşlerimizi çarpıtıyor, kendimizi başkalarından “üstün“ gördüğümüzü ileri sürüyordu. “Dersim“ lafını duymaktan bıktığını söyleyerek, Dersim’in Van, Aydın, Diyarbakır, İstanbul, Samsun, Artvin, Tokat ve Urfa’dan farklı sorunlarının bulunmadığını iddia ediyordu. Buradan hareketle bizi “bölgeci“, “küçük şehirci“, “milliyetçi“, “gerici“, hatta “barbar“diye suçluyordu.

Aslında bu gelişin hiç de iyi niyet taşımadığı belliydi. Bu izlenimimize rağmen önyargılı davranılmadı. Yanlış bir izlenim edinmiş olabileceğimiz düşünüldü. Savunduğu 180 derece ters görüşlere rağmen kendisine sizden farklı davranılmış değildi. Hatta yaptığı sorunlu giriş nedeniyle katılımcılardan gelen tepkiler forum yönetimi tarafından kontrol altına alınmış, öyle ki bu müdahaleler uyarı ve eleştiri kaldıramayan bir katılımcının forumu terketmesiyle sonuçlanmıştı.
Kısacası haksızlığa uğradığını düşündüğünüz kişiye bu forumda gerçekte gereğinden fazla hoşgörülü davranılmıştır.
Bu tavır sizin ima ettiğinizin tam tersine insana verdiğimiz değerin, geçmiş görüşleri ve içinden çıkıp geldiği gelenek ne olursa olsun Dersimliler’in birliği konusundaki samimiyetimizin bir ifadesidir. Türk solunun sosyalizm ve devrimcilik anlayışında yeri olmayan insan-eksenli Dersimi yaklaşımın bir belirtisidir.
Sonrasını biliyorsunuz.
“Kılmek Ra Gramere Zonê Dêsimi“ başlıklı yazımı bahane ederek eleştiri görünümü altında “Dersim????“ başlıklı yazısındaki aynı görüşleri farklı bir tarzda ortalığa sermeye başladı.
Tartışma sürerken yapılan Dursun Çelik imzalı uyarıyı ciddiye aldık. Bunun nedeni yazıdaki “faşist“ tanımlamasını o anda doğru ve yerinde bulduğumuz için değildi. Bertal mahlaslı kişinin “Dersim“ başlıklı yazısını aynı zamanda İstanbul İndymedia’da, bize karşı bu siteden yürütülen çirkin bir saldırının orta yerinde yayınladığını farketmiş olmamızdı. Bu yazının maksadı adı geçen sitedeki bahsini ettiğim saldırıdan bağımsızca ele alınırsa anlaşılmaz kalır.

Küçük bir araştırma bu adamın değişik isimler altında uzun süredir belli aralıklarla Dersim 38 Girişimi’ne ve bu girişime önayak olan insanlara karşı yürütülen çirkin bir kampanya ile ilişkili olduğuna bizi ikna etti. Özellikle son yazılarında kullandığı üslup ve argümanlar bu düşüncemizi pekiştirdi.

“Bertal Arkadaşa Takınılan Tavır Üzerine” başlıklı yazınızda söylediklerinizi bu bilgiler ışığında yeniden değerlendirmeniz gerektiğini düşünüyorum.
Ama yazınızla ilgili diyeceklerim bundan ibaret değil.
Bu yazınız aramızdaki farklılıklardan sözederken ne demek istediğinizi anlama imkanı verdi. Lafı dolandırmadan dosdoğru söylemek zorunda olduğum için üzgünüm:

Benim gördüğüm, devrimcilik veya demokratlık adı altında ciddi bir duruş bozukluğu sergilediğinizdir. Bu duruşunuz Bertal mahlaslı kişinin kendisi, O’nun “Dersim” başlıklı yazısındaki fikirleri ve benim “Kılmek ra Gramere Zonê Dêsimi” başlıklı yazıma verdiği yanıtlardaki yaklaşımı konusunda yaptığınız değerlendirmelerde kendisini dışa vurmaktadır.
Bana sorarsanız bu duruşunuz ne demokrat, ne de devrimcidir.

Kimsenin eleştiriden muafiyeti elbette ki sözkonusu olamaz. Ama Bertal mahlaslı kişinin icraatı sizin göstermeye çabaladığınız gibi masumane bir “eleştiri“ değil, Dersim Sorunu’nun inkarına dayalı bir suçlamalar manzumesidir. Beş asırlık bir sorunu ve bu zaman zarfındaki onlarca katliamı görmezden gelerek Dersim’i İstanbul, Aydın, Samsun, vd gibi illerle aynı kategoride ele almak başka bir anlama gelmez.
Bunun Kemalist rejimin Dersim politikasından hiç bir farkı yoktur. Bu aynı inkarcılığı “insan olmak daha önemlidir“ gibi kulağa hoş gelen bir argümanla haklı göstermeye çabalamak tek kelimeyle çirkin bir demagojidir. Burada tanık olduğumuz şey toplumsal kurtuluş adına ulusal sorunları görmezden gelen sol hareketin geçmiş yaklaşımlarından dahi daha geri bir tutumdur.
Sizin yazınızdan çıkan sonuç Bertal denen kişinin sadece “eleştiri üslubu“nu isabetli bulmadığınız, “eleştirisi hoş“ diyerek özüne katıldığınız, başka deyişle inkarcılığı ve suçlamalarına sempatik baktığınızdır.
Onu “iyi bir okuyucu ve iyi bir gözlemci“ olarak tanımlamanız, kendisinde “zehir gibi bir beyin“ keşfetmeniz, açık konuşursak, zihni yetenekleriniz ve birikiminiz konusunda bende hayal kırıklığı yaratmıştır. Bana oldukça uçuk gelen bu yargıya nasıl vardığınızı merak etmedim değil. Bu sonuca sadece yazılarından hareketle mi vardınız, yoksa şahsen de tanışıyor musunuz?
Şu sözleriniz de onun fikirlerini paylaştığınız izlenimi vermektedir:
“Bertal arkadaşin yürüttügü eleştiriler,birakalim bir tek Bertal arkadaşin eleştirisi olmasini,bir yigin insan (demokrat-devrimci) bu ayni eleştirileri yillardir dile getiriyor ve çokçada tartişildi bu konu ve öyle görünüyor ki daha da tartışılacak“

Sayın Kar, yıllardır aynı eleştirileri dile getirdiğini söylediğiniz o “bir yığın devrimci-demokrat“, bana sorarsanız gerçekte devrimcilik ve demokratlıkla alakası bulunmayan bir “yığın“ savaş malülüdür. Bu “yığın“ gerçekten devrimci ve demokrat olsaydı, Dersim ve Kürdistan’ın TC devletinden derhal ayrılmasını savunup Türk devletinin çöküşüne katkıda bulunurdu. Bu görev dururken Dersim Sorunu’nu inkarla iştigal etmesi ne olduğunun aynasıdır.
Bir Dersimli olarak sizi bu enkazın içinde görmek insana acı veriyor.
Seyfi cengiz
..................

Devrimci Demokrat'tan Not; 20 Kasım 011 tarihli bu yazıyı aldığımız kaynak; 'Dersim Forum'. Linki; [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-24-2011, 10:35 PM   #4
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Halim Kar/ DersimZaza.Com'a Cevap Ek.Tarihi Çar Kas 23, 2011 9:49 am Gön: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Katkıda Bulundu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Sizi izleyebildiğim kadarıyla (eskiden vakit buldukça izlerdim),Sizin, Kürdlere, devrimcilere hakaret eden,onları hedef gösteren bir yayınınız yok ki? (yoksa benmi göremedim?)


Sitemize yolladığınız ve beni İsviçre adli makamlarına şikayet etmekle tehdit ettiğiniz, (dahası) 'emirvaki' bir şekilde hitap kullanıp,bu vesile ile düzeyinizi ve terbiyesizliğinizi de sergileyip,üstüne üstlük 'özeleştiri' istediğiniz yazınızı, bütün bu basiretsizliğinize rağmen yayınladık.
Fakat;şunu anlamakta güçlük çektiğimi itiraf edeyim; Siz kimsiniz? Ve benim yazdığım makalede sizi rahatsız eden ne oldu?.. (gerçi bir şeyler gevelemişsiniz ama..)
İşte bunu gerçekten anlayamadım.
Sitenize yıllardır girmiyor,kapalı sanıyordum,çünkü eski link üzeri çıkmıyordu. Yolladığınız tehdit ve hakaret yazısını kontrol etmek için girdim (acaba gerçekten bunlar mı yolladı?diye) ve gördüm ki,siz yollamışsınız. Bu yolla sağlama alınca,gönderdiğiniz yazınızı astık sitemize.
İyide,benim makalemde sizi rahatsız eden nedir?
Sizi izleyebildiğim kadarıyla (eskiden vakit buldukça izlerdim),sizin Kürdlere, devrimcilere hakaret eden,onları hedef gösteren bir yayınınız yok ki? (yoksa benmi göremedim?)
Kendinizi 'zaza' olarak tanımlıyor ama devrimciler konusunda tutumunuz çok farklı ve düzeyli,faşist devlet karşısında duruşunuzda olumlu.
Sizin siteniz (acaba,sizin gibi yapıp,'senin'mi deseydim?.Aslında 'bir kişi' olduğunuzu söylüyorlar zaten) benim belleğimde böyle kalmış. (yanlışım olabilir, çünkü uzun zamandır yayınlarınızı okumuyorum)
İyi ama,ben,'zazayım' demek suç değilki.(bizim konumuz,bu isim altında Kürtlere ve devrimcilere karşı yapılan alçakça saldırılardır)
Her insan,kendini farklı bir ulustan görebilir veya (sizin gibi) kendine özgü farklı bir 'ulus kimliği yaratarak' ifade edebilir.
Bunda ne var?
Şu var; siz kendinize 'biz zazayız' dediğinizde, bizde (toplumda),bende; ‘saçmalama hakkıda 'demokratik' bir haktır ve bunu kullanıyorlar‘,der, ve de; 'ama siz, gerçekte kendi kimliğini inkar eden Kürdlerdensiniz' deme hakkını kullanabiliriz. (size ‘demokrasi‘,bize ‘yasak‘ olmaz)
Siyasi bir tartışma konusudur bunlar.Olabilir,normaldir.

(Kürdistan’da olası bir devrimden sonra,Dersim dili ve coğrafyası hakkında, farklı bir yerel yönetim ve ‘federatif bir Kürdistan‘ düşüncesini bende savunuyorum. Bugün,Güney Kürdistan’da tam ‘üç tane‘ farklı dil ve yerel yönetim var.Süleymaniye,Hewler ve ‘Kandil Özerk?‘ cumhuriyeti)

Gelelim işin diğer yanına.
Makaleme bodoslamasına daldığınıza göre,öyle anlaşılıyor ki,(sizi alakadar etmemesine rağmen) birilerine AMİGOLUK görevini yerine getiriyorsunuz.
Fakat,şunu bilmenizi isterim; benim, sizin gibi amigolara ayıracak zamanım yok,uğraşamam.Bu tipler çok derindedir,seviyenize inemem.
Ben,amigo ile,taşeronlarla uğraşacağıma,O'nun veya onların siyasal tüccarı olan patronları ile hesaplaşmayı seçerim. Ayak takımına yüzvermem.
Bu yüzden,siz yinede (tekrarlıyorum; sizi alakadar eden bir yan olmamasına rağmen) beni İsviçre polisine ve mahkemesine jurnallemeyi ihmal etmeyiniz,çünkü bugün Kasım ay'ın ın 23'ü ve sizin lütfedip (aslında,'emredip') bana 'makalemi kaldırmam' için verdiğiniz zamanın dolduğu gün.
Polise ihbarınız,avukata ise paranız boşa gitmesin diye,şu vereceğim bilgileride bir yerlere not ediniz lütfen.
Benim,gerek kimliğimdeki ve gereksede kitabımdaki ismim (bu ismi 38 yıldır hiç kullanmadım ama size kısmetmiş); Erdal YEŞİL. İkamet ettiğim yer ise İsviçre değil,Almanya.
Gözlerinizden öpüyor,size mahkemede başarılar diliyorum.
23 Kasım 011
Halim Kar (Erdal Yeşil= Oturan Adam)
Not; Size nezaketen bir şeyi daha hatırlatmak isterim; bu yazıma cevap yazma konusunda acele etmezseniz daha iyi olur. Çünkü,kolumdaki serumu çeker çekmez, en kısa sürede sizlerin,(şu üç-beş kişi olmanıza rağmen birtürlü yanyana gelemediğiniz,hatta içsel bir şekilde kendisinden çok haklı olarak nefret ettiğiniz) hayatı boyunca kaçarak 'zafer' kazanmaya çalışan, sahte kahraman vede birilerinin koltuğuna sığınarak isim yapmaya çalışan kirli yüzlü patronunuzla hesaplaşacağım.
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-24-2011, 10:36 PM   #5
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Dersim'de bir Truva At'ı; Seyfi Cengiz[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tarih: 24 Kasım 2011 Perşembe


TKP/ML’nin,Veli Sarısaltık eylemi üzerine yazmış olduğum makaleyi okuyan bir okur,orada tartıştığım unsurların ve üzerinde durduğum konunun, sadece Veli Sarısaltık olayı ile bağlantılı olmadığını,adı geçen zevatların yıllardır kendi sitelerinden halka;
’aman ha, sakın devrimcilere destek vermeyin,yoksa eviniz barkınız yıkılır, çoluğunuz çocuğunuz öldürülür yada sürgünlere gönderilir…’ diye halka fetva verdiklerini , karşı devrimci devlet ağızlarıyla,halkı köleliğe davet ettiklerini,
bununla da kalmayıp; devletin vahşetini,suçlarını yıllardır devrimcilerin üzerine yıkmaya uğraştıklarını,
halkı aynı zamanda devrimcilere karşıda kışkırtmayı kendilerine vazife bellediklerini ve halkı devrimcilere karşı tavır almaya zorladıklarını,bu doğrultuda bıkmadan, usanmadan T.C’nin 5.Kolu gibi propaganda yaptıklarını,örgütlendiklerini eleştirilerimin odağına koyduğumu görmüştür.
Eğer bir okur,bunların sitelerindeki (eski,yeni,fark etmez)arşivleri az biraz karıştırırsa,bunların yeminli devrim düşmanları olduğunu da çok rahat bir şekilde fark edecektir.
Bunlarda sadece ‘tepki’ yok devrimcilere karşı, nefret var, düşmanlık var… Devrimcilere saldırdıklarının onda biri kadar T.C ile uğraşmamışlardır.
Kurdukları siteler T.C’nin ‘istihbarat’ odakları gibi. Devrimcilerin her yaptığı eyleme tıpkı faşistler gibi saldırıyorlar. Devrimciler,hata yapmasa bile onlar,’hata yaratıyorlar’ olayları çarpıtıyor, yalanlar ağı ile süsleyerek, ‘Defolun Dersim’den’ diyorlar.(sözümüz,bu tür sitelere ve bunların aleti olan zevata)
Ve bütün bunları,yine yüzlerine taktıkları;Hümanizm,’demokratlık’,devrimcilik, hatta ‘sosyalizm’ maskesi altında yapıyorlar.(açık gelseler zaten anında teşhir olacaklar)
Dillerinde ‘demokrasi’,yüreklerinde darağaçları sallanan bu zevat ne yazık ki,Dersimli !
Bilinir; direnişin olduğu her yerde,ihanetçilerde bulunur. Dersim direnirken , hayinlerde, işbirlikçilerde ortaya çıkmıştı. Mesela; Rahber? Dersimliydi. Muhbiri sadık Kör Yusuf? Dersimliydi. Diyab Ağa? Keza Dersimliydi….
İşte bu yüzden,makalemde bu zevatın yaptıklarına ve faaliyetlerine dikkat çekmek isterken,bunlara karşı bir mantık ortaya koymaya çalışarak,dünyadan örnekler verirken hem emperyalist savaşlarda, hemde devrimci savaşlarda,düşman güçlerinin (askeri,lojistik hedefler dışında) bir diğer hedefinin halk olduğuna da dikkat çekmeye çalıştım.
Makalemde,ayrıntılara fazla daldığımı arkadaşlar söylemişti,ama yazıyı yeniden kaleme alacak fırsatım yoktu.Fakat,her şeye rağmen gelen eleştiriler, tepkiler (olumlu,olumsuz) ve saldırılar sonucu, demek istediğimizin net bir şekilde anlaşılmış olduğu ortaya çıktı.
Bu yazıda benim niyetim, eleştiri ve saldırılara cevap verme adına,en zayıf halka olan ve heryerde beşi bir arada duran amigolarla (bunlardan her yerde var) uğraşmak değil,kendine siyasi patron süsü veren, askeri hiçbir pratiği hiç olmadığı halde kendine ‘savaşçı’, ’kahraman’ havası veren yeni unsurlara kendini bu yönüyle de pazarlayan (tabi kulliyen yalan bu,az sonra buna değineceğim) Seyfi Cengiz unsuru ile olacaktır.
Önce Seyfi Cengiz’den bana hitaben kaleme aldığı ve ayrıca bu yazısına eski bir yazımı iliştirdiği bir alıntı ile başlayalım.
Aşağıdaki yazıyı eklemiş Seyfi Cengiz:
Tarih, gün ve saat: 15 Aralık 2005, 22:02:56
Yer: Dersim Forum

“SEYFİ CENGİZ SORUNU....

Seyfi Cengiz arkadaşı şahsen tanımam, ama onun yazılarını 1975-1976 yıllarından beri okurum...Bana göre Seyfi Cengiz’in Türk ve Kürt solu içerisinde ayrı bir yeri vardır, o arkadaş bir EKOLDÜR! Araştırma, inceleme dalında da çok yetenekli bir Teorisyendir!...‘

(benim Yazım bu-Oturan Adam-)
………………….
Bu yazıyı ben,internet dünyasına yeni (Kasım 2005) girdiğimde,ve ilk durak olarak da yazı yazmak için Dersim Forum’u seçtiğimde (hani aynı toprağız ya?) Seyfi Cengiz ile bazı insanların girdiği bir polemikte, Cengiz’e destek vermek için yazmıştım.

S.Cengiz,benim 2005 yılı Aralık ayında kendisine verdiğim bu ‘kredi kartını‘ 2011 yılı Kasım ayında benimle girdiği polemiğe eklemiş,(daha neler neler eklemiş) Yani tam ‘altı yıl‘ sonra.
Bu unsurun huyudur,kendisini çok sever.Ve yine, uzun süredir dikkat çeken bir diğer yanı ise, kendisi ile ilgili hiçbir yazıyı kaçırmaz,okur ve arşivler vede bunları yeri gelince Joker olarak rakibine karşı kullanır. (tipik bezirgan taktiği)
Kredi kartım hazır elindeyken,hatırlatayım; sınırsız, limitsiz kredi kartını Dünya bankası ile IMF bile ülkelere, devletlere vermiyor. Verdiği her krediyi ise denetliyor, (bakıyor ki,kendi gösterdiği yere harcıyorlar krediyi alan ülke?) ikinci dilim krediyi sonra gönderiyor.
(eğer borcu borçla kapatmak için alınmamışsa bu kredi)
Yani;her kredinin birde denetimi var,ve elbette her kredi bağımlılığı beraberinde getiriyor. Seyfi Cengiz’de ‘altı yıl’ sonra benden aldığı bu krediyi ‘beni bağlamak’,susturmak için kullanmaya kalkmışsa, demek çok zor duruma düşmüş, daha ringe çıkmadan havlu atar gibi,ne var ne yok eline sarıp, bohça yapıp, getirince,anladım ki ciğeri yerinden kopacak kadar korkmuş.(Tavrı adeta,'santaj' gibi)

Keşke,o yüksek ‘teorik’ birikimini döktürseydi.Güldürdü beni bu ‘Çerçici Dükkanı’ gibi görüntüsü ile.

Düşmüşe vurmak adetim değil ama sorayım yine de; bay Cengiz, zulanızda başka Jokerler varmı beni susturmak için,yoksa hepsi bu kadarcık- mı?...
Tuhaftır,çünkü kendine yaptığım iltifatı öne çıkarıp,beni bu yolla baskı altına almaya gayret sarf ederken,bastığı yere dikkat etmeden,gübre yığını üzerinde ki horoz’un durumuna düşmüş bu unsur, aynı yazıda; ‘Seyfi Cengiz arkadaşı şahsen tanımam..’ dediğimi fark etmemiş bile.
Peki,ben,şahsen tanımadığım bir adama nasıl bu şekilde destek verdim?

Dersim 38 forum, S.Cengiz ile TANIŞMAM

Dersim Foruma ben sığmamıştım. Bir-iki yazı ve tartışmamın ardından beni paket edip attılar oradan. ‘Ayıptır,bir şeydir, hemşeriyiz şu gurbet ellerinde’,dediysem de para etmedi.
Seyfi Cengiz’e ait bir sitenin (‘Dersim 38 ‘) olduğunu da orada öğrendim. Herhalde burada yazabilirim düşüncesiyle başladım bir şeyler karalamaya. Aradan fazla zaman geçmedi, tıpkı polis soruşturmasındaymışım gibi ahret soruları gelmeye başladı; TKP-ML hakkında ne düşünüyordum? Dersim hakkında ne gibi bir düşüncem vardı? ‘Kardelen Hareketi’ konusundaki fikirlerim nasıldı….
1.Şubeye düştüm zannettim. Fakat,hala ne siteyi,nede Seyfi cengiz’i tanıyacak durumda değildim ve bazı sorulara cevaplar verdim. O sırada BERTAL isimli bir genç,birileri ile (S.Cengiz’in amigoların dan birileri ile) polemiğe tutuştu. Bu genç zehir gibi beyni olan biriydi. Hem sorular soruyor,hemde kafasına ve okuduğu tarihlere uymayan argumanları ret ediyordu.
Bir baktım hepsi bu gencin başına çullandı. Bu genç hakkında ‘Faşisttir’ diye bir yazı çıktı sitede aniden, ve Seyfi Cengiz’i eleştirdiği için yazıları da kaldırıldı. Burnumun dibinde olan bu haksızlığa sessiz kalamazdım,müdahale ettim.
Bu sefer,Seyfi ve amigoları toplu olarak bana karşı saldırya geçtiler. Tek kelime ile şaşırmıştım. Benim açımdan bunlarla polemik sorun değildi, ileri sürdükleri şeyler şeker sakızından çıkan maniler gibiydi ama,bu kadar adama teker teker cevap vermek ve benim vereceğim cevapları yayınlamalarını beklemek boş bir hayal,boşa çabaydı.
Bunların başını S.Cengiz çekiyor,amigolarını yönlendiriyor, kışkırtıyor, sonrada kendi devreye giriyordu. Tek kelime ile ahlaksızca davranışları vardı. Halbuki,ben orada biraz yazdıktan sonra, Cengiz ile Kaypakkaya düşüncesini de tartışaca bileceğimi hesap etmiştim.
Çünkü S.Cengiz, bir çok yazısında (bu makalesi bende hala duruyor) ‘…tartışacak Partizancı bulamıyorum’ diye yükten sırtı yanmış deve gibi bağırıp duruyor, adeta dövüşecek, kendini gösterecek minder arıyordu.
Bıraktım,çekildim bu siteden. Seyfi Cengiz,siteyi adeta kendi çiftliği haline getirmiş, kendiside çizmelerinin içinde kırbaç taşıyan ağaya benziyordu. Dersim forumdaki insanlar,Seyfi Cengiz’in yanında melek kalmıştı,gördüklerim karşısında.
Kısacası;ben bu zevatın en rezil ve düşkün halini orada gördüm ve başkalarına yaptıkları da gözlerimin açılmasına,bu unsuru daha iyi tanımama yol açtı süreç içerisinde. Tipik bir polisiye kontrol sistemi yerleştirmişti sitesinde. (kimse eleştirmezse? Kendini güvende hissediyordu galiba)

Lenin’in Plehenov için kullandığı sözler geldi aklıma; ‘Biz’ demişti Lenin,’Plehenov’u tanımadan önce başımıza Taç etmiştik,O’nu tanıyınca gördük ki, meğer ayaklar altında ezilecek biriymiş!’.

İşte bende, Seyfi Cengiz’i kısa bir süre içinde olsa tanıyınca karşımızda böyle bir adam gördüm. Tamda ayaklar altında ezilecek biri!
(‘Teorisyenliğine değineceğim ileride)

Daha sonra,S.Cengiz’in etrafına topladığı bütün amigoları da bunun kişiliğini tanıdıkça,bırakıp gitti.

Bu kısma noktayı şöyle koyalım;benim,Seyfi Cengiz’e verdiğim ‘kredi kartının’ mühleti çoktan bitti. Çünkü o,bütün bu yaptıklarının ardından devrimcilere de saldırmaya, teşhir etmeye başlamış, iğrenç yüzünü tüm açıklığıyla ortaya sermişti.

Galille’nin ‘Bilye’si ve Seyfi Cengiz

Seyfi Cengiz’in bugüne kadarki yaşamında göze çarpan ‘dört’ uç nokta ve ‘U’ dönüşü var.

1) Türk solunda faaliyet yürüttüğü dönem.
2)Kendini Kürt,Kürdistanı da sömürge gördüğü dönem
3) Dersimi bir ‘Ülke’ olarak keşfederken,kendi Kürtlüğünü inkar ettiği dönem,
4)Devrimcilere düşman olup,halkı devrimcilere karşı kışkırtıp, hakaret edip,onları teşhir etmeye başladığı dönem.
Şu satırlar Seyfi Cengiz’e ait;
Çünkü asıl ’5. Kol’luk tam da kendisinin bu yazısında yaptığına denir….
’5. Kol’ tanımlaması olsa olsa Dersim’i kuşatan çevrenin Dersim’deki uzantıları tarafından yürütülen faaliyetlere yakışır.’ (Seyfi Cengiz’in; ‘Halim Kar’a Cevaben’ başlıklı yazısından)
Dikkat edilsin,sadece bana değil,bana olsa,kendi çirkin yüzünü açığa çıkardığıma bir tepki vermesi olarak anlaşılır ama o,Dersim’de ki bütün devrimci örgütleri ‘5.Kol’ görüyor.
Halbuki;devrimcileri yıllardır teşhir ve tecrit görevini kendine temel amaç olarak gören kendisi, etrafına topladığı üç- beş çömezle ve değişik isimlerle yazdırarak, bunlara yol gösterende ,Dersim Forumu saldırı alanı olarak kullananda yine kendisi.
Eğer Dersim forum da,devrimcilere karşı bir saldırıya cevap veren olursa,hemen kendi sitesinden,kendi kaleminden bir ‘aktarma’ ile o yazıyı yazanı bertaraf etme,etkisiz hale getirme uğraşı veriyor.Yanlış anlaşılmasın,bu unsur kendini mayın eşeği değil,bir filozof olarak görüyor.(boş tencere çok lakırdar)
Müdahalesi bu yüzden.(Veli Sarısaltık eylemi karşısında da aynı yöntemi izledi)
Peki;
Dönüşlerine,taklalarına dikkat ediyor musunuz Cengiz’in? Hepsi birbirine tamamen ZIT olan kutuplar bunlar. Lünepark’ta bu kadar keskin dönen bir dolambaca binseniz inanın kusarsınız, mideniz kaldırmaz.
Normal bir insandan bahsediyoruz,Seyfi Cengiz’den değil. Seyfi Cengiz,siyasi birinden ziyade, görevli memura benziyor. Sanki birileri buna; ’şimdi misyonun şu diyor’ ve Seyfi başlıyor Kangurular gibi bir yerden,diğer yere doğru zıplamaya.
Galile;bir kez harekete geçen bir bilyenin,dış etmenler ve sürtünme olmazsa,hiç durmadan sonsuza kadar döneceğini söyler. (bakınız;Orhan Hançerlioğlu; ‘Felsefe Sözlüğü’) Acaba,Galilleo Seyfi Cengiz üzerindemi yapmıştı bu deneyi? Diye merak ediyor insan.
Çünkü,hiçbir siyasi hareket bu unsuru adam yerine koymadığı ve bu yüzden buna cevap verme (yani dış müdahale,etki- tepki yok) tenezülünde de bulunmadıkları için, Seyfo,Galileo’nun boşluktaki bilyesi gibi dönüp duruyor ortalıkta hala….
SEYFİ CENGİZ’İN ‘ELEŞTİRİ’ AHLAKI ?
Ve bütün bu taklalarına rağmen herzaman ‘haklı’ ilan etmiştir bu zevat kendini.Ve de bu kadar zırt -pırt karşı kutuplara dönüşüm yapan bu unsur,her ne kerametse,kendisine karşı en küçük eleştiri yürüten kendi çömezlerine (onlarda gitti ya)bile ya yasak koymuş,yada kullandıktan sonra,fırlatıp atmıştır bunları bir kenara.
Denilebilir ki; bu ne biçim ‘5.Kol’ elamanı o zaman, hiç kimseyi etrafında barındırmıyor?

Cevap; ‘5.Kol’ elamanları yeteneklerine göre görevlendirilir,(Bakınız;Mossad;Gidon'un Casusları) Seyfi Cengiz’in görevi de, insanları ,halkı devrimcilerden uzak tutmak,dağıtmak,devrimciler hakkında şaibe yaymak, psikolojik olarak onları yıpratmak, bölmek ve parçalamak…görevi bu göründüğü kadarıyla ‘başarılı’ sayılır bu haliyle.

Örgütleme yeteneği zaten sıfır.Bugüne kadar,iki öküzü yan yana güttüğü görülmemiştir.Birisinin boynuna binip mutlaka ekarte etmiştir. En ufak bir tehlikede ise firar edip, ortalıkta hiç görünmemiştir. (bu kısım az ileride) İşte bu unsur böyle bir kişiliktir.
Fakat,bu kadarla sınırlı değil.Biraz detaya inmeme müsaade ediniz.Tekrarıma da kızmayın lütfen.

‘HIZLI ÇENE, BEYİN BOŞTAYKEN ÇALIŞIR’

Bundan yaklaşık bir yıl önce,orta yaşlarda dağ kadrosu olan bir arkadaş bana,falanca şehirde gördüğü ama ismini daha önce duyduğunu söylediği Seyfi Cengiz’den söz ederek şöyle sordu; ‘sende yaşlı kuşaktansın,kimdir Seyfi Cengiz,konuştuklarına tanık oldum,bana bayağı askeri adammış gibi geldi, tanıyormusun o’nu ?’ demişti.
(O arkadaşa verdiğim verdiğim cevabı buraya alıyorum)
‘Hayır,kendisini şahsen tanımam ama kurucularından birisi olduğu Tekoşin örgütünün,neler yaptığını ve siyasi serüvenlerini hakkında biraz bilgim var. Fakat, o vatandaşında,o örgütün de, T.C'ye karşı bir tek askeri eylemini duymadık,sen yanlış değerlendirmişsin’ dedim.
Kısaca o yıllara değini.
1977-1978-1979 ve 1980 yılları,Türk şehirleri,Dersim’in palavra meydanı’ (Dersim’de sivil faşistler yoktu, devlete karşı silahlı eylemler de hemen hemen yok gibiydi) gibi sadece siyasi tartışmalarla geçmiyordu.
(Sivas,Maraş,Çorum katliamlarını hatırlayınız) Büyük metropol şehirler başta olmak üzere, her yerde sokak çatışmaları vardı.
Bu yıllarda bir örgüt sesini ve kendini duyurdu. PKK idi bu. (o zamanlar bunlara sol örgütler (burjuva gazeteler önce bu söylemi yaydı) ‘Apocular’,onlarsa kendilerine UKO (ulusal Kurtuluş Ordusu) diyorlardı.
Bu örgütün bütün işi gücü,sol örgütlere saldırmaktı.Solcu olan her örgüte,Doğu Perinçek tayfası nasıl o zamanlar ‘sahte solcu’ deyip saldırıyor,ihbar ediyorduysa? PKK’de her önüne gelen Sol örgütü ‘AJAN’ ilan edip saldırıyordu.
Halkın Kurtuluşu’n dan,Halkın Birliği’ne…bunlardan başka, Rizgari, DDKD’ye,KUK’a, Beş Parçacılar’a,Kawa’ya… varana kadar her örgüte saldırdılar.
Sol örgütlerin çoğu,artık T.C’den değil,bunlardan korunmaya başlamıştı. (bize de saldırdılar,ölüm olmadı ama çatışmalar yaşandı,bu kısmı ‘Bayram Alkan’ yoldaşı anlattığım yazımda kısaca ele aldım)

PKK,bu seferde Antep şehrine el atmıştı. Orada da sol örgütlerden birçok insanları öldürdü. İşte, yine bu tarihlerde (1977 yılı olmalı?) PKK,’Tekoşin’ adlı bir örgütün ve Seyfi Cengiz (bir isim daha vardı ama unuttum)… diye birisinin de ‘bu adam ve örgütü,Ajanlardır’ diye propagandasını yapmaya başladı, ardından Tekoşin örgütüne mensup kadrolara saldırdı ve çok değerli kadrolarını öldürdü.

(Haki Karer,cinayetini Tekoşin'ciler işledi diyordu PKK.Daha sonraki yıllarda bu olayın hala karanlıkta olduğu ama Tekoşinle bir alakasının olmadığı kanısı ağır bastı kamuoyunda)
Selim Çürükkaya’nın deyimi ile; T.C basını,nasıl bol bol Apo’nun propagandasını yapıp,o’nu ,tehlikeli ama bir kahraman gibi gösterip hak etmediği unvanın sahibi nasıl yaptıysa,PKK’de hem Tekoşin’in , hemde Seyfi Cengiz’in idam fermanlarını yayınlayarak, bu örgütü daha geniş bir şekilde kamuoyuna tanıtmış oldu.
PKK heryerde Seyfi Cengiz’i ‘ajan’ diye arıyordu ve Tekoşin örgütü de ‘PKK ve APO’ için ‘ajandır’ demeye başlamıştı. (Ölüm kararı aldığı herkesi eninde sonunda bulup yok eden PKK, Seyfi Cengiz’i ne kerametse bir türlü bulamadı. Seyfi Cengiz,kaçmıştı)
İşte bizde,ilk defa o zaman duyduk,hem ‘Tekoşin’ diye bir örgütün varlığını,hemde Seyfi Cengiz diye birinin bu örgütün kurucularından olduğunu.Daha yeni kurulan bu örgüt, PKK terörü sonucu kısa bir süre sonra dağıldı ve çöktü.
Daha sonra bu örgüt hakkında hiçbir haber duymadık.
Yalnız,1980 Cuntası sonrası,bu örgütün bir başka kurucularından olan Kamer ÖZKAN’ın Dersim’de yalınız dolaştığını bizim gerilla gruplarımız söylüyordu. Kamer Özkan, 30 Ekim 1993 yılında PKK tarafından Dersim’de öldürüldüğünde de yapa yalınızdı.
Ne ‘Zazacılıkla’ ne ‘Dersimcilikle’ hiçbir ilişkisi yoktu.Cesur bir devrimci idi. O dağlarda tek başına dolaşması bile bunun açık göstergesiydi. Kurt bile yalnız başına Dersim dağlarında yıllarca yaşayamaz.
(bu satırların yazarı,Kamer Özkan’la hiç karşılaşmadı. Seyfi Cengiz, bir yazısında, Kamer Özkan’ın askerlerle olan çatışması -1982 yılı- diye bir olayı anlatır,o tarihlerde bölgede olmamıza rağmen bizler ne duyduk böylesi bir çatışmayı, nede böylesi bir haber bize geldi. Fakat,böyle bir çatışma yaşanmış olsa bile, o yıllarda Seyfi Cengiz zaten ortalıkta yoktu.
Dersim dağlarında olsaydı, kesin partimizinde haberi olurdu, tabi bizimde. Çünkü o yıllarda bölgede ve dağlarda hem en güçlü örgüt bizdik, hem de her örgütün bir diğer örgütle ilişkileri vardı.
Bu sözlerimizi; Reça Komünistiyê'nin,Kamer Özkan hakkında çıkardığı bildiri de doğrular ama Kamer Özkan’ı sanki yaşasaydı ‘Dersimci ve Kırmanc olacakmış gibi yansıtır.(Ayrıntı notlarımızda)

Kaldığımız yere dönerek devam edelim.

O yıllarda (1977-1978..),PKK’nin cinayetlerine karşı birçok örgüt tavır almıştı. Bizim,(TKP-ML) içinde de ‘iki farklı’ görüş ortaya çıkmıştı ; PKK’ye ‘karşı-devrimci,karanlık bir örgüt’ diyenler (bunların içinde bende vardım ama PKK’nin 1984 Eruh-Şemdinli atılımı ile bu tavrımı değiştirdim sonra, çünkü olayların perde arkasını göremiyordum o tarihlerde), diğeri ise, ‘sorunlu bir yapı ama devrim saflarındadır yeri’ diyenler.
İşte,PKK’ye olan tepki bizi Seyfi Cengiz’i ve Tekoşin’i koruma duygusuna itti (doğru yaptık). Tekoşin denilen örgütün ne siyasi programı,nede tüzüğü konusunda elimize hiçbir yazılı belgesi geçmemişti. Sadece, PKK terörünü kınayan bir-kaç bildirisini okumuştuk.
Kürt örgütü olması, partimizin programına göre, devrim saflarında olması için yetiyordu.
Ezilen ulustu Kürtler,sahip çıkılmalıydı. Bu tavrımız bile birçok Türk solundan ileri durumdaydı. PKK’nin cinayetlerine karşı tavır koyduk. Bir tesadüf eseri,Antep tutuk evinden sürgün gelen bir arkadaşın, Adana hapishanesine gelmesi ve bize ‘sizin komünde kalmak istiyorum, çünkü burada PKK’liler de var ve benim can güvenliğim yok,size güveniyorum’ demesi ile, bu arkadaşı sahiplenip ‘parti komünümüze‘ aldık.

Tekoşin hakkında ki en geniş bilgileri de bu arkadaştan edindik.(Anısı ve onuru her daim yaşasın, Bayram ALKAN’dı bu güzel insan.) Seyfi Cengiz,Kamer Özkan konusu geçti bazı sohbetlerimizde,PKK o’nları yakalayabilir mi? diye, hepsi bu.

Kaldığımız hapishanede ‘Kurtuluş’ (KSD= Kurtuluş Sosyalist Dergi) taraftarları da vardı.Seyfi Cengiz’in eskiden kendi taraftarları olduğunu söyleyince, bunu da orada öğrenmiş olduk.

‘Kurtuluş’ örgütü nasıl bir siyasi yapıydı? Buna kısaca değinmek isterim. Konumuzla alakası var çünkü.
Bu devrimci grup,kendini ‘parti’ olarak görmezdi. ‘M.Kemal ve Kemalizmi de ilerici’ bir hareket olarak değerlendirir (Tıpkı Mahir Çayan gibi) ve ‘Türkiye’de Faşizm yok’,derdi.Parti kavramını Rosa Lüxenburg gibi idealistleştirir, ‘faşizm’ kavramını da Nazi Almanyası ile özdeştirir ve faşizmin olduğu ülkelerde yaprak bile kımıldamaz,bizdeki(T.C rejimi faşist değil yani) siyasi gericiliktir,derlerdi.
THKP-C kökenliydi bu örgüt,kurucularının arasında,Mahir Çayan’ın silah ve dava arkadaşları vardı (Mustafa Kaçaroğlu, Mahir Sayın,İsmail Ayçiçek..Bu arkadaşların çoğu yakalanıp yargılandı T.C’nin mahkemelerinde, elimizde ki belgelerden biliyoruz bunları,yani gizli şeyleri afişe etmiyoruz).
Bu örgütün en çok göze çarpan tarafı,’Kürdistan’ı Sömürge’ görmesiydi.
(O dönemlere göre çok ileri bir adım Türk solu olan diğer hareketlere göre.Biz bile ‘ezilen sömürge ulus’ diyor,Lenin,her ne kadar; ‘ezilen ulusla sömürge ulus arasında pamuk ipliği kadar bir fark var’ demiş olsa da,biz bu ‘pamuk ipliğini’ dolaya dolaya ‘kırnap’,hatta ‘halat’ yapıyorduk. Biraz şövenist bir duruşumuz vardı,kısacası)

Fakat, ‘Kurtuluş’ hareketinin bu doğru tespitlerini Kemalizme bakış açıları iğdiş ediyordu. Hem Kürdistan’ı Sömürge gör? hemde Kürdistan’ı sömürge haline getiren,soykırımlar uygulayan M.Kemal ve Kemalizmi ilerici ilan et? Tam bir paradokstu bu bakış açıları. Seyfi Cengiz,bu örgütte yetişmişti.

O tarihlerde,(1975-1976-1977-78) ’Kurtuluş Sosyalist dergi’de,Kürdistan’a ilişkin makaleler çıkıyordu, bir arkadaş, işte bunlar Seyfi Cengiz’in yazısı,sonra ‘Kurtuluş’tan ayrıldı demişti. Bende bu yüzden, okuduğum bu yazıları Seyfi Cengiz’in sanıyordum.
Fakat; Seyfi Cengiz, hemen hemen bütün makalelerinde her zaman devrimi 1975 yılı ile başlatınca (artık kendisini de tanıyordum yazılarından ve sitesinde insanlara neler yaptığına tanık olmuştum), daha sonra devrimcilere karşı açık saldırıları da başlayınca bu şahıs, incelemem esnasında bu tarih üzerinde de durdum.
Ve bir tesadüf eseri,’Kurtuluş’ örgütünün liderlerinden Mahir Sayın ile bir masada buluşunca, kafamı kurcalayan soru aklıma geldi ve; ‘hocam,sizin dergilerde 1975,1976… yıllarında Kürdistan tarihi üzerine çıkan yazıları Seyfi Cengiz’mi yazıyordu? Diye sordum.
Güldü. Ne münasebet,bizim çok yetkin yoldaşlar yazdı, benimde o konuda çok makalem yayınlandı,sen hangi makaleyi soruyorsun? Diye de ekledi.
Mahir Sayın’ın cevabı kafamı açtı ama şaşırmıştım da.
Bu yanılgı yüzünden,ben 1975 yılından beri Seyfi Cengiz’i okuyorum sanıyormuşum.
Halbuki O’nun en ufak bir katkısı yokmuş bu yazılarda. İşte bu yüzden ben Seyfi Cengiz’i ‘teorisyen’ ilan etmiş,ve bu sözlerimi Dersim Forum’daki tartışma esnasında,daha o’nu tanımadan,hatta kendisine sormadan sarf etmiştim. Bu hata elbette benimdi.

Fakat, Seyfi Cengiz, hiçbir düzeltme yapmadan kabul etmişti bu yanılgımı.(İltifata dayanamaz) Benim yanlışımı düzeltebilirdi. Ama,’benim yazılarımı o tarihlerde (1975)nerede okudun’? diye sormadı bile.

Çünkü,o tarihlerde (artık öğrenmiştim gerçeği) tek yazısı ya yoktu,varsa da,bunları yayınlayacak herhangi bir gazetesi bulunmuyordu. (aksini ispat etmek isteyen olursa,tarihleri ile birlikte belge verilmeli.)
Ama,benim kendisine yolladığım,kendisinin hak etmediği bu iltifatı düzeltmek bir yana,bana hitaben yazdığı,’Halim Kar’a Cevaben’ yazısında ‘altı yıl’ sonra yeniden ortaya sürerek bu yazımı;’bakın, Halim Kar düne kadar benim hakkımda ne diyordu’ havası atarak, kendine olan bu övgümü öne çıkardı ve beni bu yöntemle susturmaya,boşa çıkarmaya çalıştı.
Evet,ben yanılmıştım bu konuda ama şimdi o’nun yaklaşımının hem fırsatçı, hem de sahtekarca olduğunu görüyorum .Çünkü,bu yazıyı yayınlamakla (benim yanılgım bir yana); ‘evet ben 1975’ten beri çeşitli yerlerde yazdım’ tezini kabul ediyor demektir ve yalan söylüyor.

Yaklaşımlarımda diğer bir sorun: ben, Seyfi Cengiz’i zaten teorisyen olarak gördüğüm için değil, PKK mağduru olduğu için savunmuştum ve bu tutumum sadece bu şahsın kişiliğine karşı ‘özel’ bir tutum da değildi.

Benim yıllardır yazdığım yazıları okuyan bir arkadaş,siyasi olarak izlediğim çizgiyi görebilen her devrimci veya demokrat,bu güne kadar benim, PKK’den veya herhangi bir sol örgütten ayrılan ve bu yüzden şiddete maruz kalan bütün devrimci insanları sürekli savunduğumu görmüşlerdir.
(Hayır,isimler sıralamak,kaynak göstermek ayıp olur,incitir onları ve sanki bu yüzden bana borçlularmış gibi yanlış bir hava yaratır, böylesi bir yaklaşım, başta kişinin kendisini küçük düşürür, hoş olmaz. Devrimci demokrasiye inancımdır beni bu şekilde davranmaya iten neden. İdeallerimde tutarlı olmaya çalışıyorum, o kadar)

Burası da bu kadar.Konu (neden Seyfi Cengiz’e o yazımda‘teorisyen’ dediğim)anlaşılmıştır sanırız.Şimdi somutlaştıralım bu kısmı da.

HAYATI KAÇMAKLA ve Enteresan bir şekilde ORTADAN Kaybolmakla GEÇEN bir ‘LİDER’(?)
Seyfi Cengiz unsuru uzun zamandır Dersimlileri ve halk kitlelerini devrimcilere karşı kışkırtıyor demiş, örnekler vermiştik. Devrimci örgütlere ‘5.Kol’ bile dediğini bizzat kendi ağzından da aktardık.(başka bir yığın alıntı var ama vermeye gerek görmedik)
Şimdi bir fantezi de biz kuralım. Diyelim ki,Seyfi Cengiz’in bu gazına Dersimliler ve halk geldi, ellerine silah alıp, Dersimden başlayarak devrimcilere karşı silahlı köy korucuları gibi saldırdı sayın Seyfi’ye inanarak.
Ve ağızlarında; ‘önderimiz Seyfi,gelirse öldürür hepinizi’ diye sloganlar atarak silahlı çatışmalara başladılar,devrimcilere karşı (Fantazi bu ya?).Sen ne yapacaksın bir ‘lider’ olarak bu durumda Seyfi Cengiz?
Seyfi Cengiz, kırk kulplu kazan gibidir,neresinden tutarsanız tutun,elinizde kalır ve laf hazır,’bende savaşacağım onlarla birlikte’ diyecektir. Bir lidere de zaten bu yakışır ama olur ya, belki, bu gariplerden biri şöyle bir soruyu Seyfi Cengiz’de sorabilir:
-Sahi,PKK, Antep’te on’a yakın sana inanmış adamını öldürürken, sen o zaman nerelerdeydin Seyfi? Diyebilir.
En gerici burjuva hukukunda bile ‘nefsi müdafa’ diye bir şey vardır.
Üstelik bir liderin kendi kitlesine güven vermesi için,böylesi bir ortamda kayıpları en aza indirmek için bile olsa, sıcak çatışmanın olduğu bölgede bulunması,hem kendi kitlesine güven vermesi, hemde saldıran güce karşı caydırıcı eylemlerde öncülük etmesi,tabanını ve kadrolarını savunması gerekmez midir?
Seyfi, o tarihlerde de kayıptı. Tıpkı 12 Eylül cuntası sonrası kaybolduğu gibi. Çünkü,Seyfi Cengiz, istek ve emellerini hep başkalarına yaptırmaya alışmıştı.
Ve,bu Seyfi’ye inananlar,bu unsurun peşinde koşanlar, sadece bu çatışmalarda Seyfi tarafından yalınız bırakılarak aldatılmadılar.
Seyfi, daha sonra bu arkadaşlarının uğruna öldükleri Kürdistan partisi denilen Tekoşin’i de fesih edecek, Kürtlere,devrimcilere de küfür ve hakaretlere de yaparak, bu uğurda şehit düşen kendi yoldaşlarını mezarlarında bile ikinci kez bizzat kendisi katletmiştir bu alçakça tutumuyla.

SAHİ, KİMSİN SEN SEYFİ CENGİZ?

-Soruyorum; Seyfi Cengiz,adamların direnirken ve öldürülürken sen bütün bunlar karşısında ne yaptın? Nerelerdeydin?..
-Soruyorum; kurduğun Tekoşin örgütünde,sana güvenen ve seni savunurken PKK tarafından öldürülen yoldaşlarını, ölüm yıl dönümlerinde bile (Kamer hakkında yazdı bir-iki defa) neden hiç bir yazıyla bile olsa anmıyorsun O’nları? Sana inanan ve senin peşinden giden bu yoldaşlarını ve mücadelelerini kitlelere neden tanıtmıyorsun?..
Bunlar babalarının kesesinden mi gitti?... (böyle iğrenç bir ahlaki yapısı var bu unsurun. Bunun peşine takılan iyi niyetli insanlar bu unsurun gerçek yüzünü artık görmeli ve ‘biz ne yapıyoruz ya?’ Diye kendi kendilerine soru sormalıdırlar)
-Soruyorum; Seyfi Cengiz,evvelsi gün Türk solundaydın,dün ise Kürt olduğunu iddia ettin ve Kürt partisini bizzat sen kurdun, bugün ise hem Kürtlere tavır alıyorsun, hem elde silah direnen devrimcileri karalıyor,saldırıyorsun,hem de onlara,’defolup gidin’,diyor, ve de onlara ‘5.Kol’ diye hitap ediyorsun, diğer taraftan ise keskin Zazacı ve Dersimci geçiniyorsun.
Peki YARIN ne olarak ve hangi misyonla,hangi yüzle kitlelerin karşısına çıkacaksın?
Yarın ki görevin nedir senin Seyfi Cengiz?...
-Soruyorum; Seyfi Cengiz,bir taraftan Dersim’i ayrı bir ülke ve sömürge ilan ediyorsun,diğer taraftan orada sömürgeciliğe ve faşizme karşı savaşan örgütlerin Dersim’den hemen çıkıp gitmelerini istiyorsun ve halkı bunlara karşıda kışkırtıyorsun.
Diyelim ki bu örgütler Dersim’den çıktı gitti. İşgal altındaki Dersim’de (hani,senin deyiminle ‘sömürge’ ya Dersim?) işgalcilere karşı ne yapmayı düşünüyorsun?
(Tek başına savaşmak için kendine yer açmaya çalışmadığın malum -zaten hayatın şaibeli bir şekilde kaçmakla geçti-,bir yere sığmayacak kadar şişmanda değilsin fotoğraflarını gördüğümüz kadarıyla, üstelik Dersim arazisi geniş.)
O zaman Dersim’i dikensiz sömürge bahçesi olarak T.C’ye mi teslim etmeyi düşünüyorsun?..
-Soruyorum; Seyfi Cengiz,kendine, ne Kürt,nede Zaza demediğine göre; Dersimlilerin aslında ‘Türk oymağı’ olduğunu (Fikir babaların) Nazmi Sevgen ve Hayri Başbuğ gibi, sen ne zaman dile getireceksin?...
-Soruyorum; Seyfi Cengiz,neden senin siteni ‘Hayri Başbuğ’ faşisti bu kadar ilgi ile takip edip,sana nağmeler düzüp, ilgileniyor,mesaj atıyor sana ve sende ona karşı neden o kadar kibarsın?...
Kimsin sen Seyfi Cengiz? ..
Kime hizmet ediyor,kimin hesabına çalışıyorsun ?..
Bitti
24 Kasım 011
Halim Kar
Not.1) Seyfi Cengiz,benim neden örgütümden ayrıldığımı yanlış anlatıyor,çünkü başka kimseyi okumuyor. Gerek kirli ticaret,gerek Hakkı Şenli ve Kenan Demir yoldaş olayları,ben örgütten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan ve olan olaylardır.
Örgütten neden ayrıldığımın bir kısmı sitemizdeki bir makalelerde var.(hayır makalenin başlığını vermeyeceğim,biraz başkalarını okumayı öğrensin bu ukala ve terbiyesiz unsur, harıl harıl bu yazıyı ararken)
Not.2) TKP/ML’de,Veli Sarısaltık eylemini eleştiren kimse yoktur. Bu konudaki eleştiriler, MKP kanadındaki tabandaki yoldaşlardan gelmiştir. Çünkü,direk devlete yönelmeyen,bu tür küçük eylemler artık bu örgütlerin tabanında da bıtkınlık ve tepki yaratmıştır.
Not.3) Kamer Özkan hakkında ‘yukarıda’ kısa alıntı yapıp verdiğimiz bildiri, Seyfi Cengiz’in parmak izlerini taşır. Orada; Kamer Özkan bana beş paralık bir değer vermez ve hiç güvenmezdi,bu yüzden yıllarca tek başına dağları kendine mesken etti,deme dürüstlüğünü gösteremediği için, hem Kamer Özkan’ı kendine benzetmeye çalışmış,hem de Kamer Özkan’ın ölüsü üzerinden bile kendine pirim toplamaya çabalamış.
işte çıkartılan o bildiriden bir demeti şimdi buraya alıyorum;
‘Yaşasaydı büyük bir olasılıkla bugün, yoldaşları gibi Kırmanc-Zaza Hareketi içinde yer alacaktı, ancak Kamer o dönem henüz Kırmanc-Zazaların ayrı bir ulus olduğunu savunmuyordu. Geldiği gelenek itibari ile Kamer, Kürt miliyetçiliğinin resmi ideolojisinden rahatlıkla kopuşacak bir yapıdaydı.’ (‘Kamer Özkan’ı,Saygı ile Anıyoruz’ başlıklı, 30.09.2009 -Reça Komünistiyê imzalı bildiriden)
Bir şey anladınız mı bu bildiriden? Ben anladım; halamın bıyıkları olsaydı,amcam olurdu demek istiyor galiba.Yani,eğer Kamer Özkan yaşasaydı,Seyfi Cengiz’in çömezi olurmuş.
Öyle ya,kendisi bir gecede kırk kılık değiştirdiği ve o sabah Kırmanc-Zaza olarak kalktığı için,herkesi kendi gibi Bukalemun soyundan ve görevli sanmış. Kürt milliyetçisi diyor Kamer Özkan’a ve kınıyor utanmadan da.
Seyfi Cengiz,bu bildiriyi ‘altı yıl’ sonra yazarken, Kamer Özkan hakkında anlattıklarına bakınca insan karşısında sanki bir şark dansözü var sanır,kıvırdıkça kıvırmış, ‘Kamer Özkan,benle aynı düşünüyordu’ diyecek nerdeyse ama etrafta şahit çok (partimizde bu durumu biliyordu) eh, beni ret etti demek zorunda kalmış ve eklemiş;
‘eğer yaşasaydı…?..Adam,adam değil,(ki,zaten bunun adam olmadığını çoğu insanlar biliyor artık) sanki ‘Yeşil Çam’ senaristi.
Not.4) Seyfi Cengiz benim için;’ Halim Kar’ın ’5. Kol’ tabirinin ne demeye geldiğini bilmediğinden eminim.‘ demiş. (Terbiyesizliğe ve dile bakın)
Bak Seyfi Cengiz şu satırları iyi oku;
‘ 5.Kol,bütün emir ve direktiflerini faşist kamptan –özellikle Nazi Almanyası-alan,hatta maaşlarını bile,bunun karşılığında kendi ülkelerinin askeri,siyasal sırları dahil hepsini faşist kampın emrine veren ve faşist kampın aynı örgütlenemsini ve propagandasını kendi ülkelerinde yapan grup ve partilere verilen isim….‘ -belge bu-
Sanki tam seni anlatmış Seyfi Cengiz. Sende T.C propagandası yapıyorsun ‘sosyalizm‘ maskesi adı altında. Hem Kürtleri parçalamaya,bölmeye uğraşıyorsun,hemde masa altından T.C ile el sıkışıyorsun ve T.C’nin propagandistliğini yapıyorsun.
Devrimcilere saldırıp,faşistlerin yapamadığı tahribatları, Dersimcilik adına yapıyorsun, T.C’nin geri hizmet taburu gibi çalışıyor,devrimcilere hem ‘içerden‘ , hemde arkasından saldırıyorsun…
Devam et okumaya lütfen Seyfi Cengiz, dünyada senden başkalarının yaşadığını belki fark edersin.
‘Fransız eski havacılık bakanı Pierre Cot,‘İhanetin Zaferi’n de şöyle yazıyordu:‘Faşistlerin ülke içinde ve genellikle ordu içinde kendi aletleri vardı.Anti-Komünist ajitasyon arkasında Fransa’yı felç edecek ve Hitler’in işini kolaylaştıracak büyük siyasi komplonun hazırlandığı bir sis perdesiydi.5.Kolun en becerikli aletleri (Fransız generali.Bn) Petain (Hitler Fransa’yı işgal ettiğinde yardımlarından dolayı Fransa başbakanı yapıldı savaştan sonra kurşuna dizildi.Bn)ve Laval’dı…..‘
Bu yazı tam bir sayfa idi ve senin için sadece üç-beş satırını kopyaladım.
Unutmadan,nerden mi aldım bu satırları, Seyfi Cengiz? Ağustos 1997 yılı (Sayı.17) tarihini taşıyan ve Türkiye de çıkan ‘Uzun Yürüyüş‘ adlı bir dergiden aldım.
Sonra,‘ben sorduktan sonra internetten araştırmış 5.Kol’u demeyesin‘ diye bu dergiden alıntı yaptım.Yani,haberim varmış ve okumuşum ‘5.Kol’u bir yerlerden.
Bu yazının başlığı ise,‘Hitler’i Kış mı Yendi?‘(2.dünya savaşının Kısa bir Anatomisi‘-3- adını taşıyor.
Evet,14 yıl önce yazılmış bu yazı ve ben, taa o zaman okumuşum bunu demek ki.
Kim mi bu alıntıyı verdiğim makalenin yazarı? ,‘Oturan Adam‘ diye biri.
Günün birinde, senin gibi mendebur ve kendi haddini bilmez,çapsız biri ukalalık yaparda, kalkıp bana sorar diye,14 yıl önce yazmışım bunları ve bu benim ilk kitabımdı.
(işte bu ukala ve edepsiz,bir de kalkmış bana’cahil‘ diye hitap ediyor)
Bu unsurun iğrenç davranışları karşısında,okurlar karşısında bile nezaket kuralları konusunda dikkatli davranamadım.Çünkü; bu gibi düşkünler karşısında nezaket kurallarına riayet etmek, zayıflık olarak değerlendirildi herzaman.
Yinede okurlardan (Seyfi Cengiz’den değil) özür dilerim bu üslubum için ama bu unsurun yazısını ve diğer insanları yıllardır nasıl aşağılayan yazılar yazdığını okurlar bir bilse? İnanın benim bu yazıma ‘peygamber sabrı‘ derler.
Sıra sende Seyfi Cengiz,haydi sende Almanya Mahkemesine…
Şimdi sen de, ‘eyvah, bu adam beni ajan ilan edip, hedef olarak birilerine gösteriyor‘ diye Alman polisine ve mahkemelerine koşa koşa gidebilirsin.
Sen bu sefer hava basmak için,yanlış kapıyı çaldın Seyfi Cengiz. Artık sana güle güle ve herkes ait olduğu yere…
Düş devrimcilerin ve acılı halkın yakasından,‘Rahber‘olmayı bırak,ihanetine son ver…
Unutmadan; canın,ola ki bir gün birileriye tartışmak isterse? Hiç çekinme lütfen,yine gel. Şu sıkıntılı ve soğuk kış akşamlarında sayende gülüyoruz hep beraber…



Halim KAR
kar@devrimcidemokrat.com
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-27-2011, 10:24 PM   #6
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Seyfi Cengiz/ Kırk yıllık geçmişinizle yüzleşin! Ek.Tarihi Paz Kas 27, 2011 8:43 am Gön: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Katkıda Bulundu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] TKP/ML’yi temsilen konuştuğu izlenimi verse de, Halim Kar’ı hiçbir şekilde ciddiye almıyorum, almayacağım da... Yanıt vermesi, tartışacaksa tartışması gereken TKP/ML’nin kendisidir.


15 Ekim 2011 tarihinde Dersim’de Veli Sarısaltık adında yoksul bir işçi öldürüldü.
Bir sure sonra bu cinayet TKP/ML TİKKO tarafından üstlenildi.
Yapılan açıklamada bu örgütün “düşmanla her türlü teması” işbirliği olarak görüp ölümle cezalandırdığı, çalıştığı fırın hesabına bir jandarma karakoluna ekmek götüren Veli Sarısaltık’ın da bu fiili yüzünden öldürüldüğü söylendi.
Şu ana kadar Veli Sarısaltık’ın düşmanla "işbirliği" yaptığına dair tek bir kanıt dahi gösterilmedi.
“Temas” kafi sebep olarak sunuldu.
Bu kafi sebepse, sadece Veli Sarısaltık'ın değil, şartlar ne olursa olsun vergi veren, askerlik veya memurluk yapan herkesin, ne olduğu pek anlaşılmayan yüce amaçlar uğruna, bu hakkın ve yetkinin kimden ve nasıl alındığı dahi sorglanmadan, infaz sırasını beklemesi gerekiyor.
Bu saçmalığından ötürü 30 Ekim tarihli bir yazımda bu açıklamayı “bir cinayetin belgesi” olarak tanımladım.
(Bkz. Bu bildiri bir belgedir).
4 Kasım (2011) tarihli bir diğer yazımda ise,
"Koşullara, konjonktürlere aldırış etmeyen, `kapısının önünü bile koruyamıyor`diyerek (Bkz. TKP/ML TİKKO’nun Veli Sarısaltık cinayetine ilişkin açıklaması) TSK operasyonlarına davetiye çıkaran, patronu yüzünden işçisini cezalandıran, sivillere sürgün ve idam cezaları biçen, insan hayatına (ne kendi kadrosunun, ne de sivil halkın) aldırış etmeden şiddeti tırmandıran bu yaklaşımlar, bu gidişat Dersim`i geleceksizleştiriyor. Bu hale seyirci kalınamaz..."
dedim.

(Bkz. Dersim Baharı İçin, 4 Kasım 2011).
’Seyirci kalınamaz’ derken, özellikle Dersim’deki suskunluğu kast etmiştim.
8 Kasım günü Facebook Desmala Sure sayfasındaki bir tartışmada bu sessizliği şu satırlarla ifade ettim:
“Dersim'de bir cinayet işleniyor. Suçu kimin işlediğine göre farklı duruşlar/pratikler sergilenmez. Bu cinayet devlet güçleri tarafından işlenseydi eminim ki yüzlerce, belki binlerce insan sokağa inip protesto eder, faillerinin bulunmasını ve hesap sorulmasını isterdi.
Bildiğim kadarıyla Veli Sarısaltık olayında Dersim'de gücü olan hiçbir örgüt böyle bir eylem koymadı.
Neden?
Eylem gücü olup da bunu yapmayanların elini kolunu bağlayan bir çarpık zihniyet değilse, nedir? Bunu söylemek de haksızlık mıdır? Tunus'ta kitlelerin sokağa dökülmesinin işaret fişeği bir polisin bir işportacıya tokat atması olmuştu. Halkta bir işgal askeri imajı uyandıranlar bunu unutmasınlar derim”.
Cinayetin üstüne üstüne gidişim sadece beni değil, Dersim düşüncesini savunan bütün diğer Dersimlileri ve Dersim sitelerini de yalan, iftira, çarpıtma, küfür ve hakaret yüklü en aşağılık türden bir saldırının hedefi haline getirdi.
İlginç olan bu çirkin saldırının TKP/ML ile bağlarını uzun zaman önce kopardığını söyleyen, üstelik bu örgütü başka cinayetlerle (Hakkı Şenli ve Kenan Demir cinayetleri) ve ’kirli ticaret’le ilişkilendiren Halim Kar adında birisi tarafından yürütülüyor oluşudur.
Bu adam bu olaya ilişkin iki yazısında işlenen cinayeti ve bu konudaki argümanlarımızı konuşmak yerine, konuyu bilinçli olarak saptırdı.
Dersim düşüncesini savunanların tümünü, özellikle de beni tehdit ederek meseleyi tamamen kişiselleştirdi.
Kimden gelirse gelsin bu tür tehditlerin susturmak şöyle dursun, beni daha fazla ve daha yüksek sesle konuşmaya mecbur edeceğini tanıyanlar bilirler.
Bahsini ettiğim şahsın Dersim fikriyatına beslediği olağandışı düşmanlık, beni bir aralık hakkında bilgi toplamak için uğradığım Veli Sarısaltık’ın Facebook sayfasına götürdü yeniden.
Veli Sarısaltık’ın Info’sundaki verilerden bir bölümü dikkatimi çekti: Sevdiği müzik: Ozan Emekçi, Dersimin Çığlığı, ...
Etkinlikler ve İlgiler: Dersim, Domane Dersim, Zazaki (Kırmancki, Kırdki, Dimilki),...
İsteyen herkes bu sayfaya bakabilir.
'İşlenen cinayette onun siyasi tercihinin/eğiliminin rolü var mıydı acaba?’ diye düşündüren verilerdir bunlar.
TKP/ML’yi temsilen konuştuğu izlenimi verse de, Halim Kar’ı hiçbir şekilde ciddiye almıyorum, almayacağım da.
Böyle bir düşkün muhatap alınmaz, seviyesine inilmez.
Yanıt vermesi, tartışacaksa tartışması gereken TKP/ML’nin kendisidir. Dersim solunun birliğine büyük önem veriyorum.
Bu doğrultuda olağanüstü çaba sarfediyorum.
Geldiği gelenek ne olursa olsun geçmişiyle yüzleşebilen, yanlışlarıyla hesaplaşma ve özür dileme cesareti gösterebilen Dersimli bütün devrimci kişi ve çevrelerin bu birlikte yeri olsun istiyorum.
Sizleri de 40 yıllık geçmişinizle yüzleşmeye (Sarısaltık cinayeti dahil) ve bu birliğe katkıda bulunmaya çağrıyorum.
Kaynak; 27 Kasım 011-Desmale Sure/ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

"Seyfi Cengiz/ Kırk yıllık geçmişinizle yüzleşin!" | [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] | 1 yorum | [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu değiliz.
Re: Seyfi Cengiz/ Kırk yıllık geçmişinizle yüzleşin! (Skor 0)
Gön: Misafir Tarih Paz Kas 27, 2011 6:43 pmRE: Halim Kar'a Cevaben

geschrieben von: Kuva-i-Milliyenin son temsilcisidir Halim, am: 25/11/2011 - 17:05:41

>> Übergeordneter Beitrag

Bu devletin adamlariyla ugrasmaya deymez bunlar Almanyada türk konsoluslugu gibi calisanlardir.

Zaten bu adamin kendisi yüzde yüz kontradir.

Dersim sesinin yükseldigi dönemde bunlar hep ortaligi bulandirmak icin görevlendirilmislerdir
görevleri dersimli cocuklari avlamak,ve öldürmektir. Bunlar Türklügü asilayan asilardir bu görevi en iyi yerine getirenlerin basinda Halim Kar´dir.

Kuva-i Miliye geleneginin son temsilcilerindendir.
Canbazdir ipte atlayandir
mikrop beyinlidir mikroplarin sahidir

kendi yoldas deigi insanlari hepsini ihbar ettikten sonraki sonraki duragi Almanya olmustur arada gider derneklere bilgi infarmasyon toparlar saldirilarina devam eder.

Yani kisacasi isini simdilik yapiyor,isi devlete calismaktir.Herkes bu dönemde farkli seylere yogunlasmisken o gündemi saptirmak icin elinden geleni arkasina koymamaktadir. Zaten yazi yazdigi site ise polis tarafinda kurulan bir sitedir arastirdiginizda karsiniza bu cikacaktir.
..................

RE: Halim Kar?a Cevaben
geschrieben von: Elida, am: 22/11/2011 - 23:32:07

>> Übergeordneter Beitrag
gereken cevabi vermissin..ciddiye alip muhataplikda adam kendisini bir yerlere oturtur oysa muhatap alinacak kisilikde birisi degil! siddeti sever cunku kendisi siddet yanlisidir.. eline beynine sahlik..

Kaynak;[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

.................

Devrimci Demokratın Notu; bu saldırılar,adı geçen tarihlerden beri Halim Kar hakkında bay Sefil Cengiz'in sitesinde yayınlanan,'Halim Kar'a Cevaben' başlıklı yazısının altına düşülen 'yorumlar'. -devrimci demokrat-
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2011, 08:45 PM   #7
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Seyfi Cengiz/ Kırk yıllık geçmişinizle yüzleşin! Ek.Tarihi Paz Kas 27, 2011 8:43 am Gön: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Katkıda Bulundu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] TKP/ML’yi temsilen konuştuğu izlenimi verse de, Halim Kar’ı hiçbir şekilde ciddiye almıyorum, almayacağım da... Yanıt vermesi, tartışacaksa tartışması gereken TKP/ML’nin kendisidir.


15 Ekim 2011 tarihinde Dersim’de Veli Sarısaltık adında yoksul bir işçi öldürüldü.
Bir sure sonra bu cinayet TKP/ML TİKKO tarafından üstlenildi.
Yapılan açıklamada bu örgütün “düşmanla her türlü teması” işbirliği olarak görüp ölümle cezalandırdığı, çalıştığı fırın hesabına bir jandarma karakoluna ekmek götüren Veli Sarısaltık’ın da bu fiili yüzünden öldürüldüğü söylendi.
Şu ana kadar Veli Sarısaltık’ın düşmanla "işbirliği" yaptığına dair tek bir kanıt dahi gösterilmedi.
“Temas” kafi sebep olarak sunuldu.
Bu kafi sebepse, sadece Veli Sarısaltık'ın değil, şartlar ne olursa olsun vergi veren, askerlik veya memurluk yapan herkesin, ne olduğu pek anlaşılmayan yüce amaçlar uğruna, bu hakkın ve yetkinin kimden ve nasıl alındığı dahi sorglanmadan, infaz sırasını beklemesi gerekiyor.
Bu saçmalığından ötürü 30 Ekim tarihli bir yazımda bu açıklamayı “bir cinayetin belgesi” olarak tanımladım.
(Bkz. Bu bildiri bir belgedir).
4 Kasım (2011) tarihli bir diğer yazımda ise,
"Koşullara, konjonktürlere aldırış etmeyen, `kapısının önünü bile koruyamıyor`diyerek (Bkz. TKP/ML TİKKO’nun Veli Sarısaltık cinayetine ilişkin açıklaması) TSK operasyonlarına davetiye çıkaran, patronu yüzünden işçisini cezalandıran, sivillere sürgün ve idam cezaları biçen, insan hayatına (ne kendi kadrosunun, ne de sivil halkın) aldırış etmeden şiddeti tırmandıran bu yaklaşımlar, bu gidişat Dersim`i geleceksizleştiriyor. Bu hale seyirci kalınamaz..."
dedim.

(Bkz. Dersim Baharı İçin, 4 Kasım 2011).
’Seyirci kalınamaz’ derken, özellikle Dersim’deki suskunluğu kast etmiştim.
8 Kasım günü Facebook Desmala Sure sayfasındaki bir tartışmada bu sessizliği şu satırlarla ifade ettim:
“Dersim'de bir cinayet işleniyor. Suçu kimin işlediğine göre farklı duruşlar/pratikler sergilenmez. Bu cinayet devlet güçleri tarafından işlenseydi eminim ki yüzlerce, belki binlerce insan sokağa inip protesto eder, faillerinin bulunmasını ve hesap sorulmasını isterdi.
Bildiğim kadarıyla Veli Sarısaltık olayında Dersim'de gücü olan hiçbir örgüt böyle bir eylem koymadı.
Neden?
Eylem gücü olup da bunu yapmayanların elini kolunu bağlayan bir çarpık zihniyet değilse, nedir? Bunu söylemek de haksızlık mıdır? Tunus'ta kitlelerin sokağa dökülmesinin işaret fişeği bir polisin bir işportacıya tokat atması olmuştu. Halkta bir işgal askeri imajı uyandıranlar bunu unutmasınlar derim”.
Cinayetin üstüne üstüne gidişim sadece beni değil, Dersim düşüncesini savunan bütün diğer Dersimlileri ve Dersim sitelerini de yalan, iftira, çarpıtma, küfür ve hakaret yüklü en aşağılık türden bir saldırının hedefi haline getirdi.
İlginç olan bu çirkin saldırının TKP/ML ile bağlarını uzun zaman önce kopardığını söyleyen, üstelik bu örgütü başka cinayetlerle (Hakkı Şenli ve Kenan Demir cinayetleri) ve ’kirli ticaret’le ilişkilendiren Halim Kar adında birisi tarafından yürütülüyor oluşudur.
Bu adam bu olaya ilişkin iki yazısında işlenen cinayeti ve bu konudaki argümanlarımızı konuşmak yerine, konuyu bilinçli olarak saptırdı.
Dersim düşüncesini savunanların tümünü, özellikle de beni tehdit ederek meseleyi tamamen kişiselleştirdi.
Kimden gelirse gelsin bu tür tehditlerin susturmak şöyle dursun, beni daha fazla ve daha yüksek sesle konuşmaya mecbur edeceğini tanıyanlar bilirler.
Bahsini ettiğim şahsın Dersim fikriyatına beslediği olağandışı düşmanlık, beni bir aralık hakkında bilgi toplamak için uğradığım Veli Sarısaltık’ın Facebook sayfasına götürdü yeniden.
Veli Sarısaltık’ın Info’sundaki verilerden bir bölümü dikkatimi çekti: Sevdiği müzik: Ozan Emekçi, Dersimin Çığlığı, ...
Etkinlikler ve İlgiler: Dersim, Domane Dersim, Zazaki (Kırmancki, Kırdki, Dimilki),...
İsteyen herkes bu sayfaya bakabilir.
'İşlenen cinayette onun siyasi tercihinin/eğiliminin rolü var mıydı acaba?’ diye düşündüren verilerdir bunlar.
TKP/ML’yi temsilen konuştuğu izlenimi verse de, Halim Kar’ı hiçbir şekilde ciddiye almıyorum, almayacağım da.
Böyle bir düşkün muhatap alınmaz, seviyesine inilmez.
Yanıt vermesi, tartışacaksa tartışması gereken TKP/ML’nin kendisidir. Dersim solunun birliğine büyük önem veriyorum.
Bu doğrultuda olağanüstü çaba sarfediyorum.
Geldiği gelenek ne olursa olsun geçmişiyle yüzleşebilen, yanlışlarıyla hesaplaşma ve özür dileme cesareti gösterebilen Dersimli bütün devrimci kişi ve çevrelerin bu birlikte yeri olsun istiyorum.
Sizleri de 40 yıllık geçmişinizle yüzleşmeye (Sarısaltık cinayeti dahil) ve bu birliğe katkıda bulunmaya çağrıyorum.
Kaynak; 27 Kasım 011-Desmale Sure/ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-28-2011, 09:37 PM   #8
Kullanıcı Profili
Mahmut Halil CAN
SİTE EMEKÇİSİ
 
Mahmut Halil CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ateshirsizi.Com
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1
Üyelik Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 33,050
Teşekkür Detayları

Tesekkür: 5345
9066 Mesajina 14740 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Zazacılardan devrimci demokratlara tehditkar salvolar

Zazacılık (Zazaizm) Teorisinin İflası ve İhanetin Sonu
06 Nisan 2010

Geçen hafta birçok basın, yayın ve özelliklede internet sitelerinde önemli bir haber dikkatimizi çekti. Özellikle Kürt halkının özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesine taraf ve yakın olan basın ve yayın kuruluşlarında çok önemli olan bu bilimsel haber kaynağı ana sayfalarda okuyuculara duyuruldu.
Habere göre Almanya Leipzig Max-Blanc Enstitüsü, Norveç Teknoloji ve Bilim Üniversitesi ve İngiltere Londra Ulusal Kan Merkezi olan HGI Referans Labaratuarı adlı bilim merkezleri, Kürtçenin Zazaca lehçesini konuşan Kürtler üzerinde uzun zamandan beri GEN araştırmaları yapmaktadırlar.
Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda kendilerine Zaza diyen, ve Zazaların ayrı bir halk olduğunu iddia eden kurum ve çevrelerin mesnetsiz, boş ve hayali tezleri tamamen ve temelden çürütülüyor. Bilimsel GEN araştırmaları sonucunda Kürtçenin Zazaca lehçesini konuşanlarında Kürt olduğu tesbit edilmiştir.
Yani Zazacılık teorisini iddia eden hayalperest çetelerin ruhuna bir El-Fatiha okutulmuş olduğundan dolayı, kendilerine geçmiş olsun ve de ilerisi için hayırlı olması dilegimle devam etmek istiyorum.
Gerçi bu tesbiti kendisine insanım diyenler her zaman yapmaktaydı. Zaten aklı başinda olan birinin Zazaları ayrı bir halk olarak iddia etmesi normal bir şey olmayıp, tamamen bir deli saçmasıdır. Ancak “Biz Zazayız ve ayrı bir halkız.” diyen bir avuç yağmacı ve talancı kılıç artığı çeteler, bu iddiaları hep tekrarladılar.
Çünkü, amaç Türkiye’de ve Kuzey-Batı Kürdistan’da gelişen Kürt halkının özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesini engellemek, set çekmek, boş yere uğraştırmak ve kafa karışıklığı yaratmak.
İki yıl önce bir sitenin istegi üzerine “Zazalar ve Zazacılık üzerine” adlı bir makale yazmıştım. Bu makalede bir deli saçması olan Zazacılık teorisini açıklamaya çalistim. Yazıya karşi birçok tehdit ve küfür almıştım. Elbette bana küfür eden zavalıların ruh halini çok iyi anlıyorum ve kızmıyorumda.
Ayrıca geçen yıl “Hasan Sabah ve Alevilik-10- Horasan’da yaşayan başka kavimler ve halklar” adlı yazımda “GEN(DNA) Testi ve bir gerçegin açıklanması” adlı bölümde konuyu daha iyi açıklamaya çalismistim.
Bilim ve teknoloji devrinde dünya degişiyor, sınırlar degişiyor ve insanlarda degişiyor. Bilim adamları on yıllarca uğraştıktan sonra, insanların soy ağacını buldular. Yani Genler…. Bu konuda ilk araştırmaları yapan Amerikalı bilim adamları ve ayrıca Avrupalı bilim adamları da Genetik köken üzerinden araştırmalarına devam etmektedirler.
Bilim adamları yaradılış hikayesindeki Adem ile Havva’nın MÖ. 60 bin yıllarında yaşadığını tesbit etmektedir. Kutsal kitaplara göre insanlığın tarihi ise, 4.000 yıldır. Örnegin, bilim adamlarının Ortadoğu’daki Sami ırkından olan Hıristiyan, Müslüman ve Yahudilerin aynı Genetik havuzdan geldiklerini tesbit etmiştir. Halbuki Araplar İsrailoğulları ile akraba olduklarını hala kabul etmiyorlar.
Çünkü Arap-İsrail çatismasi tam 4.000 yıldır devam ediyor. Hala bugün birçok tutucu müslüman din adamları, bilim adamlarının buldukları Genetik sonuçları inkar etmeye devam ediyorlar. Çünkü bunun dayandığı temel nokta, din maskesi altında yapılan ırkçılık ve ulus milliyetçiligidir.
Bilim adamlarının dikkat çektigi başka bir hususda, bir coğrafyada yerli nüfus olup işgale uğramış, kültürel ve dil asimilasyonuna tabi tutulmuş azınlıkların yutulması ve tarihten silinmesidir. Genler kaybolmuyor ve silinmiyor, ancak dil, renk ve kültürel aidiyetler kolayca silinip kaybolabiliniyor.
TC. Devleti 87 yıldır yaptığı ırkçı-faşist propagandalarla Ortaasya’nın Türklügünden dem vurmaktadır. Anadolu’da yaşayan herkesin Türk olduğu propagandası yapılmaktadır veya herkes Türk olmak zorundadır.
Anadolu’da GEN araştırması yapan Amerikalı bilim adamı Antropolog Dr. Spencer Wells “Anadolu’da Türk dili ve kültürünün yayıldığını biliyoruz. Ancak Genetik veriler Selçuklu ve Osmanlı’dan gelen Türk genlerinin burada fazla olmadığını görüyoruz. Kendinize Türk diyebilirsiniz, ancak kökleriniz başka yerlere uzanmaktadır.” diyerek bir gerçegi dile getirmektedir. Genler üzerine Araştırma. Dr. Spencer Wells ile söyleşi. Milliyet gazetesi 14-15-16 Mayıs 2004
Ayrıca 28.05.2009 Radikal internet gazetesinde “Türklerin Geninde Türklük çikmadi” adlı yazı dikkat çekici ve herkese örnek olması nedeniyle önemli bir kaynaktır. Yazıda İsviçre merkezli i-Genea adlı bilimsel bir kurumun Avrupa’daki Türkler üzerinde yaptığı GEN araştırmasıdır.
Araştırma sonucu Türk ırkçıları için tam bir hüsran ve hayal kırıklığıdır. Çünkü Türklerin ve o meşhur Türk ırkçılığı yapanların genleri başkalarına aittir. Gerisi bizim Zazacılık teorisini yapan zavallı kılıç artıklarına havale edelim.
Kürtlerin vermiş olduğu özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi 1990’lı yıllardan itibaren genelde Kürt alevilerinin yoğun olarak yaşadığı Kuzey-Batı Kürdistan’ın sınır bölgelerinde ve özelliklede Dersim’de taban bulmaya başladı.
Dolayısıyla panik içine giren TC. Rejimi, bunu engellemek için Alevicilik maskesi altında Alevi Kürt halkını örgütlemeye çalisti. Alevi dernekleri ve Cemevleri açıldı. Devlet parasıyla Alevicilik yapan kişilikler ve kurumlar oluşturuldu. TC. Devleti bunları Kürt halkının mücadelesine karşi kullanmaya başladı. Altan alta yapılan propagandalarla Alevilerin Kürt olmadığı, Dersimlilerin Kürt olamayacağı, aslında Zaza olduğu ve Zazalarında Ortaasya’dan gelen Türk asılı halk oldukları iddia edilmekteydi.
Diger yandan 70’li yıllarda devrimcilik ve solculuk adına Kürt Alevi bölgelerinde ve özelliklede Dersim’de Alevi Kürt halkının bütün degerlerini yağma ve talan eden çapulcu Maocu Sol güçlerde Zazacılık teorisine sarılmaya başladılar. Bu güçler daha çok TKP-ML ve TİKKO örgütünün kılıç artığı unsurlarıdır.
Kılıç artığı Maocu Sol unsurlar, önce kendi örgütlerine ihanet ettiler. Örgütlerinin parasını çalip yediler. Bir süre ortalıkda işsiz ve güçsüz gezip, karanlık işler peşinde dolaştılar. Kürtlerin vermiş olduğu özgürlük ve demokrasi mücadelesi Dersim’de taban bulunca, hemen devreye girerek Zazacılık teorisini yapmaya başladılar.
Çünkü, Kürt halkının vermiş olduğu özgürlük ve demokrasi mücadelesini engellemek için. Bugüne kadar Dersim kelimesini ağzına dahi almayan bu karanlık ve çapulcu güçler, hemen Dersim dernekleri ve kurumlarını açtılar. Dersimcilik adına geceler ve festler yaparak para kazandılar. Güya Dersim halkına yardım yapacaklardı.
Kuzey Kürdistan’da Dersimcilik yapan çeteler, Türk aleviciligi yapan çeteler, Zazacılık yapan çeteler, Kemalistlik ve Solculuk yapan şovenist kesimler bir tek Dersim’de yaşamına devam etmektedirler. Bunlar burada Kürt halkının başina musallat oldular. TC.nin, Jitemin, Kontgerillanın ve faşist ırkçıların yaptığı kirli propaganda ve pratiklerin fazlasını yaptılar.
Çünkü, Kürtlük bilinci gelişen Dersimliler, onlar için bir çiban başidır. İki dönemdir Dersim belediyesinin Kürtlerin denetimine geçmesini bile hazm edemediler. Belediyenin otobüslerini tahrip ettiler, belediyeye ait parklara ve diger yerlere zarar vermektedirler.
Ayrıca daha önce PKK’dan kaçan itirafçı, ajan ve ihanetçi unsurlarda Zazacılık teorisine sarıldılar. Tıpkı Botan’da devlet eliyle kurulan, ve itirafçılardan oluşan Hizbi kontra Islami örgütlenme gibi. Kendi geçmişlerine ihanet eden bu kılıç artığı çetelerde, Zazacılık teorisini işleyerek halkta kafa karışıklığı yapmaktadırlar.
Bugüne kadar Zazacılık yapan ve halka zarar veren kılıç artığı unsurların, Kürtçenin Zazaca lehçesini konuşanların Kürt olduğu şeklindeki bilimsel araştırma sonucuna ne diyeceklerdir ? Yapılan kötülük ve ihanet son bulacak mı ?
“Biz ne Kürdüz, ne de Zazayız. Biz Dersimliyiz” diyen ve Dersimcilik maskesi altında yeni bir ulus yaratmaya çalisan Jitemci, işbirlikçi, ihanetçi ve rantçı çeteler, Zazaca lehçesini konuşanların Kürt olduğu şeklindeki bilimsel araştırma sonucuna ne diyeceklerdir ?
“Kürt’den alevi olmaz, Kürtler Sunni ve Şafidir.” propagandası yapan Cem Vakfı, Ehlibeyt Vakfı gibi ajan Vakıflar ve dernekler, ve bu vakıf ve derneklerin şefleri yol düşkünü, işbirlikçi, Diyanetin ajanı ve rantçı İzettin Doğan, Feramuz Altun, Rıza Zelyut, Mehmet Yaman ve benzerleri, Zazaca lehçesini konuşanların Kürt olduğu şeklindeki bilimsel araştırma sonucuna ne diyeceklerdir ?
1980’li yıllarda kendisine Kürt alevisi diyen, şu anda Türkçülügün şampiyonluğunu yapan ve ikinci bir Ziya Gökalp olmaya çalisan satılık kalem, rantçı ve yol düşkünü Cemal Şener, Zazaca lehçesini konuşanların Kürt olduğu şeklindeki bilimsel araştırma sonucuna ne diyecektir ?
TC. Devletinin verdigi bir maaş karşilığında hem beynini ve hem de bedenini Türk faşizmine teslim eden işbirlikçi, dönme ve devşirme Kemalist kişilikler, Zazaca lehçesini konuşanların Kürt olduğu şeklindeki bilimsel araştırma sonucuna ne diyeceklerdir ?
Umarım, bu bilimsel araştırmanın sonucunu herkes iyi kavrar. Özellikle de Dersim’de solculuk maskesi altında Zazacılık yapan kılıç artığı çeteler bundan doğru bir ders çikarirlar ve geçmişini temizlemeye çaba sarfederler.
Ayrıca Dersimcilik ve Türk Aleviciligi yapan dönme ve devşirme kişilikler ve güçler yol yakın iken, halka verdikleri zarar ve ihanetten vazgeçerler ve bundan sonra halka bağlı kalıp, hatalarını af ettirebilirler. Çünkü tarih bunları hiç bir zaman unutmayacak ve af etmiyecektir.
Ve ümit ediyorum ki, Dersim’e ve bir bütün olarak Kürt halkına zarar verenler Türk devletinin oyunlarını görüp, Kürt halkına verdikleri zararlardan dolayı, halktan özür diler ve halkın insafına sığınarak kendilerini af edebilirler

sedat GEZGİN
__________________
KENDİ ATEŞLERİNDE YANAMAYANLAR, BAŞKALARININ ATEŞLERİNDE YANAMAZLAR.KENDİNİ ATEŞLERDE SINAMAYANLAR, BAŞKALARINA SINAMADA ÖRNEK OLAMAZLAR. DEVRİMCİLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR. KENDİSİNDEN BAŞKASININ OLAMAYANLAR, ASLA VE KESİNLİKLE DEVRİMCİ OLAMAZLAR.


SENDİREN.ATEŞTE DEVRİM MÜCADELECİSİ...
Mahmut Halil CAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , , , , , , , , , , ,


Bookmarks

Etiketler
demokratlara, devrimci, salvolar, tehditkar, zazacilardan, zazacılardan


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Devrimci şirinlerin yolunda devrimci alaattin karadağ ölümsüzdür Mahmut Halil CAN Türkiye-Anadolu toprakları üzerinde devrim ve komünizm uğruna mücadelede düşenler,ölümsüzleşenler 14 03-23-2011 04:03 PM
Devrimci çalışma ve devrimci örgüt ile devrimci cüret üzerine Mahmut Halil CAN Devrim ve devrimcilik 5 10-03-2010 07:34 PM
Devrimci Birlik Sorunu ve Devrimci Yenilenmeyle İlişkisi Üzerine Notlar Asibeto Devrim ve devrimcilik 0 08-31-2007 03:21 AM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:25 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Beta 1
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Zoints SEO v2.3.2Ateshirsiz.Com
Sitemap
152, 153, 11, 16, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 52, 159, 54, 57, 123, 58, 60, 61, 64, 88, 89, 90, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 105, 106, 107, 198, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 199, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 126, 124, 125, 127, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 138, 145, 146, 147, 164, 158, 160, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 196, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 195, 197, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240,